Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ruhsal Kanal Bilgileri
 SOLARA’NIN 2008 YILI SÖRF RAPORU
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Author Previous Topic Topic Next Topic  

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 06/05/2008 :  18:47:14  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
SOLARA'NIN 2008 YILI SÖRF RAPORU

GERÇEĞE VE YENİYE DOĞRU


Büyük Atılım Yılı 2008'e Hoşgeldiniz!


2008 yılı uzun zamandır beklediğimiz yıldır. Bu yıl, her şeyin mümkün olduğu son derece güçlü ve heyecan verici bir yıldır.

Bu yıl, son derece derin Monolitik Değişimler yılı olduğu için, yıl boyunca şiddetli, hayat değiştirici içsel ve dışsal değişimler deneyimleyeceğiz. Yılın sonunda, kendimizi şu anda bulunduğumuzdan çok farklı koşullar içinde bulacağız. Yeni insanlarla, yeni yerlerde ve yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz yeni kariyer yollarında olacağız. En önemlisi de tamamen yeni bir takım öncelikler ile ilgili çok geniş bir farkındalık içerisinde olacağız.

2008 yılı, illüzyonun sonunun başlangıcını temsil etmektedir ve sayısız mücadeleyi de beraberinde getirecektir. Bu mücadeleler, henüz yeni seviyelerine adım atıp Gerçek Öz Varlık'lar haline gelmemiş olanlar için ölçülemez derecede daha büyük olacaktır.

Bu mücadelelerden bazıları, içimizde zamanı geçen veya bizi gerçek varlıklarımız olmaktan alıkoyan bazı elementlerin, sonsuza kadar bırakılmak üzere fazlasıyla büyüyerek yüzeye çıkması şeklinde karşılaşacağımız kişisel mücadelelerdir. Bunun sebebi artık içimizde gerçek olmayan hiçbirşeyi taşıyamayacak olmamızdır. Yıl boyunca, hayatımızı Gerçek Öz Varlıklar olarak yaşamamız için sürekli mücadelelerle karşılaşacağız, eğer böyle yaşarsak, En Çılgın Hayallerimizin Gerçekleşmesi için Ekspres Yola girmiş olacağız.
2008 yılında LOTUS SEVGİSİ'nin yükseltilmiş enerjilerinin Dünya gezegeni üzerinde daha önce hiç görülmemiş bir frekansta akışını deneyimleyeceğiz. LOTUS SEVGİSİ, Lotus Dünyası diye bilinen daha derin Görünmeyenin gerçekliğinden doğar ve benim ancak bir Ultra Daha Büyük Gerçeklik diye adlandırabileceğim Saf Gerçek Sevgi'nin, herşeyi etkileyen temel seviyedeki titreşimi ile birlikte, tamamen yeni bir farkındalık seviyesini de beraberinde getirir. Kendimizi olabildiğince çabuk olarak bu enerjilerle hizalamamız hayati önem taşımaktadır.
Lotus Sevgisi'nin güçlü akışının yan etkilerinden biri bütün illüzyonun paramparça olmasıdır. Bu sebeple dış dünya bazı karışıklıklar deneyimleyecektir. Dışsal kaos ve yükselmiş korku zamanları yaşanabilir. Özellikle finans sektörü çok hassas olacaktır; bazı para birimleri, finansal marketler ve mali sistemler çökebilir. Bitiş Zamanı'nda olduğumuz için, eskinin bu çöküşü beklenmesi gereken birşeydir.
Bu GERÇEK ve DOĞRU olmamız ve her zaman Lotus'un Kalbi'nde merkezlenmiş bir şekilde kalmamızı çok daha önemli bir hale getirmektedir. Eğer böyle yaparsak herşey çok iyi olacaktır. Böylelikle gerçek bolluk içinde olan Ultra Daha Büyük Gerçeklik içerisinde kalıp, yapmamız gereken herşeyi büyük finansal zorluklar çekmeden yapabileceğiz. Yeni Hayatlarımızın her seviyesinde tam destek alacağız.
Yıl boyunca, sürekli olarak Yeşil Işıklar, Altın Fırsatlar, Büyük Kesişmeler, Monolitik Değişimler ve Kuantum Atılımları'ndan oluşan bir kafileyi deneyimleyeceğiz. Bütün bunlar henüz bizim hayal bile edemeyeceğimiz seviyelerde olacak. Ve bunlardan sonra, artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak....


2007'NİN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ

2007 koca bir Değişim Yılı'ydı. Büyük bir Dönüm Noktası olan bu yılda, bildiğimiz çevremizin ağacını çok uzun zamandır bulunduğu yerden söktük ve doğru zaman geldiğinde yeni yerine gitmeye hazır olabilmesi için köklerini çok dikkatli bir şekilde bir çuval bezine sardık.
Çoğunlukla çok fazla şey başaramamışız veya dramatik içsel değişimler yapamamışız gibi gelse de, yılın sonunda ne kadar çok başarılı olduğumuzu gördük. Farkettiğimizden çok daha fazla başarılıydık.
Bu yıl bir çoğumuz Gerçek Öz Varlıklarımızı doğurduk ve dış yaşamlarımızı tamamen yeni bir seviyeye taşıdık. Bunu, içimizde bulabildiğimiz bütün zamanı geçmiş unsurları temizleyerek ve hareketlerimizi ve tepkilerimizi, bizim gerçekten kim olduğumuzun mükemmel bir aynası olacak şekilde düzelterek yaptık.
Tepkilerimizi tamamen değiştirmek ve böylelikle eski tetik mekanizmalarını nötralize etmek ve uzun zamandır bizi engelleyen limitleyici kalıpları eritmek için yeni benliklerimizi veya bazen ilerideki benliklerimizi eski olayların içine getirerek Geçmişi Yeniden Biçimlendirdik. Herşeyi tamamen yeni bir seviyeye getirmek suretiyle geçmişin dengesizliklerini düzelttik ve Ho'o Pono Pono (yaratılışın dengesi ve armonisine dönmek-herşeyi doğru yapmak) aracılığıyla işleri yoluna koyduk.

Varlığımızı gözden geçirip ayıklarken, birçok insanı, zamanı geçmiş ilişkileri, bizi tatmin etmeyen işleri, sınırlayıcı konseptleri, yüzeysel sosyal aktiviteleri ve tarihi geçmiş spiritüel çalışmaları bıraktık. 2008 yılında, biz daha GERÇEK ve DOĞRU hale gelirken, her bir yeni katmanın ortaya çıkışında, bu devasa bırakma işlemi devam edecek. Ve bunu yapmak giderek daha kolay bir hale gelecek.

Ayrıca eski hayatlarımızın bir çok desteğini bıraktık ve Yeni Hayatlarımız için gerekli aletleri ve mihenktaşlarını toplamaya başladık. Bu objeler Yeni Hayatlarımızın titreşimini eski hayatlarımıza demirleyerek, kendimizi özgürleştirmemizde ve Yeni ve Gerçek olana doğru ilerlememizde bize yardımcı oldular.

Yapabildiğimizde, bize küçük gelen sorumlulukların asasını, bu sorumlulukları bir sonraki adımları olarak almayı bekleyenlere verdik. Askıda olan bir çok projenin tamamlanmasını sağladık.

Yıl boyunca, daha once hiç olmadığı kadar, Gerçek Öz Varlıklar olarak öne çıkmamız ve eski kalıpları yıkmamız için zorlandık. Onların nerede bulunduğunu ve oraya nasıl gideceğimizi bilmediğimiz halde, Yeni Hayatlarımız yönünde bütün varlığımızla kürek çekmemiz gerekti. Bu güven veya inanç gerektirmiyordu; onun yerine yeni, gerçek istikametlere doğru çağırıldığımıza yönelik derin içsel bilişimiz ile hizalanarak gerçekleşti. Gerçek Öz Varlıklar olma isteğimizi birincil önceliğimiz yaparak ve Yeni Hayatlarımıza tam bağlılıkla ilerleyerek.
Bütün bunları, Gerçek Sevgi'nin Yeni Matriksi için yeniden yapılanmakta olan kalplerimizin etrafında kaskatı bir yapı iskelesi varken yaptık. Bu da demek oluyor ki, yılın büyük bir kısmında sevgimiz ulaşılabilir değildi. Sevgi dalgalarıyla dolmak yerine, çoğunlukla donuk veya nötr hissettik. Bu duygusal kopukluk ve donukluk, gerçek olmayan herşeyi üzerimizden atarken bazen yapmakta olduğumuz şeyin sertliği ile başa çıkabilmemiz için gerekliydi.

Ve bazen sevgimiz yok olmuş gibi görünsede, bu doğru değildi. Duygusal bedenlerimiz 2008 yılında hayatımıza girecek olan LOTUS SEVGİSİ'nin zenginliği ile başa çıkabilmemiz için tamamen yeniden yapılandırılıyordu. 2007 sonlarında doğru, yapı iskelesinin iri parçaları düşmeye başlamıştı bile.

2007nin devasa değişimleri, bir çoğumuzu, Yeni Hayatlarımızın başlangıç yeri olan, DOĞRU ZAMAN-DOĞRU YER bölgesine taşıdı.
ŞU ANDA NEREDEYİZ

Dünya üzerinde enkarne olmaya başladığımızdan beri, sonsuz genişlikte bir kumsalda yürümekteydik. Deneyimlerimizin tümü arkamızdaki kumun üzerinde uzun ayak izleri bıraktı. Eğer durup geriye bakarsak, kumun üzerinde tüm tarihimizi görebiliriz.

Coşkuyla dansederek, ileriye doğru koştuğumuz zamanlar vardı. Kumun üzerinde, devam edemeyecek kadar bitkin hissedip, pes ederek kendimizi yere attığımız bölgelerin izleri. Gözyaşlarımızın oluşturduğu gölcüklerle dolmuş olan ayakizlerimiz. Sabırsızlık, memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığıyla kumları tekmelediğimiz yerlerdeki çirkin izler. O zamanlar neye inanıyorsak onun uğruna dua etmek veya meditasyon yapmak için kumda geçici sunaklar inşa ederek durduğumuz yerleri görebiliriz. İlham ile dolu olduğumuz zamanlarda yaptığımız enfes kumdan heykeller de vardır. Yol boyunca yazdığımız bilgece sözler.. Aşık olduğumuz zaman çizdiğimiz kocaman kalpler. Adım adım, zorlukla sadece kendimizi sürüklediğimiz zamanlar.. Başkalarıyla birlikte yürüdüğümüz zamanların sayısız ayakizleri - bazen sevgiyle, kahkahayla ve omuz omuza; bazen de anlaşmazlıklarımızın ve en vahşi savaşlarımızın kan göllerinin kumun üzerinde bıraktığı boğuşma izleri.
Deneyimlemiş olduğumuz herşey arkamızda kalan kumda kayıtlıdır. O bizim tarihimizdir - bizim kişisel hikayemizdir. Ve orada herkesin görebileceği şekildedir.

Daha sonra kesinlikle beklenmedik bir şey olur. Dev bir XUA! (zua sesi) ile birlikte devasa bir SEVGİ Tsunamisi gelir ve herşeyi silip süpürür! İzlerimizin ortasında ne yapacağımızı bilemez bir şekilde dururuz. Geçmişimiz yeni silinmiştir. Aniden kendimizi çırılçıplak soyulmuş hissederiz. Geçmiş deneyimlerimizin damgalarını (ve yükleri) taşımadan nasıl devam edebiliriz?

Cevap: Çok Bilinçli Olarak. Çok Doğru Olarak. Bütünlükle. Bağlılıkla. Odaklanmış Niyetle. En Gerçek Sevgimizle.

Ve şimdi bize Altın bir Fırsat verildiğinin farkına varırız. Kendimizi ve hayatımızı kendi seçtiğimiz herhangi bir şekilde tamamen yeniden yaratma fırsatı. Kalplerimizin Kalbinin içine bakıp gerçekten kim olduğumuzu görme ve hayatımızla ne yapmak istediğimizi öğrenme şansı. Bize Yeni Bir Başlangıç verilmiştir.

Bu boş tuvalden ilham almayı veya ondan korkmayı seçebiliriz. Siz neyi seçeceksiniz? Eğer korkarsak, tuvalimiz boş ve renksiz görünmesin diye, alelacele toparlayabildiğimiz kadar eski şeyi toplayıp tuvalin üzerine fırlatacağız. Bundan hoşlanıp hoşlanmadığımız umurumuzda olmayacak; bunun zamanının geçmiş olup olmadığı da umurumuzda olmayacak. Basitçe yakınımızda olan birşeyi yakalayıp ona sıkıca tutunacağız.

Eğer gerçekten kim olduğumuz konusunda netlik kazanmadıysak, eğer hala doğru olduğunu bildiğimiz şeye karşı direniyorsak, veya kendimize gerçekten ne istediğimizi sormadıysak, o zaman pasif bir şekilde etrafımızda ne varsa onu kabul edeceğiz. En Çılgın Hayallerimizin Gerçekleşeceği tamamen Yeni Hayatlarımıza adım atmak gibi harikulade bir Altın Fırsatı kaçıracağız.

Eğer ilham alırsak, tuvalimizin boşluğunu kucaklayacağız. Ona herhangi bir şeyi koyabileceğimizi bileceğiz fakat bu tuvalin üzerine sadece gerçekten istediğimiz şeyleri, bize gerçekten doğru gelen şeyleri koymaya özen göstereceğiz. Ve yolculuğumuza devam ettiğimizde, geçmiş tarihimizin ağırlığı ile engellenmeden, olabildiğince az yeni ayakizi bırakarak, hafif ve doğru adımlar atacağız.
İşte böylece kumsalın sonuna erişeceğiz...

Eski yolun sonuna.

Kumsal aniden sona erdiğinde, bu hiç beklemediğimiz birşey olduğu için, inanılmaz bir şaşkınlık içinde olacağız. Şimdi nereye gideceğiz?
Tam önümüzde hiçlik var. Hiçbir kara parçası yok. Hiçbir işaret yok. Hiç ağaç yok. Hiç insan yok. O saf bilinmeyen. Ne yapmalıyız?
Basitçe durup olduğumuz yerde kalamayacağımızı biliyoruz. Dönüşü Olmayan Nokta'yı çoktan geçtiğimiz için geri dönemeyeceğimizi biliyoruz. Neye benzedikleri konusunda açık bir görüşe sahip olmamamıza rağmen, Yeni Hayatlarımıza doğru ilerlememiz gerektiğini biliyoruz. Gerçekten gitmek istediğimiz tek yön bu. Yani tek opsiyonumuz sağ ayağımızı kaldırıp, Bilinenin Haritası'ndan Bilinmeyenin haritalanmamış gerçekliğine doğru bir adım atmak.
Üzerine basabileceğimiz hiçbirşey göremiyoruz, ama yine de ileri doğru adımımızı atıyoruz, ayağımızın basacak bir yer bulacağına güvenerek, bunu bilerek. Ve mucizevi bir şekilde.. basacak bir yer buluyoruz.
Ve şimdi bir ayağımız kumsalda bir ayağımız Bilinmeyen'in içerisinde. Ne yapmalıyız. Sadece sol ayağınızı kaldırın ve ileri doğru bir adım atın. Ayağınız basacak bir yer bulacaktır. Ve biz Bilinen'den Bilinmeyen'e olan köprüyü böyle geçeceğiz, eski hayatlarımızdan Yeni Hayatlarımıza uzanan köprüyü.

2008 yılında BURADA ve ORADA arasındaki bu köprü üzerinde yolculuk yapacak ve Yeni Hayatlarımızın kıyılarına varacağız. En Çılgın Hayallerimizin Gerçekleşeceği yere. Bu tamamen yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Bizim şu anda farkedebileceğimizden çok daha engin, yeni bir dönemin.


SÜTUNLAR ÇÖKÜYOR

Her birimiz kudretli birer taş sütunuz. Geçen yıllar boyunca, taş sütunumuz bizi ayakta tuttu. O bizim ana desteğimiz oldu ve o olmadan yıkılacağımızı her zaman biliyorduk. Şu ana kadar...

2007 yılında başlayarak, yıkılmaz sütunumuzu oluşturan taşlar düşmeye başladı, ve bu taşlarla birlikte dev çamur yığınları da düştü. Bu en azından sarsıcı bir durumdu. Bazıları için, dehşet verici oldu. Kontrolü kaybettiklerini ve temelsiz kaldıklarını hissettiler.

Sütunlarımızın parçaları her düştüğünde, olağan tepkimiz hızlıca onları tekrar yerine koymaya çalışmak oldu. Ancak bu hiç işe yaramadı. Ne kadar çok uğraşırsak uğraşalım, onarılmaması gereken hiçbir şeyi tamir edemeyiz.

En iyi tepki sütunlarımızın yıkılmasına izin vermektir. Savunmasız hissedin. Alışılagelmiş destek yolları ile desteklenmediğinizi hissedin. Ve gergin bir şekilde bütün dünyamızın çökmesini beklediğimiz anda, varlıklarımızın yıkılmadığını keşfederiz. Onlar sadece daha güçlü ve daha net bir hale gelirler.

Bunun nedeni güçlü gibi görünen taş sütunlarımızın dualitenin bir illüzyonu olmasıdır. Aslında herşeyi birarada tutan, sütunun merkezinde bulunan titanyum sırık veya çubuktu. Sütunlarımız çökerken, kalan tek şey bu olacak. Ve ihtiyacımız olan tek şey de odur

İşte bu anda varolmanın yeni hafifliğini keşfederiz. Yeni bir hareket kabiliyeti. Taşların ve çamurun ağır kaplaması olmadan, kişisel varlığımızın sınırlarının çok dışına taşan Gerçek Öz Varlığımızın içine doğru tam anlamıyla genişleyebiliriz. Yeni Matrixin içine tam anlamıyla genişleyebiliriz. Sevginin Yaşayan Lotusları haline gelebiliriz.
Ve şimdi gizli hazinelerimizi bulmak için olan kutsal arayışımıza hazırız.


GİZLİ HAZİNELER

Bu yıl, mistik orantıların mistik yılıdır. Bizi tamamen yeni yönlere götürücek olan kadim yolları takip edeceğiz. Bazılarımız Ejderin Yolu'nu ya da Beyaz Geyik'in Yolu'nu takip edecekler; diğerleri Kanatlı Aslan'ın Yolu'nda olacaklar. Artık meydana çıkması gereken Beyaz At'ın Yolu gibi birçok kadim yol vardır. Ve hangi yol olursa olsun eğer kendi gerçek yolumuzda yürüyorsak, nihayetinde GERÇEK SEVGİ'NİN asıl YOLU'nda olacağız.

Gerçek yolumuzu bulduğumuzda, gizli hazinelerimizi bulmak için kutsal arayışımıza başlarız. Ziyaret etmemiz gereken özel yerler, tanışacağımız özel insanlar ve bulmamız gereken özel nesneler olduğu çabucak anlaşılır. Ve tabi ki en büyük gizli hazinelerimizden biri de Tek Gerçek Aşkımızdır.

Bu işi biraz da olsa zorlayıcı hale getiren nereye gitmemiz gerektiğinin veya neyi bulmamız gerektiğinin bize önceden söylenmemesidir. Elimizde bir yapılacaklar listesi yoktur. Bunun yerine, gizli hazinelerimizi karşımıza çıktıkları zaman farketmemiz gerekmektedir.

Gizli hazinelerimizden biriyle her karşılaşmamızda, devasa birşeyin gerçek yerine oturduğu hissine kapılırız. Uzun zamandır kayıp olan bir iplik varlığımızın dokumasına yeniden işleniyor ve varlığımızın tüm örgü deseni değişiyor. Uzun zamandır gizlenmiş olan yeni ve daha gerçek bir desenortaya çıkıyor. Taca bir mücevher ekleniyor.

Topladığımız her gizli hazine bizi Lotus Kalbi'nin Özü ile yeniden birleştiriyor. Bulunan her hazine bizi Ultra Daha Büyük Gerçekliğin derinliklerine götürüyor. Ve bu tam anlamıyla bizim olmak istediğimiz yer.


SAPTIRMA BANDI

Lotus Dünyası'nı çevreleyen ve Lotus Kalbi için bir filtreleme sistemi görevini gören bir Saptırma Bandı vardır. Bu filtreler o kadar ince ayarlanmış ve kusursuz kalibre edilmiştir ki gerçek olmayan hiçbirşeyin Lotus Dünyası'na girmesine izin vermezler.

Eğer biz Gerçek, Öz Varlıklar haline geldiysek, Saptırma Bandından kolaylıkla geçip, Lotus Dünyası'na girebiliriz. Ancak, eğer hala bazı illüzyonları taşıyorsak, eğer hala ego veya bencillikle hareket ediyorsak, doğru olduğunu bildiğimiz şeyden hala ödün veriyorsak, hala gerçekten olduğumuz kişiye karşı direnç gösteriyorsak, ceplerimiz zamanı geçmiş nesnelerle doluysa, Lotus Dünyası'na temiz bir geçiş yapamayacağız.
Bunun yerine, Lotus Dünyası'na giremeyecek olan herşey, Saptırma Bandı'na ulaştığımızda o kadar çok büyüyecek ki, bunları gözardı etmemiz olanaksız hale gelecek. Sadece büyümekle kalmayıp fazlasıyla sapacak, öyle ki hala taşımakta olduğumuz illüzyonlar, illüzyonun illüzyonu haline gelecekler.

Bu temiz ve kararlı bir şekilde hareke etmeyi gerektirecek. Lotus Dünyası'na gerçekten girmek istiyorsak, bizi bundan alıkoyan herşeyi çabucak bırakmamız gerekmektedir, bizleri kendimiz ve başkaları ile tamamen dürüst ve bütünlük içinde olmaktan alıkoyan herşeyi bırakmamız gerekmektedir. Bunu yapmak için, iki kolumuzla da ileri ve yukarı doğru hareket ederken XUA! (zua) sesini çıkartmalıyız. XUA! Lotus#8217;un kendi kendini temizleme mekanizmasıdır. Gerçek olmayan herşeyi yıkar ve önümüzdeki yolu temizler.

Saptırma Bandı korkulması gereken bir yer değildir. O çok gerçek bir amaca hizmet etmektedir. Ve nerede olduğumuzu ve neler deneyimlemekte olduğumuzu bilmek her zaman iyidir. Ama orada sıkışıp kalmamamız çok önemlidir.


YATAY HASTALIĞI

Şu anda meydana gelen ve Yatay Hastalığı adı verilen çok ilginç bir olay vardır. Bu insanlar Saptırma Bandı'nda sıkışıp kaldıklarında ortaya çıkar. Bu çoğunlukla daha çok şey bilip de kendini dinlemeyen ve kim oldukları konusunda dürüst olmayanları etkiler. Bunu yapmaları gerektiğini bildikleri halde tüm varlıkları ile kürek çekmeyenleri. Gerçekte kim olduklarından ödün veren veya gerçekte oldukları kişiyi yumuşatanları.
Yatay Hastalığı neyin meydana gelmekte olduğunun gerçekten bilincinde olan bazı çok parlak insanları etkilemektedir. Bunun sebebi bu insanların hala ikili hayatlar yaşamaya çalışıyor olmalarıdır.

Bu hastalık sürekli büyüyen içsel kör noktalarla başlar. Daha sonra tam anlamıyla adım atmaktaki başarısızlıkları için başka insanları sonu gelmeyen bir biçimde suçlamaya başlarlar. Öyle olmadıkları halde, yeni bir yerde oldukları illüzyonu içine sıkışmış bir hale gelirler. Veya bunun kendilerinin gerçek amacı olduğunu söyleyerek, apaçık bir şekilde eski durumlarda veya düzenlerde sıkışıp kalırlar.

Biri tamamen Yatay Hastalığı'nın egemenliğine girmeden önce, gitmekte oldukları yönü ve enerjilerini neye harcadıklarını sorguladıkları, kısa süren berraklık anları yaşarlar. Daha sonra, karar verebilme güçlerini kaybederek ve ilgisizlik ve inkarın derin uykusuna karşı koyamayarak kendi bilgilerinin sorumluluğundan bilinçsizce kaçarlar.

Bu Yatay Hastalığı'dır. Bundan bahsedilmesinin sebebi, korku, negatiflik veya yargılar üretmek değildir. Bu sadece içinde bulunduğumuz anın realitesinin haberdar olmamız gereken bir parçasıdır. Bu en iyi, farkındalığı en yüksek insanların bir kısmına olmaktadır. Onlar neyin gerçek olduğu duygusu ile bağlantıyı yitirerek, paralel bir gerçekliğe, bir ayna dünyaya çekiliyorlar.

