| Author |
Topic  |
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 14/07/2010 : 16:01:30
|
11 Mart 1995 F___, Laura, TR, JR, SV
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz? C: Evet.
S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım? C: Ummak yanlış fikir.
Ra 4b 'de bh-kh seçiminden söz eder. Oysaki Kasyopyalılar'a göre,3b de iken de böyle birşey var.
Bu konu da Ra ile birleştirilmesi düşünülen kaynak Kasyopya' dan. Bu farkın da altını çizmek isterim,bu konu önceden başka başlıklarda konuşulmuş olsa da,Kasyopyalıların "kh'yiz" dedikleri kısım eklenmemişti.
Yine de yeniden düşüneyim. Şimdi acaba hangisi doğruyu söylüyor? Ra dedim buna çünkü mantıklı olanı Ra'nın verdiği bilgi. İnsan doğar büyür ve zamanla ya kendine olan sevgisine hizmet eder daha çok,ya da başkalarına .
Sevgiden yaratılmışsak eğer,sevgiyi seçmek-seçmemek gibi bir şey olamaz. Seçim,ya kendine ya da başkalarına duyduğun sevgiyi daha fazla beslemek/hissetmek/farkına varmak demek veya buna hangi sözcük daha uygun gelirse.
3b'ye bakıyorum ve kimileri kendilerinden daha çok "başkalarına olan sevgisiyle"ilgilenmekte,kimileride "kendilerine olan sevgisine dönük".
Sadece kendini mutlu etmek için yaşayanlar ve başkalarına da yardım edenler. Kalp (sevgi)çakrası da,4.çakra yani 4b'ye eşitleyebilirim. Oysa ki 3.çakra yani 3b dersem,solar pleksus çakrası ama sevgi çakrası değil. Öyleyse eğer,3b'de,kendine ya da başkalarına sevginin (bh-kh)seçiminin henüz yapılmamış olması çok doğal.
Kendine ya da başkalarınada hizmet edenler dünyamızda içiçe ve biz bunu yaşıyoruz/biliyoruz/görüyoruz. Ayrıca Kasyopya celselerinde de sözü edilen "hasat(seçim)" ne anlama gelirdi,buradaki herkes 3kh olsa idi?
Bir kh,neden bh eylemi istesin ki? Hem kh ,hem bh 'ler var iken dünyamızda,hepimizin kh olduğunu nasıl düşünebilirim ki?
|
Edited by - pandora76 on 14/07/2010 19:04:27 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 14/07/2010 : 19:21:39
|
Ve "Ra'nın da doğruladığı, 6. yoğunluk bilinç seviyesinin doğal bir yansımasıdır" konusuna dair düşüncelerimi de toparlamak istiyorum çünkü Kasyopyalıların negatif mesajlarını açıklamak için sığındıkları en temel konulardan biri de bu bana göre.
Ve bu fikirleri de başkalarına hizmet konusundaki samimi dostlar üzerinden iletmeyi başardılar.
Dalga parçacık ikiliğinde dalga maddeye bürünmemiş hal. Yani göelmci ya dalgayı görür ya da maddeyi ama"ikisini de yanyana"görmez.
6b bir-lik. Peki bir demek ne demek? "Bh ve kh 6b'de bir arada,6b bir-lik olduğu için ve dengedir bu" ,der isek eğer,nasıl "bir" den söz edeceğiz?
Çünkü bh ve kh birarada iken,denge kuruluyor desek bile,ortada "bir değil,"iki" var?
İşte bir de bu nedenle ,bir-lik aşaması olan 6b'de sadece bh var.
Bir tek bh,bir-lik demek. Aynı zamanda bh bütünleştirici olduğu için,bir-likte bh 'den başka birşey olamaz.
Birşey yazmıştım önceden bir başka başlıkta ama üzerinde çok durmamıştım:
Elim benim parçam ve ben istediğim için yazıyor. Ama elim uyuşsa mesela,ben istesemde yazmaz.
Bütün olan sağlıklıdır ve birleşitirici olduğu için birliği oluşturan 6bh 'de,"yüksek benlik" daima pozitif mesajlar veren bh olmasına rağmen,varlığın iradesine göre pozitif veya negatif görülmesi bana göre bu örnekteki gibidir.
Sinyal"sen benim parçamsın ve iyileş çünkü sağlıklılık-bütün olma durumu doğal halim". Ama el sinyali alsa bile,onu kendine göre pozitif veya negatif yorumluyor ve "iyileşmeyedebiliyor"(kh-bedenle bütünlüklü çalışmama durumu)
Yine verdiğim bir örnek vardı,yuvadan mektuplarda.
Ergünün resme yeteneği var iken,yani "öz'ü" ressam olmasını isterken,onun "zihnin oyunlarına kapılıp" ,çok para kazanması gerektiğine inandığı için,ressam değil mühendis olması ve kendini mutlu hissetmemesi,hayat amacını gerçekleştirmemesi gibi. Ben kh nin bedene ait olduğunu da düşünmüyorum. Onun sadece bedenin sağlıklı olduğunu anlatan bir suni faktör olduğuna inanıyorum. Zira böyle olmasa idi,6b'de yani, tekamülün son aşamalarında birlik değil ,kh(ayrılık)olurdu. Doğal hal bh dir,kh değil.
Bunlara değindik diğer başlıklarda ama burada toparlamaya çalıştım,bütünlüklü olması/toparlanması için.
Tabi birlik ,dengeleme için hem bh hem de kh'ye izin verecekki,"tekamül olabilsin". Hem bh hem de kh'ye izin veren sisteme bakıp direkt bunu "öyleyse birlik te yani 6b'de,bh 'de var kh'de"demek bana göre doğru değil,açıkladığım mantıktan ötürü.
Hastalık(kh)olmasaydı,doktor(bh)nin yani tekamülün olamayacağına dair verdiğiöm örnekteki gibi birşey.
Sonuç olarak ne 3b'nin kertenkeleler tarafından ele geçirilmiş bir kh Dünyası olduğuna,ne de Kasyopyalıların "denge için ,hem bh hem de kh yiz biz 6b,yansıma" açıklamasının doğruluğuna inanmıyorum. Tüm bunlar sadece bh kanallarını "saptırabilmek" ve Kasyopyalıalrın kendilerine yol açabilmek için uydurdukları bahanelerdir. Böyle değilse eğer,benim yaptığım gibi mantık çerçevesinde izah edilebilir. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 14/07/2010 : 20:08:06
|
Bir önceki mesajıma dair,şimdi aklıma birşey geldi. Daha önce yanında yöresinde düşünmüş ama tam anlamıyla bu değildi.
Adem ile Havva bahçede onca meyva varken,neden ille de kendilerine "yasaklanan" elmayı istediler? Arzu...
Ve elmayı yedikleri zaman,bahçede başka ağaçlar varken,"yasaklanmış "bir meyvayı yiyerek,bütünlüğü "parçaladılar". Çünkü bütünlük demek,"uyum"demek. Herkes kendi toprağını suladığında uyum bozulur mu?
O elmayı yeme "arzusu"olmasaydı,"bütünlüğü"yani birliği bozabilirlermiydi? Bu ilk günahtı ve Adem ile Havva böylelikle cennetten "düştüler". Önceleri bahçedeki ağaçlar kendileri önünde hazır durur iken,şimdi kendi ağaçlarını dikmek zorunda idiler(kendilerine hizmet etmek zorunda idiler). Ve kendi ağaçlarını yetiştirip,besinlerini sağlamak için uğraşırlarken,tam da bu nedenle,kendi topraklarındaki meyvaların,komşularının toprağındaki meyvadan(elma) daha kötü olmadığını anladılar. Elma yemeselerdi bunu anlayabilirler miydi?
Komşuları elmayı seviyordu ve bu nedenle bahçelerinde elma vardı. Kendi bahçelerindeki ağaçların elma olmamasının nedeni de buydu. Hekesin bahçesinde,sevdiği meyva ne idiyse o yetişmekteydi çünkü. Adem ile Havva,komşularının toprağına girip elmadan yemeselerdi(arzu),kendi topraklarındaki meyvaların lezzetli olduğunu anlayabilirlermiydi?
Verdiğim örnekteki gibi.. Bir insan sağlıklı olma halini(bh),hastalanmadan(kh) anlayabilirmi? Başlangıçta bh vardı ama bunun farkında değildi ve o bh olduğunun ayırdına varabilmek için parçalandı(kh).Böylece dalga bir de parçacık oldu(dualite).
İşte bu nedenle doğal halimiz bh ve yine bu nedenle Ra'ya göre perde olmasa logoslar kh'yi değil,bh'yi seçermiş. Ve bir de ,bu nedenle 6b 'de aynı zamanda kh yok,sadece bh var..
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 14/07/2010 : 22:00:41
|
Soru: Evet ,üyelerimizden bazıları ,kendi zaman/uzay'larından ayrılmış ve düşünce-formu projeksiyonları kullanarak sizin uzay/zaman'ınızda tezahür etmişlerdir;ara sıra da Konsey'in izniyle göklerinizde görünmüş,ancak yere inmemişlerdir.
Soru:Yani(...)'le kurulan temasın gerçekleştiği iniş dışında bütün inişler Orion grubu ya da benzer gruplar tarafından yapılmış oluyor,öyle mi?
Ra:Yakın temas kurulmayan pek az olay dışında dediğiniz doğrudur.
Soru: Bu inişlerin her birinde,işe karışan varlıkların mutlaka Orion grubuna çağrıda bulunmuş olması şart mıdır,yoksa bazıları ,bu gruba çağrı göndermemiş oldukları halde Orion grubuyla temas edebilirler mi?
Ra:Şimdi,4.yoğunluk derecesi negatif idrakinin derinliklerini kurcalamanız gerekiyor. Bu sizin için zordur. Bir kez perdeler yoluyla sizin 3.yoğunluk derecesi uzay/zaman sürekliliğinize geçtikten sonra artık bu haçlılar istedikleri gibi saldırırlar;sonuç bütünüyle tanık/denek ya da kurbanın kutbiyetinin bir fonksiyonudur.
Bunun nedeni,4.yoğunluk derecesi negatif varlığın,kendini sevmenin herkesi sevmek olduğuna içten inanç beslemesidir.
Ama ne diyor:Bu haçlılar istedikleri gibi saldırırlar;sonuç bütünüyle tanık/denek ya da kurbanın kutbiyetinin bir fonksiyonudur.
Ve daha da önemlisi,4kh'nin "kendini sevmenin" herkesi sevmek olduğuna "içten inanç" beslemesi.
Buradan geleceğim nokta,Kasyopyalılar'ın "bakış açısına göredir"tanımı. Kh'ler zannediyor ki,kendini sevmek herkesi sevmek. Zannetmeselerdi,belki de böyle yapmazlardı. Kendilerine göre doğru olanı yapıyorlarsa,bakış açılarına göre "doğrusu" bu.
JCA; Senin Kasyopya celselerini okurken yaşadığın sıkıntıları düşündüm. Sonra aklıma birşey geldi. Belki bunun bir nedeni vardır. Belki de,Kasyopya celselerini okuyan biri olarak,bu nedenle yaşadığın sıkıntıları anlatarak başkalarına hizmet etmeyi planlamıştın doğmadan önce.
Belki de bu olan şey,yaşadığın sıkıntılar vesilesiyle mutlu olmayı takdir etmen içindi. Tabi en doğrusunu sen bilebilirsin ama olanın pozitif yanını da görebilirsin ,diye düşünmekteyim.
Okuduğun kitaplar,bir zamanlar benimde senin gibi tao ile ilgilenmiş olmam...Farklılıklar elbette olur ama bakış açını kendime çok yakın buldum. Ben derim ki seni gerçekten de mutlu eden ne ise onu yap. Çünkü birşey bizi gerçekten mutlu etmiyorsa,o bizim varoluş nedenimiz değildir.
quote: Originally posted by burake
Ben bazen okuduğum kaynakları bir bütün olarak görüyorum...Yani Maharaj ya da Eckhart Tolle ya da işte o güne kadar ne okuduysam hepsi aynı şeyden bahsediyor diye düşünüyorum...Sanıyorum böyle bir "zihinde birleştirme" gelişme amacına hizmet etmeyen sapmaları en aza indirmek için bir yöntem olabilir...Bir kaynağın eksiklerini diğeri tamamlar, diğerininkini bir başkası, sonuçta ben gelişme amacıyla okuyorum ve geliştirici (sevgi yönünde) kaynakları -en azından bu niyetle sunulmuş- okuyorum...Okuyanın niyeti (daha belirgin bir şekilde sevmek) kaynakları verenlerin niyetiyle (onu buna teşvik etmek) birleşirse buna herhangi bir sapmanın direnç gösterebileceğini sanmıyorum...Ne kadar bütünlük o kadar az sapma...
Ben de böyle olacağını düşünüyorum burake. Ama bu hayatta ama bir başkasında..
Belki bir okyonus değil,sadece bir avuç su olacağım ama her damlasında "ben"olacağım.. |
Edited by - pandora76 on 14/07/2010 22:05:30 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 16/07/2010 : 01:32:35
|
Ra,4.celse;
Şu anda aranızda,sonsuz zeka ile "bir" olmuş arınma derecesine erişmiş insanlar var. Bunun için de,hastalara bu yapıları kullanmadan da şifa verebiliriz. Yani Ra'ya göre,"hastalara şifa verebilmeyi isteyebilecek,3b aşamasından daha fazlasını yapabilecek insanlar var".
Dolayısıyla Kasyopyalılar'ın söylediği gibi,hepimiz kh değilmişiz Ra'ya göre;ki en basitiyle Mevlana'yı,Maharaj'ı okumuş ve onların kh olmadığına yürekten inanan biri olarak,Ra'nın bu sözlerine hak veriyorum.
Hakikaten...Madem hepimiz ky'yiz..Garip değil mi"Mevlana'nın sözlerini dillendirmemiz? Mevlana kh gibi konuşmuyordu ama sanki. 3b 'de olduğu için kh olması gereken biri,nasıl kh gibi konuşmazki?
Sonra birde Maharaj var. Onun sözleri de anlamsız öyşeyse ,madem kh 'yiz. Gurdjieff mi? Madem hepimiz bh olmak istemekteyiz,ne diye 3b'den kh gurdjieff i okuyoruz ki? Aslında nasıl olsa herkes kh. Öyleyse ne gerek var bu insanların bilgisine? En iyisi biz,hem bh hem kh olan ama bir yandan da sadece bh olan Kasyopyalıları dinleyelim, çünkü onlar iyi adamlar. |
Edited by - pandora76 on 16/07/2010 01:32:53 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 16/07/2010 : 20:15:50
|
26.Celse sayfa 314;
Soru:Teşekkür ederim. Yakın geçmişte,son otuz-kırk yıl içinde UFO fenomeni ortaya çıktı. UFO faaliyetlerinin son kırk yıl içinde artmasının ani nedeni nedir?
Ra:Konfederasyon kaynaklarının sizden bir varlık olan Albert Einstein'a sundukları bilgiler saptırılmış ve tahrip araçları yapılmaya başlanmıştı;bunun bir örneği Manhattan Projesi ve onun ürünüdür. Nikola Tesla isimli Gezgin aracılığıyla sunulan bilgiler de tahrip ve yok etme yönünde uygulanmak istenmiştir;bunun örneği de Philadelphia Deneyi adını verdiğiniz olaydır. Gezegeninize yardım amacıyla gönderilmiş bu bilgilerin saptırılmasıyla ortaya çıkmış olan sapmaları dengelemek için,biz Konfederasyon üyeleri,kendi düşünce formlarımızla işe karışmak için güçlü bir ihtiyaç duyduk..
Yani ,pek çok yararlı bilgi böylelikle saptırılmış üst yoğunluklar(kh) tarafından. Üst yoğunluk negatifler açıkça "biz kh'yiz ,bizi dinleyin" diyerek fazla insan çekemeyecekleri için,pozitif bilgileri saptırma yollarını denemekteler.
|
Edited by - pandora76 on 16/07/2010 22:41:52 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 16/07/2010 : 21:45:07
|
Celse 92;
Soru:Burada koruma sağ tarafta görünüyor,sol tarafta yok. Bu,korumanın sadece pozitif yol olduğunu mu gösteriyor?
Ra:Gören gözlere ve işiten kulaklara daha verimli kutbiyeti seçmelerini işaret eden saklı(Logos'un yaradılışında var olan) bir eğilimi algıladınız.
Celse 68;
Ra:Plan-ki halende sürmektedir-akıl/beden/ruh bileşimi,sarı ışın bedeninin kabuğundan ayrılmış olduğu sırada zaptederek,bu akıl/beden/ruh bileşimini negatif bir zaman/uzay'a yerleştirmekti. O zaman bu kabuk artık bilinçsiz,habersiz bir varlığa ait olacaktı. O zaman üzerinde çalışılarak fonksiyon bozukluğu meydana getirilecek, bu da önce komaya ,sonra da bedenin ölümüne yol açacaktı. Bu noktada medyumun Yüksek Benliği bir seçim yapma durumunda kalacaktı;ya negatif zaman/uzay'daki akıl beden ruh bileşimini terk edecek ya da eşdeğer titreşim ve kutbiyet sapmasındaki uzay/zaman'daki negatif kutuplaşmanın avantajlarına sahip olmayan bir negatif yönde kutuplaşmış varlığa dönüşecekti.
Soru:O halde bu 5.yoğunluk derecesi varlığı,ta başından başlarsak,bizim var olduğumuzun farkına vardığı andan itibaren nasıl çalışır?
Ra:Varlık gücün farkına varır. Bu güç,hasata uygu olabilecek varlıklara enerji verme yeteneğine sahiptir. Bu varlık,bu güç kaynağını işlemez hale getirmek isteğindedir. Onun için de ordularını gönderir. Herkese çekici,yoldan çıkarıcı şeyler sunulur(günaha çağrılırlar). Bunlar ya fark edilmez ya da reddedilirler. Güç kaynağı sebat eder,hatta hizmet sevgisi ve uyumluluk arasındaki içsel bağlarını güçlendirirler.
O zaman varlık,onun kendi kendini çalışmaz hale getirmesinin gerektiğine karar verir. Projeksiyon yoluyla,bu güç kaynağının yakınlarında bir yere girer. Durumu değerlendirir. Özgür irade yasası'na uymak zorundadır ama herhangi bir özgür irade sapmasından yararlanabilir. Özgür irade ve medyumun fiziksel bedenle ilgili,enkarnasyon öncesi sapmaları en uygun hedef gibi gözükmektedir. Başkalarına hizmet yolundan herhangi bir sapma da uygun olur.
Medyum fiziksel bedeninini terk ettiği zaman bunu özgür olarak yapmaktadır. Bunun için de medyumun akıl/beden/ruh bileşiminin yanlış yere götürülmesi özgür iradenn ihlali olmayacakltır,çünkü varlık özgürce bedeninden ayrılmıştır. Süreç budur.
|
Edited by - pandora76 on 16/07/2010 22:43:20 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 16/07/2010 : 23:53:34
|
Yani negatif yol,yapabileceği en kötü şeyi bile,varlığın iradesi dışında ise yapamamakta. Öyleyse korkmaya hiç gerek yok Ra'ya göre.
Bir insanın hayatını,kendi iradesi dışında ortadan kaldıramamaları da mantıklı bana göre çünkü hiçbirşey "hayvanları kesip yiyoruz,öyleyse bizi de kesip yiyebilirler" gibi bir açıklama kadar basit olmamalı. Birçok şey yazıldı ama birşey daha ekleyeyim.
Domuz diğer ülkelerde yeniyor ama ülkemizde değil. Öyleyse ülkemizdeki domuzların işi ne? Neden kesilip yenecekleri yerde değilde,burada doğdular? Veya bir kaplan kesip yeniyor mu kolayca? Niye kaplan oldu o ,yenmeyeceği halde? Veya bir hamamböceği,sinek,fare. vs...Onları kesip yiyebiliyormuyuz? Hayır. Niye peki? Çünkü bu bünyemize zararlı olabilir,kaplanı yakalamak kolay iş değil ve böcekler hiç de hoş görünmediklerine göre,tadlarıda güzel olmasa gerek.
Öyleyse eğer,bizlerin hayvanlardan beslenmesini,sadece 4kh'nin bizlerden beslenmesine benzetmek garip değil mi? Biz 3b varlıklarıda 4kh'nin hoşuna gitmeyecek bir tat veremezmiyiz,onların hoşuna gitmeyen pozitif yolu seçerek?
Doğadaki besin zincirini,hayvanları yiyerek beslendiğimizi örnekleyerek,biz "bilinçli" 3b varlıklarının,cinsel ilişki sırasında bile kh'ye hizmet etmek "zorunda "olduğumuzu düşünen bir mantık,biz 3b'lerin yiyemediği ayı,böcek gibi hayvanlar olduğunu unutarak mı bunu söylüyor?
Kaldı ki bitki hareket edemez(güneşe yönelse de),hayvan hareket edebilir,insan ise hem hareket edebilir hem de bilinçlidir. Herhangi bir bitkiye uzanıp onu alabiliriz,direnç göstermez. Hayvan direnç gösterir. İnsan aynı zamanda düşünebilir. Madem o kadar kolay besiniz,ne diye bu tekamül evreleri var? Veya madem cinsel ilişki sırasındaki enerji bile ille de kh'ye gitmekte,yani sadece kh besini olmaktayız,üst yoğunluk bh'ler nasıl varolmaya devam etmekte?
Bilinçli varlık ancak bilinciyle hizmet edebilir,bilincinin olmasının nedeni budur. Bilinciyle hizmet edecek olmasa idi,bilinçli olmaz idi. Yani bu beslenme zincirinden verilen örnek,negatiflerin uydurdukları bir bahaneden başka birşey değil bana göre.
Diledikleri zaman kaçıracaklar,dilediklerini yapacaklar?. Belki bir kuzunun ,a değilde b çiftliğinde yetişmesinin nedeni,o kuzunun çiftlik sahibinin çocuğunun gelişimi ve kuzunun bu sevgiyle gelişerek bir 3b adayı olmasıydı.
Daha önceki,Ra'nın ,negatiflerin "varlığı ortadan kaldırmayı düşünmeleri durumunu" ve Einstein'a ,Ra'ya kadar kadar neredeyse tüm pozitif bilgileri,nasıl saptırmaya çalıştıklarını örneklemek için bu kısımları aktarmak istedim. |
Edited by - pandora76 on 17/07/2010 00:46:28 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 01:02:01
|
Yani biz tüm Dünya,hep birden kh olmamıza rağmen ,Dünyamızdaki diğer kh kaynaklarından beslenemiyoruz.(yenilmeyen böcek,panter,fare vs...).
Ama bir şekilde,bir üstteki kh'ler hepimizden beslenmekteler ve hatta Kasyopyalılarla temas kurabilecek farkındalık seviyesine yükselmiş Laurayı bile kaçırabilecek kadar. Oysa ki,hepimiz kh olduğumuza göre,diğer kh'lerin de tamamı bize hizmet etmeliydi.
|
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 01:19:38
|
quote: JCA; Senin Kasyopya celselerini okurken yaşadığın sıkıntıları düşündüm. Sonra aklıma birşey geldi. Belki bunun bir nedeni vardır. Belki de,Kasyopya celselerini okuyan biri olarak,bu nedenle yaşadığın sıkıntıları anlatarak başkalarına hizmet etmeyi planlamıştın doğmadan önce.
Belki de bu olan şey,yaşadığın sıkıntılar vesilesiyle mutlu olmayı takdir etmen içindi. Tabi en doğrusunu sen bilebilirsin ama olanın pozitif yanını da görebilirsin ,diye düşünmekteyim.
Okuduğun kitaplar,bir zamanlar benimde senin gibi tao ile ilgilenmiş olmam...Farklılıklar elbette olur ama bakış açını kendime çok yakın buldum. Ben derim ki seni gerçekten de mutlu eden ne ise onu yap. Çünkü birşey bizi gerçekten mutlu etmiyorsa,o bizim varoluş nedenimiz değildir.
Hizmet senin yaptığın iş. Ben sadece ve sadece destek oldum. Gerçek olan bu. Bir teselli ya da nezaket cümlesi değil bu. Sevmem öyle şeyleri. Görünen o dur.
Mutluluğu yeni yeni öğreniyorum açıkcası. Çok haklısın o konuda. Yaşamımın bir gününü bile mutlulukla geçirmedim. Zor yıllardı.Açıkcası ne verirlerse versinler, hepsinin üzerinde düşünüp sonrasında tiksinirdim. Maddi şeyler alabildiğine anlamsız gelirdi. Halen de öyle ama bakışım aşağılama tarafından değil. Sadece yaşamın gereği hususunda.
Acıya hiç gerek yok değil mi? Herkes neyi deneyimlemesi gerekiyorsa onu deneyimlesin.
Aynı fikirdeyim. Yine söylüyorum. acıya hayatta gerek yok. Bu şekilde insan bağımlılıklarından kurtulamaz. Bastırarak, isteklerini yok sayarak...
Anca deneyimleyerek, ve sonucun üzerinde düşünerek olur bu. O şekilde insan gelişir.
Benim ailem küçüklüğümden beri pek bastırmadı beni. Ne istediysem alındı. Oyuncak, şeker, tatlı yiyecekler, güzel meyve ve sebzeler. Atari, nintendo, tetris...
Doydum...
Sonra büyüdüm ve acıktım. Cep telefonu, bilgisayar, mp3 player, iphone, ve diğer erkeğin sahip olmak istediği bütün ıvır zıvırlar. Bir arabam olmadı ama babamın arabasını çokça kullandım. Birkaç araba değiştirdi babam. Hepsini kullandım. Yetmedi, Akrabaların ya da arkadaşların Mercedesini, Audisini denedim, lüks evlerinde dolaştım. Sahip olamadım, özendim ama gördükçe de ne olduğunu bildim. Anlamsızlığını farkettim, çekiciliklerini kaybetti. Zevk işi işte...
Tipim, standartlara göre biraz daha iyiydi. Bu göreceli bi kavram.
Azdan biraz çok sayıda çok güzel kız arkadaşlarım oldu. Zaman geçince beğenmedim. Akıllı olanlarını aradım. Buldum. Onlarla da geçinemedim. Doğrusu, ev, iş ve çocuk sorumluluğu zoruma gitti. Vakit kaybetmek istemedim. Daha doğrusu kabullenmek istemedim. Ben karşılayamam bsınu sorumluluğu.Çok azını ben tekmeledim. Yarısından fazlası da da beni çok acı tekmeledi. Hiçbirinden nefret etmiyorum. Nasıl olması gerekiyorlarsa onu yaptılar. Bütün o kızları çok seviyorum :)
Sanırım 20 yaşına falan geldim. Sonra öğrenme açlığı peydah oldu. Aslında hep peydah olan bir şeydi ama ben sürekli erteliyordum. Benim öğrenmeden anladığım, bol bol kitap okumaktı ve bol bol geleneksel bilim üzerinde düşünmekti. Ve ben onun gereklerini yarı yarıya da olsa yerine getiriyordum.Sonra Okulu bitirip(lise) dersanede sınava hazırlandım. Matematikle ilgilendim öğrendim, fizikle ilgilenmeye çalıştım ama geri vazgeçtim. Astronomi, edebiyat vs vs. Hepsi ile ilgilendim.Tabi bunlardan hiç biri ile ilgili ayrıntı üzerinde durmadım. Temel bilgi. Mantıki yapım bilimin bir sonuca dayanması gerekliliğiydi ama çoğu da sonuca dayanmaktan uzaktı. Aslında dayanıyordu ama hep muğlaklık üzerineydi. Sıktı beni. Felsefe ile ilgilendim 4 yıl bu böyle sürüp gitti. 4 yıl boyunca yaşadıklarımı anlatmak istemem. Hoş şeyler değil. Burada bırakıyorum.
Buraya kadar yaşadıklarımı genel olarak herkes yaşamıştır. Yaşamasa bile hissetmiştir. Pis kokular almak ama onun ne olduğunu anlamlandıramamak sonrasında kafa karışıklığı...
Sonrasında ne yapacağını bilmemek, kendine inanmamak. Tabi sonra insan bunun ne olduğunu da kavramaya başlıyor.
İşte sonrasında metafizikle ilgilenmeye başladım. Çeşitli sitelere üye oldum. İlginin devamı da beni buraya getirdi.
Bu benim kim olduğum ile ilgili pandora. Yani ben böyle basit bir insanım.
Düşüncelerimiz söylediğin gibi uyuşuyor. Ben bunu ilk başta da hissetmiştim.
Maharaj demiş ya, tüm arzuların amacı mutluluktur diye. Çok haklı.
Bu yaştan sonra dayanamadım okulu bırakıp eve çekildim. Anca part time çalışıp kendi paramı babama muhtaç olmadan kazanarak üç güzel üniversiteden birinde felsefe okurum. Bu da benim en yüksek arzum olur. Herkesin arzusu var.
Olmadı mı? Sorun değil.
Anadolu şehrindeyim. Dedemin güzel bir yerde üzüm bağı var. Eker biçer bir şeyler yetiştiririm. Üzümlerden güzel şaraplar yapabilirim. Güzel mevye ve sebze yetiştirmeyi rahatlıkla öğrenebilirim. Besinimi kendim sağlayabilirim. Bahçeme geçip tahta sandalyemi çeker biraz da kitap okurum. Çiftçiliği çok severim zaten.
Söylediğin gibi;
"Çünkü birşey bizi gerçekten mutlu etmiyorsa,o bizim varoluş nedenimiz değildir."
Değil mi? Neden gereksiz yere sıkıntı çekelim ki?
|
Edited by - JCA on 17/07/2010 01:33:59 |
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 01:37:21
|
Hayat çok güzel. Yeter ki nasıl yaşayabileceğimizi bilelim.
|
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 01:53:52
|
Zorluk dolu, acı dolu yaşamlar, ama dolu dolu yaşamlar. Ama en önemlisi basit zevklerle geçmeyen ben yaşıyorum diyeceğiniz yaşamlar.
Bunu anlıyor musunuz bütün forum ahalisi? En kötü ihtimalden de öte benden bile iyi anlıyorsunuz. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 20:05:10
|
Yazın öyle doğal ve samimi ki..Tekrar tekrar okudum.. Çok teşekkür ederim,içtenlikle paylaştığın için ve böylelikle nasıl bir hizmet verdiğinin farkında bile olmadan paylaştığın için.
Ben de senin gibi ,varoluşumuzun nedenini sorgulamak üzere yola çıktığım ilk zamanlar çok sıkıntı yaşadım. 20'li yaşlarımda Maharaj'ı okudum ve rehberim ,arayışlarım henüz bitmese bile hayatımın bir anlamı olduğunu bilmemi sağladı..
Hepimiz yüzük taşıyıcısıyız ve bu nedenle parmağımızdaki yüzük bizi sıkmaz ama yüzük bir başkasının seçimi ise sıkabilir. Bu nedenle mutlu olmayanın varoluş amacını yerine getirmediğne inanırım. Sana birşey anlatıcam.
Forumda bir başka başlıkta geçmiş yaşamlara ait olduğu düşünülen rüya paylaşımları var. O rüyayı gördüğüm zaman yazacaktım ama sonra vazgeçtim. Acaba ne olacak dedim kendime.
Kasyopya celselerine değinmeye niyetlendiğim o günlerde gördüğüm rüyamda,doğmadan önceki planlarımdan birini düşünüyorum ve karanlıkta görmediğim biri bana "seninle çalışmayı seçtim çünkü başkalarına hizmet etmek istiyordum ve seninle çalışmayı planlamamın nedeni,senin de bunu yapacağını bilmemdi"diyor.
Geçmiş hayatları anlatan bir rüya hiç görmemiştim ve merakım bundandı. Acaba sadece bir bilinçaltımı yoksa gerçekten böyle birşey olacak mı"diye düşünmeme neden olan bir şey.
Sonra sen de Kasyopya celselerini okurken yaşadığın sorunlardan sözettin ve daha da önemlisi,"sen Kasyopya celselerini açmasaydın bu başlıkta,ben değinecektim" demendi. İşte "Belki de,Kasyopya celselerini okuyan biri olarak,bu nedenle yaşadığın sıkıntıları anlatarak başkalarına hizmet etmeyi planlamıştın doğmadan önce."dememin nedeni buydu. Dikkat et cümleme,"doğmadan önce"dedim,tıpkı rüyamdaki gibi.
Tek fark,onun sen olduğunu bilmememdi. Böyle birşey olacakmıydı onu da bilmiyordum ,sadece "rüyam gerçekleşecek mi" diyordum.
Ama gerçekten de,Kasyopya celselerini sen de benim gibi aylarca okumasa idin,her ne kadar sıkıntı yaşamış olsan da,celselere dair düşüncelerini paylaşıp yardım edebilir miydin?
Ve gerçekten de,sıkıntılarımız olmasa idi,mutlu olmanın değerini bilebilirmiydik?
Bana göre rüyam gerçeğim oldu ama varsın rüyamın yorumu olmasın,önemli değil. Önemli olan bu şeyin bize aslında neyin önemli olduğunu öğretmiş olması bence. Cennetin krallığında baba oğluna der ki"orada ,Dünya'nın öbür ucunda,olmak için doğduğun insan olursun".
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 20:48:20
|
Bir de bilmem ruh gruplarını bilirmisin? Okumadıysan "ruhların yolculuğunu" önermek isterim. Kitaptaki hipnoz seanslarına göre anne/baba/kardeşimizle değil,arkadaşlarımızla aynı ruh gruplarına mensup oluyormuşuz daha sıklıkla.
İnsanlar farklı düşünebilirler de zaman zaman,bu çok doğal ama en başından beri tüm yazılarını düzenli olarak takip etmemin nedenlerden biri de aynı ruh grubundaymışız gibi hissettiğim kişilerden biriymiş gibi olman..
Bakalım artık...öte tarafta anlayacağız bunu:) Ölümden öteye köy olmadığına göre,illa ki bileceğiz bunu.. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 21:24:38
|
Ra'nın,cinselliğin kendi tekamüllerindeki yerini anlattığını anımsıyordum ama yerini şimdi buldum:
60.celse;
Ra: Bu noktayı biraz açalım. Biz,kendi üçüncü yoğunluk derecesi deneyimlerimiz sırasında,son derece kavgadan kaçınan varlıklar olarak,altıncı yoğunluk derecesinden gelen varlıkların bize yardımlarını çok yararlı bulmuştuk. Çok naif olduğumuzdan,üçüncü yoğunluk derecesinde bulunduğumuz sırada sizin alışveriş ya da para ve güç sistemlerinizin karşılıklı ilişkilerini bizler geliştirememiştik. Biz aslında size göre çok daha felsefi bir gezegendik ve bizim kutbiyetle ilgili seçimlerimiz daha çok cinsel enerji aktarımlarını ve benlikle diğer-varlıklar arasındaki uygun ilişkileri anlamaya yönelikti.
Şimdi Kasyopyalılar'ın,cinsel ilişkiyle açığan çıkan enerjinin kh'ye gitmesine dair söylemlrini kıyaslıyorum ra'nın sözleriyle.. Ra,"daha çok" cinsel enerji aktarımlarıyla ve diğer benliklerle ilişkileri anlamaya yönelirken,bunun tam aksini savunan Kasyopyalılarla nasıl biraraya getireceğimi düşünüyorum?
Birşey birşeye karşı iken,nasıl biraraya gelebilir? |
Edited by - pandora76 on 17/07/2010 21:25:03 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 17/07/2010 : 21:34:48
|
Ve yine aynı kısmın devamı olan şu sözler de bence önemli:
Yine bir gözlemimizi size iletiyoruz;bu uzay/zaman noktasında,gezegeniniz insanlarının tezahür etmemiş varlıklar üzerindeki karmaşık etkilerden dolayı,akıl/beden/ruh bileşiminin tekamülünün(piramit gibi)eğitim araçlarının yardımı olmadan gerçekleşmesi daha uygun olacaktır. Çünkü eğitim araçları kullanıldığında,bir varlık öğrenme/öğretme sürecinin hızlandırılması nedeniyle Sorumluluk Yasası'nın getirdiklerini de üstlenmiş olur. Yani,eğer bu ileri idrak,varlığın yaşadığı deneyimlerin her anında uygulamaya konmazsa,o zaman eğitimin yararı hemen negatife(olumsuza)dönüşecektir.
Bir söz vardır ya..Bildiklerimizin mürşidi,bilmediklerimizin talibiyiz. O'nu hatırladım.. |
Edited by - pandora76 on 17/07/2010 21:35:17 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 00:09:19
|
Besin konusu şu liknte konuşulmuştu: http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1932&whichpage=4
Yani Tanrı bir düzen yaratmış ama bu düzen sadece kh'yi besleyen bir düzen olmaıdğı için bir de bh olmalı,bana göre sonuç itibariyle. ----
Ra 49. celse; İnsan beyninin iki lobu,kullanımlarıaçısından zayıf elektrik enerjisine benzetilebilirler. Kutbiyet açısından bakıldığında,sezgiler ve düşüncesiz dürtüler tarafından yönetilen bir varlığın,rasyonel analiz tarafından yönetilen bir varlıktan hiçbir farkı yoktur. Beyin lobları da hem kendine hem de başkalarına hizmet için kullanılabilirler. Rasyonel ya da analitik bir zihne sahip olan bir varlığın negatif yolu izlemeye daha yatkın olacağı düşünülebilir,çünkü bizin idrakimize göre aşırı düzen,özünde negatiftir. Ama soyut kavramları alıp onları bütünsel olarak düşünebilme,yapılandırma ve deneyimsel verileri analiz etme konusundaki bu aynı yetenek hızlı pozitif kutuplaşmanın anahtarı da olabilir. Analiz yetenekleri yüksek olanların kutuplşma için üzerinde çalışabilecekleri daha çok malzemeleri olduğu açıktır.
Sezginin işlevi,zekayı bilgilendirmektir. Sizin illüzyonunuzda(madde aleminde)sezgiler,gem vurulmamış şekilde egemense,bu sezgisel algının sapmalarının,varlığın daha çok kutuplaşmasını engelleyeceği söylenebilir. Gördüğünüz gibi,deneyimsel katalizörün net sonucunun kutuplaşma ve aydınlanma olabilmesi için bu iki tip beyin yapısının dengelenmesi gereklidir. Sezgi yeteneğinin değerinin rasyonel zihin tarafından kabul edilmemesi durumunda ise aydınlanmaya yardımcı olacak yaratıcı yönler boğulup kalmış(bastırılmış)olacaktır.
Buna yürekten inanıyorum. Ben önce akla önem verdim daha çok ama sonrasında sezgilerimi dinlemem gerektiğini öğrendim. Her zaman olamasa da,bu dengeyi kurmaya çalışıyorum.
Sezgiye dair; http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=910&whichpage=3
Sezgi-bilgi dengesine dair: http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=25&whichpage=2
Bu linkten kısa bir alıntı:
İnsanın öz varlığını güçlendirmesini, kumaş örneğinde dokumanın kaliteli, düğümlerin güçlü ve düzgün olmalarına benzetebiliriz. Bunun için hem bilgi hem de sezgi yönümüzü kuvvetlendirmemiz gerekir. Sadece bilgiye önem verirsek bizden daha bilgili kişilere gereğinden fazla önem verir, onların her sözünü mutlak doğru sanırız. Sadece sezgiye önem verirsek dış dünya ile olan bağımızı koparırız. Fakat hem iç hem de dış dünyadan kaynaklanan bir farkındalık düzeyine ulaşmak istiyorsak, bilgi ile sezgiye eşit derecede önem verip, eşit derecede yararlanmalıyız.
--- Kasyopya diye "rasyonel akılla kanıtlanamamış" bir kanalın" Ra bizden" dediğinde hemen inanmak yerine araştırma-kıyaslama yapmadan ,hemencecik inanmamak gibi birşey.
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 01:10:37
|
Peki benim kolum için,bedenimin tamamı bir okyonus değil mi..Kolumda yara çıksa"nasılsa bedenin tümü okyonus,öyleyse bırak kalsın"mı deriz? Koldaki yara,tüm bedene(okyanusa) yayılıp onu kangren etmezmi?
Birde böyle birşey demiştim önceki sayfada ve bunun üzerine konuşmak istiyorum daha fazla.
Bir insanın,kolundaki yarayı yoketmeye çalışması ,yarayı yargılamakmıdır?; diye düşündüm bugün. Sonrasında "hayır"dedim kendime. Şöyle ki;
Kolumuzdaki yarayı yoketmeye çalışmazsak(tedavi görmezsek)yara tüm bedenimizi kaplayacak ve bizi öldürecek.
Yani kolumuzdaki yarayı yargılamamak adına,tüm bedenimizin yokolmasına izin vermek te,bedenimizi yargılamak anlamına gelmekte bana göre.
Kolumuzdaki yaraya neden olan unsuru ortadan kaldırmamız/tamamen yoketmemiz mümkün mü peki? Sözkonusu bizim kolumuz ise,evet bu mümkün olabilir pek tabi. Bu yaranın çıkmasına neden olan şey de zaten kolumuzla daha fazla ilgilenmeyi öğrenmek/sağlıklı olma durumunu anlamak için meydana gelen birşey ve yarayı tedavi ile yokettiğimizde,artık bedenimizin farkına varmışız ve onunla daha fazla ilgilenmemiz/ilgi göstermemiz gerektiğini anlamışız demektir(katalizör).
Fakat kolumuzdaki yaraya neden olan unsuru,yeryüzünde tamamen ortadan kaldırabilirmiyiz? Hayır. Bu unsur,kendisine uygun bir başka bedende ortaya çıkacak ve onu hastalandıracaktır yine..O bedenin sahibi,sağlıklı olduğunu anlayabilsin diye. Grip oluyoruz ve tedavi olup iyileşiyoruz ama grip virüsü diğerlerini hasta etmeye devam ediyor ,gibi birşey.
Yani yoketmekten kastım ,tıpkı Ra'nın,4b 'de iken seçimlerin yapılıp,varlıkların bh ve kh olarak kendilerine uygun yerlere ayrılması gibi birşeydi.
|
Edited by - pandora76 on 18/07/2010 01:11:31 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 02:13:54
|
Bu nedenlerden ötürü,kendi adıma kolumdaki yaranın "birlik "adına bedenimde yayılmasına izin vermem. Zira yaraya neden olan unsur zaten bedenime ait birşey değil,dışarıdan birşeydir ve öyleyse artık nerede olması gerekiyorsa,oraya gitmesine izin vermem gerekir.
Peki ya yaraya neden olan şey..O "bir" olmak mı istemekte yoksa bedenimi "yoketmek/ayırmayı mı istemekte?
Yaraya neden olan şeyin istemediği şeyi(birliği)ben ona nasıl verebilirim ki?
Parçalamak isteyen,birleşmeyi gerçekten de kabul edebilir mi?
4bh ve 4kh'de de toplumsal bileşimleri var ve bu neden? Neden "bh ve kh olmak üzere"ayrı ayrı "birleşiyorlarda,"hepsi birden birleşmiyor(4bh+4kh)?
Çünkü 4kh"birleşmeyi" istemiyor. 6b'de iken,kolumuzda yaraya neden olan şey "birlik-te olmayacak". Çünkü varlık yaranın "kendisine ait olmayan/dışarıdan birşey"olduğunu anlayıp,daha fazla acı çekmeye gerek kalmadığını anlayacak.
Bana göre bu böyle zira kh'lerin acı çektiğine inanıyorum,seçimleri bu olsa da.
Daha önce söylediğim birşey gibi..
Bir kitapta denildiği gibi: "Kötü insanların cehenneme gitmesini istemeye gerek yoktur,onlar zaten cehennemdedir. Bu yüzden bu kadar kötü davranmaktadırlar"
Ama birşekilde birlik düşüncesiyle bize ait olmayan yarayı bile kabul etmek isteyebiliriz. Seçim bizim. Ama şunuda söylemeliyimki,benim inancıma göre sadece kendini düşünen(kh),biz ne dersek diyelim sadece kendi enerjisini kullanabilir. Bizim kh'ye gerçekten de yardım edebileceğimize inanmamız birşeyi değiştirmez çünkü bu evrenin yasasıdır ve yasalar bize sormadan işledikleri için yasadır.
|
Edited by - pandora76 on 18/07/2010 02:17:22 |
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 02:24:53
|
quote: Kasyopya celselerine değinmeye niyetlendiğim o günlerde gördüğüm rüyamda,doğmadan önceki planlarımdan birini düşünüyorum ve karanlıkta görmediğim biri bana "seninle çalışmayı seçtim çünkü başkalarına hizmet etmek istiyordum ve seninle çalışmayı planlamamın nedeni,senin de bunu yapacağını bilmemdi"diyor.
Benim gelecek vizyonuna dayalı rüya görme yeteneğim hiç yok. Ama inanırım. Bir kaç kişide bunun güzel örneklerini bizzat gördüm. O yüzden inanıyorum.
Rüyan basit bir rüya gibi görünmüyor. Zaten görülüp te gerçekleşmişse bu bir vizyondur. Sanırım karanlık görünmesinin sebebi benim seninle bağlantı kuracak yeteneğimin olmaması. Bunlar diğer boyutlarda ruhun yani bilincin etkileşimleri olsa gerek. Çok karmaşık bir konu tabi. Ancak zayıf bilgileri alabilecek zihnin anlamlandıramayacağı bir şey.
Benzer insanların birbirlerine çekilmeleri gerçekten doğru. Beraber çalışma olayı bundan doğuyor sanırım. Hatta bunu sadece ruhsal arayışlar dışında bile görebiliriz. Birbirine benzeyen insanların dernek kurması, doktorların, şunu sevenler derneği, bunları koruma derneği vs vs..
quote: Ama gerçekten de,Kasyopya celselerini sen de benim gibi aylarca okumasa idin,her ne kadar sıkıntı yaşamış olsan da,celselere dair düşüncelerini paylaşıp yardım edebilir miydin?
Haklısın, Ayırda varmak için de bazen sıkıntı çekmek gerekiyor.Karmaşayı çözümlemek her zaman sabır ve yaşam bilgeliği gerektirir. Bunlar az olunca sıkıntı çok oluyor. Ama sonraki derste insan bilgilendiği için daha bir kendine güvenle sahneye çıkıyor. Deneyimler çok değerli.
quote: Bir de bilmem ruh gruplarını bilirmisin? Okumadıysan "ruhların yolculuğunu" önermek isterim. Kitaptaki hipnoz seanslarına göre anne/baba/kardeşimizle değil,arkadaşlarımızla aynı ruh gruplarına mensup oluyormuşuz daha sıklıkla
Şöyle biliyorum onu, eş ruhlar ve ikiz ruhlar diye. Eş ruhlar fiziksel temas içinde olan ruhlar oluyor. Yani birbirlerini fiziksel olarak görüyorlar. Belki evleniyorlar, cinsiyetleri aynıysa çok iyi arkadaş olmaktan ziyade ömürleri boyunca çok iyi dost oluyorlar.
İkiz ruhlar fiziksel olarak genelde temas yaşamıyorlar. Yani tanıyorlar konuşuyorlar ama beraber vakit geçiren insanlar olmuyorlar. Fiziksellikten kasıtım bu. Ancak düşünce yolu ile birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar. Genelde de yaşam şartlarından ötürü birbirlerinden ayrı bir yaşam geçiriyorlar.
quote: İnsanlar farklı düşünebilirler de zaman zaman,bu çok doğal ama en başından beri tüm yazılarını düzenli olarak takip etmemin nedenlerden biri de aynı ruh grubundaymışız gibi hissettiğim kişilerden biriymiş gibi olman..
Bakalım artık...öte tarafta anlayacağız bunu:) Ölümden öteye köy olmadığına göre,illa ki bileceğiz bunu..
Bana da öyle geliyor. Bu grup kaç kişidir bilmiyorum ama üç tanesi ile tanıştım. Biri bana şu alıntının son cümlesinde bahsettiğin şeyin benzerini bana söylemişti. "Ölünce orada hep beraber görüşürüz"
Küçük bir çocukken hayal meyal hatırladığım tek bir şey var. Hava gibi bir şeyim. Nasıl diyeyim düşünceden ibaretim. Bir bedenim yok. Yukarıdayım, dünyaya izliyorum. Dünya Küresini uzaydan görür gibi görüyorum.
Yalan dolan da olabilir. Ama ilginç bir anımdır.
Öte tarafta görüşürüz. Bütünden ayrılan enerjiler orada muhakkak birleşecek. :)
|
Edited by - JCA on 18/07/2010 02:30:03 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 02:54:10
|
Benm sezgilerim sıklıkla kendini rüyalarım yoluyla ifade eder JCA. Karanlığın nedeni ise,bence bağlantı kuramamaktaki yetersizik değil,benim sezgilerimle daha fazla yol alabilmem için öz' ümün yarattığı bir yol idi. Eminim diyemem ama hissettiğim şey tam olarak bu. Ruh gruplarındaki kişiler,birbirlerine benzer temalar üzerinde,benzer yaklaşımlar ile çalışırlarmış. Çünkü benzer hamurdan yaratılmışlar bir nevi.Kitaptan anımsadığım bunun gibi birşeydi. --- Küçük bir çocukken hayal meyal hatırladığım tek bir şey var. Hava gibi bir şeyim. Nasıl diyeyim düşünceden ibaretim. Bir bedenim yok. Yukarıdayım, dünyaya izliyorum. Dünya Küresini uzaydan görür gibi görüyorum.
Yalan dolan da olabilir. Ama ilginç bir anımdır. ---
Bu ilginç. Belki de uykuda iken astral seyahat yapmışsındır? Sonrasında yukarıdan düşmüşün gibi hissederek uyandığın oldu mu hiç? Bunu kendiğinden atralseyahat olarak tanımlıyor bazı kaynaklar. Şu an tam anımsamıyorum ama.
Öte tarafta görüşürüz:)
|
Edited by - pandora76 on 18/07/2010 02:57:47 |
 |
|
|
burake
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 11:35:11
|
| Şu astralı bir de bilinçli olarak yapacağımız zamanler gelse... |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 16:26:19
|
Reiki yapıyorsanız burake,yanlış anımsamıyorsam reiki esnasında astralseyahat'e niyetlenilebiliyor. ---
16.Celse: Soru:Bana emirlerin kaynağını söyleyebilir misiniz?
Ra:Bu emirlerin kaynağı,negatif varlıkların pozitif eğilimli varlıklara onları zorlayıcı bir tarzda bazı bilgileri vermeleri yasasıdır. Bu bilgiler aslında negatif özellikler taşımalarına rağmen,pozitifliği taklit etme çabası içindeydiler.
Soru:Bunu da Orion grubu mu yapmıştı?
Ra:Evet. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 16:39:53
|
Soru:Bunu ne amaçla yapmışlardı?
Ra:Daha önce de belirtildiği gibi,Ortion grubunun amacı fethetmek ve köleleştirmektir. Bunu yapmanın yolu da,seçkin bir sınıf oluşturarak,diğerlerinin,söz ettiğiniz yasalar ve aynı varlığın söz ettiği diğer bazı yollarla bu seçkinlere hizmet etmelerini sağlamaktır.
Soru:Bu emirlerin kendisine verildiği varlık negatif mi yoksa pozitif mi eğilim taşıyordu?
Ra:Emirlerin verildiği varlık son derece pozitif eğilimliydi,bu da gelen bilgilerin bazı sahte-pozitif(pozitifmiş gibi görünen)özelliklerini açıklıyor. Aynı başarısız temaslarda olduğu gibi bu varlık da Bir'in felsefesini ilk kez işitenler arasındaki inanılırlığını uzun zaman koruyamadı. Ve bu varlık,Bir'in Yasası'nı kavramsallaştırmaya,somutlaştırmaya ve kabilesini özgürleştirmeye giriştiğinde sahip olduğu-sizin deyiminizle-onur ve inancı yitirmiş olarak,kederli bir halde bu üçüncü yoğunluk derecesinden uzaklaştırıldı.
Soru:Eğer bu varlık pozitif eğilimli ise,Orion grubu onunla nasıl temas kurabildi?
Ra:Ortam,Konfederasyon kaynaklı pozitif eğilimli güçler ile negatif eğilimli kaynaklar arasında yoğun bir savaşın yaşandığı savaş alanıydı. Söz konusu varlık ise etki altında kalmaya uygun yapıdaydı ve Bir'in Yasası ona en sade şekliyle verilmişti. Ancak halkının,üçüncü yoğunluk katında çok özel(mucize türünden)bazı fiziksel şeyler yapması için ona yaptığı baskılar sonucunda bu bilgiler negatif bir eğilim kazandılar. Bu da varlığı,kendine özellikleri taşıyan tipte bilgi ve felsefeye açık hale getirdi.
|
Edited by - pandora76 on 18/07/2010 17:52:05 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 16:48:11
|
12.Celse;
Soru:Bizim "kara büyü"dediğmiz şeyin aslı bundan kaynaklanmış olabilir mi?
Ra:Bu bir anlamda doğru,bir anlamda değil. Orion grubu,sizin gezegeninizdeki negatif eğilimli varlıklara yardım etmiştir. Bu varlıklar her hal-ü karda negatif eğilimlere sahip olup kendilerine hizmetle uğraşacaklardı. Ayrıca,sizin kendi iç katlarınızda da negatif eğilimli birçok varlık vardır ve bunlar,bu kendine hizmet peşindeki varlıklara içsel öğretmen ya da rehber olmaya veya onlaırn ruhlarını obsede etmeye hazırdırlar. |
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 18/07/2010 : 20:08:22
|
quote: Benm sezgilerim sıklıkla kendini rüyalarım yoluyla ifade eder JCA. Karanlığın nedeni ise,bence bağlantı kuramamaktaki yetersizik değil,benim sezgilerimle daha fazla yol alabilmem için öz' ümün yarattığı bir yol idi. Eminim diyemem ama hissettiğim şey tam olarak bu. Ruh gruplarındaki kişiler,birbirlerine benzer temalar üzerinde,benzer yaklaşımlar ile çalışırlarmış. Çünkü benzer hamurdan yaratılmışlar bir nevi.Kitaptan anımsadığım bunun gibi birşeydi.
Pandora,
Sezgi konusunu ben kafamda açıklığa kavuşturamadım pek. Dişi zeka ile erkek zekanın birleşmesi oluyor sanırım. Bu da beyin loblarının birleşmesi, yani iletişim aksaklığının olmaması ile ilgili diye biliyorum.
Sezgi olayların gidişatını önceden bilmek gibi bir şey. İş adamları,liderler, sanatçılar ya da şeytan tüyü var dediğimiz insanların sezgileri yüksek. Filozof ve aydınların sezgisi daha da yüksek. Daha da üstü sanırım iyice mertebeye erişmiş varlıklarda oluyor ki o da resmen kahinlik derecesinde gelecekten imaj alabilen insanlar. Sezgi ile ilgili bildiğimi düşündüklerim bu şekilde.
Rüya konusunda ben tam bir ameleyim. Ayda yılda belki bir rüya görürüm. Atlama zıplama kaçma türünde dandik rüyalar. Bi de bazen kötü adamlar kovalıyor. Bende doğal olarak kaçıyorum. Saçma şeyler yani. Rüyadan ziyade aslında kabus. Çok yemek yersem, bir yerlerim açıkta uyursam ya da çok yorgunsam oluyor.
quote: Bu ilginç. Belki de uykuda iken astral seyahat yapmışsındır? Sonrasında yukarıdan düşmüşün gibi hissederek uyandığın oldu mu hiç? Bunu kendiğinden atralseyahat olarak tanımlıyor bazı kaynaklar. Şu an tam anımsamıyorum ama.
O bahsettiğim imajı çok çok küçükken görmüştüm. 6 yaşındaydım. Tam hatırlamıyorum ama uyku sırasında değildi. Kendi başıma evin salonunda otururken olmuştu. Trans gibi bir şey. Aynı şekilde yemyeşil çiçeklerle dolu hafif puslu bir ortamlı bir imaj daha hatırlıyorum. Bu da sonradan aklıma geldi bak. Öylesine yazmıştım ilginç geldiği için. Zihinsel bir hayal büyük ihtimal.
Uykudan düşerek uyandığım çok dönemler oldu. Astral seyahat falan diyorlar ama hiç bi fikrim yok. Hiç deneyimim olmadı.Sanırım dediğin gibi kendilğinden yani bilinçsiz seyahat olabilir. En fazla da şu karabasan dedikleri uyku felciyle çok karşılaşıyorum. Astral seyahat yapıyorum diyen insanlara ben inanmıyorum. Bu ezoterik öğretilerde boyutlararası olma becerisi kazanmak oluyor. Bunları anca ustalar yapar. Bilinçli seyahat bu oluyor. Uyku sırasında nerelere gittiklerini biliyorlar. Sanırım frekansı değiştirerek yüksek boyutlardaki varlıklarla doğrudan iletişim kurabilmek bu şekilde oluyor. Çok boyutlu olmak...
Pandora, inan yazdıklarından faydalı şeyler öğrendim. Kasyopya celselerinin anlaşılması ile ilgili büyük katkıların oldu. Çok teşekkür ederim.
Ben yarından sonra 10 aylık bir ara vereceğim. Bu ve diğer sipiritüel forumlara bu süre içinde aktif olarak katılmayacağım. Nedeni basit, kendimi çok zorladım. Artık hem bedenen hem de zihnen çok güçsüz kaldım. Çok yorgunum. Biraz dinlenmeye ve toparlanmaya ihtiyacım var. Onun dışında hayatta kalma ile ilgili problemlerim de var. Askerlik tecillensin diye kaydolduğum açık öğretim derslerim, çalışıp para kazanma, tekrarlamayı düşündüğüm üniversite öğrenimi, ödemem gereken kredi kartı borçları falan... Ara verip bunları halledemezsem daha kötü bir duruma düşeceğimi hissediyorum. Kafa dinleyeceğim. Sen dahil herkese tavsiye ederim.
Tüm herkese kendi yaşadıklarımdan dolayı bazı tavsiyelerim olacak;
-İçiniz karmaşa içinizdeyse bilin ki yanlış bir şeyler yapıyorsunuz. Bunu kabullenin. Negatif ya da pozitif eğilimde kararlı insanlar bunu yaşamazlar. Bu tip konularla uğraşmayı geçiçi olarak bırakın, isterseniz meditasyon yapın(ben hiç yapmadım hahaha), zihninizi sakinleştirin, yüzmeye gidin, spor yapın, arkadaşlarınızla eğlenin, dinçleşin, içinizdeki hiç bir işe yaramayan sadece kötülüğü besleyen korkuyu atın. Kendinizi sakinleştirin. Sakinken neyin doğru neyin yanlış olduğu zaten ortaya çıkacaktır.
Her şeyi öğrenmeye çalışmayın. Her şeyi bir anda öğrenmeye çalışırsanız hiç bir şey öğrenemezsiniz. Sabredin. Zaten dersiniz neyse onu öğreneceksiniz. Telaşa gerek yok.
-İradeli olmayı öğrenin. Bazı insanlar bu konuda şanslıdır. Tavsiyem şanslı olmayanlara. Ben öyle değildim maalesef. Her kararınızı içinizi dinleyerek verin ve kalbinizi cezbetmeyen şeylere karşı hayır demeyi bilin. Evet maalesef insanlara karşı hayır demeyi öğrenmek gerekiyor. Doğru olmadığını hissettiğiniz her şeye karşı hayır demek insanın bir görevi olmalı. Nefsinizi cezbetse de hayır demeliniz. Sonra çok rahatlayacaksınız zaten. Önceden hayır diyemeyeceğiniz şeylere karşı daha da güçlü olacaksınız.
-Size korku verdiğini hissettiğiniz hiç bir şeyle ilgilenmeyin. Direk silin gitsin. Bu tip mesajlar sizin iyiliğinize çalışmaz. Genellikle kendi iyiliklerine ve kendi güvenlerine çalışırlar. İstek duysanız bile bunun sizin yararınıza olmayacağınızı kavrayabiliyorsanız eğer, kavrayınız. Kendinizi zora sokmayınız.
-Kötü düşünenlerin kötü şeylerin yol açmasına sebep olduğunu, iyi şeyler düşünenlerin de iyi şeylere sebep olduğunu unutmayın. Dünyada ne kadar yanlış olgu varsa bunları o şekilde düşünenler yarattı. Onların saçma düşüncelerine hedef olmayın. Cahilliklerini ve dar bakış açılarını aklınızdan çıkarmayın. Ben başarılı ve mutlu olan insanla tanıştım ama hiç birinde böyle bir düşünce şekli göremedim. Hepsi enerji dolu ve iyimser insanlardı. Adamlar ödüllerini de aldı. Daha da güzeli çok güzel bir ders aldılar. Olumsuzculuk hiçbir şey üretmeye niyeti olmayan, her şeye olmaz diyen insanların sapmasıdır. Lütfen diyorum uzak durun. Cevapsızca uzaklaşmayı adet edinin. Buradaki herkes olumsuzculuktan çok etkilendi.
Söyleyeceklerim bu kadar. Bunlar çok basit ama çok önemli öneriler. Bunları bana veren bilgili ve başarılı çok insan oldu ama hıyarlığımdan ve kendimi bir şey sanmaktan dolayı anlayamadım. Şimdi çok iyi anlıyorum. Kendiniz için iyi olan şeyleri iyi gönüllülükle, huzurla yapın ki başkalarına da aynı merhameti edesiniz.
Küçük bir şeyi başarmadan büyük bir şeyi asla başaramazsınız. Gerisi zaten gelir. Hepiniz hoşçakalın.
|
Edited by - JCA on 18/07/2010 21:47:28 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 19/07/2010 : 01:35:54
|
Bildiğim kadarıyla herkes rüya görür ama herkes rüyalarını anımsamaz. Sezgiler konusu ise..O başlıca bir bilmece:)
Sana ne iyi gelecekse onu yap. Önemli olan sensin çünkü ve bu nedenle sen varsın diye Dünya var. Az mı? Bir Dünya kadar..
Bazen sayfalarca dil dökeriz ama bir bakarız ki tek bir mesajda daha fazlası iletilmiş. Senin yaptığın şu şey gibi.
Nasıl yardımcı olduğunu bilmeden yardım etmekte apayrı birşey olsa gerek. Ve şu sözlerinle, asıl benim senden çok şey öğrendiğimi bilmiyor da olabilirsin:
Her şeyi öğrenmeye çalışmayın. Her şeyi bir anda öğrenmeye çalışırsanız hiç bir şey öğrenemezsiniz. Sabredin. Zaten dersiniz neyse onu öğreneceksiniz. Telaşa gerek yok. ------
Çok doğru demişsin zira toprağa ekin ekmenin,sulamanın,ürünü toplamanın zamanı vardır ve Güneş bu nedenle geceye kadar parlar ama her gecenin ardından güneş yeniden doğar.
Dostlarla yolumuz ayrılmış gibi düşünmememin nedeni,onlarla öte tarafta yeniden karşılacağımızı bilmem:) Dilerim bundan sonra herşey gönlünce olur.
Bunu müdahele gibi görmez isen seçimlerine..Tek isteğim o dur ki,üniversite eğitimini tamamla ve bu potansiyelini harcama. Sevgilerimle dost..
|
 |
|
|
JCA
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 19/07/2010 : 03:18:14
|
quote: Originally posted by pandora76
Bildiğim kadarıyla herkes rüya görür ama herkes rüyalarını anımsamaz. Sezgiler konusu ise..O başlıca bir bilmece:)
Sana ne iyi gelecekse onu yap. Önemli olan sensin çünkü ve bu nedenle sen varsın diye Dünya var. Az mı? Bir Dünya kadar..
Bazen sayfalarca dil dökeriz ama bir bakarız ki tek bir mesajda daha fazlası iletilmiş. Senin yaptığın şu şey gibi.
Nasıl yardımcı olduğunu bilmeden yardım etmekte apayrı birşey olsa gerek. Ve şu sözlerinle, asıl benim senden çok şey öğrendiğimi bilmiyor da olabilirsin:
Her şeyi öğrenmeye çalışmayın. Her şeyi bir anda öğrenmeye çalışırsanız hiç bir şey öğrenemezsiniz. Sabredin. Zaten dersiniz neyse onu öğreneceksiniz. Telaşa gerek yok. ------
Çok doğru demişsin zira toprağa ekin ekmenin,sulamanın,ürünü toplamanın zamanı vardır ve Güneş bu nedenle geceye kadar parlar ama her gecenin ardından güneş yeniden doğar.
Dostlarla yolumuz ayrılmış gibi düşünmememin nedeni,onlarla öte tarafta yeniden karşılacağımızı bilmem:) Dilerim bundan sonra herşey gönlünce olur.
Bunu müdahele gibi görmez isen seçimlerine..Tek isteğim o dur ki,üniversite eğitimini tamamla ve bu potansiyelini harcama. Sevgilerimle dost..
Ne iyi gelecekse onu yapacağım. Ayrıca önemli olanlardan biri de pandoradır. Sende neye karar verdiysen onu yapmalısın. Kendini derde sokmanı istemem. Er geç zaten yapacaksın. :) Sende de aynısı var, potansiyel çabaladıklarımızla ilgildir unutma bunu. :)
Yollar ayrılmadı kesinlikle, ve bu iletişimin sonlanacağı anlamına gelmiyor. Profilindeki e-mail'inden ben sana her şekilde ulaşırım. Eğer kullanıyorsan. Kullanmıyorsan bendeki 7 yıldır çalışıyor ve ölene kadar kullanmayı düşündüğüm bir adres. O yönde bir sorun olmaz. :)
quote: Dostlarla yolumuz ayrılmış gibi düşünmememin nedeni,onlarla öte tarafta yeniden karşılacağımızı bilmem:) Dilerim bundan sonra herşey gönlünce olur.
Seninde gönlünce olsun. Eğer planladığım gibi okulu kazanıp bitirebilirsem ve sonrasında bir devamım olursa dediğim gibi şarap yapacağım. Şişelediklerimin etiketi senin ismin olacak. Bunun için söz veririm. İsmini de çok sonradan belirtirsin artık. Şüphem yok. Alırım onu ben senden. :)
Bir çoğunun gerçekleştireceği gibi yeniden karşılaşacağız. Puhaha diye sırıtıp naber yauw diyeceğim.(Sırıtmayı çok severim.) Aramızda bi bilgi aktarımı olacak.
Gariptir ve zordur başka ortamlarda karşılaşmak isteyip ama internet ortamında karşılaşmak, kafa dengini bulmak. Belli bir zaman sonra da yaşam mecburiyetinden dolayı süreli de olsa kaybetmek. Zor şeyler...
Kısa zamanda çok çok sevdiğim dostum. Enerjim varsa eğer, sana gitsin. Sen, bensin, ben senim ne de olsa. Aynıyız. Mutlulukla...
Benim söyleyeceklerim artık burada bitti. İyi geceler, devamında iyi sabahlar.
|
Edited by - JCA on 19/07/2010 05:14:58 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 01:19:11
|
Yazdıklarını okuduğum zaman ne kadar duygulandığımı istesem bile tam anlamıyla ifade edemem. Üreteceğin şaraplara adımı vereceğini söylemenin beni nasıl onurlandırdığını ve duygulandırdığını bilemezsin.
Sen söyleyene kadar profilimde bir email adresi olduğunu bile unutmuştum. O adresi foruma diğer adresimden üye olamadığım için almıştım. Şifresini bile unutmuşum ama mesajını okuyunca uğraşıp adresimi yeniden açtım. Fakat senin profilinde söylediğin gibi bir adres göremedim. Forumda özel mesajlaşma yok bir de.
Başından beri sanki "zaten hep tanıyordum" ,gibiymişçesine ben de seni çok sevdim dostum. Okuduğum halde hemen cevap yazmamış olmamın bir nedeni de bu. Duygulandım ve tekrar tekrar düşündüm sözlerini. Çok teşekkür ederim,doğduğun için..
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 03:19:03
|
İşte özel mesajlaşma olmadığı için forumun özel mesajlaşma seçeneği çalışmıyor. Yeni üye olduğun için belki bilmiyorsundur bu durumu diye söylemek istedim.
Yazdıklarını okuyunca düşündüm "benim için önemli olan" nedir diye. Aslında sana "sana ne yi gelecekse onu yap"derken,bir yerde de kendime de söyledim bunu. Bir süredir düşünüyordum,bazı konularda karar vermeye çalışıyordum ve o an içimden gelen şeyi söylerken,sana ne iyi gelecekse onu yap derken,kendi sorularımın yanıtlarını da bulmuş oldum.
Rüyamda hep seninle bunları konuştuk. Enerjini bana verdin zaten. Bilmeden sorularıma yanıt vererek .
İyiki senin gibi dostlar var. Hayatta güzel şeyler de var. İyi ki de var. |
Edited by - pandora76 on 20/07/2010 03:20:07 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 04:28:13
|
Geçen yıl henüz Ra bilgilerini tam anlamıyla okumadığım zamanlarda,Ra bilgilerinin dahi insanların özgürlüğünü kısıtlayıcı olduğunu düşünmüştüm. Ama sonrasında "oyalanmak" yerine kitapları okuduğumda negatiflerin beynimize nasıl mesajlar vererek,nasıl olumsuz düşünmemize yol açabildiğini anladım. Kasyopya celseleri onca zaman ve emek demek Laura ve ekibi için. Ve bu durumda gerçektende kabullenilmesi zor bir şey . Bunu daha çok düşündüğümde ise birşeyi farkettim. Aslında her bir insanın sınavı kendine has. Yani ,onca zaman boyunca pozitif niyetlerle yola çıkılsa bile aslında farkında olmadan negatif yola hizmet edilmiş olması da bir sınav. Diğer insanları da ilgilendiren bir konuda,negatif bile olsa kaynak,verdiğimiz o kadar emekten ötürü yine de ısrarla inandığım şeyi savunmaya mı devam edeceğiz (yani daha çok kendimizi,verdiğimiz emeği,haklı olmayı mı düşüneceğiz)yoksa sorumlu davranarak aslında negatif bir kaynağa hizmet ettiğimizi kabul edip daha fazla hizmet etmemeyi mi seçeceğiz?
Negatif yola bilinçsizce pozitif amaçlarla hareket edip hizmet edenler olduğu gibi,herşeyin gayette bilincinde olup aslında bilmiyormuş gibi yapan"kurnaz" aklın olduğuna da inanıyorum,o ayrı.
Birliğe-hayra-bütünlüğe hizmet demek,insanlara zarar veren,birliği bütünlüğü bozmaya çalışan birşeye "sevgi" adına kabul vermek değildir bana göre. Sevgiye-birliğe gerçekten değer veren insanlar olduğuna inanıyorum ama aslında buna çok da inanmayan,birliği hiç düşünmeden parçalayan yolu seçen ve sonrasındada sevgi adına parçalayan kh'yi bile sevmek adına, diyen kh'ye dair düşüncelerin yanında değilim.
Çünkü sevgi kelimesi yeterli değil tek başına ve gerçekten sevgi dolu yürek,hep aynı birleştiriciliği,sevgiyi seçer.
Bildiğim şey şu ki,parçalanmayı kabul etmek haklı çıkma ve başkalarını haksız çıkarma anlaıma gelmesine rağmen,kendi haksızlığımızı kabul etmek yerine haklılılığın ego olduğunu düşünmekte aslında yine kendimizi haklılığımızı-egomuzu şişirmekten başka birşey değil.
Doktor yanlış bir tedavi yapıldığını kabul edip doğrusundan söz etmek yerine"haksız çıkarmaya çalışmak diğerini,ego şişkinliğidir" dese idi,asıl ego doktora ait olmazmıydı?
Biz ne kadar desek bile yanlış ve doğru göreceli,öyleyse yanlışı da sevmek adına yaşamasına izin verelim..
Oysaki,tıpkı Evrensel yasalar gibi bazı şeyler göreceli değil,gerçekten de yanlıştır. "Kardeşlerle evlilik yanlışmıdır doğru mudur, bu subjektiftir,neye inanıyorsak o,sevgi ve haklı çıkıp egomuzu şişirmemek adına kardeşiyle evlenme konusunu da sevip kucaklayalım,bir olalım"gibi birşeyi der miyiz?
Neyin doğru neyin yanlış olduğu kişiye göre değişiyor ya hani.. Aklıma bu örnek geldi.
Ben niye bir zamanlar Ra bilgilerinin aksini düşünürken ,haksız çıkmak düşüncesinden korkmayıp Ra bilgilerinin pozitif bir kaynak olduğunu düşündüğümü söyledim?
Çünkü kendi yaşamımda egom devreye girebilirse bile,diğer insanlarıda ilgilendiren birşey sözkonususu ise eğer,sorumluluk duygusu,vicdanım ağır basar. Oradan buradan bir yol bulmaya çalışmak manasız bana göre.
Birlik ve sevgi adına,insanları kendi istekleri adına öldüren,zarar verenleri yaptıkları şeyi yapmalarına devam etmelerine izin vermek gerçekten de sevgiye dair birşeymidir?
Bence bu noktada birşeyler eksik. Gerçekte sevgi ,zarar verene sevgi adına kabul vermek değil,aksine ona kayıtsız kalmamak -yol vermemek demek.
Ra bunu çok güzel ifade etmiş:
SORU: “Verileni kabullenememek” deyiminin anlamını açıklar mısınız?
RA: Bunun sizin “düşünce-savaşı” adını verebileceğiniz şekilde meydana geldiği zaman/uzay düzeyinde, en kabullenici ve sevecen enerji, sizi yönetmek isteyenleri çok ama pek çok sevmek, şeklinde ifade edilebilirdi. Onları öyle çok sevmeliydiniz ki, bu sevgiyle kuşatılsınlar, bu sevgiye gömülsünler ve pozitif enerjiler tarafından değişime uğratılsınlar. Ama bu eşit güçlerin bir savaşıydı ve Konfederasyon, sırf tamamen pozitif kalabilmek için, eşit karşıt gücün kendisini yönetmesine izin veremeyeceğinin farkındaydı. Çünkü o zaman, karanlığın güçlerinin, sizin deyiminizle, ayaklarının altında ezildiği bir duruma girecek ve katışıksız pozitifliği hiçbir işe yaramayacaktı. İşte bunun için de, bu düşünce-savaşına katılanlar, kabullenici olmak yerine savunmacı olmak zorundadırlar. Ancak o zaman başkalarına hizmette yararlı olabilirler. Bunun içindir ki, Orion Konfederasyonu’nun vermek istediği şeyi, yani tutsaklığı bütünüyle kabullenemediler. Böylece, iki tarafın sürtüşmesi sonucunda bir miktar kutbiyet yitirildi ve bu da yeniden gruplaşmayı gerektirdi. Bu iki taraf için de verimli olmadı. Bu olayın tek yararlı sonucu, bu gezegende bulunan enerjilerin dengelenmesi oldu; sonuçta, enerjilerin bu uzay/zaman’da dengelenme ihtiyacı azaldı ve böylece gezegenin yok olması olasılığı da azalmış oldu."
|
Edited by - pandora76 on 20/07/2010 04:47:55 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 18:31:46
|
63.celse; Ra:Yaratan'ı sevmeye,yüceltmeye ve O'na şükretmeye devam edin. Sevgi en iyi koruyucudur.
Mesela sevginin en iyi koruyucu olduğu bilgisi korur. Veya korunamayacak duruma gelmemizi sağlayacak unsurlar bulunabilir.
Celse 67;
Ra:Bu varlık,medyumun alanının zaman/uzay konumuna nüfuz etme yeteneğine sahiptir. Karantinadan,bir araç kullanmadan geçtiği için,Koruyucular'ın kurduğu ağdan,görülmeden geçmesi olasılığı daha büyüktür.
Büyü çalışmaları,bilinci,bir araca gereksinim olmadan,ışık olarak gönderebilme olanağı sağladıkları için büyük değere sahiptirler. Işık,ayarlanmamış bir birey üzerinde telkin yoluyla ani şekilde etki gösterir. Örneğin,kendisine hiç trafik olmadığı telkin edilen biri,kendini yoğun trafiğin içine atabilir. Medyum,bu grubun diğer üyeleri gibi sevgi ve ışık konularında iyi bir disipline sahip olduğundan kendisine telkin yapılmasına pek de açık değildir. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 18:38:00
|
70.Celse;
Ra:Bu soru celsenin son sorusu olsun. Negatif uzay/zaman'da enkarne olan varlık anlamlı bir pozitif kutbiyeti sürdürmeyi olanaksız bulacaktır,çünkü negatifliğin,saf negatifliğin,herşeyi kendine doğru çeken bir tür çekim gücü olduğunu söyleyebiliriz.
Yine bu tür konular üzerine verilen bir örnek vardı. Sonu sürekli iyi biten filmlerin insanı sıkması gibi. "Artık biraz da kötü adamlar kazansın" der hale gelmek gibi. Ama gerçkten de öyle sanırım .Pozitif eğilimli bir varlığı bile cezbedebiliyor korku unsuru veya bilmece türünde "ara-bul-çöz"gibi yaklaşımlar. Adem ile Havva'da bahçede o kadar elma varken yasaklanmış olana çekildiler. |
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 20:29:17
|
Bizler de çevremizdeki insanlardan negatif yaklaşımlar görünce, ister istemez negatife çekiliyoruz. Ya da tam tersi şekilde pozitif yaklaşımdaki insanların arasındayken benzer eğilime yöneliyoruz. Doğal olarak pozitif eğilimli bir varlığın tamamen negatif bir gezegende BH yönünde kutuplaşması herhalde olanaksız olurdu. Ama tersi durum için kesin bir yorum yapamıyorum.
|
 |
|
|
secretdream
Akik
 
12 Posts |
Posted - 20/07/2010 : 23:50:02
|
| ben bu kutuplaşma kavramının yaşadığımız dünyaya uymadığını düşünüyorum.içinde bulunduğuuz dünya,herhangi bir kutbun güçlenmesi yönünde ilerlemiyor ama kutupların buluşup/dengeyi sağlayıp ortaya yeni bir "şey" çıkartması anlamında, orta noktaya doğru yönleniyor. yani,dünyamız kutuplaşma değil de denge dünyası gibi. salt pozitif veya salt negatife doğru bir yönlenim yok...sağcı ve solcunun savaştığı ama sağcı veya solcunun kazanma imkanının olmadığı bir denge oyunu bu... |
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 04:50:17
|
Evet bu konuda katılıyorum. İnsanlara bakıldığında bariz bir kutuplaşma görülmüyor. Ama zaten çok az miktarda bir pozitif hasat olacağı ve ondan çok çok daha az da negatif hasat olacağı söyleniyor. Bu nedenle de genele yayılmış güçlü bir kutuplaşma gözlemlenmemesi normal diye yorumluyorum.
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 14:52:05
|
| Negatif bir varlığın pozitifte enkarne olması durumu sözkonusu olurmuydu? Zira pozitif varlığı negatif bir uzay/zamana yerleştirme isteği negatiflerin istediği birşey ama pozitiflerin böyle bir müdahelede bulunmak isteyeceğini zannetmiyorum ama 3b' de hem bh hem de kh eğilimlilerin birarada olması durumuna göre değerlendirirsem,bir koldaki kangrenin tüm bedene yayılması gibi,az sayıda negatif pozitif bir ortam için yeterli olmalı,sonucuna varıyorum. |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 15:00:22
|
quote: Originally posted by kurby
"Bedensizken bilgelik en büyük halindedir."
Bu benim aklıma neyi getirdi biliyor musunuz, dün okuduğumda.Biz insanların (tam olarak bilmiyorum ancak)görme alanı, 220 derece falan.Ancak, bedensiz iken, yani fizik bedeni terk ettiğimizde (astral çıkışlarda) görme alanımız 360 derece.Duyma konusunda bir fikrim yok.Ama, görme alanında dahi bu kadar fark oluyorsa, bedenin bizi ne kadar sıkı bir biçimde sınırladığını da anlayabiliyorum.Bedensiz olmak, şu an bildiklerimiz ve algıladıklarımızın, daha üstüne çıkmak demek.En azından bu şekide düşünüyorum. Teorisini gördüğümüz bir dersin, pratiğini uygulamak bedenlenmek ama neden bunun için bedenlenmek gerektiği ise hala muamma benim için.
Bu arada Kasyopyalılar hala Kasyopya üzerinden mi iletişim kuruyorlar bunu merak ediyorum.Aslan takımyıldızına geçtiler mi acaba? Güneş kovaya girdiğinde, yerküre aslan burcunda oluyor.Bu kafama takılan başka bir bilmece!:))))
Ve sfenks kedi değildir.Sfenks, aslan-boğa-kartal(akrep)-kova(insan) dört sabit burcu temsil eden bir yapı.Bunu da ek bilgi olarak vereyim, neden kedi üzerinde gittiklerini anlamadım, bu nedenle.:)))))
Kasyopya celseleri çok uzun olduğu için,yeniden ortaya sürmediğim,farketmediğim ayrıntılar olacağını biliyordum. Bu da onlardan biri.
İlk Kasyopya celsesinin tarihi:16 Temmuz 1994. Şu an 2010 temmuzdayız. Ve Kasyopyalılar hala Kasyopyadan bağlantı kuruyoruz diyorlar bildiğim kadarıyla. Yani 16 senedir hala da Kasyopyadalarmı bir dalga üzerinde hareket etmelerine ve gittikleri her takımyıldızının adını almalarına rağmen?
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 15:08:41
|
quote: Originally posted by bozadi
merhaba oe, yanıt yazmakla iyi ettin.
amacımız sevgiye ulaşmak mı, yoksa gerçeğe ulaşmak mı olmalı?
Ayrıca bu soruya yanıt vermek istiyorum. Herşey sevgiden yaratılmış ise eğer,sevgiye ulaşmak demek,"gerçeğe" ulaşmak demek.
Ve bizler sevgiden yaratılmış isek eğer,sevgiye ulaşmak demek ne demek..
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 15:19:04
|
Aklıma bir örnek geldi.
Şu da var ki,zaman illüzyonunda sevgi ise "yaratan",yani en azından zaman dolayısıyla bir başlangıç olduğuna göre,sevgiyi bilgiye denk tutmak bu nedenle anlamsız,zaman illüzyonunda. Şöyle ki;
Şu domates,1.hal. Domatesi sıkıp domates suyuna dönüştürüyorum,2.hal.
Şimdi domatesi suyunu domatese dönüştürebilirmiyim? Oysaki domatesi domates suyuna dönüştürebildim..
Domatesi domates suyuna dönüştürüp ,domates suyunu domatese dönüştüremediğim halde,domates=domates suyu demem garip olmaz mı?
Sadece domates suyuna bakıp/bilip"işte şöyle bir tadı var ,öyleyse onu yaratan domates,yuvarlak şekilde birşey olmalı"diyebilir miyim?
Doğduğumuzda annemize olan sevgimizi hissederiz. Sonra babamıza,kardeşlerimize,arkadaşlarımıza,dostalarımıza vs.. Sonra okula gider ve "bilgileniriz".
Frekans tutucuları bilgileri olmasa bile frekanslarından dolayı "sevgiye" hizmet edip 4bh'ye hasat edilebilirler. Yanlış anımsamıyorsam aynı zamanda"idrak"olması gerekliliği,4b' den yukarısı için geçerli.
|
Edited by - pandora76 on 21/07/2010 15:19:35 |
 |
|
|
oe_
Elmas
    
671 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 22:28:35
|
quote: Originally posted by secretdream
ben bu kutuplaşma kavramının yaşadığımız dünyaya uymadığını düşünüyorum.içinde bulunduğuuz dünya,herhangi bir kutbun güçlenmesi yönünde ilerlemiyor ama kutupların buluşup/dengeyi sağlayıp ortaya yeni bir "şey" çıkartması anlamında, orta noktaya doğru yönleniyor. yani,dünyamız kutuplaşma değil de denge dünyası gibi. salt pozitif veya salt negatife doğru bir yönlenim yok...sağcı ve solcunun savaştığı ama sağcı veya solcunun kazanma imkanının olmadığı bir denge oyunu bu...
Benim yorumum da şöyle;
Burada ak veya kara, sağ veya sol gibi birbirini 'dışlayan' iki kutup yok. Biri öbürünü kapsayan iki kutup var. Yani bir kutuba/bakış açısına göre, iki kutup yok, diğerine göre var.
Şöyle ki; BH birliğe inanır, birleşmek ister, denge, bütünlük ister. Bu bakış açısıyla KH birliğin 'dışında' değildir (herşey birliğin içindedir, herşey birdir).
KH ise bölmek, parçalamak, ayrılık ister. Bu açıdan iki kutbu yaratan unsur bu.
Bu yüzden çoğu BH eğilimli kişi "bana göre hepsi bir, ben iki kutup görmüyorum, dengeyi/bütünlüğü görüyorum" der. Zaten böyle gördüğü, birliği bölmediği için, BH'tır o kişi.
Yani BH asıl durumdur, dengedir, bütünlüktür, birliktir. KH ise bundan ayrılma, sapmadır. KH'ın kendi seçimiyle bu yolu seçmesi sonucu, iki kutup varmış gibi gözükür. Yani KH 'ayrılığı' seçmese idi, iki kutuptan sözetmeye de gerek kalmayacaktı.
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 21/07/2010 : 23:34:51
|
Sadece domates suyuna bakıp/bilip"işte şöyle bir tadı var ,öyleyse onu yaratan domates,yuvarlak şekilde birşey olmalı"diyebilir miyim?
Bu cümlem eksik oldu sanırım. Domates suyunu(bilgiyi)domatese dönüştüremem ama domatesi(sevgiyi)bilgiye dönüştürebilirim. ----
Yine bu başlıkta 5.sayfada şöyle birşey var,onu atlamışım bana göre önemli.
The Secret ve Çekim yasası benim sevdiğim şeyler değil. Bozadi'nin dediği gibi bir çekim yasası mevcut ama bizim bu an kullandığımız şekliyle Kertenekele hizmetinden başka bir işe yaramıyor. Bu anda bu kadar çok tutulmasını da ben buna bağlıyorum açıkçası. Gezegendeki insanlar KH'ın düşünce tarzına alıştırılıyor bu sayede. Bunu düşündüğüm için çeşitli öğretilere ve kanal bilgilerine biraz mesafeliyim çünkü kendi gerçekliğinizi yaratırsınız sözü başta mükemmel gelse de bence arkasında sinsi bir şeyler taşıyor. Tabii yine bozadi'nin dediği gibi yüksek benlik evrenle uyum içinde çekim yasasını uyguluyor ve dünyada bize gönderiyor. O halde bir BH adayının yapacağı en değerli hizmet akışı bekleyip kendisine gelen her olayı elinden geldiğince-tabii bir de bu konuda bilgisini artırarak- BH nitelikli davranışlarla karşılaması.
Çekim yasası ve düşünce gücüne dair bu konuyu "yuvadan mektuplarda" konuştuk. Buradada sözü geçen birşey.
The Secret ve Çekim yasası benim sevdiğim şeyler değil.
Biz sevelim sevmeyelim,çekim yasası kendini gerçekleştirdiği için bir yasadır;demiştim.Yani bize"seviyorsan beni çalışacağım"demez,daima çalışır.
Ne yazıkki,kh'ler bu konuya bile el atmışlar ve birşekilde evirip çevirip bir evrensel yasayı bile sevilmeyen/istenmeyen(istememek nasıl olabilirse?) birşey haline getirmişler. Neden "Tanrının doğum gününe" verdiğim tepkinin ,tepkiyle karşılandığını daha iyi anlıyorum çünkü cinsellikten tutunda çekim yasasına kadar herşey kh'nin kontrolü altındaki ve kh'ye hizmet eden birşeymiş.
Çekim yasası hakkında uzun zamandır bilgi sahibi olduğum için,Kasyopyalılar'ın beynimize soktuğu bu şeyleri ne kadar garipsediğimi şu an tam anlatamıyorum.
|
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 01:14:30
|
quote: Originally posted by oe_
. Bu yüzden çoğu BH eğilimli kişi "bana göre hepsi bir, ben iki kutup görmüyorum, dengeyi/bütünlüğü görüyorum" der. Zaten böyle gördüğü, birliği bölmediği için, BH'tır o kişi. .
Ama KH eğilimli çoğu kişi de gerçeği perdelemek ve bu kutbiyet konularına girmekten kaçınmak amacıyla her şeyin bir olduğunu söyleyip, bu tür ayrıntıları geçiştirmez mi?
|
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 03:21:46
|
Sözlerine katılıyorum ve altını çiziyorum çünü bence önemli. Kh kurnaz olduğu için,deneyebileceği yollardan biri de bence tam olarak bu. Gerçektende bir olmak adına uğraşan çok güzel insanlar olduğuna inanıyorum ve kh'nin de bağıra bağıra ben negatif mesajlar vereceğim diyemeyeceği için,"kötülükte etsem,birlik aına beni-m eylemlerimide kabul edin"diyebileceğine ve birlik için yaşayan iyiniyetli ,insanları bu yolla kandırabileceklerine inanıyorum. ---- Venüs gezegeninin bizim sistemimize sonradan girmiş olabileceğiyle ilgili iddia da önemli zira Venüs gezeeni sonradan girmiş ise eğer sistemimize,o zaman Ra bilgilerinden şüphe edelim anlamına gelebilir bu.
http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1947
Bu linkte konuşulmuş.
Bozadi yazdı:
Ra Venüs gezegeniyle ilişkili olduğunu söylüyor. Venüs gezegeninin güneş sistemine dışarıdan girmiş olduğu yönünde güçlü iddialar var. bu konuyla ilgilenmiş pek çok önemli bilimci olmuş geçmişte (Velikovsky gibi). güneş sistemindeki tüm gezegenlerin saat yönünün tersine dönerken, venüsün saat yönünde dönüyor olması gibi de bir durum söz konusu. tek başına bu iddiayı kanıtlamaz ama bir ipucu gibi görünüyor. --------------------------------------------------------------------------------
Benim aklıma takılan şey,Venüs'ün sistemimize sonradan girip girmemesinden ziyade,böyle ise eğer Ra bilgilerinin bizim logosumuza dair bilgiler vermesinin yanlış olabileceğine dair bir düşünce olurdu. Çünkü aynı zamanda Ra bilgilerininde Kasyopya, ple'lerin 3.sü olarak görülmesi,kabul edilmesi,doğru kaynak denmesi...
Hem Venüs bizden olmayabilir diyip,hem de Ra bilgileri temiz bir kanaldır demek garip olmazmıydı?
|
 |
|
|
burake
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 11:31:13
|
quote: Originally posted by Qaan
quote: Originally posted by oe_
. Bu yüzden çoğu BH eğilimli kişi "bana göre hepsi bir, ben iki kutup görmüyorum, dengeyi/bütünlüğü görüyorum" der. Zaten böyle gördüğü, birliği bölmediği için, BH'tır o kişi. .
Ama KH eğilimli çoğu kişi de gerçeği perdelemek ve bu kutbiyet konularına girmekten kaçınmak amacıyla her şeyin bir olduğunu söyleyip, bu tür ayrıntıları geçiştirmez mi?
Kh de ben olduğuma göre burada bir sorun varsa bu sorunu gene ben çözerim (birlik çözer) dersem çok mu komik olur? |
 |
|
|
burake
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 11:33:48
|
| Kh bizim doğamızın bir parçası değil mi? Bedenimizi beslerken, soğuktan vs. korurken bile bu bir kendine hizmet değil midir? İhtiyaçların karşılanması kendine hizmet değil midir? |
Edited by - burake on 22/07/2010 11:45:02 |
 |
|
|
burake
Gezgin
Turkey
0 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 11:43:49
|
| Okuduğum kaynaklar beni yanlış bir yöne sevkeder mi diye bir korku oluyor bende bazen. Bugün şöyle düşündüm. Kaynakları okurken bunu niyetimizle besleyebiliriz. Niyetimiz (içten gelen eğilimimiz) ne ise onu belirterek okursak bu niyete uygun şeyleri algılayacak, uymayanları ise çok ciddiye almayacak, hatta belki fark dahi edemeyeceğiz. Örn. Kasyopyalıları (ben okumadım) okurken bunun bütünün en yüksek hayrına hizmet etmesini dilersek (eğer öyle hissediyorsak) bu kaynaktaki bu istekle uyumsuz sapmalar bir anlam ifade etmeyecektir büyük bir ihtimalle. Herhalde Kh eğilimli birisi bir kaynağı okurken içindeki örneğin herkesi sevin gibi mesajları "zırva" bularak es geçecek, kendi işine yarayan birşey var mı diye bakacaktır. Dünyamızı büyük bir oranda bizler şekillendiriyoruz belki de diye düşünüyorum. Niyetimiz algılarımızı etkiliyor... |
Edited by - burake on 22/07/2010 11:46:06 |
 |
|
|
oe_
Elmas
    
671 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 17:03:59
|
quote: Originally posted by Qaan
quote: Originally posted by oe_
. Bu yüzden çoğu BH eğilimli kişi "bana göre hepsi bir, ben iki kutup görmüyorum, dengeyi/bütünlüğü görüyorum" der. Zaten böyle gördüğü, birliği bölmediği için, BH'tır o kişi. .
Ama KH eğilimli çoğu kişi de gerçeği perdelemek ve bu kutbiyet konularına girmekten kaçınmak amacıyla her şeyin bir olduğunu söyleyip, bu tür ayrıntıları geçiştirmez mi?
Evet diyebilir. Ancak kastettiğim böyle demesi değil, gerçekten böyle düşünmesi idi. Kh eğilimli olan kandırmak için der, diğeri öyle düşündüğü için.
Bence burada birlik içindeki ayrılık kavramını incelemek gerekiyor. Ayrılığı biliyoruz, birliği görünce herşeyi birlik kavramıyla ele almaya çalışıyoruz. Oysa ayrılık da birliğe dahil. Ayrılık birliği bozabilse idi, birlik olmazdı.
Ra şöyle diyor; "Dostlarım, şunu unutmayın; başkalarına hizmet etmek aslında insanın kendisine hizmet etmesi demektir. Dikkat ederseniz hepsi birdir demiyoruz. Yani 'ha kendine hizmet etmişsin ha başkalarına' sözü doğru değildir. Çünkü insanın kendisi tabii ki başkasından farklıdır. Herkesin kendi kimliği vardır. Ama 'birlik ve bütünlük de vardır. Bunun için de sürünün bir koyununa karşı hissedilen olumsuz duygu, insanın kendisine ve sonuçta da Yaratana karşı hissedilen olumsuzluktur. Bu da başkalarına hizmet ederek kendinize ve dolayısıyla da Yaratan'a yaptığınız hizmeti lekeler, kusursuzluğunu bozar. Unutmayınız ki, her insan, onunla kimliğiniz 'bir' olsa da, bağımsızlığı hiçbir biçimde sarsılmaması gereken bütünüyle özgür bir varlıktır."
Burada deniyor ki; birlik var, ama her varlığın kendi kimliği ve bağımsızlığı asla sarsılmaması gereken bir özgür iradesi de var. Biri öbürünü yok etmiyor.
Birlik tüm zıtların da birliği. Ve bu zıtlara 'bir ve ayrı' zıtlığı da dahil. Yani ayrı bağımsız varlıklara sahip olmak da (deneyim dünyasında) bütünün bir parçası. Gerçekte elbette sadece bir var. Ama bu 'bir', bizim sade/basit 'bir' kavramımızı oldukça aşan bir 'bir'. Örneğin şu an da, ayrı gözüksek de birlikteyiz gene. Birlik bozulmuş değil, bozulabilir değil. Birlik herşeyi kapsayan sonsuz bir bütün.
|
 |
|
|
oe_
Elmas
    
671 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 17:09:19
|
quote: Originally posted by burake
Kh bizim doğamızın bir parçası değil mi? Bedenimizi beslerken, soğuktan vs. korurken bile bu bir kendine hizmet değil midir? İhtiyaçların karşılanması kendine hizmet değil midir?
'Kh olmak' teknik bir terim ve %95 kendine hizmet anlamına geliyor. Yani aşırı ve başkalarını hiçe sayan oranda kendine hizmet. |
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 22/07/2010 : 18:43:35
|
quote: Originally posted by burake
Kh bizim doğamızın bir parçası değil mi? Bedenimizi beslerken, soğuktan vs. korurken bile bu bir kendine hizmet değil midir? İhtiyaçların karşılanması kendine hizmet değil midir?
Zaten hepimiz KH davranışları içindeyiz. Bunu %49 ve daha altına indirebildiğimiz zaman %51 BH eğimini ve dolayısıyla bu yönde kutuplaşmayı sağlayarak hasat edilme aşamasına gelmiş oluruz. Halbuki hala neredeyse yarı yarıya iki yönde davranışlarımız da var. Ama yarıyı çok az da olsa geçerek, yarının azıcık üstünde başarı bile kutbiyet kazanmayı başarmış olmamızı sağlıyor. Yani her yönüyle %100 BH davranışı sergilemek gerekiyor gibi düşünmemek lazım.
|
 |
|
Topic  |
|
|
|