| Author |
Topic  |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 02/09/2004 : 20:01:36
|
2002 VE ÖTESİNDE FARKINDALIK
Dördüncü/Beşinci Boyuta girdikçe bilinçte de bir değişim hissetmekteyiz. Dördüncü boyut fiziksel bir gerçeklikten çok bir zihin halidir. Dördüncü boyut, hayatınızı bütün çakralarınız açılmış bir halde yaşadığınızda ve çevrenizdekiler de bunu deneyimlediklerinde ortaya çıkacaktır.. Dünya planeti ve sakinleri için ortaya konan gündemler bir çok farklı kaynaktan gelmektedir ve bunların bir kısmı da medyada yayınlanmaktadır. Çeşitli dünya dışı kaynaklar 5 ya da 10 yıl içinde gerçekleşmesi olası bir çok senaryodan bahsetmekte. Bazıları hükümetten, DNA ve zihin kontrolünden, 2003 yılından sonra kurulacak Yeni Dünya Düzeninden, negatif Dünya dışı varlıklar tarafından gerçekleştirilecek yok edilişten bahsediyor. Kimileri de muhtemelen çoğumuzun pozitif varlıkların yardımıyla, Dünya planeti ile Yükselişinden... Bütün bu senaryolar kendi realitenize bağlı olarak olasılık dahilinde. Mesaj aklınızı değil, yüreğinizi, iyi hislerinizi, sezgilerinizi takip etmektir. Aldığınız, kullandığınız bilgilerin sizinle uyumlanmasına dikkat edin. Gezegeni ve kendinizi şifalandırmak için çalışın ve bizi kontrol etmeye çalışanlara hayır deyin.
1.
İnsanlık ve Dünya Gezegeni, şu anda büyük bir değişimden; bilinçte ve gerçekliği algılamada bir değişimden geçmektedir. 2.
Orta Amerika'daki Maya Medeniyeti, geçmişte de bugün de zaman-bilim ilişkisine dair bilgide en ilerlemiş medeniyettir. Dünya üzerindeki en doğru takvim onlarındır. Bugüne kadar asla yanılmamışlardır. Evrende ve Solar Sistemdeki zaman devrelerini içeren toplam 22 takvimleri bulunmaktadır. Bazıları henüz ortaya çıkmaktadır. 3.
Mayanın 5. dünyası 1987 yılında sona ermiştir. 6. dünya 2012 yılında başlayacak. Yani şu anda “dünyalar arasında” bulunmaktayız. Bu zaman dilimi “Apokalipse” ya da ortaya çıkış diye adlandırılır. Bu zaman ayrıca “görevimizi” kişisel olarak ve topluca yerine getirme zamanıdır. 4.
Maya 6. dünyası boş bırakılmıştır, bu demektir ki yardımcı yaratıcılar olarak, şu anda istediğimiz dünyayı ve medeniyeti yaratmaya başlamak bizim elimizde. 5.
Mayalar ayrıca 2012 ile; *
Bildiğimiz teknolojinin ötesine geçeceğimizi, *
Para ve zamanın ötesine geçeceğimizi, *
4. boyuttan geçtikten sonra 5. boyuta gireceğimizi, *
Solar Sistemin ve Dünya Gezegeninin Evrenin geri kalan kısmı ile senkronize olacağını, *
DNA’larımızın galaksimizin merkezi tarafından yeniden programlanacağını (Hunab Ku) söylemektedirler.
“Bu Gezegen üzerindeki herkes dönüşüme uğramaktadır. Bazıları diğerlerine göre bunun daha çok farkında. Fakat herkes bunu gerçekleştirmekte.” Dünyadışı Dünya Misyonu 6.
2012 yılında Solar Sistemimizin düzlemi, Galaksimiz Samanyolu'nun düzlemi ile aynı hizaya gelecek. Bu döngünün tamamlanması 26000 yıl sürmüştür Ayrıca Virgil Armstrong'a göre bizimkiyle aynı anda iki galaksi daha aynı hizaya gelecek. Kozmik bir olay! 7.
Zaman gerçekten hızlanmaktadır (çökmektedir). Binlerce yıldır Schumann Rezonansı ya da Dünyanın nabzı saniyede 7.83 devirdi. Ordu bunu güvenilir referans olarak kullanmaktaydı. Her nasılsa, 1980’den beri bu rezonans yavaşça artmaktadır. Şu anda saniyede 12 devire ulaşmıştır. Bu demektir ki bir gün (24 saat) eski zamana göre 16 saatte tamamlanmaktadır. 8.
Apokalipse ya da “dünyalar arası” süreci boyunca bir çok insan kişisel/bedensel değişimlerden geçecek. Bu değişimler çok ve çeşitli olacak. Bütün bunlar, buraya öğrenmek ve deneyimlemek için gelişimizin bir parçası. Değişimlere örnek olarak: ilişkilerin son bulması, ikamet yerlerinin değişmesi, iş değiştirme, davranış ve düşüncede değişim. 9.
Unutmayın, her an büyük ya da küçük kararlar almaktayız. Her karar ya SEVGİye ya da KORKUya dayanır. Sevgiyi seçin, aklınızı değil, sezgilerinizi takip edin, tutkularınızı takip edin, içinizde yanan arzuyu. Akışına bırakın. 10.
Düşünce şekilleri çok önemlidir ve günlük yaşantımıza etki ederler. Kendi gerçekliğimizi düşünce şeklimizle yaratmaktayız. Diğerleri hakkında negatif düşünürsek, kendimize çekeriz. Eğer diğerleri hakkındaki düşüncelerimiz pozitif olursa, pozitif insanları ve olayları kendimize çekeriz. Sonuç olarak düşüncelerinizin farkında olun ve gereksizce negatif ve yargılayıcı olanlardan kurtulun. 11.
Medyanın büyük bir kısmının kontrolünün az sayıdaki belirli kişilerin elinde olduğunun farkına varın. Seçici olun. Olayların altında gizlenmiş gündemler arayın. Bu bilgi size neden sunuluyor? “Onların” gerçek gündemleri ne? Belirli problemlere karşı tepkilerin azaltılması için mi oluşturuluyor? Problemi “onlar” mı yaratıyorlar ki böylece “biz” de tepki gösteriyor ve çözüm istiyoruz sonra “onlar” da kendi çözümlerini sunuyorlar! Çözümleri ilk sırada olmasını istedikleri şeylerdir. 12.
Unutmayın hiçbir şey kazara gerçekleşmez, neredeyse bütün “olaylar” bazı güçler / otoriteler tarafından planlanmaktadır. Buna rağmen, bu yaşamak için en heyecan verici zaman.
Gerçek sizi özgürlüğe ulaştıracak.
HIZLANIŞI HİSSEDİYOR MUSUNUZ?
Çağların değişimi başladı...
Kadim kehanetler bunu daha önceden bildirmişti. Yerli gelenekler onurlandırdılar. Dünya içinde gerçekleşen değişimler, uyuma düzenlerinizi, ilişkilerinizi, bağışıklık sisteminizi düzenleme yetinizi ve zamanı algılayışınızı etkilemekte. 2000 sene önce belirtilmiş, bizi bedenimizde olağanüstü değişimleri kabullenmeye hazırlayan bir inisiyasyon yaşıyoruz. Bu değişim şu anda gerçekleşmekte.
DEĞİŞİMİN MUHTEMEL ETKİLERİ
*
Yoğun baş ağrısı, yorgunluk hissi *
Kollarda, bacaklarda, dizlerde ve omurgada elektriklenme hissi *
Kaslarda ve eklemlerde kramplar *
Grip benzeri semptomlar *
Güçlü rüyalar *
İnsan bedeni yeni titreşimlerin bir sonucu olarak daha hassas olacak *
Dünyanın rezonansı (Schumann Resonance) binlerce yıldır 7.4 Hz.’di. 1980li yıllardan beri 12Hz’e ulaştı. Bu, bugün yaşadığımız 24 saatin eski zamanda 16 saate eşit olduğunu göstermektedir. Zaman hızlanıyor. *
Fiziksel beden değişmiş durumda; Yeni bir ışık beden yaratılmakta. *
DNA’mız Evren tarafından yeniden programlanmakta (Maya kehanetlerinde belirtildiği gibi) 2 sarmallı DNA’mız tekrar 12 sarmallı DNA’ya dönüşüyor. *
Daha büyük önsezi ve şifa yetileri ortaya çıkacak. *
Gözler dahi yeni atmosfer ve ışık için değişime uğramakta. *
Yeni doğan tüm bebekler muhtemelen doğdukları andan itibaren telepatik olacaklar. *
90’ların tüm hastalıkları, AIDS de dahil, yok olacak.
Kaynak: http://www.geocities.com/unlimited2012/print/felsefe.html
|
Edited by - on |
|
|
gumanji
Elmas
    
429 Posts |
Posted - 04/02/2005 : 12:45:59
|
NEDEN 2012?
1- MAYA KEHANETİ
Bu konuyu yazarken amacımız insanları korkutmak ve karamsarlığa sürüklemek değil, şuan pek çok bilim adamının kafasını meşgul eden bir konuyla ilgili sizlerinde haberdar olmanızı sağlamaktır. Felaket tellallığından öte, eğer bir felaket gerçekleşecekse, buna hazırlıklı olmak amaçtır. Çünkü, medeniyetimizi devam ettirmek her türlü amacın üzerindedir. Bireysel düşünmeyi bir kenara bırakıp, toplum olarak ortak değerlerimizi ön plana taşımalıyız. Bu illa bir felaket olacak diye değil, yaşam kalitemizi arttırmak ve gerçekten "torunlarımıza" yaşanabilir bir medeniyet bırakmak içinde gerekli.
Bu noktadan hareketle neden 2012 sorusunun cevabını ele alalım.Aslında tam olarak 21 Aralık 2012 (veya bazılarına göre 22 Aralık) tarihi ve sonrası olarak ifade edilen fenomenin çıkış noktası eski bir Güney Amerika medeniyeti olan Maya'ların kullandığı takvim sistemidir. Özellikle 1990'lardan sonra gelişim gösteren bu konu hakkında en ciddi araştırmalardan birini Amerikalı araştırmacı John Major Jenkins yapmış ve bunu 1997 yılında yayınladığı "Maya Cosmogenesis 2012" isimli kitapta ortaya koymuştu. Şimdi ayrıntılarıyla inceleyelim.
1- Maya Takvimi
Mayalar şaşırtıcı bir astronomi bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş, Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi. Hatta bu gözlemleri sayesinde bir yılı bizim bugün süper bilgisayarlarla hesapladığımız süreden milyonda bir hata payı ile hesaplamışlardı. Zamanı ölçmede hassas hesaplara ulaşmak için döngülerden ve iki ayrı takvimden yararlanmışlardı. Bunların ilki, “kutsal takvim” olarak bilinen ve 20’şer günlük 13 aydan oluşan “Tzolkin” (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu döngü, 13 rakam ve 20 ismin oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260 günlük sürecin bitiş günü “13 Ahau”dur. “Haab” adını taşıyan bir ikinci takvim, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve yine 20’şer günlük 18 aydan oluşur. “Uinal” olarak adlandırılan bu 20 günlük ayların toplamı 360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna “tun” adı verilir. Normal güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5 tanrının adıyla “tun”a eklenir (aynı Mısır ve Sümer’de olduğu gibi!) Her iki döngünün gün sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir. Tzolkin ile Haab’ın bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin’e göre 13 Ahau gününde, Haab da sona ermiştir. Ve diğer döngüleri şu şekildedir:
GÜN SAYISI İSMİ 1 Kin 20 Uinal 360 Tun 7200 Katun 144000 Baktun
İşte Mayaların efsanevi “Long Count” yani “Uzun Sayım” dedikleri süreç, 13 Baktun’a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı) Maya tarihinde “başlangıcı” olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa’nın doğduğu varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı “0” olarak kabul eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız. Mayalarda da bu tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin başlangıç noktası Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla yapım tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen birkaç tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban’da) Maya rahiplerinin, yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de bulunmuş ve yanılma payıyla birlikte Milattan Önce 11 Ağustos 3114 tarihi 0.0.0.0.0 noktası olarak tespit edilmiştir. Ve buna göre 13.0.0.0.0 tarihi 21 Aralık 2012 gününe denk gelmektedir. ÖRNEK “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ”
“11 baktun, 2 katun, 5 tun, 1 uinal ve 4 kin” -------------------------------------------------------------------------------- 11 x 144.000 + 2 x 7200 + 5 x 360 + 1 x 20 + 4 = 1600224 --------------------------------------------------------------------------------
1 Güneş yılı = 365,242
1600224 / 365,242 = 4381,27 -------------------------------------------------------------------------------- “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ”
4381,27 YIL EDİYOR. --------------------------------------------------------------------------------
2- O günün özelliği nedir?
Maya takviminin 21 Aralık 2012'de bitmesinde ne var diye soruyor olabilirsiniz. Aslında bu tarih tespit edildikten sonra araştırmacılarında kafasına takılan soru buydu. Ve ilk akla gelende, astronomide bu kadar ileri bir toplumun bu tarihide bir astronomik oluşumla ilişkilendirmiş olma olasılığıydı. Bu yönde yapılan araştırmalar bu fikrin doğru olduğunu ortaya koydu. Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21 Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıra dışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte.Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun’luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012’ye denk gelmektedir.
Mayaların bugüne ilişkin öngörüleri,efsaneleri veya kehanetleri ise gerçekten çarpıcı. Buna geçmeden önce bir bilgiyi daha vermek gerekli. İçinde bulunduğumuz galaksi milyonlarca yıldıza sahip olmasına rağmen, galaksimizin merkezi olarak gösterilen nokta yıldız miktarının gayet seyrek olduğu bir nokta. Yaklaşık 25,800 yılda toplam 4 kere (dünyanın presession süresi) galaksi merkezimizle.
1- " A door into the heart of space and time will open" , Zamanın ve uzayın kalbindeki kapı açılacak
2- " The cosmos will be reborn or recreated " , Evren yeniden doğacak, yeniden yaratılacak
3- " We will reach the Zero Point of the process - a moment of collective spiritual birth " , Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal doğuş anı
4- “…our basic orientations will be inverted. On the level of human civilization, our basic assumptions and foundation values will be exposed, and we will have the opportunity to embrace values long since driven under the surface of our collective consciousness”
Bizim basit doğamız ters yüz olacak.
Aslında tek önemli tarih 21 Aralık değil 2012 yılı için. Mayaların astronomi birikimlerinde , Boğa takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir önemi var. G Bu yıldız grubunun gökyüzünün tepe noktasından (“Zenith” noktası) geçişi, Mayalar için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin ile Haab’ın son günlerinin çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda yaşandığı için de fazlasıyla önemsenirdi. Monte Alban’dan İzapa’ya dek birçok kentte, gökyüzünün tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış şaftlara sahip yapılar bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını yukarı kaldırıp belli bir anda daracık şafttan gökyüzüne bakan gözlemci, yalnızca Zenith noktasını görürdü. Meksika’nın güneyinde, İzapa’nın bulunduğu paralel üzerinde Güneş – Pleiades buluşması, presesyon etkisinden bağımsız olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61 gün sonra gerçekleşir. Günümüzde bu tarih, Güneş’in Boğa Burcu’na girdiği 20 Mayıs tarihine denk gelmektedir. Bu buluşma Zenith’te gerçekleşirse? Mayıs 2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız. Ama ondan çok daha önemli bir şeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz Mayalarca önemli olduğu yeterince vurgulanan gün, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000’dir. Mayalar, 13 Baktun’un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith’e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki “çıngırak” işaretleri, Maya kültüründe Pleiades’in simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, “Ahau yüzü” olarak adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş’i simgelemektedir. Bir bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasına işaret etmektedir yani.
http://fenomenler.tripod.com/main.html |
Edited by - on |
 |
|
|
barış arslan
Gezgin
Turkey
1 Posts |
Posted - 16/03/2005 : 19:28:03
|
| marduk açıklansın |
Edited by - on |
 |
|
|
gumanji
Elmas
    
429 Posts |
Posted - 25/03/2005 : 13:53:20
|
Kutup Değişimi
Bir grup astrofizik ve jeofizik uzmanının, bilgisayar uzmanlarıyla beraber yürüttükleri araştırma sonucu sıradışı bir olayın 2012'de başımıza gelme olasılığı olduğunu ortaya koymuş.
http://www.indiadaily.com/editorial/1753.asp
Bahsi geçen konu hakkında bilgisi olmayanlar için izah edersem...
Bildiğiniz gibi Güneş'in ortalama 11 yıllık periyodlarda (ve son zamanlarda yapılan araştırmalarda 180 yıl civarında ikinci bir döngü daha var) aktivitesi zirveye çıkıyor. Kuvvetli patlamalar ve güneş lekeleri bu dönemde en yoğun zamanında oluyor. Son zirve dönemi 2000- 2001 yıllarındaydı. Ancak bu dönemden bu yana düşüşe geçmesi gereken aktivite tam aksine az miktarda bir düşüşten sonra yatay bir düzey tutturmuş durumda. Yani bir sonraki zirve döneminin çok daha şiddetli olabileceğine dair bir işaret olabilir.
Bir sonraki zirve noktası ise 2012 yılına denk düşüyor. Yukarıda bahsettiğim araştırmanın da kilit noktası burası. Eğer bilgisayar ortamında yapılan teorik modellerin sonuçları doğruysa 2012 yılı civarında bizi bir Manyetik Kutup kayması bekliyor.
Bu olay ortalama 200,000 yılda bir gerçekleşen, ancak bir önceki kaymanın 780,000 yıl önce olduğu bilinen bir olay. Mıknatıslardaki güney ile kuzey'in yer değişmesi olayı kısaca. Ancak bu bir anda başlasa da, bir günde biten bir olay değil. Manyetik yapının tekrar dengeye gelmesi ortalama 3000 yıl kadar sürüyor(muş).
Bu olayın nasıl olacağına dair bulgularda, + ve - kutbun, bu olay başlamadan önce diğer yarı kürede adacıklar mantığıyla bölgeler oluşturması ve genel manyetik güç kaybı oluşturması, olduğu tespit edilmiş durumda. Dünya'da ise son 300 yılda genel manyetik kutup %20 oranında zayıflamış durumda. Bu Antartika ve Güney Amerika’da, yani ozon tabakasının delik olduğu yerde %40 lara kadar çıkıyor. (yani ozon tabakasının asıl delinme nedeni olabilir)
Fazla uzatmadan sonuçlandırırsam, bahsi geçen araştırma bu olayın 2012 yılında gerçekleşeceğini ortaya koyuyor.
Yani güneş'in aktivitesinin en güçlü olacağı zamanda bir kutup kayması. Aynı araştırma sonucuna göre bu olay milyonlarca yıl önce olduğu ortaya çıkıyor.
Güneş aktivitesi zirvesinde ve Manyetik kutup yer değiştirirse ne olur?
Manyetik kayma demek, dünyanın manyetosferinin, yani manyetik kalkanının bir süreliğine kapalı olması demek. Güneş'ten veya uzaydan gelecek her türlü etkiye açık olacağız demek.
Güneş'ten gelen zararlı ışınlar ve kozmik ışınlar direkt dünya yüzeyine ulaşacak. En basit sonucu milyonlarda kanser vakası.
Diğer olası sonuçlarından biri, dünyanın manyetik alanı etkin olmayacağından meteor gibi cisimlerinde yönlerinin dünya tarafından değiştirilemeyeceği, zam tersi çekileceği olasılığı...
Dünyanın yer çekimine etkisi tahmin edilememekle beraber, volkanlar, depremler vs.. gibi olayların zirve yapacağı tahminlerden biri.
EĞER GERÇEKLEŞİRSE, küresel bir felaket bizi bekliyor demektir... En kötü senaryoda Tek kurtuluş olasılığı, yüzeyin altında yaşamak veya başka gezegene gitmek var. 3000 yıl süreyle...
|
Edited by - on |
 |
|
|
gulden
Gezgin
1 Posts |
Posted - 29/03/2005 : 12:16:01
|
| yazdıklarınızı dikkatle okudum ve bana okuduğum bir kitabı hatırlattı "KIYAMETİN ALAMETLERİ" bu kitapta da sizin bahsettiklerinize geniş yer veriliyor okumanızı tavsiye ederim |
Edited by - on |
 |
|
|
gumanji
Elmas
    
429 Posts |
Posted - 01/04/2005 : 14:20:29
|
10. gezegen gerçekten var mı?
Güneş Sistemi’nin ötesinde, ama sisteme bağlı bir başka ‘Dünya’nın varlığına ilişkin ciddi kanıtlar var. Mars veya Dünya’yla yaklaşık aynı kütleye sahip 10. gezegenin varlığına yönelik araştırmalar, 20 yıllık tartışmayı alevlendirdi. Güneş Sistemi’nin dışındaki Kuiper Kuşağı’nda su ve organik moleküllerin birçoğu var. Burada hayat başlayabilir. Kuiper Kuşağı ve özellikle Plüton, yaşamın kökenlerinin yanı sıra, gezegenlerin nasıl oluştuğunun anahtarını da elinde tutuyor olabilir. Bu bölgeye yolculuk planlandı.
Amerikalı Gökbilimci Marc Buie’ye göre, ‘uzaklarda ilginç olaylar yaşanıyor’. Buie, Güneş Sistemi’nde Plüton’dan daha ötede, Kuiper Kuşağı olarak adlandırılan küçük ‘dünyalar’ kümesindeki tuhaf bir cisimden söz ediyor.
Uzaklarda, gezegenlerin oluşumu hakkında önemli ipuçları verebilecek birçok buzlu yapı var. Bu bölgede hayat bile olabilir. Ancak Buie’nin asıl ilgilendiği yer Güneş Sistemi’nin dışındaki Kuiper Kuşağı. Oradaki gök cisimlerinin sayısı hızla azalıyor. Dev bir cismin, çekimiyle burayı temizlemekte olduğuna inanıyor.
Bu fikri savunan yalnızca Buie değil. Southwestern Araştırma Enstitüsü’nde gezegen astronomu olan Alan Stern de benzer görüşte. Londra Üniversitesi'nden Mario Melita aynı konu üzerine bir makale yayımladı (Icarus, sayı 160, s. 32).
Yazıya göre, Mars veya Dünya’yla yaklaşık kütleye sahip bir gezegenin varlığı, gözlemlerle çok uyuşuyor.
Böylece, 10. gezegen, yani X Gezegeni, yeniden haritadaki yerini almış oldu.
20 yıllık tartışma
10. gezegenin varlığı fikri en son 1983 yılında, Kızılötesi Astronomi Uydusu’nun (IRAS), gezegenin yerini saptadığını ileri sürmesiyle tartışıldı. İddialar doğru çıkmadı, ama fikir tamamen ortadan kalkmadı.
Çünkü uzun zamandır, Plüton’dan daha ötede küçük ‘dünya’ kümelerinin olduğuna inanılıyordu. Fikir ilk olarak 1943’te İrlandalı astronom Kenneth Edgeworth tarafından ortaya atıldı; birkaç yıl sonra Hollandalı Gerard Kuiper de aynı sonuca vardı. Ancak, 1980’lerde gezegenbilimciler, Neptün ve Plüton yönünden bazı kuyruklu yıldızların geldiğini fark edene kadar, bu bilim adamı teorilerinde yalnız kaldı.
Hawaii’deki Mauna Kea Gözlemevinden Dave Jewitt ve Jane Luu 1992’de, bu kuyruklu yıldızların ilk parçasını keşfetti. Bu, Plüton’un yaklaşık 10’da biri büyüklüğündeydi. Kasıma kadar Kuiper Kuşağı Cisimleri’nin (KBO) sayısı 700’e ulaştı.
10 milyon cisim
Ancak keşfedilenler buzdağının küçük bir kısmıydı. Jewitt, bir kilometreden daha büyük çaplı, yaklaşık olarak 10 milyon KBO bulunduğunu hesapladı.
Bunların hepsini topladığınızda, cisimler, Dünya’nın kütlesinin onda 2’sine, yani Mars ve Jüpiter arasındaki asteroit kuşağın toplam kütlesinin aşağı yukarı bin katına eşit olur. ‘Asteroit kuşağı, Kuiper Kuşağı’nın parlak ışıkları ve büyük kentiyle karşılaştırıldığında, yalnızca küçük bir köydür’ diyor, Stern: ‘Bu kuşak, 100 bin ‘minyatür gezegen’i içeren gezegensel bir oluşum bölgesidir.’
Bunların bazıları hiç de minyatür değil. 2001’den beri astronomlar, çapları 1000 kilometreden büyük 4 KBO’ları keşfetti. Plüton’un yarısı büyüklüğündeki bir KBO ise ekim ayında, Caltech astronomları Michael Brown ve Chadwick Trujillo tarafından bulundu ve adına da Los Angeles bölgesinde yaşayan yerlilerin dilinde ‘yaratıcı güç’ anlamına gelen Quaoar kondu. Bunun haberini de BİLİM dergimizde duyurduk.
Dünya’dan 6.5 milyar kilometre uzaklıktaki Quaoar’ın çapı bin 200’ün üzerindeydi. Quaoar, Güneş’in çevresini 288 yılda dönüyordu.
900 gezegen daha mı var
Plüton’dan beri Güneş Sistemi’nde keşfedilen en büyük cisim olan Quaoar gezegeni, KBO’ların bir süre sonra, büyüklük olarak Plüton’a rakip olacağını gösteriyor. Jewitt, ‘Plüton’un 2 bin kilometrelik tek cisim olduğunun kanıtlanması inanılmaz bir olay olur. Böylece, birkaç yıl içinde Plüton II, Plüton III elde etmiş oluruz’ diyor ve ekliyor, ‘Güneş Sistemi’nde 9 yerine en az 900 gezegen daha var ve bunların en az 8’i Kuiper Kuşağı’nda bulunuyor.’
Gezegenbilimcileri harekete geçiren yalnızca bu olmadı. Diğer gezegenlerde, Dünya’da varolmayan biyoloji örnekleri de bulunabilir. Bu da, Kuiper Kuşağı’nın, yaşam için gerekli olan hammaddelerin ambarı olabileceği anlamına geliyor.
Astronomlar, kızılötesi spektroskop sayesinde, bazı cisimlerin yüzeyinde buz ve hidrokarbonlar belirledi. Bu bulgular, hayat olduğuna ilişkin, açıkta su veya hiçbir organiğin saptanamadığı Mars’a kıyasla daha güçlü kanıtlar sunuyor.
Orada hayat başlayabilir
Kuiper Kuşağı, Güneş Sistemi’nin su ve organik moleküllerinin bir çoğunu içeriyor. Bugün bu kuşakta hayat olmayabilir, ancak gelecekte başlaması neredeyse kaçınılmaz. Stern’e göre, ‘Güneş dev bir kırmızıya dönüştüğünde, Kuiper Kuşağı da Miami sahili olacak ve belki de yaşam orada yeniden başlayacak.’
Kuiper Kuşağı ve özellikle Plüton, yaşamın kökenlerinin yanı sıra, gezegenlerin nasıl oluştuğunun anahtarını da elinde tutuyor olabilir.
IRAS uydusu, diğer güneş sistemlerinin çok benzer bölgelerindeki gezegen oluşumlarını inceledi. Gözlemlerde, genç yıldızların çevresinde KBO’lara benzeyen buzlu yapıların kendi aralarında çarpışmaları sonucu oluşan toz diskleri saptandı. İleride, gezegenlerin oluşumu hakkındaki bilgileri Kuiper Kuşağı’ndan öğreneceğiz.
Stern, Güneş Sistemi’nin kökenleri hakkında en fazla bilimsel bilgi sunan yerin Plüton olduğu görüşünde. ‘Plüton, ileri derecede gezegen oluşumunun gerçekleştiği, ancak tamamlanmadığı bir yer. Burada, ‘gezegen embriyon’larını araştırma şansını bulabiliriz.’
Sözgelimi, Plüton ve uydusu Charon’daki kraterler incelendiğinde, KBO’ların milyarlarca yıldır çarpışmakta oldukları bulunabilir ve tüm gezegenlerin, küçük cisimlerden oluştuğu fikriyle ilgili de kanıtlar sunulabilir.
New Horizon’la Plüton’a
NASA’nın, yararlı ve ucuz bir keşif planlamak için düzenlediği yarışmada, 2006’da gönderilmesi planlanan New Horizon insansız roketi geliştirildi.
New Horizon, fırlatılışından tam 1 yıl sonra, Jüpiter’i geçecek ve Temmuz 2012 gibi kısa bir zamanda, Plüton’a varacak hıza erişecek. Stern, ‘Güneş Sistemi’nde, ileri doğru yol aldıkça, her şey daha zorlaşıyor. Bu bölge, bilimsel olarak bir harikalar diyarı ve bizler de, şeker dükkanındaki çocuklar gibi olacağız’ diyerek heyecanını dile getiriyor.
New Scientist dergisinde yer alan yazıya göre (14 Aralık 2002), New Horizon, Plüton’un atmosferindeki sıcaklığı, neyden oluştuğunu ve tam olarak atmosferde neler gerçekleştiğini araştıracak.
Plüton’un ardından 3 farklı KBO’yu daha ziyaret edecek. Ancak bu yerler, kalan yakıta bağlı olarak belirlenecek. Uzay roketi, bu yerlerdeki kraterleri inceleyerek, bu kraterlere, uzaklardaki dev bir ‘dünya’, belki de X Gezegeni’nin düzensizleştirdiği küçük yapıların çarpıp çarpmadığını da bulacak.
Aslında, New Horizon Kuiper Kuşağı’na vardığında, X Gezegeni’nin varlığı çoktan doğrulanmış da olabilir.
mcleod www.aynayayinevi.com/forum |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 09/09/2005 : 18:47:03
|
marduk kavramı üzerine çeşitlemeler...
bireyin : şuuru dışında kalan bölgeden, zihnini aniden uyaran bir etkiye maruz bırakan ünlem.... ve bu feveran sonucu bireyin düşünce ( bellek) kontrolunun bu uyarıyı yapan kanalın yönetimine geçmesi!.. kavram böyle açıldığında, marduk etkisi işlevini şu anda sürdürmektedir. neml : 27/71-72 : " eğer doğru sözlüler iseniz, bu vaat ne zaman?" derler. de ki : " acele isteyip durduğunuzun bir kısmı belkide arkanıza takılmıştır."
marduk kavramı üzerine:
buda'nın nirvana'ya ulaşmasını engellemeye çalışan ve yılan motifi ile ifade edilen ana kötülük tanrıçası mara ve mara etkisinin destek programları. konu böyle ifade bulduğunda : dünya mara ve kızlarının kutupsal etkisi altındadır. veya yaradılışın düalitesi içinde bu kutup vardır. bu etkiyi; vücud olarak veya "eys" olarak ifade ederiz. diğer kutup ise"leys"tir.bu iki kutubu olmak yada olmamak veya "ben yaratıcıyım" yada "ben yaratıcı değilim" düalitesi olarak anlamamız mümkündür. burada eys : vücud, varlık, mevcud, sevda tesirleri, kahır, zulüm, zarar,ziyan, ümitsizlik ile birlikte bireyin duyumsamaları ile algıladığı çevresel intibalardan etkilenmesi sonucu VEHM'e düşmesidir leys ise : yarattığı VEHM'in farkına varan'ın bulunduğu kutuptur.
burada mara ve destek program olan kerime'leri biraz açalım: üç kerimeden bahsedilir: a) tanha = arzu = requiremental : bu program hüma kuşu olarak ifade bulur.saadet ve mutluluk kavramlarının ancak kurumsal ve kurallar konsepti içinde aranıp bulunacağının aldatısıdır.burada spekülasyonlar ön plandadır.
b) rati = şehvet = sexsual desire = sensuality : duyguların, hislerin ansızın bir güzellik karşısında ortaya çıkışıdır.literatürde kadının yüzünü açıp güzelliğini göstermesi olarak ifade edilir. ayrıca mülkten kazanç beklemek, her işi yapabilecek gücü kendinden bilmek. bir açıdan da arzu boyutundan sonra birleşme ve elde etme programının etkisi altında kalmaktır.durum adamlıktan uzak olmak olarak anlaşılabilir.
c) raga= tutku = rağbet = passion= love : bir şeyi çok iştiyak ile isteme, arzunun bir noktada tartışılmaz odaklanışı, hırs, haset, garez, kendini aşırı beğeni ve kendiliğinden bireyde var olan potansiyel. bu durum eys veya leysi seçerek olgulara müdahale etme hakkını kendinde bulmak olarak anlaşılabilir. |
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 09/09/2005 : 21:18:27
|
Çok güzel sevgili Moortip, lütfen devam edin. Teşekkürler.
|
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 12/09/2005 : 15:39:38
|
jain inanç sistemi : hareketin örnek aldığı cina( fatih ) den gelir.fatihler yaşamın ırmağını başarıyla geçip sonradan gelenlere yol açanlardır. temel felsefesi ahimsa öğretisidir ki bizim anladığımız manada ıslah olma kavramı ile açıklanabilir. tirthankara adı verilen nehir geçiriciler veya jaine kurtarıcıları- sığ sudan geçişi hazırlayanlar olarakta ifade edilirler. nehir geçiriciler, doğal düzenin tanrısal yöneticilerinden daha üstündürler. nehir geçiriciler veya bu geçişi hazırlayanlar kozmik olayların üzerinde ve dünya hayatı fesen'inin ( efsane = figuret with woven-in design )ortaya koyduğu, aşılması gereken şartların üzerindedirler.aşkın'dırlar... en önemli ve doğruya en yakın bir feraiz ise ( properly duty ) zaman = saat dördüncü boyutunun ötesinde olmalarıdır. onlar herşeyi bilirler.bozulmaz bir barış ( selam yurdu ) boyutu içindedirler.
şimdi bu noktada bazı kur'an ayetlerini aşağıya alıntılıyorum :
talut, askerleri ile yola çıkınca dedi ki: " Allah sizi bir nehir ile imtihan edecektir.o halde, ondan içen benden değildir. ama onu tatmayan bendendir.eliyle bir avuç alan kişi başka." bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. nihayet o ve onunla beraber iman edenler nehri geçtiklerinde şöyle dediler : " bugün bizim calut'a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur." Allah'a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular : " sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izni ile galip gelmiştir.Allah sabredenlerle beraberdir."
ayetlerin devamında nehri geçenlerin galip geldiği sonucuna varılır.
içinde bulunduğumuz realite boyutu, aşılması gereken SEVGİ kavramı ile ifade edilen boyuttur. sevgi boyutundaki varlıkların, aşk-ınlığa ulaşabilmesi, elfler ile veya ( to square ) bir ifade ile zaman ve mekan boyutlarından beşinci boyuta geçebilen, altıncı boyut ile hemhal, yedinci boyuta sınır komşusu varlıklar ile temas halinde olmakla mümkün olabilecektir.
bir anlamda 2012 realite değişimi devresi böyle ifade edilebilir. |
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 13/09/2005 : 12:01:19
|
Harika |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 13/09/2005 : 18:33:06
|
mentality = mental dimension = drill book copyous dicle nehri= zihin verileri = zihn'in zikr'i = matrix= kozmik yapılanma.
zihin verileri, bireyde farkedilemez biçimde ve çok yönlü kutupsal etkilenmeler yapar, tedirginlik yaratır. bu rastgeliş veya tesadüf olayı, eş merkezli bir ışın konisinin eş zamanlı tesirlerini oluşturur. şöyle ifade edilebilinir: birey, çevresinde eş zamanlı olayların ve eşyanın yaydığı tesirleri toplam olarak ve fakat farkında olmaksızın alır. ( ahz eder = seizure = sezinler , sezer, sezgisel an'lar ) ( saye-zur = gölgelerin gücü / illüzyonların korku veren kuvveti / korku konağı ) |
Edited by - moortip on 13/09/2005 18:34:05 |
 |
|
|
gumanji
Elmas
    
429 Posts |
Posted - 13/09/2005 : 19:05:53
|
| Bir çeşit VIDEODROME mu söz konusu? |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 14/09/2005 : 19:06:51
|
*VİDEO : videonun oluşması, sürekli geri dönüşler ve bir önceki veriye göre yeni bilginin oluş şeklidir.birey; bu gidiş-gelişin yani " fid dünya vel ahireten" sisteminin farkında olmadan nokta resimleri oluşturur. *DROME : kendiliğinden oluş alanında salt okunur belleğin değerlendirmesi sonucu hatalı veri ile yorum yapmadır.
*VİDEODROME : kozmik ekran görüntülerinin salt okunur bellek kullanılarak değerlendirilmesi sürekli hatalar verir.ayrıca bellek kirlenmesine yol açar. salt okunur bellek; yeni okumalarda birikmiş eski veriler ile cevap verecek, ekranda resim, tekrarlayan gidiş dönüşlere rağmen, bir kısırdöngü içinde aynı cevabı çok ufak farklarla farkedilmez biçimde tekrar tekrar verecektir. cehennem budur!.. virüsler arttıkça ve kirlenme yüksek boyutlara geldiğinde konu boyun'un altına, bedene inecek, organsal arızalar başgösterecektir.
kurtuluş : arınma olarak veya virüslerin temizlenmesi olarak ifade edilirse bunun insan boyutundaki yolu " ZİKİR " dir.
VOO-DOO : kara büyü
voo : istemdışı çalışan ve tek doküman ve tek nüsha olan bilgi metninin birey tarafından işlenme tarzı veya bu genel kurala bağlı politika ve siyasetler belirlemesidir.
doo : bu tek nüsha genel kuralın tıpkısının bir gösteri-şov olarak ortaya konması ve aldatı, cümbüş, ritüel.....
görüldüğü üzere, insanlık belleğinin sadece okur bölümünü kullandığında orataya koyduğu eylemi, bu anlattığım konsept içinde bir fiil oluşturur. videodrome kavramını bu boyutta anladığımızda sizin söylediğiniz cevaba oldukça uygundur. sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 14/09/2005 : 20:12:12
|
VİRÜS kavramı hakkında şöyle bir yorumu gerekli gördüm.
virus = kozmik sur veya kozmik ekran sürekli görüntüleri..
bu konuda sorularınız olursa cevaplandıracağım.. sevgiler.. |
Edited by - on |
 |
|
|
gumanji
Elmas
    
429 Posts |
Posted - 15/09/2005 : 13:54:16
|
| ZİKİR, "dünya yaşantısı" anlamında mı (kullanılıyor)? |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 15/09/2005 : 18:51:43
|
birey, çevresinden gelen sürekli, etkileyici konsantrik ışık konisi içindedir. hiç umulmadık bir anda ( tesadüf ) ve hiç ilgisiz gibi görünen ( rast ) bir küçük olay ile etkilenmesi mümkündür. bellekte daha önceden birikmiş bilgiler sonucu kayıtlanmış yanlış bilgiler vardır.bilgi kayıt hataları vardır. ( enter-lapse) bu durumda;dıştan gelen ufacık bir akar etkisi ile, bellek'ten bilinç'e birçok hatalı veri teressüm eder. ( resimlenme )
yukarıda ifade ettiğim bilgiyi kabul ile, yanılgı halinde olduğunun farkında olan birey, bu enerji konisi içine girdiğinde otomatik olarak ( feedback ) bellek hatayı ikaz edecek dengeyi hatırlatacaktır akarların etkileri fazla rahatsızlık yaratmayacaktır.dolayısı ile an içinde yeni hatalı bilgi edinimi ve teressüp ( tortu ) oluşmayacaktır.ayrıca, bu halin devamlılığı daha önceden teressüp etmiş olan yanlış bilgi girdilerini de yavaşça silecektir.( refresh ) literatürde bu olay akışına " arınma " adı verilir. " minare " olumlu ışık konisi enerji alanı ve arınma mahalli olarak anlaşılır.
sürekli ve yüksek bir inanç ile, yaratıcı'ya niyaz ve yöneliş , yüksek tesirli bir ışık-enerji konisi manyetik alanı içine girmek ve sonucu bireyi etkileyecek virus programından korunmayı sağlayacaktır. |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 15/09/2005 : 19:10:43
|
" BİLGİ " kelimesi üzerine bir yorum :
herşeyi yaratan ve var eden, bir anlamada göz ile görünür hale getiren : " BARİ " dir.
bari ile " İLGİ " bir anlamda kutsal kitap kavramsal ifadesi ile " ALAK" anı , bu durumu anlatır.
toparlayacak olursak, bilgi ( b-ilgi )yaradan ile kurulan iletişim olarak anlaşılabilir. bu irtibat durumu, bireyin parametresine bağlı değişik frekans boyutlarında-kanallarında vuku bulur. |
Edited by - on |
 |
|
|
eraslan
Gezgin
Turkey
2 Posts |
Posted - 24/01/2006 : 19:36:42
|
| mayalar ihtişamlı esrarengiz ve üstün medeniyet mademki kıyameti bilebilecek kadar üstün bir medeniyetti neden şu an tekbir tane mayalı yok yada kültürnü devam ettiren bir ferdi yok. madem bukadar bilgili bir medeniyetti mayalar simdiki süper güçlerin çözemediği çözemeyeceği bir sırrı çözdü neden ülkeleri yağmalandı neden şimdi yoklar.kıyamette hayat gibi bir sırdır her ferdin kıyameti kendi ölümüdür biz kendi kıyametimizi düşünelim |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 22/03/2006 : 20:59:22
|
Zaman ve mekân illüzyonu, çoğu kere algılamada saptırmalar oluşturuyor ki zaten bu durum kaçınılmazdır.. Maya medeniyeti'nin son bulduğu temel kabulü hususunu bu problemin hala çözülememişliği bağlamında ele almak gerekir.. Sonuç olarak, var oluş hal'dir.Zaman ve mekân yanılgısı dışında Maya Medeniyeti "mevcud" dur.. |
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 22/05/2006 : 20:58:12
|
* "Mevcud" kavramını biraz açalım..
- Kâinat veya "Causal Explanation", sonsuz titreşim/frekans boyutlarından teşekkül eder..Ve her bir frekans katı, diğer bir frekans katı ile tanışmiyor olabilir..
Bu durum, bu kozmik oyun/aldatı, Birey'in gelişimi için olmazsa-olmaz bir durumdur..(Şart/Yemin/Kasem=Stipulation) -Şart'lar ortamı, Teşvik edici avantajları sağlayan, similar ve simulation ve simultaneous Ayet'ler Kitabı'dır!..
|
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 23/05/2006 : 18:02:17
|
*Mevcudat= Asses-mental; Assets'dir.. -Mental'de kurgulanan ve madde=Adem olarak biçimlenen "Eser" dir. GİYDİRİLMİŞ veya REPROACH olarak ifade bulur. Şöyle tarif edebilirim; -Tüm dış alem olarak algılananlar/Geldiğimiz zaman bulduğumuz/ Herkezin gözü önünde olan/Gerçek dediklerimiz/Kozmik çevren/ Saman Yolu/Hey'et/Astronomi-Astroloji/Asuman/Semavat ül Arz/ İsim ve sıfat olup, aslen olmayanlar/Varlığı isimden ibaret'ler/ Sulb/Sülâle/Zürriyet/Meni Akıntısı/Düzen/Tertip/Rahmet/Hipotenüs/ Kaburga Kemiği....
**Criteria veya Temel Kabul yaparak, yaşam biçimimizi düzenlemeye çalıştığımız "MEHENK=STANDARD"..bir "SODOM" olan "Güneş Sistemi" ni temel başlangıç noktası yapışımızdır..
**Güneş perde arkasına çekilmedikçe, aldatıcı alemin tesirlerinden kurtulmak mümkün görünmemektedir!..
|
Edited by - on |
 |
|
|
moortip
Elmas
    
Turkey
633 Posts |
Posted - 01/06/2006 : 21:09:12
|
**BİRAZ DAHA "MARDUK" ÜZERİNE..
-Mukadder; yani "önceden takdir olunmuş" bir durumdan bahs edilmektedir.
-Estimated=Üstün zihin veya özgür zihin'in donması,bulanması durumu.. ya da; "hüküm anı"..
-Şimdi bu noktada şu soru sorulacaktır.."KADER" yani "ÖNCEDEN TAKDİR" nasıl bireysel bir karar anı'dır? -Hem, önceden takdir edilmiş diyorsun ve hem de birey'in karar anıdır diyorsun..
-İşte anlaşılması gereken bu noktadır ki;"İDRAK" bu an'dır!..
**şU BİLGİYE ULAŞMAYA ÇALIŞIN:
-Evvel'den Takdir..Birey'in zamanı gelmeden/bilgisine ulaşmadan/ bir başka bilinen kelime ile; "ACELE verilmiş kararı" anlamındadır!...
|
Edited by - on |
 |
|
|
Mavi
Elmas
    
Turkey
650 Posts |
Posted - 04/08/2006 : 11:31:28
|
Sevgili Qaan, Jumanji,moortip ve agnia Teşekkürler. Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını bir kez daha öğrendim, mutluyum. Şu aralar aradığım cevapları bu başlık altında buldum. İş yerinde tüm dikkatimi vererek okuyamadığım için tüm mesajların çıktılarını aldım, akşam evde okuduğumda bazı soru ve biraz daha açmanızı dilediğim konularla yine burada olacağım. Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 30/10/2006 : 11:53:23
|
2012 Felsefesi 1. İnsanlık ve Dünya Gezegeni şu sıralar bilinçlilikte ve realite algısında dev bir değişim veya geçişten geçmekte.
2. Orta Amerika’nın Maya uygarlığı zaman – bilimi bilgisi hakkında en ileri uygarlık idi ve şu anda da böyledir. Onların temel takvimi gezegendeki en doğru takvimdir. Bu takvimde asla hata çıkmadı. Onların, Evrendeki ve Güneş Sistemindeki bir çok zaman döngüsünü kapsayan toplam 22 takvimi vardır. Bu takvimlerden bazıları henüz ortaya çıkmadı. 3. Mayaların beşinci dünyası 1987’de bitti. Altıncı dünya 2012’de başlıyor. Böylece biz şu anda “dünyaların arasındayız”. Bu zaman “Apocalypse – Vahiy” veya ifşa etme/açıklama olarak adlandırılıyor. Bu, gerçek hakikatın ifşa edileceği anlamına gelir. Bu ayrıca bizim için bireysel ve kollektif olarak “bagajlarımız” ile çalışmamızın zamanıdır. 4. Mayaların altıncı dünyası gerçekte boştur (beyaz/yazısız). Bu, şimdi istediğimiz yeni dünyayı ve uygarlığı yaratmaya başlamanın, birlikte – yaratıcılar olarak bize bağlı olduğu anlamına geliyor. 5. Ayrıca Mayalar 2012 ‘ye kadar şunların olacağını söylüyor ; - Şu anda bildiğimiz teknolojinin ötesine ilerleyeceğiz. - Zaman ve paranın ötesine ilerleyeceğiz. - Dördüncü boyuttan geçtikten sonra beşinci boyuta gireceğiz - Dünya gezegeni ve Güneş sistemi Evren’in geri kalanı ile gakaltik senkronizasyona girecek. - DNA mız galaksimizin merkezinden “güncellenecek” (veya yeniden programlanacak) (Hunab Ku) “Bu gezegen üzerindeki herkes mutasyon geçiriyor (değişiyor). Bazıları bunun diğerlerinden daha çok bilincinde. Ancak herkes bunu yapıyor.” 6. 2012 ‘de Güneş Sistemimizin seviyesi/düzeyi, Galaksimiz Samanyolu’nun seviyesi ile birleşecek. Bu döngünün tamamlanması 26,000 yıl sürüyor. Virgil Armstrong ayrıca diğer iki galaksinin aynı zamanda bizimki ile bir hizada dizileceğini söylüyor. Kozmik bir olay ! 7. Zaman gerçekten hızlanıyor (veya çöküyor). Dünya’nın Schumann Rezonansı veya nabzı binlerce yıldır saniyede 7.83 döngü idi, Ordu bunu çok güvenilir bir referans olarak kullanıyordu. Ancak, 1980 den beri bu rezonans yavaş yavaş yükseliyor. Şimdi bu rezonans saniyede 12 döngünün üzerinde ! Bu, daha önceki günde 24 saat yerine, günde 16 saatten az olduğu anlamına geliyor. Bir diğer yorum şöyle – biz, veya Bilinçlilik, son 16 milyar yıldır bu aynı yolu yedi kez geçiyoruz. Yaradılışın bu döngülerinin her biri bir öncekinden 20 kez hızlı işler. Zamanın bu kadar hızlanmasının nedeni budur. Hızlanan “zaman” değil, Yaradılışın kendisidir. 8. Apocalyps veya “dünyalar arasındaki” zaman esnasında, bir çok insan bir çok kişisel değişimlerden geçecek. Değşimler çok fazla ve çeşitli olacak. Bu, buraya öğrenmek veya deneyimlemek için geldiğimiz şeyin parçası. Değişimin örnekleri, sona eren ilişkiler, ikamet edilen yerin değişimi, iş değişimi, davranışlarda veya düşüncelerde değişim vs.
9. Hatırlayın, verilen herhangi bir anda küçük ve büyük kararlar alıyoruz. Her bir karar SEVGİYE veya KORKUYA dayanıyor. Sevgiyi seçin, sezginizi izleyin, zekanızı değil ; tutkunuzu izleyin. Akışa uyun.
10. Düşünce formları çok önemlidir ve günlük yaşamımızı etkiler. Realitemizi düşünce formları ile yaratırız. Eğer başkaları ile ilgili negatif düşüncelere sahip olursak, kendimize bunu çekeriz. Eğer pozitif düşüncelere sahip olursak, pozitif insanları ve olayları çekeriz. Düşüncelerinizin farkında olun ve gereksiz ve yargılayıcı olanları elimine edin. 11. Medyanın birkaç kişi tarafından kontrol edildiğinin farkında olun. Ayırt etme yeteneğinizi kullanın ! Gizli gündemleri arayın. Neden bu bilgi şimdi size sunuluyor ? “Onların” gerçek gündemi nedir ? Bu bir problem çözümü durumu mudur ? “Onlar”, reaksiyon vermemiz ve o problemin halledilmesini istediğimiz, sonra kendi çözümlerini sundukları bir problem mi yaratıyorlar ? “Çözüm” onların ilk elden istedikleri şey midir ? 12. Hemen hemen her şeyin tesadüfen/kaza ile gerçekleşmediğini hatırlayın. Hemen hemen tüm “olaylar” bazı ajanslar tarafından planlanır. Buna karşın, hayatta olmak için çok heyecanlı bir zaman ! Gerçek sizi özgürleştirecek ! Biz dördüncü boyuta girerken, bilinçlilikte bir değişim deneyimliyoruz. Dördüncü boyut gerçek bir yerden öok, bir zihin halidir. Tüm çakralarınız açık olarak yaşamınızı yaşarken ve etrafınızdaki herkes hayatı aynı şekilde deneyimlerken, bu dördüncü boyutta olacak.
Farklı bilgi kaynaklarına uygulanan ayırt ediş çok önemli oluyor. Dünya Gezegeni ve onun sakinleri için bir çok gündem, bir çok kaynaktan geliyor ve bunların bazıları medyada yayınlanıyor. Çeşitli dünya dışı kaynaklar bundan sonraki 5 – 10 yıl içinde gerçekleşecek bir çok olası senoryoları anlatıyor. Bazıları DNA yı yönetme ve zihin kontrolü, Yeni Dünya Düzeni, negatif ET ler tarafından yok edilme ile ilgili konuşuyor. Bazıları olası olarak pozitif ET lerin yardımı ile çoğumuzun Dünya gezegeni ile birlikte yükseleceğinden bahsediyor. Tüm bu senaryolar, sizin kendi realitenize bağlı olarak mümkündür. Mesaj, zekanızı değil, hislerinizi ve sezginizi izlemenizdir. Hislerinizi ve işlediğiniz bilgiyi ayırdedin. Sizinle rezonansa giriyor mu ? Kendinizi ve dünyayı iyileştirmek için çalışın ve bizi kontrol etmek isteyenlere hayır deyin. Maya takvimini izlemek bizi zaman ve para döngüsünden özgürleştirebilir, zihni serbest bırakın ve zaman ve paranın ötesindeki yeni çağa yolu açın. http://www.2012.com.au/Site.A.html
Oldukça iyi toparlanmış bir özet gibi geldi bana 
|
Edited by - on |
 |
|
|
mavi bulut
Elmas
    
Turkey
796 Posts |
Posted - 30/10/2006 : 14:24:50
|
Merhaba
Sevgili agnia,yukarıdaki yazı bana 17.09.2003 tarihinde gördüğüm bir rüyayı hatırlattı.Dünya üzerinde yaşayan herkes öldüğünü sanıyor. Oysa farklı bir enerji alanındayız.Ve ben herkese bunu anlatmaya çalışıyorum."Korkmayın ölmedik başka bir enerjiye geçiş yaptık,burada istediğiniz herşeyi yaratabilirsiniz"diyorum.Yerde ölü gibi yatan herbir insana dokunarak uyandırıyorum.Bunu paylaşmak istedim.
Sevgiler Saygılar |
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 30/10/2006 : 17:12:22
|
Hayrolsun, çok güzel bir rüya  Hızla kritik kütleye ilerliyoruz. |
Edited by - on |
 |
|
|
SubSurfaceScattering
Gezgin
2 Posts |
Posted - 29/11/2006 : 16:28:43
|
| Maya takvimi MÖ 3000 yılında başlar ve MS. 2000 yılında da biter . Takvimden öncesinde evreni yok sayan mayalar , elbette sonrası içinde bir çok şey uyduracaklardı . ancak komik olan taraf bu takvimin beslenerek bir hurafeye dönüşmesi , hele ki bunun bazı ne idüğü belirsiz belimsel verilere dayandırılmasını herhalde onu yazan Mayalar da görseydi ağızları bir karış açık kalırdı şaşkınlıktan . Mayalar bu kadar gelişmiş bir dehaya sahip olsalardı herhalde hafa kesmecesine futbol maçı yapmazlardı . Madem o kadar uzağı görüyorlardı da niye ispanyolların gelip kendilerini doğrayacaklarını ve vatanlanı talan edeceklerini göremediler. HAdi diyelim kabullenci bir tavır içindeydiler . O zaman niye belalardan kurtulmak için tanrılara insan kurban ettiler. Maya takvimi , Maya tarihi ile birlikte ele alınırsa herşey daha belli olacaktır . |
Edited by - on |
 |
|
|
scieno
Kehribar
  
Turkey
87 Posts |
Posted - 11/03/2007 : 10:35:27
|
2012 ile ilgi bilgileri almak isteyen arkadaşlar ayrıca Foton kuşağı başlıklı yazılara bakabilirler. 10. gezegen ile ilgili (ya da diğerleri ile ilgili) olarak,
güneş sistemindeki gezegenlerin yerleri Bode yasası ile belirlenmiş ve o yıllarda (1930 lar olmalı)henüz bilinmeyen, hesaba göre yeri boş görünen gezegenler/eksikler bulunmuştur.
Ve bu gezegenlerin yerlerinin hesaplanması da merkez dünya kabul edilerek, bakkal hesabı gibi bir hesapla yapılır. o denli kolaydır yani. Tübitak tarafından yayınlanan gezegenlerle ilgili bir kitapta vardır açıklaması. Bilgilerinize.
|
Edited by - on |
 |
|
|
indigo kubi
Elmas
    
Turkey
346 Posts |
|
|
indigo kubi
Elmas
    
Turkey
346 Posts |
Posted - 20/12/2007 : 17:51:52
|
| eğer 2012 limitsiz sitesine giderseniz orada ki "2012 limitsiz" yazısına dikkat edin.Bakalım sizde benim gördüğüm şeyi görebilecekmisiniz?... |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 20/12/2007 : 22:04:17
|
"Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21 Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıra dışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. "
ilgimi çeken bir şey oldu.Astrolojide galaktik merkez yay burcunun 26 derece 40 dakikasında bulunuyor.Güneşin 21 aralık 2012de bu noktaya kavuşum yapacağı söylenmiş yukarıdaki yazıların birinde.Oysa astroloji programından baktım o gün güneş 00 derece oğlak burcu.Galaktik merkeze kavuşum yaptığı tarih 18 aralık 2012.(Galaktik merkezi araştırıyorum çünkü o noktada bir astroidim var. )Bazen birileri bizi yiyormuş gibi geliyor ya, hadi hayırlısı!:) |
Edited by - kurby on 20/12/2007 22:05:23 |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 20/12/2007 : 22:21:03
|
| Ancak öyle sanıyorum ki, değişimin asıl başrol oyuncusu neptün ve uranüs olacak.5 nisan 2011 den itibaren ileri geri hareketlerle neptün balık ve kova burcundaki hareketini sürdürecek.Neptün kendi burcu balıkta yol almaya başladığında, spritüellik hız kazanacak diye düşünüyorum.Öte yandan Uranüsün koç burcuna geçiş zamanı 29 mayıs 2010.O da burç değiştirdiği anda geri hareketiyle koç- balık arasında geçiş yaparak, değişim dengesini kuracak.Ağır giden gezgenlerin - satürn ötesi gezegenlerin- en önemli özelliği burç değiştirmeye yakın geri hareket ederek geçmişin hatalarını düzeltme şansını son kez vermeleri, yeni alacakları yol haritası hakkında bilgi sunmalarıdır.Kısaca 2012 tantanasına hiç gerek yok, olacak hakkında ön bilgileri 2010 tarihinden itibaren almaya başlayacağız.Hele ki, uranüs - yüksek zihin- koç gibi tez canlı olabildiğine hızlı bir burca geçtiğinde, değişim çok hızlı gerçekleşecektir.Bunun T.C. haritasından örneklersem, 10 yıllık sanayileşme hızı uranüsün koça girişiyle başlamıştır.Artık uçar mıyız, kaçar mıyız belli olmaz.:))))) |
Edited by - on |
 |
|
|
indigo kubi
Elmas
    
Turkey
346 Posts |
Posted - 21/12/2007 : 22:33:39
|
| 2012 limitsiz... 2012 limit-SİZ...sizden başka bir limit yok....sevgilerle.... |
Edited by - on |
 |
|
|
Cryptos
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 16:16:50
|
Merhaba;
Ben buralarda yazılanları hayatımda ilk kez duyuyorum ve fakat ömrümce hep farkında olmadan ilgilendiğim yine söyleyeceğim hissi olarak bilgilendrildiğim konular.. O yüzden bana çok hayret veriyor!
Mesela topic in başında Quan'ın yazdığı değişimin muhtemel etkileri!!!
Uzun zamandır başımın sağ yarısıenseme kadar elektirikleniyor; ben bunu sanki bir ürperti gibi algılıyordum ama tam ifadeyi burada buldum evet elektrikleniyor.. ve kendimi bildim bileli ayak parmaklarım kasılır, öyle kendinden bağımsız bi sürü hareketler yaparlar ve çok canım yanar, güçlü rüyaları kendimi bildim bileli görürüm zaten, birde allerjilerim vardır, sese kokuya renge ışığa aşırı duyarlı yanım seçimlerimi belirler..
Ben bir şeyler hissettiğime emindim hep, ama ne olduğunu bilmiyorum hala :(((
|
 |
|
| |
Topic  |
|
|
|