Yatay Hastalığı sadece dualitede sıkışıp kalmak değildir; o dualitenin ardındaki dualitedir. Biri bu hastalığa yakalandığında, etrafında, gerçek olan herşeyi iten ve püskürten, bir güç alanı oluşturur. Yatay Hastalığıyla, bütün yanlış seçimleri yaparsınız, gerçek olan herkesi itersiniz. Bu daha çok insanları, Satürn'ün halkaları gibi sürekli olarak Lotus Dünyası'nın etrafındaki Saptırma Bandı'nda daireler çizerek dolaştıkları, adeta bir geçici ölüm haline sokan, bir büyü gibidir. Lotus Dünyası'na giremezler ve daha önce bulundukları yere geri dönemezler.
Bu en yakınımızda, en sevdiklerimizin - gerçekten bir fark yaratabilecek olan kişilerin başına gelmektedir.

Yatay Hastalığı'na yakalanmaktan kurtulmanın yollarından biri evimizde Daha Büyük Gerçekliğin içine demirlenmiş güçlü enerji alanları yaratmaktır. Olabildiğince çok Yeni Hayat araç gereçi, objesi ve vasıflarını biraraya toplayın, çünkü bunlar geleceğimizin mihenktaşlarıdır. Ve sadece kürek çekmeye devam edin...

Ve Ultra Daha Büyük Gerçekliğe geçiş meydana geldiğinde, Yatay Hastalığı'nın büyüsüne kapılmış olan o gerçek kişiler uyanacak olanların başında geleceklerdir.


ULTRA DAHA BÜYÜK GERÇEKLİK

Ultra Daha Büyük Gerçeklik o kadar yeni ki açıklaması gerçekten çok güç. Bir kaç ay öncesine kadar varolduğunu ben de bilmiyordum. Bu genellikle, DOĞRU ZAMAN-DOĞRU MEKAN'ın devasa bir hizalanışı olan Büyük bir Kesişme ile karşılaşıldığında tetiklenir. Her Büyük Kesişme, varlığımızın içinde bizi Ultra Daha Büyük Gerçekliğin içine doğru havaya uçuran devasa bir patlama yaratır.

Bu noktada tek söyleyebileceğim, Ultra Daha Büyük Gerçekliğin enerjilerini gerçekten olağanüstü ve daha önce deneyimlemiş olduğum hiçbirşeye benzemiyorlar. Herşey ultra geliştirilmiş ve tamamiyle berrak. Bir enginlik ve bildiğimiz herşeyin ötesine bir genişleme hissi ile birlikte, kesinlikle zamansız birşey. Zaman ve Uzayda ve ötesinde kolaylıkla dolaşabilmenin inanılmaz özgürlüğü var. Bununla birlikte süper yükseltilmiş herşeyi-görme/herşeyi-bilme ve derin bir esenlik hissi verir. İçinde olduğumuz zaman, ultra çıplak, neredeyse transparan olduğumuzu fakat buna rağmen berrak bir şekilde var olduğumuzu hissederiz.

Ultra Daha Büyük Gerçeklikte olmak, varlığımızı, bundan önce unutmuş olduğumuz veya uzun zamandır saklanmakta olan bilgileri keşfetmeye iter. Bu sanki daha önceden görmemiz imkansız olan, ama buraya vardığımızda bulunmayı bekleyen gizli şeylerle dolu kocaman bir dünyanın olması gibidir. Bu bizim hazine avımıza tamamen yeni bir boyut katar.

Ultra Daha Büyük Gerçekliğin BİR enerjiye çok benzeyen bir özelliği vardır: başlangıça-geri-dönüşün eskiliğinin tamamen evrim-yaratan Yeni ile çok güçlü bir füzyonu. Bu MUA'dır: Başlangıcın öncesi. Buna girdiğimizde, yepyeni bir başlangıcın eşiğindeyizdir, tamamen yeni bir çağın, aynı çok çok eskiden olduğu gibi ama spiralin çok farklı bir seviyesinde.

Ultra Daha Büyük Gerçeklik o kadar güçlüdür ki buraya kısa dalışlar bile varlığımızı tamamen yakabilir. Bu geçen seneyi yapı iskelesinin altında geçirmiş olmamızın sebeplerinden biridir. Yeniden yapılanan sadece duygusal bedenlerimiz değildir, Ultra Daha Büyük Gerçekliğin yoğunluğunu kavrulmadan tutabilmemiz için, sinir sistemlerimiz de yeniden yapılanmaktadır.

Asıl şaşırtıcı olansa, Ultra Daha Büyük Gerçekliğe girdiğinizde, herşeyin tersine dönmesidir. Bilinenin ve Bilinmeyen'in bütün haritası tersine dönerek tamamen yeni ve beklenmeyen bir arazi ortaya çıkarır. Bu yeni arazide herşey değişmiş durumdadır. Bilinen ve Bilinmeyenden bazı şeyler yok olmuştur. Eski araziden tanıdık unsurlar yeniden düzenlenmiş ve yeni konumlara gelmişlerdir. Ve hem Bilinen hem de Bilinmeyen'den yeni unsurlar artık açığa çıkmıştır.

Bu bana "Karayip Korsanları-Dünya'nın Sonu" filminde Johnny Depp'in dönen dairesel haritayı deşifre edip "Yukarısı Aşağısı. Aşağısı Yukarısı." Diyerek özgür kalabilmek için gemisini başaşağı döndürmek zorunda kaldığı sahneyi hatırlatıyor. İşte bu tam da bizim yapmamız gereken şey, çünkü Ultra Daha Büyük Gerçekliğin altüst olmuş arazisine girdiğimizde En Çılgın Hayallerimizin Ötesinde alanına adım atmış
olacağız.


ÖZÜNE KADAR GERÇEK SEVGİ

2008 yılında LOTUS SEVGİSİ'ne devasa bir dalış deneyimleyeceğiz. Uzun zamandır duygusal bedenlerimizin etrafında bulunan yapı iskelesinin en sonunda yıkılmaya başlaması ile birlikte, daha önce hiç olmadığı kadar Sevip ve Sevilebileceğiz. Bu daha önce bildiğimiz Sevgi'nin çok çok üzerinde olacak.

Gerçek Öz Varlıklar olarak ÖZÜNE KADAR GERÇEK SEVGİ'yi deneyimleyebileceğiz. Yıl ilerledikçe, bu üzerinde durduğumuz toprak, soluduğumuz hava haline gelecek. Biz ÖZÜNE KADAR GERÇEK SEVGİ'nin ta kendisi olacağız. Ve bu, biz Tek Gerçek Aşkımız ile beraber olsak da olmasak da olacak, çünkü zaten bu titreşim bizi birbirimizle karşılaşacağımız Büyük Kesişmeye doğru yönlendirecek.
Tek Gerçek Aşkımız bu sene birçoğumuzun hayatına girecek. Bazılarımız aşklarını geçen sene buldular, ama bu sene gelecek olanlar gerçekten beklediğinize değecek.

Ve lütfen onları arayarak zaman kaybetmeyin, çünkü birbirimizi en az beklediğimiz zamanda bulacağız. Bunun yerine, dikkatimizi kendi varlığımıza verelim, GERÇEK ve DOĞRU hale gelelim ki tam anlamıyla hazır olalım. Haydi ÖZÜNE KADAR GERÇEK SEVGİ'nin titreşiminde yaşayalım! Biz bir sonraki aşamamıza adım atıp gerçekten Kralların Kralı ve Kraliçelerin Kraliçesi haline geldiğimizde, onlar da ortaya çıkacaklardır. (Bu konu ile ilgili daha detaylı bilgiyi Ocak Ayı Sörf Raporunda vereceğim)

Eğer doğru yörüngemizde kalırsak, tartışılmaz bir biçimde birbirimizle karşılaşacağız. Sadece şunu bilin ki, karşılaştığımız zaman herşey geri dönüşü olmayan bir biçimde değişecek. Daha önce varlığından bile haberdar olmadığımız bir oyunu oynayabilmemiz için, elimizdeki kartlara tamamen yeni bir deste eklenecek.

Tek Gerçek Aşk'larımızla yeniden birleşmemiz 2008 yılındaki yolculuğumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu o kadar önemli ki, bu sene bu konuda çok daha derin bir şekilde aylık sörf raporlarında bilgi
vereceğim.


2008'İN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ

2008 uzun zamandır beklemekte olduğumuz yıldır. 2008'de herşey kesinlikle İP ÜSTÜNDE. Bu tartışmasız YAPMA VEYA YIKMA ZAMANI. Bize en çok yardımcı olacak şey varlıklarımızı Lotus'un Kalbine merkezlememizdir. Tüm varlığımızla gece gündüz kürek çekmemizdir. Ve varlıklarımızı Bir'in Ana Hizmetkarları olacak şekilde genişletmemizdir.

Hayatımızın hiçbir yönünde özensiz olmayı karşılayamayız. İçimizde herhangi bir illüzyonu barındırmak son derece zararlı olabilir ve geri kalmamıza sebep olabilir. Oyunun bu safhasında, gerçek olmayan herhangi birşey yapmamıza izin veremeyiz. Ve lütfen şunu unutmayın: Doğru bildiğiniz şeyden şüphe etmeyin. Ve gerçekten kim olduğunuzdan şüphe etmeyin.

Abidevi 2008 Yılı boyunca, hayatlarımız çok derin değişikliklere maruz kalacaklardır. Kapanan birçok kapı ve açılan birçok kapı olacak. En doğru yolumuzla birleşene kadar sürekli rotamız değişip duracak.
Bütün yıl boyunca, her biri tamamen hayat değiştirici olacak olan bir seri Büyük Kesişme ile karşılaşma olasılığımız vardır.

Yıl boyunca insanüstü bir şekilde meşgul olacağız. Ve çoğunlukla Deli bir Deniz üzerindeki İstikrarsız bir Sörf tahtasıyla sörf yaparken bazı şeyleri halletmeye çalışmamız gerekecek. Ama Kalplerimizin Pusulasını takip ettiğimiz ve sahip olduğumuz herşeyi ortaya koyduğumuz sürece, önümüzdeki işi başarmak için bolca enerjimiz ve isteğimiz olacak.
Birçoğumuz yaşadığımız yeri değiştirmek için çağrılar alacak ve Yeni Hayatlarımıza başlayabileceğimiz mükemmel yeri bulacaklar. Bu yeni konumlar, daha önce taşınmayı hiç düşünmediğiniz ülkeler gibi, hiç beklenmedik yerler olabilir.

Birkaç potansiyel Tek Gerçek Aşk olduğu gibi, bir dizi de potansiyel taşınılabilecek yer var. Ancak, bir yer bizi diğerlerinden daha güçlü bir şekilde çağıracak. Nereye gitmemiz gerektiği ile alakalı işaretlere ve ipuçlarına açık olmalı ve mükemmel yeni mekanımız ile birleştiğimizde bunun Gerçek Kaderimiz ve Amacımız ile, sorgulanamayacak bir şekilde, çok özel bir hizalanma olacağınının bilincinde olarak, bütün önyargılı kişisel tercihlerimizi bir kenara bırakmalıyız. Taşınma zamanı geldiğinde, tam olarak nereye gitmemiz gerektiğini biliyor olacağız.
Çok derin benzerlik taşıdığımız bir çok yeni insan hayatlarımıza girecek. Bağımsız ve yalnız olma zamanlarının bittiğini farkedeceğiz. Şimdi bizim amacımızı paylaşan ve bizimle aynı kutsal yolda yürüyen insanlarla birlikte çalışmalı ve onlarla yaşamalıyız. Bu sebeple, bazılarımız, herkes için Ultra Daha Büyük Gerçekliği buraya demirlerken, yükseltilmiş enerji alanları ayarlayabileceğimiz ve Lotus Dünyası'na dalmış bir şekilde yaşayabileceğimiz, küçük gizli topluluklar kurmaya başlayacaklar.
İşlerimiz de dramatik değişimler geçirecekler. Kendimizi kariyerimizin yönünü değiştirip tamamen yeni ve beklenmeyen birşeyler yaparken bulabiliriz. Yeni kariyerlerimiz ve yaratıcılığımız arasında çok güçlü bir bağ vardır, ki bu çok önemlidir. Yaratıcılık ve kariyerler şimdi tamamen birleşmeli ve açığa çıkmalıdır. Bu bolluğa ve En Çılgın Hayallerimizin Gerçekleşmesine açılan kapıyı açacaktır.

Eğer Kalplerimizin Kalbi'nin en derin telkinlerini takip eder ve yapmayı sevdiğimiz şeyleri yaparsak, herşey çok iyi gidecektir. Ama eğer kendimizden herhangi bir şekilde ödün verirsek, ertelenerek bu muhteşem ve hayatımızda bir kere başımıza gelebilecek Altın Fırsatları kaçıracağız.

Yıl boyunca, bazı şok edici süprizler olacak. Bunlar şok edici olacak çünkü gerçekten hiç beklenmedik şeyler. Ve bu Bitiş Zamanı olduğu için, bazen üzüntüyle dünyanın sonuna geldiğimizi hissedeceğiz. Ki gerçekten de böyledir. Bu eski dualite dünyasının sonu ve tamamen yeni bir çağın başlangıcıdır. Ve biz buraya özellikle bu zamanda burada bulunmak için geldik.

2008'de Yeni Hayatlarımızın pırıltılı sahillerine ulaşacağız. Yeni temellerimizi yaratmaya başlayacağız. Yeni arkadaşlıkları şekillendireceğiz. Yeni kariyerlerimizde yaratıcılığımız öne çıkıcak. Tek Gerçek Aşkımızla kolkola, bizi buraya getiren uzun seyahate derin bir minnettarlık duyarak, Gerçek Sevgi'nin yolunda yürüyeceğiz.
Ve sonra yolculuğumuzu unutacağız, onu kozmik tozların içine bırakacağız ve sadece BURADA ve ŞİMDİ'de yaşayacağız... YENİ ve DOĞRU'nun içinde.

2008 uzun zamandır beklediğimiz yıldı...




MUTLU YILLAR! Asil 2008 yılının sizlere

tüm Atılımların Atılımını
the En Çılgın Hayallerinizin Gerçekleşmesini
ve Tüm Sevgilerin Sevgisini getirmesini sağlayın.


Lotus Kalbi'nin Özünden En Derin SEVGİLERİMLE,


Solara


Copyright Solara 2008

All Rights Reserved




Çeviren: Hande
(ALINTIDIR)

Edited by - budala on 06/05/2008 19:12:09

livand
Akik

Turkey
21 Posts

Posted - 07/05/2008 :  00:45:56  Show Profile  Visit livand's Homepage  Reply with Quote
Teşekkürler uzunca bir süredir beklediğim bir bilgiydi.Geçmişin solduğu,geleceğin bilinmediği bir yerde bekliyordum şaşkınlıkla doğru yerdeymişim şükürler olsun.Sevgiyle kalın.

Edited by - on
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 07/05/2008 :  05:57:29  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Herkez bir yere, bir şeylere davet ediyor.Ne hoş.Öylese bende Solara, Hathor, Kuthumi, Ra, Kasyopyalılar vs. tüm varoluşu "EBEDİ YOKLUK" öğretime davet ediyorum.Bu hakkım yok mudur sizce.Acaba gelirler mi, bilmiyorum.Kendi seçimleri sonuçta.Yanlız ben, buna "Ebedi Keder ve Ebedi Neşe" demeyi seviyorum.Bu noktadakilerin tanımlayacağı en yakın kavram olduğu için, şimdilik uygundur...

"Allah'ım senden başka kimsenin gelmiyeceğinide hissediyorum bu arada.Olsun gene, biz bize anlatırız. Kendimiz çalıp, kendimiz oynarız benin ebedi Sevgilim!..."

(Yukarıda verilen mesajıda baştan sona okudum.Allah'lık hakkaten.Hoşmuş...;)

Sevgili arkadaşlar.Sevgililer.Sizi sonsuz bir acıma ve sonsuz bir sevgi duygusuyla seviyorum.Bu sahte, içi boş ve kuru bir söz değildir...

Edited by - Qui-gon jinn on 07/05/2008 06:40:55
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 07/05/2008 :  12:57:56  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qui-gon jinn,
Davetinizi kabul ediyorum. Bu yola (ben de) varım. Malesef Yaradılışın sapmalarını yaşadığımız bu katta belki bi çıkış umuduyla alıntılıyarak site de paylaşıma sundum fakat derinden "YOKOLUŞU"(mu) bekliyorum. İsteyen devam etsin "VAR-ET-ME" oyununa.Bu kattaki görevimiz bitene kadar, sonrası ALLAH KERİM.. KANAT ÇIRPACAĞIZ YOKLUĞUMUZA..

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 07/05/2008 :  22:17:45  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili Qui-gon jinn,sonsuz sevgini sevgiyle kabul ediyorum ancak sonsuz acıma duygunu ve düşünceni kabul edemeyeceğim,eğer doğru anladıysam.Acıma bir egodur, Biri bana acırsa beni incitmiş olur,acımak karşındakini kendinden daha zavallı ve çaresiz görmektir dolayısıyle kendimizden daha az değer biçmiş oluruz kişiye.Ne kadar dram yaşasakta bu dünyada kimse zavallı ve çaresiz deildir sevgilerimle :).

Edited by - on
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 07/05/2008 :  23:53:50  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Selamlar
Sevgili zer-zivi hoşgeldin.
Qui-gon jinn'in acımaktan bahsettiği bence bu mesajda ve bu tarz sevgi mesajlarında bazı gerçeklikleri gizlendiğini, herşeyi toz pembe görme çabasında olanlara kapı açtığı düşüncesi olabilir(en azından ben böyle görüyorum ve acımayı öyle algılıyorum).
Bu ara da mesajdan kendime çıkarımlarım oldu ve hekesin kendine göre çıkarımları olabileceğini düşünerek paylaştım.
Acıma duygusuna gelince, küçümsemek veya aciz görmek olmadığına inanıyorum. Yanlış anlaşılmış olabilir, ben de yanlış anlamış olabilirim ve bunun cevabını da Qui-gon jinn verir heralde. Kendi adıma alınmadım açıkçası, bana acınılması beni acınacak halde olduğum durumuna da sokmaz heralde.
Sevginin Saygıdan sonra gelmesi gerektiğine inanırım ve sade sevgi; nefreti doğurabilir, yanlız saygıyla atılan temel üstüne sevgiyle bina edilibilinirse, sağlamlığını korur her yapı. Acımak belki doğru bir yaklaşım olamya bilir ama kederlerimizi paylaşmak uygun olanbilir diye düşünüyorum. Benim görmediğimi bir başkası görebilir.Görev söz konusu oldumu sevgi yeterli olmaz, hizmet önceliklidir ve esaslı sevgi öğretilerinde herşeye rağmen sev(mek) vardır, bu da saygı ve tahamülle olabilir. Görevimiz daim olsun, sabrımız bizi doğru yola ileticeğini ve birlik olabilmek için anlayışa ihtiyacımız olabilir
Saygılar Sevgiler

Edited by - on
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 08/05/2008 :  03:53:21  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Merhaba ve hoşgeldin değerli zer- zivi,

"Rabbim kimse gelmez diyordum, bak bir kişi gelmiş.Beni yine saşırtın.Hatta öğretiyi benimseyip, savunmaya bile geçmiş.Hoşgeldin çekirge Buda'la." :)

Sevgili zer-zivi,
O kelimeyi, oraya koyup koymamayı çok düşündüm.Farklı anlaşılabileceğini biliyordum.Lakin koymam gerekiyordu, doğrusuda buydu.Tabiki bu, o saydığınız insani bazı vasıflardan doğan "Acıma" değildir.Yani bir insanın, başka bir insanı zavallı ve çaresiz görerek duyduğu "Acıma" değildir.Lakin bu acımada o "Ebedi Acıma" nın bir yansımasıdır ve gereklidir.Kimsenin kimseye hiç acımadığı bir dünya düşünün.Şu sıra, insanlar arasında malesef az ve yetersiz olan acımanın da bulunmadığı, düşenin kaldırılmadığı bir dünya, sizce daha güzel ve şen şakrak bir yer mi olurdu?

"Ebedi Acıma" varoluşun tümüne karşı duyulan, bir Tanrı vasfıdır.Bizdeki ise "Kendi suretinde yaratmasından dolayı" duyulan, o vasfın bizdeki bir yansımadır.Varoluş, Tanrının bu "Ebedi Vasıfları" ile ayakta durur."Ebedi Acıma" olmasaydı, ondan doğan ve varoluşun tümüne karşı duyulan "Ebedi Merhamet"te olmazdı.O yüzden bu konuda, şimdi tek diyebileceğim, her gece tekrarladığım sözden başkası olamaz;

"Ey yüce RAB'bim, sen bize Acı, sen bize Merhamet et..."

Ve doğrudur sevigili Buda'la saygı, sevginin ön koşuludur.Saygı duymadığınız bir şeyi gerçekten sevemezsiniz.

Tekrar hoşgeldiniz.Lakin hoşgeldiniz derken; Misafir değil, ev sahibi olduğunuzuda unutmamanızı, sizden rica ediyorum...

Sevgili arkadaşlar.Sevgililer, size RAB'den "Ebedi Acıma ve Ebedi Sevgi vede "Ebedi Saygı" diliyorum...

Edited by - Qui-gon jinn on 08/05/2008 03:55:17
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 08/05/2008 :  13:47:05  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Hoşbulduk Usta Qui-gon jinn:)
Kelimeler insanın doğası gereği yanlış anlaşılabiliyor ve ayrışmaya neden olabiliyor. Temelde gidilen 'Tüm Yollar' Aynı vek Tek olan 'O' kapıya çıktığına göre ihtilafa kapılmadan yapıcı olarak algılamak gerekli ve yapıcı olarak söylenen sözlerin yıkıcı algılanmaması gerektiğini düşünüyorum.
Saygılar Sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 09/05/2008 :  01:06:17  Show Profile  Reply with Quote
Sevgiyle merhaba Qui-gon jinn,öncelikle kafama sevgiden taşlar yağdı biraz önce:)Evet acıma konusuna gelince katıldığım noktalar,olumlu duyguların yanında olumsuz duygularında varoluşun bütününün iki parçası(+ ve -)olduğu ve tanrı vasfı olmasıdır.Acımak üzerinde daha öncesinden çok düşündüm hala düşünüyorum.Birincisi birilerine acıdığım zaman hep acınası ben oldum,yani acıma duygularımı kullanan insan az sayıda değil ve bu durum sonrası kızgınlığa ve nefrete kadar gitti.Duygularım sömürüldü bunun için onları suçlayamam çünkü buna ben izin verdim,bu yüzden kızgınlığım doğal olarak kendime döndü.Sonrasında yeterince kendimi hırpalayınca af etmeyi bildim nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz.İkincisi acıma duyguları yüzünden kişilerin elinden tutup kaldırdıkça onların alması gereken dersi almalarına engel olduğumu ve bunun sonucunda kendime yeni sorunlu karmalar ürettiğimi farkettim.Bunları tekrar tekrar aynı kişilerle yaşadım.Acımanın sonucu acımasızlığıda getirebiliyor.Tabiki merhametten vazgeçemem,ama acıma duygularımı yok ederek merhametle yardımcı olmak kendi doğrum.(acıma ve acımasızlığın orta noktası ve dengesi merhamettirgibi geliyor?)Bir başka hususta Saygının sevginin ön koşulu olduğu.En yüce değer sevgiyse saygı ondan sonra gelmezmi? Saygı duymadığınız birini sevemezssiniz diyorsunuz bunun tersi durumlar yaşadım ve gördüm.Patronuma saygı duyuyorum ama sevemiyorum neden işe ihtiyacımdan , bu neden çıkarım için,çıkar egom için.Kardeşlerim nerdeyse torun sahibi olacaklar hala birbirlerinin iradesine saygısı yok ve çocuklar gibi kavga ediyorlar ama birbirlerini sevmekten vazgeçmiyorlar.Vaz geçtikleri an nefret ve küslük olurdu olmadığına göre sevgileri saygılarından daha büyük olsa gerek.Başka bir durumda yaşadım ,sevdiğim saydığım insanın saygısızlığı ve nefretiylede karşılaştım.Tek sıkıntımın duyduğum sevgide sınırlarımı koymayışımdır.Çünkü herkesin içinde sevginin türü farklılık gösteriyor.Bencilce sevene,karşılık bekleyerek sevene saygı duyamassın çünkü bu sevgilerin sahipleri gerçek sevmeyi bilmedikleri için saygı duymayı bilmezler.Onlarıda çok seviyorum ama sınırlarımı belirleyerek.Söylediğiniz sözü yanlış anladıysam bana sonsuz acıma ile ilgili doğru açıklama yaparsanız sevinirim.En basite indirilmiş bir dil kullanırsanız dahada sevinirim :) sevgi ve saygılarımla.

Edited by - on
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 09/05/2008 :  03:49:56  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Yürekten selam olsun size sevgili zer-zivi,

Yanlış anlaşılmak istemem, taş atmak gibi bir niyetim asla olamaz. Sadece görüşlerimizi paylaştık. Merhamette karar kılmak en temizi,haklısınız:). Sakındığım nokta ise sevgi yumağı gibi görünen insanların içinden ne zehirler akıttıklarını gördüğümde benim için her defasında geç olmuştu.
Sevgili zer-zivi, dediğiniz gibi sevginin farklılık göstermesi durumu;
Bir yerde okumuştum
-seviyorum çünkü... diye başlayam sevgi
-Herşeye rağmen sevgi
-seviyorum ama... diye devam eden sevgi
böyle devam ediyordu, bu kadarını hatırlayabildim.

Bahsettiğiniz acıma ile benim anladığım acımak arasında hala bir fark olduğunu düşünüyorum zer-zivi. Öğrenebildiğim kadarıyla tüm varoluş(a) acımak ve tabi kendimide. Varolmak hep acıyla olmadı mı? Acıyla doğan bebek örneğinde olduğu gibi ve (kanal bilgilerine göre)Tanrıların sevgiyi deneyimleme istekleri yüzünden oluşan sapmadan dolayı burda olamamız vb. geniş bir perspektifte paktımığımızda acıdan geçilmiyor:(. Acınası hallere hep düştük ve acıyla evrimleştik. Bilinç seviyeleri yükseldikçe illüzyonların farkına varan bu kattaki yüce varlıkların dedikleri gibi günahkârın en büyükleri kendileri olduğu ve bu kadarını da bilmek istemediklerini okuduk, duyduk hep. Sevgiden bazen aldatıldık belki de aldattık.

Saygının bir kutbiyeti yok ne(+) ne(-) sadece nötr. siyah-beyaz,sevgi-nefret,+ -,vs ama saygının karşısına saygısızlık koyamayız.
Saygı duydulan insan aldatılmaz, ya tartışılır ya da uzaklaşılır(en azından erdemli insan böyle yapar heralde).
Yanlışını gördüğün sevdiğin birinin yanlışını örtmeye çalıştıkça o daha çok yanlış yapacak ve her iki tarafta zarar görecektir. Öğrenim sevgiyle olmaz. En azından ben hiç görmedim. Dersler hep ağır olmuştur. Sevgi bu sınavlar katında nefes almamız için sunulan ama daim olmayan bir tenefüs sadece. Diye bilirsiniz ki sevecen insanlar sürekli sevgiyi kendisinde tükenmeyen kaynakla etrafına saçan varlıklar var, sadece istisnalar. Ego, ve dualite olduğu sürece Sevgiyle kalkan zararla oturur. Ne de olsa beşeriz ve şaşma ihtimalimiz yüksek. Sevgi de bu gezende geçilmesi gereken bir ders. Sonsuz saygı ve 'HERŞEYE RAĞMEN SEVGİ' ön koşul diye öğrendim ve uygulamaya çalışıyorum. Sevgi konusunda zarar gören birisi olarak (insan ilişkilerinde) 'MAKUL VİCDAN'ı hem kendime hem de bu konuda bilgi isteyenlere Sadıklar Planı kaynak olabilir.
Bu söylediklerim ahkâm kesmek olarak anlaşılmasın hala başarısız oluyorum ve öğrenmeye çalışıyorum ve öncelikle Saygılar sonra Sevgiler:))..
Huzurla kalın..

Edited by - budala on 09/05/2008 03:51:44
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 09/05/2008 :  06:15:13  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Değerli Zer-zivi merhaba,

Diğer bir başlıkta sizlerden bir süreliğine müsade istediğimi söylemiştim.Lakin buraya yazmadığım ve sizinde diğer başlıklardaki yazıları mı okumuyabileceğinizi tahmin ettiğimden, cevapsız bırakmamak için mesajınızı bekledim.Ve son bir mesajla, şimdilik veda etmek istiyorum.Döndüğümde, bu konular üzerinde tekrardan konuşmak isterim, sevgili zer-zivi...

Değerli Zer-zivi,
Anlatılamazları, zaten en basit ve en yakın kavramlarla anlatmaya çalışıyoruz.Buda konunun farklı ve yanlış anlaşılabilmesine sebebiyet veriyor.Benden doğru açıklamaları beklediğinizi söylemişsiniz.Lakin ben size, aktardığım şeylerin doğru ve tam vede gerçek açıklamasını yapamam.Çümkü bunlar yanlız benim kavrayışımdır.Siz eğer gerçek açıklamaları bilmek istiyorsanız.Kendi düşüncelerinizin derinliklerine gitmek zorundasınız.Tüm açıklamalar zaten sizde mevcuttur.Benim veya bir başkasının açıklamalarına salt gerçek budur, açıklaması budur diye bakmayınız.Benim söyleyebileceklerim ancak Halil Cibran'nı sözlerinde ki şeyden daha ötesi değildir.Hatırlatırsam;

"Hiç kimse size bilginizin şafağında uykuya yatmış beklemekte olandan başka bir şey açıklayamaz."

Evet, daha ötesi değildir.Benim kavrayışımla ilgili birkaç şey söyleyebilirim elbet ama unutmayın bunlar "Hakikatleri" yanlız benim kavrayışımdır.Birkaç fikrim şunlardır;

Öncelikle bahsettiğim "Ebedi Acıma" ve onun bir yansıması olan insani acımayı birbirine karıştırmayınız.Farklı kavramlardır bunlar ve salt aktardığım sözlerden ibaret olan kavramlar değillerdir.Bizimkisi sadece benim bu konu için kullandığım "En yakın" kavramlardır.Konunun "Salt, gerçek ve doğru" açıklaması olamıyorlar maalesef.Ve pek tabiki anlatmak istediğimden farklı anlaşılabiliyor.Yine gerçek açıklamayı kendiniz bulmanız gerektiğini hatırlatırım...

"Ebedi Acıma" hakkında benim kavrayışım.Bunun tüm varololuşa karşı duyulan ve insani acıma duygusunun barındırdığı olumsuzluklardan ayrı olan, zıttı bulunmayan, Rabbin salt "Ebedi Acıma"sıdır.Daha basit nasıl tanımlarım bilemiyorum...

İnsani acıma duygusu ise, bu vasfın bir yansımasıdır sadece.Salt o olan değildir.Bir yansımadır ve yansımada aslı değildir elbet.Mesajınızda bahsettikleriniz de bu yansımaya girer sadece.Mesajınızda yazdığınız acıma "Varoluş ve varlık" için geçerli olanlardır.Yokluk için geçerli olan kavramlar değildir.Ve evet varoluştaki herşey zıttıyla aynı bulunur, acıma duygusuda.Ve siz ortadaki terazisinizdir(H.C.dan hatırlayabilirsiniz) gönül terazinizi ne ile doldurmuşsanız, o tarafınız ağır bazar.Ve siz acıma yada acımasızlığa düşersiniz...

Söz ettiklerinize gelirsek,Bahsettiğiniz olayın sizi kızgınlığa ve nefrete kadar götürmesi "Sebep, sonuç yasası gereğidir.Lakin bu sonucun ne olacağını yine siz belirlemektesiniz. Sebepleri sizin elindedir, ve dolayısıla da sonuçları...

"Siz nasıl görürseniz, dünya öyledir." eğer sonuçların bu şekilde olmasını istemiyorsanız, değiştirmek elinizdedir...

İkincil olarak, bir insana yardım edebilmek onun "Özgür irade"sine ve deneyimine, dersine müdahale etmek değildir.Belkide o olay sizin öğrenmeniz gereken bir derstir.Düşen bir insana yardım edip etmemek sonucunda, o olaydan alacağınız derin dersler vardır.Yaptığınız hiç bir şey "Özgür İrade"ye müdahale etmek değildir.Bunu yapabiliyor olmanız "Özgür irade"nin sonucudur zaten.Herşey seçim, hersey bir ders.Evrensel "Özgür irade" kavramı bunlardan ayrıdır.Korkmayın cüz-i iradenin üstünde, Rabbin küll-i iradesi vardır.Onun takdiri olmadan zerre kımıldamaz.Herşey onun taktiriyle olur.Varoluştaki hiçbir şey, Onun takdiri dışında bir şey yapamaz, oluşturduğu "Özgür irade" yasasını çiğneyemez.Zerre kımıldamaz.Ve eğer düşündüğün gibi yardım etmek "Özgür İrade"yi çiğnemek olsaydı.Biz düşmüş olanlara, ne indirilen bu kutsal kitaplar, ne bu diğer ruhsal ve çeşitli bilgiler, nede bunları bize ulaştıranlar(Peygamberler, ermişler, ruhsal ve ilahi varlıklar vs.) bu ortamda bulunurdu.Sizce bu, biz düşmüş olanları, bir bakıma ayağa kaldırmak değilmidir?...

Sizin burda karmanızı olumsuz etkileyen, düşene kalkması için yardım ederek, onun dersine müdahale ettiğiniz (Bana göre) yanlış kavramı değil.O olaydaki seçiminizdir.Dolayısıyla "Özgür İrade"ye ve derse müdahale ettim, karmam olumsuzluklarla doldu düşüncenize, özür dileyerek katılamayacağım.Benim kavrayışım bu şekilde değil...

Üçüncül planda paylaşmak istediğim düşüncelerim; Acımasızlığın, acımadan dolayı doğmadığıdır.Bunlar iki ayrı, zıt şeylerdir.Birbirinden doğmaz, yanlız ikisi arasında seçim yapılabilir.Acıma duygunuzu yok ederek de merhamette bulunamazsınız.Merhamet, acımadan doğar.Siz, lafzen bunu böyle yaptığınızı söyleyebilirsiniz.Lakin bu merhametinizin kaynağında "Acıma" olduğu gerçeğini değiştirmez.Acıma duymadan, merhamet edemezsiniz.Siz farkında olmasanızda vardır.Merhamet ortak nokta değil, acıma seçiminizden yol bulan, bir başka seçimdir.Acımasızlıktan, merhamete ulaşılamaz.Acıyıp, merhamet duyduğunuzdan sonra yapacağınız seçim ise bambaşka derin bir konudur.Lakin acımasızlık değildir.Acıma ve merhametten doğan seçim değildir.Bu geri dönüştür.Acımasızlığın olduğu yerde ise acıma bulunmaz.Bu ilerki bir seçim değil, geri dönüp tekrar yapılan bir seçimdir.Çelişki var gibi görünebilir.Bunu açmak şu an itibariyle benim için fazla uzun olacağından, takdir edersinizki şimdilik burda kesmek en iyisi sanırım...

Saygı konusuda diyebileceklerim şunlardır.Burda yazdıklarımı farklı anladığınızı düşünüyorum.Evet saygı sevginin ön koşuludur.Ben saygının ondan yüce olduğunu söylemedim.O yüce değere ulaşmak için, kullanılması şart olan bir araç olduğunu söyledim.Bu araca sahip olmadan, gerçek sevgiye ulaşamazsınız.Saygı, sevgiye giden yola serilmiş topraktır.O toprağı çiğnemeden, o noktaya varılamaz.Ben sevmediğinize, saygı duyamazsınız diye bir sözde aktarmadım.Sevmediğiniz bir şeye istediğiniz kadar saygı duyabilirsiniz.Sözlerime burda, azda olsa dikkat etmemişsiniz sanırım.Kardeşleriniz arasındaki olaylar diye anlattıklarınız, ne onların birbirlerinin iradelerine saygı duyup duymadıklarını, ne birbirlerini sevip, sevmediklerini belirleyen cümleler değil.Varoluşta her şey "Zıttıyla Aynı" olarak bulunur.Ve hepsi geçicilik arz eder.Ve geçicilik arz eden hiçbir şey gerçek değildir.Bu bağlamda kardeşleriniz arasında sevgisizlik, küs ve nefret her zaman olagelmiştir.Lakin değindiğim gibi geçicidirler.Ve geçicilik arz eden hiç bir şey gerçek değildir.Bahsettiğiniz sevgi kavramıda geçicilik arz ettiğinden "Gerçek/Ebedi Sevgi" değildir.Madem kardeşlerinizin duygularından bu kadar eminsiniz, madem içlerindeki tüm duyguları, oluşları görebiliyorsunuz.O zaman benden size tavsiye, birazda kendi içinize bakmalısınız.Biraz sert sözler olarak algıladıysanız eğer, özür dilerim.Lakin o şekilde söylenmesi gerektiğini hissettim.Lütfen yanlış algılamayın.Son sözlerinizde belirttiğiniz sevgi kavramları, yinelemek gerekirse "Gerçek Sevgi" değildir.Ve unutmayınki "Gerçek Sevgi" asla nefrete dönüşmez ve dediğiniz durumları oluşturmaz...

Evet sevgili zer-zivi,
Umarım oldukça basit anlatmışımdır.Söyle bir bakınca oldukça basit bir şekilde anlatıldığıda görünüyor.Umarım "Ukalalık","Ders vermek" vs. üzüntü ve kızgınlık duyacağınız, bir anlam çıkarmamışsınızdır.Sizleri çok seviyor ve değer veriyorum.Sevmesem ve değer vermeseydim, tek kelime etmeyebilirdim.Bu samimi duygularımı, umarım görebiliyorsunuzdur.Tek temennim bu...

"Lanet olsun bu içimdeki insan sevgisine!" :)

Sevgili zer-zivi, bunlar naçizane sadece benim düşüncelerimdi elbette.Sizde tüm bunların aksini düşünüyor olabilirsiniz.Ve o düşüncelerde son derece saygılı ve değerlidir benim için.Şimdi müsadenizle bir süre bulunamayacağım.Sizdende yüksek müsadelerinizi rica ediyorum.Tekrardan görüşmeyi ve fikirlerimizi paylaşmayı çok isterim.Halil Cibran'dan, kendi fikir ve düşüncelerinizin değerliliği ve onların üzerine gitmeniz gerektiğiyle ilgili bir paragraf aktarıp sözlerime nokta koyacağım.Başkalarının değil, kendi algınızın önemli olduğunu, ne kadar güzel anlatmış burda değerli Cibran.Görüşmek dileğiyle...

"Ve Tanrı katında her biriniz tek tek bilindiğiniz gibi, Tanrı'ya ilişkin bilginizde ve dünyayı kavrayışınızda da her biriniz tek başınıza olmak zorundasınız."

Ebedi Sevgi ve Işık ve Bilgiyle...

Sevgili Budala mesajına değinemedim kusura bakma, ancak bu kadarını yazabildim.Şimdi onlara girersem, bitmez.Zer-zivi'ye bir borcum var gibi hissettim ve Ödemek istedim.Artık onlarada başka zaman değiniriz.Lakin "Acı" ile "Acıma"yı karıştırmışsın sanki ;)Çok geçe kalıyorsun bu arada, aman.:)Sende mi "Gece uyumayanlar"dan olmaya karar verdin yoksa ;) Görüşmek dileğiyle...

Edited by - Qui-gon jinn on 09/05/2008 07:17:06
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 09/05/2008 :  16:14:41  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Selamlar Qui-gon jinn,

Açıklamalarınız kendim için çok açıklayıcı oldu.:)
Evet acıyla acımayı karıştırmışım. Sizin açıklamanızdan sonra kafa dank etti=} Gece yarısı o bulanıklıkla az daha ağlıcakmışım, iyi acımışım kendime:) bu arada uzun süredir geceleri uyuyamıyorum,(malum ziyaretçilere ve seslerine kayıtsız kalamıyorum malesef ve kendimi nette bulluyorum.:))
En kısa zamanda dönmeniz dileğiyle Qui-gon jinn,
Saygı ve Sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 10/05/2008 :  18:01:16  Show Profile  Reply with Quote
Merhaba sevgili Qui-gon jinn, sorumluluk hissedip açıklama yaptığın için teşekkür ederim.Evet yazdıkların konusunda düşünme fırsatı buldum ve size hak verdim.Halil Cibranı defalarca defalarca okudum.Sanırım acımak konusundaki hislerinizi onu bir nebzede olsa hissetmiş biri olarak anlıyorum.Bahsettiğiniz acımak eylemlerin,duygu ve düşüncelerin yol açtığı,ruhun derinlklerinde hissedilen acı sanırım.Ve acı ruhun gelişimine yardımcı olan duygulardan biri.Bu acıyı neden hissediyoruz sorusunuda soruyorum kendime.Duyduğumuz sevginin karşısında aynı değerde sevginin bize geri dönmeyişi acıtıyor ve bunu bilerek yola devam etmek gerekiyor.Devam ederkende taşıyamayacağımızdan fazla acıyı yüreğimize yüklemeden de ölçü bulmak durumundayız.Ebedi tanrısal sevgiye ulaşmak için daha çok basamak var buda acıtıyor ve ona ulaşana kadar yüreğim acıyacak, bocalayacak,umutsuzluğa düşecek ve sınırlar koyacak.Taşıyabileceğim yükümden daha ağırını taşıyamam.Her yol tek bir yerere çıkar,Tanrıya. Bunun bilincinde olarak günümün hemen hemen her anında yüreğimle, aklımla sorguluyorum kendimi.Bir adım atarken ne kadar saf niyetle adım attığımı soruyorum.İçinde hangi duygular var bu adımda,ne kadarı sevgiyle ne kadarı egoyla.Evet içime bakmamı söylüyorsunuz haklısınız bunu hep yapıyorum.Herşeyi tekrar tekrar irdeliyorum atladığım birşeyler varmı diye.Hayatı teorisi ve pratiğiyle sevgiyle anlamaya çalışıyor ona göre yaşamaya çabalıyorum.Elbetteki başkalrıyla olan diyaloğumda benimde öğrenmem gereken dersler var,Hayır demeyi öğrenmek.Herkesin karması birbiriyle ilintili.Bildiklerimizin mürşidi,bilmediklerimizin talibiyiz.Yol göstericiliğin için sonsuz teşekkürler.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 10/05/2008 :  18:12:39  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili budala seni umursamadığımı sanma zamanım kısıtlı olduğu anlarda cevap vermek durumundaydım o yüzden seni umursamadığımı(sevmediğimi)düşünme.Açılkamaların için sanada sonsuz teşekkürler.Seviyorum ama dediğim noktada sınır koymak diye yazmıştım sınır yanlış bir kelime oldu ona ölçü demeliydim.Sonuçta yükleneceğimden daha fazlasını yüklenmemek anlamındadır ölçü.Sevgiyi zırh,bilgiyi kalkan,merhameti kılıç kuşnmayı öğrenmek dileğiyle...

Edited by - on
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 11/05/2008 :  02:12:23  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Sağolasın Zer-zivi. Beni mutlu ettin. Sevgimiz daim olasun:))
Kavramlar arasında gidip geliyoruz. Bağlantılarımız isteğimiz dışında kopuklağa uğruyor ve ayrılık hissi yaşıyoruz. Bir ve birlikte değilmiyiz zaten. Üzerimizde oynan oyunlar yüzünden, ikilikten doğan zıtlıklar yaşıyoruz. Dileğinize yürekten katılıyorum;
'Sevgiyi zırh,bilgiyi kalkan,merhameti kılıç kuşanmayı öğrenmek dileğiyle... '
O büyük gün geldiğinde ebedî yolculuğumuza daha özgür ve tam bilinç halinde ilerlemek inancıyla herkese Saygılar Sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

damdam
Elmas

581 Posts

Posted - 05/01/2009 :  01:52:27  Show Profile  Visit damdam's Homepage  Reply with Quote
SOLARA'NIN 2009 İÇİN SÖRF RAPORU



GERÇEK OLANLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

(( ya göründüğün gibi ol-yada olduğun gibi görün diye 2009 yılı için hissettiğim şeye en uygun bilgi solaradan geldi, sanki bana teyit oldu.damdam:)))

2009 Yılının Parlak Atılımına Hoş geldiniz



2009 bize bazı oldukça nadir hadiseler getirecek olan Üstat Rakam 11 tarafından yönetilir. Bunlar “Binlerce Ömürde Bir Kez”” veya “Büyük Döngülerin Başlangıcında ve Sonunda Bir Kez” türünde olan hadiselerdir. 2009’da birçok anahtar olay gerçekleşecek. Bunların arasında aşağıdakiler var:



Dualite ve Birliğin Yollarının Dramatik Ayrılması
Sahte olan her şeyin çöküp dağılması
Birinci ve İkinci Dalganın Yakınlaşması
Gerçek Olanların Ortaya Çıkışı
11:11 Giriş Kapılarının 8 nci Kapısının İkinci Bölümünün Aktivasyonu
Tek Gerçek Sevginin Yeni Matrisinin Doğumu
Yeni MUA veya Büyük Tekamül Döngüsünü doğuran dört yıllık aşamanın Başlangıcı
Beyaz Dragon’un Doğumu
Eylemdeki Tek Varlık olarak Bir araya Gelişimiz
BİRİNCİ VE İKİNCİ DALGA



İLK DALGADAN OLANLAR İÇİN



Birinci Dalga bu gezegende çok uzun süredir bulunan o yaşlı ruhlardır. Bizler buraya Yeni’yi demirlemek için Üstat Rakamı 11 altında geldik. Çok fazla Dünya deneyimine sahibiz ve bilgelik ve bilginin bolluğunu topladık.



Son birkaç yıldır artan bir şekilde barınılmaz olan çorak manzarada son kilometrelerimizi yorgun şekilde yürümekteydik. Eski su kuyuları ve beslenme ve yaratıcılığın eski kaynakları kurudu ve hayatı sürdürmek ve ilham bulmak için dikkate değer çaba harcamak zorunda kaldık. Her zaman ağır sorumlulukların yükünü taşıyarak, hepimizin çalışma, daha fazla çalışma için zamanımız olduğu görüldü. Bu, eğlenmeyi istemediğimiz anlamına gelmiyor; bunu istedik. Sadece eğlencenin eski şekilleri artık zevkli değildi ve ıssız yolumuzda yapacak çok fazla işimiz vardı.



Son kilometrelerimizi yürürken, çoğu zaman keskin dikenli çalılıklara takıldık ve yolumuza dökülmüş olan kaygan kayalarda tökezledik. Bu nedenle, yolumuzu bloke eden birçok engelin etrafından geçmek için yeni yollar öğrenmek zorunda kaldık. Bu, sürekli yön değiştirmeyi gerektirdi. Hayatta kalmak için, yeni bir biçimde genişlemiş vizyon geliştirmek zorunda kaldık ve böylece tüm dışsal görünüşlerin ötesini görebildik, böylece GERÇEKTE NEYİN OLUP BİTMEKTE OLDUĞUNU berrak bir şekilde anlayabildik. Tüm eylemlerimize Yeni Gerçek Benliğimizi getirmek zorunda kaldık; yoksa bu kadar çok uzun süredir geçerliliği kalmamış unsurlarla başa çıkmak bizi öğütmüş olurdu.



Aynı zamanda, sürekli olarak varlığımızı baştanbaşa taradık, katman katman, gerçek olmayan şeylerin kalıntısını ayıkladık, korkuları ve şüpheleri sıyırıp atarak yerlerine sevgiyi ve bilişi koyduk. Bunu yaparken, birçoğumuz etrafımızdaki manzaranın yumuşamakta olduğuna dikkat etmeyi unuttu. Dikenli çalılıklar daha da azaldı; yolumuzdaki engeller daha az sağlam ve daha fazla saydam oldu. Tamamıyla beklenmeyen yerlerde yeni beslenme kaynakları bulduk. En çok gereksinim olduğunda, destek geldi.



Bizler daha gerçek ve daha doğru oldukça, Ultra Büyük Realite’de yaşayabilmemiz için içsel manzaramızı daha fazla yeniden ayarlıyoruz ve dışsal manzara da o kadar hızlı değişiyor. Aniden, titreşen yeşil çimenlerin ve heybetli bir ağacın olduğu toprak parçasını fark ediyoruz. Kuşlar hiçbir yerden ortaya çıkıyor ve şarkı söylemeye başlıyor. Hava daha taze. Fokurdayan bir akarsu bize yeni bir taze su kaynağı sağlıyor.



Dualitenin eski yolundaki son kilometreler nihayet sona eriyor. Ve bunun önemi bile yok, çünkü artık eski yolda yürümüyoruz. Artık dualitenin ölmekte olan dünyasında oturmuyoruz. Dualiteyi beslemiyoruz ve ona inanarak korkmuyoruz. Ultra Büyük Realite’de yaşıyoruz ve manzaramız taze ve yeni, zarif çiçekler ve benzersiz güzellikle dolu. Ve attığımız her adımla, yeni dünyamız daha da somut oluyor, daha da gerçek oluyor. En Çılgın Hayallerimizin alemlerine girdik ve onlar birbiri ardına tezahür ediyorlar.



İKİNCİ DALGADAN OLANLAR İÇİN



İkinci Dalga Dünya’da daha az yaşamlara sahip olan daha yeni ruhlardır. Onlar buraya Yeni’yi İnşa Etmek için Üstat Rakamı 22’nin altında geldiler. Taze enerji ve yeni fikirlerin bolluğuna sahiptirler.



Son birkaç yılda, İkinci Dalgalar can sıkıntısı ve tatminsizlik hissetmekteydi. Bol enerjiye sahip olmalarına rağmen, enerjiyi kullanmak için doğru yerleri bulamıyorlar ve enerjileri durgunlaşmaya başlıyor. Çoğu zaman yaratmak istedikleri şaşırtıcı harikalarla hamle yapmakta olduklarını hissettiler, yine de hiçbir şey enerjilerini tam olarak kullanmak için yeterince gerçek veya yeterince büyük hissettirmedi. Olası kariyer seçeneklerine bakıyorlar, sadece herhangi bir kariyere sahip olmadıklarını keşfetmek için. Bunun yerine, sonsuz boş zamanlarını sayısız oyalanmalarla, bitmeyen eğitimle ve onları tatmin etmeyen küçük ölçekli projelerle dolduruyorlar.



İkinci Dalgalar yaşamda daha fazlasının olduğunu iyi biliyorlar, yine de bunu nasıl bulacaklarını bilmiyorlar. Etraflarına bakıyorlar ve tüm gördükleri diğer uyuşmuş İkinci Dalgalar ve herhangi bir eğlence olmadan hep çalışıyor görünen yorgun, yaşlı İlk Dalgalardır. Onlar yetenek bolluğuna sahipler, ancak bunları dünyaya getirmek için güvenden yoksunlar. Kendilerini tam olarak ifade etmek, üzerlerine yükledikleri uyuşukluktan özgürleşmek, rüzgar gibi vahşi ve engelsiz koşmak, sürekli değişim getirerek gezegeni silip süpürmek için yeni bir yöntem arıyorlar, ama anahtar element kayıp. Böylece uyuşturucularla, sonsuz bilgisayar oyunlarıyla veya sanal dünyalarla kendilerini uyuşturarak, sadece onları kısmen canlı hissederek aşağıya çektiklerini hissedecekleri sorumluluk biçimlerinden kaçınarak, vakit öldürmeye geri kayıyorlar.



Onu elde etmeye başladıklarında bile – bu tam olarak adım atma ve onlara verilen birçok sorumluluk asalarını sevinçle kabul etmeyle ilgilidir – korkuları ve dirençleri artmaya başlar. Çünkü asla tam olarak sınanmadıklarını kavrarlar ve başarısız olurlarsa ne olacak? Böylece onlardan bazıları derinlerine yerleşmiş korkuyu saklamak için bahane duvarları inşa ederek, geride dururlar. İkinci Dalgalar şimdi derinliklerindeki gerçek ve doğru olan şeyi yakalama sürecindedirler. Sonraki adım bunu dünyaya getirmenin bir yolunu bulmaktır. Dualiteden Birliğe devasa köklü değişimin sorumluluğunu almaya hazırlar. Ve bundan zevk alacaklar!



KÖPRÜ İNSANLAR VEYA 1.5 DALGA



Ayrıca ne İlk ne de İkinci Dalgadan olmayanlar vardır. Onlar her ikisinin birleşimini içerirler ve İlk ve İkinci Dalganın yollarının yakınlaşması için köprü olarak hizmet etmek üzere buradadırlar. Eğer Köprü İnsan iseniz, hem İlk hem de İkinci Dalganın deneyimlerinin birleşimine sahip olursunuz.



BİRİNCİ VE İKİNCİ DALGA İÇİN 2009



2009’da İkinci Dalganın çoğu beklenmedik ölçüde muazzam bir aktivasyon deneyimleyecek. Uyuşukluklarından uyanacaklar ve varlıklarını tamamen hissettirmek için Gerçek Öz Varlıklar olarak yükselecekler. Engin üstatlıklarına sevinçle adım atacaklar ve istekle sorumluluk taşımaya başlayacaklar. Birinci ve İkinci Dalganın daha önce ayrı olan yolları sonunda yakınlaşacak, EYLEMDEKİ TEK VARLIK’ın tamamen yeni seviyesine adım atmamızı sağlayacak. BİR olarak birlikte, İlk ve İkinci Dalgalar Yeni Dünya’yı doğuracak.





ORTAYA ÇIKIŞ MI, ACİL DURUM MU?



Son birkaç yıldır, üst üste binmiş, eşzamanlı realitelerin dünyasında yaşamaktayız. 2009, bu realitelerin fark edilir şekilde ayrılacağı bir yıldır. Dualitenin yolları ve Birliğin yolları ayrılmaya ve çok farklı deneyimlere sahip olmaya başlayacak.



Bu nedenle, 2009’da kendimizi yerleştirdiğimiz yer çok önemlidir. 2008 boyunca, sayısız zorlukla karşılaştık. En büyük zorluğumuz kendimizi bütünüyle yeni bir seviyeye getirmek ve Gerçek Öz Varlıklar olmak oldu. Eğer bunu yapmayı hallettiysek, önümüzdeki yol, çorak bir çölden çıkıp harika güzellikte verimli bir manzarada ortaya çıkmış gibi hissettirecek. Eğer bunu henüz yapmadıysak, en önemli önceliğimiz olmalıdır, çünkü 2009’da durduğumuz yer hangi realiteyi deneyimleyeceğimizi belirleyecek.



Dualitenin eski yolunun kendi belirlenmiş sonuna geldiği aşikardır. Bunun sonlanması birkaç yıl daha sürecek olmasına rağmen, bu süreç 2009’da hızlanmaya devam edecek. Bu, artık dualitede yaşamayı istemememizin birçok nedeninden biridir. Tamamlanma Zamanları sırasında gerçek olmayan veya geçerliliği bitmiş her şey parçalanıp çökecek. Bu tam şimdi gerçekleşiyor. Tüm dünyada gerçekleşiyor ve sadece daha da kuvvetlenmeye devam edecek. Gerçek Varlıklar olarak ortaya çıkmaktan başka bu süreçten kaçabilmemizin herhangi bir yolu yoktur.



Yeni seviyemize ilerlerken, Ultra Büyük Realitede oturmaya başlarken, tamamen yeni bir yolda, Birlik yolunda yolculuk yapma seçeneğine sahip olduğumuzu keşfedeceğiz. Bu yol dualitenin yolundan kesinlikle farklıdır ve bize sayısız yeni fırsatları ve yeni deneyimleri sunar – daha önce bizim için elde edilebilir olmayan fırsatlar ve deneyimler. En Çılgın Hayallerimizin Ötesindeki alemlere bu şekilde giriyoruz.



İşte 2009 boyunca yürüyebileceğimiz iki farklı yol. Hangi yolu seçtiğimiz deneyimlerimizi belirleyecek.



ACİL DURUM’UN YOLU



Eğer dualitenin parçalanan yolunda yürümeye devam edersek, sürekli bir acil durum hali deneyimleyeceğiz. Eğer hala nefret ettiğimiz bir işte çalışıyorsak, bu iş yok olabilir. Eğer hala Gerçek Sevdiğimiz olmayan bir partnere tutunuyorsak, partnerliğin çatlayıp ayrılması iyi bir şanstır. Eğer hala yaşamlarımızı süresi bitmiş, geçerliliğini yitirmiş veya yüzeysel aktivitelerle dolduruyorsak, bunlar bizden çekip alınacaktır. Eğer hala yoksunluk ve kıtlığa inanıyorsak, bunların daha fazlasını deneyimleyeceğiz. Eğer zorluğun yaşamın doğal bir parçası olduğu inancına tutunursak, yaşam zor olacak. Eğer hala direnç duvarları inşa ederek Gerçek Benliklerimizden gizleniyorsak, tüm gizlenme yerlerimizin örtüsü kaldırılacak. Eğer eski güvenlik şebekelerimize sıkıca sarılıyorsak, bunlar ayaklarımızın altından kayıp yok olacak. Eğer hala eylemlerimiz korkuya dayanıyorsa, o zaman korkularımız o kadar büyüyecek ki, ya yıkılacağız ya da atılım yapacağız. Bu, Acil Durum’un Yoludur.



ORTAYA ÇIKIŞ’IN YOLU



Eğer bu yol çok çekici görünmüyorsa, hepimizin tamamen yeni bir yolda, Ortaya Çıkış’ın Yolunda yürüme seçimimiz var. Burada, tüm çabalarımızı Gerçek Öz Varlıklar olarak ortaya çıkmaya harcarız. Sürekli şekilde eski kalıpları, ortaya çıkan her acil sorunu, tüm geçmiş kalıntıları Kişisel Matrisimizden uzaklaştırırız. Sadece gerçeğimizi söylemek için, sadece gerçek hislerimizi ifade etmek için sürekli olarak varlığımızı bileyeceğiz. Artık gerçek ve doğru olmayan aktiviteleri, arkadaşlıkları ve partnerlikleri bırakacağız. Yaşam gücümüzü çeken işlerde çalışmayı bırakacağız ve yaratıcılığımızı tam olarak ifade edebileceğimiz ve gerçek amacımıza hizmet edebileceğimiz yeni işler yaratacağız. Gizli banka hesaplarımızı bulacağız ve her zaman bize özen gösterileceğini bileceğiz. Durumumuzu genişleteceğiz ve gerçekte olduğumuz gerçek Kralların Kralı veya Kraliçelerin Kraliçesi olarak duracağız. Sevginin Savaşçıları olacağız ve yürüdüğümüz her yere SEVGİ’yi yayacağız!



2009 Gerçek Olanların Ortaya Çıkışının Yılıdır. İçeri adım atmanın, ileri adım atmanın, Bir olarak bir araya gelmenin, Bir Varlığımızın uyuyan devinin engin potansiyelini uyandırmanın ve sonunda buraya yapmak için geldiğimiz şeyi yapmanın zamanıdır. Bunu ne kadar fazla yaparsak, her şey o kadar kolay olur. Mucizeler tezahür eder, Yeşil Işıklar sadece kalmaz, artan şekilde parlaklaşır, Yeni ve Gerçeğe giden yolumuzu aydınlatır.



KUTSAL PAGODA (UZAKDOĞU TAPINAĞI)



Kutsal Pagoda dağların tepesinde yerleşiktir. Asla hareket etmemesine rağmen, tüm manzarayı etkiler. Etrafını çevreleyen bölgedeki herkes onun güven verici varlığıyla rahatlar. İnsanları korumasıyla sarmalar ve sevgiyle kucaklar. Daha Büyük Realitenin rezonansını bedenler ve HER ŞEYİN İYİ DURUMDA olduğunun sürekli hatırlatıcısıdır.



Bazı insanlar dağa tırmanıp Kutsal Pagoda’ya adaklar bırakmak üzere hac yolculuğu yapmak için esinlenir. Onlar her zaman oradan tazelenmiş ve yenilenmiş olarak ayrılırlar. Diğerleri, yürüyüş yaparken veya işlerini sürdürürken ona göz atarlar ve hala orda olmasının derin güvenini hissederler. HER ŞEY İYİDİR.



Kutsal Pagoda bulutlarla engellense veya bir tepe tarafından gizlense bile, onun varlığı hep hissedilir. HER ŞEY İYİ DURUMDADIR.



Ve eğer gözden kaybolsaydı, tüm manzarada büyük bir boşluk, insanların umutlarında ve hayallerinde büyük bir boşluk olurdu. Kutsal Pagoda’ya saygı gösterilmesi ve onurlandırılması bu nedenle bu kadar önemlidir.



Bu önemli 2009 yılı sırasında, dualitenin çoğu gözlerimizin önünde parçalanırken, Yeni ve Gerçeğin temellerini demirlemek için yeni stabilizasyon küçük çarkları yaratılmalıdır. Ve her birimizin Kutsal Pagoda’lar olmamız gerektiğinin nedeni budur. Herkesin görmesi için yeni manzaramızda açık bir şekilde ve cesaretle gerçek durmalıyız. Sürekli olarak HER ŞEYİN İYİ olduğunun güvencesinin dalgalarını yollayarak. Tüm çevremize En Gerçek Sevgiyi yayarak.



MUA



MUA, En Başlangıçta ve Her şeyden Önce anlamına gelen kadim bir Tahiti sözcüğüdür. Bu sözcüğün içinde kadim Lemurya veya Lamu’nun anıları kodludur.



Ayrıca MUA’nın, şimdiki zamanlar için çok uygun olan daha derin bir anlamı vardır. MUA büyük yeni bir döngünün başlangıcını ifade eder. Yeni MUA’mızın ilk aşaması, Tek Gerçek Sevginin Yeni Matrisinin doğumuyla 2009’da gerçekleşiyor olacak.



Önceki MUA’lar Güneşin ve Ayın doğumunu, Zamanın Başlangıcını ve her yeni dünyanın yaratılışını kapsıyor, Büyük Tufandan sonra doğan dünya gibi veya Hopi Yerli yaradılış hikayesinde anlatılan dünya gibi. 2009’da başlayan MUA, Maya ve İnka takvimleri kendi başlangıç pozisyonlarına sayfayı çevirdiklerinde, 2011 – 2012’nin sonunda tamamlanacak.







2009’A GENEL BAKIŞ



2009 sırasında, sahte olan her şey, bencil hırs, açgözlülük veya ayrılık illüzyonuna dayanan veya bütünlükten yoksun olan her şey tükenene kadar çok fazla büyütülecek. Gerçek ve bütün olan her şey başarılı olacak. Bu, bizim için her şeyi HİZAYA sokar. Bizi en Çılgın Hayallerimize götüren yolu mu izleyeceğiz yoksa hızla bir kabusa dönüşen yolda yolculuk yapmaya mı devam edeceğiz?



Eğer gerçek ve doğruysak ve eğer kişisel matrisimiz berrak ise, yıl boyunca birçoğumuz Yeni Yaşamlarımızın yerlerine taşınacağız. Yeni bir bölgeye fiziksel olarak taşınmasak bile, yakın çevremiz fark edilir şekilde farklı olacak. Bu gerçekleştiğinde, yaşamlarımızdaki insanların ve donanımların/eşyaların dramatik değişimi olacaktır; yeni kariyerlerimiz ortaya çıkacak; Tek Gerçek Sevdiklerimiz ile karşılaşacağız. Günlük rutinlerimiz ve her zamanki alışkanlıklarımız bile değişecek.



İş ve kariyer ile ilgili: 2009’da, kendi işlerimizi yaratarak ve eski dualiteye – dayanan işlerde çalışmak yerine benzer düşüncede olanlarla çalışarak çok daha büyük başarılara sahip olacağız. Bunun nedeni tüm dualiteye dayanan ekonominin Hükümsüz – Bölgede olmasıdır.



Bu, Gerçek Olanların Ortaya Çıkış yılıdır. Tüm dünyadaki insanlar, gerçek amaçlarını gerçekleştirebilmek için tam üstatlıklarına adım atacaklar. Dramatik koruma/gözetme değişiklikleri ve sorumluluk asalarının aktarılması olacaktır.



Ve tüm bu zamanda, dualitenin illüzyonu üzerine inşa edilmiş olan her şey çökmeye devam edecek…


Bu, 2009’da yürüyüşü zaman zaman zorlaştırabilir. Dünyada neler olup bittiğinin ultra farkında olmalıyız, bununla birlikte olup biten şeylere çekilmemek için dikkatli olmak zorundayız. Etrafımızda nelerin olup bittiği önemli değil, Yeni ve Gerçeğe giden berrak bir rotayı takip etmeliyiz.


2009’un her biri eşsiz bir odağa sahip olan iki farklı bölümü var.



OCAK – MAYIS



Yılın Ocak ayından Mayıs’a kadar olan ilk yarısı, tüm çalışanların büyük bir projede çalışmaya başlamak üzere aynı anda gelmeleriyle bir inşa sitesine benziyor. Her insan, önümüzdeki muazzam projeyi tamamlamak için büyük ölçüde gereksinim duyulan kendi özel yeteneklerine sahiptir. Muazzam odaklanmamızı ve çabamızı gerektiren kısa sürede başarılacak çok şey var. Ve yükselmiş aktivitenin belirsizliği olmasına rağmen, eğer amacımıza odaklanmış kalırsak, minimum stresle çok fazla şeye ulaşılabilir.



Bu zaman boyunca, birçok Ho'oponopono veya ‘Şeyleri Doğru Yapma’ gerçekleşecek. Bizi geride tutan ve gerçek dışı olmamızı sürdüren şeyleri bulmak için varlıklarımızı sürekli olarak temizleyeceğiz. Özgürleşmemiz gereken şeylerden biri, egomuzun önemsiz gaddarlığının kontrolü tarafından geride tutulmaktır. Eğer Gerçek Varlıklar olmak istiyorsak, artık ego –güdümlü olamayız. Egonun sahte giysilerini giydiğimizde, yeterince iyi olmadığımızın güvensizlik ve yetersizlik hislerimizi örtmeye çalışıyoruz. Bu sahte allayıp pullama bazı insanları kandırabilir; bize geçici olarak iyi hissettirebilir, ama sadece bizi gerçek ve doğru olmaktan geride tutar. Ortaya Çıkış’ın yolunda yolculuk yapmamız için, egolarımız kesinlikle Gerçek Öz Varlıklarımız ile hizaya getirilmelidir. Gerçek Öz Benliğimiz olmaktan daha iyi olan hiçbir şey yoktur. Bu artık güç ve bilgiyi elde etme ile ilgili değildir; bu, gerçek olmak ile ilgilidir.



Bizi geride tutabilen diğer şeyler, yeterince iyi olmayacağımızla ilgili başarısızlık korkusu, kendi yeteneklerimize güven eksikliği, görünür güvenlik ağı olmadan sıçrama korkusu ve aslında gerçek olduğunu bildiğimiz şeyden şüphelenmedir. Tüm bu unsurlar mümkün olduğu kadar kısa zamanda kişisel matrisimizden uzaklaştırılmalıdır.



Geçmişin kalmış olan kalıntılarını temizlemeliyiz ve yolculuğumuz boyunca biriktirdiğimiz yaraları iyileştirmeliyiz. Eskiyi tamamlamaya daha fazla odaklanma olacak. Hem içimizdeki hem de dışsal çevremizdeki eski sorunlardan kurtularak, her şeyi gözden geçirip ayıklayacağız. Gevşemiş iplikleri bağlayacağız ve yaşamlarımızın birçok eski bölümlerini kapatacağız. Aynı zamanda, Yeni Yaşamlarımız için gerekli aletleri ve yetenekleri edineceğiz. Birçok şey eski pozisyonlarından yeni geçici pozisyonlarına geçiş yapacak. Birçok seviyede geçişte olduğumuzu hissedeceğiz.



Geçmişi salıvermenin bir parçası gerçekleştirilmemiş (tamamlanmamış) ilişkiler, işler ve aktivitelerden çıkıp gitmek olacak. Bu aylar sırasında birçok şey yer değiştirme halindedir. Birçoğumuz bu zamanda yer değiştireceğiz. Direkt olarak nıhai varış yerimize taşınmayabiliriz, ancak bunun yerine doğru bölgedeki geçici bir pozisyona yerleşebiliriz.



Ayrıca pozisyona kaynaştıran olaylar serisini deneyimleyeceğiz. Bu, Yeni Yaşamlarımızdan anahtar insanlarla karşılaşma ve dışsal çevremizle kaynaşmayı kapsıyor. Daha önceden tanıdığımız bazı insanları henüz tanıştıklarımızla bütünleştireceğiz. Bu yeni bir enerji dinamiği yaratacak. Artık şeyleri kendi başımıza yapmanın düşünülmediğini, en büyük başarımızın karşılıklı destekte başkalarıyla çalışmayla geldiğini keşfedeceğiz. Birçoğumuz yeni karşılıklı destek toplulukları oluşturmak için benzer insanlarla bir araya geleceğiz. Benzer, yakın insanlarla yaşamak ve çalışmak pozisyonumuzu ölçülemez şekilde kuvvetlendirecek, çünkü bu Yeni’nin yoludur.



Mart ayı civarında, özellikle nerede yaşadığımız ve yapacağımız yeni işle ilgili olarak, yeni durumumuza bakıyor olacağız. Suları test edeceğiz, yeni bağlantılar kuracağız ve Yeni Yaşamımızı organize ederken ayak basacağımız bir yer bulacağız. Bir sürü uygulamalarla uğraşacağız. Bizler daha çok yerleşirken ve orada nelerin olduğunu görmek için köklerimizi salarken, bu Nisan’da da devam edecek. Ayrıca yeni manzaramızın ilham ettiği yaratıcı dalgayı deneyimleyeceğiz. Ve yeni Gerçek Sevginin Nehrinin suları akmaya başlayacak…



Mayıs bize güçlü bir geçişi işaret eden dişlilerin değişimini getiriyor. Sörf, bizi tamamıyla yeni bir seviyeye taşıyacak olan büyük kuantum atılımlarını getiren tsunami boyutlarına yükseliyor. Bu, yeni manzaramıza yerleştirdiğimiz bitkilerin ilk yeni sürgünlerinin yüzeye çıktığını göreceğimiz zamandır. Yeni Gerçek Sevginin Nehri, Sevgi Okyanusuna akarken, onun yükselen akıntılarında sürükleniyoruz.



HAZİRAN



Haziran ayı hazır beklemektedir. Bizi engin bir şekilde dönüştüren mega Dönüş Noktasıdır. Şeyleri eski pozisyonunda tutan eksen son dönüşünü yapıyor ve her şey yeni pozisyonuna geçiş yapıyor. Kalan perdeler aniden düşüyor ve yeni manzaramızın muhteşemliği tam olarak ortaya çıkıyor. Bu zaman boyunca, var olduğunu bilmediğimiz şeyleri aniden göreceğiz. Bu, tüm çevremizde fizikselde gerçekleşecek. Renk spektrumumuz aniden genişlemiş gibi hissedilecek, yeni renkleri görmemiz sağlayacak. Haziran’da ayrıca Tek Gerçek Sevginin Yeni Matrisi sonunda doğarken, ilk MUA’mızı deneyimleyeceğiz. Bu, Saf Kalp Gerçek Sevgisinin bent kapaklarını fırlatıp açacak.



TEMMUZ – ARALIK



Yılın kalan zamanında, Rahatça Yeni Yaşamlarımıza gireceğiz. Ayarlanmak zor olmayacak; doğal hissedilecek. Birlikte yaşamak ve çalışmak için gerçek insanlarımızla bir araya geleceğiz. Benzer, yakın insanlarla, gezegenin diğer tarafından yaşayanlar ile bile kuvvetli bir bağlılık hissi olacak. Tek Varlığımızın uyuyan devi sonunda uyuklamasından silkinecek ve kendi görkemine yükselecek. Sorumluluğu paylaşarak ve Bir olarak hizmet ederek, sonunda gerçekte buraya yapmak için geldiğimiz şeyi geniş ölçekte yapıyor olacağız. Aynı zamanda, sonunda dikkatimizi kendi kişisel gereksinimlerimize ve arzularımıza döndürebileceğiz, zaman veya para yoksunluğu nedeniyle ihmal ettiğimiz sağlık sorunlarına özen göstereceğiz.



Gerçek ve doğru olanlar muazzam Hızlı bir Yolda yolculuk yapıyor olacaklar. Yine de, birçok şey gerçekleşecek olmasına rağmen, bu bunaltıcı olmayacak, çünkü bunu BİR olarak yapıyor olacağız.



Uzun zamandır baskılanan yaratıcılığımız yüzeye fışkıracak. Tek Gerçek Sevdiklerimiz bizim yanımızda olacak. Şu anda hayal edilebilen şeylerin ötesinde SEVGİ ile dolu olan En Çılgın hayallerimizi sevinçle yaşayacağız.



Ve bu süre boyunca, dualite illüzyonunda inşa edilmiş olan her şey çökmeye devam edecek…



http://www.nvisible.com/



(Çeviri: Saffet)


Edited by - on
Go to Top of Page
  Previous Topic Topic Next Topic  
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.88 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits