Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Fizikötesi Enerji ve Ruhsal Öğretiler
 Biyoenerji
 Enerji, biyoenerji, chi, prana, kundalini, reiki..
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author  Topic Next Topic  

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 13/09/2005 :  15:07:34  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Her kültürün ayrı bir ad verdiği ama bence hepsi aynı olan ve herkeste bulunan bu enerjiyi deneyimlemek ve geliştirmek istiyorsanız işte size bedava, kimseye ihtiyaç duymadan öğrenebileceğiniz ve gerçekten etkili bir yol.

Ben uzun zamandır (10 sene kadar) enerjiyle ilgili çalışmalar yapıyordum. Birçok deney yaptım kendi bedenimde ve birçok işe yarar yöntem de buldum. (Bu süreç içerisinde büyük dönemler boyunca yanlış yollara da saptım. Çünkü pek danışabileceğim birisi yoktu.) Ama çoğu zaman bunları bütünleşik olarak birine anlatabilmek oldukça zordu.

Bir süre önce benim kendi üzerimde yaptığım çalışmalara %90'ın üzerinde benzeyen bir çalışmayı öneren bir site buldum.
New Energy Ways (NEW) - http://www.astraldynamics.com/tutorials/?BoardID=6

Sitenin sahibi, Robert Bruce daha çok astral seyahat konusunda tanınmış biri. Uzun emeklerini özetlemiş ve herkese açmış.

Ben bu çalışmanın özetini yarım saat içerisinde anneme anlattım (birlikte yaptık) ve o artık kendi ağrılarını geçirebiliyor. (sırt ağrıları vardı ve yapar yapmaz geçti). Babam kalp damarlarını açtırma ameliyatı olmuştu. Ona da anlattım. Ben yapmıyorum dese bile son kontrolünde doktor tüm ilaç dozlarını üçte bire indirmiş ve durumunun iyi olduğunu söylemiş.

İngilizce bilmeyenler veya kısa yoldan öğrenmek isteyenler için kendi anlattığım özeti sunuyorum.

Enerji bedenin akışkanı. Bunun aktığı enerji yolları var. Çinliler akupunktur meridyenleri olarak bunu adlandırmışlar.

Temel hatalardan birisi sadece birinci enerji merkezlerine ağırlık verilmesi. Halbuki gövdedeki birincil merkezler tıpkı gövdeye benzeyen kol ve bacaklardaki ikincil merkezlerden besleniyor. Onlarda el ve ayak parmaklarındaki üçüncül merkezlerden. Yani el ve ayak parmakları başlangıç noktamız (zaten akupunktur meridyenlerinin başlama ve bitiş noktaları parmaklardır).

Şimdi sizden şunu isteyeceğim. Gözlerinizi kapatın ve el parmaklarınızı sayın. Ama hiç kıpırdatmadan. Daha sonra da gene gözleriniz kapalı, kıpırdatmadan ayak parmaklarınızı sayın. Nasıl yapıyorsunuz bunu. Hissederek. Nasıl hissediyorsunuz? Dikkatinizi o bölgeye göndererek. Bu dikkat yönlendirme sırasında gözleriniz kapalı bile olsa başlangıçta gözyuvarlarınız o noktaya dönmeye çalışacaktır. Buna gözle saymak denebilir. Ama biraz daha denerseniz gözünüzü de hareket ettirmeden salt dikkatinizi hareket ettirerek de sayabildiğiniz göreceksiniz. Ki bize de bu lazım.

İşte bu çalışmayı yaparken de tek kullanacağınız şey bu; dikkatiniz. Dikkatinizi bir nesne gibi yönlendirip kullanacaksınız.

İki tür dikkat hareketi kullanacağız:
1. Döndürme (saat yönünde)
2. Fırça ile tarama (ileri geri)

Bu iki hareket de derinin yüzeyinde veya hemen altında kullanılacak.
Şimdi dikkatinizi sol ayak başparmağınızın köküne getirin. Üstten işaret parmağınızın ucuyla hafifçe deyerek saat yönünde daireler çizin. 3 kez daire çizdikten sonra 3 kez de ileri geri oynatın. Hepsi bu. İşte bunu gözlerinizi kapatıp, parmağınızı kullanmadan/kıpırdamadan 'salt dikkatinizle' yapmanız gerek. (Dairenin çapı ve ileri geri hareketin sınırı genelde o eklemin genişliği kadar olacak)

Bunu başardıktan sonra aynı parmağın bir öndeki eklemine geçiyoruz. Ve sonra bir yandaki parmağın kök eklemine ve sonra diğer eklemlerine geçiyoruz. Sol ayağın tüm parmakları bittikten sonra sıra bacağa geldi. Ayak altı, topuk için alttan (saat yönü alttan bakınca saat yönü olacak şekilde olmalı yani üstten bakışın tersi) 6 şar kez döndürme ve fırçalama yapıyoruz.

Sonra ayak bileğinin ön, arka, sağ ve son yanlarında 6'lı dönd.+fırça.
Sonra gene dizin ön arka, sağ ve sol yanlarına 6'lı döndürme+fırça.
Sonra kalçanın ön, arka ve dış tarafına.
(Bu arada döndürmeler hep o bölgeye dıştan bakarken saat yönünde olacak şekilde. Tersini yaparsanız etki de ters olur. Sağ elinizle bir su borusunu tutuyor gibi yaparsanız, (dört parmak borunun etrafına sarılmış yuvarlak duruyor ve başparmak kalkmış yukarıyı gösteriyor şeklinde) işte bu durumda başparmağınız alıştırmayı yapacağınız noktada derinize dik olarak tutulursa 4 parmak döndürme yapmanız gereken yönü gösterir. Buna sağ el kuralı denir, sol elle tersi çıkar. Kuzey yarıkürede su da lavaboda birikip de akmaya çalışınca bu yönde dönerek akar. Enerji de su gibi bir akışkandır zaten.)

Aynı hareketleri diğer bacak için de tekrarlıyoruz.

Ve bu sefer sıra el parmaklarına ve kollara geliyor.
Ayak parmakları ve bacaklar için yaptıklarımızın aynısını bu sefer el parmakları ve kollar için yapacağız.

Sol elin başparmağının kökündeki eklemden başlıyoruz. 3 döndürme ardından 3 ileri geri fırçayla tarama. Sonra aynı parmağın bir öndeki eklemine geçiyoruz. Ve sonra işaret parmağının kökündeyiz. (Bunları yaparken ellerin sırtı üste (ayası altta) geliyor ve yukarıdan hemen derinin yüzeyi civarına dikkatimizle uyguluyoruz. Dikkat ederseniz parmak eklemlerinin 4 yönüne değil sadece üst/sırt kısmına yapıyoruz)

İşaret parmağı ve diğer el parmaklarında 3 eklem var; kök, orta eklem, uçtaki eklem. Bu sırayla tüm parmakları bitiriyoruz.

Sonra elin ayası ve sırtı için 6'şar döndürme+fırça.

Sonra bileğin altı ve üstü için 6'şar döndürme+fırça.

Sonra dirseğin önü, arkası, sağı ve solu için 6'lı,
Ve son olarak da omuz ekleminin üstü (omuz başı köşesi), altı (koltuk altı) önü (göğüs tarafı) ve arkası (sırt tarafı) için 6'lı yapıyoruz.

Sonra da aynılarını diğer el ve kol için tekrarlıyoruz.

İşte hepsi bu.
Bunu hergün 1 set yaparsanız, hem sağlık sorunlarınıza, hem enerjisel gelişiminize, hem verdiği rahatlık ve ferahlıkla strese + ruhsal gelişiminize yatırım yaptığınızı düşünebilirsiniz.

Kolay gelsin.


Edited by - on

idil_1
Kehribar

Turkey
53 Posts

Posted - 13/09/2005 :  15:37:39  Show Profile  Visit idil_1's Homepage  Reply with Quote
Ne kadar güzel bir hediye teşekkür ederim oe hoşgeldiniz.

Edited by - on
Go to Top of Page

sofi
Kehribar

34 Posts

Posted - 13/09/2005 :  20:50:20  Show Profile  Visit sofi's Homepage  Reply with Quote
Kendi adıma çok teşekkür ederim paylaştığınız için.Çalışmaya başlamadan önce anlattığınız el ve ayak parmaklarını sayma, imgeleme yapabilmek için çok güzel bir pratik:Bütün olay beş duyu olmaksızın zihinde canlandırarak dikkatini vermek ve tabii EMİN OLMAK.Bu arada hoşgeldiniz.

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 14/09/2005 :  12:59:46  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Rica ederim. Teşekkürün büyük payı bu sistemi aktarılabilir halde bütünleştiren Robert Bruce'a ait. Bu bana da, üzerinde çalıştığım şeyleri anlatılabilir bir dizge haline getirmekte faydalı oldu. Benim şansım konuyla uzun zamandır ilgili olmak, ve diğer denemek isteyen kişiler karşılaştığı sorunları buraya yazarlarsa yardımcı olma fırsatına sahip olmak.

Bu arada bu sistem görsel imajinasyondan çok dokunduyumsal (kinestetik) imajinasyona dayanıyor. Yani zihinde resimleme değil gerçekten dikkatin bedende belli bir noktaya götürülmesi ve döndürme ve fırçalama yaparken gerçekten deri civarında birşeylerin hissedilmesine dayanıyor.

Bu hissedilen şeyler oldukça önemli. Sorunlu olan her eneji merkezi kendini bu hislerle kişiye bilidiriyor. Bu hisler karıncalanma, batma, sıcak/soğuk hisleri, kaşınma, nokta hissetme, ağrı hissetme, sizin tarama (fırçalama) yaparkenki dikkat hareketlerinize direnç vs. olabilir.

Anlamları ise şöyle
1.Eğer bir bölgeden hiçbirşey hissetmiyorsanız, orası tümüyle tıkalıdır.
2.Bölge açılmaya başladığında yoğun/güçlü hisler ortaya çıkar. Bunlar yukarıda saydığım hisler.
3.Bölge yeterli derecede açıldığında yoğun hisler hafifler. Artık hisler oldukça hafiftir ve daha tekdüzedir.

Enerji konusunda büyük bir yanlış anlama da bu noktada oluyor. Ben bu yanlış anlama yüzünden ters yönde senelerce yürüdüm :) Bir enerji yolu ne kadar az tıkanıksa o kadar az his üretir (ama mutlaka üretir, eğer tümüyle sıfırsa hisler komple tıkanıktır olasılıkla). Ama insan tersini bekliyor, yani hisler arttıkça merkezler daha iyi çalışıyor sanıyor.

Aslında bu olay su borusu örneğiyle açıklanabilir. Enerji yolu su borusu olsun. Enerji de su. Boru ne kadar darsa (tıkalı) su oradan o kadar zorlanarak/yüksek basınçla geçer. Bu zorlanma ve yüksek basınç bize yoğun/güçlü hisler olarak geri dönüyor. Eğer boru akışın rahat olacağı genişlikteyse bu basınç/zorlama, yani hisler azalır. Ama hiç his yoksa boru tümden tıkalı demektir.

Bir açıdan bir elektrik kablosundan akan elektrik de buna benziyor. Kablo ne kadar darsa direnç o kadar fazla oluyor. Ve bu direnç de ısıyı doğuruyor. Bu tıkanıklıklar bedende de gene sıcaklık olarak hissediliyor. Enerji yolu açılınca tekrar o bölgeyi serin/ferah hissetmeye başlıyorsunuz.

İşte insanlar ilk başta çok yoğun duyumlar yaşadıktan sonra bu duyumlar hafifleyince artık enerji sistemimi geliştirmiyor muyum acaba diye şüpheye düşmeye başlıyorlar. Halbuki enerji yolları açıldığı için duyumlar azalıyor. Yani bu iyi bir belirti.


Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 10/10/2005 :  11:25:16  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Bir de şu açıklamayı yapmalıyım. Bu alıştırmaların etkili olması için onlara inanmanız gerekmiyor. Bedenin enerji alanlarının işleyişi ile ilgili mekanik alıştırmalar bunlar.

Yani hiç inanmayarak başlasanız da sonuç alırsınız. Yaptıkça yöntem sonuçlarıyla sizi inandırır zaten. Sadece yöntemi uygulayacak ve sonuçları açık fikirle gözlemleyip/hissedecek kadar önyargısız ve duyarlı olun yeterli.


Edited by - on
Go to Top of Page

Magissa
Yakut

Turkey
7 Posts

Posted - 28/12/2005 :  05:28:38  Show Profile  Visit Magissa's Homepage  Reply with Quote
oe_

Cok cok cok tesekkurler.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tekin
Gezgin

1 Posts

Posted - 23/04/2006 :  20:01:34  Show Profile  Visit Tekin's Homepage  Reply with Quote
Merhaba
Herkese bilgilerini paylaştıklarından ötürü tesekkürler.Benim birkaç sorum olacak.Benim sorunum kullandığım psikolojik ilaçlardan dolayı kendimi aşırı derecede enerjisiz hissetmem, yaklaşık 3 yıl önce aşırı bitkin enerjisiz hissettiğim bir anda bir eğitmen tarafından beynime uygulanan bioenerjiyle kafa tasımda tüm kafamı saracak şekilde su akar gibi bir enerjinin beynime ve vucuduma transferi sayesinde o gün kendimi asırı zinde hissettim ve şimdi o eğitmenden almış olduğum bioenerjiyi kendi kendime nasıl öğrenebilir ve uygulayabilirim(Bunun için özel bir yetenek gerekiyor mu)psikolojik rahatsızlığımda sürekli negatif düşüncelerle kendimi kendimi bitkin hisstememe neden oluyor.Bu konuda bana yardımcı olursanız cok sevinirim.Tesekkürler

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 05/05/2006 :  13:29:55  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Buradaki alıştırmalar vasıtasıyla öğrenebilir, uygulayabilirsiniz.
(Enerji akışı sorunsuz olduğunda (iyice açıldığında, hatta fazla açıldığında) 'su akışı' şeklinde hissedilir genellikle.)

Bana göre psikolojik sorunların kökeni her ne kadar maddi belirtilerle (beyin kimyasında belli bir maddenin azlığı/fazlalığı gibi) eşgüdümlü cereyan etse de sonuçta psikolojiktir. Yani dışarıdan alınan maddeler sorunu/sebebi çözmez sadece sonucu/semptomu ortadan kaldırmaya çalışır. Bu da bataklığı kurutmak yerine sivrisinek ilacı kullanmaya devam etmek gibi birşey. Asıl sebebe ulaşmadığınız sürece ilaçlar sadece günü geçirmenizi sağlarlar (ve hangi bedellerle kimbilir?)

Bu yüzden negatif düşüncelerinizin köküne inip onları karşı düşüncelerle dengelemenizi önerebilirim. Bedendeki enerji tıkanıklıkları ile bu negatif düşünceler arasında da paralellik vardır. İkisi birbirini tetiklerler. Ancak düşünceler enerjiden daha soyut düzeyde olduğu için temel sebep onlar olmalı diye düşünüyorum. Düşünsel form/zihinsel beden düzene girdikten sonra enerji yollarının tekrar bozulması/tıkanması için de sebep kalmaz.


Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 23/08/2006 :  11:17:42  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Aklın ve bedenin dengelenmesine ilişkin
-----------------------------------------

Benim deneyimlerim genel öğretilere pek uymaz. Kitaplarda da pek
rastlamadım. O yüzden bunların herkes için geçerli olup olmadığını
bilemiyorum. Gerçi birkaç kişiye bunları anlattım ve uyguladılar.
Birkaçına da ben uyguladım. Ama gene de yolum bazılarına yakın
bazıları için uzak olabilir.

Bunu belirttikten sonra kendi üzerimdeki enerjisel
çalışmamın/araştırmamın yaklaşık 10 senelik sonuçlarının birikimi
şöyle; (yani benim anladıklarım)

1. Beden üzerinde çalışabilmek için önce aklın dengelenmesi
gereklidir.

2. Akıl dengelenmedikçe sahip olduğumuz dikkat birçok parçaya
ayrılmış durumdadır. Oturduğunuz yerin rahatsızlığından tutun da,
duygusal konular, zihinsel sorunlar ve en önemlisi inançlar
dikkatimizi çekiştirip dururlar. Tıpkı bir peynir parçasını farklı
yönlere çekiştiren karıncalar gibi.

3. Akıl her bileşenin zıttının oluşturulmasıyla dengelenince, dikkat
ilk kez özgür kalır ve kendisinin farkına varır. Daha doğrusu biz
dikkatimizin farkına varırız. Aklın dengelenmesi bir 'yapmama'
durumudur. Akıl bu dengedeyken isteklerden ve eylemlerden uzaktır.
Kendi başına doyumlu ve kendinden memnundur. Dış etkenler bıraksa
sonsuza kadar öyle kalmak isteyeceği bir durumdur.

4. Akıl dengelenince dikkat noktası algılanabilir hale gelir.
Bu 'şey' (dikkat) bir nesne gibi bedenin içinde veya dışında herhangi
bir yere konumlandırılabilir. Aslında kendinizi (özgür iradenizi)
dikkat noktası olarak görmek mümkündür. Yani dikkatinizi bir noktaya
konumladığınızda 'siz' oraya gitmiş olursunuz. Yalnız bunun
yapılabilmesi için aklın dengelenmesi ve dikkatin özgürlüğüne
kavuşması gereklidir. Aklınızda sizi rahatsız eden hiçbirşey
kalmadığında, boşluğa ulaştığınızda (ki daha sonra bu boşluğun boş
olmadığını, sonsuzluğun kendisi olduğunu da anlarsınız) akıl
dengelenmiş demektir.

5. Temel prensiplerden biri "enerji düşünceyi izler" dir. Bizim
durumumuz için enerji dikkat noktasını izler. Konsantre olmak demek
dikkat noktasını bir 'yer'de sabitlemek demektir. Bu yer fiziksel
olabilir, duygusal olabilir, zihinsel olabilir. Konsantre olmak
işimizi kolaylaştırır, çünkü bütün enerjimiz o noktaya akar.

6. Konsantrasyon konusundaki yanlış anlaşılmalardan biri. Bunun 'zor'
kullanılarak yapıldığı veya zor olduğudur. Aslında konsantrasyon zor
değildir. Birşey de yapılmaz. O bir yapmama durumudur.
Dikkatinizi 'takıldığı' onlarca şeyden kurtardığınızda otomatik olan
birşeydir konsantrasyon.

7. Aklın dengelenmesi dikkati özgür kıldıktan sonra, dikkat beden
üzerinde çalışabilir bir araç haline gelir. Sıra bedenin
dengelenmesindedir.

8. İşte bu noktada bedenden gelen duyumlar önemli hale gelir. En ufak
kaşınma, batma, sıcak/soğuk hisleri bedendeki enerjileri dengelemeye
ilişkin birer ipucudur.

9. Enerji akmalıdır. Aktığı sürece enerjidir, sağlık getirir.
Tıkanırsa, durursa sorun yaratır; acı/hastalık vs.

10. Bedenin dışından içine doğru olan enerji akımı serin/su gibi bir
his yaratır. İçeriden dışarıya doğru olan akım ise sıcak/ateş gibidir.

11. Genelde düşünüldüğünün aksine enerji, özgün halinde ateş gibi
değil, su gibidir. Su akabilir, ateş/sıcaklık hisleri ise bir
tıkanıklığı/rahatsızlığı işaret eder.

12. Bunun şu şekilde de açıklamak mümkün; Aslında sıcaklık hissi de
enerjiyi işaret eder. Ama bu gene de tıkanıklıktır. Yüksek dirençli
(dar) bir elektrik kablosu gibi. Eğer tıkanık bir bölgeden yüksek
miktarda akım/enerji geçirmeye çalışırsanız tel ısınmaya başlar. Hiç
akım yoksa tel serindir. Enerji dirençsiz geçiyorsa da tel serindir.
İkisi birbirine benzer ama tümüyle zıttırlar.

13. Baş ağrısı, sırt ağrısı gibi ağrı/rahatsızlık türlerinin hepsinde
o bölgede sıcaklık vardır. Fazla ısınmış dar bir enerji yolu, üstüne
basılmış bir hortumdan zor akan bir su gibi.

14. Zaten aynı sebeple bedenin dışına doğru olan akım sıcak etki
üretir. Çünkü bedenin şu an bildiğimiz sınırları ulaşılmış enerji
alanlarını, yani çoğunlukla tıkanık olmayan enerji alanlarını temsil
eder. Dikkati buralarda gezdirmek kolaydır. Ama dışarıya çıkarmaya
kalkarsanız zorlukla karşılaşırsınız. Çünkü tıpkı soğan katmanları
gibi diğer bedenler içiçe durmaktadırlar. Ve bir dış beden henüz
aşina olmadığımız tıkanık birçok enerji alanıyla doludur. Bu yüzden
dikkati orada konumlandırmak, enerjilerin dışarı akışına ve henüz o
bölgede tıkanıkları açıp ustalaşmadığımız için de direnç/sürtünme
sebebiyle sıcaklığa sebep olur.


Edited by - on
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 23/08/2006 :  15:08:58  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
Bu başlığı daha önce görmemişim, harika bir hizmet bu, teşekkürler oe.
Bilmiyordum ve fakat diğer bilmediğim şeyler gibi buna benzer şeyleri uyguluyordum
Şimdi biraz daha bilinçli ve güvenerek yapacağım; çünkü bir çok kişi niyetiyle sistemi onaylamış, bu durumda zaten yöntem işlemeye mecbur OLmuş. Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 24/08/2006 :  08:31:10  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Belki mecbur olmuştur, belki de zaten işliyordur, olamaz mı :)

Şimdi bir de hazır buraya gelmişken ve "enerji şişmanlatır mı" konusunu görmüşken şunları ilave etmeliyim.

En yukarıdaki çalışmada dikkat ederseniz spiral yönlerini hep enerji içe akacak şekilde verdim. (Robert Bruce'un orjinal anlatımında birkaç dikkat hareketi daha vardı ve döndürme hareketinin yönü için de 'hangi yönde isterseniz, hangisi size doğru geliyorsa' gibi bir ifade vardı.)

Bunun birkaç sebebi var. Ra'nın 'içe akan enerjiler' terimini hatırlarsınız. Ve hastalık/rahatsızlık denen şeyin genelde daha alt merkezlere hakim olmadan üst merkezlerin fazla zorlanması, aşırı çalıştırılması şeklinde ortaya çıktığını söyleyişini. 5 ve 6. merkezlerin tıkanma sebebi aşırı faaliyet genelde. Yani biz duygu/düşünce/davranışlarla zaten bunları aşırı çalışmaya zorlayıp dengesizlik yaratıyoruz zaten. Bu ise benim bakış açımla bir motoru susuz/yağsız (soğutma ve sürtünmesiz çalışma için kayganlaştırma sistemleri) bırakıp sonra da uzun yola çıkarıp sürekli gaza basmaya benzer.

İşte içeri akan enerjiler olarak su (enerji içeri doğru akarken su, dışarı doğru akarken ateş özelliği gösteriyor) motoru yanmaktan koruyan şey. Yani en yukarıda verdiğim çalışma, merkezleri daha çok zorlamak değil, en tehlikesiz şekilde dengesizlikleri düzeltmek adına düzenlenmiş durumda.

Lakin bu çalışmalar bu dengesizlikleri düzenledikten sonra, bu çalışma yapılmaya devam edilince şöyle bir durum ortaya çıkıyor; her yönden enerji girişi. (Gerçi ana merkezler üzerinde değil de kol ve bacaklar üzerinde çalışıldığı için hala ana merkezler dışa enerji vermekte serbest. Ben kendi deneylerimde hepsini de içe çevirmeyi denediğim için sonucu biliyorum)

Merkezlerin hepsinin enerji akışını içe doğru yöneltmesi, aşırıya kaçtığında metabolizmayı yavaşlatıyor. Fazla sulu ve ağır hissetmeye başlıyor insan. Ve çabuk yoruluyor, çabuk uykusu geliyor, pek kafasına bir derdi sıkıntıyı takamıyor; geniş rahat bir psikolojiye giriyor ve aynı zamanda kilo da alıyor.

Tam tersi durumda da eğer çoğunlukla dışa doğru yöneltilmişse fazla sinirli, uykusu pek gelmeyen, uyumakta zorluk çeken, zayıf, kilo kaybeden biri oluyorsunuz. (diğerini, yani her merkezden içe şeklinde yapabilirsiniz ama bunu yapamazsınız. Çünkü hermerkezden dışa olamaz. Olması için bu dışa çıkacak enerjinin bir yerden içe akıyor olması gerek. Birkaç alt/ana merkezden içeri diğerlerinden dışarı. Deney olarak tüm merkezleri komple tıkadığım bir zamanı hatırlıyorum da hiçbir tarafı tutmayan, nefes dahi zor alan, yaşlı, ölüm döşeğinde biri gibi hissetmeye başlamıştım birkaç gün içinde. Sonra nedenini anladım/hatırladım da, neyseki tekrar eski haline getirdim.)

Ben ikisini de çok önermiyorum aslında. Çünkü ya hepsi içe, ya hepsi dışadır vs. diyerek çok denedim bunu. İkisi de tutmadı.

Şimdi, merkezlerin ve enerji yollarının gelişimi açısından, daha dış bedenlere doğru bir genişlemenin/ilerlemenin olması gerektiğini düşünüyorum. Bu dışa akış demek. Ancak bu dışa akışın çok dikkatli ve zorlamadan olması gerektiğini de düşünüyorum. Yani öyle "dışa yönelteyim o aksın" şeklinde olmuyor. Çünkü o dış dediğimiz alan da aslında iç, ama henüz ulaşılmamış ve oldukça fazla tıkanıklıklar içeren bir kısım (diğer bedenlerimiz). Böyle olunca da oradan akmaya çalışan enerji tıkanıklık/dirençten dolayı fazla ısınıyor. Isınınca da enerjinin su gibi olan doğası ateş gibi bir hale dönüşüyor (tıpkı direnci fazla olan bir telden akım geçince fazla ısınması gibi). Bu ateşin makul miktarı bizi canlı/diri/enerjik/uyanık/fazla kilolu olmayan bir şekilde tutmak için ideal. Ve aynı zamanda gelişiyor olmamız için de. Yaşarken herzaman yaptığımız gibi, bir şekilde dengelerimizi bozduğumuzda da en yukarıda verdiğim çalışma bu dengeleri tekrar düzenlemek ve sistemi soğutmak, orjinal bakım durumuna döndürmek için uygun, diye düşünüyorum.


Edited by - oe_ on 24/08/2006 08:38:00
Go to Top of Page

reikim45
Elmas

Turkey
501 Posts

Posted - 24/08/2006 :  10:30:10  Show Profile  Visit reikim45's Homepage  Reply with Quote
Teşekkürle oe kardeşim ne güzel anlatmışsın.Zaten bilinç altının güçünü kullanırsan birde ki dedigimiz can enerjisini devreye sokarsan senin dedigin gibi hastalıklı hücreleri iyileştirebilirsin.....Tekrar baglantıda bunu gibi bir enerji..
Zaten ki ile nefes almıyormuyuz bir nefes ile bin hastalık iyileşir bence..Serbest radikal dedigimiz auramızdan içeri hastalıkların girmesinin tek nedeni ki dengemizin bozulmuş olması degilmidir tekrar teşekkürler...aydınlatıcı bilgilerin için şapkapı çıkarıyorum sevgiler
reikim45

Edited by - on
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 24/08/2006 :  12:19:23  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
Merkezlerin hepsinin enerji akışını içe doğru yöneltmesi, aşırıya kaçtığında metabolizmayı yavaşlatıyor. Fazla sulu ve ağır hissetmeye başlıyor insan. Ve çabuk yoruluyor, çabuk uykusu geliyor, pek kafasına bir derdi sıkıntıyı takamıyor; geniş rahat bir psikolojiye giriyor ve aynı zamanda kilo da alıyor.

Tam tersi durumda da eğer çoğunlukla dışa doğru yöneltilmişse fazla sinirli, uykusu pek gelmeyen, uyumakta zorluk çeken, zayıf, kilo kaybeden biri oluyorsunuz.


Bu tespitlerin bazı şeyler hatırlattı bana. Birinci anlattığın uyku haricinde bana uygunmuş. İlaveten uyumakta zorlanan biriyim.
İçe doğru enerji akışı yoğun biriyim demek ki. Şimdi bazı detayları birbirine bağladı içim, komik olabilir. Ama biz nice enteresan şeyi komik filan demeden içe doğanları ciddiye almakla bulduk
Reiki seansı yaparken, özellikle başkalarına yaparken belli bir süreden sonra üfleme ihtiyacı geliyor bana. Sebebi ise gayet basit, içim yanmaya başlıyor ve o ateşi dışarı çıkarmak istiyorum. Adeta alev üflüyorum!
Bu durum belki de neden sigara içtiğimin de bi açıklaması olabilir. Sigara içilirken yapılan hareket nedir? Üfleme hareketi!
Enerjinin yoğun olarak içeri aktığı bir yapıda olan ben, bunu otomatik yoldan (bilinçsiz olarak) nasıl dengeleyebilirdim? Muhtemelen sigara içerek. Belki sigarayı bıraksam sürekli uyuyan biri olacağım ve iyice dengesizleşeceğim kimbilir?!
Bioenerji hocamız, birgün laf arasında sigara içen bizleri eleştirmekte olan (aslan burcu) bir beye şöyle tepeden tırnağa bakıp (aura taramasında değişik bi bakışı olurdu); "ama senin hiç ihtiyacın yok ki!" demişti Hocamız normalde şifacıların sigara içmesini tasvip etmemekle birlikte her nedense bana müsamaha gösteriyordu. Bunu ilginç buluyordum.

Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 24/08/2006 :  12:53:50  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Ama işin ilginç yanı ateşi dışarı çıkarmak isteği daha çok ateşe yol açar. Çünkü 'dışarı çıkarmak isteği' zaten enerjiyi dışarı yollayıp onu ateşe çeviren şey.

Mesela soğuktan üşüyenleri gözününde canlandırın, büzülürler ve içeri çekilirler. Yani enerjilerini de içeri çekerler. Bu ise daha çok üşümelerine neden olur. Halbuki rahatlayıp enerjileri dışarı yönlendirince pek üşünmüyor.


Edited by - on
Go to Top of Page

burhan
Akik

Turkey
22 Posts

Posted - 27/09/2006 :  11:39:24  Show Profile  Visit burhan's Homepage  Reply with Quote

AKLIN DENGELENMESİ.

Sayın OE yukardaki yazıda ;

3. Akıl her bileşenin zıttının oluşturulmasıyla dengelenince, dikkat
ilk kez özgür kalır ve kendisinin farkına varır. Daha doğrusu biz
dikkatimizin farkına varırız. Aklın dengelenmesi bir 'yapmama'
durumudur. Akıl bu dengedeyken isteklerden ve eylemlerden uzaktır.
Kendi başına doyumlu ve kendinden memnundur. Dış etkenler bıraksa
sonsuza kadar öyle kalmak isteyeceği bir durumdur.

Diye yazıyor.

Bende kendi kendime şu soruları soruyorum :

Akıl denince , düşüncemi kastediliyor.

Zıttının oluşturulması,yaşantıylamı gerçekleştirilecek yoksa düşünce gücüylemi gerçekleştirilecek.(Zıtlıklarla uygulanan bir sistemin kitabını okudum , uç noktalarda olmayan bir kişinin ancak bir ayda zıtlıkları törpüleyebildiğini anladım.)

Özgürlük nihai bir sonuçtur onu ancak deneyimleyenler bilebilir onun için bir yorumda bulunamıyorum.

Aklın dengelenmesi halinde;(yukardaki tabirle),isteklerden ve eylemlerden uzakmı kalır, yoksa farkındalığı artar bilmediğini zannettiklerini bildiğini , bakıpta göremediklerinin farkına vardığınımı görür ,,,,sonuçta ;yapmaya cesaret edemediği işler için hazır olduğunu hisseder.(Eylemsizliğin tersine).


Senelerce önce AKIL nedir diye öğrenmek için yola çıktım , yollar inişli çıkışlı devam ediyor,gittiğim yollarda karşılaştığım yerler ; cennet böyle bir yer olmalı herhalde diyorum , bazende tam tersi söz konusu oluyor .Soruların cevabı başka soruları çağrıştırıyor.

Saygılar.







Edited by - on
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 28/09/2006 :  01:26:52  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by burhan


AKLIN DENGELENMESİ.

Sayın OE yukardaki yazıda ;

3. Akıl her bileşenin zıttının oluşturulmasıyla dengelenince, dikkat
ilk kez özgür kalır ve kendisinin farkına varır. Daha doğrusu biz
dikkatimizin farkına varırız. Aklın dengelenmesi bir 'yapmama'
durumudur. Akıl bu dengedeyken isteklerden ve eylemlerden uzaktır.
Kendi başına doyumlu ve kendinden memnundur. Dış etkenler bıraksa
sonsuza kadar öyle kalmak isteyeceği bir durumdur.

Diye yazıyor.

Bende kendi kendime şu soruları soruyorum :

Akıl denince , düşüncemi kastediliyor.

Zıttının oluşturulması,yaşantıylamı gerçekleştirilecek yoksa düşünce gücüylemi gerçekleştirilecek.(Zıtlıklarla uygulanan bir sistemin kitabını okudum , uç noktalarda olmayan bir kişinin ancak bir ayda zıtlıkları törpüleyebildiğini anladım.)

Özgürlük nihai bir sonuçtur onu ancak deneyimleyenler bilebilir onun için bir yorumda bulunamıyorum.

Aklın dengelenmesi halinde;(yukardaki tabirle),isteklerden ve eylemlerden uzakmı kalır, yoksa farkındalığı artar bilmediğini zannettiklerini bildiğini , bakıpta göremediklerinin farkına vardığınımı görür ,,,,sonuçta ;yapmaya cesaret edemediği işler için hazır olduğunu hisseder.(Eylemsizliğin tersine).


Senelerce önce AKIL nedir diye öğrenmek için yola çıktım , yollar inişli çıkışlı devam ediyor,gittiğim yollarda karşılaştığım yerler ; cennet böyle bir yer olmalı herhalde diyorum , bazende tam tersi söz konusu oluyor .Soruların cevabı başka soruları çağrıştırıyor.

Saygılar.





Akıl denince salt düşünce kastedilmiyor. Duygular, heyecanlar, önyargılar ve hisler de dahil. Yani akıl bileşiminin Ra'da ele alınış şekli böyle.

Zıttının oluşturulması yaşantıyla değil akıl düzeyinde gerçekleştiriliyor. Burada aklın dengelenmesi nihai sonuç değil sadece bir aşamadır ve nihai özgürlüğü temsil etmiyor. Ne kusursuz ne de kalıcı bir denge de değil bu. (Şu an odaklanmışsınızdır, öbür an gene dağınık olabilir.) Sadece dikkati takıldığı şeylerden kurtaran, bütünleştiren ve kendisinin farkına varmasını sağlayan bir denge. Dikkatimiz hep birşeylerle meşguldür. Algılama eylemimizden sorumlu. Ve biz o kadar çok şeye dikkat ediyor ve algılıyoruz ki, bu arada algılayan şey ne, diye soracak vakit kalmıyor. Akıl dengelendiğinde dikkat kendini bin parçaya bölünmüş olmaktan kurtarıyor. Böylece de kendi kaynağına yönelebiliyor. Hepsi bu.

Bu yönelişin sonucunda ortaya çıkan farkındalıkla ne yapmak istediğiniz size kalmış. İster onu belli istekleri tatmine ve eyleme yönlendirirsiniz ister beden/enerji merkezleri üstünde çalışırsınız. Ama burada asıl nokta artık odaklanmış/birleşmiş bir dikkate sahip olmanız (Bu da mutlak anlamda birleşmiş/odaklanmış anlamına gelmiyor. Sadece beden üzerinde çalışabilecek kadar odaklı kalması yeterli. Bu da bütün büyük hırslar/arzular/bencillikler vs. gibi birçok duygudan uzak bir tutumda olmayı gerektiriyor o an için). Tabii maymun iştahlılıkla eskiden yaptığımız gibi bir dolu istek ve eylemle suyu hızlıca bulandırırsak gene eskisi gibi parçalanmış bir dikkate döneriz. O zaman da nasıl ki her işi tek tek konsantre olup yapmak, 3-5 işi aynı anda yapmaya çalışmaktan çok daha verimli ise, o tip bir verim kaybı olur.

Aslında bu yazdıklarım Ra bilgilerinde geçen bir kısım bilginin açılımı sonucunda ortaya çıkmış şeyler. Daha sonra bunları daha detaylı olarak Ra bilgileri kısmına aktarmayı düşünüyorum, o zaman daha detaylı inceleyebiliriz.

Edited by - on
Go to Top of Page

burhan
Akik

Turkey
22 Posts

Posted - 28/09/2006 :  11:17:23  Show Profile  Visit burhan's Homepage  Reply with Quote

Sayın OE , RA BİLGİLERİ ile , bir tartışma ortamında hiç karşılaşmadım ,sizin ortaya koyuş şeklinizce yorumları izlemek( bana göre ) ,ilgiyle takip etmeyi gerektirecektir , bende öyle yapacağım , .Teşekkür ederim.

Burhan.

Edited by - on
Go to Top of Page

Kenancan
Akik

Turkey
28 Posts

Posted - 05/01/2007 :  14:31:04  Show Profile  Visit Kenancan's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Şifa yolcuları!Bioenerjiyle şifalanmak ve şifalandırmak konusunda öncelikle bilinmesi gereken bir şey var ki bioenerjinin olağanüstü bir yetenek falan olmadığıdır.Bioenerjinin kendinden cıkan bir güç ve cevher oldugu ise tamamen bilim dışı,fantastik bir safsatadır.İnsan daha önce de yazdığım gibi bu enerjiyle yaşar zaten...Alır,yoğunlaştırır,vibrasyonlarını yükseltir ve mercek görevi görerek hastaya yansıtır.
Bioenerjide en önemli husus algılama kabiliyetini geliştirmektir.Bununla birlikte bu yaşam enerjisine kanallık edebilmeniz için devamlı ruhsal bir sükunet,sabır,Allah sevgisi,insan sevgisi dolu,egotik istekleri frenleyen bir insan olmak gerekir.Buna arınma ve ya tekamül de diyebilirsiniz.
Bioenerjide ihtisas belki yıllar alabilir.Yaptığınız her uygulama da beyninizden bir şifre çözülecektir.Unutmamak gerekir ki bioenerji; reiki,fengshu vb. şifacılık konularından farklıdır.Çünkü bioenerjik terapide terapist ne yaptığını bilerek ve yönlendirerek hareket eder.
Ülkemizi özellikle Orta Asya kökenli olup sarmış şarlatanların sayısı binlerce...İçlerinde elbette mükemmelleri var.Ama bu şarlatanlara karşı halkımız uyanık olmak durumundadır.
....Bu sayfayı okuyan herkese selamlar...Her türlü soruyu cevaplamaya hazırım....
Kenan Can B.
Bioenerjist-Hipnoterapist-Reiki Master

Edited by - on
Go to Top of Page

selcukselcuku
Akik

13 Posts

Posted - 11/01/2007 :  18:13:40  Show Profile  Visit selcukselcuku's Homepage  Reply with Quote

OE YE TESEKKURLER..
BIO ENERJININ NASIL YAPILCAGI HAKKINDAKI BILGILERI ICIN..
AMA RESIMLI BIR SEYLER BULAMAZMIYIZ..SEKILLER HAKKINDA FALAN..BEN AYRICA REIKI ICIN ELDE ALDIM AMA BIR FAYDASINI GORMEDIM..SADECE 60 MILYON PARAM GITTI.FAYDASI REIKICIYE OLDU YANI..
SAYGILARIMLA


Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 17/01/2007 :  01:05:07  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
Sevgili oe yazdiklarinizi ilgiyle okudum. Okudukca da zihnimde pek cok soru olustu.

Ben bu yazdiginiz teknikleri hic bilmiyorum, sadece dokunarak "yanlis" ya da "zararli" bir seyler yapma olasiligi olabilir mi? Beni en kisa zamanda yanitlarsaniz cok sevinirim.
Simdiden tesekkürler:)

Edited by - Tsunami on 21/03/2007 02:42:24
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 17/01/2007 :  09:08:37  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tsunami,

Bana göre eller, zaten enerji çıkışının doğal mecrası. Zaten herhangi bir yerimiz acıdığında, çarptığımızda falan, doğal/refleks bir şekilde elimizi oraya koyarız.

Yöntemler ise ellerden olan bu doğal enerji çıkışını biraz daha arttırmak ve kontrollü hale getirmek için genelde.

Burada anlattığım yöntem 'bir olmazsa olmaz' değil. Olası tek yöntem de değil. Ve zaten esas olarak bu iş niyetle yapılıyor, veya düşünce ile. Siz de bunu doğal şekilde kendi kendinize öğrenmişsiniz. Aslında ben de herhangi bir kurs görmedim. Sadece bunu kendi içimde nasıl yapabilidiğimi araştırıp, anlatılabilir hale getirmeye çalışınca yukarıdaki gibi yöntemler ortaya çıkıyor.

Ama yöntemin esası niyet/düşünce. Şöyle ki, dikkatimizi niyetimiz yönlendiriyor. Enerji de dikkatin olduğu yere yöneliyor (enerji -> dikkat -> niyet). Bunu sağlamak için de zaten zihnin belli bir sakinlik seviyesinde olması gerekiyor. Aklımız binbir türlü konuyla doluyken, niyet ve dikkat parçalara ayrılıyor. Böylece de hangi yöntemi uygularsanız uygulayın bir işe yaramıyor.

Öte yandan hiçbir yöntem bilmeseniz de zihin yeterince sakinleşince, dikkat odaklanıyor ve nüfuz etmesi gereken yere (sorunlu bölge) daha kolay nüfuz edebiliyor.

---

Bu enerji yönlendirme sırasında yanlış veya zararlı birşey yapabilir miyim, diyorsunuz.

Eğer ki salt ellerinizi koyuyorsanız, sizin yüksek titreşimli (sağlıklı) enerji alanınızdan, sorunlu bölgeye denge kurulana kadar doğal bir akış olur. Tıpkı bileşik kaplardaki su akışı gibi. Denge sağlanınca otomatik olarak durur. Yani ekstra olarak enerjiyi 'özellikle' belli bir yönde yönlendirmek üzere niyet/dikkat kullanmıyorsanız ve şifayı kendi oluşuna bırakıyorsanız, pek zarar verme olasılığınız yok.


Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 17/01/2007 :  10:28:08  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
Sevgili oe ,
Yanitiniz icin tesekkür ederim. Uygulama esnasinda baslangicda hastanin sifa almasi seklinde bir niyette bulunuyorum zihnen. Bir de rahatsizligi zihnen ayirt etme esnasinda farkinda olmadan bir dikkat yönlendirme de oluyor. Onun disinda uygulama sirasinda kendimi tamamen disarida birakiyorum; yani ben sadece elimi koyuyorum sifayi hasta kendisi aliyor. Sanirim bu durumda bir zarar vermis olamam.
Yazilariniz mükemmel bir kaynak. Sirayla hepsini okuyorum. Tekrar tesekkürler:)

Edited by - on
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 08/07/2010 :  14:38:35  Show Profile  Reply with Quote
Şu aralar kendimi çok enerjisiz, bitkin, uykulu hissediyorum...Bu enerji merkezlerindeki tıkanıklığa işaret ediyor herhalde...Alıştırmaları yaparken dikkatim çok serbest olmadığından olsa gerek daha çok zihinsel imajinasyon düzleminde kalıyorum...Yukarıdaki alıştırmaların gene de faydası olacağını düşünüyor musunuz?
Tam bunu yazdıktan sonra aklıma şu da geldi; Yukarıdaki şekilde sistematik bir çalışma yapmamama rağmen son zamanlarda bedenimin çeşitli bölgelerinde karıncalanma, kaşınma gibi hisler oluyor...İçime döndüğümde oldukça net bir şekilde algılıyorum ki bu güzel birşey (bazı tıkanmış noktaların açılması anlamında)...Dikkatim de sıklıkla eller, kollar, bacaklar gibi bölgelere yöneliyor, bir şekilde burada bir meydan okuma olduğunu hissediyorum...Yani aslında bilinçli olarak olmasa da bir şekilde son zamanlarda enerji bedenimle ve ondaki tıkanıklıkların açılmasıyla ilgili "çalışıyormuşum" gibi geliyor bana...Anladığım kadarıyla zihin henüz netleşmediği için bu çalışma verimsiz ve henüz emekleme safhasında...Zihin netleşmedikçe bu yorgunluk ve bitkinliğin sebebi olan tıkanıklıkları da gidermek zor olacak gibi gözüküyor...Gene de tavsiyesi olan olursa incelemeyi isterim...Bu arada niyetin önemli olduğunu burada okumak çok iyi bir hatırlatıcı oldu (niyet denince şahsen benim aklıma hep kişisel beklentilerin bulunmadığı bütüne hizmetin ön planda olduğu bir ruh hali içine girmek geliyor)...

Edited by - burake on 08/07/2010 15:04:26
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 08/07/2010 :  23:36:34  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Görsel imajinasyondan dokunsal imajinasyona geçmek için parmak saymak, parmakları hissetmek iyi alıştırmalar olur bence. Bu zamanla gelişen birşey.

Bu alıştırmaları enerjiyi hissetme ve enerji ile çalışma konusunda bir başlangıç olarak görüyorum. Şunu söylemem gerek; bu alıştırmalarda dönme hareketi hep saat yönünde. Böyle olunca enerjinin akışı içe doğru ve yin/serin oluyor. Enerji alanının her bölgesinde yin/içe akış uygulaması yapılması da uzun vadede enerjisiz, halsiz bıraktırıcı (veya isteksizlik getiren) bir etki yapabiliyor.

Artık daha fazla denge taraftarıyım.

Bu açıklamayı yapma fırsatı için teşekkürler...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 10/07/2010 :  14:04:55  Show Profile  Reply with Quote
Parmak uçlarında bunu yapmak daha kolay sanki...Parmak uçlarını "içten hissetmek"...Parmak uçlarının fiziksel olarak da "dokunmayla tanımlamada ana organlar" olduğunu düşününce arada bir paralellik olduğunu düşündüm...
Bu ipucu için çok teşekkür ederim...
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 03/09/2010 :  10:38:26  Show Profile  Reply with Quote
Vücudumda ısınma ve çeşitli kaşınmalar oluyor...Bunları içsel kaynaklı olarak algılıyorum...Kaşımakla çözülmüyor...Bir şekilde enerji bedeniyle ilgili olduğunu tahmin ediyorum...Bu konuda paylaşımda bulunmak isteyen var mı merak ettim...
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 04/09/2010 :  03:43:28  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Bu başlığı bulup çıkarmakla çok iyi ettin Burake. Kaşınma konusunda bir fikrim yok. Bende de oluyor bazen ve hatta alerji testi yaptırsam diye aklımdan geçirmiştim.

Oe, ben de bu enerji akışı ile ilgili olarak şunu sormak istedim. En son hep içe akışın iyi olmadığı şeklinde bir yorum yapmışsın. Bu enerjinin hangi bölgede içe hangi bölgede dışa akacağına dair bir sistem geliştirip, kilo almak ya da vermek mümkün olur mu acaba senin görüşüne diye merak ettim. Mesela şu şekilde çalışırsanız göbeğinizi eritirsiniz veya bu şekilde uygulama yaparsanız biraz kilo alabilirsiniz gibi.

Sonra bir de omurlarımızda da bir dolu eklem olduğu aklıma geldi. Diğer taraftan bakınca ana çakralarımız eklem bölgelerimizde değil ama enerjiyi diyelim ayak parmaklarından alıp, parmak uçlarından dışarı vermek (ya da tersi) gibi bir uygulama ile vücudun tamamından geçirirsek belki de çok sağlıklı/dengeleyici olur. Belki de omurilik boyunca tek tek çakralar hizasında aşağıdan yukarı doğru saat yönünde (veya tersi yönde) imgeleme yaparak enerji akışı sağlayabiliriz.

Mutlaka hepsine bir yanıt yoktur ama üzerinden bunca zaman geçmişken belki bunlara dair ya da başka bir şeyler keşfetmiş ve açıklayabilir durumdasındır diye, sorup öğrenmek istedim. :)
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/09/2010 :  12:37:49  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Reiki uygulamasında kaşınmayı çok sık yaşarım. Şu aralar fazla reiki uygulaması yapmıyorum ama bir aralar çok sık reiki yapıyordum ve bir defasında uzun zamandır reiki durumundaydım ve rahattım. Bir ara elimin titrediğini hissettim ama pozisyondan dolayı olabilirmi dedim kendime. Sonra elimi çekmeme rağmen titremenin durmadığını farkettim. Bir an'da elektriğe çarpılmışım gibi,gözlerimde bir ışık yandı sanki ve vücudumun bir yanı soğuyor,diğer yanı ısınıyor,ellerimin titremesi gittikçe artıyor,başımın ortasından gözlerime kadar yanıyormuş gibi hissediyordum. Gittikçe arttı ve olan şeyden korktum,reikiyi bıraktım ama yine de titremeler ve diğer belirtiler durmuyordu.

Tao kitabında bu belirtiler anlatılıyordu. Çok iyi bilmiyorum, tao uygulaması yapmadım,cesaret edemedim çünkü. Bir öğretmenin yardımıyla yapılması gerektiği anlatılıyordu, riskli olabilirmiş.
Çünkü kundalini bir an da harekete geçebilir ve enerjiden dolayı kişiye zarar verebilirmiş de. Reiki uygulaması sırasında yaşadıklarım,tao da anlatılanlara çok benzediği için uygulamayı bırakmıştım zaten.

Hatırladığım kadarıyla,kişi tao yaparken önceleri bir zaman kendini bitkin hissedebilirmiş çünkü beden kendini yenilemek için enerji birktirmeye başlarmış.

Bir zaman sonra her reiki uygulamasına oturduğumda,kafatasımdan sol kulağıma doğru bir acı hissediyordum. Sanki kafatasım yarılıcakmış gibi bir acıydı. Tao da,bu şeyin,enerjinin ilerlemesi sırasında,direncin meydana getirdiği birşey olduğu söylenmekteydi. Çakralar açılmaktaymış. Yoga yaparken de,3.göz çakrasında çalışırken,yine reiki sırasında gözlerimde hissettiğim o parlaklık-kaşınma vs...gibi belirtiler ortaya çıkıyordu.
Reiki sırasında kafatasımın yarılacakmış hissi beni çok rahatsız etti ve uzun bir süre reiki yapmadım.
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 05/09/2010 :  15:53:08  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Isınma, kaşınma ve ağrı tipleri enerji çıkışına karşılık geliyor.

Giriş ve çıkışlara ilişkin bir sistem geliştirmek pek kolay değil. Öncelikle sistem epey karmaşık. Ve bir noktadan hep giriş veya hep çıkış da çok mümkün olmuyor gibi. Bunun ötesinde Ra'nın da söylediği gibi, beden mekanik bir makina olmanın ötesinde, renk tonlarının bir şiiri. Yani, bu tip 'mekanik' yöntem geliştirmelerin önünde bir engel var. Şöyle ki, siz birtakım enerji merkezlerini yönlendirip/yönetirken, sizin genel duygu/düşünce/inanç ve ruhsal gelişiminizle ilgili daha üst bazı merkezler de daha etkili bir şekilde sistemin tümünü yönetiyor. Yani kendinizi (duygu/düşünce/inanç bileşenlerinizi) değiştirmedikçe, sistem gene kendi dengesine doğru gidiyor ve oturuyor. Yani bu tip 'bir sisteme dayalı yöntemler' bir noktaya kadar işe yarıyor, değişiklik yapsanız bile üst ve kendi duygu/düşünce/inançlarınızı değiştiremediğiniz için yönetemediğiniz merkezler olayın üstünde daha büyük bir söz hakkına sahip.

Sistemin bu şekilde işlemesi de normal. Çünkü sistem esas olarak, bizlerin ruhsal olarak geliştikçe birtakım yeteneklere sahip olmamızı istemiş. Anlayabilecek ve sorumluluğunu alabilecek hale geldikçe. Diğer türlü olsa idi, salt mekanik şekilde aydınlanmaya ulaşmaya çalışmak, sanırım, olsa olsa negatif bir yola çıkardı bu işin sonu. Ra'da da belirtildiği gibi, siz sevgi duydukça, alıp/verdikçe, üst merkezler otomatik olarak gelişecek (onları besleyen şey sevgi). Diğer yol ise; sevgi merkezini atlayarak, salt bilgi/yöntem geliştirme tarzında mekanik bir anlayışa yönelmek olur ki, sevgi/merhamet/anlayış/sempati/empati gelişmeden birtakım merkezler gelişirse, insan kendini birlikten çok ayrılığa yakın görür, gibi düşünüyorum. Onun için 'sevgi' yol üstünde kritik ve merkezi bir noktaya konmuş. Bilgiden öncelikli olarak ele alınması gerek büyük olasılıkla. Ya da bilginin sevgiyi aşar tarzda ele alınmaması gerek en azından, diye düşünüyorum.


Edited by - oe_ on 05/09/2010 15:54:50
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 06/09/2010 :  05:45:11  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Bu noktada ifade etmek istediklerim var. Söz gelişi burada bilgi paylaşırken, sokaktaki sıradan insandan çok daha fazla şeyler öğreniyoruz. Gerçi içsel olarak çekilmesek bu tür bilgilere yönelmeyiz ve orası da ayrı. Ama bilgiyle ilerlemek daha kolay olmalı. Yani bu durumda bilincimizi yükseltmemiz ve dikkatimiz bu konulara odaklı olduğu için, ruhsal olarak gelişimimiz daha hızlanıyor diye düşünüyorum. Gereğinden fazla bilgi alıp tam olarak hazmedemeden basamakları hızlıca tırmanmaya çalışmak da söz konusu olabilir mutlaka. Farkında olmadan çokça kez egomuz devreye giriyordur hatta bilgilenirken. Ama sonuç olarak ne yapmak istediğinin bilincinde olmak mutlaka hedefe ulaşmaya olumlu katkı sağlar. Fakat makul hızda adımlarla yol alınması gerektiği unutulmamalı.

Reiki uyumlanması aklıma geliyor mesela. Uyumlanma sonrası Kirlian fotoğrafçılığı yöntemiyle inceleme yapıldığında insanın verdiği ışımanın arttığı gözlemleniyor. Reiki 1-2-3 uyumlamaları denilen aşamalarda master karar veriyor bir sonraki aşamaya öğrencisinin hazır olup olmadığına ya da araya belli bir zaman konuluyor bir sonraki aşama için. (Ne kadar doğru karar verilebilir, orası da ayrı ve bu işin ticari şekle dönüşmüş halinden bahsetmiyorum.)

Bunlar göz önüne alınarak düşünüldüğünde, uygun çalışmaları yapmak sanırım destekleyici olur diyebilirim. Yeter ki doğru olanı; yerinde, zamanında ve dozunda yapmış olalım.

Son zamanlarda; düşünsel/zihinsel, inançsal ya da küçüklükten beri gelen bilinçaltı veya bilinçsel programlanmamız diye ifade etmeye çalışacağım durumun üzerimizde ve gelişimimizde ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu programlanmamızı düzenlemeye çalışmamız, ruhsal gelişimimizle paralel bir ilerlemeyi de beraberinde getirecektir mutlaka.
Go to Top of Page
   Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.45 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits