Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 2012 ya da 2013 ...
 Foton Kuşağı Etkisi
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 18/08/2006 :  19:57:55  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
Foton Kuşağı Etkisi

Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm
kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor,
zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç
bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret.
Zaten bu konu üzerinde araştırmalar yapan bilim adamları da
bulundukları yerlerden uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen
döngünün 26.ooo yıl olduğu, bu geçişin belirtisi olan Schumann
Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı içerisinde bulunan yıldızların
varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton Kuşağı
güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoğun bir uzay boşlu#
ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik
bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.

Edmun Halley tarafından keşfedildi

Keşif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley'in (1656-1742) günlerinde
başlayan Pleiades çalışmalarıyla başladı. Halley, bu yıldız
grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar
arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley
yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan
diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve
güneşimiz Pleiades'in bir yıldızı olan Alcyone'nin
yörüngesindeler.Daha sonra Halley şu sonuca vardı: Pleiades takımı
belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm
tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir
hareketle döngüsüne devam ediyordu.

Altı gün içinde Dünya'nın tamamen değişeceği iddia ediliyor

Foton Kuşağının merkez alanına girilmesiyle birlikte yaşanılması
beklenen fiziksel ilk etkileşimler ise şu şekilde sıralanıyor
yayınlanan bir çok raporda:

1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden
tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam
karanlık.
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş
hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması
(buzul çağı soğuğu).
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması,
foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale
geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.

5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana
foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya
ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk
yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin
ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).





Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor

Kuşağın başlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun
yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul
Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül
bulunduğunu öne sürmüştü. 1932'de Carl David Anderson bu anti-
partikülü buldu ve ona "positron" adını verdi. 1956'da anti-proton ve
anti-nötron keşfedildi. Bir anti-partkül şekillendiğinde, sıradan bir
partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluşup
çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi "Foton"
formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiş bir enerji
kaynağı gücü sunar.

1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuşağı
keşfedildi. Bu kuşağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduğu
açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı
üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluşturduklarını
keşfetti, ki bizim güneşimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin
parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti.
Güneşimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000
yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece),
2000 yıl ise Foton Kuşağı'nın ışığında geçirildiği sanılıyor. Ve bazı
bilim adamları tarafından, bulunduğumuz dönemin ışık bölgesine geçiş
olduğu tahmin edilmekte. Tahmin edildiğine göre böyle bir olay
dünyanın oluşumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de
Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor.

Foton Kuşağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, "Null Zone"
(sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuşağın
proton parçalarını oluşturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca
Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz
bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi değiştirecek ve
evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak. Diğer bölme
ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında
olan akım alanı. Bu bölgeye geçişle daha yüksek boyuta geçiş imkanına
sahip olunacak.



2012'de Işık devrine geçiş yapılacağı söyleniyor

Foton Kuşağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoğun bir foton(ışık
parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. Ulaştığında 5
günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoğun ufo inişleri, insanlık
için psişik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluşan
değişimler (transformasyonlar) ve daha pek çok değişim beklenmekte.
Şu anda karanlık dönemin sonunda olduğumuz ve bu dönemin 2012'de son
bularak 2000 yıllık "ışık" devrine geçiş yapılacağı söyleniyor.
Yıldız aktivasyonu güneş sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı),
Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile
başlayacak. Yaşanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu
kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta
yükseleceğimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık
ve mutasyonlar getirecek. Şimdiden deneyimlediğimiz olaylar da
aslında bu sıçrayışı doğrular nitelikte: ciddi iklim değişiklikleri,
kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuşağa girildiğinde bilinçlilik
boyutlarının her birine geçiş imkanına sahip olacağımız tahmin
ediliyor. Şu anda küresel bilinç değişiminin sonuçlarını da birebir
deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar
arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların
da bu geçiş döneminde, ya da "null zone"da bulunmamızdan dolayı
olduğunu düşünebiliriz.


Bütün canlılardaki değişim

Yaşadığımız bu dönem ve beklenen değişimler kutsal kitaplarda,
mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı şekilde
incelenmişti. Raporlara göre, Foton Kuşağı'na girildiğinde, gökyüzü
ateş gibi gözükecek, ancak soğuk olacak. Bu değişim ve yansımalar
elbette ki içine girilen kuşağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan
kimyevi değişimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa
çıkaracaklardır. Kuşağa ilk önce güneşimizin girmesi halinde ani bir
karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi
tahmin ediliyor. Güneşsel radyasyon ve Foton Kuşağı'nın arasındaki
etkileşim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak.
Dünya bu kuşağa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar
mutasyona uğrayacaklar. Bu duruma bağlı olarak fiziksel yapılarda
(insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana
gelmesi bekleniyor tabii ki.


Null Zone ve Schumann Rezonansı

Bu kuşağa girmeden önce, yani bu zamanda, "Null Zone" (sıfır bölgesi)
denilen zaman deneyimlenmekte. Bu dönem boyunca sismik aktivite ve
volkanik hareketlenme görülüyor. Ayrıca iklim değişiklikleri ve buna
bağlı olarak şiddetli tayfunlar, fırtınalar ve hortumlar
gözlemleniyor. "Null Zone", bir başka deyişle, madde ve madde olmayan
bütün partiküllerin yok edildiği yer. Oluşacağı beklenen bu foton
etkisi çok önemli, zira bize yeni bir enerji kaynağı sunacak. Bu
kaynak, doğal olarak fosil yakıtlara bir son verecek ve bunun
sonucunda da tahmin edildiği üzere daha yaşanılabilir bir dünya
oluşturulmuş olacak. Bu bölgeye geçişin kanıtı olarak gösterilen en
güçlü kaynak ise Schumann Rezonansı. Dünya'nın kalp atışı olarak
nitelendirilen bu titreşim daha önceki zamanlarda 8.1 iken günümüzde
12.1'e yükselmiş durumda, ve hızla yükselmekte. 13.0 olduğunda
ise "Null Zone"un tamamlanmış olacağı rapor ediliyor. Astrofiziksel
hesaplamalara göre Foton Kuşağı'na saatte 208.800 km hızla gireceğiz.
Kuşağın enerjisi fiziksel sonuçların yanında eterik ve spiritüel
anlamda da kendini gösterecek.

Bilimsel veriler, ciddi ve hızlı bir değişim olduğuna işaret ediyor

Rus bilim adamları tarafından açıklanan değişimler de galaksinin
merkezinden gelen enerjinin varlığını teyit eder yönde. Dr.Alexey
N.Dmitriev'in çalışması gösteriyor ki gezegenlerin atmosferleri,
gezegenlerin kendileriyle birlikte büyük bir hızla değişim geçiriyor.
Örneğin Mars atmosferi zamanla daha kalınlaşıyor; Ay, kendi
atmosferini oluşturmakta. Ya da bu tarz bir değişimi kendi
gezegenimizde görebiliyoruz: atmosferdeki HO(hidroksit) oranı daha
önce hiç ölçülmediği kadar fazla. Bu oran küresel ısınma, florkarbon
emilimleri ya da bu tarz oluşumlar sonucu oluşmuyor; sadece
kendilerini gösteriyorlar. İyonosfer tabakasında plazma jenerasyonu,
magnetosferde magnetik fırtınalar, atmosferde ise siklonlar aracılığı
ile enerji boşalımları oluşumları gözlemleniyor. Daha önceden nadir
rastlanan atmosferik yüksek enerji fenomenine artık daha sık ve yoğun
rastlanmakta. Gaz-plazma zarfının maddesel birleşimi de transforme
olmaktadır. Gezegenlerin manyetik alanları ya da parlaklıkları da
hızla değişiyor, artıyor. Jüpiter, Venüs, Uranüs ve Neptün, bu
sonuçların alındığı gezegenlerden.

Rus Ulusal Bilim Akademisi Foton Kuşağı üstüne çalışmalar yapıyor

Dünyamızda eyleme geçmiş olan transformasyonlar ise aşikar. Gün be
gün artan sismik aktivasyon, volkanik hareketlenmeler ve diğer bir
çok doğal felaketler elbette ki gözlerden kaçmıyor. Dr.Dmitriev'in
belirttiği ve dikkat çektiği nokta ise bu çeşit bir değişimin dünyada
daha önce 10.000 yıl önce görülmesi. Burada göze çarpan ve bazı
topluluklar tarafından ortaya atılan konu ise güneş ile dünyanın
değişimleri arasındaki bağlantı. Maalesef bu tarz konularda çoğu
bilgi ifşa edilmiyor. Bu tarz araştırmaların yapıldığı bir merkez de
Sibirya'daki Rus Ulusal Bilim Akademisi. Burada yapılan çalışmalar
sonucu edinilen bilgi ise şöyle: Şu anda Güneş Sistemi'nde yaşanılan
enerjisel değişimin tek olası sebebi farklı-daha yüksek olan bir
enerji alanına giriyor olmamız olabilir. Ve bu yüksek enerjiye
geçişin sonucunda DNA spirallerinin kendileri de değişim
geçirmekteler. Şimdiye kadar hayatımızda yer alan bilim araştırmaları
sonucu elde ettiğimiz bilgilerle ortaya çıkarılan 2 sarmallı DNA
yapısı hızla mutasyona uğramaktadır. Bu sıçrayışla da bu sarmalın
2'den 12'ye çıkacağı biliniyor. Bu enerji emiliminin Güneş
Sistemi'ndeki tüm maddelerin özünü değiştireceği bekleniyor, ki bir
bir de deneyimliyoruz çevremizde.

Aslında tüm bunlar, hücresel ya da ruhsal boyutta olsun, bize pek
yabancı değil. Çevremizde her an deneyimlediğimiz olayların dökümü
sadece. Kainata dikkatlice baktığımızda ve onu içsel sesimizle
dinlediğimizde bunlardan farklı bir şey duymayacağımız da aşikar.
Hergün yaşadığımız ve gün geçtikçe artan doğal felaketler, politik
sürtüşmeler, savaşlar, içsel değişimler binlerce yıldır beklenilen
dönemin getirileri elbette. Bunların hepsi asırlardır bekleniyordu;
kutsal kitaplarda olsun, kadim medeniyetlerin yazıtlarında olsun her
zaman karşımıza çıktılar. Şimdi ise bu değişime tanık oluyoruz ve
yeni dönemin getirdiği farklılıklara yaşamlarımızı adapte etmeye
hazırlanıyoruz. Zira başka seçeneğimiz de yok; ya değişimi kabul
edecek ve "bir" olacağız, ya da eski enerji ile birlikte savrulmayı
göze alacağız.

Gön :Murat Tali

Kaynaklar:

http://www.sanctusgermanus.net/current%20message/Photon%20Belt.htm

http://www.bibliotecapleyades.net/esp_cinturon_fotones_4.htm


Alıntı: Yahoo "yol" e-mail grubu


Edited by - on

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 18/08/2006 :  20:12:41  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
İlginç bilgiler. Foton kuşağını muhtemelen altı yedi sene önce hatırlayamadığım bir yerde okumuştum ve nedense bana çok tanıdık gelmişti. Ben de bu yazı sahibi gibi birçok bilginin infaal olmasın amacıyla insanlardan saklandığı düşüncesindeyim. Elektriğin ve paranın hükmünün olmayacağı bir döneme doğru hızla ilerliyoruz. Hakkımızda hayırlısı olsun.

Edited by - on
Go to Top of Page

bulut
Elmas

565 Posts

Posted - 19/08/2006 :  12:10:47  Show Profile  Visit bulut's Homepage  Reply with Quote
Sayın yöneticim,
Verilen oldukça kesin oluşum tarihleri konusunda kendimce yaptığım reorganizasyon düşüncelerimi paylaşmak istedim.Umarım kimseyi üzmem.
Beklenen süreçler ve oluşumlar için tarih verilmesini ben biraz yadırgıyorum.Çünkü zaman görecelidir.
İyi ama birçok kaynak,Maya Takvimi bir tarih ifade ediyor,buna ne demeli diyeceksiniz. Genel anlamda bu tarihten öncekiler ve sonrakiler beklentilerine katılıyorum.Ancak değişimlerin bu kadar ani olacağını düşünemiyorum.
Gökyüzünde bir zamanlar dünya gibi tekamüle hizmet edip gelişen,sonra özellikleri değişen ya da iptal olan gezegenler var.Elbette dünya bu sürece benzer bir süreç geçirecektir.Ama zaman içinde,tedricen sindire sindire olacak gibi.
Bizzat kendi üzerimde olan değişikliklere bakıyorum,ölmeden ölmüşüm gibi.Adeta reenkarne oldum.Ama neredeyse yarım asırı aldı.Daha olacak olanlar asırlar alacak belki.
Foruma ve yazılanlara bakıyorum.Bu fikirleri taşıyıp üreten beyinlerin maceraları hiç de kısa değil.Altı günlük foton geçişinden sonra olacak olanlar bizlerin beyinlerinde,peyder pey yaşama geçmeyi bekliyorlar.Bu bana göre sindire sindire olacak.
Zaman zaman o tarihleri bile uzak bulduğum,sabah kalkınca herşeyi değişmiş olarak görmeyi istediğim oluyor.Bu farkları hakettiğimi,uzamasının haksızlık olduğunu düşünüyorum.Ancak yapılacak işlerim görülecek vazifelerim var.Belli tarihlere odaklanmak bunları ihmal etmeme neden olabilir.Neden ne olursa olsun,özgür seçim bana ait,Yaşadığım zamanı iyi değerlendirmeyi seçiyorum,aksi halde olası gelişmeleri haketmemeliyim diye düşünüyorum.Saygılarımla sevgili yöneticim.


Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 19/08/2006 :  12:26:39  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote
Ne de olsa yazı bana ait değil ama 2012 yılına ait bir yazı bulunca paylaşmak istedim. Bir taraftan da an'da yaşama felsefesine uygun düşmüyor belki ve ileriye odaklanmamıza neden oluyor ama insanları biraz araştırmaya yönlendiriyor diğer taraftan bu bilgiler. Benim gibi merakını yenemeyip önümüzdeki bir tarihle ilgili bilgilenmek ya da yorumlamak isteyenlere aracı olur diye düşündüğüm için bu tür yazılar görünce hemen foruma kopyalamak geliyor içimden.

Sevgiler


Edited by - on
Go to Top of Page

agnia
Elmas

1198 Posts

Posted - 19/08/2006 :  12:51:18  Show Profile  Visit agnia's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by bulut

Sayın yöneticim,
Verilen oldukça kesin oluşum tarihleri konusunda kendimce yaptığım reorganizasyon düşüncelerimi paylaşmak istedim.Umarım kimseyi üzmem.
Beklenen süreçler ve oluşumlar için tarih verilmesini ben biraz yadırgıyorum.Çünkü zaman görecelidir.
İyi ama birçok kaynak,Maya Takvimi bir tarih ifade ediyor,buna ne demeli diyeceksiniz. Genel anlamda bu tarihten öncekiler ve sonrakiler beklentilerine katılıyorum.Ancak değişimlerin bu kadar ani olacağını düşünemiyorum.
Gökyüzünde bir zamanlar dünya gibi tekamüle hizmet edip gelişen,sonra özellikleri değişen ya da iptal olan gezegenler var.Elbette dünya bu sürece benzer bir süreç geçirecektir.Ama zaman içinde,tedricen sindire sindire olacak gibi.
Bizzat kendi üzerimde olan değişikliklere bakıyorum,ölmeden ölmüşüm gibi.Adeta reenkarne oldum.Ama neredeyse yarım asırı aldı.Daha olacak olanlar asırlar alacak belki.
Foruma ve yazılanlara bakıyorum.Bu fikirleri taşıyıp üreten beyinlerin maceraları hiç de kısa değil.Altı günlük foton geçişinden sonra olacak olanlar bizlerin beyinlerinde,peyder pey yaşama geçmeyi bekliyorlar.Bu bana göre sindire sindire olacak.
Zaman zaman o tarihleri bile uzak bulduğum,sabah kalkınca herşeyi değişmiş olarak görmeyi istediğim oluyor.Bu farkları hakettiğimi,uzamasının haksızlık olduğunu düşünüyorum.Ancak yapılacak işlerim görülecek vazifelerim var.Belli tarihlere odaklanmak bunları ihmal etmeme neden olabilir.Neden ne olursa olsun,özgür seçim bana ait,Yaşadığım zamanı iyi değerlendirmeyi seçiyorum,aksi halde olası gelişmeleri haketmemeliyim diye düşünüyorum.Saygılarımla sevgili yöneticim.




Sevgili Bulut, içerik olarak söylediklerinize katılıyorum; değişim/dönüşüm bir süreçte oluşuyor. Ve fakat bu süreç binlerce yıldır devam etmekte zaten. Yemeğin pişme için vakte ihtiyacı var, evet
Ve fakat piştikten sonra uzun süre bekletmek herhangi bir güzelleşmeye değil tam tersine geriye dönüşüm, bozunmaya yol açıyor.
Sevgili maviş dünyamızın yemeğe hazır hale geldiğini hissediyorum. A tabi dünyanın kapsadığı tüm varlıklar bu konuma gelmiş olmayabilir, çünkü her varlığın ayrı bir kaynama noktası var.
Burada mesele şu; olgun meyvelerin, diğerlerininin olmasını beklerken bozulmasına göz yumalım mı?
Sanırım evrenin otomatik işleyen yapısı buna izin vermiyor. Birinci hasatı yapalım, olanları devşirelim diyor. Çünkü bunu yapmazsa, olup da genel titreşime uyumsuz hale gelenlerin geride kalan ham meyveleri de bozma ihtimali var!
Bu nasıl olur diyebilirsiniz. Bir kere her olgunluk düzeyi için kurallar ayrı işliyor. Daha yüksek olgunluğa erişmiş meyveler için geçerli doğruların daha ham olanlara yararı yok maalesef! Ham olan ısı ister güneş ister, olgunlaşmış olan soğuk bir buzdolabı belki!
Bu forumda da gördüğümüz gibi, tarih boyunca bir çok öğreti vaz edilmiştir, hepsi doğal olarak kendi düzeyinde olgunlara seslenmektedir. Bu sebeple kimseye hazırlop din dayatılamaz. Her varlık kendi durumuna uygun olan yolu seçecektir, olgunlaşmak için başka çaresi yok.
Örneğin neden RA bilgileri dünyadaki en az satılan kanal bilgisi olmuştur? Neden Gurdjieff doğduğu ülkede bile daha beş yıl önceye kadar tanınmıyordu? Ouspenky'nin kitabı neden sadece satın alınabildi ama okunamadı! (kitaplıkların köşesinde kaldı)
Birçok entellektüel tarafından aşağılanan TV programları, uzuuun saatler süren kadın programları da dindir! Onlar da kendi düzeyinde hizmet veriyorlar.
Varoluşun sonsuz basamaklarında rüya ribi dizilmişiz

Foton kuşağında bilinçlerimiz bir değişime uğramıyacak (tabi bazı arizi etkiler dışında), yalnızca değişime uğramış bilinçlere uygun fiziksel ortam hazırlanacak. Kullandığımız mevcut prototip, insan; yeni bilinç düzeyi için demode kalmaktadır.
Henüz olgunlaşmamış meyvelere ne olacak?
Onlar fevkalade koruma altındalar. Evren onlara g-özü gibi bakıyor. Bu açıdan en ufak bir endişe duymuyorum.
Kötü şeyler beklemeye hiç gerek yok, bize düşen (bence tabi), ANda sakin olup, bütünün hayrına olmakta olana kabul sunmaktır diye düşünüyorum.

Edited by - agnia on 19/08/2006 13:05:51
Go to Top of Page

reikim45
Elmas

Turkey
501 Posts

Posted - 19/08/2006 :  16:33:03  Show Profile  Visit reikim45's Homepage  Reply with Quote
Sevgili agnia konuyu çok güzel baglamışsın..eklemek istiyorum bazı şeyleri....Yani bu dgişimler tabiki şak diye olmayacak bu bir sürec belki 100 yıl sürebilir..
İnsanlık olarak bu degişime hazırmıyız o önemli toplumun büyük bir kesimi farkıdasızlıgı yaşarken...farkındasızlık diyorum çünkü ekmek kavgasında.......küçük bir kesimi ise lay lay lom havasında yaşıyor....
Bizim gibi mistik düşünenler ise nerede ise birnirlerine girecekler...giriyorlarda...bir kesim daha varki sosyetik. mistikçiler diyorum ben onlara.....tabi yargı olarak görme sakın canım bunlar benim gözlemlerim....Onlarda bir grup oluşturdu.....
Asıl mesele ise hazır olmayan büyük bir kesim var semavi boyutta takılan....İşte beni asıl korkutan da bu sanırım....bazıları bu degişimi yaşarken psikolojik vakaların toplumda artacagını düşünüyorum.Kryon un dedigine göre manyetik ızgara yerleştirildiginde ki o bölgelerden birirsi de Hatay da insanlar geçmiş enkernasyonlarını hatırladılar.....2012 yılından hatta daha önce 2008 den sonra da yerleştirilecek manetik alanlar bu 2012 ye hazıtlık...acaba toplum enkarnasyonlarını hatırlamaya başlarsa ne olacak.....
En azından bizler elimizden geldigince ışıgımızı genişletmeli ve aydınlanma fenımenini anlatmalıyız diyorum sevgiler...
.reikim45 Yöneticimizede ayrıca teşekkür ediyorum.bu yazı içini

Edited by - on
Go to Top of Page

Mavi
Elmas

Turkey
650 Posts

Posted - 25/08/2006 :  12:04:17  Show Profile  Reply with Quote
Aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkürler.
Bana içim diyorki; verilen tarihler net olarak belirleyici değil ve sürekli değişim dönüşüm içindeyiz; hem ruhsal hem de fiziksel olarak...
Bedensel olarak reflekslerim aşırı gelişmiş olduğu için en derin uykumda bile olanları farkedebiliyorum. Bu benim için dezavantaj. özellikle de astralda ani uyanmalarım beni zorluyor.
Bazen çok gerekiyorki; uyansam da (yarı uyanık halde) olanları bedenimdeki farklı değişim ve çalışmaları hissedebiliyorum. AN' a hazırlandığımızı biliyorum. SEvgili agnia' nın da dediği gibi; AN' da sakin ve hazır olmamız yeterli bence olması gerekenler için.
Herkese SEVGİLER...

Edited by - on
Go to Top of Page

Mavi
Elmas

Turkey
650 Posts

Posted - 24/11/2006 :  10:27:12  Show Profile  Reply with Quote
SEVGİLİ DOSTLAR,
WEBDE HABER OKURKEN, moral haber ADLI SİTEDE DNA İLE İLGİLİ HABERE RASTLADIM. SİZLERLE DE PAYLAŞMAK İSTİYORUM. KUTLU OLSUN.
SEVGİYLE...


DNA 'Yaşam kitabı' yeniden yazılacak


İnsan DNA'sının yapısında dramatik bir varyasyon keşfedildi. Yeni gen haritası insanlar arasında zaman zaman 10 katına varan beklenmedik farklılıklar...

24/11/2006

13 araştırma merkezinden bilim insanlarının yürüttüğü çalışmaya göre, insanların gen haritasının benzerlik yüzdesi 99.9 değil, 99. Yani düşünüldüğünden en az 10 kat farklı

Bu farklılıkların, tedavi edilemeyen hastalıkların sebeplerini ortaya koyacağı ve insanlıkla ilgili anlayışları da değiştirebileceği düşünülüyor.

Buluş, insanların genetik planı olan insan genomu (bir organizmanın kalıtımsal malzemesi) üzerine çalışan bilim insanlarını da şaşırttı. Şimdiye kadar insanlar arasındaki farklılığın genomun tek tek 'harf' sıralarındaki değişikliklerden kaynaklandığı, 'yaşam kitabı'nın birkaç yazım farkı dışında herkes için aynı olduğu varsayılıyordu. Yeni bulgularsa kitabın çok kez tekrar edilmiş cümle, paragraf hatta sayfalardan oluştuğuna işaret ediyor.

Ciddi hastalıkların cevabı
Çalışma, üç geniş ırk grubundan insan incelemek istendiğinden Çin, Japonya, Nijerya ve ABD'den 270 sağlıklı insanla yapılmış. Bulgular, insanlığın eskiden bilindiği gibi yüzde 99.9 değil, yüzde 99 aynı olduğu yönünde. Dolayısıyla insanlar birbirinden düşünüldüğünden en az 10 kat daha farklı. Bu da neden bazı kişilerin ciddi hastalıklara yakalandığını açıklıyor. Çalışma, her insanın bir anneden bir de babadan aldığı her genin iki kopyasının olması yerine, insanların birçok kopyayı taşıyabileceklerini vurguluyor. Diğer önemli bulguysa, en yakın akrabamız şempanzelerle benzerliğimizin yüzde 99 değil yüzde 96 olduğu.
Britanya ve ABD'deki 13 farklı araştırma merkezindeki uzmanların yürüttüğü çalışmalar, bilim insanları tarafından devrim olarak nitelendiriliyor. Tıbbi genetik otoritesi olarak anılan, Teksas Baylor Tıp Fakültesi'nden Prof. James Lupski, bulguların 19. yüzyılda Mendelian genetiğin 'babası' kabul edilen Gregor Mendel ve 1953'te DNA ikili sarmalını keşfeden Jim Watson ve Francis Crick'in yerini aldığını vurguluyor ve "Artık insan özelliklerinin basit DNA değişiklikleri sonucu olduğunu varsayamayız. Hastalıklar genomun yapısal varyasyonlarından kaynaklanıyor olabilir" diyor.

Bazı genler neden çoğaldı?

İnsan genomunda 3 bin civarında gen var, DNA kodu da 3 milyar 'harf'ten oluşuyor. Uzmanlar çalışmaya katılan 270 kişinin genlerinin yüzde 10'unun çoğalmış olduğunu buldu. Bu çoğalmanın neden bazı kişilerde olup diğerlerinde görülmediği bilinmiyor.

Afrikalı katılımcılarda HIV'e karşı bağışıklılık sağlayan CCL3L1 adlı bir genin, Güneydoğu Asya'dan insanlardaysa sıtmaya karşı yardım ettiği düşünülen, kan proteini üreten bir genin birçok kez kopyalandığı görüldü. Diğer araştırmalar, bazı genlerin kopyalanma sayılarındaki varyasyonun, alzheimer ve parkinson gibi hastalıklarla bağlantılı olduğunu da ortaya koydu.

(Independent, Reuters, Radikal)

Edited by - on
Go to Top of Page

BirNefer
Kehribar

38 Posts

Posted - 30/11/2006 :  00:50:15  Show Profile  Visit BirNefer's Homepage  Reply with Quote


DÜNYA PLANETİNE UMUMİ BİLDİRİDİR

Dostlarımız,

Artık bu Geçiş Döneminde Sizlere tüm Hakikatleri nakletmekle yükümlüyüz. Halen Planetinizde oluşan ve oluşacak olan hadiseler, hiç de sebepsiz değildir. Her hadise, bir Sebep - Netice zincirine dayanan bir Zincirler Bütünüdür.



Planetinizde Doğal Âfetler arzu edilmediği halde bölge bölge çoğalacaktır. OZON tabakasının açılış nedeni, tüm Dünya Hücrelerinin Kozmik Işınlara alıştırılma nedenidir. Nükleer kazalar bir Radyoaktif Aşılamadır.



Ozon ötesi MOR IŞIN'lar bu Boyut ötesi Bilgilerin Sizlere ulaştırılışı ve Tedriç Nizamına göre ( Direnç - Güç ) takviyesidir. Her şey Doğal yoldan, Doğal yöntemler ile, açılan Enerji Katmanlarının Yüksek Tesirleri ile oluşmaktadır.



Çünkü Planetiniz bu Doğaüstü Enerjileri almadığı taktirde bir Kum Bulutuna dönüşebilir. Ve halen çekilmekte olduğu yoğun Enerji Tünelinin içine giremez.



Planetinizin Kurtuluşu, bu Enerjjleri tüm Bünyesinde toplaması ile mümkündür. Bütün bunlar Sizlere o yoğun Atmosfere Girişte bir Bütünsel Direnç kazandıracaktır.



Bu yüzdendir ki, Yoğun bir Kozmik Akım Yağmuruna tâbi olarak, Aşılama Metodu dediğimiz bir yöntem ile, Planetiniz tüm Hücrelerine kadar, üstündeki tüm Canlı Bütünlüğü ile beraber bir Direnç kazanmaktadır.



İlerde bu Enerjileri absorbe eden Dünyanız geçeceği yoğun Enerji Boyutundan, kazandığı bu Enerji Direnci ile, hiçbir şekilde dağılmadan, bir Gece gibi kısa bir zamanda, hiç kimsenin fark etmeyeceği derin bir Uyuyuş Ortamında, bu Kara Tünelden geçecektir.



YENİ BİR DOĞUŞ - YENİ BİR BAŞLANGIÇ - İKİNCİ BİR YAŞAM. Hep Birlikte Güzel Dünyalarda buluşmak üzere ( 1981 Tünelinden geçildiği gibi ).

SULH



Not : Bu Geçiş tüm Evrensel Bütünlük ile beraber olacaktır. Bizler sadece Planetinizden Sorumlu Görevlileriz.





Edited by - on
Go to Top of Page

scieno
Kehribar

Turkey
87 Posts

Posted - 10/03/2007 :  00:01:03  Show Profile  Visit scieno's Homepage  Reply with Quote
Merhaba,
Bilgi vermek üzere buradayım.
BirNefer ; tarafından 30/11/2006 tarihli verilen yazı Bilgi Kitabından alıntıdır. Çok yıllar önce yayınlanmıştır.
Burada verilen bilgiler 9'ar yıllık hesaplara uyar. Ve doğruluğunu adeta kanıtlar.
1972 ( o yılı bilenler, göz önündeki detayları hep atladılar)ve ardından 1981 bu dokuzlu yılların geçişleridir. Bu aralıkta dünyaya büyük ölçüde farklı boyutlardan varlıklar insan olarak inmişlerdir. İnen her varlık bir görev üstlenerek gelir,
ama kimse bunlardan bir pay çıkarıp kendini özel varlık olarak görmesin.
Bazen sadece bir noktada, bir bölgede olmak dahi bir görevdir. Teknolojik bir olaydır ve kolay tanımlanır.
Bu dönemin en belirgin özelliği, 1972-81 aralığında dünyaya gelenlerin, her zamankinden daha fazla sayıda solak olmasıdır. Unutmayalım geçişler analog'tur. Tek tük 82 yılına kalmış olanlar da olur.

2012 (ya da 2011) yılı Galaktik İnsan kitabının son bilgi sayfalarında NASA'nın teknik somut ifadeleriyle anlatılır. Hesaplanan süreç sanırım tam olarak 25850 yıl.
Ancak, geçtiğimiz yüzyıl itibarı ile bu son aşama 300 yıl ertelenmiştir. İlerde "hani birşey olmadı, hepsi uydurma bunların" demesin kimse.

Bu 300 yıllık dönemde, hızlı evrim dönemi olarak daha kısa sürede aşılabilmesi için teknik uygulama ile 200 yıla indirilmiştir.
Güncel yayınları izleyenler, Japonların, Dünyanın günlerinin halen 16 saat olarak hesapladıklarını -ama nedenini bilmediklerini- biliyorlardır, okumuşlardır.

Bu 200 yıl;
...Bilgi Kitabında Güneşin Frekansının değiştirildiğini yazar. Ama açıklama vermez. Öğrenmek isteyenlere bilgiler başka bir yerden çok geçmeden verilir. Çünkü bu yolda ne denli amaçlı ve ilkeli olduğunuz(biatınız) önemlidir.
Nitekim, İleri derecede hassas müzik kulağı olanlar geçtiğimiz yıllarda Lâ frekansının 440 dan 442 ye yükseldiğini bildirmişlerdir.
Lâ frekansı Güneşin frekansıdır (ve tam sayı olan tek notadır).
Lâ 'nın frekansında 2 Hz'lik değişimin güneşin frekansında onun kütlesi dikkate alındığında ne denli güçlü bir değişim ve artan bir çekim gücü yaratacağı kolayca tahmin edilebilir.
Buradan devamla,,
Dünyanın dönüş hızı tamamen güneşin dünüş hızı ve çekim gücü ile bağlantılı olduğundan,
Dünya'da bu arada -postu kaptırmamak- Güneş tarafından çekilip yok olmamak için kendi hızını artırmıştır.
Ve bu arada da tabii ki çekim gücü-gravitesi de değişmiştir.

Hızın artması ile ilintili olarak, ileri yaştaki insanların, günlerin daha hızlı geçtiğini söylediklerine sık sık tanık olursunuz. Ve çoğu zaman işlerin bitmesi için zaman yetmez, bir türlü.
Diğer bir taraftan da, aynı aktivitesini koruyan bir çok ileri yaştaki insan, -50 yaş civarı- daha çabuk yorulduklarını gözlerler. Ama nedenini kimse bilmez, yaşlılığa verilir..
Oysa yerçekim gücü daha fazladır ama onlar G=9.8 'e göre biyolojik yapılanmalarını tamamlamışlardır.

Diyeceğim, gerek maya takviminden gerkse diğer kaynaklardan verilen rakamlar doğrudur ama, bu 300 yılı 200 yıla indirmek paralelinde de hızlı evrim dönemini yaşamaktayız.
Bu aslında insana sağlanan bir kolaylıktır.
İnsan sağlanan kolaylıkların gözler önünde binlercesi var. Bir yazımda da onlardan bahsederim.
Sevgi saygı ve selamla/S3

Edited by - scieno on 11/03/2007 04:26:29
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 10/03/2007 :  03:56:14  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Teşekkürler scieno,

İlginç paylaşımlar izliyoruz,

Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 10/03/2007 :  04:35:07  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

quote:
Originally posted by scieno
.
.
Ancak, geçtiğimiz yüzyıl itibarı ile bu son aşama 300 yıl ertelenmiştir. İlerde "hani birşey olmadı, hepsi uydurma bunların" demesin kimse.

Bu 300 yıllık dönemde, hızlı evrim dönemi olarak daha kısa sürede aşılabilmesi için teknik uygulama ile 200 yıla indirilmiştir.
.
.



Paylaşım için çok teşekkür ederim Scieno.

Bu '200 yıl' bilgisi benim için çok yeni. 2012 yılında aynı zamanda dünyanın kutuplarının değişeceği bilgisi de vardı foton kuşağına girileceği bilgisiyle birlikte.

Maya takviminin bitişi olan 21.12.2012 tarihi aynı zamanda 'hasat zamanı' olarak biliniyor. Bu durumda eski bilgilerimizin hepsi doğrudur diye kabul etmekle birlikte, -tek fark olarak- gerçekleşmesi beklenen yaklaşık tarih 2212 yılıdır diye mi düzeltmeliyiz önceki bilgilerimizi?

Günlerin kısalmasından daha çok dikkatimi çeken bir bilgi olarak değerlendirdiğim için, 2012 ye 200 yıl eklenmesiyle ortaya çıkan 2212 tarihi konusunu özellikle tekrar sormak istedim. :)

Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

scieno
Kehribar

Turkey
87 Posts

Posted - 10/03/2007 :  18:09:09  Show Profile  Visit scieno's Homepage  Reply with Quote
ilginize teşekkür ederim.
ilgilenen öğrenmek isteyen 1 kişi dahi olsa büyük kazançtır diye bakılır..
cevap olarak:
kesin tarihler üzerinde durmayın. iki önemli nedeni var;
1. geçişler analogdur. ve insan öyle bir varlıktır ki, bir kitapta yüce yaratıcı, sizi idare etmek benim için bile çok zordur der.
bu nedenle sürekli yeni düzenlemeler yapılır yeni programlar devreye alınır.

2. -bu bağlamda da diyebileceğimiz- zaman kaymaları vardır.
ama sonuçta o civarda bir tarihtir..

zaman kaymalarını gerçekte zaman zaman farkına varabilir, görebiliriz.
bazen 1-2 gün bazen 1 ay olabilir.
hiç anlatılmadığı için bilmeyiz ve es geçeriz. bazen birinin yaptığı bir hata zannederek, ya da herhalde ben yanlış hatırlıyorum,,gibi,, diyerek.

1881 den başlayarak herkes 9'ar yıllık dönemler halinde bir tablo çizebilir, gelişimi görebilir.
görecekleri birkaç uyumsuzluğun açıklaması vardır. yeter ki bilmek istesinler. ama çok bilmek için değil!!

öylesine hızlı ve heyecan verici bir geçiş dönemindeyiz ki anlatmak gerçekten çok zor. ancak karşımızdakinin de o bilinç seviyesine gelmesi ve bir yerden sonra anlatmadan bilgi akışının olması gerekiyor.

bulunduğumuz ortam da her bilgi bir zerre eksiği olmaksızın mevcut.
yaratıcı hiç bir açıklamayı eksik, ve anlaşılması zor olarak bırakmamıştır.
görmemize tek engel biz, kendimiz'iz.

çekim güçleri ve hız artmasına ek olarak;
1999'dan sonraki güneş patlamaları konusunda NASA, artık bugüne kadarki bilgilerimize dayanarak bir tahmin yapamıyoruz. güneşte olanlar bizim tahminlerimizin tam tersine gelişiyor,, demiştir.
yani "biz iflas ettik" bu konuda demişti.

aynı çekim gücü ve hız değişikliği dünyada da gözlediğimiz olağan dışı olayları getiriyor. verilen bilgiler yorumlar genelde rastgele. vermemiş olmamak için.
dünyanın manyetik alanı bu nedenle hızlı değişimler gösteriyor ve göçmen kuş sürülerinin yollarını kaybettiği gözleniyor.

evet bilgi çok, anlaması görmesi de kolay.
sadece "çekilin önünüzden".
s3

Edited by - on
Go to Top of Page

Süvari
Elmas

Turkey
455 Posts

Posted - 10/03/2007 :  18:52:56  Show Profile  Visit Süvari's Homepage  Reply with Quote
Sevgili scieno,

Teşekkürler,

üç beş sene önce bir hayli kalabalık olan işyerinde gökyüzünde gözüm Güneşe ilişti

Etrafında büyük bir hale vardı, dışarıya doğru genişleyen çok güzel bir manzara idi, vakit belki 15.00 ile 16:00 gibi kimsenin dikkatini çekememiştim. HE Öyledir gibi beni kırmamak için lütfedip baktılar, arkadaşlar. Kimseyi yargılamak gibi asla düşüncem olamaz, Kendi kendime soruyorum, bazen ya da bana deniyor ki boş ver ne yapacaksın, herşeyi sorgulamayı nasıl olsa olacak olacaktır. Elle gelen düğün bayram.

Geçenlerde bir kanaldan bilgi gelmişti bu geçiş dönemi il ilgili bir şekilde haberimiz oluyor işte insanımızın belkide yüzde doksanı duymamışken hiç birşeyden haberi yokken..
Bir sevgili dedi ki sigarayı bırakmamız gerekiyormuş, Çünkü hücrelerin bir araya tekrar gelişinde sorun yaşayacakmışız...!

Sanki içimden Ruhumdan geldi o SES bana mümkünmü ne bıraktırabilirdi sigarayı; 3 PAKET tükedirken, hiç düşünmedim veda bile etmedim o saniyede o emir içimden geldi sanki bıraktım...

Sanki diyorum çok mu ciddiye alıyoruz, falan zaman şu olacak o zaman da gelip geçiyor. Zaman konusunda evet diyorum ki belki beş altı senedir. Çok çabuk akıp gidiyor. Acaba gençlerde böyle düşünüyormu..? Psikolojik olmasın.?

Neyse Yaşamak zor zanaat,,

Sevgiler efendim....


Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 10/03/2007 :  19:23:35  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Bilgiler için teşekkür ederim, Sevgili Scieno,

Hem bu başlıkta, hem diğer başlıklarda yazdıklarınızı ilgiyle takip ediyorum. :)

Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

Highlander
Kehribar

38 Posts

Posted - 10/03/2007 :  21:31:21  Show Profile  Visit Highlander's Homepage  Reply with Quote
Neyse N Holding bilgileride gelmeye başladı.

Edited by - on
Go to Top of Page

scieno
Kehribar

Turkey
87 Posts

Posted - 11/03/2007 :  04:37:01  Show Profile  Visit scieno's Homepage  Reply with Quote
N Holding bilgileri nedir iskoçyalı??('')

Edited by - on
Go to Top of Page

Highlander
Kehribar

38 Posts

Posted - 15/03/2007 :  22:38:30  Show Profile  Visit Highlander's Homepage  Reply with Quote
İki adet holding var. Biri N Holding digeri P Holdind
İki holding in de sahibi aynı.

Edited by - on
Go to Top of Page

scieno
Kehribar

Turkey
87 Posts

Posted - 15/03/2007 :  23:16:51  Show Profile  Visit scieno's Homepage  Reply with Quote
ben N holding bilgilerini sormuştum, açıklamanız için, iskoçyalı.

kaç holding olduğunu bildirmişsiniz, ama onu sormadım.

açık olarak yazmak daha sağlıklı olmaz mı? madem iki holding var, ikisini de yazın!
s

Edited by - on
Go to Top of Page

mika_hakinen
Akik

19 Posts

Posted - 27/05/2007 :  23:04:37  Show Profile  Visit mika_hakinen's Homepage  Reply with Quote
2012 'deki değişimi ve boyut atlama'yı beyin fırtınası olmak açısından şöyle tanımlıyabilirmiyiz fikirlerinizi almak istiyorum..
İnsan beynini %4-5 oranda kısıtlı olarak kullanır, kullanılmayan büyük bir kısım ve kapasite vardır.. Zaten bu kapasitenin biraz üstüne çıkan insan için dahi , evliya vb.. sıfatları anında yapıştırılıyor..
Foton kuşağı ile oluşacak etki , insan beyninin kullanılmayan bazı bölümlerinin açılması ile sonuçlanabilirmi.. Yani şöyle diyeyim , biz 3. boyutta iken kullandığımız beyin kapasitesi %4-5 iken 4. boyutta bu artıcak ve boyut atladıkca beynimizi kullanma kapasitemizde artıcak. Bu ikisini birbirine bağlıyabilirmiyiz..

Edited by - mika_hakinen on 27/05/2007 23:05:53
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 08/06/2007 :  20:03:49  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


ÜÇ GÜNLÜK KARANLIK


F. Joseph Montagna tarafından derlenmiştir. (Kirael'in BÜYÜK DEĞİŞİM kitabından alınmıştır.)

Derin bir endişeyi ifade ederek başlamama izin verin. Üç Günlük Karanlık, korku ve panik ile değil, Dünya'nın 4. Boyuta yükselişi ile ilgilidir. Lütfen anlayın, bu sadece sizi yükseliş işlemine hazırlamak için bir girişimdir. Bu Değişim, sevgi ile ilgilidir, ve hissettiğiniz korku kendi seçiminizdir. Akıllıca seçim yapın, dostlarım, çünkü Değişim, farkındalığın uyanışının başlangıcı olacak.

Aslında Üç Günlük Karanlık, Dünya Ananın Foton Kuşağına girişi ile ilgilidir. Bu olay Üç Karanlık Günü kapsamaktadır ve bu Değişimin ya da 4. boyuta (5. boyuta) yükselişin müjdecisi olacaktır. Bu dönem boyunca size neler olacağı hakkında kısa bir özet yapmama izin verin. Bütün olay 7 ya da 10 günlük bir dönemde gerçekleşecek fakat lütfen bu rakamların kesin olduğunu düşünmeyin, çünkü 1 gün az ya da çok olabilir.

İLK GÜN

İlk gün, tam tamına bir kargaşa hissi olacak. Bu korku yaratmak için tasarlanmamıştır. Evet, Yaratıcı korkuya izin verir, ama siz bu korkuya kapılmak zorunda değilsiniz. Bu yazıyı okuyanlar, o dönemde ortaya çıkacak olaylara önceden hazırlanmış olacak. Hala korkuyu önlemek için çaba sarf etmelisiniz, çünkü bu olay bütün Dünyada nüfuz edecek. Bu, herkesin korkularını iyileştirerek Değişimi gerçekleştirdiğinden emin olmak için Işık Varlıkları tarafından planlanmıştır. Ve yine, korku içinde yaşadığınız için, aslında bu korkudan birçok iyi şey yaratıyorsunuz. Korkularınızı iyileştirmek, tamamen, Yaratıcı'nın planının bir parçasıdır.

Bu, şimdi neden şu anki korkularınızı ele almanızın gerektiğinin başka bir nedenidir. Korkularınızın üstesinden gelmede ve onları yok etmede deneyim kazandıkça, Değişim ile daha iyi başa çıkabileceksiniz.

Bugünlerde uğraştığınız bazı korkularınız şöyle senaryolar içermekte: Faturalarım ödenecek mi? Evli kalacak mıyım, kalmazsam eğer ne yapacağım? Bütün paramı aptal bir yatırımda kaybedecek miyim? Evet, bunların hepsi gerçek, fakat yapmanız gereken tek şey probleme karşı koymak, ve onu (bilincinizde) berraklık yaratacak noktadan ele almaya hazır/gönüllü olmak. Böylece, daha az korkutucu ve yönetilebilir olacaktır.

İşte bu yüzden kendinizi tanıma çalışmalarınızı ve diğer derslerinizi zamanında tamamlamanız vurgulanmaktadır. Korkularınızın üstesinden gelmeyi mümkün olduğu kadar iyi öğrendiğinizde, Değişim bir kabustan çok bir macera haline gelecektir. Uygulama/çalışma mükemmeli getirir.

İlk gün boyunca, kitlesel hastalık ve görünüşte yıkıcı bölünme illüzyonu ile titreşeceksiniz. Tam anlamıyla 3. Boyutu terk edecek ve 4. Boyuta gireceksiniz, Foton Enerjisiyle birlikte. Dünyanın değişimini o güne kadar hiç deneyimlemediğiniz kadar çok hissedeceksiniz. İlk 12 saatte ya da gün boyunca, pek ortalıklarda dolanmak istemeyeceksiniz. Durağan kalmaya zorlanacaksınız.

Bu Dünya Ananın ani fren yapma yöntemidir. Bu dönem boyunca, kendini sarsacak ve birçok özelliğini yeniden düzenleyecek. Bütün bunların hepsi daha şimdiden planlanmıştır ve Dünya kendini yok etmeden ne kadar ileri gideceğini tabi ki bilmektedir. Bu sizin ilk işaretiniz olacak #8211; kitlesel kargaşanın ortaya çıkışıyla onu takip eden Dünya ananın gürlemeleri.

Buna göre daha önemli bir çok deprem yaşadınız bile. Aslında, bu sefer depremler hemen hemen sıradan bir hale gelecek. Sizin 8 ya da 9 Rihter Ölçeğinizden bahsetmiyorum, daha çok 5 ya da 6 hatta daha az, çünkü bu Dünya Ananın kendini Değişime hazırladığına işaret etme şeklidir. Bununla birlikte, kendini, boyut enerjisinin 3.den 4.ye ilerlediği ve Foton Kuşağı enerjisinin Dünyayı içine çekmeye başladığı son Değişim pozisyonuna yerleştirdiğinde, 3. Boyuttaki son dönüş aşamasını hazırlayacak. Sonuç olarak, yaklaşık ilk günün 12 veya 16 saat sonrası, kalan zamanlar tam anlamıyla zor olacak. Lütfen panik yapmayın! Kaç kere hatırlatılmaya ihtiyaç duyuyorsunuz biliyor musunuz? Lütfen panik yapmayın! Bu ilk saatlerde sakin kalabilirseniz, her şey yerine oturmaya başlayacak çünkü başlangıçtaki deprem sarsıntıları ve bölünmeler şiddetle azalmaya başlayacak.

Ortaya çıkmaya başlayacak diğer özellikler, sıcaklıkta ve güneş ışığında azalmalar içerecek. Daha sonraki birkaç gün boyunca hava akşam üstü gibi olmaya başlayacak. Bu noktadan itibaren çok fazla güneş ışığı görmeyeceksiniz, en az bu değişimi atlatana kadar.

Bu zaman süresince, dehşet verici bir uyanış meydana gelmeye başlayacak. Psişik / telepatik yetilerinize bağlı olarak, öbür tarafa geçmiş olan arkadaşlarınız ve akrabalarınız sizinle iletişime geçebilecekler. Bu sizin, bir çoğunuzun daha önce hiç deneyimlemediği / yaşamadığı bir biçimde görevinizi yerine getirmenize imkan verecek. Bu, son yıllarda bir çok ruhsal rehberin size neden şiddetle MEDİTASYON yapmanızı önermesinin bir başka sebebidir. Bu söz vurgulanmalıdır, ona önem vermeniz gerektiği için.

İKİNCİ GÜN

Bu gün, artan karanlık bütün Dünya'ya nüfuz etmeye başlayacak, daha önce hiç yaşamadığınız / hissetmediğiniz bir soğukla birlikte. Bu derin bir soğuk olacak çünkü içinize işleyecek. Bu zamanda, karbon temelli olmayan diğer varlıklarla da bağlantı kuracaksınız. Bu, neden korkuya dayalı bir hayat yaşayamayacağınızın bir başka sebebidir, yüzleşeceğiniz şey en büyük sınavınızın bir kısmı olacak. Anlamanız gereken tek şey; BU BİR TEST! Yapmanız gereken şey Işığı üstünüzde tutmak, böylece farkındalığınız yükselecek ve sınav yok olacak.

Üçüncü gün, Dünya Ana tamamıyla Foton Kuşağına girmiş olacak ve Dördüncü Boyuta gerçek geçiş meydana gelecek. Bu zamanda, Foton Enerjisi Yeryüzünü tamamen saracak, ve Üç Günlük Karanlık başlayacak. Foton Kuşağının dış bandı, üçüncü boyutun özünü temizleyip dördüncü boyut enerjisini ateşleyebilmek için son derece yoğundur. Karanlık varolacak çünkü ışık parçacıkları o kadar yoğunlaşacak ki "yok" görünümü alacaklar. Bu dış banttan çıkış yaklaşık üç
gün sürecek ve tamamıyla karanlığın içine çekilmişsiniz gibi görünecek. Zamana takılıp kalmamaya çok dikkat edin, aldatıcı olacaktır ve enerjinin yerleşmesinin ve sakinleşmesinin daha uzun sürmesine sebep olacaktır.

Foton Enerjisi, içine girildikçe, güneş ışığını tamamen engelleyecektir. Bu gerçek bir karanlık oluşturacaktır. Foton Kuşağının özü güneş ışığını engelleyebilecek güçtedir. Her nasılsa, güneşin termal enerjisinin bir kısmı Foton Enerjisini delip geçebilecektir, böylece bir "Buz Çağı" yaşamayacaksınız. O kadar şiddetli olmayacak ama inanın ki çok soğuk olacak. Bedeniniz, bir çoğunuzun deneyimleyeceği hareketsizliğin karşılığında titreşimsel bir değişime uğrayacak.

Dışarıya çıkıp sorunları halletmeye çalışmak hiçbir şey ifade etmeyecek. Aşağı inip köşedeki dükkan açık mı diye bakmaya gitmeye çalışmak gerekmeyecek. Açlıktan ölmeyeceksiniz. Üç günde kimse açlıktan ölmez. İlk aşamada, metabolizmanız değişecek böylece yemek ihtiyacı hissetmeyeceksiniz. Onun yerine sadece çok hafif maddeler yiyeceksiniz. Başlangıçta, sadece Yaratıcının Işıktan oluşturduğu bitki alemi var olacak. Bu, Yaratıcının size sağladığı ama her nedense bu noktaya kadar akıllıca yararlanamadığınız bir şeydir. Artık bu bitkileri sadece akıllıca kullanmakla kalmayıp titreşimlerinin gerçek özünü / aslını da öğreneceksiniz. Eminim ki bazılarınız bu duruma uyumlanmakta zorluk çekecek, fakat birçoğunuz bu yeni yiyecek kaynağından zevk alacak.

Aynı zamanda bu olay gerçekten Yeryüzünü içine çekecek, bu olayı tamamıyla yaşamak kaderinde olanlar, titreşimsel beden transferi ve hareket birliği hakkında zaten bilgilenmiş durumda olacak, böylece fiziksel öz tamamen korunmuş olacak. Bütün bu günlük / olağan seviyede öğrendiğiniz şeyler çok uzak gelecekte olmayan o zamana bir hazırlanış şekli.

Bu üç günlük karanlık ve soğuk döneminin ortasında, dünya populasyonunun çoğu güçsüz ve hareketsiz halde olacak. Öyle yavaşlamış olacaksınız ki bu üç gün şimdiki zamandaki gibi geçmeyecek, ve böylece korkunun bir kısmı ortadan kaldırılmış olacak. Yoğunluğun bu kısmından geçişinizi zar zor hatırlayacaksınız. Bu olay başladıktan ve üç günün ilk gününü geçirdikten sonra, kendi içinizde tamamen kış uykusu halini alacaksınız.

GEÇİŞTEN SONRA

Bu karanlık günlerden çıkışınız en uç beklentilerinizin bile ötesinde olacak. Karanlık dağılınca, günışığı gelmeden önce başka bir 2 ya da 3 günlük bir dönem yaşayacaksınız. Bu dönemde hava akşam karanlığı gibi olacak. İlk adımınızı attığınızda daha önceki gibi ayaklarınızın artık yere değmediğini farkedeceksiniz. Havada sıçrayabildiğinizi, bir süre orada kalabildiğinizi, yavaşça yere inebildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni enerjinin hala yoğun olduğu bölümler olacak, yani bazen aldatıcı durumlar olabilir.

Bedeninizin içinde hareket eden bir şey hissedeceksiniz, ve bedeninizi içinizde ışık saçan bu yeni enerji ile doldurabildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni sizi içine çeken bu yeni hissi seveceksiniz.

Bu yenilikle baş etmeyi yeni realitede size yardımcı olacak öğretmenlerin rehberliğinde öğrenmeniz iki yıldan dört yıla kadar bir zaman dilimi gerektirecek. Bu öğretmenler paylaştıkları için onurlandırılacaklar ve siz de onları takdir edeceksiniz. Şimdi neden hepimizin derslerimizi Geçişten önce tamamlamamız gerektiğini anlamaya başlıyor musunuz? Böylece, daha sonra bunları deneyimlemeye gerek kalmayacak.

Tamamlanmamış her deneyimi direkt olarak bu yeni realiteye taşıyacaksınız, bu nedenle Geçişten önce mümkün olduğunca hazır olun ki diğerleri yeni hızda ilerlerken siz değerli vaktinizi onlarla boşa harcamayın.
Onca zaman geçmesine rağmen neden hala acıkmadığınızı merak edeceksiniz. En ufak bir açlık hissetmemekle kalmayıp, vücudunuzdaki yağlar / şişmanlık da, hepsi olmasa da çoğu, yok olacak. En sonunda açlık duyduğunuzda, Yaratıcının bizim için yetiştirdiklerini yemek ihtiyacı hissettiğinizi fark edeceksiniz. Aslında hep orada olan ama daha önce asla farkedemediğiniz bitkileri göreceksiniz. Birini alacak, ağzınıza atacaksınız ve o da yavaşça ağzınızda çözülecek ve siz de enerjisinin sisteminizde ortaya çıkışını hissedeceksiniz. Ve sonra birden değişik nefes aldığınızı fark edeceksiniz. Nefesiniz başınızın tepesinden gelecek ve alışılmadık bir biçimde tamamen bedeninizi dolduracak. Böylece, Geçişten sonraki ilk birkaç gün, daha önce deneyimlediğinizden, alışık olduğunuzdan farklı olan her şeyle işlev görmeyi öğrenmekle geçecek.

Bir çok yeni şey, yeni ve aydınlanmış düşüncelerinizi meşgul edecek. Bütün düşünme sisteminiz fazlasıyla açık olacak, ve hafızanız hazır olduğunuzun da ötesinde olacak. Yaklaşık 2000 yıl boyunca Dördüncü Boyutun zevkine varacaksınız.

Genel anlamda, dostlarım, bu sarsıcı bir dönem gibi görünmesine rağmen, (bu dönem) toplu aydınlanma sürecinin başlangıcıdır. Hepiniz, bir çok yaşam boyunca yükselişin tamamını hatırlamak için hazırlanıyorsunuz. Hiçbir şey boşa gitmemiştir. Derslerinizi büyük bir ilgiyle ve istekle öğrenin, böylece eski bavullarınızı yeni ve heyecan verici çağa taşımamış olursunuz.

Her birinizin yaşam planı belli başlı deneyimleri içerir ve her deneyim yeni bir anlayış düzeyi yaratmak için tasarlanmıştır. Bir dersi kısa kesmeyi seçtiğiniz her seferinde, o ders, daha sonra üstünde çalışasınız diye yeni realiteye ertelenir. Deneyimleme ihtimallerini asla geri çevirmeyin.

Her şeyin geçmişte hayalini kurduğunuz bir yere taşınmış olduğu yeni bir enerjide uyandığınızı düşünün. Çevrenize baktığınızda ve hayatın potansiyellerini incelediğinizde, hayat göz alıcı güzelliktedir. Ve sonra, yeni bedeninizi ve onun yeni enerjideki yetilerini anlamaya başlarsınız. Her nasılsa, tamamlanmamış öğrenim durumuna uygun olarak, Yüksek Benliğiniz, daha önce kaçtığınız belli başlı deneyimleri tekrarlamak zorunda olduğunuz bir plan yapar. Tüm varlığınızla yeni enerjiyi deneyimlemek / yaşamak isterken, bütün dersler tam öğrenilmeden bir adım dahi ileri gidemeyeceksiniz. Bu yüzden hiç bir ihtimali göz ardı etmeyin. Yüksek Benliğinizin sizin için yarattığı her şeyi büyük bir arzuyla tamamen öğrendiğinizden emin olun, çünkü bu sizin yeni bin-yıla girişinize izin verecek.

Bu sadece başlangıç. Bu kısa süre zarfınca toplam deneyimi yargılamayın, ve en önemlisi PANİKLEMEYİN!

SORULAR VE CEVAPLAR

S: Ne kadar lineer zamanımız kaldı? Yaklaşık olarak Geçişin ne zaman gerçekleşeceğini bize söyler misiniz?

C: Gerçek zaman konu dışı. Konumuz "ne zaman" olacağı değil, aslında "yolculuğun" kendisi. Dünya Anaya ve Titreşim Sistemine bağlı.

Dünya'nın titreşimi yükseldikçe, bu, Sıfır Noktasına doğru ilerleyişini yavaşlatacaktır. Bu süre zarfında, insan kitleleri yükseliş işlemi için hazırlanabilirler. İronik olarak, korku üzerine dayalı olarak hazırlanmaya çalıştıkça, korkuya kayışınız daha da hızlanacak. Bunun için mücadeleniz, dostlarım, korkusuzca diğerlerine öğretmektir. 12 DNA sarmalının yokluğu ile İnsanın düşünme işlemi, bazı insanların korkuyu kitleleri kontrol etme yöntemi olarak kullanmasına izin vermiştir, aynı şekilde kişisel kazanç elde etmesine de izin vermiştir.

Işık zorlanamaz ama her birimiz ve hepimiz tarafından kabul edilebilir. Daha fazla insan nüfusu hazırlanana kadar Foton Enerjisini ertelemek istiyorsanız, daha çok aydınlanmalısınız. Korkuya kapılmayın. Foton Enerjisi gelmektedir ve durdurulamaz. Yine de ne kadar daha fazla kardeşinizi Değişime hazırlayabilirseniz, Dördüncü Boyutta o kadar fazla güzellik ve ışığı paylaşırsınız.

S. Sıfır Alanından, ve Değişim ve üç günlük karanlıkla bağlantısından biraz daha bahseder misiniz?
C. Üç günlük karanlık süresince, Dünyanın manyetik alanı sıfıra düşecek, ve elektromanyetik faaliyetler duracak. Bu, Sıfır Alanı ya da Foton Kuşağının dış tabakası olarak bilinmektedir, ve Üçüncü Boyuttan Dördüncü Boyuta geçişi alamet etmektedir. Dördüncü Boyuta geçtikçe, zaman kendini sıkıştırmaya (yoğunlaştırmaya) başlamış olacak ve bu da tam manasıyla gezegensel sistemi sıkıştıracak ki Dünya Ananın kara kütleleri farklı bir boşluğa (uzaya) sıkıştırılsın. Bu kıtalar, okyanuslar ve nehirler için önemli değişimler (kaymalar) yaratacak. Sonuç olarak, bu Dünya Ananın Kendini temizlediği enerji değişimleri kadar fiziksel bir değişim de olacak.

S. Bu kulağa korku dolu bir zamanmış gibi geliyor, büyük depremler yaşayacağımız. Yani şimdi bunun farkında isem, o zaman korkmayacağım çünkü neler olduğunu bileceğim, haklı mıyım?

A. Söylemesi kolay ama hafıza ayrıca hücreseldir de. Günlük korkularınızdan çok daha farklı bir korku olacak. Birçok kişi olan bitenin farkında olsa bile, kitleler reaksiyon gösterecekler. Daha önce kitle bilincinden bahsetmiştik, bunun için diğerlerinin düşüncelerinin tuzağına düşmemenin önemini görmeye başlayabilirsiniz. Tamamen farkındalık içinde olanlar, diğerlerinin neler olduğunu daha iyi anlamalarına yardım edecekler. SAKIN PANİKLEMEYİN! Bunu kaç kere hatırlatmamız gerektiğini biliyor musunuz?

PANİKLEMEYİN!

S. Değişim Dünyanın her yerinde aynı şekilde mi gerçekleşecek?

C. Cevap yankılanan bir 'evet'. Bu toplu bir Dünya Değişimi, ve tek bir yer bile atlanmayacak. Neden birisi bu olayı kaçırmak istesin ki? Bu huzursuz dönem, Dördüncü Boyutun güzel enerjisine bir giriş. Dünyanın özü, binlerce yıldır hiç olmadığı kadar mümkün olan en yüksek titreşime ulaşacak.

S. Elektrik ve gaz olmadan nasıl hayatta kalacağız? Ya yemek pişirmek, sıcak banyo, radyo ve televizyonlar?

A. Bu olayın en ilginç bölümlerinden biri de bu özel soruların yanıtları. Birçoğumuz, bu dünyanın yaratıklarının desteğine öyle bağımlı olmuşuz ki bir türlü nasıl hayatta kalacağımızı anlamaya başlayamıyoruz. Bunun cevabı iki bölümden oluşuyor. İlk olarak, elektrik gücünü yitirdiğinizde, yerine Foton Enerjisi gelecek. Unutmayın ki fosil yakıtlarınıza olan bağımlılığınız sizi petrol kartellerine tutsak eden etkenlerden biridir. Aşırı madde desteğinin olmadığı hayatın saflığı, yakında kesin yüksek anlayış biçimi haline gelecek.

İkinci olarak, Galaktik Kardeşlik (Birlik) bu enerjinin dönüşümü esnasında size yardımcı olacak. Çok hızlı hareket edecekler ki en önemli ihtiyaçlar yerine getirilebilsin. Bu gezegende kalan ruhlara yardım etmedeki hızlarını hayal bile edemezsiniz.

S. Değişime dahil olan diğer realitelerden de bahseder misiniz?

C. Dünya Ana yaşayan ve nefes alan bir varlık, tıpkı bedeninizin yaşayan ve nefes alan bir varlık olması gibi. Fiziksel bedeniniz bütün ile kıyaslandığında küçük gibi görünebilir, ama canlı ve iyidir. 'Sıfır Alanı', 'yakılmamış' (aydınlatılmamış) her bir fiziksel beden için rahatsızlık verici olacaktır. Bu yüzden, sıfır alanına girerken kullanabileceğiniz iki enerji vardır: ses ve ışık. Üçüncü boyut bedeniniz de ışıktan yapılmış bir hücresel yapıdır.

Fiziksel bedenleriniz ve insan elementi evrenlerdeki düşük titreşimler arasındadır. Bu negatif bir durum değil; Sadece Gerçek. Bununla birlikte, bu, DNA azaltma işleminin bir parçası olmaya karar verdiğinizde yapmış olduğunuz bir seçimdir. Açıklayıcı olması amacı ile, sadece şunu diyeceğiz: Sahip olduğunuz yoğunluk ile spektrumun altında ikamet etmektesiniz. Yüksek spektrumda bir çok dereceler vardır, mesela Melekî Alem, Ruhsal Rehber Alemi gibi. Işık bedene dönüşen bütün Büyük Üstadlar, Ruhsal Rehber Alemindedir, ve bunun ötesinde, bütün evrenlerde yaşayan varlıkların özlerine nüfuz eden "Işık Varlıkları" alemi mevcuttur. 'Işık Varlıklarının' üstünde, Akaşik kayıtlarla birlikte, Işık Varlıklarının daha konsantre formu olan "dış ışık bandı" bulunmaktadır. Bunun ötesinde ise, Yaratıcı enerjisinin bütününe giden Mesih Bilinci vardır.

S. Biliyorum ki içimde ışık var, fakat onu nasıl harekete geçireceğim?

C. Bu bir çok şekilde cevaplanabilir, yine de her zaman insan varoluşunun içsel çalışma anlayışının üç temelini içerir. İlk ve en önemlisi, meditasyondur, bunu otomatik yazma ve sonra
"uyku hali programlaması" denilen yöntem takip eder. Bu yolculukta bu basit araçlardan biriyle ya da hepsiyle çalışabilirsiniz.

Işığı nasıl harakete geçirirsiniz? Zaten harekete geçirilmiştir ve sadece nasıl en yüksek potansiyeline çıkaracağınızı bilmeniz gerekmektedir. Bu yolculuğa başlamak için yukarıdaki araçlardan birini ya da hepsini kullanın. Üçüncü boyuttaki çeşitli disiplinleri (yukarıda belirtilenler gibi) uyguladığımızda, bu disiplinler, bedenlerimizin titreşimsel frekanslarının yükselmesine yardımcı olur. Kendimizi açıyoruz ki ışık kaplarımızı ya da ruh kaplarımızı doldursun. Ne kadar çok açarsak, daha fazla ışığın girmesine izin veririz. Gerekli hazırlanmayı yapmadan aceleyle bunu yaparsak, ışığın zarar verici olduğu bir durum yaratabiliriz. Bu işlem, kendimizi yavaş ve nazikçe açmamız için, ışığın tamamen bizi doldurması niyetimizle birlikte, çeşitli ruhsal öğretilerden geçtiğimiz yolculuğumuzu içermektedir. Bunu adım adım yapmalıyız, ve sonra Değişim gerçekleştiğinde, tamamen hazırlıklı ve Dördüncü Boyut deneyimine geçmeye hazır olacağız. Şu anda deneyimlediğiniz yoğunluk, kendini Dördüncü Boyut enerjileri ile uyumlamayacaktır, bu nedenle yapılması gereken çok şey var. Seçim sizin!

www.2012.com.au
Tercüme:
© 2003 Semra Ekmekci
2012.8m.com © 2012 LimitSiz | http://2012.8m.com


İnternet ortamından alıntıdır.


Edited by - on
Go to Top of Page

Tsunami
Elmas

318 Posts

Posted - 12/06/2007 :  12:47:04  Show Profile  Visit Tsunami's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qaan, aktarim icin tesekkürler.

Yukaridaki yazida bahsedilen sürec bana cok tanidik geldi cünkü üc senedir bu zamani yasadigim rüyalar görüyorum. Solgun iyice gri bir aksam üstü. Hissettigim ilk sey telas ve digerleri gibi ne yapacagini bilmez bir halde saga sola kosturmak. Bu ilk telasim cabuk geciyor.Ondan sonra yaptigim etrafi sakinlestirmeye calismak. Korku degil , büyük bir inanc ve olan herseyi muazzam bir sahne gösterisini izliyor gibi hayranlik ve sükran duygulari icindeyim. Bir kücük ayrinti daha: bütün bunlar yasanirken gökyüzü binlerce beyaz isiklar sacan ufolarla dolu. Yalniz olmayacagiz yani

Edited by - on
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 12/06/2007 :  13:32:46  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

Sevgili Tsunami,

Özellikle o gri gökyüzündeki, binlerce beyaz ışıklar saçan ufolarla ilgili cümlenizi okurken, sanki o an'ı yaşar gibi oldum.

Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 28/01/2009 :  20:12:15  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tsunami Sevgili Qaan,

Bu anlamda birkaç rüyamı paylaşmak isterim;
Bir rüyamda gece her yer karanlık ancak gökyüzünde yüzlerce uçan rengarenk araçlar ve tam bir festival ortamı.Ancak kaos yok, korku yok sadece mutluluk..
Diğer bir rüyamda aynen Tsunami gibi gri bir atmosfer ve ortam.Anlatması çok zor..ve gökyüzünde ani bir kaos ve tam dik bir açıyla aşağı doğru büyük bir hızla inen bir yolcu uçağı ve yere çakılmasıyla ortaya çıkan bir enerji patlaması.Sonuçta gökyüzü ve yer alevler içinde, nereye kaçacağımızı bilmiyoruz ancak nasıl birşey bilmiyorum büyük bir sakinlik.Korku yok, öleceğimizi bilmemize rağmen korku yok ya da ölmeyeceğimizi bilmenin rahatlığı..
Birbaşkasında hemen dünya atmosferinin üzerinde bir küçük aracın içinde ben ve kardeşim.Müthiş bir sakinlik,sessizlik..Ancak birdenbire bir rüzgar ( uzayda ) ve biz o rüzgarın etkisiyle bir yere savruluyoruz.Bir okyanus kıyısı ve o kıyıda araçlarının yanında dünyaya geçmek için bekleyen diğer insanlar.Ancak okyanusta kıpırtı yok, havada kıpırtı yok..Heryer ve herşey sessiz.( judie Foster'ın oynadığı " the contact " filminde babasıyla karşılaştığı gibi bir yer)

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 28/01/2009 :  20:17:49  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Pardon unuttum, bir de geçenlerde okuduğum bir yazıda Foton Kuşağı etkisi sonrasında kazanılacak özelliklerden biri olan, yerçekiminin azalması nedeniyle adımların daha yumuşak atılması ve havada belli bir süre kalabildikten sonra yumuşak bir biçimde tekrar yere inmekle ilgili gördüğüm rüyalar..
Çocukluk ve daha gençlik dönemlerimde çok görürdüm ancak geçenlerde çok daha net ve etkileyici ( daha anlamlı ) bir şekilde gördüm.Adeta gerçekti ve beni izleyen insanlara şaşırıyorum neden bakıp şaşırıyorlar, yapması çok kolay diye..
Paylaşmak istedim..

Sevgiyle

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 01/03/2009 :  21:13:39  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Arkadaşlar, rüyalarınızı hep geleceğe yüklüyorsunuz, oysa gelecek henüz yazılmadı, olasılıklar var.Belki de eski kayıtların ortaya çıkışıdır bu rüyalar, neden böyle düşünüyorum ki? Bilmiyorum...:))

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 05/03/2009 :  21:34:28  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Çok çok özürler sevgili kurby:)) bu geç dönüş için.( ya hep kurabiye diyesim geliyor lütfen kızma:)) )
Çok haklısın olasılık meselesinde aslında.Eski kayıtlar ise, onlar rüyalarda ve mitlerde.Çok haklısın çok.
Okumuştum,dünyanın bilgisi kaybolmasın diye hep mitlerde ve bilinçlerde diye ( uydurmuyorsam eğer )
Akaşik ya da levh-i mahvuz meselesi belki de.
Ama şu senin manalı gülüşünün altında acaba o zamanlara ait kendinle ilgili bir bilinç aydınlanması ya da flaş patlaması mı sözkonusu, ne dersin:))

Edited by - on
Go to Top of Page

kurby
Elmas

Turkey
1049 Posts

Posted - 05/03/2009 :  22:01:28  Show Profile  Visit kurby's Homepage  Reply with Quote
Hayır.:)) Ama tüm bu yazılanları okuyunca nedense hep içimden bunların olmuş ya da olmakta(paralel evren) olduğunu düşünüyorum.Buna bir anlam veremiyorum da.Sadece bunu sormak istemiştim, bunu böyle hisseden tek kişi benim sanırım.:))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 05/03/2009 :  22:09:14  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Hayır ben de yatay gerçeklik te olduğunu (zaman olmaksızın) sezinliyorum. Yani gerçeklikler var ve bilinç ve enerji etkileşip yaşanıyor/yaşanmış/yaşanacak... Mesela Maya'ların şu anda paralel gerçeklikte yaşadıklarını düşünüyorum ve enerji kapılarından da kristal kafatası bıraktıklarına...

Edited by - on
Go to Top of Page

elek
Kehribar

62 Posts

Posted - 05/03/2009 :  23:14:19  Show Profile  Visit elek's Homepage  Reply with Quote
National Geographic de kristal kafatasları ile ilgili bir belgesel izledim. Bunların tamamını çok özel bir mikroskop gibi bir alet le inceliyorlar ve yontu da kullanılmak üzere hazırlanmış çok özel bir aletin izlerini buluyorlar yüzeylerde. Sonuç insan yapımı. Yani bu belgeseldeki sonuçtu. Kafataslarının bilinmeyen kişilerce , bilinmeyen bir sebeble 20.yy da yapıldığını anlatıyordu.Sanırım 1930 larda ya da kırklarda. Güney Amerikadaki pirmaitlerin içine kasıtlı konulmuş.

Edited by - elek on 05/03/2009 23:21:18
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 05/03/2009 :  23:43:30  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
İşte ben de o programı izledim. Bir tane de bir kuruma kimliksiz gönderiliyor. Bunu inceleyip, yapay olduğunu söylüyorlar, gönderen belli değil. İzlerken şunu düşündüm: Gönderen neden bir kuruma yollar? İsimsiz olarak? Ve neden bu kadar (IBM de filan incelerler, Maya ların bölgesinde kadının sahibi olduğu) bunun olmadığı üzerine "enerji, zaman, para" harcarlar? Bunu düşündüğüm zaman yani çürütmek için verilen emekleri ki bunların çoğu resmi kurumlardır; çürük bir şeyi neden bu kadar emek ve para harcayarak çürütmek isterler. Yap düzinelerce yap bir tane sopalarla bir piramit v.s.

Dezenfarmasyon ve kafakarıştırma için büyük emek ve para harcamalarına şaşmıyorum? Neyi gizliyorlar?

Hem Kenedy i kim vurmuştu? Ladin yakalandı mı? Yok arkadaş bir adam yakalayamayacak kadar beceriksiz yetkileri bu nokta da kabu etmiyorum. Yani genel olarak ne isteniyor, alet izi olmayan mı? Şimdi o bu teknoloji de yapılamaz mı?

Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

alemtac
Zümrüt

Turkey
250 Posts

Posted - 15/03/2009 :  13:21:35  Show Profile  Visit alemtac's Homepage  Reply with Quote
KRİSTAL KAFATASLARININ ZAMANSIZ ESRARI

Başmelek Metatron ~ James Tyberonn kanalıyla

Selamlar Sevgililer, Ben Işığın Lordu Metatron’um ve her birinizi Koşulsuz Sevgiyle sarmalıyorum.
Her birinizi tanıyoruz, sizleri hayal edebileceğinizden daha yakından tanıyoruz ve size yuvanızı, yolunuzu, bu zamanda Dünya’da olmanızın gerçek amacını hatırlatmak için buradayız. Sevgililer, muazzam bir sıçrayışa, deneyimlemeyi zamanın çağları boyunca beklemekte olduğunuz bir sıçrayışa düşünebileceğinizden daha yakınsınız. Ve heyecanınızı, endişelerinizi ve umutlarınızı biliyoruz. Etrafınızda sistemlerin çöktüğünü görüyorsunuz. Ekonomik kriz içinde olan bir dünyayı görüyorsunuz, güvenliğinizin eritip gittiğinden korkuyorsunuz. Korkmayın! Her şey mükemmel. Sistemlerin değişimi gereklidir, az sayıda insana hizmet eden ve kitleleri görmezden gelen o sistemlerin temizlenmesi, yeniden yüklenmesi ve yeniden ayarlanması gereklidir. Ancak bu size neyin doğru, neyin gerçek olduğunu göstermiyor mu? Gerçek hazinenizin kalbinizde olduğunu göstermiyor mu? Birçok insanın enerjilerini odaklayarak bir ömür harcadıkları şeylerin birkaç haftada büyük ölçüde buharlaştığı görülüyor. Mesaj nedir? Armağan nedir? Sevgililer, değeriniz gerçekte nerede yerleşiktir? Şu anda olan bitenlerin çoğunun bir korku tezahürü olduğu görünüyor. Yine de size korkmamanızı söylüyoruz, sistem değişmek zorundadır ve dünyanızda son zamanlarda bakış açısında bir değişim oldu. Amerika’da olanlarınız korku yerine umudu seçtiniz. Kaybolduğu görülen şeyler geri dönecek, ama farklı bir şekilde ve düşünebileceğinizden daha hızlı şekilde. Para hayal ettiğiniz şey değildir, o bir anlaşmadır ve bir enerji formudur ve enerji asla kaybolamaz, sadece dönüşür. Gerçek bolluk kalptedir ve Sevgililer, Ruh’un para sıkıntısı yoktur. Size düşünmeniz ve kucaklamanız için bugün bu umut mesajını veriyoruz.
Orijinal Mavikopya
Ve bu toplantıda, çok ilginç bir konu olan Kristal Kafatasları konusundan söz edeceğiz.
Ve kanal soruyor, ‘Kristal Kafatasları’ tam olarak nedir?
Lineer Dünya perspektifinden Kristal Kafatası, çoğunlukla genel kuvars olan çeşitli kristal malzemesinden yapılmış olan insan – şekilli kafatasıdır. Ancak, orijinal kafatasının sizin supra kuvars (kuvars ötesi) diyebileceğiniz dünya dışı kümeden (kayaç) yapıldığını söylüyoruz. Bu supra kuvars, elmas veçhesi ile ve simyasal anlamda frekanssal altın ile alaşım halinde olan saf kuvarsı kapsar. Bu, Atlantis’in Kristal Ayı’nda ve görkemli Tapınak Kristallerinde kullanılan benzer materyaldir, benzerdir ama tam olarak aynı değildir. Aslında orijinal kafatasları lineer terimlerle Atlantis Tapınak Kristallerinden daha erken tarihlidir (daha önce gelir).
Orijinal kristal kafatasları başka bir dünyadan ve başka bir realiteden geldi. Tüm realiteler Altın Ortalama Phi Oranı vasıtasıyla kristal kutsal geometrik bilinç modeline dayanarak yaratılır. İnsanlık ve aslında fiziksel Dünyanız (Dünyalarınız) bu paradigmasal (bu modele ait) matriks formülü içinde tasarlanır. Ve böylece Kristal Kafatasları da aynen formüle edildi, ancak daha büyük bir frekanstan, mükemmelliğin frekansından formüle edildi. Kafatasları aslında mükemmel insan varlığının prototipi olarak oluşturuldu. İçinde insan varlığının mükemmelliğini içerir, bunun tüm veçhelerini kucaklar, on iki kutsal veçheyi barındırır ve bu şekilde formüle edildi ve buraya getirilmesinin nedeni buydu.
Orijinal olarak, o taşıyıcılar kristal modelli kafataslarını Dünya’ya Arkturus ve Pleiades’ten getirdiler ve LeMurya’ya getirildiler, ama aslında gezegen tam olarak kutupluluk içinde olmadan önce model buraya getirildi. Gezegene, sıfır noktası Dünya’sında (manyetik olmayan plan) olan Gökkubbe zamanında getirildi. Topraktan yapılmış bir Dünya, tam bilinçte olan Eterik Ruh’un androjen tezahürüyle iskan edildi. O zamanlar Gökkubbe’nin çökeceği, çözüneceği önceden biliniyordu ve plan bu modeldi, bu olağanüstü hologramik kayıt idi, orijinal kristal kafatası bu başlangıç bütünsel veçhenin prototipi olarak hizmet edecekti. Ve böylece o içinde DNA’nın 12 iplik modelini, tam olarak bilinçli berrak zihni ve tekamül etmiş insan Varlığını kapsıyor.
Kristal kafatasları içlerinde insan deneyiminden önce olduğunuz şeyleri ve insan deneyimi tamamlandığı zaman olacağınız şeyi kapsar, sonsuzluk döngüsü.
Ve böylece gezegen dualite gezegeni olduğunda, kristal kafatasları bu amaca hizmet etti. Gökkubbe çağında Dünya ders gezegeni, tekamül okulu değildi; bunun yerine mükemmellik içinde bir alem olarak düşünülebilecek olan bir gezegendi, insan deneyimi ve insanlığın tekamülü için üniversite rolünü henüz almamış olan boyutsal bir alem idi. Evet, anlıyor musunuz?
Kayıp Cennet
O Gökkubbe çağı birçok kadim metinlerde efsanevi Aden Bahçesi olarak sözü edilen ‘Kayıp Cennet’ idi, tüm isteklerin, tüm bilincin ilahi olduğu ‘İnsan – öncesi Dünya’ idi. Dual değildi, kutupluluk yoktu. Adam Kadmon metaforik Bilgi Ağacından ‘yasak meyvayı’ henüz yememişti ve ‘çıplaklığının’ farkına varmamıştı. Bilinç filtreleri yoktu. İnsan mecazi kundalini yılanı tarafından dualiteye sızmak için ‘baştan çıkarılmamıştı’.
Daha sonra insanlık deneyimi seçildiği zaman, ruhlar Dünya – ızgarasını ve insanlık ders ve genişleme döngüsünü seçtiği zaman, Gökkubbe çöktü ve ızgara yerine yerleştirildi. O zaman insanlık için mükemmellik hologramının yerinde olması gerekliydi. Bu kronolojide ve bu şekilde kristal kafatasları o mavikopyanın taşıyıcısı oldu ve frekanssal bir ışık feneri olarak hizmet ediyor. Böylece kafatasları, insan bilinci için yaratılan ve insanlar sizin Dünya dediğiniz uzun zaman devresine girdiğinde insanlığın bilincine formatlanan programdır.
Gerçekten doğru bağlamda insan deneyimine giren tüm ruhların, önce hologramın frekanssal mikrodevre paradigması içinde bir formatlama işleminden geçerek insan deneyimine girdiğini söyleyeceğiz, bu hologram sizin kristal kafatası dediğiniz yoğunlaştırılmış modele sıkıştırılmış ve katılaştırılmıştır. Ama burada berrak olmak zorundayız, kristal kafatası modeli daha büyük frekanssal hologramı ihtiva eden koruyucudur veya depolama kütüphanesidir ve onun muazzam frekanssal verileridir, ancak hologramın kendisi değildir. Bunun yerine, bir kopyasını yoğunlaştırır, saklar, dönüştürür ve onu 12 Dünya Boyutuna yansıtır. Görüyor musunuz?
Bir anlamda, örneğin, bir müzik CD’nize harika bir senfoninin kaydı ile aynı şeydir, CD müziğin reprodüksiyonunu içeren dijital formattaki bir kopyadır ve müzikal bilgiyi deneyimlemenizi sağlar, ama senfoni değildir, çalan orkestra değildir. Yine de onu dinlediğiniz zaman, zihninize kaydedilir ve onu istediğiniz zaman yeniden çalma yeteneğiniz var.
Kristal kafatası en karmaşık işlemle katılaştırıldı ve programlandı. İçinde, kendi içinde holograma eklenen inanılmaz bir frekansı içermesi için tasarlandı. Böylece kristal kafatası, onurlandırıcı bir hatıradır ve ruhun içinde mükemmel model olan silinmez damgalar bırakan bir ileticidir. Ruh, birleşik alandan dünyasal kalıba girdiği zaman, ruhun ilahi veçhesi içine massedilir. Tanrısal Benliğe, Bilinçaltına veya İnsan zihninin süper bilinçaltına kaydedilen modeldir. Mükemmel insan, daha sonra insan deneyiminin alt spiralindeki insan versiyonu değil, orijinal damga; reenkarnasyon dediğiniz büyüme döngüsüyle orijinal ve kusursuz paradigmatik arketibe doğru geri tekamül eden insanın ulaşmayı arzuladığı model.
Orijinal kafatası bu mükemmellikte tutuldu ve bugün bile benzeri yapılan o kristal kafatasları hologramdan enerji çekebiliyor ve o enerjinin parçalarını taşıyabiliyor, bazıları diğerlerinden daha fazla enerji tutabiliyor.

12 + 1:

Metatron’a soru: 13 tane kafatası olduğundan bahseden bir efsane var, bundan söz edebilir misin?

BM Metatron: Evet, 13, ama sadece bir tanesi 12’nin ful enerjisini taşıyor. Böylece, bir tanenin 12 tekil veçhesinin her birini temsil eden 12 adet tezahür etmiş kafatası vardı ve merkezdeki bir adeti çevreleyen 12 kafatası vardı, zamanla törensel ve sembolik bir kutlama (adet, tören) oldu. 12’nin her biri dünya planının 12 boyutunun her birinin bir veçhesini ve ifadesini temsil etti. Ve her bir bütünsel boyutun 12 bölümünün her birini, DNA’nın her bir ipliğini, 144’ün her bileşenini temsil etti. Böylece, 12’nin her biri, bütünü kapsayan birin onikide biridir. Bu şekilde 13 adet vardır ve bu durum Lemurya’daki ve daha sonra Atlantis, OG, Mısır ve Yucatan’daki insanlık tarafından fark edildi, kabul edildi.
Ama tekrar berrak olmayı diliyoruz, 13 tek bir bütündür ve bütünün 12 parçasıdır. Ve tek (bir) insan paradigmasının taşıyıcısıdır ve ruh bu deneyime girerken bununla damgalanır.
13 Kristal Kafatası Morfokristalik Tezahür işlemiyle orijinal olarak üretilir, buna Orion’un Üstatlarından alınan insan genetik damgasını kapsamak üzere frekans aşılanmasıyla Pleiades ve Arkturuslular dahildir. Bunlar aslında sizin gerçek dünya dışı soyunuzdur ve kristal kafatasları aynı şeyin frekanssal kaydıdır.
Dünya Dışı Orijin

Metatron’a soru: Ve öyleyse kafatasları Arkturus’tan gelen orijinal kafatasları mıydı?

BM Metatron: Arkturus’ta yaratıcı şekilde tasarlandıklarını söylemek daha doğrudur. Orada dünya insan deneyimi kavramı yaratıldı ve büyütüldü. Tüm insanların bir Arkturus deneyimi olduğunu söylüyoruz ve Arkturus harika bir yaratıcılık alemidir, sizin deyiminizle tüm yaratıcılığın oyun alanıdır. Dünyadaki insanlar olarak sizin yaratıcılığınızın çoğunun Arkturus alanına, frekansına uyumlanan kendinizin bir veçhesinden geldiğini bilmek sizi şaşırtacaktır. Orası insanın yaratıcı olduğu yerdir. Örneğin, sanatçı olarak düşündükleriniz; onlar bedenlerinde olmadıklarında ve ilhama sürüklendiklerinde nerededirler, onların çoğunun Arkturus’ta olduğunu söylüyoruz. İlginç şekilde, onların çoğu Arkturus’ta yaratıcılığı ifade ediyorlar. Bu provokatif değil mi?

Metatron’a soru: Başkaları gibi geçen yıl kristal kafatasların incelenmesine çok çekildim. Bunun nedeni nedir, Yükseliş ile mi ilgili?
BM Metatron: Bazı şekillerde ilişkilidir ve evet Yükseliş dünyaya gelirken, mükemmel insan modeli etrafında büyüyen bir enerji var. Sizin durumunuzda, bu ayrıca gerçeği, gizemin açığa çıkmamış parçasını anlama arzusudur. Bu bakımdan, jeolojiye veya kristal taşlara olan ilginizle aynıdır. Bazı şekillerde, bir düşünceyi form tezahür ettirmeye kristallendirme ile aynıdır. Akademik bir bakış açısından, kutsal gizemi bilinir kılma arzusudur. Aslında Tyberonn birçok Atlantislinin ve diğer kültürlerin yaptığı gibi, kristal kafatasları ile çalıştı. Onları anlamak için onlarla yapılan bir çalışma vardı ve insan zihninin kafataslarıyla birleştirilmesiyle, engin miktarda bilginin kilitlenmiş olduğu ve verilmiş olduğu keşfedildi. Eğer bir insan o enerji verilerinin bir parçasını kendisiyle birleştirebilirse, bununla bilgi gelir. Bu biraz bir kütüphanede araştırma yaparak zaman geçirmeye benzer. Kafataslarının içindeki bilgi Evrensel Zihinden gelir ve çok ilgi uyandırıcı ve büyüleyicidir. Zenginleştirici ve engindir. Kim olduğunuzun farkındalığını canlandırır. Bilincinizi kristal bir kafatasının içine koymak en büyük beklentilerinizin ötesindeki bir dünyaya portallar ve kapılar açar (aslında onlarla çalışma şekli budur). Ancak kafatasına girmek sözel bir diyaloga benzemez, paradigmanızı değiştiren, farkındalığınızı genişleten ani ve anlaşılabilir bilgi alışına, bilgi indirmeye benzer. Bazıları bilgiyi görsel imgeler olarak, diğerleri bilgi paketleri, bilgi yükleme olarak alır, bazıları da her iki şekilde alır. Bilgi zaten bilinçaltındadır, sizin süper bilinçaltı dediğiniz bilinçaltının daha derin bölümündedir. Sizin ultraviyole dediğiniz ışık aleminde mevcuttur.
Ve böylece kafatasları ile ilgili bağlantı veya ilginin nedeni kitlesel bir orana ulaşıyor, insanlıkta kendisini daha iyi anlamak için bir hareket var. Ve bu zamanlarda artık insan türüne hizmet etmeyen o modelleri reddetme, onun hayrına olan nitelikler ve en iyi örneklerle yeniden ayarlamaya gereksinim var. Dünyanın kendisi gibi, insanlık da sistemi yeniden yüklüyor, aslında bu Yükseliş ile eşdeğerdir ve Yükselişi tanımlar. Hem makro hem de mikroda artık işlemeyen sistemler parçalanıyor, çöküyor ve kendilerini düzeltecek, geliştirecekler. Bu şimdi sizin ekonomi alanlarınızda gerçekleşiyor.
Evrensel Zihnin bilgisi Kristal Kafatasının üzerinde ve ötesinde var olur. Yine de, Evrensel Zihin kafataslarının içinde saklanmıştır ve sıkıştırılmıştır ve insanlığın yararlanabileceği bir şekilde saklanmıştır. Onun içindeki bilgi, insanın erişimi için kendisini sunan bir formatta formüle edilmiş ve dönüştürülmüş ve özel olarak tercüme edilmiştir. Belirttiğimiz gibi bu, insanlık için mükemmel prototip olan özel bir model içindedir.
Yeniden Ayarlama

Kafataslarına yolculuk yapmak zihinsel farkındalığınızı yeniden ayarlar, yeniden yükler ve sizi mükemmelliğinizle, içsel İlahi BENLİĞİNİZ ile daha yakın hizalar.
Kristal kafatasıyla çalışmanın en iyi yolu, onun içine girmektir. Kristal bir mağaraya giriyormuş gibi kafatasına girdiğinizi gözünüzde canlandırın. Kafatasının içine tamamen girmek ve onun sizin etrafınızı sarması için kendinizi minicik yapın. Onun enginliğinin içinde kendinizi anlamsız, önemsiz gibiymişsiniz yapın ve harikaların ve hazine dünyasına girin. Kendinizi ona açın ve sunulan şeyi inceleyin, metaforik olarak konuşursak, siz yaratılışın orijinal mağarasındasınız. Onun içine girdiğiniz her seferinde size farklı bir dünya, farklı bir boyut, farklı bir paradigma ve paralel bir kristalin düşünce sunabilir. Her seferinde her yönden ve giriş açısından öğrenmenin farklı bir esası sunulabilir. Girdiğiniz aynı açıdan ayrılmadığınızı görürsünüz ve girdiğiniz yerden farklı titreşimde bir Varlık olarak çıktığınızı keşfedersiniz.
Daha önce belirttiğimiz gibi, Yükseliş Kristal Kafataslarının artmış farkındalığının parçasıdır. Aslında Yükseliş, Birleşik Alanın Kuantum Kristal Enerjisinin yeniden ortaya çıkmasıdır ve böylece bu enerjide Kristal Kafataslarının yeniden ortaya çıkışı aynı değerdedir. Galaksinin tam/kesin merkez hizalanmasına sadece birkaç yılınız var ve bu vektör yüksek BENLİĞİNİZİN ve yüksek bilincin daha fazlasının göksel frekansa genişlemesini sağlar.
Böylece, kadim Kristal Kafataslarının amacını ve güçlü yeteneklerini, bu gizemli genişlemenin bir parçası olarak anlamanın zamanıdır. Bunların daha geniş bir enerjinin, şu anda gezegeninizi çevreleyen bir hologramın ve etrafınızdaki 12 Işık Boyutunun bir parçası olduğunu anlamak çok daha önemlidir. Bu hologram aslında Birleşik Alandır, Kristal frekanstır ve makroda tüm güneş sisteminizi, güneşinizi ve tabi ki Dünyayı kuşatır. Altın Güneş Diski olarak refere ettiğiniz şey, Kristal Kafatasların insanlık için mavikopyayı kapsaması gibi aynı şekilde tekamül eden gezegeniniz için 12 Işındır, DNA’dır.

Kafataslarını Arayış: Kutsal Yeniden - Keşfe Uyanış

Sevgililer, Kristal Kafataslarına daha fazla dikkat gösterilmesinin nedeni vardır. İnsanlığın yüksek ışık miktarına ilerlemiş olanlarının %10’u bu kafataslarıyla çalışmaya çekiliyor ve diğer %90’ının çoğunun bu konu üzerinde merakı çok fazla. Televizyon belgesel filmlerinin bunları incelemesinin, bunlarla ilgili sinema filmlerinin yapılmasının ve kitaplar yazılmasının nedeni budur. Bir çok uygarlığın kristaller dahil çeşitli materyallerden oluşan insan şekilli kafataslarıyla ilgilenmelerinin nedeni budur. Birçoğunuz kristal kafataslarını bilen, anlayan ve saygı duyan toplumlarda ve kültürlerde geçmiş yaşamlara sahipsiniz. Bazılarınız bu zamanda onlarla uyanmak için kutsal bir vaatte bulundunuz, şimdi tamamlamaya zorlandığınızı hissettiğiniz kutsal bir yemin.
Bugün dünyanızda bilinen Kristal Kafatasları, orijinal olarak Lemurya ve Atlantis’te tezahür ettirilmiş olan kafatasları kadim kafatasları dediklerinizdir, kendi insan kafatasınıza yaklaşık boyuttadır ve çoğu kadim harabelerin arasında bulunmuştur. Ancak, bulmadığınız başka kafatasları vardır ve eterik boyutta olan kafatasları da vardır. Atlantik ve Karayip’in sularında zamanın çamur ve kumlarıyla örtülmüş bazı kafatasları vardır.
Orta Amerika ve Meksika bölgelerinde çeşitli boyutlarda, bazıları oldukça küçük olan sayısız kafatası vardı. Bunlar özellikle küçük olanlar insan yapımıdır ve orijinal kafatasları gibi aynı enerjiye sahip değildir. Küçük olanlar insan yapımı olan daha büyük kafataslarıyla aynı enerjiye sahip değildir.
Orijinal 13 kafatasının yeriyle ilgili soru ortaya çıktı. Ve ilginç bir yanıtı ortaya çıkarıyor. Yanıt vermeden önce, Dünyanın boyutlarının zaman – sırasının lineer perspektiften algıladığınız gibi olmadığını anlamalısınız. Daha doğrusu, tüm zamanlar Kuantum Birleşik Alanda Çokluevrende birlikte var olur. Böylece, birçok Dünyalar, birçok paralel Dünyalar ve olası geçmişler ve geleceklerin değişimiyle hizalı olan olası Dünyalar vardır. Tüm bu dünyalar geçerlidir ve Ebedi ŞİMDİnin lenslerinde somut realite olarak deneyimlediğiniz olası Dünya kadar gerçektir.
Geçmişteki olasılıklardan konuşursak, sorunuzu yanıtlamak için kullanılabilecek çok sayıda farklı yorumlar vardır, hepsi de kendi yerine sahiptir. Böylece aslında bir zamanlar var olan veya var olduğu tasavvur edilenler hala mevcuttur. Daha önce size Atlantis’in Altın Çağının geleceğinizden, sizin geçmiş algınıza çekildiğini söyledik. Üzerinde düşünüp taşınacağınız bu karmaşık aksiyoma sahip olarak, size birçok farklı kristal kafatasları ve titreşim seviyeleri olduğunu söylüyoruz. Bu kafataslarının çoğu sizin şu andaki titreşim seviyenizden veya boyutunuzdan değildir. Yine de temsil ettikleri modelin hologramı çok boyutlu bir eklemedir ve omni – paradigma içinde frekanssal olarak mevcuttur.
Çoklu Evren
Biraz daha açıklamak için, ‘TÜM VAR OLAN’ Zamanın ve Bilincin Simyasında yansıtılmış bir illüzyondur. HER ŞEY sizin ÇOKLU EVRENDE bilinçli olarak birlikte yarattığınız ve eşzamanlı olarak deneyimlediğiniz paralel işleyen programlardır.

Dünya’daki boyutsal realite sizin lineer olarak deneyimlediğiniz zaman sırasında ortaya çıkması için programlanır. Bir server (sunucu) tarafından programın kolaylaştırılması sizin bilgisayar terminolojinizdir, bu durumda server gezegensel ızgaradır. Programlar hologramik realiteler olarak sokulabilir, eklenebilir. Tüm uygarlıkların bir anlamda programlar olarak Izgara Server’ına eklendiği devirler ve çağlar vardır. Tamamen gelişmiş uygarlıkların kollektif bilinçdışının akışı içindeki, yaratılmış realiteleri mümkün kılan bilinç ızgarasındaki engin ‘yaradılış denizinde’ hiçbir yerden aniden ortaya çıkmış görünmesinin nedeni budur. Lineer zaman fonksiyonel, maksatlı bir illüzyondur. Aslında tüm programlar eşzamanlı olarak işlemektedir. Bundan dolayı ruhüstü seviyesinde, siz Kristal Çokluevrenin Birleşik Alanında birçok uygarlıkları ve tüm yaşamları aynı anda deneyimliyorsunuz.

Ama sorunuzu şu andaki geçmiş paradigmanıza hizalı olan bir bağlamda yanıtlamak için, orijinal yerleşimin Mu’da olduğunu söylüyoruz. Buelat olarak bilinen kutsal dağdaki kutsal Hiva Tapınağına yerleştirildi. Ve daha sonra Atlantis’te, Poseida Tapınaklarına yerleştirilen dünya dışı orijinal kafataslarının ikinci tezahürü gerçekleşti.

Bunların bazıları tufanda ve Poseida’dan kaotik göç sırasında Yucatan’ın bölgelerine bağlayan toprak köprülerde kayboldu. Bunlar üçüncü tsunamilerde kayboldu. Dört tanesi sağlam kaldı. Bir tanesi Karayipler’deki bir Tapınakta suların altında görüldü. Sonra 13 taneyi yeniden oluşturmak için Og ve Mısır’da kopyaları yaratıldı. Zamanla birçok 13 seti oldu.
Ancak Mu’ya getirilen orijinal kristal kafataslarının hepsi sağlamdır. Şimdi, başlangıçtaki 13 tanenin (12+1) Tibet’in altında boyutsal bir kanyonda (boşlukta) yerleşik olan eterik bir kilitte olduğunu söylüyoruz ve aslında onları koruyan gizli bir düzenin Budist Keşişleri vardır. Atlantis’ten gelen 13, olası gelecekte hala mevcuttur. Bu ilginç değil mi.
Metatron’a soru: Yükselişin gerçekleşmesi için orijinal 13 kafatasının bir araya getirilmesi gerektiği söylendi. Bundan bahsedebilir misiniz?

BM Metatron: Yukarıda sizinle paylaştığımız gibi, onlar bir aradadır. Tibet’in altında eterik olarak çember oluşturuyorlar. Yükseliş kapısının kilidini açmak için bunların fiziksel olarak toplanması ve kavranması ve bir araya getirilmesi gerektiğine üzülmeniz gereksizdir.
Ama berrak olalım, ortaya koyduğun noktanın özüne dokunan, insanlığın bütünü yaratmak için 12 veçheyi bir araya getirmesi gerektiğidir ve gerçekte Harmonik Convergence (Armonik Yakınsama) dediğiniz çok önemli olaydan bu yana bu yerine konmuştur.
Birçoğunuzun 12 + 1 ile ilgili hissettiğiniz şey, Kristal Kafatasları tarafından aktarıldığı şekliyle orijinal modelde yeniden keşif yapma içsel dürtüsüdür. Bu nedenle birçoğunuz şimdi modern bir modeli elde etmek için kadim çağrıyı hissediyorsunuz ve onun sizinle çalışmasına izin vermeye başlıyorsunuz. Onunla, 12 DNA ipliğini uyandırabilirsiniz ve 13’ün tamamlanmasına birleştirebilirsiniz.
Böylece 13’ü bir araya getirme çağrısı, ikili bir çağrıdır, 13’ü oluşturmak için 12’yi yeniden birleştirme bireysel ve kollektif çağrısı. Bu spiritüel bir çağrıdır, Rüyacıyı uyandırmak için kutsal bir Arayıştır ve döngüyü tamamlamak için kim olduğunuzu yeniden keşfetme çağrısıdır.

Dünya Döngüsünün Kutsal 12’si

Realitenizde ve kozmoloji mitlerinizde 12 çok aşikardır:

· 12 İplikli DNA
· 12 Kristal Kafatası
· 12 Zodyak Burcu
· 12 Saat
· Yılın 12 Ayı
· Mesih’in 12 Havarisi
· İsrail’in 12 Kavmi
· Kral Arthur’un 12 Şövalyesi
· Atlantis’in 12 Tapınağı
· 12 Titan (Dev)
· 12 Güneş Diski
· 12 Mahkeme Üyesi
· 12 Jüri Üyesi
· 12 Kutsal Gerçek
· 12 Çakra
· 12 Yaratıcı Tanrı
· 12 Noel Günü
· Dünya’nın 12 Boyutu

13’e ilerleme, sizi realitenin bu aşama seviyesindeki duyguları anlamak için lineer zamanda yaratılan biyogenetik deneyinizin kapanışına götürür. 2012, tüm kehanetlerinizde önceden haber verilen bilincin tekamülü için olay ufkudur, bu program kapanırken insanlığın uyandığı ve ruhların ‘kaynağa’ geri döndüğü zamandır. Aslında Mesih’in, Kristal Modelin 2 nci gelişidir.

Kristal Materyal:

Mu ve Atlantis’in çöküşünden sonra, Yucatan ve Og’taki insanların modelleri yeniden yaratmak için büyük çabaları oldu. Bu yapıldı ve bulunan kafataslarının çoğu bu yeniden üretimlerdir, daha önce belirttiğimiz gibi ikinci dünya dışı tezahürden olan 4 tanesi bulundu.
Tufandan sonra hayatta kalan Atlantisliler kısa süren birkaç nesil boyunca oldukça teferruatlı olan kopya modelleri yeniden yaratma yeteneğine sahipti. Ve kafatasları için kullanmak üzere materyal olarak kristal maddenin seçilmesinin özel bir nedeni vardır. Aslında, kristal oyulması veya şekillenmesi kolay olmayan bir maddedir. Yine de orijinal modelleri kopyalamak için yerliler tarafından kuvarstan başka kristal materyalin kullanıldığını söylüyoruz ve bunlar da Arkturus modelinin eşsiz enerji veçhelerini taşıyabiliyor. Tüm kristal materyaller ve bazı metaller kullanıldı.
Şimdiki zamanlarda, kuvarsta ve diğer kristal ve metalik materyallerde kristal kafaları şekillendiren birçok kesiciler vardır. Belirttiğimiz gibi, özellikle kafatasıyla ilgili şekilleri nedeniyle bunlar, 13 orijinal kafatasının yaydığı enerji alanının kısımlarını kendilerine çekebiliyorlar.
Bu nasıl oluyor diye sorabilirsiniz? Orijinal niyetle ve canlı Mineral Krallığının hisseden nitelikleriyle, alıcı mineralin canlı hissedebilirliği ile ve Kristal model hologramın canlı hissedebilir alanıyla birlikte Evrensel Zihnin, kollektif bilinçdışının anlaşması vasıtasıyla olmaktadır. O zaman, her yeni oyulan kafatası (aslında kullanılan kristal mineral bilinmezdi, çoğu yüz binlerce yıl önce oluşturuldu) maksatlı niyet ‘yasasının’ farkında olur ve 13 orijinal kafatasından armonik olarak çeker ve alır, orijinal tarafından yansıtılan ‘düşünce formundan’ frekanssal yüklemelerin çeşitli derecelerini ve niteliklerini alır. Tüm kristal mineraller hem aktarıcılardır hem de alıcılardır.

Bireysel insanın alanının yeni elde edilmiş kafatasıyla birleşmesinde gerçekleşen ilave bir ‘ikincil’ massetme ve programlama vardır. Mineralin kendisinin insan bilincini kendi üzerine alma, depolama, yükseltme ve dönüştürme yeteneği vardır. Kafatası her bir insan ‘arayıcı’ ile bilinçli olarak çalışır, bu insanların çoğu Lemurya, Atlantis ve Maya geçmiş yaşamlarından dolayı bilinçaltında bu kafataslarına çekilir.
Kafataslarına çekilenler, onun içindeki elde edilmiş modeli, bütünün bir parçasını alırlar ve kafatası anlaşmayla, daha büyük gerçeğin öğretmeni olur ve mükemmellik hologramına kısa bakışlar sunar. Bu nedenle bazıları yeni kesilen kafataslarını elde etmeye çağrılmaktadır, çünkü aslında onlar (kafatasları) modeli açıyorlar, öğretmenler oluyorlar. Üstatlık yolundaki her biriniz için müttefik ve koruyucular oluyorlar ve sizler bu çağrıya uyandığınız zamanda tezahür ediyorlar.
Bunlar normal taşlardan, kristallerden oldukça farklı aletlerdir ve aslında Phi Kristallerinin rolünden farklı bir role hizmet ederler. Atlantis Tapınak Kristallerinin özel fonksiyonlar için özel kesimleri olması gibi, Eşsiz Amacı ve Birleşik Kullanımı vardır.

Kristal Kafatasları bazı ana amaçlarda oldukça ayrı olan eşsiz bir role sahiptir ve diğer ikincil niteliklerinde oldukça benzerdir.

Phi Kristallerinin kişiyi Yıldız Tohumuna götürdüğünü ve Kristal Kafatasların orijinal modelin bilgisini sunduğunu söyleyebiliriz. Phi Kristalleri ışık enerjisini hareket ettiren ve incelten araçtır, Kafatasları kütüphanedir. Atlantis ve Lemurya neslinin arayıcıları her ikisini kabullenir, aslında bu uyanış zamanında her ikisiyle birlikte çalışmanın birçok yararları vardır. Her ikisi de kendilerini sunan ve yolculuğu büyüten ve hızlandıran aletlerdir.
Mu, Atlantis, Og, Ignacious, Rama, Mısır’da, Druidler, Tibetliler, Tapınak Şövalyeleri, Olmekler, Toltekler, Mayalar, İnkalar, Aztekler ve Hopiler olarak yaşamış olanlarınız onların amacının içsel farkındalığını taşır. Kutsal bir hatırayı taşıyorsunuz ve birçoğunuz kutsal bir yemine yanıt olarak bunları şimdi elde ediyorsunuz. Kuvars – olmayan materyaller kristallerin sahip oldukları aynı özelliklere sahip değilken, diğer minerallerin farklı niteliklerde yardımcı olduğu alimler tarafından fark edildi, buna rağmen başlangıçtaki 13 kafatası tarafından yansıtılan insanın orijinal mükemmelliğinin hologramik modelini aldılar.

Atlantis sonrası çağdan olan bazılarınız, lapis lazuli, yeşim, pembe kuvars, akik ve turkuazdan şekillendirilen kafataslarını törensel olarak kullandınız. Hematit (kan taşı), altın, gümüş ve pirit gibi metalik mineraller bile bazı toplumlarda kullanıldı. Bu, kendi sinerjisinde canlı mineral krallığının ve bu zamanda insanlığın ve gezegenin birleşik tekamülüne yardımcı olmayı sunan hissedebilir varlıkların yetenekleridir. Anlıyor musunuz?

Kapanış: Hafıza Kaybı Olan Türler

Dualite bilincindeki insan varlıkların hafıza kaybı olan türler olduğunu söylüyoruz. Gerçekten kim olduğunuzu unuttunuz. İnsan deneyimi yaşayan güçlü ruhlar olduğunuzu unuttunuz. Kitlesel ve bireysel olarak insanlık için arayış, aydınlanmış kimliğinizi yeniden keşfetmektir ve bu kimlik kristal kafatasında temsil edilir.
Aydınlanma içinizde keşfetmeniz için sizindir ve bu, o yeniden ayarlama için bir alettir. Aslında zaten sizin içinizdedir, Varlığınızdadır, bilinçaltınızdadır, DNA’nızdadır. Spiritüel aydınlanma herhangi bir Guruyu veya Kanalı takip etme ile ilgili değildir, içsel rehberliğiniz vasıtasıyla kişisel ayırt edişinizi bulmanızla ilgilidir. İlahi Benliğin içinizdeki Tanrı kıvılcımı olduğunu ve Yaratıcı Tanrı’nın karmaşık ve ebedi parçası olduğunuzu kabul etme ve BİLME ile ilgilidir.
Ve yol boyunca size yardım etmek için aletler vardır, her zaman oldu ve her zaman olacak. Yalnız değilsiniz. Ama Sevgililer, bu çok özel Yükseliş çağında devam edecek ettirilecek görevleriniz var. Mükemmellik oyunda.
Gerçekten, Kristal Kafatasları insanlıktaki mükemmelliğin yansımasıdır. Onlar kadim bilgisayarlardır, kendi içlerinde birçok endişelerinize, bilmecelerinize ve sorularınıza uyan muntazam yanıtlara sahip olan programlanmış yardımcılardır.
İnsanlık bireysel ve kitlesel olarak bu İlahi Kütüphaneleri mükemmelliğe birleşmek için kullanmaya hazır olduğu zaman, bu kafatasları güzelliğin, yaratıcılığın ve koşulsuz sevginin inanılmaz yeni dünyalarına bakış atmayı sunacaklar. Aslında onlar binlerce yıldır uykuda idiler, yeniden yüklenmek ve uyanmak için lineer zamanınızdaki bu noktayı beklemekteydiler. Geçmiş yaşamlarda Kristal Kafatasları ile çalışmış olanlarınız şimdi tekrar onlarla birlikte olmak için çağırılıyorsunuz. Bu çağrıyı işitiyor musunuz? Kristal Gizemin Koruyucularından biri misiniz? Rüyacının uyanma zamanıdır!
Ben Metatron’um ve sizinle bu Gerçekleri paylaşıyorum. Sizler Sevgililersiniz.
Ve öyledir.

www.Earth-Keeper.com
(ÇEVİRİ: Saffet Güler)

Edited by - on
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 22/07/2012 :  00:28:58  Show Profile  Reply with Quote
Bu foton kuşağın girişle ilgili şeyleri okuyunca bende bir korku oluyor...Bu korkuya direnmiyorum...Onu sadece gözlemliyorum...Ve bu gözleme durumu çok şeyi değiştiriyor...
Go to Top of Page

Highlander
Kehribar

38 Posts

Posted - 05/08/2012 :  20:15:33  Show Profile  Visit Highlander's Homepage  Reply with Quote
Keskin bir giriş yok zaten orada yol alıyoruz.
Oyun bu şekilde gercekleşiyor.
Korkularımızıda biz gercekleştiriyoruz.
Korkmak yanıltıcı bir duygu.
Herşeyi sevgiyle kabullenmeliyiz.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 14/10/2012 :  00:16:31  Show Profile  Reply with Quote
Bilmiyorum siz de hissediyor musunuz? Olumlu yönde çok güzel gelişmeler var...Enerji daha evvelden tahmin edilemeyecek ölçüde olumluya yöneldi...Tam şu anda dünya üzerinde çok daha olumsuz şeyler yaşanabilecekken bu enerji hiç beklenmedik şekilde/ölçüde değişti...Her an ve her saniye evrendeki tahminleri olumlu yönde yanıltıyor, şaşırtıyoruz...İnsanlığın bu noktaya gelebileceğini kimse tahmin etmiyordu...O olumsuz enerjilerin kehanetleri birer birere dağılıyor ve bu pek çok varlığı şaşırtıyor...Korunuyoruz...Bu deneyin bir amacı var...Ve o amaç dışında müdahelelere asla izin verilmez...Ve bu deney, bu dünya deneyi evreni şaşırtmaya devam edecek gibi görünüyor...Tanrının bu kadar şefkatli olabileceğini kimse tahmin etmiyordu...Bulunduğumuz noktaya kadar gelebileceğimizi kimse tahmin etmiyordu...İlginç, gerçekten ilginç...
Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 19/11/2012 :  00:47:03  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote


Maya takvimine ve birçok din adamına göre 21 aralık 2012de başlayıp tahmini 7 şubat 2013e kadar sürecek olan birçok kehanetten bahsediliyor. En basit örnekle sizinle tibetli bir din adamının yorumu:


Tibetli din adamı: "KORKMAYIN, KENDİNİZİ BUNA HAZIRLAYIN"

TİBETLİ DİN ADAMINDAN MAHŞER HAKKINDA NASA'YA GÖNDERİ!..

İddialara göre 21 Aralık 2012 hakkında NASA'nın merkez laboratuvarına Temmuz 2012'de bu bilgi ulaştı.

NASA'dan belirttiklerine göre, yakında Dünya Galaksinin SIFIR HATINDAN geçecektir.

Tibetli bir din adamının kaleme aldığı işte o uyarı yazısı!..

Sonbahar ve kış 2012/2013 Tibet'te ve tüm Küzey yarımküresinde sıcak olacaktır. 21.12.2012'de Dünya tüm galaksi sistemiyle birlikte galaksinin SIFIR HATINDAN geçmeye başlayacaktır. O ise hiç bir enerjinin yayılamadığı, elektromanyetik alanlarının olmadığı ve tüm cisimlerin durgunluğa uğradığı bir ortam oluşturacaktır.

Tüm Dünyada, bir kaç dakikada, Moskova saatiyle saat 10'da, 21.12.2012'de
*tam karanlık çökecek,
*tam sessizlik olacak
*ışık, elektrik, iletişim, ses-hepsi yok olacaktır.

Bu karanlığın içinden uzaydan göklerde bir karmakarışıklık gözlemlenecek, bir kaç gün sonra ışık patlamaları başlayacak bu da üç-dört gün sürecektir.
Korkmaya ve kendini yıpratmaya gerek yok. Buna kendini herkes hazırlamalı.

Sonra Güneş ışığı yine gözükecektir. Dünya görülür olacak ve eski haline dönecektir.

Hayvanlar Uzay Karanlığını önceden hissedeceklerdir ve deliklere çekileceklerdir. Şehirlerdeki insanlar hissedemeyecek o yüzden kurban gidenler ve aklı hasara uğrayanlar olacaktır. Dünyanın yüzde 10 o günlerde ölebilir.

Bu olaya hazır olunması gerekmektedir, 2012 yılın işlerini bitirmek, yeni işe başlamamak, borçları ödemek.

20.12.2012'de çocuklar, para ve belgeler alınarak şehirlerden uzaklaşılmalı ve doğaya çıkılmalıdır.
İki aylık bir erzak hazırlanmalı, zira elektrikler uzun süre devreye giremeyeceklerdir.

Eve su bolca alınmalı, odun ve mumlar hazırlanmalıdır. Evde bir ocak hazır bulunmalı, çünkü elektrikler 21.12.2012'de kablolardan akışını durduracak.
Televizyon ve telefon olmak üzere bir şey çalışmayacak. Karanlık günlerde pencereler kalın siyah örtülerle örtülmeli, onlara bakılmamalı, gözün gördüğü, kulağın duyduğuna inanılmamalı, sokağa çıkılmamalı.

Mecbur kalındığında çok yakın mesafelere çıkılır. Uzak gitmek tehlikelidir, zira kaybolma riski yüksektir.

Bu bilinmeli: objelerden ışığın yansımamasından kaynaklanan sıkı karanlıkta kendi elini görmek bile mümkün olmayacaktır.

Korkmayınız. Kendinizi buna hazırlayın.

Güneş ışığı aydınlandıktan sonra şehirlere dönmeye acele edilmemeli, imkan varsa yaza kadar doğada kalınması iyi olacak.

Dünyanın SIFIR HATTAN çıkışı 7 Şubat 2013'de beklenmektedir. O zaman yavaşca elektrikler kısım kısım verilmeye başlayacaktır toplu taşıma araçları da faaliyetine başlayacaklardır.

Martın sonunda Dünya tamamen eski haline gelecektir. Trenler yürüyecek, uçaklar uçacaktır.

Dünyanın tüm devletleri, farklı kaynaklardan SIFIR HAT hakkında bilgiler almışlardır, fakat kendi vatandaşlarına yardım ya edemeyecekler, ya da istemeyecekler.
Sivil koruma örgütleri bir şey yapamayacak, zira hiç bir şey çalışmaz olacaktır.

Bu durumda sadece Yaradana güvenin ve de kendinize.

Dünyanın SIFIR HAT'tan geçişinden sonra, insanların görüşleri ve yaşamları değişecektir.

Manevi değerler üstün olacaklardır. İnsanlar ebedi ahlaki ve manevi değerler hakkında düşünür olacak, devletlerde bilim, ahlak, maneviyat, tıp patlak verecektir.
Birey önemli hale gelecektir.

Ve öyle de yeni bir çağın başlangıcı sayılacak bu dönem insanlığın manevi ağırlıklı ilerlemeye koyulduğu bir yeni çağın başlangıcı olacaktır.


-İnternet ortamından alıntıdır.-

Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 20/11/2012 :  02:53:48  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Bu "3 gün karanlık olacak" gibi şeyler başka kaynaklarda ve dinlerde de geçiyordu sanırım.

Belki böyle birşey olabilir ancak bunda biraz abartma payı da olabileceğini düşünüyorum. Işık ve ses faklı enerjiler. Tam sessizlik ne demek? Kendi sesimizi de mi duymayacağız?

Veya ışık/eletrik/iletişimin tümüyle kaybolması demek, aslında bizim bedenimizde akan elektrik/enerji/iletişimin de kesintiye uğraması demektir. Çünkü aynı foton/enerji paketi akışları orada da var. Bunun kesintiye uğramasında zaten beden canlılığını sürdüremez.

Yani belki bu tip birşeyler olabilir ama hangi tip enerjilerin etkileneceği belki de bu kadar tümden genellenemeyebilir. Aslında elektrikli araçlardan enerji çekilmesi ve çalışmaması tarzı olayların ufolarla ilgili olarak anlatıldığı bilinir. Belki o tarz birşey olabilir, gezegensel ölçekte. Tabii o olaylarda elektrik etkilenmişti hatırladığım kadarıyla, ışık veya ses değil.

Her neler olacak ise heyecanlı öngörüler ileri sürüldüğü kesin. Aslında bu tip olasılıkları düşünmek insanı heyecanlandırıyor ve biraz da ürkütüyor. Sen uzuun seneler olağanın dışına pek de uzanmayan hayatlar yaşa dur, ve sonra aniden böyle birşeyle karşılaş. Zaman yaklaştıkça bir yandan "yok olmaz böyle şeyler, olasılıkla hasat bile pat diye olmayacak" düşüncesi ile beraber "olursa da bayağı heyecanlı birşey bu" gibi iki karşıt fikir giderek daha sık birbiriyle karşılaşmaya başlıyorlar sanki.

Go to Top of Page

Qaan
Yönetici

1248 Posts

Posted - 20/11/2012 :  04:10:25  Show Profile  Click to see Qaan's MSN Messenger address  Reply with Quote

MÖ 13. yüzyıldaki Kadeş Savaşı ikinci günündeyken güneş tutulması gerçekleşiyor ve savaşan taraflar tanrının gazabına uğradıklarını düşünerek, korku içinde savaşı bırakıyor diye geçiyor bazı kaynaklarda. Güneş tutulması çokça meydana geldiği ve kolayca da açıklanabildiği için, günümüzde önceden zamanı bilinebilen ve şaşkınlık vermeyen bir durum. Ancak 26 bin yılda bir olan ya da olduğu öne sürülen bir döngüye ait, elde bir tarihi veri ve kanıt da olmayınca neyin nasıl olduğu ya da olabileceği konusunda tam bir fikir sahibi olamıyoruz.

Eğer dünya ve içinde bulunduğumuz tüm galaksi bir kör bölgeden geçicekse ve elektrikli hiç bir cihaz bir buçuk ay boyunca çalışmayacaksa, bundan belki de biyolojik bedenler etkilenmeyecek gibi bir durum olabilir. Yoksa tüm dünyadaki her türlü fiziksel yaşamın son bulması ve dünyanın tamamen ölü bir gezegen olması hali gerçekleşir. Bu durumda dünyanın bir dördüncü yoğunluk fiziki bedenli canlıların yaşam yeri olması konusu da sanırım hemen gerçekleşemez.

Diğer taraftan da düşünüyorum ki, eğer kimi senaryolarda belirtilen bir uzay gemileri akını söz konusuysa ve Ra Bilgileri'nde belirtilen üç tane 12 milyonar Orionlunun olduğu gemiler dünyaya ulaşıcaksa, onların ve tüm uzay gemilerinin hangi enerji ile çalıştıkları ve bu bir buçuk aylık kesinti durumundan etkilenip etkilenmeyecekleri de ayrıca bir soru işareti. Onlar gelişmiş teknoloji oldukları için bundan etkilenmeyecek şekilde tasarlanmış olmaları da mümkün. Ama yukarıdaki bilgi eğer doğruysa, sesli bile konuşamayacağız. Ve büyük bir karmaşa olabileceği gibi diğer taraftan her insanın bir derin şok ve/veya sorgulama içine girmesi de mümkün.

Bu durumlar oluşursa, bu esnada bizler bir nevi yarı uyku halinde gibi mi oluruz, çokça açlık ve susuzluk olur mu, karanlıkta sadece ilk dört gün geceyi atlatmaya çalışıp sonraki dört gün gündüzde başımızın çaresine mi bakmaya çalışırız ve hatta bu duruma önceden hazırlık yapmış gelişkin başkalarına hizmet varlıklarından her türlü yardımı görür müyüz diye de düşünüyorum. Çünkü eğer yaşam devam ediyorsa mutlaka BH uzaylı varlıkları yardım için bir çok yere birden yetişecek şekilde yanımızda olacaklardır.

Bedenli yaşamın sonlanmayacağına dair görüşüm geçmiş yıllarda okuduğum Kryon kitaplarına dayanarak oluştu. Senaryonun değiştiğinden ve geçiş için her şeyin hazırlandığından bahsediyordu. Eğer bir kör bölge geçişi söz konusuysa ve tüm galaksi birlikte geçiyorsa, mutlaka canlı olarak geçiş oluyordur sanırım, yoksa bütün galakside fiziksel hayat sona eriyor diye düşünülmesi gerekirdi.

Diğer taraftan, yukarıdaki bilgilerin kaynağını düşünmeye kalkarsak, bunun ancak üst yoğunluk varlıkları olabileceği sonucuna varırız ve ama doğruluğundan emin olamayız. Belki de dört gün gece dört gün gündüz ve ölü bölge vs gibi bilgilerin hepsi yanlış bilgidir. Biz normal hayatlarımıza devam ederken farkında olmadan hasat edilmiş ya da gerekli başkalarına hizmet yüzdesini sağlayamadığımız için barajı geçememiş olabiliriz.

Doğru bilgilerin içine yanlışlar da bu denli fazlaca karışınca, bir bilgi kirliliği ile birlikte, aklımıza bir şekilde o şekilde yatmış olduğu için kimi yanlış beklentilere ve inanışlara fazlaca kendimizi kaptırmamız durumları mutlaka çokça gelişebilecektir.

Bu nedenlerle, en doğru davranış tarzı; muhtemel her türlü sürprize açık ve hazırlıklı bir duruş ve de her olabilecek gelişmeye en kısa sürede adapte olabilecek bir zihinsel yaklaşım içinde bulunmak.
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 22/11/2012 :  16:28:03  Show Profile  Reply with Quote
Şu kadar zaman sonra ne olacağını tahmin etmek çok kolay bir şey olmasa gerek...Olsa olsa olasılıklardan söz edilebilir çünkü enerji değiştikçe "gelecek" de yeniden yazılıyor...Geçenlerde verilen bir bilgide (kaynağını hatırlamıyorum) "21 Aralık civarı tektonik bazı hareketler olabilir ama tam olarak ne olacağını bilmiyoruz. Bunu merak da etmiyoruz çünkü biz ilahi akışa güveniyoruz" diyordu...Şu ana kadar bu konuda okuduklarım içinde beni en çok etkileyem sanırım bu oldu...Belki de basitçe güvenmek gerekli..
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.59 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits