| Author |
Topic  |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 21:38:33
|
Maji Tanımları "Maji irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın Sanatı ve Bilimidir."(2)
Aleister Crowley " Magick is the Art and Science of creating change in comformity with will."
Aleister Crowley "Maji en yüce, en mutlak ve en ilahi doğa felsefesinin bilgisidir. Uygulama ve harika çalışmalarında ilerleyerek, her şeyin içsel ve okült erdemlerinin üzerine doğru bir anlayışla gidilir, uygun nesnelere doğru araçlar uygulanır, böylece olağanüstü ve hayret verici sonuçlar elde edilir. Dolayısıyla, Majisyenler doğa sırlarını inceleyen engin ve azimli araştırmacılardır ve yeteneklerinden dolayı basit insanların mucize gözüyle baktığı etkenleri önceden belirleme gücüne sahiptirler."(3)
Kral Süleyman'ın Legemeton kitabının Goetia bölümü "Magick is the Highest, most Absolute and most Divine Knowledge of Natural Philosophy, advanced in its works and wonderful operations by a right understanding of the inward and occult virtue of things; so that true Agents being applied to proper Patients, strange and admirable effects will thereby be produced. Whence magicians are profound and diligent searchers into Nature; they because of their skills, know how to anticipate an effect, the which to the vulgar shall seem a miracle."
"Goetia of the Legemeton of King Solomon" "Maji, o Büyük Sanat, sadece bütün sanatların değil, aynı zamanda bütün dinlerin, bütün asaletin ve bütün bilimlerin hem özü, hem de bütünüdür."(4)
Lewis Spence "Magic the Great Art, is the nucleus as well as the compendium , not only of all other arts, but of all faiths, of all nobility, of all science."
Lewis Spence "Majikal güçlerin kullanımı doğal, ancak Doğanın basit bilinen işlevlerine üstün olan güçlerin kullanımıdır. Bir mucize Doğa kanunlarının ihlali değildir. Bu sadece cahil insanlar için geçerlidir. Maji bir bilimdir, Doğa güçlerinin, görünen ve görünmeyen alemlerin kanunlarının derin ve engin bir bilgisidir. Bir adeptin (üstadın) elinde Spiritüalizm (ruhçuluk) majiye dönüşür, çünkü o Doğa kanunları ihlal etmeden evren kanunlarını birleştirmeyi bilmektedir. Bir deneyimli medyumun elinde ise, Spiritüalizm bilinçaltı büyücülüğe dönüşmektedir, çünkü kendisine vermek istedikleri bilgi dışında haklarında hiç bir şey bilmediği çeşitli ruhların kontrol-dışı oyuncağı haline gelmektedir. Bilmeden iki alem arasında kendisinde bir iletişim kapısını açmaktadır ve bu kapıdan astral alemde mekan edinmiş Doğa'nın kör güçleri dahil, ayrım yapmadan iyi ve kötü ruhları da geçit yapabilmektedir."(5)
Helena Petrovna Blavasky "The exercise of magical power is the exercise of powers natural, but superior to the ordinary functions of Nature. A miracle is not a violation of the laws of Nature, except for ignorant people. Magic is but a science, a profound knowledge of the Occult forces in Nature, and of the laws governing the visible or the invisible world. Spiritualism in the hands of an Adept becomes Magic, for he is learned in the art of blending together the laws of the universe, without breaking any of them and thereby violating Nature. In the hands of an experienced medium, Spiritualism becomes unconscious sorcery; for, by allowing himself to become the helpless tool of a variety of spirits, of whom he knows nothing save what the latter permit him to know, he opens, unknown to himself, a door of communication between the two worlds, through which emerge the blind forces of Nature lurking in the astral light, as well as good and bad spirits."
Helena Petrovna Blavatsky "Doğaya ters düşen bilim şeklinde bir maji yoktur - o doğayı kontrol etmenin bilimidir."(6)
Lord Bulwer-Lyton, "Zanoni" "Magic (or science that violates nature) exists not - it is but the science by which nature is controlled"
Lord Bulwer-Lyton, "Zanoni" "Maji tek bir bilim altında felsefede en kesin ve dinde en mutlak ve yanılmaz şeyleri birleştirir. İlk bakışta birbirine tamamen zıt gözüken - inanç ve mantığı, bilim ve imanı, yetki ve özgürlüğü mükemmel bir uyum ve ahenkle bağdaştırır"(7) Eliphas Levi, Maji Tarihi "Magic combines in a single science that which is most certain in philosophy with that which is eternal and infallible in religion. It reconciles perfectly and incontestably those two terms so opposed on the first view - faith and reason, science and belief, authority and liberty." Eliphas Levi, History of Magic
"Ey Kardeş ......., bu uyarıyı vermek görevimdir. Cemiyetimizdeki gizlilik Taahhüdünü unutma - çünkü Güç Sessizliktedir ve Bilgeliğin Tohumu Sessizlikte ekilir ve Karanlıkta ve Sırda yeşerir. "Unutma ki bütün Dinlere saygı ile eğiliyorsun, çünkü aralarında aradığın o Mutlak Işıktan bir Işını içermeyen yoktur. Verdiğin yeminini bozacak olanın başına gelecek cezayı da unutma. Sana verilen Sırrı unutma. Gizli Bilgeliğin sadece Dengeli Güçlerin bulunduğu yerden algılanabileceğini unutma.
"Sertlik ve Merhametin uygun dengesinin Yüce Sırrını iyi öğren, çünkü bunlardan hiçbirinin dengesiz oluşu iyi olmaz. Dengesiz Sertlik gaddarlık ve zülümdür; dengesiz Merhamet ise zaaftır ve denetimsiz olarak Şerliğin varoluşuna izin verir, böylece Şerrin suç ortağı olursun."
"Unutma ki, Kutsal şeylere sadece Bedenini anlayan ölümlüler tarafından erişilmez, çünkü hafif silahlarla donanmış olanlar zirveye ulaşabilir.
"Unutma ki sadece Tanrı Işığımız ve Mükemmel Bilgeliği Bağışlayandır ve hiçbir insan sizi o Bilgeliğin Yoluna getirmenin ötesinde bir şey yapamaz, oysa O taktir etse onu bir çocuğun kalbine sokabilir. Çünkü bütün nasıl parçadan yüceyse, biz de barındırdığı Hayal Edilmez Işığın birer Kıvılcımıyız."
Hermetic Order of the Golden Dawn, Neophyte (ilk dereceye giriş) İnisiyason Ritüelinden(1)
Maji Maji oldukça hassas bir konudur. Onun kadar yanılgı ve yanlış tanımlamaya tabi olan çok az konu vardır. Bu yazımızda bu yanlışları kaldırıp hakkında doğru bilgiler vermeye çalışacağız. Her şeyden önce okurların maji konusunda ön yargıları varsa, bunları bir kenara atmalarını davet ediyoruz, en azından bu yazı süresince. Çünkü bu sayfalarda majinin gerçekten ne olduğu ve insan yaşamındaki hayati rolünü yazacağız. Asırlardır örtbas edilen gerçeklere deyineceğiz. Çünkü yaşadığımız çağda, istesek de, istemezsek de, bu gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. İyi de, kötü de olsa, sırlar ifşa ediliyor. Konu hiç de sanıldığı gibi karmaşık, hurafeli veya uçuk değil, tam tersine açık fikirli, uygar ve aydın insanlara hitap edebilecek bir konudur. Gerçek maji din ve bilimi bağdaştıran, insanın temel gerçeklerini ortaya koyan, insan haysiyetini yücelten, yaratıcılığını ve özgürlüğünü onaran bir uğraştır. Bu yazımızda mümkün olduğu kadar akademik bir stil uygulamayacağız ve anlaşılır kılmaya çalışacağız.
Maji batı kökenli bir kelime olup, çoğu zaman büyü olarak tercüme edilir. Büyü kirletilmiş bir kelimedir ve batıl inançlar, karanlık uygulamalar, şarlatanlık, yerine getirilmeyen vaatler gibi akla hiç de hoş olmayan şeyler getirir. Son zamanlarda bazı Türkçe kitaplarda büyü kelimesine eski Şaman şan ve şöhretini uygun anlamları aşılama çabasına girilmiştir, ama yine de maji kelimesini tercih edeceğiz. Çünkü maji kelimesinin etimolojik kökenlerinde önemli anlamlar vardır. Bunlara diğer yazılarımızda deyindik ve burada tekrarlayacağız: "Zerdüştlüğün rahiplerine Magiler denilirdi. Magiler astrolojik, ilahiyat, doğal şifa ve okült bilgileri, erdem ve bilgelikleriyle ünlülerdi. İncil'de üç Maginin İsa'nın doğumunu önceden bildikleri ve Betelam yıldızını takip ederek bir ahırda yeni doğan İsa'yı kutlayarak hediyeler getirdiklerini yazar... Daha sonra Zerdüştlük, Magilerden dolayı Araplar tarafından Mecüsilik olarak adlandırıldı. Günümüzdeki Maji kelimesi bu kökendendir. Bir ezoterik ekol olarak Maji'nin kökeni de Zerdüştlüğe ve hatta daha da öncelere dayandığı çoğu "modern" majisyen tarafından bilinmez. Ayrıca, maji kelimesini büyü olarak tercüme etmek doğru olmaz. Maji kelimesinin kökeni Hint-Avrupalı dillerde "yüce" veya "ulu" anlamına gelir. Sanskritçe'de "Maha" aynı anlama gelir, örneğin Mahatma (maha=yüce, büyük, atma=ruhsal varlık) büyük ruh, yüce kişi, Maharaja (maha=yüce, büyük, raja=kral) büyük kral anlamına gelir. Aynı şekilde Avrupa dillerinde Ma, Mag veya Maj kökü: Maj-esti, Mag-net, Mag-nificant, Ma-ximum, Mag-nate, Mag-istrate, Maj-or, Mag-ister, Ma-ster gibi başlıklı kelimler yücelik, erk ve asalet anlamlarını taşır. Dolayısıyla, bir kara majiden söz etmek etimolojik açıdan yanlış olur. Maji sadece insanı yücelten, laik olduğu düzeye getiren kutsal bir bilim olabilir." ( Ezoterik Astroloji Bölüm 2). Magiler aslında Ari topluluklarında Zerdüştçülük'ten de eskidir. Magileri, Keldaniler'de, Orta Doğu'da Sabiler, Hindistan'da Magas, Greklerde Magos ve tekil olarak Magoi, Latince'de Magus ve tekil olarak Magi olarak bilinirdi.(4)
Majiyi genel anlamda büyüden ayıran şey, majisyenin uygulamalarını kozmik bütünlüğün bilinci ve kozmik yasalara uyumluluk içinde yürütmesi. Kozmos (akılcı bir düzene sahip evren) insanın kişisel, ruhsal, bütünsel gelişmesini ön görür ve bu amaç uğruna başkaların hak ve özgürlüklerine dokunulmadığı sürece ona her türlü hakkı tanır. Büyücü ruhsal ve kozmik yasaları bilmez, elinde çalışan veya çalışmayan bazı formül ve teknikler vardır ve bunları kullanırken verdiği hasara değil, aldığı somut sonuca bakar. Eskiden, Maji belirli bir ezoterik öğretinin bir parçasıydı ve belirli kriterleri yerine getiren kişilere öğretilirdi. O zamanlarda maji öğretisi yoga gibi mürşitten müride, genelde inisiyasyon dereceleri bulunan loca sistemi içerisinde, ancak belirli sınavlardan geçmiş seçkin kişilere aktarılıyordu. Günümüzde ise, bir çok sırları açıklanmıştır, iyi veya kötü olsun, artık herkes oturup kitaplardan bile öğrenebilir ve uygulayabilir. Ancak her hangi bir ilerleme kaydetmek için sıkı bir eğitim gerekmektedir. Bu da herkesin harcı değildir. Kişiliği gelişmemiş insanlar böyle sıkı bir disipline kolay kolay girmezler. Bencil insanlar kolay kolay özveride bulunamazlar.
Günümüzde maji konusunda ilerlemek isteyenler, konsantrasyon, imgeleme, meditasyon, zihin ve duygu kontrolü gibi bir çok konuda kendilerini geliştirmek için evlerinde kendi kendine veya aynı fikirleri paylaşan bir grup arkadaşla çalışırlar. Bu sıkı eğitimin bir sonucu olarak insan daha bilinçli ve duyarlı olabilmekte, sezgileri ve zekası daha da açılmakta, dolayısıyla her şeyi az çok olduğu gibi görebilmekte. Böyle bir kişinin güçlerini karanlık emellere kullanacağa görüşü biraz karamsardır. Bir araba hasar ve zarar getirebilir, ancak arabayı yasaklamak yerine sürücüler eğitilse, daha uyanık ve dikkatli bir konuma getirilse bu kazalar neredeyse sıfıra inmez mi? Maji insana az bilenen zihinsel güçlerini kullanmasını öğretiyor. İnsanlar aslında her yerde bu zihinsel güçleri zaten kullanıyorlar. Zaman zaman bazen bilinçsizce etrafındakilere ve kendilerine bu güçlerle zarar verebiliyorlar. Bu konuda bilgilenmek insanı başkalarından ve hatta kendisinden korur. Günümüzde NLP, Ben Ötesi Psikoloji, Hipnoz, Pozitif Düşünce gibi bir çok yeni akımın değindiği esaslar ve fazlası binlerce yıldır ezoterik okullarda öğretilmekteydi. Son 150 yılda ortaya çıkan ve daha önce sır olarak saklanan bir çok ezoterik öğreti bazı kişilerce adapte edilip modern isimler altında iş adamları, satıcıları eğitmek üzere birçok seminer ve kursa malzeme olmuştur. Ancak ezoterik öğretilerin kapsamı bunlardan çok daha geniştir. Maji aslında hazır bir bilgi paketi değildir, bilgi o denli geniştir ki her şeyi birden öğrenmek mümkün değildir. Bunun yerine birçok temel teknik ve bilgiler verilmekle beraber, daha çok bilgi edinmenin, aydınlanmanın ve gelişmenin yöntemleri öğretilir. Gelişme için gerekli çalışmayı insan ancak kendisi yapabilir. Bu yöntemlerle insana gerekli ve istediği bilgiyi kazanır, ama kullanmak için hazır olmadığı bilgiyi sonraya bırakmalıdır, her şeyin bir zamanı vardır. İşine yaramayan bilginin hamallığını yapmamalıdır. Bilgi derken telefon numaraları, kişisel sırlar, küçük hesaplar ve her türlü gereksiz bilgileri kastetmiyoruz. Gerçek bilgi kalıcı bilgidir, bizim bir parçamızı oluşturacak prensipler ve teknikleri içerir.
Dion Fortune Majiyi "Batı Yogası"(8) diye tanımlamıştır. Her toplumda kendi kültürüne uygun ruhsal ve psişik gelişme ve aydınlanma sistemleri gelişmiştir. Batı Tradisyonu, örneğin yoga gibi doğu sistemlere nazaran daha az tanınmaktadır. Çünkü tarih boyunca ağır baskılara maruz kalmış ve yer altına inerek, bir nevi gizli öğreticilik şeklinde varlığını sürdürmüştür. Bu baskılar özellikle Hıristiyanlık tarafından uygulanmıştır. Örneğin, İslam'da böyle bir baskı nispeten pek olmamıştır. İspanya'da Müslüman Endülüslüler altında gizemli Yahudi öğretiler gün ışığına çıkmıştır. Kabala okulları açılmıştı ve en önemli kitapları yayınlanmıştı. Hıristiyanlığın bu baskısı, (ki burada Hz. İsa'nın gerçek öğretileri değil Kilise örgütünü kastediyoruz) majinin diğer hermetik, ezoterik ve okült bilimler gibi kadim geçmişe sahip olmasından kaynaklanır. Hıristiyanlık kendi dini ideolojisini yaymak ve kilisenin kitleler üzerinde hakimiyetini pekiştirmek için kadim öğretilerin etkisini silmeye çalışmıştır. Onlar ne de olsa eski pagan dinleri ile yakın bir bağları vardı. Ayrıca dini ideolojisi Tanrısal vasıfları Tanrının oğlu olarak gördüğü İsa üzerinde toplamaya çalışmıştır. Oysa kadim öğretiler bu konuma insanı koymuştur. İnsanın küçük bir evren ve potansiyel olarak bütün tanrısal melekelere sahip olduğunu savunmuşlardır. Aslına bakılırsa, İsa konusunda günümüzde pek çok şey ortaya çıkmıştır, bunlar da pek çok farklı teze yol açmıştır, hatta bir görüşe göre İsa aslında bir majisyendi(9).
Majinin, günümüzde gerek pratisyenler, gerekse de teoriysenler arasında en popüler tanımı, Aleister Crowley tarafından verilmiştir: "Maji, irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın Sanatı ve Bilimidir (1) (Magick is the Art and Science of creating change in confomity with will)." Bu tanım dışında "Her bilinçli fiil, majikal bir fiildir (Every intentional act is a magical act)" ifadesini eklemiştir. Yani bilinçli olarak özgür irademizle belirli bir amaca yönelik bütün faaliyetlerimiz majikal faaliyetlerdir. Bu, örneğin kendimize bir çay hazırlamak bile olabilir (Crowley'nin verdiği örnek). Bilinçsiz ve alışkanlıkla yapılan fiillerin "gerçek irademizden (true will)" kaynaklanmamaktadır. Değişiklik yaratmak insana özgüdür, örneğin şekilsiz bir taşı yontup bir sanat eseri yaratmak, tarihin akışını değiştirecek kararlar almak, zararlı bir alışkanlığa son vermek, yine bir yetenek kazanmak, her türlü engeli aşıp başarılı olmak vs. gibi. Ancak, insanlar çoğu kez yaşamlarını kendi haline bırakıyorlar, otomatik bir varlık gibi yaşayarak, hiç bir gelişme kaydetmiyorlar, Gurdjieff'in deyimi ile "uyku" halindeler. İşte majinin amacı insanda farklı bir cevher yaratmak ve ona değişiklik yapmanın ve değişime uğramanın teknolojisini ve yollarını sunmaktır.
Bütün insanların kendilerini ele alıp bazı köklü değişiklikler uygulamaya ihtiyaçları vardır. Bu açıdan Maji doğu sistemlere göre daha akıcı, daha az inkarcı bir sistemdir. Doğu sistemlerin çoğunda inzivaya çekilip maddeyi ve bedeni ve dolayısıyla doğayı inkar etmek vardır. Sadece ruhun bulunduğu bir evren durgundur, en azından bizim bulunduğumuz mekan ve seviye açısından. Oysa ruh ve madde aralarında sonsuz karşılıklı ilişki içerisindedir. Batı Ezoterik Tradisyonunda özünde insanın kendisine fazla baskı uygulamadan, uygar insan modelinden uzaklaşmadan bir bütün olarak gelişmesi ön plandadır. Bu açıdan Majiyi küçümseyenler olmuştur. Kimisi nefsini yok etmek, yenmek gerektiğini bize söyledi. Peki insan nefsi onun bir parçası değil mi? İnsan bir parçasına karşı nasıl savaş açar? Nasıl kin ve nefret duyar? Bir arabanın içini açıp şu parça gereksiz, onu söküp atalım daha iyi işler denilebilir mi? İçimizdeki yüksek potansiyellerimizi açığa çıkardığımızda, zaten nefsimizde o bütün içerisinde doğru yerini bulur. Nefis kelimesi nefesten gelir, can ve yaşamdır. Majinin özünde Işığı maddeye indirmek, maddeyi erdemle aşılamaktır. İnsan nefsi düşmanı değildir, insan doğal olduğu sürece bir sorun yaratmaz, her parçası gerektiği yerde gerektiği şekilde işlevini görür. Nefisle güreşmeye kalkışırsan o canavarlaşır, o içinizde bir çocuk gibidir sadece onu daha yüksek, güzel ve ahenkli doyumlara yöneltmek gerekir.
Majikal felsefede insan bir küçük evrendir, her parçası büyük evrenle ilintidir. Her parçasının bir bütün içinde yeri vardır ve her parçası kutsaldır, çünkü "insan Tanrı'nın suretinde yaratıldı". Diğer yandan başkaları majinin güce dayandığını dolayısıyla "kötü" olduğunu söyleyenler var. Eğer güç kötüyse, güçsüz ve zayıf olmak iyi mı oluyor? Güçsüz olacaksanız o çok korktuğunuz kendi nefsinize nasıl karşı koyacaksınız? Güçsüz insan kendisine zarar verebilecek her türlü girişime karşı kapısını açık tutup teşvik etmiyor mu? Biz Cennette yaşamıyoruz, fizik ortamında fizik yasaları hakimdir. Her tarafımız doğa ile çevrili, biz de doğal varlıklarız, ona sırt çevirip pembe duvarla çevrili bir mekana kapanamayız. Görevimiz doğal, korkusuz ve gerçek birer insan olmak, içsel özgürlüğe kavuşmak, ruhsal yasaları yeryüzüne indirmek, kendi gelişmemize paralel olarak başkalarını da geliştirmek, böylece insanca yaşanabilecek gerçek değerleri yücelten bir toplumu oluşturmaktır.
Crowley'nin maji konusundaki kısa fakat mükemmel tanımını yakından inceleyelim. Çünkü her zaman olduğu gibi gerçek okült inisiyeler kelimelerini çok dikkatli kullanırlar ve onlara anlam içinde anlam yüklerler. İlk dikkatimizi çeken şey onun hem bir sanat, hem de bir bilim oluşudur. Sanat yaratma, ilham ve tezahür etmeyi içerir. Yani maji kuru bir bilim dalı değildir, uygulamaya koymak onun başlıca unsurudur. Bilim bilindiği gibi kanıtlanmış hipotezlerden ve varsayımlardan oluşmuş bir veri kümesidir. Gerçek bilimde ideoloji yoktur, pozitif bilim ve dolayısıyla negatif bilim diye bir ideoloji yoktur. Bunlar bazı akademisyenlerin ürettikleri batıl inançlardır. Eğer bir şey çalışıyorsa vardır, o kadar basit. Teorik açıdan mekanizmasını tam anlamayabiliriz, açıklamak için en uçuk bilim kurgu fantezileri aratmayacak türde teoriler üretebiliriz, ruhlara, meleklere, cinlere, psikolojik, parapsikolojik etkenlere bağlayabiliriz. Tek bildiğimiz şey bir şeyler çalışıyor ve arkasında bir sistem var, yüz yıllarca geçmişi olan geleneksel kaynaklar bunları belirli teorik ve felsefi çatılar altında sistemlere bağlamış. Bunlar belki de arkaik olabilir, ancak zaman zaman çok eski kaynaklarda dahi şaşılacak biçimde akılcı ve modern yaklaşımlara rastlamak da mümkündür. İnsan dehası her çağda parlamıştır. İnsan dehası teknoloji ile üretilemez, yüksek bir şuur haline tabidir. Maji'de diğer Hermetik bilimler gibi insan dehasını, insan potansiyelini ortaya çıkarmaya yöneliktir. Bunun dışında bazı modern görüşlere göre Majide "üzümü ye, bağını sorma" ilkesi geçerlidir. Yani bir şey çalışıyorsa ve ondan faydalanabiliyorsan, sebebinin ne önemi var. Maji çalışmasına çalışıyor, ama çalışma şekli biraz tuhaf, hayvanlar nasıl içgüdülerle doğa yasalara uyum sağlayabiliyorsa, insanlar da bir şekilde sezgileriyle görünmeyen alemlerden kaynaklanan psişik ve metafizik yasalara uyum sağlayabiliyorlar. Yeter ki o içsel pırıltının ona yön vermesine izin versinler. Bu hem o ünlü sırlardan biri, hem de majinin garip yanlarından biridir.
"İsimlerle ve İmajlarla bütün Güçler uyandırılır ve yeniden uyandırılır." Hermetic Order of the Golden Dawn, Neophyte (ilk dereceye giriş) İnisiyason Ritüelinden(1)
Maji Unsurları Majinin esasları basittir. Ancak aletleri ve gereçleri karmaşık olabilir, çünkü bunlar irade gücünü ve konsantrasyonu desteklemek için üretilmiştir ve duruma, kültür ve çağa göre değişebilir. Değişmeyen şey temel ilkelerdir. Esas dayanağı insan iradesidir. İnsanda özgür irade olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Pozitif bilim üzerine kurulmuş ideolojik görüşler düşünce ve duyguları kimyasal salgıların tayin ettiği, insanın determinist bir evrene tabi dış etkenlere tepki veren bir nevi karmaşık robot olduğu görüşü savunmuştur. Bu görüşe karşın insan davranışlarının tümü özgür iradeden kaynaklandığını savunan çeşitli görüşler de vardır. Okült açıdan bakıldığında birinci görüş maalesef daha doğrudur. İnsanda özgür irade vardır, fakat kullanılması, kullanmayı bilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Ancak iradesini özgürce kullanıldığında varlığından söz edilebilir, gerisi aldatmacadır.
İradeyi geliştirme yöntemleri okullarda öğretilmemektedir. Bazen yaşamdaki zor şartlar irademizi geliştirmeye zorlayabilir. Çünkü yaşam da bizi birer majisyene dönüştürmeye göre tasarlanmıştır. Çocukluktan itibaren öğrendiğimiz her şey bizi çevreye ve kendimize hakim olmayı öğretiyor. Hepimiz kör talihin, feleğin şamarını yemişizdir ve şüphesiz herkes gibi yemeğe devam ediyoruz. Her şey bizi kendi ayaklarımız üzerinde durmayı öğretiyor. Dolayısıyla, kendimizi geliştirmeye öğretecek gerçek bir okul buna dayılı olmalıdır. İster adına psişik gelişme, ister ruhsal tekamül diyelim veya başka bir şey diyelim, bu süreç ve meyveleri bize ve sadece bize aittir. Hiç bir "guru", "avatar", "şeyh" vs. bunu elimizden almasına, gelişmemize sahip çıkmasına ve bir şekilde bizi borçlu kılmasına izin vermeyiniz. İnsanları bu maske altında sömürenler gerçek kara büyücülerdir. Ayrıca bilgi bir ticari meta olarak tutulamaz. Hiç bir örgüt meditasyon teknikleri veya psişik gelişmenin telif hakkına sahip değildir. Temel prensipleri öğrendikten sonra siz de kendi çalışma yöntemlerinizi yaratabilirsiniz. Verdikleri yöntemler ve daha da fazlası binlerce yıldır açıkça bilinmekte ve klasik eserlerde verilen yöntemlerden alıntılardır. Gerçek öğretmen sizin gelişmenizi ön plana alır. Bunun dışında, bir ağaç meyvelerinden tanınır, eğer bir kimse veya grup verici değilse ve gerekli durumlarda insanların gelişmesini katkıda bulunmak istemiyorlarsa, pırlantalarını paylaşmak istemiyorlarsa, o zaman ortaya çıkıp insanlardan özel ilgi ve yetki talep etmelerine hakları yoktur.
Başka bir yazımızda şöyle yazdık: "Eliphas Levi'ye göre majinin üç unsur vardır: 1) irade gücü, 2) astral ışık ve 3) tekabül. Bu üçlüye ileride Altın Şafak Cemiyeti dördüncü bir unsur olarak imgelemeye kattılar. İrade en önemli unsurdur. Örneğin, Levi'ye göre büyücülerin karmaşık ve bazen de son derece saçma reçeteleri iradelerini belli bir konu üzerinde yoğunlaştırma görevini görür. Astral ışık, Anton Mesmer tarafından ortaya atılan iradeyi hedefine götüren suptil manyetik alandır. Tekabül ise farklı şeyleri birbirine bağlayan suptil bağlardır. Bunlar genelde astrolojiktir. Yani belirli bir ot, tütsü, taş belirli bir gezegene bağlıdır. Dolayısıyla, belirli bir gezegenin etkisinden faydalanmak için, o gezegene bağlı tütsü, renk vs. kullanılır. Bu tabi ki yine bir bilgi değildir ve binlerce yıldır açık veya kapalı bir şekilde dile getirilmiştir, özellikle Aggripa ve Paracelsus'un eserlerinde."(10) (Okült Diriliş ve Altın Şafak Hermetik Cemiyeti - Bölüm 1) Eğer bu yazıyı daha okumadınızsa, konuyu daha iyi anlamız açısından bir an evvel okumanızı öneririm.
Altın Şafak Hermetik Cemiyeti (Hermetic Order of the Golden Dawn) üyelere derecelerine uygun dağıtılan "bilgi kağıtları" ("knowledge papers") dışında bir de "Flying Roll" denilen yetkin üyelerin yazdıkları çeşitli araştırma raporları vardı. Bunların bir kısmı yakın tarihte yayınlandı(11), aralarında "İmgeleme Üzerine bazı Düşünceler" ("Flying Roll No. V - Some Thoughts on Imagination, by V.H. Frater Resurgam" (Bu yazının İngilizce'si sadece sitemizde bulunur) [Very Honoured Frater Resurgam HOGD üyesi Dr. Edward Berridge'in majikal adıdır]) yazısından aşağıda bazı alıntılar yapılmıştır, burada söz edilen Hayal Gücü için literatürümüzde kimi yerde "İmajinasyon", kimi yerde "İmgeleme" kullanılmıştır. İmajinasyon imgeleme veya hayal gücü için başka bir addır. İmajinasyon kelimesinde maji kelimesini bulabilirsiniz (i-maji-nasyon):
"İnisiye olmayan kişiler Hayal Gücünü popular anlamda "hayal ürünü" ile eş anlamda olarak idrak ederler. Başka bir deyişle, gerçek dışı bir şey olarak. Ancak Hayal Gücü bir gerçeğin ifadesidir. Bir insan astralda ve hatta daha yüksek bir alemde bir şekil yarattığını hayal ediyorsa ve o şekil o alemde mekan eden zeki bir varlık tarafından bizim alemdeki çevre kadar somut olarak algılanıyorsa. Hayal gücünün yarattığı bu şeklin geçici bir varlığı olabilir. Bu önemli herhangi bir sonuca neden olmayabilir veya da canlandırılıp iyi veya kötü bir amaç için kullanılabilir.
"Majinin uygulanması için hem Hayal Gücü, hem de İrade Gücü faaliyette geçmelidir. İkisi de uygulamada eş değerdedir. Hatta en iyi sonuçları elde etmek için Hayal Gücü, İrade Gücünün biraz önüne geçmesi gerekir.
"İrade Gücü desteksiz bir akım gönderebilir. Bu akım tamamen etkisiz olmaz. Ancak sonucu muğlak ve kısa sureli olur, çünkü desteksiz irade sadece bir akım gönderebilir.
"Desteksiz Hayal Gücü bir şekil yaratabilir ve bu suret belirsiz bir sure için varlığını sürdürebilir. Ancak irade tarafından canlandırılmadığı sürece önemli herhangi bir işlem yapamaz.
"Ancak bunların ikisi birleştirildiği zaman - Hayal Gücü bir şekil yarattığında - ve İrade Gücü o şekli yönetip kullandığında, harika Majikal sonuçlar elde edilir."
Önemli majikal unsurlardan biri de bilgidir. "Bilgi güçtür". Unutmamak gerekir ki Golden Dawn (Altın Şafak) evrakları eskiden gizli tutulurdu. Şimdi bunları açıp okumamız mümkün. Ancak o bilgiler eskiden inisiyelerin hazırlık derecelerine göre ve belirli bir düzen içerisinde basit şeylerden başlayarak verilirdi. Derece inisiyasyonları insanı bu bilgilere ehil kılmaya yönelikti. Kişide ruhsal aydınlanmayı geçekleştirmek için tasarlanmıştı. Yani modern terminolojide birer etkili psiko-dramaydılar. Halen uygulanmakta olan bu ritüeller çok etkili olduğu söylenir, Florida'da bit Amerikan Altın Şafak hermetik Cemiyeti fraksiyonun başkanı Chic Cicero, 0=0 Derece Neophyte inisiyasyonunda kendinden geçtiğini ve ritüel boyunca taşınması gerektiğini aktarmıştır. 5=6 Derece Adeptus Minor inisiyasyonu o denli etkiliymiş ki, bir çok aday ancak 6 ay sonra kendine gelebildiklerini söylenir. Her inisiyasyon bir yeniden doğumdur. Bir şeyler atılıyor, başka şeyler alınıyor. Neophyte inisiyasyonunda ritüelleri yürüten hirofantın, (Hierophant) adaya belirli bir astral tesir aşılaması gerekiyor. Dion Fortune bu inisiyasyon sırasında yıllar öncesinde bir hipnoz güçlere sahip biri tarafından ona negatif telkin göndermesinden kaynaklanan obsesyonu ve halsizliğinden kurtulmuştu(12).
"Flying Roll No. II"de (Web sayfamızın İngilizce bölümünde) W.W. Westcott şöyle yazmıştır: "Majikal güce sahip olmak istiyorsak, irade gücünden daha önce, arınmış beden, zihin ve duygu gerekir", aynı "Flying Roll"de Florence Farr şöyle yazmaktadır: "Kendimizi cehalet ve karanlıktan arındırmadan, bu irade gücünü icra etmede tehlike vardır. Önce bilgeye sahip olmadan uygulamaktan kaçınmalıyız."
Majinin ön gördüğü değişiklik geçici menfaatler yerine kendi üzerimizde tatbik edeceğimiz değişim ile birlikte evrenin iç boyutlarındaki enerji, ışık, bilgi kaynakları ile iletişim ve uyum sağlamaktır.
"Sessizlikte çalışan ve sadece Sessizliğin ifade edebileceği Evrenin Hakimi adına, güneşin doğduğunu ve gölgelerin kaçtığını beyan ediyorum" Hermetic Order of the Golden Dawn, Neophyte (ilk dereceye giriş) İnisiyason Ritüelinden(1)
Majisyenin Aletleri Majisyen modern çağda da yaşasa sanatı eskidir, insan yer yüzünde olduğu müddetçe onun sanatı vardı. Mağaralarda ve ormanlarda yaşayan, vahşi doğayı mesken edinen o cesur insanlar atalarıydı. Ailesini ve kavimi korumaya çalışan o savaşçılar, o içsel savaşçılar yaşadığı çevrede doğru olanı yapmayı çalışıyordular. Bilmediği çok şey vardı ve onun farkındaydı. Gereksinmelerini gidermek için doğaya gidiyordu, derelerden su içiyordu ve su iyiydi, ateş yakmanın sırrını öğrenmişti ve ısınmak için odun yaktığında önünde dans eden alevlerin içine bakıyordu ve ateş iyiydi, ciğerlerini hava ile dolduruyordu ve hava iyiydi. Topraktan söktüğü kökler, ağaçlardan yediği meyveler karnını doyuruyordu ve toprak iyiydi. Doğa ile baş başaydı ve onun izliyordu, güneşin doğuşu ve batışı, ayın görkemli seyri, milyarlarca yıldızın delice gökyüzünde parıldayışını hayranlık ve huşu ile izliyordu. Doğanın onun dostu olduğunu kavramıştı ve derince onu okumaya çalıştığında içsel pırıltılarını hissediyordu. Herkeste olduğu gibi onun da gözleri sabitleştiği iç dünyasına daldığı anlar vardı, bunlar özel anlardı. Transa dalmaya öğrenmişti, o bilgeli ataları ölüp göçmüştü ancak içsel olarak onların yüzlerini sözlerini canlandırabiliyordu. Onlara danışmak için daha derin translara girmeye başladı. Elindeki ilkel davulla transa girmek için ritmik vuruşlar uygulamaya başladı. O atalarımız gibi bir şamandı. İçsel yolculuğa çıkmanın, semavi katlara çıkmanın yollarını keşfetmişti. Gök babası, yer anasıydı. Toprak, su, ateş ve hava elementleri hakim olması, sırrına erişmesi gereken doğa unsurlarıydı. Ağaçların, hayvanların, atalarının ruhları onun öğretmenleriydi ve bunlarla direkt irtibat kurmadığı sürece gerçek bilgiye erişemeyecekti. Kavimi onda özel bir güç olduğunu biliyorlardı ve her şeyi ona danışıyorlardı, şifa ve rüyalarının yorumu için ona geliyorlardı.
Gerçek majisyen de bir içsel savaşçıdır. Teknoloji ve harikaları, dev uluslararası şirketler, lüks yaşam, yüksek siyaset ve medya onun içsel dünyasının bir parçası değildir. Çünkü majisi doğa ve kozmosla sade bir ilişkiye dayanıyor. Dedikodu ve alışveriş muhabbeti ona göre değil, zihninin berrak, doğru ve sağlıklı işlemesi gerekir. Gerekirse toplum normların dışına çıkar, çünkü inatla içsel olarak doğru hissettiğini yapmaya adanmıştır.
Majisyenlerin gerçek aletleri irade, hayal gücü ve bilgidir. Ancak bunları kullanabilmesi için bazı gerekleri vardır. Tabii ki bütün insanlar gibi geçimini sağlamak ve yaşamını idame etmek durumundadır. Bunun haricinde günde bir saat veya 10 dakika da olsa, zamana ihtiyacı vardır. Çalışmak için ufak da olsa bu süre içerisine rahatsız edilmeyeceği bir yere ihtiyacı vardır. İnsan kendisine hiç zaman ayıramıyorsa durumu vahimdir. Ancak zaman yaratılır. O kadar çok zamanı israfı ediyoruz ki, bu arada yaşam devam edip gidiyor, gittiği yolun sonunda da, ardı meçhul olan o kapının yanında adını şu anda anmayacağımız o melek sabırla bekliyor.
Modern ritüel majisyenler bir takım alet kullanırlar. Geleneksel olarak bu aletleri majisyenin kendisi hazırlaması gerekir. Ama çoğu bunları başkalarına hazırlatılırlar veya satın alırlar. Bunların hiç biri şart değildir, bunlar sadece irade ve hayal gücü destek unsurlarıdır. Tam donanmış bir majisyen bir odasını mabet olarak ayırmıştır. Böyle imkanı olmayan majisyen herhangi bir odayı geçici olarak mabede çevirebilir veya mabedi zihninde yaratabilir. Tam donanmış bir majisyen mabede girdiği zaman özel bir kıyafet giyer, böylece çıkardığı kıyafetin taşıdığı günlük yaşamın anılarını geride bırakılır ve sadece çalışmak için kullandığı kıyafetin zihinsel kalıbına girer. Mabet onun kutsal alanıdır ve mabette olan her şeyin bir içsel anlamı vardır. Ortada duran altar (sunak) dünyadır, üzerinde yanan mum onun iç benliği, ritüel bıçağı iradesi, asa yetkisi, tütsü düşünceleri vs.. Ancak başka şekillerde de çalışabilir, birkaç kişi bir araya gelebilir ve deneyimli bir kişi onları yönlendirerek içsel yolculuklar yapılabilir. Tek olarak veya grup olarak çalışmak da mümkün. Kişi veya kültüre göre uygun sistem, yöntem, teknik ve semboller uydurmak da mümkün. Ayrıca majinin farklı uygulama alanları da vardır. Bütün olay doğal yetenekleri açığa çıkarmak, ortaya koymak, içsel yolculuğa çıkmaktır.
Konumuzla ilgili Elementler adlı yazımızdan şu bölümü aktarıyoruz: "Tarot kartları Arkana Major (Büyük Sır) ve Arkana Minor (Küçük Sır) olarak iki desteye ayrılır. Arkana Minor aynı bizim oyun kartları gibi dört gruba ayrılır. Bunlar: asa, kupa, kılıç ve paralardır. Golden Dawn Cemiyeti asaları ateşe, kılıçları havaya, kupaları suya ve paraları toprağa tekabül ettirdiler. Bu sembolizm hemen hemen bütün yeni ezoterik tarot kartlarına (Waite, Crowley, Golden Dawn/Wang, Golden Dawn Ritual/Cicero vs.) işlendi. Ancak bazı ezoterik sistemler, özellikler neo-paganlar biraz da haklı olarak ateşin kılıca ait olması gerektiğini ve asanın havaya ait olması gerektiğini savunmuşlardır. Çünkü kılıç ateşte dövülür ve ateş gibi yakıcı ve keskindir. Asa ise hikmet ve denge sembolüdür ve göğe doğru çıkar. Ağaçtan yapılmıştır, ağaçta havaya doğru açılır. Yeni de G.D. sembolizminde her şeyin belirli bir anlamı vardır, bir bakıma ateş asası ateş yılanı kundalini enerjisinin gezindiği omuriliğini simgeler.
"Bu dört alet aslında majisyenin çalışmalarında kullandığı aletler ve silahlarıdır. Unutmamak gerekir ki elementlerin içsel yönü de vardır. Elementlerde, majisyenin kendisinde geliştirmek istediği belirli faziletler vardır. Bunları kazanmak için onlara erişim sağlaması ve özümsemesi gerekir. Tarot kartların birincisi Majisyen adlı karttır. Burada majisyen çalışma masasının başında gözükür, önünde dört aleti: asa, kılıç, kupa ve para (disk). Majisyen bir yandan içsel elementlere hakim olmaya öğrenirken. Bir yandan da doğadaki çiğ güçler olan dışsal elementlerle karşı karşıya gelmekte. Bu deneyim ilk başlarda biraz ürkütücü gelebilir, çünkü insanlar doğadan uzak, varlığından habersiz yaşamaya alışmışlardır. Teknolojisi, bilimi, ekonomisi doğayı sömürmek üzerine kurulmuştur. Şimdi yüz yıllardır büyük bir emekle dışarıda tuttuğu o vahşi güçle yüz yüze. Bu da onun ilk inisiyasyonu. İlk önce doğayla yüzleşmeden daha yüksek inisiyasyonlar, kozmik sırlar, mistik haller vs. tam olarak yoktur. Ondan sonraki yol inisiyasyon adayının kendisini tanımasıdır. Gerçekten, bu her safhada mevcuttur ve misterlerin altın anahtarıdır, çünkü insan küçük evrendir (mikrokozmos) ve büyük evrende (makrokozmos) olan her şey minyatür olarak onda da vardır. Ancak bu sonraki safhada kendisini daha iyi tanıyacaktır. Misterler üç safhalıdır: doğa sırları, beşeri sırlar ve semavi sırlar. Bu üç safha elementler, gezegenler ve burçlar/sabit yıldızlar olarak gözükür."
Golden Dawn cemiyetinde bu elemental aletler dışında başka aletler de kullanılır. Hepsi majisyen tarafından belirli ritüellerle kutsanır ve şarj edilir. Bu aletler ritüel amaçları dışında kullanılmaz ve ritüel bitiminde tercihen siyah ipekle sarılıp emin bir yere kaldırılır.
Maji sihirli bir değneği sallayıp anında arzularımız gerçekleştirmek değildir. Tam aksine çok çalışmaktır. Kendi üzerimizde çalışmak. Bir usta çalışıp çok güzel ve değerli bir mücevher yaratabilir, bir kadının boynunda göz kamaştırıcı olabilir. Ancak kendimiz üzerinde çalıştığımız zaman en değerleri varlığımızı ele alıyoruz. Majisyenin aletleri de onun çalışma araçlarıdır. Onlara çoğu kez "majikal silahlar" denilir. Tabii ki bunların arasında kılıç ve bıçak dışında gerçek anlamda silah yoktur. Ancak majisyen bir içsel savaşçı olarak bu silahları gücünü, yetkisini ve koruma çemberini pekiştirmek için kullanır. Biraz da havaya girmek ve inancını sağlamlaştırmak için. Bir mental majide, majisyen aletleri hayal gücüyle de yaratabilir veya etkileri direkt olarak da yaratabilir.
"Ayrıca söz veririm ve vaat ederim ki, İlahi izinle bu günden itibaren, insan ötesine erişmek üzere İlahi Yardımla Ruhsal Doğamı arındırıp yüceltmek ve böylece kendimi yüksek ve İlahi Benliğimle birleştirmek anlamına gelen Büyük Çalışmaya adayacağım ve bana emanet edilen büyük gücü istismar etmeyeceğim" Hermetic Order of the Golden Dawn, Adeptus Minor (5=6 dereceye giriş) İnisiyason Ritüelinden(1)
Ritüel Maji Sık sık kullanılan ritüel maji teriminde, Türkçe'de bulanmayan "ritüel" kelimesi ayin, seremoni, tören ile özdeşleştirilmiştir. Özellikle modern Batı majinin "pınarı" olarak görülen Golden Dawn sisteminin açığa çıkması ile ritüel maji konusu daha çok gündeme gelmiştir. Ritüel'in anlamını kavramak ilk bakışta zor gelebilir.
John Michael Greer ritüeli şöyle tanımlıyor. "..her ne kadar majide ritüel'den fazla şeyler varsa, ritüel sanatı dünya geleneklerinde majikal tekniklerinin özünü oluşturur. Ritüeli sembolik hareket olarak tanımlayabiliriz. Bir sembol (bu kelime felsefeyi içeren sorunların yarısını kapsar, ancak bunlar bekleyebilir) başka bir şey anlamına gelir, bir ilişkiyi tanımlar, anlam ilişkisi, sembol ve tanımladığı şey arasında.... sembol simgelediği şey değildir, ne de kendisidir. Onun başka bir boyutu vardır, anlam boyutu, o da (şimdilik) şuur aleminde varlığını sürdürür. İnsanlar sembol kullanan varlıklardır, dilimiz, sosyal yapımız, dünyayı tanımlamak için kullandığımız imajlar ve fikirler hepsi semboldür... Çoğu zaman günlük yaşamın ritüelleri alışagelmiş yarı şuurlu bir şekilde icra edilir... Ritüeller ve altındaki anlam ilişkileri bilinçli bir şekilde etüt edildiği ve kullanıldığında, geniş bir imkan yelpazesi açılmaktadır. Bu imkanlar arasında maji yöntemleri vardır... Dolayısıyla ritüele hakim olmak belki de insan şuurunun muazzam gizli potansiyellerinden faydalanmanın en önemli yöntemini sunmaktadır."(13)
Ritüellerde kullanılan sembolleri, küçük evren olan insanın (mikrokozmos) büyük evrende simgeledikleri şeylerle irtibat kurmanın bir aracı olarak görebiliriz. Buda bizi Platon'un mana alemindeki idealler veya psikolog Jung'un kitlesel bilinçteki arketiplerin bilinçli bir şekilde kullanma yöntemine getirir.
Diğer bir psikolojik tanımda ritüellerde kullanılan sembol ve araçlar bilinçaltı ile ilintilidir. Bu konuda W.E. Butler şöyle yazmıştır: "Majikal sistemde duyulardan zihne inen imajlar bilince yöneltilen "telkin" olarak kullanılır. Bu da ritüelin yarattığı duyarlı halden dolayı yoğunlaştığı çizgi üzerinde etkisini sürdürür... İkinci olarak, ya ritüelin performansı ile, ya da diğer bir oto-hipnoz tekniği ile, bilinçaltı seviyelerin bilince intikal etmeleri için bilinç seviyesi düşürülüp istenilen düşünceye maruz kalmalıdır. dolayısıyla majinin bütün "alet ve destek unsurları" - kılıç, asa, pentagram, kase, daireler, üçgenler, siciller, ışıklar, kıyafetler, tütsü, monoton ses tonlar ve çağrıda (envokasyon) kullanılan "barbar isimler" - hepsi bilinçaltı üzerinde topluca bir etkiyle çalışmaktadırlar. Böyle bir toplu telkin zihinde bir vites değişikliği yaratır ve böylece "irade doğrultusunda şuur değişikliği yaratmanın sanatı"(14) olarak verdiğimiz maji tanımına uymaktadır.
David Conway tarafından yapılan diğer bir tanım da şöyledir: "Maji de ritüelin en gözde faydası majisyenin duyularına direkt hitap eden bütün cisimlerin seremoninin arkasındaki fikirle sembolik bağları oluşudur. Bu sembolizm her zaman aşikar değildir, ancak emin olabilirsiniz ki, yüzlerce, hatta binlerce yıldır gelişerek, kitlesel bilinçaltıyla bağları olan zihnin derin seviyeleri tarafında gayet iyi bilinmektedir. Majide kullanılan bütün sembollerin güçlü astral eşleri olduğunu biliyoruz, bunlarda temsil ettikleri güçlerin görülür halleridir. Form, ses, renk, hareket, her şey majinin hizmetine tanzim edilmiştir. Ayrıca koku duyusu ile bilinç-altının istenilen tarafına hitap ede bilen buhur için de aynı şey geçerlidir. Kısacası, ritüele dahil edilen her şey majisyenin zihni üzerindeki etkisi düşünerek dikkatli bir şekilde seçilir."(15)
Aslında hiç bir majisyen veya okültist majiyi ve çalışma mekanizmasını tam aynı şekilde açıklamaz. Yine de bu üç açıklamada bir çok benzer nokta yakalamak mümkündür.
"Goetia varlıkları insan beyninin bölümleridir." Aleister Crowley, Goetia, önsüz (3)
Öte Alemler ve Varlıkları Majiyi içeren inisiyatik ezoterik öğretilerin ortak bir öğesi bir şekilde öte alem kapısını aralamaktır. En eski majisyenler olan şamanlar da bir ayağı sanki sürekli öte alemde. Özellikle Mısır kökenli, eski misterlerde inisiyenin yaşamdayken bir süre ölümü yaşaması ön görülmekteydi. Bu onda büyük bir dönüşüm yaratacaktı. Günümüzde Tibet misterlerinde de aynı şey geçerli, ancak doğu kökenli ama batılılara yönelik tasarlanmış bazı popüler sistemlere bakıldığı zaman bu unsurun noksanlığı dikkat çekmektedir. Golden Dawn gibi Batı Tradisyonunu takip eden inisiyatik örgütlerde astral ve daha yüksek alemlere hayattayken erişmek, nüfuz etmek en temel amaçlardan biri. Öte alemlerle erişim yöntemleri arasında vizyon görücülüğü (scrying in the spirit vision), yükselmek (rising on the planes), ve astral seyahat gelmektedir.
Majisyenlerin hedef aldığı en önemli majikal yeteneklerden biri de astral seyahat, astral projeksiyon veya şuur projeksiyonu denilen edimdir. Şuur projeksiyonu deneyimi oldukça yaygındır, bir çok kişinin başına gelmiştir, ancak çoğu zaman olayın bilincinde olmadıkları için tam kavrayamamışlardır. Şuur projeksiyonda kişiler kendi bedenleri dışına çıkabilmekte, bedenlerini dışarıdan görebilmekte ve düşündükleri yerlere anında gidebilmektedirler. Ruh varlığı olduğuna dair bu denli çarpıcı bir deneyim düşünülemez. Oldukça ayrıntılı ve şaşırtıcı bilgilerle dolu şuur projeksiyon deneyimleri ünlü insanlar tarafında yaşamıştır. Ölümden dönen veya ölüm döşeğinde olan insanlar tarafından aktarılmıştır. C.I.A. ve K.G.B. gibi örgütler de dahil, bu gücü siyasi ve dünyevi menfaatler için istismar etmek amacıyla ciddi araştırmalar yapılmıştır. Hipnozla bu deneyimi yaşatmak oldukça basittir. Durum böyleyken, okültistlerin astral beden ve astral alem tezleri belirli bir itibar kazanmıştır.
Golden Dawn cemiyeti öğretilerinde astral seyahati bilinçli bir şekilde gerçekleştirmek için şöyle bir teknik öneriliyor: Bir süre bir boy aynasına baktıktan sonra, aynadaki görüntü akılda tutulur. Rahat bir yerde otururken veya yatarken hayal gücüyle bu görüntü önünde net bir şekilde canlandırılır. Derin bir nefes alınıp verilirken şuur bedenden bu görüntünün içine aktarılır. Bu çalışmada başarıya ulaşıncaya dek sürekli tekrarlanır. Başarı kişinin yeteneklerine göre ya kısa sürede ya da yıllar sonra elde edilir. Tabii ki başka yöntemler de mevcuttur. Bazı ilkel kabilelerde, Şamanlarda, Eski Mısır'da, Hindistan'da bedene narkoz etkisi yapan ve astral bedeni aniden dışarıya çıkmasını sağlayan otlar da kullanılırdı.
Şuur projeksiyonunda insanın seyyal bedeni olan astral bedeni astral alem dediğimiz seyyal madde planına girer, ilk safhalarda bu projeksiyonlar astral alemin fizik alemine yakın ortamlarında gerçekleşir. Astral alemin daha yüksek boyutlarına girmek için biraz içsel gelişme ve astral deneyim gereklidir. Bu mekan aynı zamanda ölüm sonrası alemdir. Sıkı ve sürekli bir çalışmadan sonra Astral seyahati başarmak mümkündür, zor olan astral bedeni kontrol edebilmek ve onu uygun ortama getirmektir. İnsan, duygularını ve düşüncelerini kontrol edemezse hayalleri şekillenip karşısına çıkar. Negatif düşünceleri negatif varlıkları çekebilir veya onu negatif alanlara çekebilir. 18. asırda yaşayan bir astral gezgini, Emanuel Swedenburg'un anlattığı gibi Cennet ve Cehennem'in asıl gerçeği budur(16). Ayrıca, yolunu bilmeyen bir yolcu da başıboş gezinen bir astral avaresi olur.
Yeryüzü her türlü yaşam türü barındıran bir yerdir. Okyanusların karanlık diplerinden karlı dağlara dek çeşit çeşit yaşam türleri barındırır. Durum böyleyken, elbette maddenin daha narin bir formu olan astral maddeden oluşmuş ve mekan olarak yer yüzeyinden çok daha geniş yaşam alanları içeren astral alemin kendine has yaşam türleri vardır. Bu madde fizik aleme nazaran irade ve düşünce tarafından daha kolay şekil aldığına göre, yaşam türleri de daha zeki olacaktır.
Özellikle Orta Çağ majisyenin popüler bir uygulaması bedeniz varlıkları çağırmak ve belirli görev yüklemekti. Buna evokasyon denilir. Bu varlıklar ileriki bölümlerde açıklayacağımız "Sülyeman'ın Anahtarı" kitabından "Karanlığın Hayvanları" diye söz edilir. Genelde demon, ifrit veya cin olarak adı geçen ve görünümleri ürkütücü olan bu varlıkları, majisyenler görüntülerini göze hoş şekillere bürünmelerini tembih ederler. Dr. Israil Regardie gibi bazı modern majisyenler bunların majisyenin bilinçaltı komplekslerinin projeksiyonu olduğunu ve bu komplekslerin çözülmesi gerektiğini anlatırlar, ancak bu tanım bütün majisyenler tarafından kabul edilmez ve onların objektif birer varlık olduklarını savunanlar da vardır.
Korkunç şekillere bürünmek varlıkların bir nevi korunma mekanizmaları olabilir. Tibet panteonda, inisyasyon riltüellerinde ve majisinde buna yönelik bazı imalar vardır. Buna benzer bir zihniyetle Amerika'da "Cehennem Melekleri" gibi motosiklet çeteleri de kurukafa, svastika, şeytan gibi sembolleri kullanırlar, sanki "bana dalaşma ben tehlikeliyim" der gibi. Demonik varlıklar her haliyle alt seviye varlıkları oldukları belli oluyor. Modern uygulamalarda genelde bunlardan uzak durulur. Ancak ruhsal açıdan gelişmiş, psişik dengeye sahip ve deneyimli bir majisyen bunlarla yüz yüze gelmeye cesaret edebilir. O derecede biri de genelde bu tür çalışmaları aşmıştır. Oysa Orta Çağ majisyeni bu tür çalışmalara yatkın olduğu elimize geçen "grimoire"lardan belli oluyor. Modern Okült anlayışına göre demonik varlıklar alt astral dediğimiz bir bölgede bulunurlar. Alt astral her türlü nefsi duyguların, saldırganlığın yoğunlaştığı bir bölgedir.
Astral madde içinde bulunduğumuz fizik madde ortamından daha seyyal ve o ortamda enerji ve madde arasındaki fark daha azdır. Dünyamızın astral tabakaları fizik aleme kıyasla daha çok farklılıklara tabidir. Bizim anlayışımıza göre cehennem tabakaları olarak idrak edebileceğimiz yerler olduğu gibi, hayal edemeyeceğimiz güzellik ve aydınlıkta yerler de vardır. Ölüm sonrası girilen ve spiritüalistlerin spatyum dedikleri yer de vardır. Swedenburg'e göre ölümden sonra insanlar ruhsal titreşimlerine uygun yerlere giderler. Astralın daha karanlık yerlerine giren kişiler oraya mahkum edildiklerinden değil, kendi gönüllerinden oralara çekildiklerinden ve o ortama daha rahat intibak ettiklerinden dolayı girerler. Yüksek tabakalardaki ruhsal ışık onları rahatsız eder, kendileri gibi loş, pis ve karanlık yerlerden hoşlanan varlıklar ile birlikte olmayı tercih ederler. Fizik ortamında düşüncenin maddeyi etkilemesi astrala nazaran çok daha zor olmasına karşın insanoğlunun da yeryüzünün bir çok yerlerini cehennemleştirdiğini görebiliriz. Çoğu zaman bu doğa yasalarına saygısızlığından, ideal değerleri hiçe saymasından gelmektedir. Fizik dünyada da yaşam enerjisinin negatif olduğu, insanların acı ve çile çektiği alanlar hepsi insan üründür.
Majikal evokasyon cok yaygın bir görüşe göre de her iki tezin doğru olduğu ve varlıkların bir şekilde bilincimizi yansıdıkları kabul edilir. Aslında bu tezi doğrulayacak bulgular vardır, ruh çağırma seanslara aşina olanlar da bu tür aldatıcı yönünün farkındalar. Evokasyonun yanı sıra insan üstü varlıkların davet edildiği bir de invokasyon yöntemi de vardır. İnvokasyonda çağrı ve celp değil davet vardır. Evokasyona ve ayrıca invokasyona da tabi varlıklar vardır, yanlış yöntemi yanlış varlığa uygulamak felakete yol açtığı söylenir. Evokasyonda majisyen etrafında koruma çemberini kurar ve talimatlara çok dikkatli bir şekilde uyar, çünkü varlıkların çok tehlikeli, kurnaz ve aldatıcı oldukları söylenir.
Astral alem düşünce formların mekan ettiği bir alandır. Düşünce formları insanların hayal güçleri tarafından yaratılan formlardır. Bu formların birçoğu dinsel folklorik ve mitolojiktir, bunlar tanrılar, melekler, cinler gibi şekillerde mevcuttur. Kitlesel bilinçte yaratılan hemen hemen her form bir şekilde astralda varlığını koruduğu söylenir ve bazen insanlar tarafından inançla beslenmekte ve güçlenmektedir. Eğer bir düşünce formu ilahi alemdeki arketiple ilintiliyse o bir şekilde güç kazanıp hayatiyet kazanır. Bu ilahi arşetipler çiğ enerji halindeyken insanlar tarafından kültüre göre dış şekilleri, kılıfları giydirilir. Örneğin başmelek Rafael veya İsrafel Grek tanrısı Hermes ve Mısır neteri Tehuti, Toth ile özde aynıdır. Yani aynı ilahi arşetipin farklı yansımalarıdır. İşte majikal varlıklar güçlerini buradan alırlar. Hermetic Order of the Golden Dawn cemiyetinde ağırlık olarak Kabalistik melek majisi uygulandığı halde, özellikler eski Mısır tanrı formları üzerinde çeşitli uygulamalar da kullanılıyordu. Bunlardan en ilginçleri arasında ileri seviye bir çalışma olan tanrı formlarına bürünmek (assumption of god forms) çalışmasıdır. Bu çalışmada belirli bir arketipe tekabül eden mitolojik bir varlık etüt edilir, onun astral kalıbı ile temas kurulur ve majisyen bir süre için bilinçli olarak o tanrı olur. Çalışma sonucunda o tanrının sahip olduğu yetenek veya erdem ona geçebilir. Diğer bir yazımızda belirttiğimiz gibi: "Hermetik Kabala'da genelde melekler bir nevi robot veya programlanmış enerji araçlarıdır, belli kalıp dışına çıkamazlar ve kültüre göre adları ve şekilleri değişir." Aynı şekilde Goetia gibi İbrani kökenli kitaplarda ifritler ordusunda birçok eski pagan tanrıların isimlerini bulmak da mümkündür.
ALINTIDIR. |
Edited by - on |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 21:50:38
|
Sevgili Pandora76, maji çalışmalarında amaç nedir?Bildiğim kadarıyla maji, yüksek büyüdür.Bu konuda beni aydınlatırsan sevinirim.
Sevgiyle.... |
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 22:03:22
|
Sevgili Kurby; Çekim yasasını ,büyüde yapıldığı gibi bir başkasını istemediği halde eşimiz/sevgilimiz olması için kullanabilirmiyiz,çekim yasasını hangi durumlar dahilinde kullanabiliriz,vs... sorusunun cevabını yazmak isterken,büyüyle alakalı bilgi bulmak istedim ve bu bilgiye ulaştım.Yani majinin amaçlarını bilmiyorum çünkü bende bu kavramla yeni karşılaşıyorum.Hoşuma gitti ve alıntıladım çünkü çekim yasası iyice incelendiğinde ve üzerinde çalışıldıkça karşılaşılan evrensel yasalara uymak gerekliliğinden bahsediyor ve çekim yasasının kullanımına benziyor.Dikkatimi çeken şey bu benzerlik.Çekim yasasının daha geniş bir anlatımı gibi birşey. Sanırım temel fark,isim farklılığı ki çekim yasası sadece bilinçli yaratım,çekim yasasını kullanmayanlarda bilinçsizce düşünceleriyle yaratıyor)
|
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 22:36:59
|
Anlıyorum.Maji de çekim yasası gibi iradenle ve belli bir takım ritüeller ile arzuladığına sahip olmaktır, demek istiyorsun sanırım.Olabilir, mümkündür.Yalnız çekim yasasında atlamamanı tavsiye edeceğim bir durum var.Çekim yasasında, tıpkı dolu bir masaya bardağı koymadan önce elindeki bardak kadar alanı boşaltmak ile yükümlüsündür.Aksi halde yeni konacak bardak, masadaki diğer bardakların yerlerini değiştirirek, belki de en sevdiğin bardağın yere düşüp kırılmasına yol açabilir.Bu konuda dikkat etmeni, şiddetle tavsiye ederim.Önce boşluk yarat.Maji ise, bambaşka bir boyuttur.Yüksek büyüdür.Kişinin tekamülünü hızlandırmak amacıyla yaptığı bir takım uygulamaları içerir.Sonuçta olmasını istediği şeyler için, evrenin kurallarını enerjiler ile kendine çevirme sanatıdır.Kimse hayrına, elemanter yaratmaz, onlarla oynamaz, onlara emirler verip, oraya buraya salmaz.Bu konuda da dikkat derim.İslami büyüye(Havas) de bak, eğer ilgi alanına giriyorsa, oradan da çok faydalanacağın bilgiler olacaktır.Ancak özgür irade, her zaman geçerlidir.Bu evrensel kuralı unutmamak gerek.
Sevgiyle |
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 23:08:13
|
Astralseyahatlede ilgileniyorum ve bilgi topluyorum bilirsin ama hiç astral seyahat yapmadım(denedim bir kere zer-zivinin isteğiyle ama olmadı o da:))Yani okuduğum herşeyle ilgilenmem.Rüyalardan bahsedilirkende aklıma karabasan geldi,konuyla alakalı bir yazı gördüm,alıntıladım.
Ben yeni karşılaşıyorum bu bilgiyle söylediğim gibi ve bigilendirdiğin için sağol Kurby.Sanırım biryerlerdede büyü üzerine yazılmış yazılar vardı forumun yoksa karıştırıyormuyum bilmiyorum.
Çekim yasasını yıllardır kullanmış biri olarak,evrensel kuralları zamanla öğrendiğimi düşünüyorum.Genel olarak yazılarımdada bunu görmüşsündür Kurby.Bak çekim yasasına ne yazmışım:
Mesela çekim yasasını,düşüncelerimizi kullanarak bizi mutlu edecek bir eşi hayatımıza getirmek için kullanabilirz ama kendi belirlediğimiz bir kişinin eşimiz olması için bunu yapmaya kalkarsak,evrensel yasaları ihlal ederiz. Büyü yaptıran kişi "saldıran"büyü yapılan kişi "saldırılan" taraftır ve yasa daima saldıranın kaybedeceğini söyler....
İstersen o yazımı bir daha oku. Yani sevgili Kurby,evrensel yasalar,bizden ayrı çalışarak,ne yapılması gerekiyorsa onu zaten yapacaktır ve yapmaktadır.Kimse hayatın kendisinden daha büyük olamaz.
Bu nedenle ben "büyüye" var olsa bile),çokda inanıyorum diyemem ama"düşüncelerin gücüne" inanırım diyebilirim.
...."Maji en yüce, en mutlak ve en ilahi doğa felsefesinin bilgisidir.....
En yüce,en mutlak ve ilahi güce kendini açabilen kişiler,çekim yasasını rahatlıkla kullanabilirller.Benim yazıda dikkatimi çeken bu oldu.Sevgiyle Kurby. |
Edited by - pandora76 on 07/02/2009 23:11:00 |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 07/02/2009 : 23:23:52
|
Çok teşekkür ederim sevgili Pandora76.
Sevgiyle... |
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 08/02/2009 : 17:09:47
|
Aklıma bir şey geldi. Telekinezide cansız maddeye nüfuz etmek değilmi?Burada anlatılan şey gibi.
Maji en yüce, en mutlak ve en ilahi doğa felsefesinin bilgisidir. Uygulama ve harika çalışmalarında ilerleyerek, her şeyin içsel ve okült erdemlerinin üzerine doğru bir anlayışla gidilir, uygun nesnelere doğru araçlar uygulanır, böylece olağanüstü ve hayret verici sonuçlar elde edilir
Bu evrende bir tek Tanrı olduğuna,yasalar daima aynı olduğuna göre,aslında belkide herkesin farklı yollardan,aynı sonuçlara ulaşması gerekmezmi.Bioenerji,yoga,reiki,vs....hepsi şifanın farklı ad ve yolları değilmi.
Majikal sistemde duyulardan zihne inen imajlar bilince yöneltilen "telkin" olarak kullanılır...
Bizlerde reiki,bioenerji ve diğer çalışmaları yapmaktaki"niyetlerimizle",belli bir nesne(bedenimiz yada diğer bedenler)aynı şeyi yapmıyormuyuz?Ya astral seyahat çalışmalarımız?Rüyalarımız? Biz insanlar düşüncelerimizle bilinçsizce bile olsa yaratıyor ikende,belkide maji yapıyoruz biryerde.
|
Edited by - pandora76 on 08/02/2009 18:17:16 |
 |
|
|
rinda
Kehribar
  
Turkey
88 Posts |
Posted - 09/02/2009 : 13:14:30
|
Maji, insanın kendisini dönüştürmesidir aslında. Çünkü sen değişirsen herşey değişir.
Saygılarımla |
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 09/02/2009 : 17:53:58
|
Reiki uyumlamasında uygulanan ritüel,bana ayin gibi büyü gibi gelmişti ve bir an bırakıp kaçmayı düşünmüştüm.Ama öğretmen sadece kanalı açmaya"niyetleniyordu"."Eller kalkar,reiki başlar"niyetiyle,"kendimi reikiye açıyorum"niyeti reikinin başlaması için yeterli.Önemli olan sözcükler değil,sadece niyet.Bunu belirlemek bize kalmış birşey.Üstelik kanalın açılması da bir niyet.Telekinezideki cansız maddeyi işlemek "niyeti."Astralseyahat yapmak için niyetlenmemiz,vs...
Herşey düşünce ile başlıyor aslolan "niyet" ve sanırım gerçektende aslında çoğumuz yada hepimiz maji yapıyoruz.Sadece majinin adı çıkmış olmalı.Sonuçta telekinezi,maddeleri çevirmek,döndürmek yani etkilemek yönlendirmek;reiki enerjisini şifa için bedenimize yönlendirmek ve daha düşünürsek bulabileceğimiz pek çok şey gibi;uygun nesnelere doğru araçlar uygulayarak olağanüstü sonuçlar elde eden majinin yaptığı şeyden farklı birşey değilki? Ve tüm bunların sonucunda,belkide simyacının yaptığı şeyi yapıyor,taşı altına çeviriyoruz.Enerjiyi değiştiriyor,dönüştürüyoruz.
Maji, insanın kendisini dönüştürmesidir aslında. Çünkü sen değişirsen herşey değişir.
Sevgiler.
|
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 13/02/2009 : 23:27:36
|
Majikal felsefede insan bir küçük evrendir, her parçası büyük evrenle ilintidir. Her parçasının bir bütün içinde yeri vardır ve her parçası kutsaldır, çünkü "insan Tanrı'nın suretinde yaratıldı".
Bu yazıyı yeniden okuyorumda...Çekim yasasını geliştirme amacı ile başlayan bilgi arayışımda,bir fizikçi olmasamda,sıradan bir insanın anlayabileceği kadar fizik bilgisini anlamaya çalışıyordum."Her insanın bir evren aslında tüm insanları içeren bir evren" bilgisi fiziktede geçiyordu.Bende böylelikle yola koyulmuştum.Aslında majisyenlerinde aynı şeyi söylemiş olmaları beni çok etkiledi.
Fizikçilerin majisyenlerle aynı şeyi söylemiş olmaları onlarında maji yaptığını gösterirmi yada majisyenlerle aynı bilgiye ulaşmış olmalarının bir amacı olabilirmi;hangi amaç için kullanıyorlar bu bilgiyi demek sanırım garip olurdu zira fizik sadece bir bilim ve amacı bilinmeyenleri öğrenmek,evrenin sırrını çözmek.
Peki ya güç konusunda doğruyu söylememişlermi?Güç kötü der isek eğer,güçsüzlüğede iyi birşey demeli, ve bizimde iyi olabilmek için,güçsüz olmayı seçmemiz gerekliliği. Hani para pistir,kötüdür der iken;çok para,iyi bir mevki edinip saygın bir konuma gelmeye çalışmamız gibi olabilirmi.Madem para kazanmayı istemek kötü,sadece hayatta kalabilmemize yetecek kadarını kazanmamız gerekmezmi.
"Unutma ki sadece Tanrı Işığımız ve Mükemmel Bilgeliği Bağışlayandır ve hiçbir insan sizi o Bilgeliğin Yoluna getirmenin ötesinde bir şey yapamaz, oysa O taktir etse onu bir çocuğun kalbine sokabilir. Çünkü bütün nasıl parçadan yüceyse, biz de barındırdığı Hayal Edilmez Işığın birer Kıvılcımıyız."
Benim inancımda tam olarak bu ve bende majilerle aynı sonuca varmışım."Bir isek aslında,yani O ndan başka hiçbirşey yok ise eğer, O nun iradesinden başka bir irademi var" demiştim kendime. O zaman,hiçbir insanın başka bir insanı,Tanrının kapısına getirmekten fazlasını yapamayacağı(bu bile Tanrının iradesi)kanısına varmıştım.
Gerçekten benim için çok etkileyici.Keşke daha önce karşılaşsaydım bu konuyla ama ben majinin değil yüksek bir büyü olduğunu,sadece genelde bilinen şeyi, büyüyü duymuştum.Belkide direkt majiyi okuyarak değilde,onca arayış-zahmetle edinmiş olduğum bu bazı temel bilgiler;kendi adıma benim için daha kıymetli hale geldi yada olması gereken buydu oldu. |
Edited by - pandora76 on 14/02/2009 01:23:34 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 06/03/2009 : 16:23:59
|
Elementler(Dünya üzerindeki etkileri ve önemi..)
Tetramorf
Tetramorf (tetramorph, Latince dört beden) dört varlığın birleşiminden meydana gelen bir sembolü ifade eder. Bu varlıklar genelde boğa, kartal, aslan ve insandır. Kadim orta doğu uygarlıkları, örneğin Mısır Mezopotamya İran ve Anadolu, Uzak Doğu’da Orta ve Güney Amerika mitolojisinde yaygın olarak işlenmiştir. Bunların en iyi tanınanı Mısır’da Kufu (Cheops) piramitin önünde doğuyabakan ve 20 metre yükseklikte sfenks (sphinks) yapıtıdır. Sfenks, Grekçe’de birleşken anlamına gelir. Büyük Sfenksin gövdesi aslan başı insan şeklinde. Genelde firavun Khufu yüzü olduğu kabul edilmekle beraber, son zamanlarda bu sanıya karşı muhalif görüşler otaya atılmıştır. Bazı görüşlere göre Sfenks kelimesinin kökeni “yaşayan simge&'&'? anlamına gelen, eski Mısır dilinden “Shesep-ankh&'&'?den türemiştir. Çoğu kez sfenksler kanıtlı gösterildiği halde, büyük sfenks muhtemelen her zamana kanatsızdı. Bir görüşe göre büyük sfenksin yapım tarihi ilk bahar solstisin Aslan burcunda bulunduğu M.Ö. 10.000.000 yıllarına tekabül ediyor, yani Aslan çağının bulunduğu Atlantis’in batışı sıralarında. Şu zamanlarda da 180° bir açı yapılarak insan başının simgelendiği Kova çağına gelmiş bulunuyoruz. Eski Mısırlılar aslanları kutsal yapıtların koruyucusu olarak kabul ettikleri söylenir. Ancak, bunun dışında sfenks konusunda bir şey bilinmemektedir. Ezoterik açıdan sfenks insan başı, kartal kanatları, gövde üstü aslan ve altı boğa olan dört bedenden oluşmuş bir tetramorftur. Bu dört varlık dört sabit burcu karşılayan kerubilerin bedenleridir.
Sfenksin önünde durduğu Khufu( Cheops ) piramit ile bir ilişkisi olduğu sanılmakta. Mısır piramitleri tetrahedron denilen ve kristallerin girebileceği yedi simetrik şekilden biri görüntüsündedir. Altı bir kare ve üstü dört üçgenden meydana gelmiştir. Üçgen ile dörtgenin kutsal yediyi oluştururular. Dört üçgen dört istikamete bakıp dört rüzgarı ve dört elementi simgeler. Bu dört üçgen üst üste katlanıp iki boyutlu bir şekil yaratır. Bu da 12 köşeli bir yıldızdır. Bu da bize zodiakı, burçlar kuşağını verir
Yukarıdaki şekil piramidin dört üçgenin ve bir karenin düz bir yüzey üzerinde iki boyutlu şeklidir. Dört üçgenin her biri bir elementi ve her bir kenarı elementlerden üçer burca bakmaktadır. Bunun üzerinde bir kare yerleştirilince. Görülür ki o karenin her bir ucu dört ayrı elementten dörtburca bakmaktadır. Yukarıdaki şekilde kare dört sabit veya değişmez burca bakmaktadır. Bunlar Kova, Aslan, Akrep ve Boğadır. İşte kadimlerin efsane, sanat ve kutsal metinlerinde geçen ve bir kaç değişik hayvan türünün birleşimden oluşan fantastik mahluklar, ister Sfenks, Garuda veya Kerubim olsun, genellikle bu dört sabit burçlardaki sembollerin birleşimlerinden oluşmuşlardır.
Odipus efsanedeki sfenksi ele aldığımızda (bakınız bölüm başındaki alıntı), bilmecenin çözümü insan olarak ortaya çıkıyor, fakat aynı zamanda bilmecenin içinde başka bir bilmece olabilir ve cevap piramit olarak da çıkabilir. Piramidin tabanı dört ayaklı, sonu veya üstü üç ayaklıdır ve öğleyin güneş dik olarak piramide yukardan baktığı zaman iki ucuyla kesin bir çizgi yaratır. Biri en tepede ve biri tabanın tam ortasında. Bu çizgi arzın merkezine kadar iner. Piramit ayrıca tek bir noktada uçlanır, orada sanki başka bir boyutta girerek kaybolur. Hint mitolojisinde Garuda yarı insan ve yarı kartal bir varlıktır. Yılanların düşman ve tanrı Vishnunun taşıyıcısı. Ayrıca, Rama’yı da cennete taşımış. Kartal kanatları motifler orta doğuda yaygın. Mezopotamya medeniyetlerinde, Sümer, Babil, Asur ye Keldanilerde kanatlı ve insan yüzlü boğalar görülür. Eski İran medeniyetlerinde de görülür. Hititlerde ve büyün civardaki medeniyetlerde dört mahlukun çeşitli birleşimleri görülmekte. Genellikle hayvan başlı ve insan gövdeli tanrılardan oluşmuş Mısır panteonunda sfenks de bunun tersine görmek ilginç. İbranilerde tetramorflar Kerubim olarak adlandırır (Kerubim veya Kerubiler çoğul, Kerub tekil). Okült açıdan Kerubimler dört elementin idarecileridir. Sembolik karşılıkları şöyledir: KERUBİM Görünüş Burç Sembol Hava Kerubu İnsan Kova
Ateş Kerubu Aslan Aslan
Su Kerubu Kartal Akrep
Toprak Kerubu Boğa Boğa
Golden Dawn Cemiyetine öğretilerine ait yukarıdaki tablo şöyle açıklayalım. Kova burcunun insan şekli ile simgelenmesi onun burçlar arasında en insani olmasından kaynaklanıyor. Aslan ve boğanın şekilleri burçlarının tam olduğundan yorum gerektirmez. Burada en itilaflı tekabül Su Kerub için kartal sembolü gelebilir, çünkü kartal uçtuğu için hava elementi çağrışımı yapar. Ayrıca güneşle ilgisinden dolayı ateş çağrışımı yapar. Ancak, görülür ki akrep burcun sembolleri arasında bulunmakta. Kanatları açıldığında hilal şeklini andırmaktadır. Eski Ahitte Kerubim hakkında yazılanlar şöyledir, “Ye baktım, ve işte, kerubilerin yanında dört tekerlek vardı, her kerubinin yanında bir tekerlek, ve tekerleklerin görünüşü gök zümrüt taşı gibi idi. Ve onların görünüşüne gelince, dördünün de benzeyişi birdi, sanki tekerlek içinde tekerlek varmış gibi. Yürüdükleri zaman dört yanlarına gidiyorlardı, yürürken dönmüyorlardı, ancak baş nereye yönelirse onun ardınca gidiyorlardı, yürürken dönmüyorlardı. Ve bütün bedenleri ve sırtları, ve elleri, ve kanatları, ve tekerlekler, dördünün de tekerlekleri, çepçevre gözlerle dolu idi. Tekerlekler ise, ben işitirken onlara dönen tekerlekler, diye çağrılırdı. Ve her birinin dört yüzü vardı, birinci yüz kerubi idi, ve ikinci yüz insani idi, ve üçüncü yüz aslan yüzü idi ve dördüncü yüz kartal yüzü.&'&'?
Hezekiel Bap 10 /9—10 Eski Ahitte ayrıca Süleyman‘ın yaptığı mabette iki dev Kerubim heykelini altınla kaplayarak yerleştiğini anlatmakta. Tetramorflardan oluşmuş Sfenks ayrıca insani simgeler, çünkü insanda dört element vardır. Bundan sonraki konuda göreceğimiz gibi elemental varlıklar veya doğa ruhları okült felsefesinde sadece bir elementten oluşmuştur.
“Işıklar içinde doğarsın Agni ( ateş tanrısı) Dünyaya ışıklar saçarsın. Göklerde, sularda, toprakta Sen varsın&'&'?
Vedalar (4)
Dini Sembollerde Elementler
Bir sonraki sayfada önde gelen dinlerin amblemleri verilmiştir. Dinlerde elementlere ait semboller pek çok olduğundan sadece bunlarla yetinmiştir. Aşağıda bu amblemlerdeki element sembolizmi ile ilgili açıklamalar verilmiştir.
1) Ay ve yıldız, bir çok insan için İslam’ın sembolü olarak görülür. Aslında kökeni kadim ay kültlerine dayanır, daha sonra Bizanslılar tarafından kullanıldı ve son olarak Türkler tarafından Müslüman ülkelere yayıldı. Resimde görülen sekiz köşeli yıldız da bu kaynaklardandır. Onun yerinde güneş veya dolunay olabilir. Türk bayrağındaki beş köşeli yıldız Mars çağrışımı yapıyor. Yukarı bakan hilal boynuzlar olarak da telakki ediliyor. Güneşe yakınlığından dolayi Venüs de hilal şeklini alır, ancak bazı sembollerde yıldız Venüs’tür. Genel olarak bu sembolü ateş ye su birleşkeni olarak görebiliriz. Ay suyun simgesidir. 2) Heksagram, Musevilerin sembolü olarak bilinir ve Davut yıldızı olarak anılır. Ancak, bu sembolü pek çok başka din ve kültürlerde de görmek mümkündür, özellikle Hindularda. Resimde görülen ve bir üçgeni siyah ve diğer üçgeni beyaz iç içe heksagram ateş ve suyun birleşimini simgeleyen okült bir semboldür. Ancak genelde kırmızı ve mavi renkleri kullanılır. 3) Haç semnbolü Hıristiyanlıktan daha eskidir ve Mısırlılarda Ankh haçı olarak görülmektedir. Bu sembol dişi ve erkek organlar olarak da yorumlanır. Resimde görülen eşit kolu haç okült bir semboldür ve dört elementi veya dört istikameti ve rüzgarı simgeler. Bunun ayrıca ortası gülü olan gülü haç vardır. Haç iki tarafa kollarını açmış bir insan şekli olarak tasavvur etsek gül kalbe rastlar. Bu sembol dört elementin insanda dengelenip kalp merkezinin açılmasını ifade eder. 4) Zerdüst dininin amblemi olarak gözüken ve içinde ateşin yandığı kadeh de, hem ateş, hem de su sembolleri malumdur. Mecusilerin direkt olarak ateşe taptıkları doğru değildir. Ateş onlarda ilahi ışığın bir sembolüdür. Onlar ayrıca diğer elementlere de saygı gösterirler. 5) Taoizmin klasik sembolü Yin ve Yang bulunduğu Ta Ki’dir. Dişi (yın) ve Erkek ( yang ) güçlerini simgeler. Doğada da bütün tezatlı güçleri ve onların ahenkli birleşimi simgeler. Bu tabi özellikle ateş ve su, toprak ve hava için geçerlidir. 6) Budizmin sembolü Dharma tekerleği. Budha hava elementin hakim olduğu orta yolunun takip edilmesini önermiştir. 7) En alta Hinduizmin sembolü ve AUM mantranın karşılığı. Hindulardaki element bilimi (Tatva yoga ) Doğu Ezoterizmi: Çakra ve Kundalini sayfamızda bulabilirsiniz. Bu sembolün her bölümü beş elementten birine tekabül eder. Görüyoruz ki din amblemleri arasında Batı dinlerinde elementlere dönük sembolizm daha yaygın ve doğu dinlerde daha kozmik ve ruhsal prensipler simgelemekte. Taoculukta Yin ve Yang, Hindularda puruşa ve prakiti ikilisine benzetebiliriz. Budizm’de ve Hinduizmde kullanılan semboller genelde kozmik siklüsleri göstermektedir (bakınız Kozmik ve Beşeri Devinimler). Dharma tekerleği veya doğa kanunların ve maddenin çarkı büyük zaman siklüslerde dönmekte ve reenkarne olan ruhların aydınlanıncaya dek sürmektedir. Ruhlar hayat çarkın içinde sürekli doğup ölmekte ve yeniden doğmakta. Hindu amblemde OM veya AUM mantrasında her harfı kozmik bütünün başka bir safhasını ele almakta. Manvantara. olarak adlandırılan Kozmosun doğuşu, var olma süresi ve yok oluşu üçlüsünün siklüsüdür. Brahma yaratıcı (A harfı), Vishnu koruyucu (U harfı ) ve Şiva yok edicidir (M harfı).
“Yedi Sema, Dünya alemindedir. Semaların bekası (ebediliği) ile baki kalır ve (dünyanın) sureti onların fenası ile fani olur...&'&'? İbn’ül Arabi, (14)
Prana ve Akaşa
Gerek Hindu tradisyonunda ve gerekse de Tibet Trantrik Budizminde evrende iki prensiple tezahür eder. Hareket prensibi ve mekan veya uzay prensibi. Hareket prensibini taşıyan enerjiye prana denilir. Prana evrende en ufak atomdan güneş sistemleri ve yıldız kümelerine dek bütün hareketleri, oluşumlar ve siklüsleri faaliyete geçiren enerjidir. Prana hayat enerjisidir ve solunumda, damarlardı, sinirlerde, kaslarda ve zihinde devreler yapıp insan mekanizmasını canlandırır. İki prensibi arasında yakın bir bağ var. Akaşa kelimesi Sanskritçe’ten parlamak anlamına gelen “kas&'&'? kökünden gelir. Anlam olarak bizim bildiğimiz üç boyutlu mekan haricinde her türlü bilmediğimiz mekanları da içerir. 0 halde, zihin veya şuur mekanından da söz edilmekte ve buna Sanskritçe’de cittakaşa denilmekte. Prana nasıl ruhsal prensibi içermektese akaşa mekan olarak maddi unsuru içermekte ve ondan dört element doğmakta. Hindu sıralamsına göre bunlar en yüksekten aşağı doğru şöyledir: Vayu tatvası (hava elementi), Tejas tatvası (ateş elementi), Apas tatvası (su elementi) ve Prithivi tatvası (toprak elementi) Akaşa tatvası eterik element olarak dört elemanı meydana getiren beşinci element olarak görülmekte.
Elementler ve Kozmik Planlar
Okültizmde kullanılan elementlerin fizikte gördüğümüz madde şekilleri ve işlemlerinin kendilerin değil de onların prensipleri olduğunu söylemiştik. İlerde göreceğimiz bazı uygulamalarda bu elementler ya enerji ya da ayrı bir fizik üstü mekan olarak gözükmekte. Bunları nasıl izah ederiz? Ayrıca bazı uygulamalarda fizikteki ateş, su vediğer elementlerin fizik üstü bağları olduğu gibi bunları kullanarak çağrışımlar yapılmakta. Hermes’e göre “Yukarıdaki aşağıdaki gibidir ve aşağıdaki yukarıdaki gibidir.&'&'? 0 halde, bizim fizik dünyamızdaki madde biçimleri ile astral alemdekilerle bir benzerlik veya paralellik olmalıdır. Aynı şeylerin kalıbı orada olmalı. Dolayısıyla, Majide kullanılan elementler bizim bildiğimiz karı, sıvı, gaz ve ateşin astral kopyasıdır. Bunlar daha ince söz edilen planların ayrıca yediye bölünmeleridir, veplanları mecazi olarak yatay düzeyler olarak düşünsek, bunlar dikey olarak birbiri ile direk ilişkilidir. Dolayısıyla, örneğin astral ateşe bir çağrışım yapılması isteniyorsa fiziksel bir ateşi kullanmak mümkündür. Bu ilkeyi resmeden aşağıdaki çizim mecazidir. Aslında planlar iç içedir.
“Ebu-Kasım El-Ensari, El- İrsad’ın şerhinde Kadı Ebu Bekir’den naklen şöyle yazmaktadır. ‘Biz diyeriz ki, onları gören görür (cinleri). çünkü Allah ona görme hissini vermiştir. Onlar terkip edilmiş cisimlerden ibaret oldukları için görülebilirler. Mutezileden bir çoğu cinlerin ince ve basık cisimlerden teşekkül ettiklerini iddia eder&'&'? (5)
Elementallar veya Elemental Varlıklar
Bu bölümde yazacaklarımız deli saçması gibi gelebilir, ancak konu çok farklı kaynaklardan, farklı kültürlerden oldukça geniş bir şekilde belgelenmiştir. Okült bilimlerde elemental diyeadlandırılan varlıklardan söz edilmektedir. Bunların tek bir elementten oluştukları inanıldığı için elemental adını almışlardır. Bunlar insan evriminden ayrı bir evrimden, insan zincirinden ayrı bir zincire bağlı olan doğa unsuruna (şakti, prakiti) bağlı maddi varlıklar oldukları ve insandaki ölümsüz ilahi pırıltıdan yoksun olduklar kabul edilir. Dolayısıyla, ölümlüdürler, ancak ömürleri insanlardan genellikle oldukça daha uzun olduğu kabul edilir. Bunlara ayrıca doğa ruhları da denilmekte. Asıl yapıları astral olmakla beraber bir eterik bedenine de sahip oldukları inanılır, zira yeryüzündeki doğal olayları ile irtibatlıdır. Bu yüzden doğanın insanoğlu karşısında gördüğü yenilgi ve tahribat, teknolojinin gürültüsü, kiri ve doğal dengeyi bozmasına karşılık elementallerin ısız yerlere çekildiğini kabul eden görüşler vardır. Elementallerin çocuksu davranışları olduğu ve iç güdülerine göre hareket ettikleri söylenir. Ancak edebiyatta göre aralarında çok farklı çeşitleri vardır, dolayısıyla genelemeye gitmek doğru olmaz. Aralarında öğüt veren, çeşitli konularda ayrıntılı bilgi verenlere de rastlamak mümkündür. Arahlarında insanlara dost olanlar, bulmak kabil olduğu gibi insanları sevmeyen ve uzak duranlarda, hatta saldırmak için fırsat arayanları da bulmak mümkündür. Bazen insanların zararına çocukça şakalar yapanlara rastlamak mümkündür. Bazı kültürlerde elemental varlıklar günlük yaşamın bir parçasıdır. Tibetliler elemental yakalamak için çanak antenleri andıran garip biçimde tuzaklar kurmaktadırlar. Irlanda’da’ küçük insanlar (Leprecaun) için akşam kapı dışında süt halen bırakılır. Majisyenler ve büyücüler (sorcerer) tarafından elementallerin hizmete bağlandığı söylenir. Bunun adı hüdamcılıktır. Ayrıca, majide elemental yaratmak için yöntemler de bulunmaktadır. Elementalleri hüdam gayesi ile şişelere konulup hapsedildiği veya tılsımlara bağlandığı sadece “Bin Bir Gece Masalları&'&'?nda yazılmaz. Tibet’te Tulkuların, yane insan şeklinde düşünce formlarının yaratılması elemental yaratmaktan başka bir şey değildir. İster adına elemental de, ister cin, doğa ruhu veya peri de, bu insan dışı seyyal varlıklarla ilgili edebiyat oldukça geniştir. Bu edebiyat dünyanın dört köşesinde yaygındır ve her yerde aynı şeyler anılmaktadır. Bu edebiyat efsane, destan, fler, şiirler ve bilimsel araştırmaları da içerir. Kuranda ‘Cinler Süresi’ vardır ve cinlere inanmamak Kuranı inkar etmek anlamına gelir. Orada cinlerin “dumansız ateşten&'&'? yaratıldığını yazan. Müslümanlığı kabul etmek üzere cinlerden bir kavimin peygamberi görmeye gittiklerini yazar. Türkçe’de cinler konusunda en kapsamlı İslami kaynak İman-ı Sibli’nin ‘Cinlerin Esrar’dır(6). Son zamanlarda elementaller konusunda Türkçe ilginç bir kitap, Prof. Jorge Angel Livraga’nın “Elemental Doğa Ruhları&'&'?(7), Yeni Yüksek Tepe tarafından yayınlanmıştır. Konumuz açısından bu kitap daha ayrıntılı bilgi isteyenler için bir kaynak eserdir. Bu konu ile ilgili pek çok yabancı eserler bulunmaktadır. Katharine Briggs 480 sayfalık İngiliz-Kelt edebiyatında konu olan bir cin-peri sözlüğü bile yazmıştır(8). İnsanlar ve elementaller arasındaki ilişki ile ilgili ‘The Magic of Findhorn’ adında(9) ilginç bir kitap yazılmıştır. Bu İskoçya’nın en kuzey bir köşesinde kurulan Findhorn topluluğu ile ilgili olayları içermektedir. Teosofik açıdan Geoffrey Hodson, ’The Kingdom of the Gods’(10) başlıklı bol resimli bir kitapta Avustralyalı yazar bir duru görür olduğunu iddia ederek ayrıntılı bilgi ve incelemelerini sunmuştur. Maji açısında Franz Bardon adında Çekoslovakyalı majisyen 700’e yakın elemental varlıkların kral ve şeflerinin sicil, ad, görev, alan ve çağırma yöntemlerini kitaplarında vermiştir (11). Son olarak cincilik ve büyü ile ilgili İsmet Zeki Eyuboğlu çeşitli kitaplar yazmıştır, örneğin “Anadolu Büyüleri&'&'?,“ Cinci Büyüleri ve Yıldızname’, “Cinsel Büyüler&'&'? vs.(12).
“Ona ateşin ve havanın güçlerini çağırmasını önermiştim... 0 ateşin ateşi ile... seremoniye başlayınca herhangi bir elektrik karışıklığı belirtisi yoktu, ancak bir kaç dakikada bir fırtına koptu ve onun mabedine yıldırım çarptı. Başka bir kardeş suyun gücünü çağırdı ve seremoni esnasında evindeki su deposu patladı ve evi su altında kaldı. Buna benzer olaylar güçleri somut bir ifade ile tezahür eden majisyenlerde gözükmektedir. Ancak, böyle insanlara ender rastlanır.&'&'?
Aleister Crowley(13)
Golden Dawn (Altın Şafak) Cemiyetine Göre Elementlerin Hiyerarşisi
The Hermetic Order of the Golden Dawn cemiyetinde mevcut aşağıdaki sınıflandırma, cemiyetin kuruluş süresi olan 1887 yıllarında yaratılmadı. Golden Dawn, Orta-Çağ, Rönesans ve hatta daha eski çağların sentez haline getirilmiş bilgileri ile donatılmıştı. Bunların arsasında Hermetik kaynaklı bilgi ve uygulama olduğu gibi, Enokyan, Kabalistik ve eski Mısırlı kaynakları da dahildir. Golden Dawn ve diğer okült cemiyetler konusunda daha ayrıntılı bilgi yakında sitemizde yayınlanacaktır. Golden Dawn öğretileri zamanında gizli tutulurdu. Ancak derece derece ilerleyen belirli inisiyason törenlerinden sonra adaylara bir bir açıklanıyordu. Bu törenler adayı bu bilgileri hazmetmeye hazır bir konuma getiriyordu. Ancak, 1937 yılında Israel Regardie adında üyelerinden biri örgüte karşı yeminlerini bozarak bu bilgileri dört ciltli bir eser şeklinde yayınladı. Dolayısıyla, üyeleri için kutsal misterlerin sırları sayılan öğretilerine günümüzde her hangi bir kimse erişim sağlayabilir. Bütün okült örgütlerde olduğu gibi, Golden Dawn’ın ilk dört inisiyasonu elemental derecelere tekabül eder. Daha sonraki inisiyasyonları gezegenseldir. Okült öğretilerde insan bir mikrokozmostur, yani küçük bir evrendir. Büyük evren, makrokozmosta olan her şey onda da vardır. Astrolojiyi çalışır bir sistem kıldıran ilke budur. Beşgen, beş köşeli yıldız, pentagram ile mikrokozmos, elemental seviye simgelenir. Altıgen, altı köşeli yıldız, heksagram ile makrokozmos güneş sistemi simgelenir. Aleister Crowley’e göre 11 sayısı mikrokozmos ve makrokozmosun birleşmesini simgleler. Majisyen evre evre gelişmesi sonucunda evrenle bütünleşir. Aşağıdaki tablo da elementlerin İbrani ağırlıklı karşılıkları ele alınmıştır. Bu karşılıklar farklı kültürlerde farklı adlar altında gözükür, ancak prensipler değişmez. Golden Dawn’ın üst derecelerinde İbrani sistemi bir kenara konulur ve Enokyan dilinde karşılıklar kullanılır. Enokyan dili yeryüzünde her hangi bir topluluk tarafından günlük yaşamda kullanılmayan sadece majikal işlemlerde kullanılan dünya dışı bir dil olarak kabul edilir. Enokyan sistemi konusunda az bir bilgi Enokyan Maji yazımızda bulabilirsiniz.
Toprak Elementi İbranice Adı: Aretz veya Ofir
Tanrı Adı Adonay ha-Aretz
İstikamet Kuzey - Tzafon
Başmeleği Auriel
Meleği Forlak
Hükümdarı Kerub
Kralı Gob
Elementalleri Gnomlar
Tetramorf bölümüne tekrar dönecek olursak Hezekiel’in vizyonundaki Kerubun boğa ile tekabül ettiğini görürü. Kerub sözcüğün kökeni saptanmadı. Kimisi Ke ve Rub’u ayırarak ona güçlü anlamını vermiştir. Kaldelilerde bu sözcüğün toprağı işlemek anlamına gelir, dolayısıyla öküz veya boğa anlamı ile bağdaştırılır. Maji ve Kabala’da hiyerarşi sıralaması şu şekilde olur, kozal alemde belirli bir Tanrı adı, mental alemde de belirli bir Başmeleği yönetir. Oda astral alemde belirli bir melek grubunu idare eder ve onlarda belirli elementallere ve fizik alanlara tesir ederler. Burada hemen belirtmek gerekir ki, majide melekler ince güçlerdir. Bazı görevleri mekanik bir şekilde yerine getiren insanlık ötesi varlıklardır. Farklı dinlerde veya inançlarda onlara farklı adlar verilmiştir. Majide bunları ilahiyat veya din açıdan yorumlamak önemli değildir. Eğer işleyen bir sistem varsa, üzümü yenilir bağı önemlidir değildir. Prof. Livraga’ya göre toprak elementinde bulunan elementaller, Grnomlar, periler ve cüce varlıklar (küçük insanlar). Aslında bu sınıflandırmada sayısız varlık türü koymak mümkündür, Leprecaunlar, Browniler, Pixiler ve Goblinler gibi. Bu varlıklar çeşitli şekil ve boylarda bulunarak karayı, doğa örtüsünü ve yer altı mağaraları ve madden cevherler etrafında bulunmakta. Bunların hükmü altında her çeşit bitki, şifalı ot, çiçek, meyve bulunmakta. Ayrıca rnaddenleri, metalleri, kristalleri ve kıymetli taşları hükmeden cinsleri de vardır.
“Uzakta kaybolan şu gölge Belli ki orman perisi. Neden köylere hiç uğramazsın, söyle. Sen hiç korkmaz mısın orman perisi. Görünmeyen bir arabanın tekerleri Gıcırdıyor galiba. Hayır, dolaşan orman perisi. Deniz olmasın uğulduyan... Böyle garip sesler duyar geceleri, Orman perisinin ülkesinde kalan. Orman perisine sataşmazsınız, Size kötülüğü dokunmaz. Bahçesinde salkırn salkım meyve, Tadlarına doyum olmaz. Yan gelin çimenlere yorgunsanız. Ne tatlı kokular Sürünmüş orman perisi Tarla sürmez, ekin ekmez. Ama ambarlar dolusu yiyecek var bahçesinde. Vedalar (15)
Su Elementi İbranice Adı: Maim
Tanrı Adı Elohim Tzabaot
İstikamet Batı – Maarab
Başmeleği Gabriel - Cebrail
Meleği Taliahad
Hükümdarı Tarsis
Kralı Niksa
Elementalleri Undinler – Periler
Su elementalleri Profesör Livraga, sirenler, nyrnpheler ve tritonlar olarak sıralamıştır. Toprak elementallerin çoğu erkek ağırlıklı görünmelerine karşın su elementaller genellikledi dişi ağırlıklıdır. Bunlar denizlerde, şelalelerde, derelerde ye göllerde görüldüğü söylenir (Örneğin Arthur efsanesinde Gölün Lady’si). Bu elementallerin zarif ve güzel oldukları söylenir ye genellikle çıplak görülürler. Zaman zaman yıkanan ye yüzen su perisi görüldüğü söylenir ye insanları görür görmez kaçtıkları söylenir. Paraselsus Undinler ve insanlar arasında geçen “evlilikler&'&'? hakkında yazmıştır. 19. asırda, İskocyalı Kirk yazdığı “Commonwealth of the Elves&'&'? kitabında bu evliliklerde ya elementalin ruhen ölümsüzlüğe kavuştuğunu ya da tersine insanin ruhen ölümlü olup bir elementale dönüştüğünü yazar. Bu da bu varlıklar etrafında anlantılan garip söylentilerin biridir.
Ateş Elementi İbranice Adı: Asch
Tanrı Adı Yhvh Tzabaot
İstikamet Güney – Darom
Başmeleği Mikael – Mikayıl
Meleği Aral
Hükümdarı Seraf – Serap
Kralı Djin – Cin
Elementalleri Salamanderler
Eski ahitte Seraphların vizyonlarda ateşle çevrili kanatlı yılanlar biçiminde görüldüğü yazılır. Salamanderler ise, bir nevi seyyal kertenkeledir. Bunlar zaman zarnan ateşin içinde görülürmüş. Cellini (1500—1574) yazdığı hayat hikayesinde (16) beş yaşında babası tarafından şöminedeki alevlerin içinde bir salamandar gösterdiğini ve bu olayı unutmasın diye habası kulağına yumruk indirdiğini anlatır. 19. asırda, Gerard de Nerval İstantul kahvelerinde derlediği hikayelerinde (17) Hiram’in (veya Adonirarn) Hz. Süleyman’ın mabedini yapmadan önce nasıl ateş cinlerinin arasına girip onlardan bilgi ve yardım aldığını anlatıyor.
Hava Elementi İbranice Adı: Ruach - Ruh
Tanrı Adı Şaddayi El Hay
İstikamet Doğu – Mizrah
Başmeleği Rafael – İsrafil
Meleği Hassan
Hükümdarı Ariel
Kralı Paralda
Elementalleri Slyfler
Hava elementin elementalleri sylphs’tir. Hodson’a göre onlar insanlardan biraz daha kısa boylu ye cinsiyetsizdirler. Tamamen humanoid olmalarına karşın arkalarında kanatlara benzeyen uzantıları vardır ve çok hızlı uçar ve hareket ederler. Genellikle, gökyüzünde iki veya üçlü gruplar şeklinde uçarlar. Franz Bardon’a göre bu elementallerjn kralları ile temas kurmak kolay değildir, çünkü Sylphlerutangaçtırlar ye insanlardan pek hoşlanmazlar.
"Bazı insanlar majikal yolu seçerler, çünkü sanırlar ki onun yardımıyla yaşamın günlük dert ve sorunlarından uzaklaşabilirler ve her şeyin istediği gibi yürüdüğü yeni ve daha iyi bir dünyaya getirir. Herhangi bir yol veya geleneğe bağlı maji öğrencisinin öğrenmesi gereken ilk şey bunun doğru olmadığıdır. Maji eğitimli zihnin teknolojileri içeren uygulamalı sanatlar birikintisidir. Bunlar oldukça gerçektirler ve gerçek dünya ile ilintilidir, bir düşsel dünya ile değil. Maji yetenekleri değişimle ilgilidir, değişimi tanımak, onunla şekillendirmek, çalışmak ve birlikte yaşamayı öğrenmek. Değişimden serbest bir dünya, fosilleşmiş bir dünyadır, yaşam barındıramaz." Marian Green (18),
Okült Çalışmalarda Elementler
Çeşitli ezoterik sistemlerde elementler o kadar çok fazla işlenmiştir ki, bunların hepsini şu kısa makalemizde aktarmak mümkün değildir. Dünyanın en eski dini Şamanizm'de elementleri çok önemli bir yeri vardır. Uzak Doğa ezoterizmdeki yeri Doğu Ezoterizm: Çakra ve Kundalini yazımızda işlenmiştir, ancak bu konuda da yazılacak bir kaç söz daha vardır. Batı ezoterik tradisyonundaki yeri konusunda sitemizdeki W.E. Butler'in Pratik Majinin Anahtarları yazısında danışabilirsiniz. Golden Dawn öğretilerinde elementlerle ilgili çeşitli kabalisitk, enokyan ve hatta Tantrik bilgi ve uygulamalar verilmişti. Bu tantrik kökenli öğretilerde tatva çalışmaları veriliyordu. Tatvalar Hint Tantrik sisteminde elementlere verilen addır. Bu elementler: Akaşa, Vayu (hava), Tejas (ateş), Apas (su) ve Prithivi'dir (toprak). Tatva çalışmalarında bu elementlerin tatvik sembolleri üzerinde çalışılır. Bunlar anahtar görevi görerek. Kişinin ilgili elementin ortamına girmesini sağlar. Bu bir nevi "planlarda yükselme" denilen metotla gerçekleşir. Elementin daha kaba şeklinden daha suptil/ince şekline girilir. Müzikte de belirli bir nota daha yüksek oktavdaki aynı nota ile resönans sağlar. Tarot kartların sembolizmini inceleyecek olursak elementler konusunda pek çok şey bulabiliriz. Ancak bu konu elementlere giren daha birçok konu gibi ileride başka bir başlık altında daha kapsamlı olarak işlenecektir. Bu yazımızda amacımız bazı temel bilgileri vermektir. Tarot kartları Arkana Major (Büyük Sır) ve Arkana Minor (Küçük Sır) olarak iki desteye ayrılır. Arkana Minor aynı bizim oyun kartları gibi dört gruba ayrılır. Bunlar: asa, kupa, kılıç ve paralardır. Golden Dawn Cemiyeti asaları ateşe, kılıçları havaya, kupaları suya ve paraları topağa tekabül ettirdiler. Bu sembolizm hemen hemen bütün yeni ezoterik tarot kartlarına (Waite, Crowley, Golden Dawn/Wang, Golden Dawn Ritual/Cicero vs.) işlendi. Ancak bazı ezoterik sistemler, özellikler neo-paganlar haklı olarak ateşin kılıca ait olması gerektiğini ve asanın havaya ait olması gerektiğini savunmuşlardır. Çünkü kılıç ateşte dövülür ve ateş gibi yakıcı ve keskindir. Asa ise hikmet ve denge sembolüdür ve göğe doğru çıkar. Ağaçtan yapılmıştır, ağaçta havaya doğru açılır. Bu dört alet aslında majisyenin çalışmalarında kullandığı aletler ve silahlarıdır. Unutmamak gerekir ki elementlerin içsel yönü de vardır. Elementlerde, majisyenin kendisinde geliştirmek istediği belirli faziletler vardır. Bunları kazanmak için onlara erişim sağlaması ve özümsemesi gerekir. Tarot kartların birincisi Majisyen adlı karttır. Burada majisyen çalışma masasının başında gözükür, önünde dört aleti: asa, kılıç, kupa ve para (disk). Majisyen bir yandan içsel elementlere hakim olmaya öğrenirken. Bir yandan da doğadaki çiğ güçler olan dışsal elementlerle karşı karşıya gelmekte. Bu deneyim ilk başlarda biraz ürkütücü gelebilir, çünkü insanlar doğadan uzak, varlığından habersiz yaşamaya alışmışlardır. Teknolojisi, bilimi, ekonomisi doğayı sömürmek üzerine kurulmuştur. Şimdi yüz yıllardır büyük bir emekle dışarıda tutuğu o vahşi güçle yüz yüze. Bu da onun ilk inisiyasonu. İlk önce doğala yüzleşmeden daha yüksek inisiyasonlar, kozmik sırlar, mistik haller vs. tam olarak yoktur. Ondan sonraki yol inisiyason adayının kendisini tanımasıdır. Gerçe, bu her saafhada mevcuttur ve misterlerin altın anahtarıdır, çünkü insan küçük evrendir (mikrokozmos) ve büyük evrende (makrokozmos) olan her şey minyatür olarak onda da vardır. Ancak bu sonraki safhada kendisini daha iyi tanıyacaktır. Misterler üç safhalıdır: doğa sırları, beşeri sırlar ve semavi sırlar. Bu üç safha elementler, gezegenler ve burçlar/sabit yıldızlar olarak gözükür.
Alıntıdır. |
Edited by - pandora76 on 06/03/2009 16:26:44 |
 |
|
| |
Topic  |
|
|
|