Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ruhsal Kanal Bilgileri
 Genel Kanal Bilgileri Tartışmaları
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 29

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 22/07/2010 :  22:01:26  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ben kişisel sayfamda bir keresinde şunun gibi birşey demiştim:

Yanından geçerken rastladığımız çiçeğin orada olma arzusuda, belki bizim onu koklamamızdır.

Başkalarına hizmet arzusu bile bizim arzumuz ve belki de biryerde de bu nedenle başkalarına hizmet demek aynı zamanda kendine hizmet demek. Ama düşük arzular "bizi" düşük arzularımıza çeviriyor.

---

Geçen yıl Ra bilgilerini okumak istediğim zamanlar beni oyalayacak pek çok şeyle karşılaştığımı yazmıştım biryerlerde. Ama yine de Ra'ya odaklanmamı sağlayan dikkatimi çeken kısımlarla karşılaştığımda,elimdeki herşeyi bırakıp tüm dikkatimi ona yönelttim. Bu benim huyumdur. Bir bilgi gerçekten de, böyle çok ilgimi çekmişse ona tüm dikkatimi verebilir,diğer herşeyi oldukça unutabilecek kadar odaklanabilirim.

Ama yine de birşekilde kitabı okumak için elime aldığımda ,normalde sorun yaşamadığım insanlar kendileriyle daha fazla ilgilenmediğim için beni suçluyor,hele ki bir komşum normalde hiç yapmadığı bir şeyi yapıyor,beni inanılmaz sıkıştırıyordu. Yani şu veya bu şekilde beni oyalayacak birşeylerle karşılaşıyordum sıkça.

Fakat yine de okudum ve ileriki zamanlarda sadece oyalanma değil,saldırı bazında şeylerde yaşadım.
Aslında ra bilgilerine odaklanmamın ilk nedeni sadece dikkatimi çeken bir kaynak olması değildi. Yaşadığım saldırılarında çok etkisi vardı. "Niye" diyorsun ve bir cevap arıyorsun.

Şimdilerde düşünüyorumda,aslında negatif saldırılar bana hizmet etti yani kötü gibi görünen şeylerin aslında en sonunda kötü olmayabileceğini sonraları anlıyor,taşları yerine koyabiliyorsun.
Her zaman değil ama kimi zamanlar bu böyle.

Eğer bana dostlarım hep birden saldırmasa idiler Mart ayında,ben Ra'yı okumak yerine oyalanmaya devam eder ve bu kaynağa dikkatimi vermemi sağlayacak kısmı görmezdim bile uzun zaman boyunca. İşte sonra sonra anladım negatifin pozitif yola nasıl hizmet ettiğini.

Sonra aylarca Ra bilgilerini okudum ve diğer kaynaklara yöneldim. Bilgi edinme sürecine girdiğim zaman,bilgiye odaklandığım için çok uzun bir zaman forumda paylaşımda bulunmadım. Bu kendime hizmet süreci idi.

Fakat aklımdaki pek çok şey yerini bulduğunda,artık bu bilgiyi paylaşma sorumluluğunu hissettim çünkü kabım doluydu ve bildiklerimizden sorumlu olduğumuza hep inandım.
Çekim yasasına dair tüm o tuhaf yanılsamaların verebileceği zararları biliyordum,konuya hakimdim ve buna seyirci kalma fikri vicdanımı rahatsız ediyordu.

Öte yandan Kasyopya bilgilerinin,Ra bilgilerine dair bir saptırma amacı taşıdığını,bir zamanlar Ra bilgilerine yapılan şeyin aynısının yine yapıldığını bilmek ve bile bile olmakta olanı tepkisizce izlemekte beni rahatsız ediyordu.

Bununla birlikte ,paylaşımın bile özgür iradeye müdahele olabileceğine dair garip düşüncelere kapıldığım anlar bile oldu,ki bunları da negatiflerin beynimize soktuğuna inanıyorum şimödi.
Hatta böyle günlerden birinde dua edip,ne yapmamın pozitif bir yol olduğunu bana göstermesini istedim öz 'ümden.

O günün ertesi sabah,beni uzun zamandır sıkıştıran ama her sabah günaydın diyen komşum bana "günaydın pandora"diye bir mesaj yazmıştı.
Çok şaşırmıştım çünkü komşum her ne kadar birkaç kez bizde iken önceden tesadüfen açık olan forumdaki kullanıcı adımı görse bile,aylar boyunca bir kere bile pandora diye hitap etmemişti.

Üstelik tam da rehberime danıştığım bir anda pandora adıyla hitap etmişti.
Bana neden pandora dedin bugün ;dediğimde bunu bilmediğini,sadece içinden geldiğini söylemişti.
Ve daha pek çok şey.
Ben ne kadar uzak dursam bile beni bırakmayan rüyalarım...

Aylarca paylaşımda bulunmadım,kendime hizmet ettim. Ama mart ayında foruma yeniden giriş yaptım Çekim yasasına dair o tuhaf ve bilgisizlik ürünü olan anlayışın aslında ne anlama anlama geldiğini ve Ra bilgilerinin Kasyopya celseleri tarafından saptırılma amaçlı olduğunu kanıtlarıyla paylaşmak için.

Foruma girş yaptığım o zamanlarda gerek ailem gerekse arkadaşlarıma beni bir süre anlayışla karşılamalarını çünkü yapmam gerektiğine inandığım birşey için zamanımın çoğunu bunun için kullanacağımı, kendileriyle fazla vakit geçiremeyeceğini söyledim.
Diğer işlerimi de erteledim ve böylece zamanımın çoğunu bildiklerimi paylaşmaya ayırdım.

Yani aylarca süren ,bilgiyi paylaşmama sürecinden sonra(kh),şimdide paylaşma sürecine girmiştim(bh).

Ama denge öyle bir şey ki,aylarca hiçbirşey yapmayınca,birkaç ay çok fazla şey yapmama neden olmuştu. Denge için de,karar verdiğimiz zaman böyle birşey olabiliyor demek ki.

Terazinin kefesindeki o çok fazla ağırlığı bir anda kaldırmak isteyince,kefe yavaşça değil,bir anda hızla kendini diğer tarafa çekebiliyor.
Ya da en azından benim yaşadığım şey buydu.

Elimden geldiğince Ra bilgilerine dair saptırma amaçlı olduğuna inandığım herşeyi düşünülmesi için ortaya koymaya çalıştım ama yinede ayrıntılar olacaktır elbette zira Kasyopya celseleri çok uzun zamandır var.

Ama sonuç olarak,olan/yapılmak istenen şeyi ortaya koydum.

Ve kendime verdiğim sözü tuttum.

Edited by - pandora76 on 22/07/2010 23:01:59
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 22/07/2010 :  23:24:58  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ra bilgilerinin haklı ya da haksız olmasının önemi var mı?

Kasyopya celselerine dair eleştiriler yapılır iken haklılık/haksızlık konusunun önemi olmadığına dair eleştiri yapılmamışsa,Ra bilgilerinin haklılık /haksızlığının önemi olmadığına dair bir eleştiri yapmak;tam tersine,Ra bilgilerine karşı haksızca birşey veya dediğim gibi kendimizin haklılığını ispatlamak/haksızlığımızı kabul etmemek için bir çıkış yolunu arama çabamız olurdu.

Negatif yolun diline dolayıp rahatlıkla kullanabileceği özgür irade denen şey,haksızca-bile bile zarar verici olana onay vermek değildir

"İşte kendi özgür iradesiyle karısını öldürüyor adam,ne güzel,onu da 'bir'lik adına sevip kucaklayalım,sevgimize boğup,pozitif olmasını sağlayalım" gibi birşey değildir.
Peki ya öldürülen kadın? O birliğin dışında mıki onun öldürülmesine karma-özgür irade-sevgi-birlik gibi kavramlarla seyirci kalalım?

Birinin haksızca eylemini sevgi ve benzeri şeyler adına desteklemek demek,bir'in diğer parçasına, bir başkasına yapılan haksızlığı kabul etmek demektir.
Ve birlik,bir diğer parçasına yapılan haksızlığı kabul etmez ve hatta daha fazlası,onu korur ve savunma hakkını verir,haksızlık edene saldırana değil. Ra bilgilerinde sözü edilen birşey bu.

Sözü edildiği gibi,"pozitifi tetiklesin diye Kasyopya celselerini destekliyorum"gibi birşey düşünsek bile,sonuçta Ra bilgilerine yapılmak istenen saptırmayı desteklemek ,negatife kutuplaşmak demektir.

Venüslülerde kendilerince neyin doğru olduğuna emin oldukları için negatife hasat edilen ama bh'den gelen iki gezgindi.
Çünkü gerçekten de bazı şeyler negatiftir.
Üst yoğunluk negatifin kendini sevmenin herkesi sevmek olduğuna "inanması"ama aslında bu şeyin doğru olmaması gibi,gerçekten de evrensel doğrular var.

Bunları bimek için,sürekli bilgi edinip alim olmaya gerek yok üstelik. Birşey bizi rahatsız ediyorsa içten içe bile olsa,mesela adam öldürmek ,çalmak gibi...O negatif bir eylemdir.

Ra 'nın ve Maharaj'ında söylediği gibi,üst yoğunluklar sadece bize bilgi verebilir ama aydınlanmak bizim işimizdir.
Onlar bizim tapınma zevkimizi doyuracak tanrılar değildir çünkü bir olanın bilgisi,her zerrede mevcuttur.

Dolayısıyla ne Kasyopya,ne Ra nede diğer kanal bilgilerinin,tıpkı bir zamanlar Ra nın putlaştırılıp"Güneş tanrısı Ra"gibi bir şeye çevrilmesi gibi bir şekle getirmeye,"ona saldırıyorlar öyleyse ben de ona direkt veya kurnazca saldırayım" gibi bir ruh haline bürünmeye gerek yok.

Edited by - pandora76 on 22/07/2010 23:27:37
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 26/07/2010 :  18:17:35  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Şunun altını yeniden çizmek isterim.

Negatif bir kaynağın sığınabileceği en önemli şey bana göre,"hangi kaynakta negatiflik yok ki"gibi birşey. Zaten negatiflik saptırmayı en iyi,kendince "belirsizlik" yaratarak sağlayabilir.

Bu nedenle "Ra bilgilerinde negatif birşey olduğuna inanan varsa,ben tartışmaya hazırım"dedim. Çünkü inanmıyorum buna ve kurnaz aklın eseri olan "belirsizliştirme ve böylece negatifliği gizleme"politikasının ,nelere başvurabileceğini biliyorum.

Einstein,3b idi ve bir 3b'nin düzeyine göre cevaplar bulmuştu ve dolayısıyla,mesela "Einstein da sapmıştı ama"demek ve böylece kanallardaki negatiflikleri savunmaya çalışmak son derece garip birşey olurdu.

Bir kanalın negatif olmadığını savunmak için Einstein'in 3b düzeyine göre verdiği bilgileri ya da Ra'nın ispatlanamamış negatiflikleri değil,savunulan kaynakta negatif olduğu düşünülen şeylerin aslında negatif olmadığı ortaya konmalıdır. Bunu değilde,Einstein'ın yeterince bilmemesi gibi örnekleri versek,bu bizim kendi savunduğumuz şeyi savunamayacak kadar çaresiz olduğumuzu,yani savunamadığımızı,savunulacak bir yanı olmadığını gösterir.

Kasyopya celselerine Frank'tan dolayı filan negatifliklerin karışmasından sözetmiyorum ben.. Açıkça söylemek istedim ki,tıpkı Ra bilgilerine daha önceden yapılan saptırma yapılmaktadır.

Birşeye negatif unsurların karışması ile,o şeyin negatif bir amaç(mesela Ra bilgilerini saptırması gibi)arasında fark var.
Açıkça inandığımız şeyin negatif olmadığını savunamadığımız halde,yine de laf evirip çevirmek ve yine de ısrarla savunmak,bizim de negatifliğimizin göstergesi olabilir.

Ben birkaç gün boyunca ,tek tek Kasyopya celselerini neden inceledim bu başlıkta? Direkt"Kasyopya negatif"te diyebilirdim. Bunu yapmamın nedeni,"işte şu şu şunlar negatif unsurlar olabilir"demek içindi ve benim akıl mantık çerçevesinde yaptığım bu incelemeden sonra,pozitif olduğu söylemindeki olan kaynak ta aynı şeyi yapabilmelidir,gerçekten pozitif ise.

Ama işe söylediğim gibi,negatif oluşumun kullanabileceği en iyi şey "belirsizliktir".
Sana akıl mantık çerçevesinde anlatılsın ama sen lafı evir çevir fakat birtek eleştiriye akıl mantık çerçevesinde cevap vereme,sonra negatif değil demek..gibi yöntemler de bizim negatif yöntemlere aşina olduğumuzun,kendi negatifliğimizn göstergesi olabilir.

Belirsizlik olmalı,"hangisi negatif değil ki kaynağın"gibi şeyler denilmeli ki,bu belirsizliğin ortasında negatif unsurdan da ötesi,negatif amaç(Ra bilgilerini saptırma amacı)görünmesin.

Politika iyidir,Dünyayı bile evirir çevirir.

Edited by - pandora76 on 26/07/2010 19:26:06
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  14:17:42  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by pandora76

Sözlerine katılıyorum ve altını çiziyorum çünü bence önemli. Kh kurnaz olduğu için,deneyebileceği yollardan biri de bence tam olarak bu.
Gerçektende bir olmak adına uğraşan çok güzel insanlar olduğuna inanıyorum ve kh'nin de bağıra bağıra ben negatif mesajlar vereceğim diyemeyeceği için,"kötülükte etsem,birlik aına beni-m eylemlerimide kabul edin"diyebileceğine ve birlik için yaşayan iyiniyetli ,insanları bu yolla kandırabileceklerine inanıyorum.
----
Venüs gezegeninin bizim sistemimize sonradan girmiş olabileceğiyle ilgili iddia da önemli zira Venüs gezeeni sonradan girmiş ise eğer sistemimize,o zaman Ra bilgilerinden şüphe edelim anlamına gelebilir bu.

http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1947

Bu linkte konuşulmuş.

Bozadi yazdı:

Ra Venüs gezegeniyle ilişkili olduğunu söylüyor. Venüs gezegeninin güneş sistemine dışarıdan girmiş olduğu yönünde güçlü iddialar var. bu konuyla ilgilenmiş pek çok önemli bilimci olmuş geçmişte (Velikovsky gibi). güneş sistemindeki tüm gezegenlerin saat yönünün tersine dönerken, venüsün saat yönünde dönüyor olması gibi de bir durum söz konusu. tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor. --------------------------------------------------------------------------------

Benim aklıma takılan şey,Venüs'ün sistemimize sonradan girip girmemesinden ziyade,böyle ise eğer Ra bilgilerinin bizim logosumuza dair bilgiler vermesinin yanlış olabileceğine dair bir düşünce olurdu. Çünkü aynı zamanda Ra bilgilerininde Kasyopya, ple'lerin 3.sü olarak görülmesi,kabul edilmesi,doğru kaynak denmesi...

Hem Venüs bizden olmayabilir diyip,hem de Ra bilgileri temiz bir kanaldır demek garip olmazmıydı?






Bu bence önemli.
Şimdi mesela ben diyorum ki;ben hem Kasyopya,hem Ra hem de Ple'lilere inanıyorum ve üçününde birbirini tamamladığını,Ra'nın doğru bir kaynak olduğunu söylüyorum. Ama sonra"Ra'nın gezegeni Venüs,bizim sistemimize ait değil,dışarıdan gelmiş ve öyleyse Ra'nın sözleri de tam anlamıyla geçerli değil"anlamına gelen birşey demiş oluyorum.

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?

Benim algıladığım şey,Kasyopyayı temiz bir kaynak gibi göstermek için,Ra'yı dıştalamak gibi birşey bu şey ama yine de devamında Ra'ya inandığımı söylemeye devam etmem daha da anlaşılmaz birşey? Ya da ben anlayamadım.

Edited by - pandora76 on 31/07/2010 14:33:25
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  20:04:19  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
O kadar çok celse var ki,ayrıntıların çıkacağını,düşüncelerimi tam ifade edemediğim kısımların olacağını biliyordum.

Celse 68;

Ra:Plan-ki halende sürmektedir-akıl/beden/ruh bileşimi,sarı ışın bedeninin kabuğundan ayrılmış olduğu sırada zaptederek,bu akıl/beden/ruh bileşimini negatif bir zaman/uzay'a yerleştirmekti. O zaman bu kabuk artık bilinçsiz,habersiz bir varlığa ait olacaktı. O zaman üzerinde çalışılarak fonksiyon bozukluğu meydana getirilecek, bu da önce komaya ,sonra da bedenin ölümüne yol açacaktı. Bu noktada medyumun Yüksek Benliği bir seçim yapma durumunda kalacaktı;ya negatif zaman/uzay'daki akıl beden ruh bileşimini terk edecek ya da eşdeğer titreşim ve kutbiyet sapmasındaki uzay/zaman'daki negatif kutuplaşmanın avantajlarına sahip olmayan bir negatif yönde kutuplaşmış varlığa dönüşecekti.


Bunu önceden yazmıştım ama üzerinde durmamıştım tam olarak.
Kasyopya celselerinin negatif bir amaç(Ra bilgilerini saptırma amacı)olduğunu düşünmeye başladığım zamanlarda,bir ara korkmadım değil ama sadece bir ara.

Ra,bir varlığı örneklemiş ve gönülden bh amacı taşıdığı için o varlığın negatifler tarafından en fazla gözden düşürülebildiğini ama daha fazlasının yapılamadığını söylemişti(mesela o öldürülemedi).

Ra,75.celse:
Medyumun zırhındaki zayıf noktayı işte,yüzyıllardan beri yankılanarak gelen bu süptil durum ve bundan da daha çok"Tanrı'ya Şükretme"bölümünün bu şehitliğe erme olayının habercisi(sembolü)oluşu yaratmıştır. Burada ancak genel olarak konuşabiliriz. Medyum,"Şükretme" sırasında kendisine gönderilen selamı bütün şiddetiyle deneyimlememiştir,bunu da söz konusu bestenin kendisine düşen bölümünü titreştirmek için gerekli olan yoğun konsantrasyonuna borçludur.

---
Soru:Anladığım kadarıyla zırhtaki bu zayıf noktanın asıl nedeni İsa'nın şehitlik yolunu seçme kararıdır. Dediğim doğru mu?

Ra:Medyum açısından dediğiniz kesinlikle doğrudur. Medyum dengesinin sevgi,hatta şehitlik yönünde bozulmakta olduğunun(ağır bastığının)farkındadır ama henüz bu sapmaları anlamlı biçimde dengeleyememiştir.
---
Soru:Bakalım ben Orionlu varlığın bu sapmada nasıl bir zayıf nokta bulduğunu anlayabilmiş miyim. Bir varlık herhangi bir şekilde ve oranda bu şehitlik durumu ile kendini özdeşleştirmişse,o zaman özgür iradesi ile kendini Orionlu gruba açmış ve onların şehit olması için kendisine yardımcı olmalarına fırsat vermiş olur. Doğru mu?

Ra:Dediğiniz,medyumun kendisini içinde bulunduğu çok özel (uzmanlık gerektiren)durum için doğrudur;medyum büyü ile ilgili ya da son derece kutuplaşmış özellikler taşıyan bir çalışmaya kendini adamış ve böyle bir çalışma içinde bulunmaktadır.


Yani,kişinin istemedikçe negatifler tarafından öldürülmesi gibi birşey sözkonusu değil. Böyle birşey sözkonusu olsa idi,trans medyumu Carla'nın ölmesi gerekirdi. Ama Carla her ne kadar dengesi şehitlik yönünde bozulsa da,başkalarına hizmet amacını çok fazla taşıdığı için ölmedi. Bu nedenle korkulacak birşey yok.

Edited by - pandora76 on 31/07/2010 20:09:54
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 31/07/2010 :  20:43:55  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
pandora, çok şey söylemişsin, kasyopyalıları veya kasyopya celselerinde verilen bilgilerin karanlık amacıyla ilgili iddiana dair kendince pek çok kanıt ortaya koymuşsun. bunların ciddi bir bölümünde bilgi eksikliğin, yeterince üzerinde düşünmeyişin, sadece iddialarına destek olabileceğini düşündüğün herşeye atlama şeklinde, bu konuların hak ettiği ciddiyetten yer yer çok uzaklaşan pek bir tavır sergilemişsin. tüm iddialarına yanıt vereceğim. nispeten haklı olduğunu veya samimi olduğunu düşündüğüm yerlerin de hakkını vereceğime inanıyorum ama bunların sayısının çok fazla olmadığını algılıyorum şu anda.

şimdi şu son gözüme çarpan birşeyden başlamak istiyorum. geçmişte bir yerde demişim ki:

quote:

Ra Venüs gezegeniyle ilişkili olduğunu söylüyor. Venüs gezegeninin güneş sistemine dışarıdan girmiş olduğu yönünde güçlü iddialar var. bu konuyla ilgilenmiş pek çok önemli bilimci olmuş geçmişte (Velikovsky gibi). güneş sistemindeki tüm gezegenlerin saat yönünün tersine dönerken, venüsün saat yönünde dönüyor olması gibi de bir durum söz konusu. tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor.



bunun üzerine sen de şöyle bir yorumda bulunmuşsun:

quote:

Şimdi mesela ben diyorum ki;ben hem Kasyopya,hem Ra hem de Ple'lilere inanıyorum ve üçününde birbirini tamamladığını,Ra'nın doğru bir kaynak olduğunu söylüyorum. Ama sonra"Ra'nın gezegeni Venüs,bizim sistemimize ait değil,dışarıdan gelmiş ve öyleyse Ra'nın sözleri de tam anlamıyla geçerli değil"anlamına gelen birşey demiş oluyorum.

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?



maalesef tek yönlü bakma arzunun kurbanı olmuşsun burada, pek çok yerde olduğu gibi. yani karalamak istediğin birşeyi karalayabilmek için çıtayı alçaltmışsın veya çıta zaten baştan epey alçak.

benim şimdiye kadar ra bilgilerinin genelini, bütünselliğini yanlış, hatalı, saptırıcı gösterme eğiliminde olduğumu nereden görüp emin oldun da burada venüs gezegeniyle ilgili verdiğim astronomik bir bilgiyi de bu iddiana kanıt yaptın, şaşırayım mı, şaşırmayayım mı bilemiyorum.

gerçekten kasyopya bilgilerinin kötü olduğunu kanıtlama hırsın nedeniyle bazı noktalarda, belki pek çok noktada bilinç seviyeni çok düşürüyorsun. bu işe çok enerji harcadığın için mi oluyor yoksa bu? lütfen bu konudaki tutumunu bir gözden geçir. bilincinin durumunu gözden geçirmeni tavsiye ediyorum, çünkü enerjin düşük görünüyor. eğer bu bir enerji düşüklüğü problemi değilse, enerjini bilinçli olarak objektif olmayan bir yere doğru sürüklüyorsun anlamına gelir.

sadece bu venüs örneğiyle ilgili olsa bu kadar güçlü bir eleştiri yapmazdım ama fırsat buldukça yanıt vereceğim eleştirilerinde, üstü örtülü saldırılarında pek çok defa yapmışsın bunu.

lütfen söyler misin, yukarıda alıntıladığım sözümde iddia ettiğin gibi ra'ya dair herhangi bir yargılama var mı? bunu sen uyduruyorsun! bilinçli veya yarı bilinçli bir şekilde, birşeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğin gibi görüyorsun ve çok sık yaptığın gibi objektifliğe meydan okuyorsun!

"tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor." demişim. o paragrafa hangi "iddia" geçiyor, bunu algılamakta neden bu kadar zorluk çektin? veya bu bir algı zorluğu meselesi mi gerçekten?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:00:17  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Hoşgeldin bozadi.
Ben senin pozitif niyetli olduğuna yürekten inandığımı söylemiştim ama sen algı zorluğundan bahsetmişsin gelir gelmez. Üslubun tam da Kasyopya celselerine yakışır bir üslup. Buyur devam et.Benim de sana cevap vereceğime emin olabilirsin.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:10:34  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
gerçekten kasyopya bilgilerinin kötü olduğunu kanıtlama hırsın nedeniyle bazı noktalarda, belki pek çok noktada bilinç seviyeni çok düşürüyorsun. bu işe çok enerji harcadığın için mi oluyor yoksa bu? lütfen bu konudaki tutumunu bir gözden geçir. bilincinin durumunu gözden geçirmeni tavsiye ediyorum, çünkü enerjin düşük görünüyor. eğer bu bir enerji düşüklüğü problemi değilse, enerjini bilinçli olarak objektif olmayan bir yere doğru sürüklüyorsun anlamına gelir.
---

Yalnız senden istediğim şey,"benim enerjim" yani bana dair birşeyden çok,olabildiğince Kasyopya celselerine dair konuşman.

Laura'nın kendisine saldıracak kadar aciz olan insanlar gibi,gelir gelmez "enerjin düşük,karalıyosun,falan filan "demeyi, böyle bir Kasyopyayı koruma "hırsını"kendine yakıştırmamalı,beklediğin gibi"objektif "olmalısın değil mi?

Ben zaten birşekilde bunun olacağını biliyordum bozadi,Kasyopyayı/onun tarzını bilen biri olarak,beklemediğim/hazırlıksız olmadığım birşey değil:)

Sen yaz ,ben devam edicem:)

Edited by - pandora76 on 31/07/2010 21:11:16
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:15:13  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
hoşbulduk pandora!

bir soru sordum zaten! neden ona cevap vererek başlamıyorsun?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:29:20  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bu konuya dair birşey vardı aradığım. Onu da bir araya getireyim istedim ,bu nedenle cevaplamadım.

Bak orada bir sürü şey var,Kasyopyaya dair. Sen başla diğerlerini cevaplamaya,ben de o aradığımı bulayım. Birazdan dışarı çıkıcam,geldiğimde o aradığım bilgiyi bulup cevaplıycam yok bulamazsam,buradan devam ederim.

Yok eğer "sen cevaplamadan cevaplamam" dersen eğer,ben bunu iyiye yormam. Sen endişelenme,cevapların gelecek:)

Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:35:47  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
benden çok daha kaotiksin görebildiğim kadarıyla. kasyopya'ya dair "onca şeye" hep birden dalarak ortalığı toz içinde bırakmak istemiyorum. sakince, mümkün olduğu kadar sade bir şekilde, kasyopyanın negatifliğini ifşa çabalarında kendi negatifliğini nasıl ifşa ettiğine ayna tutmak istiyorum kendimce. acelem yok. toplamak istediğini topla ve hazır olduğunda ilk soruma bir yanıt ver "lütfen".

Edited by - bozadi on 31/07/2010 21:37:37
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 31/07/2010 :  21:54:49  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Cevaplama talebi olan sen isen eğer,"sen cevapla,ondan sonra"gibi birşeyle çıkmazsın.

Bak bozadi,buraya gelip"cevaplayacağını"söylemek ve sonrasında bir şeye takılmak pozitiflik değil,politik bir tutumdur. "Pandorayı son konuya bağlayayım,orada takılı kalsın,diğerlerini es geçeyim böylece"gibi bir anlama gelir ya da böyle algılanır. Kimse sana direkt"bozadi gel de cevapla"demeden,cevaplama talebi olan sensen,lütfen cevaplamaya başla ve zamanımızı harcama. Hele ki bana politika yapma.

Lütfen biraz sakin olmayı dene ve tekrarlıyorum:Söylediğin şeyi yap,cevaplamaya başla. Ben söz verdim,cevaplıycam. Şimdi çıkmalıyım.
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 31/07/2010 :  23:41:21  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
aynı anda birden fazla konunun tartışılması, böylece spesifikliğe imkan kalmaması sana çok avantajlı görünüyor galiba? neden olabilir acaba bu? acelem yok dedim, "zamanımızı harcama" ne demek? benden mutlaka geribildirim alacağını bile bile kasyopya bilgilerini karalayamaya bunca zaman ayırmayı biliyorsun da, beklediğin geridönüş meydana geldiğinde mi zaman problemi oluşuyor?

"hele ki bana politika yapma" şu lafa bak! "tereciye tere satmaya kalkma" anlamında gözdağı herhalde!
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 31/07/2010 :  23:52:35  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
madem negatiflik testinde iddialısın ve döktürmüşsün, kendin de geç görelim o testten, ki bu işi böyle "rahatça" yapmaya ehil olduğuna güven artsın konunun takipçileri arasında!
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 01/08/2010 :  00:06:58  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
sana karşı iyi niyetimi kaybetmiş değilim. ama iyi niyet her zaman aynı yolla çalışır diye bir kural yok sanırım.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  02:22:47  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Eve geldim,baktım ve tam da düşündüğüm gibi,,birşey yok. Tarzın ise tamamen Kasyopyanın tarzı ve ben biliyorum ki,boşuna herşey.

Aradığım şey Venüs'e dair bir tartışma idi ama nerede olduğunu hatırlamadığım için aramak istedim. Kasyopya celselerine zaman harcadım fakat bu ömrümün sonuna dek oturup Kasyopya celselerinden sözedeceğim anlamınamı geliyor? Böyle mi algılıyorsun?

Senin acelen yoksa bu senin sorunun ama karşındaki insanların ,Kasyopya celselerine zaman ayırmak için işlerini ertelemiş ve dolayısıyla işlerinin birikmiş olmaları gibi birşeyin sözkonusu olabileceğini düşünmüyorsun sanırım.

aynı anda birden fazla konunun tartışılması, böylece spesifikliğe imkan kalmaması sana çok avantajlı görünüyor galiba? neden olabilir acaba bu?

Demişsin..

Neden acaba! Tanrım! Neden acaba! Neler oluyor..Acaba! Yoksa!!!

Kusuruma bakma ama,bu birşey keşfetmiş halin beni güldürdü ama inan dalga geçer mahiyette ,kötü bir anlamda değil. Bir şekilde özünde pozitif olduğuna hala inanıyorum. İnan ya da inanma,kardeşim gibi görüyorum seni ve ben en çok da kardeşimle kavga ederim:)
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  03:20:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Br kez daha baktım ama aradığım şeyi bulamadım. Takdir edersin ki,Kasyopya celseleri ve ona dair tartışmalar çok uzun. Bulursam eklerim.

Öncelikle nasıl ki sen Ra bilgilerine dair eleştiriler yaptın,aynı şekilde Kasyopya celselerininde eleştirileceğini sana söyledim. Hatta sen buna itiraz etmemiş,sadece Ra bilgilerine odaklanmak için zaman istemiştin ve ben de sana saygı gösterip fazlasıyla bu zamanı verdim. Dolayısıyla bu ne şiddet bu ne celal:)

hele ki bana politika yapma" şu lafa bak! "tereciye tere satmaya kalkma" anlamında gözdağı herhalde!

Sen Ra bilgilerini eleştirirken,ben sana böyle öfkeyle yaklaşmadım ve hatta sana uzun uzun dil döktüm,anlatmaya çalıştım,zaman ayırdım çokça. Bence özünde pozitif niyetli biri iken,Kasyopya celselerinin seni nasıl etkilediğini bir düşün,sana anlayış gösteren,anlamaya çalışan insanlara nasıl bir tarzla yaklaştığına bakarak. Benim şu ana dek umrumda değil bu yaklaşımın,belki ileride umursarmıyım onu bilmem ama şu an değil çünkü ruh halini görüyorum.

Bir kez daha yineleyeyim,kafanda implant filan yok. Rica ediyorum bir doktora git ve mr çektir,kafanda implant olmadığını göreceksin. Bunu bir kez olsun yapmaktan bir kaybın olmayacak. Bunu da araya sıkıştırayım çünkü hep söylemek istiyordum,mr çektirmeni istediğimi.

Kasyopya celselerini sen çevirdiğine ve sen cevaplayacağını söyleyerek buraya geldiğine göre,benden yanıt beklemeden sen cevaplamalısın. Kasyopya celselerine dair cevaplar vereceğini söyleyen,talep eden sensen,bunu yapmak zorundasın beni beklemeden. Ve bunu yapmak yerine,benden garip bir şekilde cevap beklemen,Kasyopya celselerinin savunulacak yanı olmadığını gösterir. Bunun farkında ol derim ben.

Şimdi Venüs konusuna geçeyim..

Ben ne demişim:

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?

Benim algıladığım şey,Kasyopyayı temiz bir kaynak gibi göstermek için,Ra'yı dıştalamak gibi birşey bu şey ama yine de devamında Ra'ya inandığımı söylemeye devam etmem daha da anlaşılmaz birşey? Ya da ben anlayamadım.


Sanırım sen de anlayamadığım bu durumu,anlatmaya geldin?

Şimdi mesela ben diyorum ki;ben hem Kasyopya,hem Ra hem de Ple'lilere inanıyorum ve üçününde birbirini tamamladığını,Ra'nın doğru bir kaynak olduğunu söylüyorum. Ama sonra"Ra'nın gezegeni Venüs,bizim sistemimize ait değil,dışarıdan gelmiş ve öyleyse Ra'nın sözleri de tam anlamıyla geçerli değil"anlamına gelen birşey demiş oluyorum.

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?


Demiştim ve sen diyorsun ki:

tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor." demişim.

Yani,Venüs'ün dışarıdan gelmiş olması iddiası,tek başına bu iddiayı kanıtlamıyorsa,ne demeye çalışıyorsun? Bu"ipucu" dediğin,"şüphe "yaratıcı şey nedir?

Yoksa şu an bu sözlerini yinelediğine göre"hayır,Venüs'ün sistemimize dışarıdan girmediğine inanıyorum artık" demeye mi çalışıyorsun? Öyleyse sorun yok mu? Sen de Venüs'ün daima bizim sistemimizde olduğunu ve Ra bilgilerinin "geçersiz"olmadığına inanıyorsun mu demek oluyor bu?

Edited by - pandora76 on 01/08/2010 03:57:01
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  03:48:20  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Hazır konu açılmışken,senden birşey istesem..Sadece şunu bir kez denesene..Denemekten zarar gelir mi?
Reiki yapıyormusun? Yapmıyorsan da yapabileceğin birşey anlatıcam.

Biliyorum ki büyük olasılıkla sinirleneceksin yine de,ama rica ediyorum şu sözlerimi bir düşün.

Biraz meditasyon yap,zihnini boşalt ve Maharaj'ın söylemeye çalıştığı şeyi söyle"Dünya ben isem eğer,ne bana nasıl zarar verebilir"de kendine. Buna kendini "inandırana" kadar tekrarla. İstersen bir zaman telkin edebilirsin,inandırmak için. Sonra tüm negatifleri yüzleşmek/görmek için çağır. Hatta istersen gözlerini de kapatabilirsin. Onlara meydan okumuş olmuyorsun,sadece onlardan korkmadığını,onları görmek/kabul etmek istediğini söylüyorsun.

Gelsinler ve ne olacaksa olsun! Ama korku dolu bir yaşam olmasın. Bunu yaparsan eğer,ben de senin negatiflerle yüzleşmen sırasında herşeyin yolunda gitmesi niyetiyle reiki yapacağım. Bir düşün,korkarak yaşamak yerine,onunla yüzleşmek!

Ruh,dağdan atlamaya cesaret edenin dileğini yerine getirir.


Edited by - pandora76 on 01/08/2010 03:49:23
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 01/08/2010 :  13:14:59  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Sen Ra bilgilerini eleştirirken,ben sana böyle öfkeyle yaklaşmadım ve hatta sana uzun uzun dil döktüm,anlatmaya çalıştım,zaman ayırdım çokça. Benim şu ana dek umrumda değil bu yaklaşımın,belki ileride umursarmıyım onu bilmem ama şu an değil çünkü ruh halini görüyorum.



sorun kasyopya bilgilerini eleştiriyor olman değil, bunu son derece hoyrat ve yarı-profesyonel bir saldırı modunda yapıyor olman, gerçek kanıt veya samimi şüphelerden ziyade "karalamam lazım, karalamam lazım" gibi bir bilinçaltı motivasyonla yapıyor olman. tabi tüm bunları yaparken akıl, tutarlılık, titizlik, objektiflik namına ne kadar çok dağ devirdiğinin farkında değilsin. bunu anlamanda sana yardımcı olmaya çalışacağım. umursayıp umursamaman sana kalmış.

quote:

Bence özünde pozitif niyetli biri iken,Kasyopya celselerinin seni nasıl etkilediğini bir düşün,sana anlayış gösteren,anlamaya çalışan insanlara nasıl bir tarzla yaklaştığına bakarak.



manipülasyon! kasyopya celselerinin hayatıma girmesinden öncesini de mi biliyorsun yoksa? böylece karşılaştırma yapıp kasyopya celselerinin beni ne hale getirdiğini görebildin demek? ben şimdi bu zannında yanıldığını söylesem de bu senin için fazla birşey ifade etmez, değil mi? sen bilmen "gerekeni" biliyorsun.

quote:

Bir kez daha yineleyeyim,kafanda implant filan yok. Rica ediyorum bir doktora git ve mr çektir,kafanda implant olmadığını göreceksin. Bunu bir kez olsun yapmaktan bir kaybın olmayacak. Bunu da araya sıkıştırayım çünkü hep söylemek istiyordum,mr çektirmeni istediğimi.



bu implant konusuna niye takıldın? kafamda bir implant olup olmamasının benim için çok önemli, çok ciddi bir konu olduğuna dair birşey mi söyledim, böyle bir imada mı bulundum? görünüşe göre sen benden daha fazla ilgileniyorsun bu konuyla. ve yine ufolojiyle ilgili son derece yetersiz olan bilginle, tüm implantların mr'la tespit edilebileceği gibi iddiada/imada da bulunuyorsun. nereden duydun, nasıl öğrendin bunu, paylaşır mısın? daha da öncesinde implantlar hakkında ne biliyorsun?

quote:

Kasyopya celselerini sen çevirdiğine ve sen cevaplayacağını söyleyerek buraya geldiğine göre,benden yanıt beklemeden sen cevaplamalısın. Kasyopya celselerine dair cevaplar vereceğini söyleyen,talep eden sensen,bunu yapmak zorundasın beni beklemeden.



"tüm iddialarına yanıt vereceğim" lafı ağzımdan çıkmaz olaydı! neden tahmin edemedim buna yapışıp duracağını? (yanıt vermeyeceğimden değil, bunu senin zamanlama dayatmana göre yapmak istemediğimden)

quote:

Ve bunu yapmak yerine,benden garip bir şekilde cevap beklemen,Kasyopya celselerinin savunulacak yanı olmadığını gösterir.



işte! kasyopya celseleriyle ilgili eleştirilerinin, yargılamalarının genel vasıfsızlığının, tutumundaki temel negatifliğin basit ve etkili bir ifşası!

demek ki kasyopya celselerinin savunulacak bir yanı olup olmadığını zahmetsizce ortaya koyan şey neymiş? yaptığın belirli bir eleştiriye getirdiğim karşı eleştiri ve bununla ilgili sorduğum soruya "garip bir şekilde" yanıt beklememmiş! bilim artık çok daha kolay, anlamak çok daha hızlı ve ucuz!

kızıyor musun pandora? kızma. kasyopya celseleriyle ilgili yazdığın ettiğin şeyleri yazmamış, söylememiş olman gerektiğini düşünmüyorum. yani, konunun bir uzmanı olmaya şu anda pek yakın görünmemene rağmen, kendi iddianı bir uzman edasıyla ve dağlar devirerek sayfalarca yazmış olmanda bir yanlışlık görmüyorum. içinden geleni yapmalısın, ama gelecek tepkilere de açık olmalısın. yaptığın herşey sana birşey öğrettiği gibi, deneyimlediğin reaksiyonlar da bu öğrenişin değerli bir parçası öyle değil mi? önemli olan da bu. denemek, öğrenmek ve ilerlemek.


quote:

Şimdi Venüs konusuna geçeyim..

Ben ne demişim:

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?

Benim algıladığım şey,Kasyopyayı temiz bir kaynak gibi göstermek için,Ra'yı dıştalamak gibi birşey bu şey ama yine de devamında Ra'ya inandığımı söylemeye devam etmem daha da anlaşılmaz birşey? Ya da ben anlayamadım.

Sanırım sen de anlayamadığım bu durumu,anlatmaya geldin?

Şimdi mesela ben diyorum ki;ben hem Kasyopya,hem Ra hem de Ple'lilere inanıyorum ve üçününde birbirini tamamladığını,Ra'nın doğru bir kaynak olduğunu söylüyorum. Ama sonra"Ra'nın gezegeni Venüs,bizim sistemimize ait değil,dışarıdan gelmiş ve öyleyse Ra'nın sözleri de tam anlamıyla geçerli değil"anlamına gelen birşey demiş oluyorum.

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?

Demiştim ve sen diyorsun ki:

tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor." demişim.

Yani,Venüs'ün dışarıdan gelmiş olması iddiası,tek başına bu iddiayı kanıtlamıyorsa,ne demeye çalışıyorsun? Bu"ipucu" dediğin,"şüphe "yaratıcı şey nedir?

Yoksa şu an bu sözlerini yinelediğine göre"hayır,Venüs'ün sistemimize dışarıdan girmediğine inanıyorum artık" demeye mi çalışıyorsun? Öyleyse sorun yok mu? Sen de Venüs'ün daima bizim sistemimizde olduğunu ve Ra bilgilerinin "geçersiz"olmadığına inanıyorsun mu demek oluyor bu?



pandora, venüs mevzusunda tüm bu söylediklerini neresinden tutayım, neresinden başlayayım! bir konuyu (ve pek çok konuyu) böyle kangrenleştirmende masumiyet oranı nedir, kasıt oranı nedir anlamaya çalışıyorum:

quote:

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?



"Ra'yı sistemin dışına çıkarmak" ne demek oluyor pandora? konuştuğumuz, tartıştığımız kaynakların hangisi güneş sistemi içinde merkezleniyor ki ben Ra'yı sistemin dışına çıkarmaya çalışıyor olayım? bu nasıl bir mantık? hangi bilgiye dayanıyor? ve öyle olsa ne olur, olmasa ne olur? bunun Ra'nın söylediklerinin doğruluğu-yanlışlığıyla ilgili bir iddiaya dayanak yapıldığını nereden çıkarıyorsun? yine, bunu kendin "uyduruyorsun"! gerçekler biraz acıtıcı olabiliyor sanırım pandora! özür dilerim! bu sonuçta hepimiz için geçerli, öyle değil mi?

kendince bir yığın sonuç çıkarıp paylaştıktan sonra altına "yoksa ben mi yanlış anladım" diye bir ibare koyduğunda hakkaniyeti kurtarmış mı oluyor musun? ki pek çok yerde o ibareyi de koymuyorsun doğal olarak.

quote:

Ama sonra"Ra'nın gezegeni Venüs,bizim sistemimize ait değil,dışarıdan gelmiş ve öyleyse Ra'nın sözleri de tam anlamıyla geçerli değil"anlamına gelen birşey demiş oluyorum.



gerçekten mi? yoksa bunu sadece hayal edip sonra da ikna mı oluyorsun?

birbirimize katalizör olmaya devam edelim pandora!
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 01/08/2010 :  13:22:18  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Hazır konu açılmışken,senden birşey istesem..Sadece şunu bir kez denesene..Denemekten zarar gelir mi?
Reiki yapıyormusun? Yapmıyorsan da yapabileceğin birşey anlatıcam.

Biliyorum ki büyük olasılıkla sinirleneceksin yine de,ama rica ediyorum şu sözlerimi bir düşün.

Biraz meditasyon yap,zihnini boşalt ve Maharaj'ın söylemeye çalıştığı şeyi söyle"Dünya ben isem eğer,ne bana nasıl zarar verebilir"de kendine. Buna kendini "inandırana" kadar tekrarla. İstersen bir zaman telkin edebilirsin,inandırmak için. Sonra tüm negatifleri yüzleşmek/görmek için çağır. Hatta istersen gözlerini de kapatabilirsin. Onlara meydan okumuş olmuyorsun,sadece onlardan korkmadığını,onları görmek/kabul etmek istediğini söylüyorsun.

Gelsinler ve ne olacaksa olsun! Ama korku dolu bir yaşam olmasın. Bunu yaparsan eğer,ben de senin negatiflerle yüzleşmen sırasında herşeyin yolunda gitmesi niyetiyle reiki yapacağım. Bir düşün,korkarak yaşamak yerine,onunla yüzleşmek!

Ruh,dağdan atlamaya cesaret edenin dileğini yerine getirir.



duymaya ve inanmaya ihtiyaç duyduğun şeyleri başkalarına söylemende önemli bir yanlışlık görmediğim gibi teşvik bile ederim. ama sürecin bir yerinde bunu kendine itiraf etmek zorunda kalacaksın: ciddi bir korku deneyimi yaşayan ben değilim, sensin! ve tüm bunları konuşmaya, tartışmaya devam ediyor olmamız, tüm bu korkularla yüzleşmemize, işbirliği ve dayanışmayla kendimizi düze çıkarma çabamıza yardımcı oluyor.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  14:04:19  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
İnanmayacaksın ama,yine de beni kızdıramadın,istediğini henüz alamadın:) Politik amaçlarla herkese sevgi,saygı ,ışık demeyen yani politik olmayı beceremediği için çok kaybeden biri olarak,Kasyopyanın ne kadar politik olduğunu çok iyi ayırdedebiliyorum . Pek çok konuda yeteneksizim ama oyuncak bebeğini bile "nasıl ağlıyor"diyerek gözlemleyen,hayatı boyunca gözlemlemiş biri olarak,emin ol Kasyopyanın kurnazlığını gözlemlemek benim için çok zor değil.Belki de bu nedenle Kasyopyayı anlatmak için uygun kişilerden biriydim. Gözlemlerimde yanlışlıkarda olabilir(Kasyopyaya dair bir yanlışlık olduğunu düşünmüyorum,görelim)ama sonuçta yanlış gözlemler var ise eğer,bunu ortaya koymak istiyorsan yapabilirsin,ben hazırım dedim sana.

Mesela sen şimdi gelip direkt benim "enerjiden,algı zorluğundan "filan bahsetmeye başladın. Tabi öfkelisinde. Çünkü onca zaman bu celseleri çevirdin ,inandın. Şimdi olacak olan şeyi biliyorum. Konu kişiselleşecek ve arada celseler kaynayacak ama ben seni tekrar tekrar konuya çekicem,Kasyopyalıların"neşe,espri,hadi eğlenelim falan filan"gibi politikaları ,bana ithaf ettiğin"manipülasyonları" bende işe yaramadı çünkü.

pandora, venüs mevzusunda tüm bu söylediklerini neresinden tutayım, neresinden başlayayım! bir konuyu (ve pek çok konuyu) böyle kangrenleştirmende masumiyet oranı nedir, kasıt oranı nedir anlamaya çalışıyorum:

Sen bi ucundan tut ve başla,gerisi gelir. Bak;şehir dışından misafirlerimiz var. Onlara eşlik etmem gerekebilir ama bunun dışındaki zamanlarımda elimden geldiğince sana yanıt vermeye çalışıcam. Zaten Kasyopya celseleri için seni bekliyordum. Hadi şu işi bitirelim artık!

tüm iddialarına yanıt vereceğim" lafı ağzımdan çıkmaz olaydı! neden tahmin edemedim buna yapışıp duracağını? (yanıt vermeyeceğimden değil, bunu senin zamanlama dayatmana göre yapmak istemediğimden)

Dayatma filan yok,sadece senin "iddialarına yanıt vereceğim"sözün var,hatırlatayım.

12 Ağustos 1995 Frank, Laura, SV

S: (L) Peki eğer biri, bir kişinin vücudundaki bir implantı çıkarırsa, o implantı burada tutmanın en iyi yolu onu hemen ezmek midir?
C: Eğer biri bir implantı çıkarırsa, artık tasarlandığı fonksiyonu göstermiyordur.

Edited by - pandora76 on 01/08/2010 14:48:14
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  14:25:04  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
duymaya ve inanmaya ihtiyaç duyduğun şeyleri başkalarına söylemende önemli bir yanlışlık görmediğim gibi teşvik bile ederim. ama sürecin bir yerinde bunu kendine itiraf etmek zorunda kalacaksın: ciddi bir korku deneyimi yaşayan ben değilim, sensin! ve tüm bunları konuşmaya, tartışmaya devam ediyor olmamız, tüm bu korkularla yüzleşmemize, işbirliği ve dayanışmayla kendimizi düze çıkarma çabamıza yardımcı oluyor.

Sıklıkla Dünyanın ne kadar kötü bir yer olduğundan,korkulardan söz eden,buna çok sık değinen(Kasyopya celselerini seçmiş olman bile yeterli bunu görmek için)sensin. Şu sözler sana ait:

benden çok daha kaotiksin görebildiğim kadarıyla

Ben kaotiğim demedim ama sen kaotikmişsin. E sen söyledin,ben değil?

Kasyopya celselerindeki implant üzerine yazılmış o sözlere dayanarak kafanda olduğunu sandığın implant için mr çektirmeni istedim. Ufolog mu olmam gerekiyor,kafanda olmayan o implanttan sözetmek için:) Sen kafamda implant var dedin ,ben değil. Benim kafamda ne implant var,ne de Kasyopyalıların benim hayatımı alabileceklerine dair korkum,daha önce de söz ettiğim gibi. Kaldı ki böyle bir korkum olsa idi,Kasyopya celselerine dair yazmazdım burada ve hala da nefes alıyorum ve nabzım beni nüfus sayımına dahil ediyor. Demek ki korkulacak birşey yok. Tabi sana göre Kasyoplalılar pozitif? O başka.

Ama seçim senin,yardım önerilerini geri çevirmek senin bileceğin şey,nasıl dilersen onu yap fakat korkuya dair yazdığın sözlerinin altına,başka sözlerini eklemek,Kasyopyalıların korkutmalarına ve senin korkularına dair iyi bir başlangıç olabilir.


karanlık/korkulu/çözülmemiş malzemeler ruhumuzla aramızda bir geçitte birikiyor sanki ve bir çeşit "ruh tutulması" gibi bir etki yapıyor arada belki. dolayısıyla en derin korkular, en korkusuz halle de bir yakınlık arzediyor olabilir. psikanaliz/hipnoterapi ile ilgili şeylerde vardır ya, öyle. ama bunun tek yönlü olduğunu düşünmüyorum. yani, en korkusuz halimizle etkin bir bağlantıya geçebilmek için kesinlikle bilinçaltımızın en korktuğumuz yerlerinden geçmemiz gerekmiyor. bazen yüksek ruhsal merkezimizle daha doğrudan bağlantılarımız olabiliyor ve çok büyük bir enerji/moral/cesaret biriktirebiliyoruz ama bu durum bilinçaltının karanlık malzemelerini gideremez kendi başına bence. sadece, o karanlık malzemelere iki taraflı yaklaşmanın imkanlılığı/gerekliliği/doğallığı ile ilgili bir çıkarım. sorunlar alt-benlik seviyesinde çıktığı için, sorun aslında nihai olarak alt-benlik seviyesinde çözülecektir ama alt-benlik bu işte yalnız kalmak zorunda değildir. üst-benliğinden/benliklerinden yardım/ilham/rehberlik alarak yapabilir bunu ancak. yoksa elimize bir silah almadan toplu-tüfekli savaşa girmek gibi birşey olur bu. (aklıma daha iyi bir örnek gelmedi, özür dilerim!)

ama, nihai olarak, karanlıklarımızla yüzleşmek zorunda kalacağımızdan hiçbir şüphem yok şahsen. sadece, bunun, şu anda sandığımız / sanıyor olabileceğimiz kadar problemli/zor/imkansız olmayabileceğini düşünüyorum.

Edited by - pandora76 on 01/08/2010 14:50:09
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  15:45:26  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Oe'nin verdiği cevap ta şu:

quote:
Originally posted by oe_

Arkadaşlar yazıma dikkat ederseniz, topraklama yapmayın veya bu yararsızdır, denmiyor. Bedende statik elektrik olarak biriken şey de bedendeki enerji türlerinden biri. Toprağa deymek bu yükü boşaltabilir. Ama bu kadar kolay boşalmayan başka enerji türleri de var. Ben genel biçimde arkasındaki prensibe dikkati çektim. Eğer genel olarak bedende yukarı akış değil de aşağı akış olsa idi, topraklama değil de 'göklendirme' yapmak peşinde olacaktık belki de. Söylemek istediğim bu sadece.

Sevgili Tiversonus, haklısınız çeşitli iddialar olabilir. Ama aklın işlevi zaten her çeşit iddiayı süzmek/değerlendirmek ve bütünleştirmek değil mi? Eğer bu iddiaları hep onların belirdiği eşit düzeyde tutarsak bunlar bilgi değil sadece kafamızın içinde boşlukta dönüp duran (doğru olup olmadığını bilmediğimiz) informasyon parçaları olur. Dikkat ederseniz ben sadece "öyle değil böyledir" demedim. Arkasındaki logos prensibi ile ilişkisi açısından bir bütüne oturtmaya çalışıyorum. Bu açıdan Venüs sonradan mı girmiştir girmemiş midir bilemem, ama bildiğimi düşündüğüm şey logosların izni dışında birşey olmayacağıdır. Onlar bu galaksilerin/güneş sistemlerinin lokal tanrıları gibi birşey. Yoğunluk derecelerinin üstünde ve tüm bu yoğunluklara fırsat veren/olanak yaratan şeyler.

Köpekbalığı olayını anlamadım.

Sağlık sektöründe değilim, sadece meraklı biriyim. Carla Ra'dan sonra Quo diye bir grupla çalıştı. Ama transa girmeden. Bana aynı tadı vermediği için takip etmedim pek.



Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  16:01:39  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor." demişsin ya bozadi,şimdi bu "ipucu" yardımıyla,Venüs'ün sistemimize sonradan girmesine dair "çağrışım"ın ne olduğunu çözmek isteyebilirsin belki. Sonuçta keşfedilmesi gereken,Ra bilgilerine dair kuşkular olabilir!

Misafirime eşlik etmek üzere dışarı çıkıyorum. Sana söylemem gereken şeylerden biri şu.

Ben nasıl arka arkaya Kasyopya celselerine dair düşüncelerimi söyler iken Kasyopya celselerini çeviren sen olmana rağmen senin cevabını beklemeden devam ettim,senden de aynı şeyi bekliyorum.

Bir kısma takılıp"Pandora,bu konuda beni ikna edemedin,daha bitirmedik,diğerine geçemem"gibi şeyler dersen eğer,"ne dersem diyeyim zaten ikna olmayacak,bunu özellikle yapıyor diğer konulara geçmemek için"derim ve senin Kasyopya celselerine dair tüm iddialara yanıt vereceğini söyleyerek gelip, Kasyopya celselerinin savunulacak yanı olmadığı için savunamadığını ve dolayısıyla Kasyopya celselerinin Ra bilgilerini "saptırma"amaçlı olduğunu kabul ettiğini düşünürüm.

Ve ayrıca..Tek taraflı değil. Kasyopya celselerinde"negatif"olduğu iddia edilen tüm bilgileri de teker teker konuşmak istiyorum. Madem Kasyopyalılar böyle demiş,bize de bu negatif mesajları bulmak düşer.
Ra bilgilerinin doğruluğuna inanan biri olarak,Ra bilgilerinde olduğu iddia edilen negatif mesajları ortaya çıkarmak ve böylece Ra bilgilerindeki bu "şüphe"sorununu halletmek istersin diye düşünüyorum.

