| Author |
Topic  |
|
|
bulut
Elmas
    
565 Posts |
Posted - 10/12/2009 : 11:37:17
|
Elindeki yiyecek sepetiyle kendisini masallardaki kırmızı başlıklı kız gibi hissediyordu.Yiyecekleri tarlalarında çalışan babasına götürüyordu.Babası sabah evden çıkarken huysuzlaşan koşum mandalarıyla uğraşırken yiyecekleri almaya fırsatı olmamıştı. Sabah arabaya koşulmaya razı olmayan mandalar babasına zorluk çıkarıyorlardı.Adamcağız birinden ötekine koşarken kanter içinde kalmıştı.Bu uğraşı çoğunlukla izlemek durumunda olan küçük kız babasına üzülmekle birlikte mandalara,kendisinin de tam açıklayamadığı bir hisle anlayış gösteriyordu. Mandaları bilebilip görebildiği en iri cüsseli hayvanlardı.Ancak resimlerinden tanıdığı filler ve tarih öncesi yaşadıklarını okuduğu mamutlar onların mandalarından iriydi.Küçük kız bu iri cüsseli hayvanların koşumda çıkardıkları sorunu anlayabiliyordu.Mandalar bu görkemli iriliklerine rağmen kıytırık bir arabaya koşulmayı kabullenemiyorlardı.Hakikaten küçük kızın mandaları için içi eziliyordu. Aslında bu iki hayvanın birbirine bağlılığı ve sahiplerine olan sadadakatleri köyde efsane olmuştu.Dahası evin küçük hanımı söz konusu olunca akan sular duruyordu.Hayvanlar neredeyse küçük kızın yanında uslu birer kediye dönüyorlardı. O sabah da zoluk çıkaran hayvanları burunlarına yaptığı munis masajlarla sakinleştirmişti.
Sabah olanların nostaljisine daldığı, minik yanaklarındaki tebessüm kıvrımlarından ve duygulandığı için gözlerindeki buğudan belli oluyordu. Tarlaya gelince mandaları otlamayı bırakıp puflayarak ve kuyruklarını keyifle sallayarak adeta onu selamladılar.Ancak babasını görememişti.Babası mandalarının sağduyusuna güvenip onları serbestçe bırakarak arazideki diğer işlerine giderdi. Tarlalarının çevresinde babasının diktiği kavak ağaçları vardı.Altlarındaki çimenliğe oturdu.Niyeti biraz soluklanıp sonra mandalarıyla şakalalmaktı.Bir süre kavak ağaçlarının hışırtısını dinleyip taze sürülmüş toprak,çiçek ve çimenlerin aromasından oluşan kokulu havayı derin derin içine çekti. Birden kavakların ardında bulunan su arkının kenarındaki otlarda bir dalgalanma ve uzayıp giden bir hışırtı duyup o yöne bakınca ses kesildi.Kısa bir süre sonra yine duyuldu.Küçük kızın kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Otların arasından bir baş uzandı.Bu çatal dili dışarda irice bir yılan başıydı.Küçük kızın bütün korku ve panik duygusuyla beraber ilk aklına gelen "çevremdeki hayvanlar hep iri olmak zorunda mı?"düşüncesi oldu.Nutku tutulmuştu,kıpırdayamıyordu. Bayılacak gibi olmasına rağmen merakla yılana bakabildi.Yılanın bakışlarından bir güven duygusu yayılır gibiydi.Neredeyse hayvanın kendisine gülüsediğini sanacaktı. İki canlı uzun süre tanımsız bir şekilde birbirine baktılar.ne kız kıpırdayabiliyor ne de yılan gidebiliyordu.Ancak kızın manda dotlarından şef olanı kenarda bir olağanüstülük olduğunu sezerek onlara doğru bakıyordu.Küçük dostunun tehlikede ola bileceğini sanıp onlara doğru koşmaya başladı.Onun çıkardığı patırtı ikisini de uyandırmıştı. Neredeyse ayrılmayı ikisi de istemiyordu.Bakışlarında birbirini çeken bir bağ vardı.Ama küçük kız kızgın mandanın neler yapabileceğini biliyordu.Bir iki kez buna şahit olmuştu.Anlayış ve cesaretle yılana gitmesi gerektiğini eliyle işaret etti. Yılan sakince başını otların arasına çekip kaydı gitti.Bu arada koca havan hışımla dostunun yanına çıkmıştı.Çevresine burnundan ateşler saçarak bakıyordu.Tam boynuzlarını hoyratça kullanacağı sırada küçük kız yanına gidip hep yaptığı gibi hayvanın burnunu okşadı.Ne garip,biraz önceki öfkesiyle dağları devireceği düşünülen manda birden sakinleşmişti.
|
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 10/12/2009 : 22:44:57
|
Kalabalık bir ailenin en küçük kızıydı.İlkokul birinci sınıfta okuyordu.Sınıfta ilk okumayı öğrenen öğrenci olduğundan arkadaşlarına da okuma yazma konusunda yardımcı oluyordu.Ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığından biten defterlerini bazen silip tekrar yazmak için kullanıyordu.Tüm okul gereçlerini herkesten çok daha idareli kullanıyordu.
Sınıfın en başarılı öğrenci olduğu için öğretmeni ona 23 Nisan çocuk bayramındaki okul piyesinde pamuk prenses rolünü vermişti.Ancak yine ekonomik koşullar gereği pamuk prenses kostümünü ailesi alamadığı için öğretmeni onu oyundan çıkartmak yerine ona cadı rolünü verdi.Cadı rolü için kostüme gerek yoktu,siyah önlüğüyle ve birde başına sivri bir kukuleta taktımı al sana cadı kostümü.Küçük kız 23 Nisan da ki cadı rolünü oynadıktan sonra rahatsızlanır ve öğretmeni onu eve gönderir.Koşarak eve gelir,ablası kapıyı açar ve ablasına üzerini değiştirip hemen okula gideceğini söyler.Öğlen vakti tüm kardeşleri,kuzenleriyle ormanda ki yeşillik alanda top oynarlar.Ancak küçük kız hiç katılmaz oyuna,üzgün ve hasta haliyle oralarda dolanıp durur.O gün rahatsız olduğu için hiç bir şey yemez ve ablası onu mutlu etmek için hazır puding alır ancak yediği anda kusar.
Ertesi gün mahallede ki sağlık ocağına götürülür.Doktor ilaç yazar ve ablası üç dört kilometre ötedeki eczaneye gidip ilacını alıp eve döner.İlaç doktorun önerdiği dozda kıza içirilir.İlacı içtikten sonra durumu giderek kötüleşir.Anne ve babası onu sırtlarına alıp hastanenin yolunu tutarlar.Annesinin sırtında belli aralıklarla bağırarak kollarını iki yana açar ve bir kaç saniye sonra kolları tekrar yanlarına düşer.Hastaneye vardıklarında acilde doktor o gün izine ayrılıp,tatile gideceği için aceleyle onu muayene eder ve ilacın etkisinin olduğunu ve akşama kendisine geleceğini söyleyerek küçük kızı eve gönderir.
Akşama doğru evin içine bir ağırlık çöker.Ablası uykuya dalar.Saatler sonra abla gürültü ve seslerden gözlerini açtığında büyük ağbisini odada duvarları yumruklayarak ağladığını görür.Salona geçtiğinde komşularının hemşire olan kızlarının küçük kız kardeşini muayene etmekte olduğunu görür.Evde ağlayan kalabalığı görünce şaşkın kala kalır. Büyük ablalarından biri haykırışlarla ağlayarak babasına yalvarmakta "Baba lütfen,hala nefes alıyor,nefes alıyor.Hastaneye yetiştirelim ne olursun" diyordu.Baba kederden çaresiz,gözleri yaşlarla dolu "Gitti artık,öldü,öldü anla artık" diyordu kızına.Ev ağıtlarla dolmuştu,daha dün koşarak eve gelen küçük prenses bu gün artık aralarında yoktu.
O gece çenesi bağlanmış son kez yatağına yatırılmıştı.Bütün kardeşleriyle son kez aynı odada sonsuz uykusuna daldı küçük prenses.
Keşke tüm masallar gibi onunda masalı mutlu sonla bitebilseydi! |
 |
|
| |
Topic  |
|
|
|