Edited by - pandora76 on 01/08/2010 16:06:55
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 01/08/2010 :  17:41:03  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Politik amaçlarla herkese sevgi,saygı ,ışık demeyen yani politik olmayı beceremediği için çok kaybeden biri olarak, Kasyopyanın ne kadar politik olduğunu çok iyi ayırdedebiliyorum .



akla mantığa meydan okumaya devam ediyorsun. kasyopyalılar senin kastettiğin manada en gayrı-politik (daha doğrusu, 'politically-incorrect') kaynaklardan biri. iki espiri yapınca taraftar toplamaya yönelik politika mı yapmış oluyor. bu ucuz eleştirileri bırak diyeceğim ama, yapıştığın perspektiflerin %80'ini bırak demek gibi birşey bu.

quote:

Sıklıkla Dünyanın ne kadar kötü bir yer olduğundan,korkulardan söz eden,buna çok sık değinen(Kasyopya celselerini seçmiş olman bile yeterli bunu görmek için)sensin.



dünya derken dünya gezegeni üzerindeki insan yaşamını kastettiğimize göre, dünyanın NE KADAR KÖTÜ bir yer olduğunun sen farkında değil misin? işte, örtülü negatifliğini, inkarcılığını, derin korkunu en iyi ortaya koyduğun noktalardan biri. bu pek çok başkaları için de geçerli. "dünya" iyi bir yer mi? dünya üzerinde olan bitenler sana sevinç mi veriyor? olan bitenlerden "ürkmüyor" musun? söyle pandora, söyle! gerçekten korkutucu değil mi bu dünyada olan bitenler!

quote:

Şu sözler sana ait:

benden çok daha kaotiksin görebildiğim kadarıyla

Ben kaotiğim demedim ama sen kaotikmişsin. E sen söyledin,ben değil?



ciddiyetsizlik, samimiyetsizlik, ehil olmayış yüzeye vuruyor.

quote:

Ufolog mu olmam gerekiyor,kafanda olmayan o implanttan sözetmek için:)



ciddiyetsizlik, samimiyetsizlik, bilgisizlik, özensizlik, umursamazlık, tartışmayı bilince kapalı bir noktaya sürükleyiş...

quote:

Benim kafamda ne implant var,ne de Kasyopyalıların benim hayatımı alabileceklerine dair korkum,daha önce de söz ettiğim gibi.



"kasyopyalıların senin hayatını alabileceklerinden korkun" mu? kasyopyalılar birilerinin hayatını aldıklarına veya alabileceklerine dair bir tehditte, bir imada mı bulundu? ya arkadaş, birşeyi alabildiğine eleştiriyorsun, eleştirinin hakkını ver ya! bu kadar saygısızlık, bu kadar ciddiyetsizlik olur mu? verileri bu kadar kolayca saptırmak nasıl bir hastalığın işaretidir?

quote:

Kaldı ki böyle bir korkum olsa idi,Kasyopya celselerine dair yazmazdım burada ve hala da nefes alıyorum ve nabzım beni nüfus sayımına dahil ediyor. Demek ki korkulacak birşey yok.



korkusuzluğunun dayanaklarını "nefes almak" ve "nüfus sayımında sayılmak" olarak açıklayan bir insanla spiritüalizmi, ra bilgilerini, kasyopya celselerini tartışıyorum! aman allahım! aman allahım! neler oluyor?

quote:

korkuya dair yazdığın sözlerinin altına,başka sözlerini eklemek,Kasyopyalıların korkutmalarına ve senin korkularına dair iyi bir başlangıç olabilir.



ben hiçbir korkum olmadığını söylemedim. ikimizden birinde ciddi bir korku problemli varsa, onun sen olduğunu iddia ettim. alıntıladığım yazıda eleştirmek istediğin birşey var mı, onu söyle.

Tiversonus'un Venüs'le ilgili "çağrışım"dan neyi kastettiğini tam olarak bilmiyorum ama gerçekten de senin ilk kastettiğin anlamda birşeyi kastetmiş olabilir. ve sonuçta bu spesifik konuda onun görüşü onu bağlar. ben ra ile ilgili görüşlerimi çok sık ve çok çeşitli şekillerde ifade ettim. bir bütün olarak ra'nın yanlış, kötü bir kaynak olduğunu düşünmediğim gibi, aksinin doğruluğuna inanıyorum. ve benden alıntıladığın kısımda bahsettiğim "ipucunun" sadece ve sadece venüs'ün güneş sistemine dışarıdan girdiği şeklindeki astronomik veriye bir ipucu teşkil ettiğini, o alıntıladığın yazıda maldek, venüs gibi gezegenler hakkında bir tartışma olduğunu, ne ra'nın ne de başka bir kaynağın doğruluğu yanlışlığı ile ilgili bir tartışma olmadığını sana hatırlatmak istiyorum. madem benim yazımı alıntılayarak bir eleştiri yapıyorsun, o yazıyı eleştirinin hakkını verecek kadar iyi okuman ve ucuzca negatif tespitlere atlamaman gerekir ama bunu bol bol yapıyorsun. bu konuda fazla bir sıkıntı duymadığına göre, bunların yüzüne vurulmasını da kaldırabilirsin herhalde.

quote:

Ben nasıl arka arkaya Kasyopya celselerine dair düşüncelerimi söyler iken Kasyopya celselerini çeviren sen olmana rağmen senin cevabını beklemeden devam ettim,senden de aynı şeyi bekliyorum.



ya bunu neden sürekli söyleyip duruyorsun? önümüzdeki birkaç ay venüs konusunda kalmak gibi bir niyetim yok, merak etme. geçmiş yazılarda fazlasıyla materyal oluşturmuşsun. ne zaman uygun hissedersem onları ele almaya başlayacağım. sen niye rahat olamıyorsun?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 01/08/2010 :  23:27:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Farkındamısın ama,tamı tamına söylediğim gibi gidiyor herşey:) Bak ben ne demiştim? Şimdi kişiselleşecek,arada celseler kaynayacak.

Geldiğin andan itibaren algı zorluğundan ,enerjime kadar pek çok şey söyledin,ciddiyet ve samimiyetinle:) ama hala konuya giriş yapmadın doğru düzgün. Bana saldırmaktan konu hakkında konuşmaya zamanın kalmıyor çünkü. İstersen aylarca devam et,seni konuyu tartışmak için ben çağırmadım . Ama işlerimden dolayı,oldukça geç bir zaman cevap vermek durumunda kalabilirim. Kardeşim;benim özel hayatım yok mu. Belki bir başka şehre gitmeli ve orada kalmalıyım,gideceğim yerde evimden internete giremiycem belki? Bunları anlatmak zorundamıyım.
Ben birikmiş işlerim var diyorsam ,bu yeterli olmalıdır. Niye söyledim işlerim var diye? Şimdi Kasyopyanın tarzı der ki"bak ben yazdım ama pandora uzun zamandır cevap vermedi,demek ki kaçtı,Kasyopya doğru"gibi. Ben Kasyopyanın her yolunu görüyorum ve bu nedenle işlerim var diyorum.

Ayrıca,bir zaman önce Kasyopya celselerini tartışmaya açacağımı söylediğimde fikirlerini belirteceğini söyleyen sendin.

"kasyopyalıların senin hayatını alabileceklerinden korkun" mu? kasyopyalılar birilerinin hayatını aldıklarına veya alabileceklerine dair bir tehditte, bir imada mı bulundu? ya arkadaş, birşeyi alabildiğine eleştiriyorsun, eleştirinin hakkını ver ya! bu kadar saygısızlık, bu kadar ciddiyetsizlik olur mu? verileri bu kadar kolayca saptırmak nasıl bir hastalığın işaretidir?
Algı zorluğundan,enerjimin kötü olmasına kadar gelir gelmez saldıran sen ama hasta olan ben? Bakalım saldırılarında daha ne kadar ileri gideceksin? Neyse..Konuya başlayalım.

Venüse dair:
Tiversonus'un Venüs'le ilgili "çağrışım"dan neyi kastettiğini tam olarak bilmiyorum ama gerçekten de senin ilk kastettiğin anlamda birşeyi kastetmiş olabilir. ve sonuçta bu spesifik konuda onun görüşü onu bağlar. ben ra ile ilgili görüşlerimi çok sık ve çok çeşitli şekillerde ifade ettim. bir bütün olarak ra'nın yanlış, kötü bir kaynak olduğunu düşünmediğim gibi, aksinin doğruluğuna inanıyorum. ve benden alıntıladığın kısımda bahsettiğim "ipucunun" sadece ve sadece venüs'ün güneş sistemine dışarıdan girdiği şeklindeki astronomik veriye bir ipucu teşkil ettiğini, o alıntıladığın yazıda maldek, venüs gibi gezegenler hakkında bir tartışma olduğunu, ne ra'nın ne de başka bir kaynağın doğruluğu yanlışlığı ile ilgili bir tartışma olmadığını sana hatırlatmak istiyorum. madem benim yazımı alıntılayarak bir eleştiri yapıyorsun, o yazıyı eleştirinin hakkını verecek kadar iyi okuman ve ucuzca negatif tespitlere atlamaman gerekir ama bunu bol bol yapıyorsun. bu konuda fazla bir sıkıntı duymadığına göre, bunların yüzüne vurulmasını da kaldırabilirsin herhalde.

O Venüs'e dair alıntının sahibine dair görüşüne katılıyorum. Alıntı sahibinin genel kanal bilgileri tatışmasında sıkça söz ettiği şeylerden biri de Ra bilgilerine ne kadar önem verdiği ve inandığı. Oysa ki bu alıntıya göre ortaya çıkan şey,Ra bilgilerini sadece "herkes inanıyor Ra'ya ,öyleyse ben de Ra'dan söz edeyim ve araya Kasyopyayı karıştırayım",gibi bir niyeti varmış sonucu görünüyor.

Hem Ra'yı sistemin dışına çıkarıp hem de Ra doğrudur;demem garip olmuyor mu?

Benim algıladığım şey,Kasyopyayı temiz bir kaynak gibi göstermek için,Ra'yı dıştalamak gibi birşey bu şey ama yine de devamında Ra'ya inandığımı söylemeye devam etmem daha da anlaşılmaz birşey? Ya da ben anlayamadım.


Yani"sevgi,ışık,çiçek,kelebek,Ra ne temiz bir kaynak inanıyorum ona ben"demek yetmiyor.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  00:16:38  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ben bir şey demiştim önceden. Kasyopyalıların niyeti,herkesin inandığı temiz kabul ettiği Ra'yı onaylamak ve böylece insanların güvenini kazanarak Ra'yı saptırmak.
Venüs'e dair o mesajı yazan kişi de,bu yöntemi kullanmış gibi görünüyor.

Sana değil bu sözüm bozadi,ben senin özünde pozitif niyetli olduğuna hala inanıyorum ama herşeyin "gayette bilincinde olan negatif niyetler var" der iken,işte bunu kastetmiştim.

Budala nickli arkadaşın,bu başlıkta çok önceden söylediği sözü tekrarlamak istiyorum:

Zaman kurtla kuzunun ayrıldığı zamandır.

Arkadaşın söylediği sözler çıkıyor gibi görünüyor.

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  00:42:58  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Şimdi kendine dair sözlerine değineyim bozadi:

bir bütün olarak ra'nın yanlış, kötü bir kaynak olduğunu düşünmediğim gibi, aksinin doğruluğuna inanıyorum. ve benden alıntıladığın kısımda bahsettiğim "ipucunun" sadece ve sadece venüs'ün güneş sistemine dışarıdan girdiği şeklindeki astronomik veriye bir ipucu teşkil ettiğini, o alıntıladığın yazıda maldek, venüs gibi gezegenler hakkında bir tartışma olduğunu, ne ra'nın ne de başka bir kaynağın doğruluğu yanlışlığı ile ilgili bir tartışma olmadığını sana hatırlatmak istiyorum. madem benim yazımı alıntılayarak bir eleştiri yapıyorsun, o yazıyı eleştirinin hakkını verecek kadar iyi okuman ve ucuzca negatif tespitlere atlamaman gerekir ama bunu bol bol yapıyorsun. bu konuda fazla bir sıkıntı duymadığına göre, bunların yüzüne vurulmasını da kaldırabilirsin herhalde.


Bozadi;aylar sonra sen foruma yeniden döndüğün zaman,Kasyopya 'ya dair eleştiriler yapıldığı zamandı. Belki böyle düşünmemiştin ama insanın aklına ister istemez olumsuz şeyler geliyor . Mesela şu:

Ra bilgilerini tartışırken,Venüs'e dair bilgiyi vermek için,celselerden birinde geçen Maldek,Venüs gibi konuların geçtiği celseyimi kullandı? Gibi..Böyle düşünmediysen eğer,özür dilerim ama ister istemez,sözlerin ve uzun bir zaman bekleyip,sonra Kasyopyaya eleştiri gelince foruma gelmen,insanın aklına olumsuz olasılıklar getirmekte.

Zira sürekli Ra bilgilerine dair göreceğimiz birşeylerden bahsetmekteydin sonrasında. Bu neydi,ben de merak etmiştim.

Hepsi bir yana...Sen Venüs dışarıdan gelmiş olabilir derken o celsede,bunun Ra bilgilerine dair olumsuz bir görüntü vereceğini düşünmedin mi? Ben Ra tartışılamaz demiyorum ki sen tartıştın ama Venüs'ün dışarıdan gelmesi,çok önemli-temel bir sorun olabilir diye düşünüyor musun?
Hepsini bir yana bırakalım. Şu sözün:

bir bütün olarak ra'nın yanlış, kötü bir kaynak olduğunu düşünmediğim gibi, aksinin doğruluğuna inanıyorum

Sen Ra'nın doğruluğuna inandığına eminmisin? Oysa ki Kasyopya celselerine göre Ra bilgilerinin yüzde 30 'u(yaklaşık rakam) yanlış?

Şimdi Kasyopyalılar Ra'ya yüzde 30 'u yanlış der iken,sen Ra'nın doğruluğuna inanıyorsan,o zaman Kasyopyalıların doğruluğuna inanmıyor olmalısın çünkü Kasyopya'nın Ra'ya dair verdiği doğruluk yüzdesine dair bilgiyi reddetmiş oluyorsun?

Yeri gelmişken,Kasyopyanın doğruluğuna inanıyormusun? Zira Kasyopyanında bir kısmı yanlışmış,ben değil kendileri söylemekte bunu.

Şimdi benim kafam karıştı. Hangisi doğru hangisi yanlış? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz oldum..
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  00:51:07  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kasyopya celselerine yönelik yazdığım hangi mesajımdan başlayabiliriz diye düşündüm . En başından başlasak?

Bu sadece bir öneri. Mesela ilk konumuz ne idi? Sevgi-bilgi konusu. Üstelik en temel konu. Ne dersin?

S: (L) Peki ya sevgi?

C: Ne olmuş sevgiye?

S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.


C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

Edited by - pandora76 on 02/08/2010 00:51:44
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 02/08/2010 :  14:17:14  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Farkındamısın ama,tamı tamına söylediğim gibi gidiyor herşey:) Bak ben ne demiştim? Şimdi kişiselleşecek,arada celseler kaynayacak.

Geldiğin andan itibaren algı zorluğundan ,enerjime kadar pek çok şey söyledin,ciddiyet ve samimiyetinle:) ama hala konuya giriş yapmadın doğru düzgün. Bana saldırmaktan konu hakkında konuşmaya zamanın kalmıyor çünkü.



ben kişiliğinin kasyopya celselerini yargılayış biçimine yansıttığın kısmını sorgu konusu yapıyorum yalnızca ve o kısımda sağlıklı olmayan çok şey var, kanıtlarını sergilemekte olduğum gibi. eğer bunları kasyopya tartışmalarına ve iddialarına bu kadar çok bulaştırmamış olsaydın, o zaman bunlar tartışma konusu olmazdı. objektifliğe yakın durursan kimse seni bu şekilde yargılayamaz ama bu kadar bariz ve şiddetli bir subjektiflik dayatıp sonra da bunun tartışma konusu olmamasını istemek, devamlı ve ısrarlı bir anormalliğin korunmaya çalışılmasını istemektir. bu ne senin pozitifliğine hizmet eder, ne de başkalarınınkine. hiçbirimiz %100 sağlıklı değiliz, hatta bu orana çok uzağız bence. yaptığımız, ettiğimiz, arayışında olduğumuz herşeyde psişik sağlığımızı yükseltmeye çalışıyoruz. o yüzden, sanki ben dahil herkes çok sağlıklı da, bir tek sende bir anormallik varmış gibi bir portre çizmiyorum. çünkü durum bu değil, hepimizin çok iyi bildiği, sezdiği gibi. kasyopya celseleri ne senden ne de herhangi bir başkasından kıymetli değil, olamaz da. her birimizin yükseltmeye ihtiyaç duyduğumuz psişik/ruhsal sağlığımız ise en çok aranan, en paha biçilmez şey bir bakıma. bugün ben seni sıkıştırırım negatif bazı yansımaların itibariyle, yarın sen beni. bu çok arzu edilir birşey değil ama zaten bunu sonsuza kadar sürdürmek gibi bir derdimiz de olmayacaktır bence. ama mevcut koşullarımızda şu anda olan şeyde de çok büyük bir anormallik olduğunu düşünmüyorum. herşeyin bir değeri var ve sen de bunun farkında olduğun için, şu andaki "üzerine gelişim" nedeniyle "ağlama" yoluna gitmedin, en azından henüz. çünkü artık birşeylerin değişmesi gerektiğinin farkındasın ve sorunun bir şekilde her zaman kendimizle ilgili olduğunu da hepimiz seziyoruz. kendimizde tespit etmemiz ve geliştirmemiz gereken bazı sorunlar var. sağlıklı olmadığımızı itiraf etmemiz gerekiyor. ben hariç değilim bu iddiamda hiçbir şekilde.

niyetim bir gündür yaptığım şeyi sürekli sürdürmek değil (istesem de bunu sürekli yapmaya moral enerjimin yeteceğini sanmıyorum) ama bir kaynağın negatifliğinin tespitiyle ilgili bir hizmet yaptığını düşünürken kendin ne kadar negatifliğe bulaşmakta olduğunu (veya bu negatifliğin sende ve hemen herkeste zaten fazlasıyla mevcut olduğunu), durumunu bu anlamda bir gözden geçirmen gerektiğini daha iyi görmeye başlaman dileğinle, kaldığım yerden devam etmek istiyorum:

quote:

Kardeşim;benim özel hayatım yok mu. Belki bir başka şehre gitmeli ve orada kalmalıyım,gideceğim yerde evimden internete giremiycem belki? Bunları anlatmak zorundamıyım.
Ben birikmiş işlerim var diyorsam ,bu yeterli olmalıdır. Niye söyledim işlerim var diye? Şimdi Kasyopyanın tarzı der ki"bak ben yazdım ama pandora uzun zamandır cevap vermedi,demek ki kaçtı,Kasyopya doğru"gibi. Ben Kasyopyanın her yolunu görüyorum ve bu nedenle işlerim var diyorum.

Ayrıca,bir zaman önce Kasyopya celselerini tartışmaya açacağımı söylediğimde fikirlerini belirteceğini söyleyen sendin.



kaçak güreşte üstüne yok! maşallah yakın geçmişte kasy yargılamaların için bolca vakit bulmuşsun. ben de senden acil bir şekilde uzun uzun yanıtlar beklemiyorum zaten. rahat ol, istediğin yere git, istediğin kadar vakit harca, istediğin zaman yanıt ver. illa ki bir zaman okursun yazdığımı ve ne cevap vermek istiyorsan verirsin. merak etme, takipçileri bilgilendirdin işte.

quote:

Zaman kurtla kuzunun ayrıldığı zamandır.



sen ne kadar kuzusun? işte ben burada senin çeşitli "kurtluk"larınla ilgili ifşalarda bulunuyorum. ama sen tam da yüksek kurtlarca programlanmış bir hipnozun talimatlarına uygun olarak bunlar hiç söylenmemiş gibi davranıyorsun, bunların potansiyel doğruluğunu değerlendirmekten özenle kaçıyorsun. kasyopya'nın ra'nın, o veya bu kaynağın kurtluğunu kuzuluğunu karşılaştırmak ve ilan etmek sana çok keyifli geliyor sana ama aynı soruya bizzat muhatap olmak hiç beklemediğin birşeydi değil mi? kimse bir kaynağın kurtluğunu tespit eden bir insanın kurtluğundan şüphe etmez sandın. çünkü insanların genelinde böyle bir hastalık var. tekrar hatırlatıyorum, ben kendimi de kuzu olarak tanımlamıyorum. ra'nın çok güzel tanımladığı gibi, bu eğilimlerin insanların ezici bölümünde karışık oranlarda mevcut olduğunu kabul ediyorum. ama sen kendi kurtluğunu görmeden ve tartışma konusu olmasına açık olmadan bir kaynağın kurtluğunu kurdumsu bir şekilde ifşa etmeye kalkarsan, o kaynağa azımsanamayacak bir bağlılığı olan bir insan da senin kurtluğunu ifşa etmekten çekinmez.

quote:

Arkadaşın söylediği sözler çıkıyor gibi görünüyor.



bir dikkat saptırma ve spot ışığını kendinden uzaklaştırma çabası daha.

quote:

Ra bilgilerini tartışırken,Venüs'e dair bilgiyi vermek için,celselerden birinde geçen Maldek,Venüs gibi konuların geçtiği celseyimi kullandı? Gibi..Böyle düşünmediysen eğer,özür dilerim...



özrün gerçek bir özür olmadığı için olduğu gibi bırakıyorum.

quote:

...ama ister istemez,sözlerin ve uzun bir zaman bekleyip,sonra Kasyopyaya eleştiri gelince foruma gelmen,insanın aklına olumsuz olasılıklar getirmekte.



"bekleyip"!!! bu kelime ancak bu kadar manipülatif bir şekilde kullanılabilirdi. beklemişim!!! foruma katılım göstermeye normalde müsaitmişim ama "beklemişim" ve kasyopya eleştirilerini görünce hemen foruma tekrar iştirak etmeye karar vermişim pandora'nın iddiasına göre! dikkat, bunu bir "olasılık" diye ifade etmiyor, "mutlak bir gerçek" olarak beyan ediyor! "BEKLEMİŞİM!" ne kadar doğal görünümlü ama aslında ne kadar bilinçli bir seçim olduğuna bakın şu kelimenin! sordun mu? kanıtın, dayanağın nedir? ben gerçekten "beklemiş miyim" o süreçte? burada kurtluk yapmıyorsun da ne yapıyorsun pandora?!

quote:

Sen Venüs dışarıdan gelmiş olabilir derken o celsede,bunun Ra bilgilerine dair olumsuz bir görüntü vereceğini düşünmedin mi?



bu soruda bir kuzunun cehaleti ve masumiyeti aranabilir ama tek başına bu herşeyi açıklıyor gibi görünmüyor bana.

quote:

Sen Ra'nın doğruluğuna inandığına eminmisin? Oysa ki Kasyopya celselerine göre Ra bilgilerinin yüzde 30 'u(yaklaşık rakam) yanlış?

Şimdi Kasyopyalılar Ra'ya yüzde 30 'u yanlış der iken,sen Ra'nın doğruluğuna inanıyorsan,o zaman Kasyopyalıların doğruluğuna inanmıyor olmalısın çünkü Kasyopya'nın Ra'ya dair verdiği doğruluk yüzdesine dair bilgiyi reddetmiş oluyorsun?



pandora... pandora... bu ne sığ bir yargılama böyle! bir insan bir kaynakta belirli bir seviyede yanlış veri mevcut olduğunu kabul edip de o kaynağın genel ve bütünsel olarak hala iyi bir kaynak olduğuna inanamaz mı? bu olasılığın beynine hiç doğmamış olması mümkün mü? bunu neden yaptığını ve bundan nasıl kurtulacağını biliyorum. birbirimizin şifasına katkıda bulunabilmek için birbirimize daha epey sabretmemiz gerekir yalnız, bunu da bilmen gerekir.

quote:

Şimdi benim kafam karıştı. Hangisi doğru hangisi yanlış? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz oldum..



nihayet samimi bir değerlendirme...

ra veya kasyopya'nın birini mutlak doğru, birini mutlak yanlış çıkarmak gibi bir problemin yok aslında senin. problemin veya problemlerin çok daha farklı. seninle senin arandaki ilişkiyle ilgili. bu her birimiz için de geçerli. kendimizle kendimiz arasındaki ilişkide iyileştirilmesi gereken şeyler var. kendimize iyi ve doğru davranmıyoruz. kendimize kötü muamele ediyoruz. ve etrafımızdaki düzenin çeşitli unsurları da bu kötü durumu tespit ve tedavi etmeye çalışmadığı gibi, bunu açık ve gizli şekillerde teşvik ediyor. kimse böyle bir şeyin farkında ve ciddiyetindeymiş gibi görünmüyor. milyonlarca insan yanılıyor olamaz diyoruz ve kendimizle, varlığımızla ilgili çözülebilir, çözülmeyi bekleyen bir problemi görmezden gelmeye devam ediyoruz.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  15:12:47  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Öncelikle bu saldırgan tarzın üzerine konuşalım. Beni sıkıştırdın mı? Amacın bu muydu yani? Söylemeseydin farkına varamayacaktım:)

ben kişiliğinin kasyopya celselerini yargılayış biçimine yansıttığın kısmını sorgu konusu yapıyorum yalnızca ve o kısımda sağlıklı olmayan çok şey var, kanıtlarını sergilemekte olduğum gibi.

Bak bozadi;bu tür bahanelere kanacak kadar aptal biri değilim,sen bilirsin,bu sözümü ciddiye almamaya devam edebilirsinde.

Öncelikle tarzının ne kadar saldırgan olduğunu ve değişmen gerektiğini diğer başlıklardada söyleyen sensin. Yani şimdi de dilediğince saldırabilmek için yaptığın şu açıklama kusuruma bakma ama komik duruyor.

Ben Laura'ya ya da sana direkt"algı zorluğumu var,enerjiniz kötü falan filan"diyerek mi söze başladım?
Yani dilediğince saldırma lüksüne sahip değilsin. Sonsuza dek sabredecek değilim zira benim de merhametin ve sabrımın sınırları olduğu için insanım.

Bir de şu var. Diğer başlıklarda saldırgan tavırlarla konuştuktan sonra,neden arkasından bu tarzın için özür diliyor ve sözcüklerini yumuşatıyordun? Şimdi böyle yapmamanın manası ne?

Çünkü Kasyopya celselerini eleştirenler benim kadar düzenli takip etmemişlerdi ve dolayısıyla tartışmalar sonucu çıkan tablo,Kasyopyanın negatif amacını tam anlamıyla ortaya koymamıştı. Ama bu sefer,Kasyopya celselerindeki tüm negatiflikleri ve daha da önemlisi Ra bilgilerini saptırma amaçlı olduğu,keskin bir şekilde ayrıntılarıyla ortaya kondu.

Kasyopya yani senin herşeyinin çöküşünü görüyorsun. Kanıtların aksini ispatlayamacağını biliyorsun . Ve bu nedenle kaybedecek birşeyi kalmayanların cesaretine sahipsin. Dilediğince öfkelenip,kişiselleştirerek,karşındaki insana ne kadar zarar verirsen kar hesabındasın.
Buna inanmasanda seni görüyorum.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  15:34:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
sen ne kadar kuzusun? işte ben burada senin çeşitli "kurtluk"larınla ilgili ifşalarda bulunuyorum. ama sen tam da yüksek kurtlarca programlanmış bir hipnozun talimatlarına uygun olarak bunlar hiç söylenmemiş gibi davranıyorsun, bunların potansiyel doğruluğunu değerlendirmekten özenle kaçıyorsun.

Bu sözlerin oldukça garip,zira kafasında implant olan ben değil sensin. Belkide o implantı takanlar seni bana saldırman için programlaşmışlardır?

Diyorsun ki ciddiyetsizlik. Kasyopya celselerinin yeri geldiğinde Laura'ya "aptal kadın"diyen ,alay eden sözleri değil ,benim tarzım ciddiyetsizlik? Kasyopya gibi alaycı bir kanalı konuşurken,şu direkt bana"programlanmışsın"demenin karşısında nasıl normal bir şeymiş gibiymişcesine,ciddiyetle tartışabilmeyi başarıcağımı düşünüyorum.

Sana söyledim daha önce. Çocukluğumdan beri doğayı,hayvanları,insan davranışlarını herşeyi sürekli gözlemlemek benim alışkanlığım. Aynen öyle. Kurtları da görebilecek kadar gözlemledim. Yoksa sen de şu eski kurt yönteminden birinde olduğu gibi"savunuyorsan aslında sendeki kötülük"gibi birşeye benzer bir saldırı yöntemi mi geliştirdin? Neden yapılan kurtluğun ortaya çıkması seni rahatsız mı etmekte? Yoksa kuzu olup herbirşeye"bak ne güzel,sevgi çiçek böcek diyor,öyleyse inanalım"diyen,aklını kullanmayan sürülermi makbul?
Kusura bakma,bana göre değil.

Şimdi madem konuya değindin,bana Venüs'e dair o yazıyı yazan kişinin amacı ne olabilirdi,onu söyle. Zira daha önceki bir mesajında bana şöyle demiştin:

Tiversonus'un Venüs'le ilgili "çağrışım"dan neyi kastettiğini tam olarak bilmiyorum ama gerçekten de senin ilk kastettiğin anlamda birşeyi kastetmiş olabilir

Hem önce öyle de,hem de şimdi böyle. Bu ne dir söylesene?
Burada herkese açık bir kaynaktan sözediyoruz ve hepimizi ilgilendiriyorsa eğer,Ra bilgilerinin saptırılması gibi birşey,kurtça bir yaklaşım var ise eğer,elbette bunu konuşacağız.
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 02/08/2010 :  15:46:57  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Öncelikle bu saldırgan tarzın üzerine konuşalım. Beni sıkıştırdın mı? Amacın bu muydu yani? Söylemeseydin farkına varamayacaktım:)



eğer inanmak istediğin buysa, ne diyebilirim. iyi ki "ağlamadın" derken "henüz" terimini de eklemişim.

quote:

Öncelikle tarzının ne kadar saldırgan olduğunu ve değişmen gerektiğini diğer başlıklardada söyleyen sensin. Yani şimdi de dilediğince saldırabilmek için yaptığın şu açıklama kusuruma bakma ama komik duruyor.



peki sen saldırgan değil misin? ve saldırganlığınla benim saldırganlığımı teşvik etmiyor musun?

ben hiç saldırgan olmadığımı iddia edecek değilim doğal olarak ama akla ve vicdana uygunluk çabama gösterilen hoşgörü sayesinde söyleme fırsatı bulduğum şeyler içinde, senin çok daha tehlikeli olan örtülü bir saldırganlığa sahip olduğunu ortaya koymadım mı? ve halen koymaya devam etmiyor muyum? spot ışığının sadece benim saldırganlığım üzerinde sabitlenmesini çok istiyorsun şu anda. ben her an, zaman zaman sergilediğim sert üsluptan dolayı belki haklı olarak forum üyeliğimin sonlandırılması ihtimalinin farkındalığıyla yazıyorum. şükürler olsun ki, senin gizli ve çok daha tehlikeli olan saldırgan yönünle ilgili yeterince şeyi ifşa etmeme izin verilmiş olmasının sevincini duyuyorum. şu an bu forumla ilişiğim kesilse çok büyük bir üzüntü ve kızgınlık duymam. ama şu söylediklerimi söyleyemeden ilişiğim kesilseydi ciddi bir üzüntü ve kızgınlık mutlaka duyardım.

quote:

Diğer başlıklarda saldırgan tavırlarla konuştuktan sonra,neden arkasından bu tarzın için özür diliyor ve sözcüklerini yumuşatıyordun? Şimdi böyle yapmamanın manası ne?



huyum kurusun, çabuk uyanabilen ciddi bu agresiflik problemim var. ama sırf ben bundan kurtulma ve artık daha diplomatik davranma konusunda karar aldım diye, sen akıl ve vicdanla örtüşmeyen karalama kampanyana bu şekilde, yani kendi tavrındaki anormallikler ve eleştirdiğin konuda dibi görünmeyen bir cehalet hiç sorgu sebebi yapılmadan devam edebileceksen, ben forum üyeliğimi feda etmek pahasına bile olsa bu durumu senin şu anda gizli bir şekilde kullandığın dilin daha açık bir versiyonuyla ifşa etmiş olmaktan mutluyum.

hala ve yine söylüyorum, nihai amacım ne seni ne kendimi, ne de herhangi birini sıkıştırmaya çalışmak falan değildir. kendimde de mevcut olduğunu bildiğim ve hemen herkeste ortak olduğuna inandığım, kendimizle kendimiz arasındaki bir problemin, ruhsal yaranın teşhis ve tedavisi yönünde ortak çaba harcayabilmemizdir. şu anda hala kendi negatif yanlarım nedeniyle sana tek yanlı bir savaş açmış ve senin şahsında herkese ve herşeye saldıran biri durumuna düşme riskini doğurmuş bulunuyorum ne yazık ki. bu da benim halen mevcut olan bir acizliğim.

Edited by - bozadi on 02/08/2010 15:59:21
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  16:09:52  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
"bekleyip"!!! bu kelime ancak bu kadar manipülatif bir şekilde kullanılabilirdi. beklemişim!!! foruma katılım göstermeye normalde müsaitmişim ama "beklemişim" ve kasyopya eleştirilerini görünce hemen foruma tekrar iştirak etmeye karar vermişim pandora'nın iddiasına göre! dikkat, bunu bir "olasılık" diye ifade etmiyor, "mutlak bir gerçek" olarak beyan ediyor! "BEKLEMİŞİM!" ne kadar doğal görünümlü ama aslında ne kadar bilinçli bir seçim olduğuna bakın şu kelimenin! sordun mu? kanıtın, dayanağın nedir? ben gerçekten "beklemiş miyim" o süreçte? burada kurtluk yapmıyorsun da ne yapıyorsun pandora?!

Manipülatif mi diyorsun buna,öyleyse buna benzeyen bir örnek,senden:

sen ne kadar kuzusun? işte ben burada senin çeşitli "kurtluk"larınla ilgili ifşalarda bulunuyorum. ama sen tam da yüksek kurtlarca programlanmış bir hipnozun talimatlarına uygun olarak bunlar hiç söylenmemiş gibi davranıyorsun, bunların potansiyel doğruluğunu değerlendirmekten özenle kaçıyorsun. kasyopya'nın ra'nın, o veya bu kaynağın kurtluğunu kuzuluğunu karşılaştırmak ve ilan etmek sana çok keyifli geliyor sana ama aynı soruya bizzat muhatap olmak hiç beklemediğin birşeydi değil mi?

Ne ilginçtirki,yakındığın gibi,bu sözlerde "bir olasılık" değil,"mutlak gerçek" var.
Forumdan aylarca uzak durup,sadece Kasyopya celselerine eleştiri yapıldığı an geri gelen,hemen zaman bulan biri olarak,ister istemez bu sefer temmuzun 4 'ünde Kasyopya celselerine eleştiri yapılmasına yani onca zaman geçmesine rağmen,neden bekledi diye düşünmekte insan. Ne kadar bilinçli kullanmışım bekledin sözünü değil mi. Keşfetmişsin hemen! Aferin:)
Bekledin beklemedin,müsait değildin vs..Neyse ne. Rca ediyorum şu konuya geç artık.

pandora... pandora... bu ne sığ bir yargılama böyle! bir insan bir kaynakta belirli bir seviyede yanlış veri mevcut olduğunu kabul edip de o kaynağın genel ve bütünsel olarak hala iyi bir kaynak olduğuna inanamaz mı? bu olasılığın beynine hiç doğmamış olması mümkün mü? bunu neden yaptığını ve bundan nasıl kurtulacağını biliyorum. birbirimizin şifasına katkıda bulunabilmek için birbirimize daha epey sabretmemiz gerekir yalnız, bunu da bilmen gerekir.

Nasıl oluyor o? Sen öyle dediğin için mi? 4bh'ye geçişin en önemli unsuru"sevgi" iken Ra'ya göre,Kasyopyalılar aksine "bilgidir"der iken,daha temelinden bozukluk var iken,nasıl bu yanlışlıklar önemsiz oluyor? Daha önce konuya dair yazdıklarımdan:

4bh ye geçiş için en temel şey olan sevgi konusunda hata yapılması nasıl mazur görülebilir?
----

Daha da önemlisi...Üst yoğunluk bh'ye geçmiş biri,eğer 3b'ye bedenlenmişse,oradan bizlerle iletişim kuruyor ise,"hata yapması"sözkonusu olamaz! Çünkü sevgi aşamasını geçerek vardığı bu yoğunlukta,bu düzeye kadar olan bilgi(sevgi aşamasına geçmek için ne yapılması gerektiği gibi)dosdoğru mevcuttur,unutulmadığı için.

Öyleyse burada ne oluyor? Bunun anlamı ne?

Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi.
----

Eğer üçü de birbirine eşitse,bilgiden başlama zorunluluğu niye? Niye Maharajdan Mevlanaya kadar,aydınlanmış pek çok insan bilgi değilde,sevgi deyip durdular? Yoksa onlar aydınlanmadı mı? Aydınlanmadılarsa,ne diye onların sözlerini okuyor,onlardan örnek veriyoruz?

Bu şeyin anlamı ne?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  16:24:34  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kim saldırdı sana bozadi? Daha en başından beri sürekli,hatta sen bana saldırırken bile,yine de özünde pozitif olduğunu düşündüğümü söylerken sana saldırmayı nasıl başarabildim?

Kasyopya celselerini kendinle öylesine özdeşleştirmişsinki,ona yapılan eleştirileri kendine saldırı gibi mi algılıyorsun ne?
Şu sözlerine bakarmısın?

şükürler olsun ki, senin gizli ve çok daha tehlikeli olan saldırgan yönünle ilgili yeterince şeyi ifşa etmeme izin verilmiş olmasının sevincini duyuyorum. şu an bu forumla ilişiğim kesilse çok büyük bir üzüntü ve kızgınlık duymam. ama şu söylediklerimi söyleyemeden ilişiğim kesilseydi ciddi bir üzüntü ve kızgınlık mutlaka duyardım.

Sana önceki mesajımda ne dedim:

Kasyopya yani senin herşeyinin çöküşünü görüyorsun. Kanıtların aksini ispatlayamacağını biliyorsun . Ve bu nedenle kaybedecek birşeyi kalmayanların cesaretine sahipsin. Dilediğince öfkelenip,kişiselleştirerek,karşındaki insana ne kadar zarar verirsen kar hesabındasın.

Şu an duyduğun sevinci dile getirerek kendi ağzınla senin tutumuna dair tespitlerimi doğruluyorsun.
Bak önce şöyle dedin:
bugün ben seni sıkıştırırım negatif bazı yansımaların itibariyle, yarın sen beni

Şimdi şöyle diyorsun:
hala ve yine söylüyorum, nihai amacım ne seni ne kendimi, ne de herhangi birini sıkıştırmaya çalışmak falan değildir

Sen ne dediğinin farkındamısın?
Kardeşim;rica ediyorum kendine gel. Negatifler seni celseleri çevirmen ve saldırman için zorluyor mu? Psişik saldırılara uğradığından söz etmiştin. Korkmaz isen hiçbirşey yapamazlar sana.

Edited by - pandora76 on 02/08/2010 16:25:23
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 02/08/2010 :  16:49:12  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Kim saldırdı sana bozadi?



kimsenin bana doğrudan bir şekilde saldırdığını iddia etmedim. senin de saldırgan biri olduğunu iddia ettim.

quote:

Daha en başından beri sürekli,hatta sen bana saldırırken bile,yine de özünde pozitif olduğunu düşündüğümü söylerken sana saldırmayı nasıl başarabildim?



çünkü herkes gibi bölünmüş/parçalı bir varlıksın. bir parçan öyle inanırken, başka parçan başka türlü inanıyor. bütün mesele de parçalarımızı toplayıp toplamadığımız ve bunu nasıl organize ettiğimiz. ra'nın karışık eğilimler nedeniyle çoğunluğun ne pozitif ne negatif kutuplaşabildiği, dolayısıyla hasadın nispeten çok kısır olacağını söylediğini hatırla. işte bu bu demek. bölünmüş varlık. hem negatif hem pozitif parçaları olan, bu bölünmüş durumun farkına varıp kabul etmekte, durumu değiştirmede, belirli birine adanmış bir şekilde yönelmekte pasif kalan varlık. yani herkes (hemen hemen/hal'en).

quote:

Kasyopya celselerini kendinle öylesine özdeşleştirmişsinki,ona yapılan eleştirileri kendine saldırı gibi mi algılıyorsun ne?
Şu sözlerine bakarmısın?

şükürler olsun ki, senin gizli ve çok daha tehlikeli olan saldırgan yönünle ilgili yeterince şeyi ifşa etmeme izin verilmiş olmasının sevincini duyuyorum. şu an bu forumla ilişiğim kesilse çok büyük bir üzüntü ve kızgınlık duymam. ama şu söylediklerimi söyleyemeden ilişiğim kesilseydi ciddi bir üzüntü ve kızgınlık mutlaka duyardım.



samimiyetime pek inanmama eğiliminde olduğun için mazur görüyor ve tekrarlıyorum: benim sana olan mevcut kızgınlığımın temel nedeni kasyopya celselerini eleştiriyor olman değil, bunu bilinçli veya yarı bilinçli bir hoyratlık ve cehaletle yapıyor olman. ve yine hatırlatayım: bunu yapmamış olmanı dilemiyorum. bu senin için de bir katalizör, benim için de. dolayısıyla netice itibariyle memnunum.

quote:

Kasyopya yani senin herşeyinin çöküşünü görüyorsun.



şuursuzca bir yorum daha. sence neyi görüp de kasyopya bilgilerinin/yorumlarının yanlış çıktığına dair bir gözlemde bulunuyor olabilirim, cevap verir misin? neymiş gözlediğim o şey? veya senin gözlediğin o şey? nedir?

quote:

Dilediğince öfkelenip,kişiselleştirerek,karşındaki insana ne kadar zarar verirsen kar hesabındasın.



of of of... burada taş biraz ağır kaçmış. ama anlamamam söz konusu olamaz. çünkü ne durumda olduğunu biliyorum.

quote:

Şu an duyduğun sevinci dile getirerek kendi ağzınla senin tutumuna dair tespitlerimi doğruluyorsun.
Bak önce şöyle dedin:
bugün ben seni sıkıştırırım negatif bazı yansımaların itibariyle, yarın sen beni

Şimdi şöyle diyorsun:
hala ve yine söylüyorum, nihai amacım ne seni ne kendimi, ne de herhangi birini sıkıştırmaya çalışmak falan değildir



"ondan sonra her gün buna devam ederiz veya etmeliyiz" mi dedim? bu cımbızlama ile, birşeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğin gibi görme, yani negatiflik eğilimini sergilemeye devam etmekten başka ne yapıyorsun pandora? ama dediğim gibi, sen sadece bundan ibaret değilsin. daha pozitif eğilimli parçaların da var.

quote:

Negatifler seni celseleri çevirmen ve saldırman için zorluyor mu?



hayır, benim inancıma göre negatifler beni celseleri çevirmemem, seni de celselere saldırman için zorluyor. tahmin ediyorum ki ikimizde de "istedikleri oranda" başarılı olamadılar. çünkü senin içinde bir taraf da bu işi yapış şeklinden memnun değil. yoksa bu kampanyan benim bu kadar kolayca alay edemeyeceğim kadar profesyonel olurdu.

Edited by - bozadi on 02/08/2010 16:56:04
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 02/08/2010 :  17:33:02  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Manipülatif mi diyorsun buna,öyleyse buna benzeyen bir örnek,senden:

sen ne kadar kuzusun? işte ben burada senin çeşitli "kurtluk"larınla ilgili ifşalarda bulunuyorum. ama sen tam da yüksek kurtlarca programlanmış bir hipnozun talimatlarına uygun olarak bunlar hiç söylenmemiş gibi davranıyorsun, bunların potansiyel doğruluğunu değerlendirmekten özenle kaçıyorsun. kasyopya'nın ra'nın, o veya bu kaynağın kurtluğunu kuzuluğunu karşılaştırmak ve ilan etmek sana çok keyifli geliyor sana ama aynı soruya bizzat muhatap olmak hiç beklemediğin birşeydi değil mi?

Ne ilginçtirki,yakındığın gibi,bu sözlerde "bir olasılık" değil,"mutlak gerçek" var.



ve ikimizin iddiaları arasındaki fark şu: ben iddiamı çok sayıda ve etkili kanıtlarla destekliyorum, sen iddianı desteklemiyorsun.

quote:

Forumdan aylarca uzak durup,sadece Kasyopya celselerine eleştiri yapıldığı an geri gelen,hemen zaman bulan biri olarak,ister istemez bu sefer temmuzun 4 'ünde Kasyopya celselerine eleştiri yapılmasına yani onca zaman geçmesine rağmen,neden bekledi diye düşünmekte insan. Ne kadar bilinçli kullanmışım bekledin sözünü değil mi. Keşfetmişsin hemen! Aferin:)
Bekledin beklemedin,müsait değildin vs..Neyse ne. Rca ediyorum şu konuya geç artık.



aferin, nihayet doğru kavram: "gerçekten hiç müsait değildim!" yoksa bu kadar karalamayı yanıtsız bırakır mıydım?

quote:

Nasıl oluyor o? Sen öyle dediğin için mi? 4bh'ye geçişin en önemli unsuru"sevgi" iken Ra'ya göre,Kasyopyalılar aksine "bilgidir"der iken,daha temelinden bozukluk var iken,nasıl bu yanlışlıklar önemsiz oluyor?



"önemsiz oluyor" değil, aksine önemli. ama o problemli veriler, eserin bütününün, genelinin faydalılık, pozitiflik derecesi ile ilgili mutlak bir karamsarlık doğurmuyor.

evet, sanırım 4. yoğunluğa geçişi sağlayan şeyin "sevgi" olduğu iddia edilebilir bir bakış açısıyla, bu en doğru bakış açısı olmayabilecek olmakla birlikte. peki sevgiye nasıl erişilir? işte kısadevre yaptığın bir nokta. tek boyutlu bakış açısının kurbanı oluyorsun. bilgi ile sevgi arasındaki ilişkiyi görmüyor musun? sevginin duyumsanmaması için gerçeği görmemek gerekir. çünkü gerçek sevgi doludur. eğer gerçek görülürse sevilir. bilgi karanlığa ışık tutarak gerçeğin görülmesini sağlar ve bu da her varlığın özünde bulunan sevginin içten dışa çıkışını/akışını sağlar. yani eğer sen şu anda "sevgi dolu" bir 3. yoğunluk varlığı değilsen, ki değilsin (insanlığın geri kalanıyla birlikte), bunun sebebi gerçeği, gerçeğini göremiyor olman, yani karanlıkta olmandır. bu da ancak bilgilenme ile giderilir. bilgilenme sevginin gereğidir ve sevgiye doğrudur. varoluşundan belirli bir oranda sızan sevgi ve o sevginin rehberliği, yanlış veya seni ilgilendirmeyen bilgiye kaymanı caydırır. seni ilgilendiren bilgi, kendinin/hayatının durumunun bilgisidir. bu, "tüm insanlığın hikayesiyle de kesişen" bir bilgidir doğal olarak.

maharaj gibi insanların hitap ettiği veya onlara muhatap olan insanların çok ama çok az kısmı onun gösterdiği yoldan gitmiştir. gidebilenler biraz da bunun için doğum öncesi plan yapmış, misyonlu insanlardır muhtemelen. ama diğerlerine de belirli bir oranda kendisi ve yöntemi hakkında bilgi vermiş olmasında hiçbir kötülük yoktur. sende aradığın tüm kudret mevcut. hele ki bu bir dayanışma grubu biçiminde olduğunda ve birşeylere takılıp kalmama konusunda birbirlerine yardımcı oldukları sürece, bireylerin kendi ve ortak kudretleriyle kendilerini düze çıkarmalarına hiç bir negatif kudret engel olamaz, bunun bilgisi ve gücü sende ve herkeste mevcut. ama birşeyi düzeltebilmek için, düzeltmen gereken şeyin ne olduğunu iyice anlayabilmeli ve onu düzeltmeyi yeterince isteyebilmelisin. ve muhtemelen başkalarıyla işbirliği de yapabilmelisin. bu düzeltilmesi gereken şey "şu" denecek spesifik bir konu değildir muhtemelen. bundan biraz daha karmaşıktır ama her parça birbirini doğruladığı, bir bütünlük teşkil ettiği için o komplekslik sorun yaratmaz.

Edited by - bozadi on 02/08/2010 17:34:45
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  17:54:44  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
sana olan mevcut kızgınlığımın temel nedeni kasyopya celselerini eleştiriyor olman değil, bunu bilinçli veya yarı bilinçli bir hoyratlık ve cehaletle yapıyor olman. ve yine hatırlatayım

Tamam ,ben cahilim,öyleyse sen bilgilendir beni ve cahil kalmayayım. Rica ediyorum artık şu celselere geç.

Edited by - pandora76 on 02/08/2010 18:04:34
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  18:03:00  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Pekala. Sevgi ve bilgi üzerine yazdığım şu sözleri değerlendirmeni istiycem:

C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

Sevgiyi yanlış yorumluyormuşuz öyle mi?

Peki birşey daha var:
bilgi karanlığa ışık tutarak gerçeğin görülmesini sağlar ve bu da her varlığın özünde bulunan sevginin içten dışa çıkışını/akışını sağlar.

Peki bu"bilgilendikçe daha çok severiz"anlamınamı geliyor?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  18:04:04  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Şu sözlerime de yorum yaparmısın lütfen.

quote:
Originally posted by pandora76

Herşey bir olduğuna göre,aslında ışık ta bilgide sevgide hepsi bir olmalı fakat biz zaman illüzyonunda iken,eğer ıspanağın bize yararlı olacağına dair bilgi "cezbederek"ıspanağı yedirtmekten öteye gidemiyorsa(yani ıspanağı yeriz ama yine de sevmeyiz),birşey bizde sevgi uyandırmıyorsa,ya da daha uygun bir dille"yine de sevemiyorsak"(mesela ıspanağın nasıl yetiştiği bilgisi gibi)öyleyse bilgi=sevgi diyemem,zaman illüzyonunda.

Önemli olan bana ne "hissettirdiği"olmalı.
Haz,tutku vs..bunlar "cezbeden"şeyler olabilir ama sevgi...

Mesela annemize olan sevgimiz..Sevgi öğretilebilir birşeyse eğer,annemiz biz bir bebekken nasıl öğretti kendisini sevme öğretisini?
Yani bizi daha konuşmayı bile beceremez iken karşımıza alıp"sevgi öğretisini öğreticem"mi dedi?

Hadi diyeyim ki,onun bize olan yakınlığı,sevgisi öğretti. Buna aklım ve gönlüm kabul diyor.
Peki ya diğerleri? Hep istediğimiz şeyleri yapsa bile karşımızdaki,sevemediğimizde olabiliyor."Elektrik almadım"gibi birşey denip duruluyor. Peki nedir bu elektrik? O nereden geliyor?
Bir üst yoğunluk bilgisine koşulsuzca"iman"edersem ,düşünmeye gerek kalmadan onun sevgi üzerine söylediklerine koşulsuzca inanabilirim.

Bu arada,kasyopyalılar hep yanlış anlaşıldığını söylüyorlar bu konunun. O zaman doğrusunu anlamaya çalışmak bize düşen birşey.

Bilgi sevgi dengesi üzerine birşey yazmıştım.Toparlayayım:


Bilgi sevgi -dengesi işte bu nedenle aklıma yatmadı hiç. Yani mesela annemi çok seviyorum diyerek,bu sevgiyi dengelemek için bir o kadar da bilgimi alacağız,gibi tuhaf-anlamadığım bir durum çıkar ortaya. Peki annemize olan sevgimimizi dengelemek için,ne kadar bilgi edinmeliyiz? Bunun miktarı ne olmalı? Zira onu çok seviyorum ve ona olan sevgime tam denk gelecek bilgiye sahip olmalıyımki sevgi-bilgi dengesi bozulmasın(sevgiden çok bilgi olursa eğer,bu sefer dengeyi kuramamki?) Ve nihayetinde,herşeyin kuramını ben bulsam,o kadar çok bilgili olsam,bu anneme olan sevgimin bir zerresi edermi? Öğrendiğim bir tek bilgi onu daha çok sevmemi sağlayabilirmi?

Yani hiçbir zaman anneme duyduğum sevgi kadar bilgilenemeyecek,dengelenemeyeceğim.
----

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  19:04:54  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Sözünü ettiğin Maharaj'a dair..
Maharaj,yoksul bir aileye doğdu,babası hizmetkardı ve daha sonra çiftçilik yaptı. Maharaj"hemen hemen hiç öğretim görmeden büyüdü". Babasına çiftlikte yardım etti. Uzaylılar,kaçırılmalarla ilgili "bilgisi" yani Kasyopyalıların tabiriyle "koruması" yoktu.
Maharaj'ın hayat hikayesi kısaca bu. Kitaba bakabilirsin.

Kasyopyalılara göre aydınlanmaya giden yol bilgi olmasına rağmen,bilgisi olmayan Maharaj nasıl aydınlandı?

Eğer üçü de birbirine eşitse,bilgiden başlama zorunluluğu niye? Niye Maharajdan Mevlanaya kadar,aydınlanmış pek çok insan bilgi değilde,sevgi deyip durdular? Yoksa onlar aydınlanmadı mı? Aydınlanmadılarsa,ne diye onların sözlerini okuyor,onlardan örnek veriyoruz?

Madem sevgiye giden yol bilgi,o zaman Ra neden habire bilgi demedi baskın şekilde? Madem bilgi=sevgi olduğu için bilgi aracılığıyla sevgiye ulaşılıyor,sevgi yoluyla bilgiye ulaşmamız,sevdikçe bilgilenmemiz gerekmez mi bu teoriye göre? Sevgi=bilgiymiş ya.


Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  19:47:22  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Aklıma birşey geldi.
Şu sevgi=bilgi denklemine göre,annemi sevdiğim için,bilgilenmiş olmamda gerekmez mi? Yani annemi çok sevdiğime göre,sevgi=bilgi olduğuna göre,anneme olan sevgimin ,ayrıca bilgilenmeye gerek kalmadan tek başına ,beni çok ama çok bilgili yapması gerekmiyor mu?
Sevgi=bilgi=ışık mış ya.Denklemin her tarfından yola çıkabilirim bu durumda.

Kasyopyalıların denkleminde gördüğüm şeyi söyleyeyim:

Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür.

Ra bilgilerine göre,sadece ışığın değil,herşeyin özü "sevgi" çünkü herşey sevgiden yaratılıyor. Yaratım sevgiden başlıyor ve ışık onunla geliyor. Kasyopyalılar bu noktaya kadar Ra'ya benzer konuşuyorlar. "Işığın özü sevgi". Böylece saptırmayı farkedilmeyeck bir şekle bürüyebilecekler. Işığın özü sevgi ise eğer,ışık=sevgi=bilgi desek ne olur ;gibi bir kurnazlık.

Bu durum ise,altın kolye ile ,onun özü /hammaddesi işlenmemiş altını eşitlemek gibi birşey. Madem altın=altın kolye,niye ikisininde "biçimi"aynı değil ve niye altın kolyeyi boynumuza takarken,işlenmemiş altını takamıyoruz?

Ve bundan sonraki şu sözlerle saptırma amacı böylelikle gerçekleşiyor:

Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.

Dünyanın bilgisine sahip olan bilimadamlarımız neden hala aydınlanamadılar? Demiştim. Çünkü onlar ,aydınlanmaya götürecek "bilgiye"yani uzaylılar,kaçırılmalar,vs.. gibi bilgilere sahip değiller?

quote:
Originally posted by pandora76

Aklıma bir örnek geldi.

Şu da var ki,zaman illüzyonunda sevgi ise "yaratan",yani en azından zaman dolayısıyla bir başlangıç olduğuna göre,sevgiyi bilgiye denk tutmak bu nedenle anlamsız,zaman illüzyonunda.
Şöyle ki;

Şu domates,1.hal.
Domatesi sıkıp domates suyuna dönüştürüyorum,2.hal.

Şimdi domatesi suyunu domatese dönüştürebilirmiyim? Oysaki domatesi domates suyuna dönüştürebildim..

Domatesi domates suyuna dönüştürüp ,domates suyunu domatese dönüştüremediğim halde,domates=domates suyu demem garip olmaz mı?

Sadece domates suyuna bakıp/bilip"işte şöyle bir tadı var ,öyleyse onu yaratan domates,yuvarlak şekilde birşey olmalı"diyebilir miyim?

Doğduğumuzda annemize olan sevgimizi hissederiz. Sonra babamıza,kardeşlerimize,arkadaşlarımıza,dostalarımıza vs..
Sonra okula gider ve "bilgileniriz".

Frekans tutucuları bilgileri olmasa bile frekanslarından dolayı "sevgiye" hizmet edip 4bh'ye hasat edilebilirler. Yanlış anımsamıyorsam aynı zamanda"idrak"olması gerekliliği,4b' den yukarısı için geçerli.


Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  20:55:49  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
21.Sayfada sevgi ve bilgi konusuna dair düşüncelerimi anlatmıştım. Şimdi bozadi,senden ricam,uzun süre sonra ,foruma Kasyopya celselerine değinildiği zaman hemen gelmeye vakit bulduğun-zaman ayırabildiğin gibi(öncelikli olduğu için normal),şimdide elinden geldiğince konuya zaman ayırman.

Sevgi-bilgi konusuna dair yazdıklarımı cevapladıktan sonra sen;ikinci konuya geçebiliriz. Ben arada kaynamasın diye,ikinci konuyu buraya ekleyeyim:

Bilgi nasıl korur? Demiştim. Mesela bir örnek,celseden:

S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 02/08/2010 :  22:13:01  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

Peki bu"bilgilendikçe daha çok severiz"anlamınamı geliyor?



evet, ama ra'dan anladığım kadarıyla bu sevgi ya kendine yönelik oluyor, ya da başkalarına. kendine yönelik odaklanan sevginin kendi kendini tüketici bir yönü olduğunu algılıyorum.

ama her koşulda, bilgisini arttırma isteği, hayatı onurlandırıcı bir etki yapar. çünkü tüm bilgiler tanrıya, hayata aittir ve o veya bu yolla bilgisini arttırma motivasyonuna sahip olmak, hayat ve tanrı hakkındaki bilgisini arttırmak anlamına gelir, bu yüzden de güçlendiricidir. ama negatif yol örneğinde o güç hayatı, varlıkları onurlandırıcılık özelliğini giderek tüketme eğiliminde olduğu için, bir yerden sonra yeni bilgi edinmekten ziyade buna direnme, sadece mevcut bilgileri daha yoğun kullanarak bir takım fetih ve kontrol amaçlarına yönelme neticesi doğuruyor ki, bu da giderek varlığı güçsüzleştirici bir etki yapıyor anladığım kadarıyla. burada, negatif bile olsa varlıkların samimiyeti konusu önemli sanırım. negatif yolun da bir felsefesi var neticede ve tahmin ediyorum ki geneli bu felsefeye samimiyetle inanıyor. yani varoluşun sahipsiz, güvenilmez, acımasız, fethedilmesi ve kontrol altına alınması gereken bir yer olduğunu düşünüyorlar ve piramidal bir güç hiyerarşisi yoluyla evreni, varoluşu kontrolleri altına almaya çalışıyorlar. bunu başaramıyorlar ama en azından varoluşun belirli bölümleri veya parçalarında belirli bir hakimiyetleri var, her ne kadar netice herşey tanrıya hizmet ediyor olsa da. yani ne yapsalar, ne etseler, varoluşun dinamiklerine, yasalarına, evrimine katkıda bulunmak bir kader.

başkalarına hizmet yolunda ise bilgilendikçe daha çok sevme olayı özellikle, her zaman ve giderek daha doğru oluyor. varoluşu keşfettikçe onu daha çok seviyor, daha fazla hizmet eğilimine sahip oluyor ve daha çok sayıda varlığa hizmet edebiliyorsun.

quote:

annemiz biz bir bebekken nasıl öğretti kendisini sevme öğretisini?



temelde annenin sevmeyi öğretmesi diye birşey olduğunu sanmıyorum, sadece sevilmeye değer şeyler yaptığı için biz de sevme tepkisi gösteriyor olabiliriz. tabi idealleştirilmiş bir yaklaşım bu. doğal olarak her annenin sevilebilir şeyler yaptığı gibi sevilebilir olmayan çok şey yapması da mümkün ve yaygındır. böyle bir dünyada kimseden çok şey beklememek lazım, değil mi? ama "herşeye rağmen" anneye veya bir insana karşı sevgi (veya sevgiye yönelen bir duygu) duyulabiliyorsa, bu güzel birşeydir tabi.

bir ördek yavrusu nasıl doğar doğmaz yüzmeyi biliyorsa, insanlarda da sevme özelliğinin de doğal bir şekilde bulunduğunu düşünüyorum. bebek zaten doğmadan bir süre önce spatyomda bulunduğu için, oranın huzurunu ve sevgisini yansıtıyor hala belirli bir ölçüde.

quote:

"Elektrik almadım"gibi birşey denip duruluyor. Peki nedir bu elektrik? O nereden geliyor?



muhtemelen senin alma eğiliminde olduğun dersleri kolaylaştırıcı değil, zorlaştırıcı bir tip olduğunu sezmişsindir. veya fazlasıyla negatif enerji yüklenmiştir o süreçte veya genel olarak.

quote:

Bilgi sevgi -dengesi işte bu nedenle aklıma yatmadı hiç. Yani mesela annemi çok seviyorum diyerek,bu sevgiyi dengelemek için bir o kadar da bilgimi alacağız,gibi tuhaf-anlamadığım bir durum çıkar ortaya.



sevginin olduğu yerde mutlaka bilgi, bilinç vardır, şefkat, başkalarının iyiliği için çalışma vardır. özellikle sevgiyi üreten ve paylaşan güç, kesinlikle bir bilinçlenme çabası ve keşif süreciyle birlikte ulaşmıştır o noktaya. bilinçlenme ve keşif çabası devam etmezse, sevgi (sevgiye erişim, sevgiyi deneyimleme) miktarında da düşüş olacaktır. samimi arayış ve eylem/hareket bilgi-ışık doğurur (keşif yoluyla), ışık karanlığı aydınlatır, aydınlanma ile birlikte sevgiyle etkileşim başlar. dediğim gibi, bu sevgi kendine veya başkalarına yönelik olabilir. negatif-pozitif varlık kutbiyeti. ikisi de sonsuz kudreti sezmeyle yakından ilgili.

sen normalde çok sevgi üreten (sevgiyle etkileşime giren) bir varlık olmasan da annen sana sevgiyle davranıyorsa ve senin de bu sevgiyle etkileşmen, ondan faydalanman ve sevinmen, ona karşı sevgi duyman doğaldır elbette. ama örneğin ondan ayrıldıktan sonra sen kendin sevgi üretecek bir eğilimde değilsen, onun sevgisinin sendeki etkileri giderek solacaktır. seven bir ebeveynin çocuğuna yaptığı en büyük iyilik ona yaşamı "öğretmektir." öğrenilen varlıkta kalır, ama sevginin kaynağı kesildikten sonra, varlık kendisi sevgi üretmiyorsa, daha önce (bedavaya) aldığı sevginin etkileri giderek solacak ve hatta varlık fazla hayata bağlı bir kişi değilse, yerini giderek nefrete bırakması bile söz konusu olabilir. ama şurası kesin, sevgiyi üreten, paylaşan gücün/kişinin hayatında mutlaka bir bilinçleniş, öğreniş, keşif, şefkatini ve bilgisini paylaşım özelliği vardır.

ve nihai amaç şefkatin, sevginin, bilginin (bilinçlenmenin) tüm dünyayı sarması ve iyileştirmesidir. ama burada özgür irade faktörü de var tabi. ve insanlığın bir geçmişi, bir hikayesi var. yaşanan bir süreç var ve o sürecin özelliklerini de bilmek gerekiyor. niyetine bağlı olarak o bilgiyi edinmek (farkına varmak ve keşfetmek) de sevginin gereğidir. o keşif devam etmezse sevgi enerjisi de giderek azalacaktır.

insanlığın geçmişinde bencilleşme eğilimi nedeniyle azımsanamayacak oranda negatifliğe sapma gibi bir durum/süreç meydana gelmiş görünüyor. "düşüş" denen şey. ve bu durum üst seviye negatif varlıkların "bizimle bizim aramıza" sızmasına neden oldu. fiziksel duyum sevgisi bilinçlenme ve keşif çabamızı sekteye uğrattı ve maddesellikle ilgili büyük bir takıntı başladı. insanlığın yaklaşık yarısı zaten 3. yoğunluğun başlarında bir yerde, hala hayvanımsı güdülerle hareket ediyor. baskıcı bir düzenle karşı karşıya kaldıklarında onlar iyice negatifleşiyor. maruz kaldıkları negatiflikten daha fazla etkileniyorlar. neticede şu an bildiğin "dünya" ile karşı karşıyayız.

quote:

Maharaj,yoksul bir aileye doğdu,babası hizmetkardı ve daha sonra çiftçilik yaptı. Maharaj"hemen hemen hiç öğretim görmeden büyüdü". Babasına çiftlikte yardım etti. Uzaylılar,kaçırılmalarla ilgili "bilgisi" yani Kasyopyalıların tabiriyle "koruması" yoktu.
Maharaj'ın hayat hikayesi kısaca bu. Kitaba bakabilirsin.

Kasyopyalılara göre aydınlanmaya giden yol bilgi olmasına rağmen,bilgisi olmayan Maharaj nasıl aydınlandı?



maharaj gibilerin sayısının insan popülasyonuna oranla neredeyse karşılaştırma yapmaya değmeyecek kadar az olduğuna dikkatini çekerim. bu insanlar sıradan insanlar değil. çok muhtemeldir ki bunlar belirli misyonlarla gelen gezgin tipler. yani zaten çok büyük bir veritabanıyla iniyorlar ve sonra bir inisiyasyon süreciyle normal hayattan belirli bir oranda yalıtılıp o veritabanlarıyla bağlantıya geçiyorlar. yani bu insanların dünya hayatına, dünya malına, dünya keyiflerine eğilimi ortalama bir insanınkiyle karşılaştırılamayacak kadar düşük zaten. o yüzden maharajın bilgisinin olmadığını iddia etmek doğru değildir. ayrıca maharajın dünyadışı veya başka boyutlardan varlıkların bu dünyadaki faaliyetleriyle ilgili bilgiye sahip olmadığını da iddia etmenin bir anlamı yoktur. pek çoğunu görüyor bile olabilir. aydınlanma ancak bilgilenme ile olur.

quote:

Madem sevgiye giden yol bilgi,o zaman Ra neden habire bilgi demedi baskın şekilde? Madem bilgi=sevgi olduğu için bilgi aracılığıyla sevgiye ulaşılıyor,sevgi yoluyla bilgiye ulaşmamız,sevdikçe bilgilenmemiz gerekmez mi bu teoriye göre? Sevgi=bilgiymiş ya.



ilk celseden bir alıntı yapalım:

"RA: Yapılmaya değer tek faaliyet budur: Öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek."

quote:

Ra bilgilerine göre,sadece ışığın değil,herşeyin özü "sevgi" çünkü herşey sevgiden yaratılıyor.



ışığın herşey olmadığını neye dayanarak iddia ediyorsun. ışık kelimesini çok dünyevi alıyorsun sanırım burada.

quote:

Yaratım sevgiden başlıyor ve ışık onunla geliyor. Kasyopyalılar bu noktaya kadar Ra'ya benzer konuşuyorlar. "Işığın özü sevgi". Böylece saptırmayı farkedilmeyeck bir şekle bürüyebilecekler. Işığın özü sevgi ise eğer,ışık=sevgi=bilgi desek ne olur ;gibi bir kurnazlık.



burada kurnazlığa kaçan kasyopyalılar değil, sensin. senin olaya yaklaşımına göre madem herşey sevgiyle titreşiyor, bu dünyada bu kadar zulüm, vahşet ve acının olmaması gerekirdi. demek ki özün ne olursa olsun o özden uzaklaşabiliyormuşsun. sevgiden uzaklaşılabiliyormuş demek ki. işte o sevgiye tekrar ulaşmanın yolu bilgiden geçer. neyi kaybettiğini, nasıl kaybettiğini, ona tekrar nasıl ulaşılacağını "keşfetmek" zorundasın çünkü. bunu anlamak bu kadar zor olmamalı. senin ve insanlığın burada arayışı içinde olduğu kurnazlık, özgür iradesiyle yaptığı ve onu sevgiden uzaklaştıran, işkenceli süreçlere sokan seçimleriyle yüzleşmek ve bu yüzleşmenin gereklerini yapmak zorunda kalmadan, kolayca herşeyin kendi kendine çözülmesi beklentisidir. sihirli değnek beklentisi. kestirme yol. yok böyle birşey. kendini bilmek, keşfetmek zorundasın.

quote:

Dünyanın bilgisine sahip olan bilimadamlarımız neden hala aydınlanamadılar? Demiştim. Çünkü onlar ,aydınlanmaya götürecek "bilgiye"yani uzaylılar,kaçırılmalar,vs.. gibi bilgilere sahip değiller?



bilimadamlarının aydınlanmış olması veya olmamasından bahsetmek biraz zor. kişisel bazda incelemek gerek. çoğunluğunun aydınlanmak gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. ama eğer kendi spesifik alanlarında bile olsa birşeyler öğrenmeye, keşfetmeye yönelik samimi bir çabaları varsa, elbette bu onlara güç katıyordur ve kendilerine veya başkalarına yönelik sevgilerini arttırıyordur.

quote:

Şimdi domatesi suyunu domatese dönüştürebilirmiyim? Oysaki domatesi domates suyuna dönüştürebildim..

Domatesi domates suyuna dönüştürüp ,domates suyunu domatese dönüştüremediğim halde,domates=domates suyu demem garip olmaz mı?



domates suyunun domatese çevrilmesine ihtiyaç ve çaba yoktur. ama bilginin sevgiye dönüştürülmesine ihtiyaç ve çaba vardır, ki bu doğal bir neticedir.

quote:

Frekans tutucuları bilgileri olmasa bile frekanslarından dolayı "sevgiye" hizmet edip 4bh'ye hasat edilebilirler.



frekans tutucularının çoğu "gezginlerden" oluşuyor bildiğim kadarıyla. onların bilgisiz olduğunu iddia edemezsin. veritabanlarıyla bağlantılarını genişletmeye çalışıyorlar.

Edited by - bozadi on 02/08/2010 22:19:31
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  22:54:09  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Öncelikle biz burada,bilginin insanı onurlandırmasından söz etmiyoruz. Onurlandırabilir,o ayrı. Bunu belirtmek istiyorum.

Yazılarımdan bilirsin ki,ben bilgiye çok önem verenlerdenim ve bu nedenle sanki bilgiyi hiç umursamıyormuşum gibi bir tablo oluşmasın. Akıl ve gönülle bilgiyi değerlendirmekten söz ederim sıkça ama buradaki akıl ve gönül,bilgi=sevgi manasına gelmiyor, ki zaten sen de ne demek istediğimin fazlasıyla bilincindesin.
Bunların altını çizdikten sonra devam edeyim.

ışığın herşey olmadığını neye dayanarak iddia ediyorsun. ışık kelimesini çok dünyevi alıyorsun sanırım burada.

Bu soruyu yazman iyi oldu çünkü asıl konuya buradan gelebilirim:

Ra:İlk hareket ettiricilere(ana kuvvetlere)Sevgi adını veriyorsanız,her Sevgi tek ve aynı frekanstan gelir. Bu frekans ise birliktir. Biz bunu bir frekanstan çok bir güce benzetiriz,bu güç sonsuzdur;sonlu nitelikler ise bu(sevgi denen)asli devinimin doğasına uygun olarak kendisince seçilmiştir.

Soru:O halde,saf devinimden ibaret olan bu titreşime saf sevgi denir,o henüz herhangi bir illüzyon yoğunluğu çeşidini(herhangi bir yoğunluk derecesini)oluşturacak şekilde yoğunlaşmamıştır. Sevgi daha sonra,bu titreşim süreci yoluyla foton dediğimiz şeyi yaratır ki bu da ışığın ana parçacığı,yapı taşıdır. Foton ise daha sonra,kendisine titreşimler ve dönme hareketinin eklenmesiyle,bizim deneyimlediğimiz yoğunluk derecelerine ait parçacıklar halinde yoğunlaşır. Dediğim doğru mudur?

Ra:Evet doğrudur.


Gördüğümüz gibi,Ra'ya göre ışıktan önce sevgi vardı ve o herşeyin temeli. İllüzyonda ışık maddeyi oluşturduğuna göre,Dünya illüzyonu /madde için herşey ışıktan yapılmış olabilir ama sevgi ışıktan önce gelir ve bizler sevgiden yaratılmışsak eğer,sevgi öğretilemez. Mesela "birlik"bilgisi bizim öz'de diğerleriyle bir olduğumuzu anlamamızı sağlayıp,daha fazla gelişmemizi,diğer insanlardan nefret etmememizi sağlayabilir ama bu bilgi de"sevgi"den yani yaratan'dan gelir. Niye? Bizi "sevdiği"için.

Ayrıca birlik bilgisi,bu bilgiyi kullanmadıktan sonra,"hepimiz bir'iz,"desek sürekli neye yarar? Ispanağı yedirtebiliriz cazip yollarla ,mesela "ıspanak seni güçlendirecek","bilgisi" ile ama ıspanağı bu "bilgi "ile çocuğa "sevdiremeyiz".
Tıpkı annemin turuncu renkli hırkayı bana giydirmeyi başarmış olsa bile,"sevdiremediği"gibi..

Ra ile Kasyopyanın arasındaki en önemli farklardan biri,Ra'nın sevginin koruduğunu,Kasyopyanın ise bilginin koruduğunu söylemesi.

Bu en temel konu,sevgi-bilgi konusuna dair her iki kanalın arasındaki bana göre en önemli farkın altını çiziyorum. Bunları ben uydurmuyorum kafamdan,bunlar kaynaklarda yazılanlar.

Şimdi şu sözlerime cevap vermeni rica ediyorum:

Madem sevgiye giden yol bilgi,o zaman Ra neden habire bilgi demedi baskın şekilde? Madem bilgi=sevgi olduğu için bilgi aracılığıyla sevgiye ulaşılıyor,sevgi yoluyla bilgiye ulaşmamız,sevdikçe bilgilenmemiz gerekmez mi bu teoriye göre? Sevgi=bilgiymiş ya.
----

Aklıma birşey geldi.
Şu sevgi=bilgi denklemine göre,annemi sevdiğim için,bilgilenmiş olmamda gerekmez mi? Yani annemi çok sevdiğime göre,sevgi=bilgi olduğuna göre,anneme olan sevgimin ,ayrıca bilgilenmeye gerek kalmadan tek başına ,beni çok ama çok bilgili yapması gerekmiyor mu?
Sevgi=bilgi=ışık mış ya.Denklemin her tarfından yola çıkabilirim bu durumda.


Edited by - pandora76 on 03/08/2010 02:30:08
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  23:02:32  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Dünyada bu kadar zulüm olmamalıydı vs..gibi sözleri ben mi demişim? Dur bakalım daha neler duyacağım?

Bana kurnaz diyorsun ama,sana basit birşey sormaya çalışıyorum ve Kasyopyalılar ve Ra'nın sevgi/bilgi konusuna dair aralarındaki farkın anlamı ne;demeye çalışıyorum ama sen sevginin onurlandırmasından başladın,birçok şey söyledin fakat asıl sorumun yanıtını bulamadım.
Ben yanıtı istiyorum yeniden.

Neden Ra sevgi,Kasyopyalılar ise bilgi korur demekte. İkisi arasındaki bu farkın anlamı nedir?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/08/2010 :  23:30:09  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
işte o sevgiye tekrar ulaşmanın yolu bilgiden geçer.

Bu cümlen çok önemli. Israr ediyorum şu sorumda:
Annemiz bizi sevmeyi,hangi bilgiyle öğrendi?
Neden onca yakışıklı/güzel/"bilgili"/bize iyi davranan insan varken,belli bir kişiden (tabiriyle)elektirik alır,belli bir kişinin eşimiz olmasını isteriz?

Ra bilgilerine göre,sadece ışığın değil,herşeyin özü "sevgi" çünkü herşey sevgiden yaratılıyor. Yaratım sevgiden başlıyor ve ışık onunla geliyor. Kasyopyalılar bu noktaya kadar Ra'ya benzer konuşuyorlar. "Işığın özü sevgi". Böylece saptırmayı farkedilmeyeck bir şekle bürüyebilecekler. Işığın özü sevgi ise eğer,ışık=sevgi=bilgi desek ne olur ;gibi bir kurnazlık.

Bu durum ise,altın kolye ile ,onun özü /hammaddesi işlenmemiş altını eşitlemek gibi birşey. Madem altın=altın kolye,niye ikisininde "biçimi"aynı değil ve niye altın kolyeyi boynumuza takarken,işlenmemiş altını takamıyoruz?


"RA: Yapılmaya değer tek faaliyet budur: Öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek."

Yani "sevgi korur"diyen ,her fırsatta bize sevgi gönderildiğini söyleyen,"3b'nin kurtuluşu sevgi diyen Ra,"öğretmek/öğrenmek değerlidir" deyince,"aslında bilgi korur,bilgi 3b için daha önemlidir" demiş oluyor öyle mi:)
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 03/08/2010 :  00:00:55  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Maharaj'a dair..Çok bilgili olduğunu söylediğin bu adam,daha da fazlası"tüm bilgi cahilliktir "der.

Kusura bakma ama,bilginin nasıl aydınlattığını ispat etmek için,iyiden iyiye garip konuşmaya başladın. Maharaj'ın kitabı şu an masamda. İstersen Maharaj'ı okumamış insanlara anlat bunları,okuyanlara değil.
O bırak bilgiyle aydınlanacağımızı söylemek,bilginin bir yere kadar, laf-ı güzah olduğunu söyler.

Şimdi bu adamın gezgin olabileceğine dair bir fikir sürmüştüm ben de önceden. Yani adam önceki hayatlarında bol bol bilgilenip bu hayatında da bu bolca bilgisinden dolayı aydınlanmıştır mı demeye çalışıyorsun,anlamadım? Eğer buysa demek istediğin,bende şöyle derim:

Önceki yaşamlarında çokça bilgilenen bu adamın gerçeğe erdiği bu yaşamda, bozadinin söylediği gibi"aydınlanma ancak bilgi ile olur" dememesinin manası ne?

Bilgi bilince aittir bozadi. Bilinç ise Dünyanın kökeni. Ra ne demiştir: Sonsuzluk bilinçlendi...

bilimadamlarının aydınlanmış olması veya olmamasından bahsetmek biraz zor. kişisel bazda incelemek gerek. çoğunluğunun aydınlanmak gibi bir derdi olduğunu sanmıyorum. ama eğer kendi spesifik alanlarında bile olsa birşeyler öğrenmeye, keşfetmeye yönelik samimi bir çabaları varsa, elbette bu onlara güç katıyordur ve kendilerine veya başkalarına yönelik sevgilerini arttırıyordur.

Şimdi Einstein,Hawking ve diğer biliminsanları... Bana hiç de öyle aydınlanmış insanlar gibi görünmüyorlar?
Çok güzel bir mizah anlayışları var bana göre ama bir kez olsun "aydınlanmış" Maharaj gibi konuştuklarını,aydınlanmadan bahsettiklerini duymadım.

Onların birşeyler öğrenmeye çabaları var-sa mı?
Bu soruyu sormak bile garip değil mi? Çabaları,Dünyanın en ünlü bilim insanları olmalarından belli değil mi?

Kendilerine ve başkalarına yönelik sevgilerini arttırıyorlar mıdır bilgilendikleri için?
Yanlış bir cevap olmadı mı bozadi? Onlar Dünya üzerindeki en bilgili insanlardan. Hatta aydınlanmış Maharaj'dan bile bilgililer ve "bilgi ile aydınlanma" teorisine göre,bu kadar bilgi ile ,değil sevgilerini arttıyor olmalarından sözetmek,aydınlanmış olmaları gerekmiyor muydu?

domates suyunun domatese çevrilmesine ihtiyaç ve çaba yoktur. ama bilginin sevgiye dönüştürülmesine ihtiyaç ve çaba vardır, ki bu doğal bir neticedir.

İşte bu yanıtına gülümsedim,kötü bir anlamda değil,gerçekten ama içimden geldi zira bana politika yapma demiştim.

Şimdi şu "gerekçeyi"yeniden inceleyelim:ihtiyaç ve çaba yoktur.

Yani böylece sonuca varmış,çözmüş olduk?

Domates suyunu domatese dönüştürmeye "ihtiyacımız"olmadığını nereden biliyorsun? Diyelimki ben açım ve elimde domates suyu var ama domates yok. Oysaki ben domates suyunu "içmek"değil,domatesi"yemek"ihtiyacındayım. Domates suyunu domatese nasıl dönüştüreceğim?

Peki "bilgi" yaratım sırasında,"sevgiden"sonra geliyorsa(tıpkı domates suyunun,domatesten sonra gelmesi gibi)ve domates suyu,domatese dönüştürülemiyorsa,bilgiyi nasıl sevgiye dönüştüreceksin?

Edited by - pandora76 on 03/08/2010 02:34:53
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 03/08/2010 :  00:17:56  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
evet, gerçekten de ra burada sevgi ile ışık arasındaki bir ayrım noktasından bahsetmiş görünüyor ve bu açıklama bana uyumsuz da gelmiyor. ra bilgileri'nde sürekli "yaradanın sevgi ve ışığı ile selamlama" sözü mevcut. ve sevgi ve ışık terimlerinin "sevgi/ışık, ışık/sevgi" şeklinde çok sık kullanımı var. yani bir çeşit ying-yang ikilisi gibi. ve yin-yang'da beyazın içinde siyah, siyahın içinde beyaz var. sonuçta sevginin ışık, ışığın da sevgi olması gibi bir durum var yani benim idrağime göre. herşeyin ışıktan ibaret olması kavramına başka kaynaklarda da sıkça rastladığım için hala bunun bir gerçekliği olması gerektiğini düşünüyorum ama ra'dan alıntıladığın spesifik ifadenin de bir geçerliliği olduğunu da düşünüyorum. bu alıntıyı yaptığına sevindim, bu konudaki fikrimi gözden geçirme ve geliştirme için bir fırsat oldu.

yalnız bir şekilde, bilgi ile ışığın, ışık ile sevginin ve netice olarak bilgi ile sevginin temelde özdeş olduğu inancım/sezgim devam ediyor. tabi bilgim arttıkça tanımlarımda değişiklikler olması da doğal olacaktır.

quote:

Ra ile Kasyopyanın arasındaki en önemli farklardan biri,Ra'nın sevginin korıduğunu,Kasyopyanın ise bilginin koruduğunu söylemesi.



bir önceki konuyla da bağlantılı görünüyor. sevgi ile bilgi kavramını rakip iki kavram gibi görmemen gerekir.

örneğin don elkins, carla'nın bedenini "nasıl" koruyabileceklerine dair "bilgi" istiyor ra'dan. ra da onlara bazı tavsiyelerde bulunuyor, falanca besinleri tavsiye ediyor vs.

yani burada bilginin koruyuculuğu faktörü çok açık ama işin içinde sevginin de olmadığı iddia edilemez, öyle değil mi?

sevgi ve bilgiyi uyumlu bir birliktelik halinde düşünmek gerek sanırım. yin-yang gibi olabilir.

henüz hiç okumamışken tesadüfen ra bilgileri kitabını eline aldığını düşün. o kitaptaki mürekkep harfler sana sevgi verir mi? hayır. ra bilgileri'nin "sevgi dolu" olduğunu nasıl anladın? "okuyarak", "bilgilenerek." sevgi bilgilenerek, keşifle olur. sevgiyle aramızdaki mesafe her zaman bilgidir. bilginin artması, sevgiye uzanan merdivenleri çıkmak gibi.

özümüzün sevgi olduğunu söylüyoruz, peki herhangi söz konusu bir anda o sevgiyi niye duyumsamıyor/deneyimlemiyoruz? o anda sevgiyi bilinçli olarak deneyimlemiyor olmamız, özümüzün sevgi olduğu gerçeğini değiştirmiyor ama peki neden o anda onu "göremiyoruz?" o hala orada. peki neden zaman zaman onu göremiyoruz? (aslında "neden zaman zaman onu görüyoruz?" diye sorsak belki bu daha yerinde bir soru olur!)

"canımız öyle istiyor da ondan" diye cevap veresim geliyor. özgür irademizi bu yönde kullanıyoruz. peki özgür irademizi bu tür kararlar almada kullanırken neyi kıstas alıyoruz? içinde bulunduğumuz ortamdaki etkileşimler bunda önemli bir belirleyici sanırım. sevgili/bilinçli olmayan, sevgiye/bilince yönelme çabası içinde olmayan unsurlarla dolu hayatımız dediğimiz şey. onunla olan etkileşimlerimiz sırasında, özgür irademizi herşeyin birliği ve sevgiye dayalı olduğu farkındalığından uzaklaştırabiliyoruz gibi görünüyor. peki nasıl oluyor da bilinç odağımızı sevgi kadar değerli birşeyden, nispeten çok daha kıymetsiz şeylere odaklayıp onda kaybolabiliyoruz? burada bir özgür irade seçimi var. ama o özgür iradeyi kullanırken, etrafımızdaki çok sayıdaki insanın (toplumun, "insanların") kabullerini ve tercihlerini de önemli bir belirleyici olarak kabul ediyoruz. ama o veya bu şekilde, bazı düşük frekanslı arzularımız nedeniyle bilincimizi sevgi farkındalığından kopardığımızı sanırım inkar edemeyiz. yani geçmişte bir noktada çok büyük ölçekte gerçekleşmiş bir düşüş fenomenini, yansıma olarak hergün defalarca deneyimliyoruz belki de (sevgi frekansına ulaşıp sonra onu tekrar yitirdiğimiz her defasında).

burada mesele özgür irademizle kalıcı olarak sevgi frekansına sabitlenip sabitlenmeye ne kadar irade gösterdiğimiz olacaktır sanırım. peki bir günün içinde bir noktada güçlü bir iradeyle "sevgi frekansına odaklanma" diye bir karar alıp da bunu kesintisiz sürdürmek mümkün mü? bunun pek mümkün olmadığını düşünüyorum. denemişliğim ve bunu yapabileceğime inanmışlığım olduğunu hatırlıyorum. ama hiç o anda arzuladığım şekilde mümkün olmadı bu. evet, o sevgi orada, varlığımın özünde duruyor ve ben onu duyumsayamıyorum! neden? yine, etrafımızdaki hayatla olan etkileşimlerimizin, insan kitleleriyle etkileşimimizin bunda çok büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. ayrıca yalnız başımayken ve epeyce boş vaktim varken bile sevgiye odaklı kalma çabamın çok uzun süre devam edemediğini gözlemledim. bunun sebebi ne olabilirdi? çünkü ne zaman insanlarla, "düzenle" tekrar etkileşime girsem, sevgi frekansını düşündüğüm şekilde kabullenmeyen, benimsemeyen, aramayan bir etki ile karşı karşıya kalıyorum. bu etki o kadar çok, güçlü ve yoğun ki, sadece kendim için bile olsa "sevgi odaklı kalma" tercihimin adı konmayan sürekli ve çok etkili bir tacize uğradığını söylemek yanlış olmaz sanırım. bak işte. yaşadığımız hayata bak. herkese, herşeye bak. sevgi odaklı yaşamı teşvik ediyor gibi görünüyor mu? tabi "hayat"ı suçlamıyorum, hayat bu şekilde suçlanacak birşey değil. genel yaşam düzeneğimizi kastediyorum. bu hayat biçimi sevgi odaklı yaşamı caydırıcı etki yapıyor. ve aslında bunun tam da böyle olması için düzenleniyor bir yerlerden. son söz hala insanlara ait. ve insanların genelinin/çoğunluğunun belirleyiciliğinde olan o hayata bak işte şu anda ve gör ne durumda olduğumuzu. resmen esaret koşulları hakim. ve eğer bir suç varsa, bu suç neticede o düzende ve o düzenden gizlice nemalanan ve onu sürdürmeye çalışanlarda değil. bizde. ama kendi özgür irademizi kullanış biçimimizde de toplumun çok büyük bir belirleyiciliği olmasına "izin veriyoruz." ve toplumun, çoğunluğun özgür iradesi sevgi odaklı değil! bu durumda kişisel kaderimizi milyonlarınkinden ayırıp ayırmama yönünde bir seçimle karşı karşıya kalıyoruz. ve fark ediyoruz ki, bu seçim de bir anda sevgi odaklı yaşamanı sağlayamıyor. çünkü toplumun etkilerinden muaf değilsin. "çalışman" gerekiyor, onu yapman, bunu yetiştirmen vs gerekiyor. toplum/düzen sana özgürlük bir gibi bir rol biçmemiş ki! yedi yaşında girdiğin okul seni temelde "askeri" nitelikte bir yaşantıya programlamaya başlıyor üniformayla. yaşantının ortasına yakın, temeldeki özgürlüğünü keşfetme aşamasına geldiğin zaman çok, çok büyük miktarda negatif programlamaya maruz kalmış durumdasın. tüm bu koşullar birileri tarafından "mühendisliği" yapılan şeyler. herşeye %100 hakim değiller elbette ama var sen düşün "çok" hakimler mi değiller mi. hayatın boyunca ne kadar çok travmaya/işkenceye maruz kaldığını hatırla. tüm bunlar bu özel mühendisliğin, bu hayat simülasyonunun içinde gerçekleşmesi 4kh tarafından teşvik edilen şeyler. ki negatif yanlarımız iyice negatifleşsin, pozitif yanlarımız yaralansın, parçalansın, küçülsün.

paramparçayız. zaman zaman sevgiyi deneyimleyebilen bir parçan var diye, bu senin dilediğince sevgi odaklı kalabilecek olan bir insan olduğun anlamına gelmiyor. biz en başta hayatımız, hatta hayatlarımız boyunca maruz kaldığımız işkenceli hayat koşulları ve travmaların bizi ne hale getirmiş olduğu konusunda bir itirafta bulunmalıyız. eğer sevgiye ulaşabilen, deneyimleyebilen bir parçan varsa, onun gücü, rehberliği ve objektifliği ile en başta bütünsel olarak ne durumda olduğuna bakmayı denemelisin. yaşadığımız hayat ortada. geçmişimiz ortada. potansiyel geçmiş enkarnasyonlarımız ortada. sadece bu enkarnasyonunda maruz kaldığın negatif propaganda/zehir miktarını bir ölçmeye çalış bakalım. yarın maruz kalmak zorunda kalacağın miktarı düşün.

şimdi bilgi/bilinç derken neyi kastettiğimi biraz daha iyi anlayabileceğimiz bir noktaya daha yakınız sanırım.
Go to Top of Page

Cryptos
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 03/08/2010 :  01:13:53  Show Profile  Reply with Quote
:)))

Vay be!!!

Yaşasın sinir stres kavga dövüş hatta küslük derimde kızarsınız :))))

hehehehehehehehehe
Go to Top of Page
Page: of 29 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.45 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits