Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ruhsal Kanal Bilgileri
 Genel Kanal Bilgileri Tartışmaları
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 29

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  00:34:24  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ve yine sevgi/ışık/bilgi üzerine,sadece bu 2009 Martında yazılan yazılar da değil,daha önceki sayfalarda da konuşulmuş.
4bh sevgi ile ilgili olduğu için bu konu en önemlisi bence ve bu nedenle sevgi konusunu tam toparlamadan bırakmamalı,es geçmemeli bana göre.

Maharaj"bilgi,gerçek sevgisinden başka nedir"der.
Hemen hemen tüm öğretiler sevginin aydınlanmayı getirdiğinden sözeder. 4bh sevgi anlamına geliyorsa,fizik matematik veya herhangi bir kanal "bilgisi"değil,sevgi gerekli. Zaten Ra bilgilerinde de,başkalarına hizmetin "sevgi"için bir yol olduğu anlatılır.
"Kasyopya celselerinden öneriler sözler" başlığındada yazmıştım. Evrenin nasıl yaratıldığına dair "bilgi"kalbimde sevgi duyguları yeşermesine neden olmuyorsa eğer,bu bilgiyi sevgiye nasıl eşitleyebilirim..

quote:
Originally posted by Tiversonus

AYDINLANMANIN YOLU BİLGİDİR

Şu sıralarda kasyopya celselerini tekrardan okurken, tekrar etmenin bir faydasını gördüm ;sanki bir yolda hızlı bir araba ile giderken, yolun kenarındaki 'altın, elmas' gibi değerli madenlerini tek geçişte (okumada) göremediğimi anladım.

Kasyopyalılar ''Aydınlanma'' nın anahtarının sevgi değil ancak bilgi olduğundan bahsediyorlardı.Evrenin herkesin öğrenmesi için var olduğunu ve herşeyin varoluş sebebinin bu olduğunu, yani evrenin ''okul'' ve bizlerin/herkesin birer ''öğrenci'' olduğumuz gerçeğini söylüyorlar, yaratılış okulunda birer öğrenciyiz hepsi bu, kısaca.

Birde ''sevgi öğretileri'' nin durumundan bahsediliyor, burada sevgi kavramının 3. yoğunluktakiler tarafından ''korkunç bir şekilde karıştırma eğiliminde'' olunduğunu, yani kısaca karıştırıyormuşuz. Sevginin bir duygu olarak deneyimlenecek bir his den ziyade, onun(sevginin) ışığın özü olduğu ve aynı zamanda ışığın sevgi ve ışığın bilgi olduğunu vurgulamaları da ilginç geldi.

Özetle, kısa ama anlaşıldığında, bizi ''aydınlatacak'' bilgiler olduğundan ve ''aydınlanma'' amacını güdenleri de bir çok yanlış anlama ve yapma işinden kurtaracağı için bu bölümü paylaşmak istiyorum:


***********

S: (L)Yani aslında...


C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.


S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?

C: Doğru.


S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla yaratılmış duygular?



C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir. Doğaldır. Varsayımlara dayalı sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açık olan duygularan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.



S: (L) Peki ya sevgi?

C: Ne olmuş sevgiye?


S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.



C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.




Edited by - pandora76 on 04/07/2010 02:01:14
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  01:01:32  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yani sevgi vardır çünkü sevgi elle tutulur veya öğretilebilir birşey değildir. "Bak ne güzel ıspanak,seni güçlendirecek ve şimdi bu verdiğim bilgi ile sev ıspanağı çünkü sevgi:bilgi:ışık" dese biri bana,bunu neden söylediğini bile anlayamazdım.
Çünkü sevgi zaten varoluşun temeli. Seviyorsak,seviyoruzdur..Bu karmaşık birşey değil.

Ama sevgiyi bilgelikle dengeleme konusu üzerinde düşünmek isterim.


quote:
Originally posted by damdam

C:'' Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir''

Herekeze ışık dolu zamanlar diliyorum arkadaşlar

Binlerce yıldır ''sevgi'' fenomeninin nasıl olduğu öğretisinin çarpıtılarak bize verilmiş olması içimde tuhaf bir boşluk hissi meydana getirdi...
yeni çağ bilgileriyle pekişen, öncesi zamanlardada yükselmiş üstatların bile bu şekilde tanımlamadığı ''sevgi'' nin bu yeni versiyonuna alışmamız, özümsememiz nasıl olacak...

''sevgi = ışık = bilgi''

Bu tasviri yaşamlarımızda nasıl deneyimlıyeceğimizle ilgili hayal kurmaya çalıştım, beceremedim...
Acaba hala 3.boyut dünyasında olduğumuz içinmidir acep!!!

Sevgi illa duygu olarak deneyimlenebilecek bir şey değilse duygu hissetmeden ışık ve bilgiyi = sevgiyi nasıl deneyimliyeceğiz...

Bu konuda fikirlerinizi merak ediyorum arkadaşlar...

Bilgiye kalın şimdilik





Ben fikrimi söyleyeyim:

Sevgi "öğretisinin" bize önceden beri çarpıtılarak verildiğini ve şimdi bu çarpıklığın düzeltildiğine katılmıyorum zira sevgi bizlere öğretilen bir öğreti değil,öğretilmeye gerek kalmadan bildiğimiz/hissettiğimiz birşeydir.

Aslında Pleiades lılar buna bir yorum getirmişler:

Işık bilgi verir, karanlık bilgiyi saklar. Böylece, gelecek zamanlara üç boyutlu gerçeklik alanının dışına yolculuk ettikçe sizin için kimin kim, neyin ne olduğunu ayırt etmek kolay bir hale gelecek. Ayrımını yapmanız gereken tek şey, bir şeyin ışık mı olduğu, size bilgi verilip verilmediği ya da karanlık mı olduğu, bilginin sizden bütünüyle gizlenip gizlenmediğidir.

-------


Ben Pleiades lıların düşüncesine benzer düşünüyorum bu konuda ve şöyle yazmıştım:

Sevgi herşeyin temeli olmalı. Bilgelik önemli ve Ra'ya göre de 5.yoğunluğun dersi.
Sevgi ,zaten varoluşun temeli gibi.
Işık bilgiyi taşıyor olabilir veya bilgi zaten oradadır ama ışık bilgiyi görünür hale getirmektedir(hologram gibi).
Yani ışık,zihnin(filmin) görünebilmesine olanak tanıyan olmalı bu durumda.

Işığı kapatırsak,filmi görebilirmiyiz?
Işığın işlevi ,filmi görünür kılmak.
Ama filmin ne olduğuna dar bir bilgi var zaten. Işık sadece,var olan flmin bilgisini görünebilir kılıyor.
-----

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  01:32:10  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Herşey bir olduğuna göre,aslında ışık ta bilgide sevgide hepsi bir olmalı fakat biz zaman illüzyonunda iken,eğer ıspanağın bize yararlı olacağına dair bilgi "cezbederek"ıspanağı yedirtmekten öteye gidemiyorsa(yani ıspanağı yeriz ama yine de sevmeyiz),birşey bizde sevgi uyandırmıyorsa,ya da daha uygun bir dille"yine de sevemiyorsak"(mesela ıspanağın nasıl yetiştiği bilgisi gibi)öyleyse bilgi=sevgi diyemem,zaman illüzyonunda.

Önemli olan bana ne "hissettirdiği"olmalı.
Haz,tutku vs..bunlar "cezbeden"şeyler olabilir ama sevgi...

Mesela annemize olan sevgimiz..Sevgi öğretilebilir birşeyse eğer,annemiz biz bir bebekken nasıl öğretti kendisini sevme öğretisini?
Yani bizi daha konuşmayı bile beceremez iken karşımıza alıp"sevgi öğretisini öğreticem"mi dedi?

Hadi diyeyim ki,onun bize olan yakınlığı,sevgisi öğretti. Buna aklım ve gönlüm kabul diyor.
Peki ya diğerleri? Hep istediğimiz şeyleri yapsa bile karşımızdaki,sevemediğimizde olabiliyor."Elektrik almadım"gibi birşey denip duruluyor. Peki nedir bu elektrik? O nereden geliyor?
Bir üst yoğunluk bilgisine koşulsuzca"iman"edersem ,düşünmeye gerek kalmadan onun sevgi üzerine söylediklerine koşulsuzca inanabilirim.

Bu arada,kasyopyalılar hep yanlış anlaşıldığını söylüyorlar bu konunun. O zaman doğrusunu anlamaya çalışmak bize düşen birşey.

Bilgi sevgi dengesi üzerine birşey yazmıştım.Toparlayayım:


Bilgi sevgi -dengesi işte bu nedenle aklıma yatmadı hiç. Yani mesela annemi çok seviyorum diyerek,bu sevgiyi dengelemek için bir o kadar da bilgimi alacağız,gibi tuhaf-anlamadığım bir durum çıkar ortaya. Peki annemize olan sevgimimizi dengelemek için,ne kadar bilgi edinmeliyiz? Bunun miktarı ne olmalı? Zira onu çok seviyorum ve ona olan sevgime tam denk gelecek bilgiye sahip olmalıyımki sevgi-bilgi dengesi bozulmasın(sevgiden çok bilgi olursa eğer,bu sefer dengeyi kuramamki?) Ve nihayetinde,herşeyin kuramını ben bulsam,o kadar çok bilgili olsam,bu anneme olan sevgimin bir zerresi edermi? Öğrendiğim bir tek bilgi onu daha çok sevmemi sağlayabilirmi?

Yani hiçbir zaman anneme duyduğum sevgi kadar bilgilenemeyecek,dengelenemeyeceğim.
----

Edited by - pandora76 on 04/07/2010 01:36:54
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  01:47:29  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yani bana göre sevgi ne ise o dur. "Zaman içinde gelişen" versiyonlarından sözedemem bundan dolayı.
Ama sözünü ettiğim şey sevgi. Eğerlere bağlı olanı,annelerimiz gibi karşılık beklemeyeni,vs...

Eğerlere bağlı sevgi,"senin bana olan 'ilgini' seviyorum"demek belki de..Ama senin "ilgini",sevdim,"seni"değil gibi..
Sevgi konusunu nasıl anlatabilirimki...Hislere dair olanı..
Bununla birlikte, Ra kusursuz sevginin yanlış olmadığını,aksine güzel birşey olduğunu söylemişti.
Bilgelik konusu haricinde.

Ayrıca belki akla daha fazla önem veren yanımıza daha çok çekiliyor isek eğer(rezonans halinde olduğumuz bilgi kaynağı gibi)çekildiğimiz bu kaynak,sevgiyi bilgi ile eş görebilir ve bu kendi açısından "doğru"olabilir.
Bu da bir olasılık.

Edited by - pandora76 on 04/07/2010 01:48:41
Go to Top of Page

secretdream
Akik

12 Posts

Posted - 04/07/2010 :  06:04:20  Show Profile  Visit secretdream's Homepage  Reply with Quote
bildiğimiz zaman sevmiş de olacak mıyız...böyle baktığımızda biraz tuhaf gibi geliyor...sevdiğimiz zaman bileceğiz desek daha uygun olur sanırım.
ayrıca anlamak sevmek değil midir zaten...
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  13:34:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Tanımlama hoşuma gitti secretdream. Benim için açıklayıcı.

" bildiğimiz zaman sevmiş de olacak mıyız...böyle baktığımızda biraz tuhaf gibi geliyor...sevdiğimiz zaman bileceğiz desek daha uygun olur sanırım".

Ben de böyle düşünüyorum.

Maharaj :Hayatınızı kazanmak için bir miktar uzmanlık bilgisine sahip olmamız gerekir. Genel bilgi kuşkusuz ,zihni geliştirir. Fakat hayatınızı bilgi yığınağı yapmakla geçirirseniz,çevrenize bir duvar örersiniz. Zihnin ötesine geçmek için iyi dayanıp döşenmiş bir zihne ihtiyaç yoktur.
---

Maharajın 600 sayfalık kitabı,kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşur ve o bu kalın bilgi veren kitabıyla gerçeğe ermiş değil. Gerçeği idrak ettiği zaman bu bilgiyi vermiş. Yani bu bilgileri içeren kitabı okuduğu için gerçeğe ermiyor.
Zaten bu nedenle gerçeğe erdi deniyor,bilgiye erdi denmiyor.

Aynı zamanda Maharaj Tanrının tüm bilginin sonu olduğunu söyler.

Ben çok önceden birşey yazmıştım. Sevgiyi bilge-likle dengelemek konusu dışında..

Mesela hepimizin öz 'de bir olduğu bilgisi,"anlamamızı" sağlayabilir.
Bu bilgi birlik sevgisine götürebilir veya daha doğrusu..Bizdeki birlik sevgisini anlamamızı sağlayabilir. Sevgi nerede ki bilgi bizi sevgiye götürsün?
Fakat bir olduğumuz bilgisi"nereden gelir"? Birlik bilgisini,bize olan sevgisinden ötürü mü bize anlatmıştır?

Bilgi,bilmek,bigelik..

.Bilgi ile sevmek
.Bil-erek sevmek
.Bilge-likle sevmek

"Bilgi ile sevmek" ve "bilgelikle sevmek" bana göre farklı şeyler.
Bilgi sevgiyi yaratsa idi,biliminsanları dünyanın en sevgi dolu insanları olurlar,bu sevgi yoğunluğundan ötürü sonunda gerçeğe ererlerdi ama Hawking mesela,bilgiye ermiş olsa bile,gerçeğe ermiş gibi görünmüyor.
Bilgi onda sevgiyi niye tetiklemiyor? En çok bilgiye sahip olanlardan biri olarak,onu bile tetiklememişse,bizim işimiz zor.
Zaten kendisi herşeyin kuramının hala eksik olduğunu ve uzun bir zaman sonra tamamlanabileceğini, yani bilgiye tamamen ulaşmadığını söylemekte.

Sanki sevgi benden ayrı birşeymiş gibi,biryerlerde sevgi varmış ta benim ona ulaşmak için bilgiyi aramak "önce"...Bu nasıl olacak?
Zaten bilgi=sevgi=ışık dersem,ne diye ille de önce bilgi kazanmam gereksin ki? Mesela sevgiden başlamamında mahsuru olmamalı zira sevgi bilgiye eşitmiş.



Edited by - pandora76 on 04/07/2010 13:48:19
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  14:01:28  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Mesela astrolojide 5.ev liderlik,4.ev aile vs...
Her kuzey düğümü farklı evlerde daha yoğun bir biçimde çalışır.
Mesela bilgi evinde kuzeydüğümü olan bu hayatta bilgi üzerinde daha çok çalışır çünkü onu hayat amacına götürecek olan bilgidir. Bilgiye karşı daha fazla bir itilim duyar fakat bu onda sevgi olmadığı anlamına gelmez. Zaten herşey sevgiden yaratılmış ise..
Bununla birlikte, bir başka hayatta farklı bir evin konusu üzerine çalışmıştır.

75.celsede de şöyle geçiyor.

Ra:Medyum açısından dediğiniz kesinlikle doğrudur. Medyum dengesinin sevgi,hatta şehitlik yönünde bozulmakta olduğunun(ağır bastığının)farkındadır ama henüz bu sapmaları anlamlı biçimde dengeleyememiştir. Sınırsız sevecenlik ve merhametin kusurlu bir tarafı bulunduğunu söylemiyor,bilakis onun kusursuzluğunu onaylıyoruz. Bu birçoklarının yolunu aydınlatan bir fener olan sevginin bir örneğidir.

Daha ileriye gitmek isteyenler,şehitliğin sonuçlarını gözden geçirmelidirler. Çünkü şehit olmak,şehit olan için,kendi yoğunluk derecesinde sevgi ve ışık sunabilme fırsatının sona ermesi demektir. Her varlık kendi yolunun derinliklerini aramalıdır.

----


4.cilt sayfa 165
Soru:Bu değişikliğe neden olan neydi?
Ra:Bilgeliğin(beşinci yoğunluk derecesi varlıklarının)görüş noktasından bakıldığında,bizim halkımızda aşırı bir sevgi bolluğu bulunduğu söylenebilirdi.Bu varlıklar,hala karanlıklarda yaşamakta olan Venüslü varlıkları gözlemlediler ve tarafsız veya bir dereceye kadar negatif bir bakış açısına sahip bu varlıkların bu denli uyumu çok tiksindirici-hasta edici bulduklarını farkettiler. Gezginler,sevgiyi aramanın,daha bilgece bir yolla yapıldığı takdirde karanlıktakilere daha çekici gelebileceğini hissettiler.
Önce bu ki varlıktan biri çalışmalarına başladı.Ötekide çabucak birinciyi buldu.Bu varlıklar(enkarne olmadan önce)birlikte hizmet etmeye karar vermişlerdi ve ettiler de.
Böylece Tek Yaratan'a hizmet ettiler ama bu onların "niyet"ettikleri biçimde olmadı.Kısa sürede çevrelerinde,özel bilgilerin ve bilgeliğin insanı Yaratan'ına yaklaştıracağına kolayca inanan varlıklar toplandı.Sonuç olarak gezginler,güçlü kişilikleri olan bu iki varlık,dördüncü yoğunluk derecesi negatifine mezun oldular ve negatif yönde kutuplaşmayan(Venüslü)varlıkların da negatif kutuplaşmaları biraz arttı.Bu bağlamda negatif bir hasat olmadı.
---

İşin ilginç yanı,sevgi=bilgi denklemine göre önce bilgi aramak gerekirken,sevgi yoğunluğunun bilgelik yoğunluktan önceki aşama olması.
Yani bilgi sevgiyi yaratsaydı ya da bilginin arkasında bir yerlerde olsa idi sevgi,sevgi yoğunluğundan önce,bilgi yoğunluğunun gelmesi gerekmezmiydi?(zaten bilgi değil,bilgelikle dengeleme yoğunluğu var)

Venüslü gezginler de ,bilgi-sevgi konusunda "öyle zannetmişler".

Maharaj:Sadece ışık vardır ve ışık herşeydir. Geri kalan herşey ışıktan yapılmış bir filmden ibarettir. Film ışığın,ışık da filmin içindedir.

Edited by - pandora76 on 04/07/2010 14:03:09
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  14:37:54  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yani Ra'ya göre önce sevgi ise ve reenkarnasyon tekamül aşamalarından sözetmekte ise,en temel konu olan,sevgi konusuyla Ra ile aynı fikirde olmayan bir bilgi kaynağını biraraya getiremem. Çünkü birarada olabilmeleri için,temel kavramların birbirine yakın olması gerekir benim için.

Ra'nın sevgiye dair sözleri bana doğru gelmişti çünkü nasılki svegi öğretilebilen birşey değil,ona doğuştan sahibiz ve ancak bilgi sonradan gelir,büyüdükçe bilgileniriz;öyleyse Ra nın söylemi benim açımdan uygundur.

Aslında Kasyopyalıların 4b sevgi yoğunluğu ise eğer,neden bilgiyi sevgiyle eş tuttuklarını anlamış ta değilim.

Yani Ra bilgilerini okumadan önce de aslında temelde aynı şeyleri düşündüğüm için,Ra'yı okuduğumda bir yabancılık çekmediğim için sevgiye dair sözlerini kabullenmem zor olmadı.

Yeri gelmişken...
Bilgi insanı bilgeliğe götürebilir ve bu anlamda koruyabilir diye düşünüyorum ama bilginin tek başına koruyacağına inanmıyorum.
Mesela aikido bilgisi bizi korumaz,aikido'yu bilmek bizi korur.
Aikidoyu bileceğim/öğreneceğim/uygulamalarını yapacağım ki bir saldırıya uğradığımda kendimi savunabileyim.

Şimdi negatiflerin saldırıları karşısında ne yapmamız gerektiği bilgisi sadece bilmekle bizi korumaz,onu uygulamakta gerekir.
Sadece bilmek yeterli olsa ,Hawking daima korunurdu.

Bu tür bilgi dışında,"kaçırılanların uzaylılar tarafından nasıl parçalandığı" bilgisinin nasıl koruduğunu da anlamış değilim. Adamı kaçırmışlar ve parçalıyorlar. İşi bitti artık. Ben kaçırmıyorum ki "adamı nasıl parçalamalı" bilgisine sahip olmam gereksin? Adam parçalama bilgisi bizi nasıl koruyacak?

Ve aynı zamanda,"çok az yer verilmiş bu tür bilgiye" demek neyi değiştirecekki? Zaten sadece bir kez nasıl kaçırılıp parçalandığı bilgisini edindikten sonra,bu yeterli değil mi iyice korkmamız için?


Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  16:06:34  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Peki sevgiyi ortaya çıkarmak nasıl olur?

Yani içimizde sevgi vardır ve biz onu ortaya çıkarmadığımız sürece sevemeyeceğimizi mi düşünürüz?

Sevgi elle tutulur/somut birşey değil. Bu tamam.
Ama içimde ortaya çıkarılması gereken bir sevgi olduğunu biliyorum?
Sevgi somut/gözle görünen birşey değilse eğer,onun çıkarılmak üzere içimde beklediğini nasıl "biliyorum"?

Sevgiyi biliyorsak sevgiden haberimiz vardır ve somut olmayan birşeyden haberdar olmamız için,bu onu hissettiğimiz anlamına gelmeli.
Kendine hizmet unsurları,egosal zevklere ulaşma isteğimiz bile kendimize olan "sevgimizden"ileri gelmez mi?

Ve bizleri yaratan"sevgi" ise eğer...

Daha önceleri örnekler vermiştim başka başlıklarda. Sadece en çok burada konuşulduğu için sevgi konusu,bu başlıkta toparlamak istiyorum.

Bizler tek başına varolabilirdik ve tek başına ayrı gezegenlerde olabilirdik. Birşekilde böyle bir yaratım sözkonusu olabilirdi.
Ama anne/baba/kardeş/eş/dostlarla biraradayız.
Bu kavramlar niye var?
Bizi yaratan sevgi olduğumuzu anlamak için var. Anne -babamızı sevmek,kardeşlerimizi-dostlarımızı-komşularımızı-ülkemizi-dünyayı...








Edited by - pandora76 on 04/07/2010 16:20:23
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  16:19:09  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ve birbirimize olan sevgimiz,bizi biraraya getiren bir yapıştırıcı gibi. Bir bedenin oluşumu gibi düşünmüştüm,parçadan bütüne varmayı.
Hücrelerin biraraya gelmesi ve dokuları oluşturması ve sonrada dokuların organları,organlarında sistemleri oluşturması.
Tıpkı anne/baba, kardeş ,komşu, dostları ... tanımamız ve onlarla "bir" bütün olmamaız gibi.
Ama ilk annemizin sevgisini hissederiz,sonra babamız-kardeşlerimiz-dostlarımız vs...Parçadan bütüne...

---

Ra 2.cilt 11.sayfa
Soru:Bunun üzerinde düşündükten sonra gelecek celsede yeniden sorular sormam gerekecek.Onun için şimdi,sizin verdiğiniz bilgiye göre,ikinci sapma olan Sevgi sapmasına geçiyorum.Sevgiyi,ikinci sapma olması açısından tanımlamanızı rica ediyorum.

Ra:Bunu tanımlamak için,arkasındaki sonsuz zekayı ya da birliği veya ilk sapma olan özgür rade sapmasıyla Tek yaratan ı bir arada gözönüne almak gerekir.O zaman Sevgi terİmini bir odak olarak,işe Koyulma seçimi olarak,zeki enerjinin sonsuz zekanın potansiyelinden"filan şekilde-oluşmasına neden olan son derece yüksek bir enerji çeşidi olarak görmek mümkün olur.Bazılarınız bunu bir faaliyet değil de bir nesne(hedef)olarak görebilirler ve bütün Sevgilerin kendisinden çıktığı Birlik ya da Bir'lik in yerine,bu son derece güçlü enerji odağına,sanki Yaratan'mış gibi tapınabilirler.

Soru:Sevginin,titreşim adı verebileceğimiz bir tezahürü varmıdır?

Ra:Burada dil açısından(anlamsal)zorlukla karşılaştık.Sevginin ya da idrakin titreşimi ya da yoğunluk derecesi dediğimizde,bu terimi ikinci sapma olan Sevgi yerine kullanmamak gerekir.Sevgi sapması,sonsuz zekayı kullanarak çeşitli varlıkların(şeylerin)yaratılmasında,büyük faaliyete geçirici ve en temel şeyle birlikte Yaratandır. Halbuki sevgi titreşimi,sevmek adı verilen faaliyeti yapmayı öğrenmiş olanların,bunu belirgin bir çarpıtma olmadan yapabilecekleri ve bundan sonra da ışık ya da bilgeliğin yollarını arayacakları yoğunluk derecesidir(dördüncü yoğunluk derecesi)Böylece titreşimsel olarak,sevgi sevgi-birliğin kendi özgür iradesini kullanarak yaptığı faaliyeti olarak-ışığa -katılır.Sevgi ışığı kulanır ve ışığı kendi sapmaları içinde yönetebilme gücüne sahiptir.Böylece,titreşimsel bleşimle yaratılışı tersine çevirerek Bir liğe geri dönerler ve bunun içinde büyük bir kalp atışının özelliğine benzer bir ritm gösterirler.Böyle bir benzeteme yapabiliriz.







Edited by - pandora76 on 04/07/2010 20:37:00
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  17:10:01  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Şimdi Einstein görelilik kuramını bulsa da,bir devrim yaratsa da fizikte ,bu yeterli bir bilgi değildi. Arkasından başka bilim insanları geldi ve bilgiyi geliştirdiler.
Hawking 'in herşeyin kuramını oluşturamamış olmasının şu anki bilgiyi yanlış yapmaması gibi.
Bu tamam.

Einstein doğal olarak tüm bilgiyi açığa çıkaramamış olmasının yanısıra bir "hata" yapmıştı. Mesela evrenin genişlediğini kabul etmek yerine,ona bir planck sabiti eklemek gibi bir hata ve ileriki zamanlarda teleskopla yapılan ölçümlerde aslında evrenin genişlediği ortaya çıkınca Einstein planck sabitinin en büyük hatası olduğunu söyledi.
Yani ne yaptı? Hatasını kabul etti.

Kasyopya celsesindeki bu sevgi konusuna dair bilgilendirmeye gelelim şimdi.
Kasyopyalılar ;tıpkı sevgi konusundaki zanlarından dolayı bh'ye hasat edilmeyi beklerken kh'ye hasat edilen Venüslü gezginler gibi,öyle zannetmiş olabilirler.
Ama bu noktada aklımı karıştıran şey kasyopyalıların Venüslüler gibi 3b ye enkarne olmaması.

Yani onlar gerçektende üst yoğunluktan temas kuruyor iseler,bulundukları seviyenin bh bilgisinde eksiklik bile olsa,yanlışlık/hata olmamalı çünkü Venüs'lü gezginler 3b' ye enkarne olduklarında unutma sürecine girdiler ve unuttukları için kh yoluna sapma olasılıkları vardı ve bu oldu.

Dolayısıyla,neden Ra bilgilerindeki gibi sevgi yoğunluğuna geçiş için önce sevgi olması gerektiğini vurgulamadılar?

Neden sevgi yoğunluğundan sonra bilgi değil bilgelik yoğunluğuna geçildiği halde,sevgi=bilgi dendi?

İşte benim şüphelenmem için önemli bir neden budur.
Bilgi heryerde var. Mesela Cern deneyi..Fizikçiler,matematikçiler,felefeciler,mistikler vs...

---
Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir.
---

Nasıl yani? Bir sonraki aşamaya geçiş için en önemli şey sevgi iken,bizi kurtaracak olan sevgi denirken(Ra),böyle kabul edilmekteyken,nasıl olurda 3b ortamı için sevgi konusu ağırlık kazanmıyor? Bilgi ile karıştırılıyor,ağırlık ona kaydırılıyor?
Yani sorun sevginin yanış yorumlanışı deniyor ve bilmeye götürülüyor.
Oysaki sevginin bilgiden de önce geldiğini biliyoruz?

Einstein kendi düzeyinde "hata"yapabilir ve bu anlaşılabilir ama üst yoğunluk düzeyinde,yani sevgi aşamasını geçerek üst yoğunluğa çıkmış olanların,kendi düzeylerine geliş aşaması olan "sevgiye"dair bir konuda hata yapmalarını nasıl kabul edebilirim?

4bh ye geçiş için en temel şey olan sevgi konusunda hata yapılması nasıl mazur görülebilir?
Çünkü bu hata bizim 4bh ye geçmemize engel olacak bir hata.

Bir binayı yaparsın yıkılır. Sonra"hata yaptım"der,onu yeniden yaparsın ve bina yine yıkılır.

Çünkü binanın TEMELİne bakmamışımdır ve temelinde hata yapmış isem eğer,binayı tekrar tekrar yapsam ne yazar...
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 04/07/2010 :  20:09:52  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
4bh ye geçiş için en temel şey olan sevgi konusunda hata yapılması nasıl mazur görülebilir?
----

Daha da önemlisi...Üst yoğunluk bh'ye geçmiş biri,eğer 3b'ye bedenlenmişse,oradan bizlerle iletişim kuruyor ise,"hata yapması"sözkonusu olamaz! Çünkü sevgi aşamasını geçerek vardığı bu yoğunlukta,bu düzeye kadar olan bilgi(sevgi aşamasına geçmek için ne yapılması gerektiği gibi)dosdoğru mevcuttur,unutulmadığı için.

Öyleyse burada ne oluyor? Bunun anlamı ne?

Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi.
----

Eğer üçü de birbirine eşitse,bilgiden başlama zorunluluğu niye? Niye Maharajdan Mevlanaya kadar,aydınlanmış pek çok insan bilgi değilde,sevgi deyip durdular? Yoksa onlar aydınlanmadı mı? Aydınlanmadılarsa,ne diye onların sözlerini okuyor,onlardan örnek veriyoruz?

Bu şeyin anlamı ne?

Edited by - pandora76 on 04/07/2010 20:11:35
Go to Top of Page

burake
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 04/07/2010 :  22:12:41  Show Profile  Reply with Quote
Maharaj'dan;
Hiçbir üniversite size nasıl yaşanması gerektiğini ve ölüm anı geldiğinde: "İyi yaşadım, tekrar yaşamaya ihtiyacım yok" diyebileceğiniz şekilde yaşamayı öğretemez. Birçoğumuz yeniden yaşayabilmeyi arzulayarak ölürüz. O kadar çok hata işlenmiş, o kadar çok şey yapılmadan bırakılmıştır ki. Biçok insan bitkisel bir ömür geçirir ama yaşamaz. Onlar sadece deneyim biriktirir ve belleklerini zenginleştirirler. Fakat deneyim, ne duyusal ne de kavramsal olan ve ne bedene ne de zihne ait olan, bununla birlikte her ikisini de içeren ve onları aşan Gerçek'in yadsınmasıdır.
(Ben O'yum)
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  12:33:00  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ben de Maharaj'ı Gurum olarak görenlerdenim. Her ne kadar iyi bir öğrenci olamasamda..Teşekkür ederim..

Hiçbir üniversite size nasıl yaşanması gerektiğini ve ölüm anı geldiğinde: "İyi yaşadım, tekrar yaşamaya ihtiyacım yok" diyebileceğiniz şekilde yaşamayı öğretemez.
---

20. Celse,sayfa 269;

Ra:Doğrudur. Sevgi ve idrak,ister kendine ister başkasına yönelik olsun,bir ve aynıdır.




Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  13:14:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Daha önce Kasyopya celselerinden yararlandığımı yazmış ve çeviri için verilen emeğe teşekkür etmiştim. Yine bir yerlerde Kasyopya çevirisini yapan arkadaşımızın hizmet konusundaki içtenliğine,samimiyetine inandığımı söylemiştim. Gerçek bir bh niyeti taşıdığına olan inancım hiçbir zaman değişmedi.

Sevmediğim birşey için seviyorum diyemeyen biri olarak,sevdiğim bu dosta yine teşekkür ediyorum verdiği emek için.
Ama buradaki konu hepimizi ilgilendiren bir konu yani pek çok kişiye ait.
Kasyopya celseleri kendilerininde sürekli vurguladıkları gibi,bilgi konusunda bizlere yardımcı oldular ama zaman zaman yolumuzdan sapıyor bile olsak,dünya kadar hatamız da olsa,gönlümüzdeki bh niyetine uygun olan şey,bilgide var ise hatalar,en azından onların üzerinde durmak ve doğrusunu bulmak.(ya da en azından kendimize göre)
Bu da bana tarafsız bir bakış açısıyla,kendimizi yakın bulduğumuz bilgi ile bütünüyle özdeşleştirmediğimiz sürece mümkün görünüyor. Yani bir saldırı filan değil celselere dair eleştiriler,Kasyopyalıların sıkça değindiği ve böylece beynimize yerleşeşen saldırılardan değil.

Ayrıca kendilerininde negatif unsurlar söylemesi yeterli değil benim için. Kaldı ki Kasyoopyalılar diyelim ki gerçekten çok pozitif. Negatifler de temaslara karıştı denmişse eğer,o zaman negatif unsurlar neler olabilir diye düşünmek bize düşer.
Eğer yanlış değerlendirme yapar isem,yanlış anlamışsam,hata yaptım diyorum şimdiden.

Forumdaki celselerden birkaçı dışında hepsini okudum. Ben celseleri ayrı ayrı değerlendirirken o an okuduğum celsede olduğuna inandığım bir sorun,daha sonraki bir celsede düzletilmişse bile benim için çok önemli değil. Çünkü bana göre tıpkı Ra gibi,üst yoğunluklardan gelen bir kanal bilgisi,her celsede kendi içinde ayrıca önemli. Biryerde sorun olsun,sonraki celsede o sorunu örtmek için başka bir yol deneyeyim..gibi şeylerde sözkonusu olabilir. Ben 3b de olduğum için,üst yoğunluklardan daha fazla hata yapabilirim. Çünkü üst yoğunluklardan bir farkımız olmalı.

Hayvanlar elbise giyinip örtünmezler ama onların bir üst yoğunluğunda olan bizler örtünürüz.
Bir de hata ile bilinçli yapılmış birşey arasında önemli bir fark var. Bir yol bulabileceğimize inanıyorum.

Öncelikle Kasyopyalıların hizmetinin boyutunu öğrenelim:


16 Temmuz 1994

S: (L) Oryonluların 'kötü adamlar' olduklarını duymuştum. Oryon grubu kötü mü?
S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.
-----
Çünkü felsefeleri "bir". Bh isteyen herkese mi vermektir?
http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1962

Bu linkte yazdıklarımdan bir alıntı. O an için düşündüklerim:


Ne demek bu? Biliyor her ikisine de hizmet ettiğini yani bilinçli.
Ben kasyopya celselerinden yararlandım daha çokta bilgi anlamında ama şu sözler de celsenin bir gerçekliği. Ben değil kasyopyalılar söylüyor bu celsede bh'nin yanısıra kh'ye de hizmet ettiklerini..
'Bütüne hizmet yanlış mıdır,doğru mu'diye düşünürsek.. Aklıma şu geliyor...
Öncelikle doğru ne ya da kime göre? Kh yolunu seçen biri,aslında kendine göre bh yolunda olduğunu çünkü bunun doğru yol olduğunuda düşünebilir tabi düşünmeyede bilir,son derece binçli de olabilir.

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  13:53:23  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1958&whichpage=1

Bu linkte de buna dair sohbetimiz olmuştu. Belli bir konu üzerine haliyle farkı başlıklara dağılan paylaşımları bir yerde toparlamak en iyisi. Şöyle demiştim:

Benim kendi başına iken Kasyopyayla derdim de yok öyle çok. Şu an da,Kasyopya değil,Ra ile ilgili birşey anlatıyorum aslında.
AÇünkü üzerinde durduğum asıl şey,Kasyopya ile Ra bilgilerinin en temel konulardaki farklılıklarına rağmen birleştirilebileceği düşüncesi. Kasyopyadan öneriler başlığına yazdığım şeyi anımsarsınız belki. Pek çok kişinin inandığı, sağlam kabul ettiği bir kaynağı onaylayarak,bu yolla negatif unsurların,pozitif kaynağa karışması sözkonusu olabilir.(korku gibi)

Ayrıca Kasyopya'da Ra ile ilgili,doğruluk payının ne olduğu üzerine konuşulmuş olması.(Kasyopya %63 veriyor Ra bilgilerine)
Ha eğer Ra bilgilerine değinilmemiş olsa idi,ben Kasyopya konusuyla daha az ilgilenirdim sanırım.
----

Yani nasıl ki Ra bilgileri de eleştirilebilir ve eleştirilmiştir,Kasyopya celseleri de eleştirilebilir. Kasyopya celselerinde sevdiğim,ilgimi çeken kısımları da paylaşmak isterim, ayrıca.
----

İlk sayfada,ilk celse:

S: (L) Kendimizi ve çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?
C: Onları bilgilendirin. Gerçeği çocuklardan saklamayın.
S: (L) Gerçek bizi nasıl korur?
C: Farkındalık korur. Bilmezlik tehlikeye sokar.
S: (L) Çocuklara neden böyle korkunç şeyler söyleyelim?
C: Bilmeleri gerekiyor.
-----
Soru şu:Çocuğumuza nasıl davranırız?
http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1958&whichpage=1

Bu linkte bahsi geçmişti. Ve benim o an düşündüğüm şeylerden biri:
---

Çocuğa ne diyelim?
-Yabancılardan birşey alma yoksa seni taciz ederler,sonra da kafanı koparırlar vs...
-Yabancılardan birşey almamalısın çünkü onların verdikleri yiyecekler yeterince temiz olmayabilir,seni hasta edebilir vs...

Negatif ve pozitif örnekler...
Bu örnekler geliştirilebilir pek tabi..Ama biz çocuğa ilk örneği verir isek eğer,(yabancılardan birşey alma yoksa seni taciz ederler,sonra da kafanı koparırlar vs...)der ise eğer,çocuk belki de geleceğin psikopatlarından biri olur! Psikologlarımız nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiği konusunda bize uygun yöntemler verebilirler.






Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  14:14:06  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Bu ilk celse fazlasıyla "korku" içerdiği için,sözü edilen negatiflerin celselere karışması konusu burada olabilir.

Celsenin devamı:

S: (L) Bu projenin amacı nedir?
C: Bu gezegende yeni bir hayat.
S: (L) Uzaylılar bizim duygularımızı ve enerjilerimizi kullanıyorlar mı?
C: Doğru; bedenlerinizi de. Her yıl %10 oranında daha fazla çocuk alınıyor.
S: (L) Acı çekiyorlar mı?
C: Biraz.
S: (L) Hepsi acı çekiyor mu?
C: Bazıları. Tamamen bilinçli haldeyken çocukların organlarının parçaları çıkarılıyor. Önce böbrekler; sonra ayaklar; sonra çene masanın üzerinde inceleniyor; dil kesiliyor; kemiklere kuvvet testi yapılıyor; patlayana kadar kalp kasına basınç uygulanıyor.
S: (L) Bize neden böyle korkunç şeyler anlatıyorsunuz?
C: Konsorsiyumun yaptığını bilmeniz gerekiyor. Bu çoğunlukla kızılderili çocuklarına yapılıyor.
----
Yani çocuklarımızın bilmesi gereken şeyler bu.
Anlamadığım şeylerden biri de şu:

S: (L) Acı çekiyorlar mı?
C: Biraz.

Deniyor ve arkasından:

S: (L) Hepsi acı çekiyor mu?
C: Bazıları. Tamamen bilinçli haldeyken çocukların organlarının parçaları çıkarılıyor. Önce böbrekler; sonra ayaklar; sonra çene masanın üzerinde inceleniyor; dil kesiliyor; kemiklere kuvvet testi yapılıyor; patlayana kadar kalp kasına basınç uygulanıyor.
---
Önce"biraz acı"çektikleri söyleniyor sonra da dilin kesilmesinden,böbreklerin çıkarılmasına ,bedenin parçalanmasına kadar bir insana verilebilecek en büyük acılar anlatılıyor.

Bizi ne koruyor:

S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
---
Devamı:

S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor.
S: (L) Ne tür bir bilgiyi kast ediyorsunuz?
C: Bu bilgiye sahipsiniz.
S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
S: (L) İnsanlara bunu nasıl söyleyelim? Ve kime söyleyelim?
C: Diğerlerini yalnızca dolaylı olarak bilgilendirin.
----
Bizi koruyacak şey yani bilgi,"şu anda" kaynaktan verilen,çocuklar nasıl parçalanıyor bilgisi. Yazılanlardan çıkan şey bu. Benim sözlerim değil.
Aikido bilgisine sahip olup,aikidoyu bilmediği için kendini savunamamak diye birşey var ama buradaki şey daha da ilginç.
Kendimizi "savunmamızı",korunmamızı sağlayacak bilgi,"şu anda"kaynaktan verilen,çocukların nasıl parçalandığı bilgisi.
Adam parçalama bilgisi bizi nasıl koruyacak? diye sormuştum.

S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
----
Yani sadece "hakkında bilgi sahibi olmak yeterli".







Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  14:31:47  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Devamı:

S: (L) Yaptığımız ritüellerden herhangi biri daha fazla kaçırılmamıza karşı koruma sağlıyor mu?
C: Belki. Enerji alanları olan bazı kristaller. Bilginiz varsa korumaya ihtiyaç duymazsınız.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde ederiz?
C: Bilinçaltınızın derinliklerinde.
S: (L) Bu bilgiyi ne zaman elde ettik?
C: Doğumdan önce.
S: (L) Koruma için yapabileceğimiz başka herhangi birşey var mı?
C: Öğrenin, meditasyon yapın, okuyun.
S: (L) Şu anda yapmamız gerekeni yapıyor muyuz?
C: Şimdilik. Uyanmanız gerekiyor. Şimdi gitmeliyim. Gitmeliyim.
----
Bu bilgi doğumdan önce elde edilmiş. Buna aklım takıldı biraz. Ra nın sözleri geldi aklıma:

Sayfa 133:
Soru:Charlie Hixson'u götürenler hangi yoğunluk derecesinden gelmişlerdi?

Ra:Bu kadar ilgi gösterdiğiniz varlıklar,üçüncü yoğunluk derecesinin oldukça ileri bir düzeyinden gelmişlerdi.Şunu da belirtmemiz gerekir:Bu varlıklar,eğer hizmet için enkarne olmadan önce kendisi buna karar vermemiş olmasaydı,Charlie Hixson'un akıl beden bileşimin kulanamazlardı.
-----

Sonuç olarak bu ilk celsede önemle vurgulanan şey "bilgi".
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  15:02:40  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Önceki celselerde"bilginin"büyük bir savunma sağladığı söylendi. Ve hatta:

S: (L) Bize söylediğiniz bilgiler bizi nasıl korur?
C: Büyük bir savunma sağlar.
S: (L) Ne tür bir bilgi savunma sağlar?
C: Sadece hakkında bilgi sahibi olmak psişik bir savunma sağlar.
----

Şimdi ise şöyle deniyor:

30 Temmuz 1994. F___, S___ ve Laura

S: (L) Oryon kaçırılmalarını önlemeyebilmemizin herhangi bir yolu var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
S: (L) Peki o zaman siz bize neden yardım etmiyorsunuz?
C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
----

Ra Mısır da saptırılan bilgilerin sapmalarını düzeltmek için geldiğini söylüyor yani niyetini açıkça dile getirmiş:Hizmet etmek ve böylece tekamül etmek..
Fakat Kasyopyalılar önce "büyük bir savunma "sağlayan "kaçırılma-çocuk parçalama"bilgisini verdikten sonra;

C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
Diyorlar.

Ben bundan hiçbirşey anlamadım.
Hem insanlara yardımcı olacak savunmaya dair bilgiler verip,hem de özgür iradeye karşı gelmemek için birşey "yapamamak"demek ne demek?
İşte büyük bir savunma sağlayacak bilgileri vererek birşey "yapmışlar"?

S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
----

Madem doğal ilerleyiş,ne diye savunmaya dair "bilgi"veriyorlar? Madem özel değiliz,neden bizlerle iletişim kurmak yerine,kendi halimize bırakmamışlar?
Ayrıca önce savunmaya dair "büyük korunma" sağlayan bilgi verip,arkasından kaçırılmamız üzerine "birşey yapamayacağımızın" söylenmesi ne demek?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  15:55:04  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
----

Bu sözler,kaçırılmama gibi bir şansımız olmadığını söylemekte. Yani yapılacak birşey yok. Bizler toplama kampındaki yahudiler gibi beklemekten başka birşey yapamayacağız ve dolayısıyla bizi koruyacak bilgi yok ama aynı zamanda var?

Arkasından şu geliyor:

S: (L) Tüm bunlar tüylerimizi diken diken ediyor.
C: Siz enerjisiniz. Ruh ve beden bağlantısından gelen bir enerji var; daha sonra beden, parçaları için kullanılıyor.
S: (L) Enerjimizi ve bedenlerimizi ne için kullanıyorlar?
C: Yeni bir ırk yaratmak için. Onların ırkı yok oluyor.
S: (L) İnsanları alıyorlar, öldürüyorlar, başka ne yapıyorlar?
C: İnsanları doğruyorlar.
S: (L) İnsanlar ölüyor mu?
C: Bu ölüş şeklinde maksimum madde ve enerji transferi gerçekleşiyor.
S: (L) Yani yavaş ve acılı bir ölüm onlara istedikleri şeyi sağlıyor mu diyorsunuz? Bu tamamen iğrenç.
C: Gerçeği istediniz. Siz buna iğrenç diyorsunuz, fakat aslında bu sadece kendine hizmetin nihai bir biçimidir.

(Bu noktada A___, bir kitapta kızılderililerin, bir düşmanın yavaş ve işkenceli bir şekilde ölümünün onlara daha fazla güç verdiğine inandıklarına dair bir bölüm okumuş olduğunu söyledi.

C: Ya sizin laboratuar hayvanlarınız? Bu da kendine hizmet değil mi? İstenmeyen böcekler vs.'ye ne demeli?
S: (L) Burada önce biz vardık!
C: Böcekler de. Griler gezegeninizi istemiyor.
S: (L) Bu iğrenç.
C: Doğal ilerleyiş iğrenç mi?
S: (L) Tüm bu olanlar İsa'nın buğday meselinde tanımladığı, işçilerin gelip önce yabani otları topladığı hikaye gibi mi?
C: Yakın.
S: (L) Bunlar hangi insanlara yapılıyor.
C: Düşük seviye insanlara.
S: (L) Yüksek seviye insanlara ne oluyor?
C: Bazıları hayatta kalacak.
----

Açıklama net: Bizler nasıl ki hayvanları öldürebiliyoruz dilediğimiz gibi(yakaladığımızda),onlarda bizi öldürüyorlar çünkü üst yoğunluktalar. Bu konu üzerine uzun uzun konuşulmuştu.
Ama şu an benim için önemli olan şey şu:

S: (L) Bunlar hangi insanlara yapılıyor.
C: Düşük seviye insanlara.
S: (L) Yüksek seviye insanlara ne oluyor?
C: Bazıları hayatta kalacak.
----

Düşük seviyeli olmamamız gerekiyormuş zarar görmemek için. Oysaki daha önce yapabileceğimiz birşey olmadığı söylenmişti. Ve daha önce de bilginin büyük bir savunma sağladığı?

Laura ve diğerleri kaçırılmış olduğuna göre düşük seviyeliler. Yani Kasyopyalılarla temasa geçebilecek kadar yüksek seviyeye erişmiş Laura bile yeterli yüksek seviyeye ulaşamamış. Öyleyse bizim halimiz kötü.







Edited by - pandora76 on 05/07/2010 15:56:12
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  16:16:37  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) Yaşamının ilk zamanlarından beri kendisinin bir şekilde özel veya seçilmiş olduğuna dair bir farkındalığı var mıydı?
C: Evet.
---

Ra 'ya göre İsa bir arkadaşına istemeden zarar vererek gücünün farkına varmış. Yani yaşamının ilk yıllarından itibaren zaten farkında değilmiş,sonradan farkına varmış. Bu Ra ile Kasyopya arasındaki bir farklılık.

16.Celse:
Ra:İsa bu yeteneği çok gençken,doğal bir hatırlama süreci ile öğrendi. Ne yazık ki bu varlık,sonsuz zekaya nüfuz edebilme yeteneğini,bir oyun arkadaşına "kızdığı,"bu sapmayı yaşadığı sırada keşfetti. Bu varlık,İsa olarak bilinen varlığın kendisine dokunuşu sırasında ölümcül bir yara almıştı.
Böylece İsa,kendisinde korkunç bir güç bulunduğunu keşfetti.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  16:54:01  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Aslında Ra ile uyuşmayan tek şey bu değil elbette. Korku unsuru var en başta.

S: (L) S___ ile dört hipnoz celsesi yaptık. Kaçırılma deneyimlerinden bahsetti. Verdiği bilgiler herhangi bir şekilde abartılı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bilinçli bir şekilde mi yoksa bilinçaltından mı abartılıyordu?
C: Her ikisi.
S: (L) Gerçekten uzaylılarca kaçırıldı mı?
C: Evet.
S: (L) Kaçırılmasının amacı neydi? Uzaylılar onunla ne yapmaya çalışıyordu?
C: Vajinal inceleme.
S: (L) Ne amaçla?
C: Üreme potansiyeli.
S: (L) Ama S___ histerektomi geçirdi.
C: Bulamadılar.
S: (L) Bir kereden fazla mı kaçırıldı?
C: Evet.
S: (L) Kaç kere kaçırıldı?
C: 52.
S: (L) F___ kaç kere kaçırıldı?
C: 53.
S: (L) F___'yi neden kaçırıyorlar?
C: Zihin.
S: (L) Ne olmuş zihnine?
C: Yüksek güçler tarafından programlanıyor.
S: (L) S___'yi 52 kere sadece vajinal inceleme yapmak için mi kaçırdılar?
C: Hayır. O en sonuncusuydu.
S: (L) Daha öncekiler ne içindi?
C: Zihni incelemek ve duygularını çekmek.
S: (L) Yani onun duygularını mı emiyorlar?
C: Evet.
S: (L) Onun duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) F___'nin duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu durdurmanın herhangi bir yolu var mı?
C: Bu sürekli değildir.
S: (L) Benim duygularımı emiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim faydamıza mı?
C: Hayır.
S: (L) Bunu yapanlar kötü adamlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu duygu emilimini kesmenin bir yolu var mı?
C: Kanallamayı ve meditasyonu sürdürün.
S: (L) Kanallama duygu emilimini kesecek ne yapıyor?
C: Bilgilendiriyor.
----

Histerektomi, uterusun (rahmin) çıkarılması ameliyatıdır. Kadınlarda en çok uygulanan cerrahi işlemlerden biri ve bizi rahatlıkla kaçırabilen,implant yerleştiren kötü adamlar ,bunu bulamamışlar?

S: (L) Ama S___ histerektomi geçirdi.
C: Bulamadılar.
----

http://budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1800&whichpage=2

Bu linkte konuşulmuştu Ra bilgileriyle Kasyopya celselerindeki İsa ile ilgili bilgilerin farklılığına dair birşey:

Buna dair söylediklerim şu idi:

kasyopya celselerinde İsa' nın zaten kasyopyalılar dan olduğu anlatılıyor. Yani bu durumda İsa,6.yoğunluktan gelmişti çünkü kasyopyalılar 6.yoğunluktu


30 Temmuz 1994. F___, S___ ve Laura

S: (L) İsa tekrar bir bedene enkarne olacak mı?
C: Hayır.
S: (L) İsa dünyadışı bir varlık mı?
C: Bizden biri.
.......

Bununla birlikte,Ra ya göre İsa 4.yoğunluktan den gelmişti.

Ra bilgileri 1.kitap sayfa 228:

Soru:Eğer İsa dördüncü yoğunluk derecesinden geldiyse ve bugün gezegenimizde beşinci ve altıncı yoğunluk derecesinden gelen Gezginler bulunuyorsa,İsa 'nın böylesine iyi bir şifacı olmasını sağlayan şey ne idi ve bu beşinci ve altıncı yoğunluk derecesi varlıkları da şimdi burada aynı şeyleri yapabilirlermi?
.......

İsa hangi yoğunluktan geldi?4 mü 6 mı?Ve biri 4,diğeride 6 diyen kaynaklardan hangisine inanacak veya bu iki kaynağı(zaten bu kaynaklar arasındaki tek fark değil,sadece küçük bir örnek)nasıl birleştireceğim)diye düşündüm.









Edited by - pandora76 on 05/07/2010 16:57:25
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  17:18:08  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) İsa, Nasıralı İsa bedeninde dünyaya gelmeden önce hangi boyut veya bölgedeydi?
C: 5. yoğunluk.
S: (L) Bir 5. yoğunluk ruhu muydu?
C: Evet.
--

Ra 17.celse:

Sizin Nasıralı İsa diye bildiğiniz varlığın adı yoktu. Bu varlık dördüncü yoğunluk derecesinin en yüksek alt-oktavının bir üyesiydi.
-----

Bu konu üzerine konuşmuştuk ve şu öne sürülmüştü:

işin tuhafı, Ra'nın aynı soruya verdiği yanıtta da bir karmaşa meydana gelmiş. ama o karmaşayı içeren yanıt Türkçe çeviriye dahil edilmemiş, yani o yanıt biraz makaslama yapılarak aktarılmış. 17. celsedeki ilgili soru-yanıt, çeviriyle şu şekilde:

SORU: Demek istediğim şuydu: Nasıralı İsa, burada enkarne olmadan önce Konfederasyon'da mı bulunuyordu?

RA: Nasıralı İsa olarak bildiğiniz varlığın bir adı yoktu. Bu varlık beşinci yoğunluk derecesinin en üst seviyesinin bir üyesiydi. Bu varlık sevgi titreşimini mümkün olduğu kadar saf bir şekilde yayabilmek için bu gezegen küresine girmek istiyordu. Bu nedenle bu görevi gerçekleştirmek için izin aldı. O süreçte bu varlık Konfederasyona bağlı, adı olmayan, beşinci yoğunluk bir gezgindi ve beşinci yoğunluk idrak veya sevgi anlayışını temsil ediyordu.

SORU: Beşinci yoğunluğun sevgi yoğunluğu olduğunu mu söylediniz?

RA: Bir hata yaptım. Dördüncü yoğunluk demek istedik. Dördüncü yoğunluğun beşinciye en yakın, en üst seviyesi. Bu varlık beşinci yoğunluğa gidebilirdi ama bunun yerine o görevi gerçekleştirmek için üçüncü yoğunluğa dönmeyi seçti.

ben açıkçası İsa'nın 5. yoğunluk kökenli olduğuna inandım, ama bir şekilde Ra serisinin bu 17. celsesinde bununla ilgili bir belirsizlik olmuş ve görünüşe göre Ra hata yaptığını söylüyor ve hatasını düzeltiyor. ben aslında burada medyumun kendisinin veya celse katılımcılarından herhangi birinin bir "spesifik bir yanıt beklentisinin" bu sapmaya neden olmuş olmasının da mümkün olduğunu düşünüyorum. örneğin Carla İsa'nın aslında 4. yoğunluktan geldiği yanıtını güçlü bir şekilde arzulaşmışsa o sırada, öyle bir karmaşa meydana gelmiş olabilir. durumun mutlaka bu olduğunu iddia etmemekle birlikte, bunun olasılık dahilinde olduğunu düşünüyorum.

------

Aklıma takılan şu. Ne diye Carla İsa'nın 4.yoğunluktan geldiği yanıtını kuvvetle istesin?

Ha 4 ha 5;Carla gibi İsa'ya son derece bağlı biri olsam,4 ün de yukarısında,5 ten gelmiş olmasını dilerdim. Yani birsürü yanıt var açıkça alınan ama Carla ya da diğerleri İsa 4b den gelmiş olsun mu diyecek o an,bunu mu isteyecek? Niye ki?

Bir olasılık bile olsa,bu olasılığın çok düşük bir olasılık olduğunu düşünmekteyim.

Edited by - pandora76 on 05/07/2010 17:18:44
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  17:34:24  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) İsa'dan korkuyorlar mıydı?
C: Evet. Bilgisi yüzünden. Bilgisinin yoğunluğu onun titreşimlerini arttırıyordu. Bilgi gerçekten güçtür.
----
Bilgi İsa'nın titreşimlerini arttırıyormuş.
----

S: (L) Pentagramların negatif varlıkları yavaşlatma veya durdurmada herhangi bir etkisi var mı?
C: Yalnızca öyle olduğuna inanırsanız.
----

Bu oldukça ilgi çekici benim için:

C: Yalnızca öyle olduğuna inanırsanız.
---

Yalnızca öyle olduğuna inanırsak demek ne demek? Yani bizi koruduğuna inanırsak pentagramların,hakikaten de bizi koruyacaklar. Bu çekim yasası,düşünce gücüne dair konu.
Böyleyse eğer,ne diye üst yoğunluk negatiflere karşı çaresizmişiz gibi olsun ki?


S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
---

İşte bizi koruduğuna inanırsak pentagramların,korunacakmışız. O zaman sorun ne? Ne diye bilgilenip duralım ki? Pentagramların bizi koruduğuna inandıralım kendimizi yeter. O zaman ne diye bilgi korur dendi hep? Pentagrama olan inanç korur denmesi gerekmizmiydi?
---

S: (L) Büyük piramidi kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (L) Hangi yıl inşa edildi?
C: 10643 yıl önce
----

Oysaki Ra 'ya göre Piramid düşünce gücüyle Ra tarafından yapılmış. Bir yanlışlık varmı? Yanlış anımsıyor da olabilirim. Bulunca yazarım.






Edited by - pandora76 on 05/07/2010 20:09:46
Go to Top of Page

JCA
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 05/07/2010 :  17:50:42  Show Profile  Reply with Quote
Kasyopya celselerinde yer yer çok çelişkili ifadeler var. Bir kaçını farkedip bir forumda kanıtlarıyla paylaştım ama büyük tepki aldım.

Korku unsurları da aynen çok var. Kesmek parçalamak, kuvvet testine sokulmak gibi acayip sözler ilk celselerinde çok kullanılıyor ve bizim olaylarda hiç bir gücümüzün olmadığı defalarca söyleniyor. Mesela Pleiades öğretilerinde insanlara umutsuz kurbanlar gibi bakanlara aldırmayın deniyor. Neden umutsuz olsun ki? Bir şey değişmiyorsa ona atalet denir ve her şey değişmeye müsaittir. Çünkü değişmek zorunda. Zaten çevremize bakarsak bunu çok net görebiliyoruz. Farzedelim ki bu tip şeyler gerçek olsun, ben bu olanları zamanı gelmeden söylemezdim doğrusu, çünkü bunu söylemek işkence edilenleri daha fazla korkutur ve işkence edenlerin gücünü daha iyi onaylatmaktan bir işe yaramadığı gibi bu gücün sürekliliği konusunda da gerçekdışı bir inanç oluşturur.

Ben Kasyopya celselerini okumuyorum. Düşündüklerim bu şekilde. Tastamam negatif olduklarını da düşünmüyorum ama bana uymuyor. Çok okudum çok zorladım kendimi ama yok olmuyor.

Edited by - JCA on 05/07/2010 17:53:00
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  18:18:31  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Senin gibi düşünüyorum JCA. Kasyopya celselerini tıpkı senin gibi tarafsızca okumak,bilgilenmek istedim ama bu işin içinden çıkamadım.

Şimdi benim için anlaşılmaz olan şey,önce büyük bir savunma sağlayan bilgi konusunda yardım etmeleri,sonra yardım edemeyeceklerini söylemeleri,ve yine yardım edebileceklerini söylemeleri?

S: (L) Oryon kaçırılmalarını önlemeyebilmemizin herhangi bir yolu var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
-----

Evrensel özgür iradeye müdahele etmek istemeyen Kasyopyalılar dünyalılarla iletişim kuruyor,üstüne birşey yapamayacaklarını söylüyorlar. Ama bunun yanısıra şimdi de şöyle diyorlar:

16 Ekim, 1994 F___, Laura, V___

S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında kendimizi oldukça çaresiz hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?
-----

Bu durumdan hiç birşey anlamadım ben,nasıl anlayayım? Hangisine tamam diyeyim?

Paradoksun sözlükteki anlamı:

Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Çoğunlukla, çelişkili gözüken sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır.

Edited by - pandora76 on 05/07/2010 18:19:02
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  18:46:29  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yine aynı celseden:

S: (L) "Ve ağzını açıp Tanrı'ya hakaretler etti, adına ve makamına iftiralarda bulundu, cennette yaşayanlara hakaret etti..." Buna göre bu grup, bu canavar gelecekte...
C: İsa-düşmanlarına tapınmayı, sadakati ve itaati teşvik etmek üzere dezenformasyon yayacak.
----


S: Yahova kimdi?
C: Kertenkele projeksiyonu.
----

Ra 24.celse;
Sizin Yehova dediğiniz Konfederasyonlu bir varlık,bundan binlerce yıl önce Mu kıtasının batmasından sonra her tarafa dağılıp Mısır'a ve diğer birçok yere yerleşen bazı varlıklar arasında genetik "klon yöntemi"yoluyla belirli eğilimleri başlatmıştı. İşte burada Orion grubu,negatiflik tohumlarını atacak verimli toprağı buldu. Bu tohumlar,her zaman olduğu gibi seçkin sınıf(elitizm),farklı olanlar,başkalarını kullanan,yönlendiren ya da köleleştiren kişilerdi.
Yehova adıyla bilinen,bu varlıklara karşı kendini son derece sorumlu hissediyordu. Ama Orion grubu,insanlarda bu elitizmin yaratıcısının Yehova olduğu izlenimini yaratmayı başarmıştı.
---

Şimdi Ra 'mı yoksa Kasyopya mı doğruyu söylüyor Yehova hakında bilmem ama ,şu an buradan bakılınca bariz bir fark var.

Edited by - pandora76 on 05/07/2010 18:50:52
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  20:08:42  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
11 Ocak 1995 F___ ve Laura, BK ve SK (telefonla)

S:(B) Yani gerçeği göremememiz için dünyadışı varlıklar önümüze dikkat çekici belirli bir birey çıkarıyorlar ve onun üzerinde odaklanmamızı sağlıyorlar.
C: "Çöldeki" sahte peygamberlerle ilgili uyarıları hatırlayın.
----

Aklıma Deccal geldi bu sözleri okurken.
http://www.budur.com/Forum/topic.asp?TOPIC_ID=1219

Kıyamet işareti olan Messiah'lı günlerin önemli kahramanlarından biri de hiç kuşkusuz "Deccal"dır. Çok eskilerde bir zamanlar "Deccal" sözcüğünün, renk ve ses oyunları ile ilgi çeken, saptıran ve oyalayan anlamına geldiğini okumuştum. Hans da ""Kozmik Sihirbaz" dediğine göre, Deccal'la ilgili bu anlamın göz ardı edilmemesi gerekir.
----

"Oyalayan" ve Kasyopya celsesinde sözü geçen "oyalayıcı" sahte peygamber.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 05/07/2010 :  21:48:47  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Sorun şu ki,bilgi korur dedikten sonra yapabileceğimiz birşey olmadığını söyleyen kasyopyalılar,daha ilerideki celselerden birinde de şöyle diyorlar:

30 Mayıs 1998 F___, Ark, Laura

S: (L) Kendimi çok güvende hissettirdiniz, sağolun!
C: 3'üncü yoğunlukta güvenlik mi? Şaka yapıyor olmalısın!!
---
Şimdi yeniden güvende olamayacağımız söylenmekte ve hatta 3b de güvenlik konusunun şaka gibi birşey olduğu anlatılmakta. Yani başa döndük.


Go to Top of Page

JCA
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  02:04:28  Show Profile  Reply with Quote
@pandora76

Sanırım kendi bildiklerinden de emin değiller. Düşüncelerdeki değişimler bunu gösteriyor.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/07/2010 :  11:01:22  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) Daha öncekiler ne içindi?
C: Zihni incelemek ve duygularını çekmek.
S: (L) Yani onun duygularını mı emiyorlar?
C: Evet.
S: (L) Onun duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) F___'nin duygularıyla besleniyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bunu durdurmanın herhangi bir yolu var mı?
C: Bu sürekli değildir.
S: (L) Benim duygularımı emiyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu bizim faydamıza mı?
C: Hayır.
S: (L) Bunu yapanlar kötü adamlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu duygu emilimini kesmenin bir yolu var mı?
C: Kanallamayı ve meditasyonu sürdürün.
S: (L) Kanallama duygu emilimini kesecek ne yapıyor?
C: Bilgilendiriyor.

Buradan çıkan sonuç,korunma yöntemi olarak öne sürdükleri kanallama ve meditasyonun bile"bilgilendirdiği"için koruduğu.

S: (L) Bunu durdurmanın herhangi bir yolu var mı?
C: Bu sürekli değildir.

Bunun sürekli olmaması bizler için avuntu verici birşey sanırım. Oysaki bilgi bizi koruyor ve öte yandan 3b de güvenlik mi? Şaka mı bu?


(L) Kertişler gezegenimizin yönetimini devralmayı mı planlıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gemileriyle inip bunu açık bir şekilde yapmayı mı planlıyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Kontrollerini sağlamak-güçlendirmek için karanlık enerji formları gibi varlıkların etkilerinden yararlanıyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Başka hangi gruplarla işbirliği içindeler??
C: Oryonlular.
S: (L) Oryon/Kertiş grubunda kaç üye var?
C: 16.
S: (L) İyi adamlar kimler? Kasyopyalıların iyi adamlar olduğunu söylüyorsunuz. Başka kim var?
C: Pleyadesliler ve pek çok diğeri.
----

Yani Kasyopyalılar"iyi adamlar"mış. Bunu kendileri söylüyor.
Madem iyi adamlar onlar,o zaman onlara inanmamamız için bir sebep olmamalı.
Bu tamam.
Kasyopyalılara görer Ra da iyi adamlardan.

S: (L) Elkins, Rueckert ve McCarty tarafından yazılan Ra Bilgileri hakkında bilgi almak istiyoruz. Ra Bilgileri nereden geliyor?
C: Bizden.

S: (L) Ra Bilgileri'nin temiz bir kanaldan geldiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.

Bu da tamam.
Ve kasyopyalılar ritüellerin değil işe yaraması,sınırlandırdığını söylemekte.


5 Ekim 1994. F___ ve Laura
S: Merhaba.
C: Bu şekilde ritüelsiz yapmanız güzel.
S: (L) Ne tür bir ritüel yapmamızı istiyorsunuz?
C: Hiç.
S: (L) Ritüel iletişimi geliştiriyor mu yoksa engelliyor mu?
C: Sınırlandırıyor.

Oysa temiz bir kaynak olduğunu söyledikleri Ra nın kimi ritüellere karşı bir tavrı yok.

Ra 62. celse,

Ra:Sizleri Sonsuz Yaratan'ın ışığı ile selamlarım.
Başlamadan önce sizden bir isteğim var:Medyumun çevresinde bir kez daha koruyucu çember çizerek yürüyün,sonra destek grubunun her üyesi medyumun başının yaklaşık yetmiş beş santim yukarısına kuvvetle nefes versin(üflesin),sonra bir kez daha medyumun çevresinde çember çizerek yürüyün.
-----

Buradaki fark bence önemli çünkü bunlar hiç de önemsiz farklar değil.
Yani her iki kaynakta temiz ise,birazcık olsun benzemeleri gerek. Temel konu sevgi ve bilgi farklılığından,ayrıntılara dek.
Biri ritüeli pek tavsiye etmem demiyor,"sınırlandırıyor"diyerek karşı çıkıyor,diğeri ise ritüeli özellikle istiyor.
Bu önemli bir farktır. Birinin yanlış dediğine diğerinin doğru demesi..
Tabi lineerlik denen birşey varmış.




Edited by - pandora76 on 06/07/2010 11:04:09
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/07/2010 :  12:34:38  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kısacası neye inanıyorsan o.

S: (L) Bu altı milyar insandan kaç tanesi hayatta kaldı?
C: 119 milyon
---
Bu ilk veri. Ve bir de şu var:

S: (L) Güzel! Yani tüm kürede yeni yıl değil ve yine zamanla ilgili söyleyeceğinizi söylediniz. Fakat kısa bir süre sonra herkes 1998 olduğunu söyleyecek ve gerçekten 1998 olacak. Bu yaklaşan yılla ilgili söyleyeceğiniz herhangi birşey var mı? Elbette tüm medyumların ve kanalların şu anda foton kuşakları, sıfır bölgeleri ve benzer şeylerle ilgili müthiş kehanetlerde bulunmakla meşgul olduklarından eminim. Yepyeni tarihlerle ortaya çıkacaklar sanırım...
C: Bu saçmalıklardan hala yorulmadın mı?

S: (L) Evet, yoruldum ama daha önce çok isabetli bazı kehanetlerde bulunmuştunuz, bazıları ise tamamen isabetsizdi. Aklıma gelen birşey; bir celsede Nuh tufanından sonra hayatta kalanların sayısını 19 milyon, başka bir celsede ise 119 milyon olarak belirttiniz. Doğru rakam hangisi?
C: Her ikisi de olabilir.

S: (L) Her ikisi olamaz!
C: Evet, olabilir... herşey algılayıcının algıladığı gibidir.

S: (L) Sanırım biraz daha lineer olduğunuzda sizi daha çok seviyorum!
C: Hiç bir zaman lineer değildik. Çünkü bu sana göre değil. Şirket yöneticisinin bebek bezi takmaya ne kadar ihtiyacı varsa, senin de lineerliğe o kadar ihtiyacın var!

S: (L) Evet, ama... bu tür durumlarda birşey etrafında daireler çizip net cevap alamadığımızı hissediyorum. Evet bazı durumlarda bu tür yanıtların gerekli olabileceğini anlıyorum ama daha doğrudan bir şekilde ele almak istediğimiz başka pek çok şey var.
C: Sorulara verilen yanıtların niteliğiyle ilgili önvarsayımlarda bulunduğunda çok sıkıntı yaşıyorsun.

S: (L) Ama yine de...
C: Hayır hayır... Annenden rica et, verdiğimiz yanıtı sana tekrar okusun.

S: (AK) Bir önceki yanıtı mı okuyayım?
C: Yanıtların niteliği.
-----

Neye inanıyorsak o olduğu için sorun yok ve aslında bir tek bu kavram ile bile dilediğimizce çelişkili ifadeler kullanıp,sonrada bu çelişkileri açıklamak mümkün.


19 milyon, başka bir celsede ise 119 milyon olarak belirttiniz. Doğru rakam hangisi?
C: Her ikisi de olabilir.

S: (L) Her ikisi olamaz!
C: Evet, olabilir... herşey algılayıcının algıladığı gibidir.
----

Böylece ortada çelişki kalmıyor. Pekala öyleyse eğer;
S: (L) Hepsi acı çekiyor mu?
C: Bazıları. Tamamen bilinçli haldeyken çocukların organlarının parçaları çıkarılıyor. Önce böbrekler; sonra ayaklar; sonra çene masanın üzerinde inceleniyor; dil kesiliyor; kemiklere kuvvet testi yapılıyor; patlayana kadar kalp kasına basınç uygulanıyor.
S: (L) Bize neden böyle korkunç şeyler anlatıyorsunuz?
C: Konsorsiyumun yaptığını bilmeniz gerekiyor. Bu çoğunlukla kızılderili çocuklarına yapılıyor.
---

Değil. Biz NEYE İNANIYORSAK o. Yani kasyopyalıların "neye inanıyorsan o" açıklamasına göre,çocukların parçalanmadığına inanıyorsam çocuklar parçalanmıyor.

Veya;Kaçırıldığımıza inanmıyorsak,kaçırılmıyoruz.
Veya;bilginin koruduğuna inanmıyorsak bilgi korumuyor ama ritüellerin koruduğuna inanıyorsak ritüeller koruyor.

Öyleyse eğer,yani neye inanıyorsak o ise eğer,neden bize"ritüeller veya bilgi sizi koruduğuna inanırsanız korur ve aynı zamanda kaçırılıcağaınıza inanırsanız kaçırılırsınız demiyorlar?
Neden "kesin bir dille"bilgi veriyorlar?

S: (L) Ritüel iletişimi geliştiriyor mu yoksa engelliyor mu?
C: Sınırlandırıyor.
---
Bu kesin bir ifadedir.

Önce 119 milyon insan ölmüş,sonra da 19 milyon insan kalıncaya kadar insanlar ölmeye devam etmişte ondan dolayı bu rakam farklılıkları...Kesinlikle benim için tatmin edici birşey değil.
Soruyorlar ve direkt yanıt geliyor. Kaç kişi ölmüşse,o sayı verilir. Ölen toplam insan sayısına değinilir. Yok sonrasındada ölenlerle birlikte 19 milyon insan kalmışsa,açıklayıcı bir kaynak"önce 119 milyon insan öldü ama zamanla 19 milyon insan hayatta kaldı"der.
Zaten Kasyopyalıların bu konudaki sözlerine karşılık,ben böyle birşey olmuşturda diyemem çünkü kendileri zaten böyle bir açıklama yapmamışlar. Cevapları net:

S: (L) Her ikisi olamaz!
C: Evet, olabilir... herşey algılayıcının algıladığı gibidir.

Yani ben kardeşimin kardeşim olduğuna inandığım sürece o benim kardeşim ama "hayır o benim kardeşim değil"der buna inanırsam ,o artık benim kardeşim değil.

Yani bir dostumun öldüğüne inanırsam o ölmüştür ama çevresindeki diğer insanlar onun ölmediğine inanıyorlarsa o ölmemiştir . Bu durumda dostumun öldüğüne inanan ben ve inanmayan diğer dostlarımız birarada iken,dostum diğerlerine görünecektir(çünkü onlar için ölmemiştir)ama ben onu göremeyeceğim demektir.

Peki dostumun öldüğünü ya da ölmediğini belirleyen sadece benim inancımsa eğer,dostumun ölü ya da diri olması bana mı bağlıdır? Dostumun ölü ya da diri olmak gibi bir inancı ve dolayısıyla ölü ya da diri olabilmesi sözkonusu değil mi?
Dosyum ölü müdür yoksa diri mi?


Haliyle aklıma olumsuz bir olasılık geliyor bu noktada .
Çelişkili cevaplar için lineer gerçeklik der,böylece çelişkileri siler,kuşkuları ortadan kaldırırım.
Olasılık diyorum ama bu kadar garip bir durum karşısında,bunlar ister istemez insanın aklına gelmekte.









Edited by - pandora76 on 06/07/2010 12:45:18
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/07/2010 :  12:54:33  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
S: (L) Sanırım biraz daha lineer olduğunuzda sizi daha çok seviyorum!
C: Hiç bir zaman lineer değildik. Çünkü bu sana göre değil. Şirket yöneticisinin bebek bezi takmaya ne kadar ihtiyacı varsa, senin de lineerliğe o kadar ihtiyacın var!
-----

Benim için asıl sorun burada.
Hiçbir zaman lineer değil iseler,tüm cevapları buna uygun olmalı.

Senin söylediğin şey gibi JCA.
Sanırım kendi bildiklerinden de emin değiller. Düşüncelerdeki değişimler bunu gösteriyor.

Veya aslında gayet iyi biliyorlar. Kötü düşünmeye başladığımda şunlar geliyor aklıma.

Akıl karıştırmak için özellikle yapılan birşey de olabilir bu. Açık ve net olan akıl karıştırmaz ve "oyalamaz". Üstelik ilgi çeker. Tüm bilginin açıkça verildiği bir kitapmı ilgi çeker yoksa kendimizin arayıp bulması gereken bir bulmacamı?

Bir kaynak bana şunları söyleyek beni gerçekten bilgilendiren bir kaynak olamaz.

S: (L) Sanırım biraz daha lineer olduğunuzda sizi daha çok seviyorum!
C: Hiç bir zaman lineer değildik. Çünkü bu sana göre değil. Şirket yöneticisinin bebek bezi takmaya ne kadar ihtiyacı varsa, senin de lineerliğe o kadar ihtiyacın var!
---

Lineer değildiniz hiçbir zaman ve bu nedenle aramak/bulmak/anlamak "heyecanı"bizlere kalmış birşey.

Hiç de sıkıcı değil. Hatta "eğlendirici".
Neşe iyidir.

Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/07/2010 :  13:04:15  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Benim için asıl sorun burada.
Hiçbir zaman lineer değil iseler,tüm cevapları buna uygun olmalı.
---
Yani işin özü diğer cevaplarıda şöyle olmalıydı.
-Bir gerçeklikte insanları parçalıyorlar(lineerlik) ve siz buna inanırsanız,o gerçeklik sizin gerçeğiniz olur. Ama inanmazsanız,insanların parçalanmadığı bir gerçekliktesiniz demektir.
Kısacası insanların parçalanmadığına inanırsanız parçalanmazlar...
Gibi.

Her ne kadar bunun çok tartışmalı olduğunu düşünsem de,lineerlik gerçeği öne sürüldüğü için buna uygun cevapları ne olmalıydı diye düşünerek bu fikirleri ortaya koyuyorum. Aslında bu şey oldukça tartışmalı çünkü en iyi bildiğim konu,çekim yasası/düşünce gücüyle yaratıma göre bu şey tartışılır.

Bir gerçekliğimiz size 19 milyon insan öldü ve diğer gerçekliğimiz 119 milyon insan öldü diyor.
Peki bizim gerçekliğimiz ne? Ra neden bize böyle farklı gerçekliklerin gerçeklerini iletmemiş? Ra üst yoğunlukta değil mi?
Go to Top of Page

JCA
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  15:24:18  Show Profile  Reply with Quote
@pandora76

Bir şeye inanınca onun gerçekleşmesine ben inanırım ancak bunun zamanla ilişkili olması lazım. 3 yüzyıl önce biri insanlar bir taşıtla uçabilir dese kimse sallamazdı, gerçek dışı bulurlardı. Ama şu an için öyle değil. Bir kardeşim olduğu halde yok desem kimse buna inanmaz ama gelecekte bu söz doğrulanabilir. Yani kardeşim yaşamını yitirebilir, ya da ben kardeş kavramını insanlara farklı açıklayabilirim. Aynı karından doğmayı kardeş kabul etmek yerine aynı düşüncelere sahip olduğum insanları kardeş kabul ettirebilirim, insanlara bunu bu şekilde anlatarak onların bildiği anlamda kardeşimin olmadığına ikna edebilirim.

İnanç yaratımın başlangıcıdır demişler. Bu kesin bir gerçek. Bir bilim adamı bir şey keşfetmeden önce onun üzerinde çok çalışıyor, elde edebileceğine inanıyor. Ya da bir iş adamı işe başlarken zengin olacağına inanarak başlıyor, inanmasa olamaz bir çok insan gibi. Kişi yanlış bir şeye inansa bile onu yaratabilir, ama tabi zararlı olur. Tek farkı bu boyutta yaratım için zamana ihtiyaç olması. Onların boyutlarında zaman olmadığı için istediklerini elde edebiliyorlar.

Onlar için zaman olmadığından ötürü afette hayatta kalanlar sorusu sorulunca hangi andan bahsettikleri önemli. Afetten kaç yıl sonrası. Hemen sonrası 19 daha sonrası 119 olabilir. Hatta 6 milyar bile olabilir. Şu an altı milyarız ve biz de hayatta kalanlardanız. Onlar ölse biz de olmazdık. Dediğim gibi inancın oluşumu zamanla ilgili. Bugün bulunduğum yerleşimin gerçekte 102 bin olmasına rağmen benim 50 bine inanmam gerçeği değiştirmez, gerçek 102 bindir. Ama bu zamanla olabilir. İlla ki değişecek sonuçta 100 yıl sonra belki 200 bin olacak, bir yuzyıl sonra ise inandığım sayıya düşecek. Ve inancım gerçek olacak.


Yalnız soru çok açık. Afetten sonra demek afet bitince kalanlar demek. Yani belirli bir olaydan sonraki belirteç kullanılıyor. Doğru cevabın tek olması lazım. Kalan insan sayısı sayılabilir ve bu onlar için çok kolay olmalı.

Edited by - JCA on 06/07/2010 15:25:23
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 06/07/2010 :  16:38:11  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kardeş konusu o an aklıma gelen ilk örnekti. İnandıklarımızı gerçekleştiririz gibi birşeye bende inanıyorum ama buradaki durumda birşey var.

Şimdi yerçekimini örnekleyeyim. Bizim uzayda yerçekimi olmadığını "bilmememiz",orada yerçekiminin olduğunun göstergesi değil. Yani uzayda "yerçekimi vardır" inancına sahip olsak bile,orada yerçekimi yoktur. Var mıdır?

Veya dünyanın bir tepsi gibi düz olduğuna inanıldığı zamanlarda da bu inancın aksine yine de dünya yuvarlaktı ve Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar,düz değilde yuvarlak bir Dünyanın koşulları her ne ise onu yaşıyorlardı. Yani insanların inancına rağmen dünya insanlara düz olmasının yarattığı koşulları veriyordu . Zaman konusu gibi. Mutlak zaman yoktu ama insanlar öyle olduğunu zannetmelerine rağmen,yine de zaman herkes için farklı işliyordu.

Neye inanıyorsak o fakat..Tıpkı dostumuzun ölümü yoksa dirimi olması örneğindeki gibi,"sadece"bizim inancımız onun ölü ya da diri olduğuna işaret değildir..

Çünkü "dostumuzun inançları da" söz konusudur. Benim bilgim dahilinde olay kasyopyalıların ifade ettiği kadar olamaz. Bugüne kadar öğrendiklerime dayanarak bunları söylüyorum ve bu nedenle onların verdikleri bu"neye inanıyorsan o"cevabı beni şüphelendirdi.

Ha şu da vardır. Doğmadan önce uzayda yerçekiminin olmadığı bir dünya yaratmayı seçmişimdir ve dolayısıyla benim dünyamdaki herkes uzaya çıktığı an yerçekiminin olmadığı bir yerde olacaktır .
Yani doğmadan önce inandığımız şey(yerçekiminin olmaması inancı)kendini gerçekleştirmiş olabilir(ben bilmsemde) ama..Burada olan şeyde beni rahatsız eden birşey var.

Ayrıca bir üst yoğunluk açıklayıcı cevap vermeli. Aydınlatmalı. Varsa öyle birşey"işte önce 119 milyondu,sonra ölenler oldu şu sayıya ulaştı vs.."demeli.
Ben bir soru soruyorsam,cevabı olabildiğince/yapabildikleri kadar açık ve net değilse eğer,bu cevabı bulmak için uğraşırken,"oyalanırken"...

Ra'ya bir soru sorulduğunda elinden geldiğince açık ve net cevaplar vermeye çalışmış. Kasyopyalılar kişisel sorulara bu kadar zaman ayırırken,neden böyle bir soru için daha açık bir cevap vermediler?
Kişisel soruları pek istemediklerini anımsıyorum ama yine de cevaplamaya çalıştırlar. O kısma bakmam ve anımsamam lazım.
Bizimle dalga geçiyorlarmış gibi hissetmeme neden olan şey ne?



Edited by - pandora76 on 06/07/2010 17:54:06
Go to Top of Page

JCA
Gezgin

Turkey
0 Posts

Posted - 06/07/2010 :  18:19:42  Show Profile  Reply with Quote
@pandora76

Yok,anladığınız gibi bahsetmek istememiştim. Yazdıklarım biraz muğlak kalmış sanırım. O da benim beceriksizliğim. Bu aralar yorgunum biraz ifade zorluğu yaşıyorum. :)

Düşündüğüm şey, inanç ile hareket etmenin, sonrasında gerçekleşme arasındaki bağlantısı. Onu açıklamaya çalışmıştım. Öbür türlü yukarıda açıkladığım gibi ben 102 binlik bir yerde yaşıyorsam neye inanırsam inanayayım görülen ve kabul edilenin dışında bir o anki gerçek olmadığı kanısı. Ama zamanla oluşabilecek değişkenlikler de söylediğimi haklı çıkarabilir. Kahinler, düşünürler, filozoflar sanıyorum bu durumdan ötürü ancak ileride anlaşılabilmişlerdir.

Bu bir derin düşünce ürünü. Şimdiki zamandan bahsettiğimizde ise durumlar çok farklıdır. Kasyopyalılar 19 da olabilir 119 da olabilir diyor ve Laura afetten hemen sonrasını soruyor. Kasyopyalılar da hem 19 hem de 119 diyor. Belirli bir zamandan bahsedildiği için de bu ifade çelişkili. Yani bence doğru değil. Yukarıda anlatmak istediğim buydu.

"Bizimle dalga geçiyorlarmış gibi hissetmeme neden olan şey ne?"

Hahahaha. Bende aynı düşünüyorum. Aslında Laura ve ekibi ile dalga geçiyorlar. Çekim etkisi. Mesela siz olsaydınız verdikleri cevapları sorgulardınız. Ben de öyle yapardım. Siz bir düzine çıkarmışsınız. Daha da çıkarırsınız. Ben de bir o kadar çıkardım ama bir yere not almadım.Büyük bir kısmını unuttum. Aslında bütün celseleri tekrardan okuyup çelişkileri hafızaya almayı planlıyorum.

Bir de aklıma takılan bu varlıklarla iletişime geçen ekibin mantık yapısı. Bazı soruları gerçekten anlamsız. Mesela sizin yazdığınızdan bir örnek vereyim,

S: Merhaba.
C: Bu şekilde ritüelsiz yapmanız güzel.
S: (L) Ne tür bir ritüel yapmamızı istiyorsunuz?

Bu şekilde ritüelsiz yapmanız güzel diyorlar ve ekip bu cevaba karşılık ne tür bir ritüel yapmamızı istiyorsunuz sorusunu soruyor? Bilmiyorum belki bu celseyi yaparken içmişlerdir,ya da esrar çekmişlerdir. doğrusu ben esrarı hayatta kullanmadım ama alkol çok kullandım ama alkollüyken bile ben böyle cevaba böyle bir soru sormam. Ritüel gereksiz diyor, onlar da nasıl bir ritüel uygulamalıyız sorusunu soruyor? Yani ilginç. Alakasızlığı direk farketmişsinizdir.

Dediğiniz gibi kişisel sorularda aynı şekilde çok yüksek.


Esasen ben bu ruh celseleri ile ilgili şunları düşünüyorum.

Alınan bilgiler ve çağrılan varlıkların derecesi, çağıranın idraki ve bilgi düzeyiyle ilgili. Bu spiritüalizmde çok bahsedilen bir olay. İsteyen herkes ruh çağırabilir ama tabi gelen, çağıranın bilgi düzeyinde olur. Kanal bilgilerinde inandığım tek kaynak Ra bilgileri. Bu forumda sanıyorum bir çok kişi Ra bilgilerine büyük güven duyuyordur. Ben de öyle.

Örneğin ne siz, ne de ben, ne de diğer forum üyeleri ruh çağırma celseleri ile ilgilenmiyor. Yani bilmiyorum belki ruh çağırıyorlardır ama ben bunu yapmadım. Çünkü bilgime güvenmiyorum ve aldatılabilme ihtimalimin yüksek olduğunu düşünüyorum. Onun yerine büyük üstadların eserlerini okuyorum. Örneğin Lao Tzu. Bu insan bu konulardan bahsediyor, uyarılarda bulunuyor ve çok samimi. Kendisi de iletişime geçmiş birisi. Bir rehber. Maharaj da aynı şekilde çok değer verdiğim birisi. Sonra Mevlana var, yunus emre var, ibn-i arabi var ve pek çok diğerleri. Ben bunların okunmasını önerdiğimde diğer insanlar Maharaj'ın öğretileri çok gerekli değil gibi tepkiler alıyorum. Bunu diyenler çok bildiklerini düşünüyorlar. Çalışmadan ve kendini adamadan. Ben bu insanların söylediklerine inanmıyorum.

Kasyopya celselerinin içinde doğru bilgiler olmakla birlikte insan aklında karmaşa yaratacak bilgiler olduğunu düşünüyorum. Ve sonucu da karmaşa oluyor. Aynen sizin dediğiniz gibi gerçek net ve basittir. Çünkü basit olan mükemmeldir. Karmaşık olan bozulmaya müsaittir. Bunu anlamak ta bilgidir. Ama bu da çaba gerektirir. Bu konuda da fikirlerim bu şekilde.






Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  02:11:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Yanlış anlamışım JCA,hele ki nette birbirimizin yüz ifadelerini göremediğimiz için daha fazla yanlış anlayabiliyoruz.

Alkollüyken bile böyle soruya böyle soru sormam demişsin:) Doğrusu benim hissettiğim şeyi söylemişsin. Çünkü duyduklarıma gerçekten de inanamıyorum ve kendimi çok garip,sanki başka bir gezegenden gelmişim gibi hissediyorum bu şeyin normal olması gerekiyorsa düşüncesine kapılınca ,normal birşeymiş gibi algılayamadığım için ve hissettiğim şey bu.

İnsanın aklı karışabilir,karıştırılabilir ve sonrasında çokça saçmalayabilir bunu anlarım ama daha başında böyle birşeyi doğrusu anlayamıyorum. Belki de böyle bir temas kurdukları için heyecandan şaşırdılar ve anlayamadılar veya birşekilde yanlış anladılar. Ya da benzer titreşimlerde oldukları için inanmak istediler onlara.

İnsanların nasıl parçalanacağı bilgisi,nasıl insanı koruyabilir? Ömrümde duymadım ben böyle şey ve eğer bu şey normal olduğu halde ben kabullenemiyorsam,ya başka bir gezegenden geldim ya da başka birşey.

Bilmiyorum ,bir açıklama getiremiyorum çünkü bu şeyleri ne mantığım ne de kalbim anlamıyor.

Edited by - pandora76 on 07/07/2010 03:28:23
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  02:43:12  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Kasyopya celselerinde benim de çok ilgimi çeken bilgiler var söylediğim gibi ve ilgileniyorum da onlarla ama sorun o değil. Sorun bilginin bizi kendi başına nasıl koruduğu. Bir yerinden tutabilsem, mantığını bulabilsem tamam diyeceğim ama hiçbir tutar yanını bulamıyorum ki onaylayayım kendi içimde..Nereden tutsam dökülecek gibi ve tuttuğum an hakikaten de dökülecek.

Niye Ra bilgilerini çok güzel diye överken kendi içimde,Kasyopya celselerini anlaşılmaz olarak nitelendireyeyim?
Ha o ha bu..Ne farkeder ki benim gibi çok uzun zaman önce dini inançlarını yitirmiş bir insan için? Para mı veriyor ki Ra bana yakın gelsin,çıkarım olsun?

---
Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil.
---

Sevginin tanımı doğru değilmiş. Ben buna nasıl bir mantıklı cevap verebileyim diye düşünüyorum,ciddiyim.

Bize sevgiyi "öğretecekler". Ömrüm boyunca bu kadar garip birşey duymadım. Dahada garip olan şey,sevgi=bilgi=ışık der iken,sevgiden çok bilginin önemsenmesi. Eğer önce bilgi ise,ne diye sevgi=bilgi oluyor? ...Diyorum ve hiçbir mantıklı açıklama bulamıyorum.

Bilgiden sevgiye geçmemiz gerekiyorsa eğer,ne diye bilgiden önce sevgi yoğunluğu var ve ne diye Ra herşeyi yaratanın bilgi değil de sevgi olduğunu söylemekte.. Bunu da anlamıyorum.

Ve daha da fazlası,Ra önceki yoğunluk sevgi derken önce bilgi diyen bir kanal bilgisiyle nasıl birleştirebilirim..bunu da anlamamaktayım.
Ve ayrıca "bilgi" ile,"bilgelik" yoğunluğu sanki aynı şeymiş gibi anlatılmasını da anlamamaktayım.

Bir anne...
Hiç okumamış,bilgi edinmemiş ama evladını çok seviyor. Bilmediği halde ne diye çocuğunu seviyor? Bilgisi olmadığı halde o karanlıkta kalmış sevgiyi nasıl olupta açığa çıkarıyor? Bilgisi nasıl aydınlatıyor?

İnsan bildikçe anlayabilir. Anladıkça "bir" olduğunu görebilir ve kendine olan sevgisinin,aslında herşey olduğunu kavrayabilir.
Bir kedi yavrusunu kollar. Yılan bile yavrusunu sokmaz. İçgüdüsel olmamalı bu sadece. Bir kediye çok yakın davrandığınızda size sokulabilir çünkü verdiğiniz o sevgiyi arar. Kedi "bilgi sahibi" olduğu için mi bunu yapar?





Edited by - pandora76 on 07/07/2010 03:06:03
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  03:13:20  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
24 Kasım 1994 F___ ve Laura

S: (L) Tamam, ona ne söyleyeceksiniz? Sizin gerçek bir kaynak olmadığınızı ve onu oyaladığınızı düşünüyor, bu suçlamaya cevap olarak ne söyleyeceksiniz?
C: Yalan diye birşey yoktur.

S: (L) Tamam, olabilir ama o sizin söylediklerinizin doğru çıkmadığını, Güney Karolina'daki iki küçük çocukla ilgili herşeyi bütün ayrıntılarıyla tanımlayamadığınızı söylüyor ve tanımladığınız birkaç şeyi de yalan olarak yorumluyor.
C: Yalan diye birşey yok, sadece yorumlar var.
----

Yalan diye birşey yok ve dolayısıyla bir insan bir başka insana iftira atmak isteğiyle"o parayı sen çaldın"der ise eğer,o parayı çalan o olmasa da,bu bir "yalan değildir". Sadece bir YORUMDUR.

Hatta "neye inanıyorsak o" olduğuna göre,parayı çalanın o olduğuna inandığımız zaman parayı çalan da o dur.

"Biz" neye inanıyorsak o dur.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  03:36:59  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
25 Temmuz 1998 Frank, Ark, Laura

S: (A) Bilginin koruduğunu söylüyorsunuz. NEYE karşı koruyor?
C: Pek çok şey. Bir örnek: Dönüşüm sonrası travma ve kafa bulanıklığı.
----

Ve tam tersine,bizleri diledikleri gibi kaçırabileceklerine dair bilgi "travma" yaratıyor. Ya kaçırırlarsa "korkusu"...

Bu korku beki kaçrılmaktan daha ciddi bir travma çünkü korktuğumuz şeyin gerçekleşme beklentisi belki de korkunun kendisinden daha da korkutucu zaman zaman ,çünkü beklemek gerçekten de korkutucu.

Bu kaçırılma korkusu,travmayı yaşamaktansa,"kaçırsınlar da bitsin ,ki kurtulayım bu korkudan,paranoyadan " bile diyebilirim.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  03:49:00  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ve kaçırılanlara neler yapıldığını "bilmek" benim kaçırılanların yaşadığı "travmayı"hayal etmeme neden olur iken , nasıl kaçırılmaya dair bir "travmaya karşı korunma" sağlayabilir?

Mesela Sümerlerden ,tarihten bahsedelim. Bu bilgi beni nasıl parçalanmış insanların yaşadığı şeyler, bunları yaşama ihtimalinin yarattığı "travmadan "koruyabilir?

Ben kaçırılma korkusunun yarattığı bir travma geçiriyor iken Sümerlerden banane?

Sümerlere dair bilgi,benim travmamın bitmesine dair ne gibi birşey yapabilir?
Not:Sümerler bir örnek sadece. Çünkü kanallama ve meditasyon var bizi koruyan.

Bilgi korur.

Edited by - pandora76 on 07/07/2010 03:49:29
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  04:02:54  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
8 Ağustos 1998 Frank, Ark, Laura

S: (L) Clinton'un yalan söylemekle suçlanması fikrine halkın göstereceği reaksiyonun mu olumsuz olacağını söylüyorsunuz?
C: Siyasi faaliyet alanınızda olan herşey politika dünyasının birşeylerle meşgul tutulmasına yönelik olaylar yalnızca.

S: (L) Şu anda halkın duygusal durumuna göre Kenneth Starr bir cadı avında. Bunun insanların gerçekten umrunda olduğunu sanmıyorum aslında. Starr'ın iddia ettiği gibi Clinton kaçmaya mı çalışıyor ve gerçekten iddia ettiği kadar ahlaksız mı?
C: Evet ama ne olacak?!? Bunların hiç birinin sizin dünyanızın kontrolüyle ilgisi yok. Kontrol tamamen gizli çevrelerde gerçekleştiriliyor.

S: (L) Clinton'un indirilmesinin amacı ne olabilir?
C: Dikkat saptırıcı.

S: (L) Neyden saptırıcı?
C: Gerçekten önemli olan herşeyden.
----

Çöldeki sahte peygamberler geldi aklıma. Dikkati saptıranlar.

Bir şey var ve siz onu farketmişsiniz ama karşınızdaki ona adandığı için,bariz bile olsa görememekte ya da görmek istememekte hatayı. Bu nedenle o hatadan sözederken"bak görüyormusun resmin yanındaki kızı,kızcağız nasıl görünüyor vs..."diyerek,mantıklı bir cevap veremeyeceği için,dikkati farklı birşeye çekmeye çalışabilir.

Mesela sevdiğimiz biri üzülse onun üzülmemesi için farklı birşeyler düşünmesini sağlamaya çalışırmıyız?

Bunu yapabiliriz sevdiğimiz için ve birşeye fanatizm boyutunda bağlı isek eğer, fanatikçe "sevdiğimiz"o şey için de,bunu yapabiliriz.

Biri iyi niyetledir,diğeri kötü ve aslında kötü değil belki de...İnandığımız için ...denilebilir mi..

Edited by - pandora76 on 07/07/2010 04:06:24
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  13:03:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Pleyades Bilgilerinden:

Ve asıl planlayıcılar kendi planlarını yaratmak üzere işe koyuldular; Dünya'nın frekansının değiştirileceği bir zaman gelecekti. Ve o zaman geldiğinde, yeni sahipler eğer frekanslarını değiştirmezlerse yok olacaklardı. Besin kaynaklarını kaybedeceklerdi; korkunun yarattığı besin, endişenin yarattığı besin, kaosun, açlığın, umutsuzluğun yarattığı besin ortadan kalkacaktı. Resmi anladınız mı?
----
Soru: Gerçekliğimi sadece yaratmaktan ziyade, gerçekliğimin kendisi olduğumu hissediyorum. Ve dışarıdaki her şey de benim bir parçam. Yani siz kertişlerden bahsettiğinizde, sürüngen beynimle tam olarak bütünleşmemiş olduğum anlamına mı geliyor bu?

Evet.
----
Soru: DNA'mızı kim kontrol ediyor? Görünüşe göre DNA'larımız üzerinde oynayan farklı kaynaklar var. Kendi DNA'mı kendim kontrol etmek istiyorum.

Bu bilgiye uyanır uyanmaz DNA'nızı kendiniz kontrol edersiniz. Görebileceğiniz gibi tüm gezegen öyle bir şekilde kontrol ediliyor ki, gezegene doğumunuzdan itibaren kendi gerçekliğinizin kontrolünün size ait olmadığı, herşeyin tamamen dışsal olduğu, herşeyin sizin söz sahibi olmadığınız birşeye dayalı olduğu öğretiliyor ve bu yönde eğitiliyorsunuz. Yanlış! Herşey üzerinde tam bir kontrolünüz var. Bunu keşfedene kadar ve buna inanana kadar, bu özgür irade bölgesinde herhangi birinin size dilediğini yapabileceği bir duruma geliyorsunuz. Ve masumiyetiniz içinde, DNA'nızın, zekanızın ve diğer pek çok şeyin kontrol edilmesine neden olan şeylere maruz bırakıldınız.
----
Kimi zaman özgürleştirici bilgi de yayınlanıyor -hatta belki bir Yeni Çağ gösterisinde bile olabiliyor bu. Yine de, ne kadar yükselebileceğinize, sınırsız olabileceğinize ilişkin bir televizyon gösterisini izlerken, bilinçaltı bir düzlemde sizi özgün düşünceden alıkoyan bir frekansa maruz kalıyorsunuz. Bu bilinçaltı etki, sizi hareketsiz ve bir “hayatta kal, dakik ol, sessiz ol, işe git” toplumuna bağlı kılıyor. Televizyon hareketsiz, oturulup aşırı yiyerek geçirilen bir yaşamın propagandasını yapıyor. Çevrenize bakın. Uyanın insanlar!








Edited by - pandora76 on 07/07/2010 13:11:21
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  14:38:06  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1598

Bu linkte Ple'lilerin mesajları var ve korku üzerine güzel bir sohbet.
Kısa bir bölüm,

Bozadi yazdı:


bu tür tek yönlü kitaplar ve kaynaklar iki ucu keskin kılıç gibi. doğru ve önemli bazı gerçeklikleri etkileyici bir şekilde ifade ediyorlar ama kesinlikle denklemin bütününü ele almıyorlar. insanlığın yaşam koşullarının durumunu, hikayesini ele almıyorlar. ballandıra ballandıra anlattıkları şeylerin neden ve nasıl engellemelerle karşılaşacağını ele almıyorlar. negatifin halihazırdaki hakimiyetine ısrarla "kör" kalıyorlar. burada yeterince dürüst olmayan birşey var. ve uyandırıcı gibi görünüp çok daha şiddetli bir şekilde bizi acılı bir şekilde uykunun derinliklerine fırlatacak potansiyeller taşıyorlar. iki ucu keskin kılıç. biraz şüpheci yaklaşmak gerek. tüm varoluşun birliği ve aynılığı bilgisine değil, bu bilginin servis ediliş biçimine karşı. doğru bilginin bile negatif bir silah olarak kullanılması mümkündür.

bu tür kitapların hayatın mevcut koşul ve gerçeklerinden ne kadar yalıtık, ne kadar kopuk olduğunu, kurdukları harikalar diyarında insanı şimdi ve buradaki gerçek koşullarından ne kadar kopardığını, ve iyilik yapmış gibi görünürken aslında kötülük de yaptığını pek çok insan duyumsamış, bir rahatsızlık hissetmiştir bence.

bu kaynakları kötüleyip durmak gibi bir niyetim yok ve faydalandığım yanları olduğunu da saygıyla dile getiriyorum. yalnız tek başlarına çok fazla şey ifade etmiyorlar. gerçeği bütüncül bir şekilde ele almıyorlar. gerçeğin, koşullarımız itibariyle "marjinal" olan bir yanını vurguluyorlar ve büyük riskler de yaratıyorlar. insanları bir uçtan diğerine fırlatarak daha da dengesiz bir hale sevk ediyorlar. mevcut durumuyla insanların bu dengesizliğe maruz kalması kaçınılmazdır. yazar (bu yöndeki pek çok kitaptan herhangi birinin yazarı) bir bakıma çok masum ve melek gibi görünüyor. ama sokaktaki hayatın nedenini nasılını ele almadıkça, ne kadar bilinçli bir negatif projenin uygulanmakta olduğu gerçeğine körlük tasladığı sürece o negatif projeye de hizmet ediyor olacaklar.
-----

Bu korku dolu celseleri okuyunca ister istemez aklıma kötü doğru olasılıklar gelmişti. Ama yukarıdaki yazıda geçen şu cümle: "bilginin bile negatif bir silah olarak kullanılması mümkündür" sözü,önceden Kasyopya Celselerinden / Yazılar_._Görüşler,başlığına yazdığım mesajın bir bölümünü anımsattı. Konuya uygun gelen kısa bir bölümü:
-----

Bilgi koruyor ise eğer, bize hangi kaynak bilgi veriyorsa, o kaynağa iman etmeliyiz.
Ra ,negatiflerin teknolojik bilgi verdiklerini söylüyordu.
Düşünüce bunu da çok mantıklı buldum.

Negatif yol, kölesi olmasını istediği varlıklara en yüksek teknolojiyi iletir ve böylece kölelerini hazırlar. Neden kendsine katılacak yeni varlıkları teknolojiden habersiz bıraksın ki? Bu negatifin eğitiminin parçası. Tabi bu durumda,bu son derece doğru gözüken bilgileri alan varlıklarda"ne kadar bilimsel ve bilimsel verilerle karşılaştırdığımda ne kadar da doğru gözüküyor"demeli haliyle. Madem bilimsel verilerle bu kadar uyumlu,öyleyse doğru olmalı?
Ve plan böylece ilerlemeye devam eder.
Teknolojik bilgilerle uğraşmak öyle çok zaman alırki,4bh ye geçiş için gerekli olan "sevgi",unutulmuştur. Nasıl olsa bilgi aynı zamanda "sevgidir".

Öyleyse eğer,neden big bang teorisini okur iken içimde bir sevgi duygusu yeşermiyor?
Belki de yanlış bilgiyi okuduğum içindir. Sık sık "bilgi korur"diyen ve içeriğinde pek çok kaçırılma vakası olan bilgileri okumalıydım belki de. Böylece kaçırılmaktan nasıl korunacağımı öğrenmek,içimde sevgi yaratacaktı lakin ben kaçırılma hikayelerini okur iken,korku dan başka birşey niye hissetmedim?

Aslında iyi fikir.
Bilgi korur derim ve pek çok kaçırılma hikayesi olan bilgilere odaklanmayı sağlarım. Bilgilendikçe(kaçırılma hikayeleri)korunurum(her nekadar beni korkutsalarda?) Nasıl olsa korunduğuma göre bilgilendikçe,korksam ne olurki?
Korktukça korkar,korkmayacağım o güne erişmek için,daha çok bilgilenirim(çünkü bilgi beni birşekilde koruayacak) Böylece sevgi,iman....Bh ye götürecek tüm yolları,tıpkı Ra' nın da söylediği gibi"kurnazca yollarla"atlamış olurum.

Hala korkmayacağım o günün gelmesi için,bilgilendikçe bilgilenirim. Nasıl olsa,yeterince bilgilendiğimde,artık korkmayacağım günler de gelecektir.

Edited by - pandora76 on 07/07/2010 14:40:40
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  15:27:07  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
doğru bilginin bile negatif bir silah olarak kullanılması mümkündür
----

Cezbeden,bir silaha dönüştürülen şeylerden biri de"bilgi". Buna yürekten inanıyorum. Kişi ilgi çekici farklı bilimsel bilgiler gördüğünde,bilgiyi otorite kabul ediyorsa "madem bu kadar bilimsel,doğru o zaman"diyerek gözü kapalı iman edebilir. Bunun akıllıca bir yol olduğuna inanmıştır çünkü.
Bir tartışma esnasında,bir bilimadamının bilgiye dayalı bile olsa kişisel yorumlarının tartışılmaz gerçek gibi öne sürülmesi gibi. Oysaki Einstein bile tüm bilgiye sahip değildi ve bilgiye de tapınmadım hiç.

Kimimiz matematik,kimimiz felsefe,kimimiz psikoloji,fizik vs...İlgi duyduğumuz bir ya da birkaç alan vardır haliyle. Ben tarihi hep çok sevdim ,büyük kardeşimin kitaplarını kendisinden çok belki de ben okurdum. Ama hiç alakasız bir ders,geometri en sevdiğim dersti ve bu nedenle en çok da geometri öğretmenimi uğraştırırdım:)
Severdim çünkü o çember,üçgenlere paralel açılar çizmek,keşfetmek,bir bulmaca gibi bilinmeyeni açığa çıkarmak çok zevkliydi. Sevemediğim şey,ezberlemek.

Yani Kasyopya celselerindeki gibi kişinin araştırmasına dayalı bulmaca gibi bilgiler en çok çekilebilecek olanlardan biri de benim ama bilgi benim için çok önemli ve hatta astrolojide hayat amacımın gerçekleşeceği ev,daha fazla itilim duyacağım ve duyduğum konu olsa da,bilimsel olması yeterli değil.

Bilim insanlarımız harika çalışmalar yapmakta ve birleşik alan teorisine dair. Üstelik onlar gördüğümüz gerçek varlıklar.
Kasyopya celselerini bilgilenmek amacıyla okurken,verdikleri bilgileri fırsatım oldukça, biliminsanlarımızın yaptıkları çalışmaları okuyup kendime göre değerlendirmeye çalışıyorum yani ben bu hizmetten böylece yararlanıyorum. Ama bu tür bilgileri okurken,korku verici unsurları es geçiyorum. Zaman zaman korkutmuş olsalarda önceden.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  15:46:54  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Son zamanlarda daha çok Maharaj,felsefeye yönelmiş durumdayım daha çok ama onlarada tapınmıyorum.

Ra,20.Celse:
Soru: Böyle taştan yapılmış kafaların,insanların kendine hizmet yolunu seçmelerinde nasıl etkili olduklarını anlatır mısınız?

Ra:Gözünüzün önüne,varlıkları kontrol edemedikleri güçlerin insafına kalmış bir biçimde yaşamakta olan insanları getirin. Sadece güçle yüklenmiş(şarj edilmiş)bir heykel ya da kaya oluşmuyla,bu heykeli ya da oluşumu görenlerin özgür iradelerini bu güce,kendi kontrolleri dışındaki olaylar üzerindeki bu güce doğru yöneltmek mümkündür. Bu da,diğerleri üzerinde güç kurma yönündeki daha ileri sapmalar için bir potansiyel yaratacaktır.


Edited by - pandora76 on 07/07/2010 15:47:15
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  19:20:11  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Ra:Bunlar düşünce yoluyla yapıldılar. Bunun için de,bu heykellere bakacak olanların zihinlerinin derinlikleri taranarak bu varlıklarda en yüksek düzeyde korku ve huşu duygusu uyandıracak imajların hangisi olduğu araştırıldı.
----
Soru:Bu başları yapan Orion'lu varlık hangi yoğunluk derecesinde bulunuyordu?

Ra:İlk ana devrenizdeki varlıklara bu fırsatı sunan varlığın yoğunluk derecesi sevgi ya da idrak yoğunluğu olan dördüncü yoğunluk derecesidir.

Soru:Dördüncü yoğunluk derecesi negatifi ile dördüncü yoğunluk derecesi pozitif için aynı terminolojiyi kullanıyorsunuz. Bu doğru mu?

Ra:Doğrudur. Sevgi ve idrak,ister kendine ister başkasına yönelik olsun,bir ve aynıdır.
-----

Yani negatif yol bu tür çok farklı yollarla insanı korkutabiliyor. Böylesine kurnaz.

26.Celse;

Ra:Doğrudur. Eğer korku ve kıyamet haberciliği varsa,büyük olasılıkla bu negatif yapıda bir temastır. Ama eğer sonuç UMUT,dostça duygular ve diğerlerine önemli ve amaçlı bir hizmet verebilme yönünde uyandırılmış pozitif duygularsa,bunlar bir Konfederasyon temasının şaşmaz işaretleridir.
----

Öyleyse eğer,bu sözlerin sahibi ile,umutsuzluğu ve korkuyu veren kaynak nasıl birleştirilecek? Sorun görüş farkı değil sadece,birinin kendisini bh,diğerinin içeriğini kh olarak nitelendirmesi.
----

61.celse:

Ra:Fikrinizi açık ve düzgün bir biçimde ifade ettiniz,ancak öznel bilmeyle elde edilen özgürlük ile öznel kabullenmeyle elde edilen özgürlük arasındaki bağlantı açısından biraz karışıktır. Bu ikisi arasında önemli bir fark bulunmaktadır.
Bu-öznel olarak da olsa- bir bilme boyutu değildir,çünkü katalizör doğuran her bir durumu etkileyen kozmik ve diğer içeriye-akışları geniş kapsamlı olarak göz önünde bulundurmamaktadır. "Şu anda olanı"öznel olarak kabullenebilmek ve bu anın içinde sevgiyi bulabilmek daha büyük bir özgürlüktür.
Kanıt olarak öznel olarak bilme,bir dereceye kadar kötü bir arkadaştır;çünkü ne kadar çok bilgi biriiktirilmiş olursa olsun,3.yoğunluk derecine ait sapmalar yüzünden anormallikler(kural dışı durumlar )olacaktır.
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  20:39:40  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
22 Kasım 1997 F___, Laura, Ark, AK

S: (L) Meksika'ya gidiş için gerekli hazırlıkları yaptık ve görünüşe göre tek sorun Ark'ın vizesini zamanında alamayabilecek olmamız. Bu işi nasıl hızlandırabileceğimizle ilgili bir tavsiyeniz var mı?
C: Bunu Meksika konsolosluğunda hızlandırın. Durumu açıklayın; ekonomik gelişim.

S: (L) "Ekonomik gelişim" derken?
C: Arkadiusz'un orada bulunması ülkeleri için faydalı olacak.

S: (L) Bu işe yaramaz! Oradaki adamlar bize herhangi resmi birşeyden veya konferanstan, fizikçi olmaktan veya bir üniversiteyle bağlantılı olmaktan bahsetmememiz gerektiğini, yoksa bir sürü bürokrasi ağına takılıp işin içinden çıkamayacağımızı söylediler! Ve sadece bir turist olduğun dışında herhangi birşey belirtirsen asla vize alamazsın!
C: Eğer öyle diyorsan.

S: (L) Adam bize öyle söyledi. Hem de iki kere.
C: O zaman onunla yeniden konuşun.

S: (L) Sinirlenmeye gerek yok. Sadece vizenin zamanında çıkmasına çalışıyorum. Bunu yapmanın bir yolu var mı?
C: Rüşvet.

S: (L) Tamam, gerekirse birine rüşvet veririz. Kime rüşvet vermemiz gerekiyor?
C: Xavier.

S: (L) Artık o kimse! Meksika yolculuğuyla ilgili başka birşey? A___ burada güvende olacak mı?
C: Evet.

S: (L) J___ güvende olacak mı?
C: Belki.

S: (L) Peki J___'nin burada daha güvende olma ihtimalini arttırmak için ne yapabilirim?
C: A___'yı seç?

S: (L) Ne için?
C: J___'ye göz kulak olması için onu kirala.

S: (L) Tanrım! Bu günlerde herkese rüşvet vermek gerekiyor! Bu yolculuk hakkında söyleyeceğiniz başka birşey? Kiralık arabayla mı, yoksa panelvanımızla gitmemizi mi önerirsiniz?
C: Evet.
----

Yani Kasyopyalılar işinizi görmek için "rüşvet verin"diyorlar.

Bu üst yoğunluk,bizden daha "gelişmiş" bh'ye ait bir söz ve bu nasıl bir sözdür?

Şimdi birine işi olsun diye rüşvet vermek veya bunu tembihlemek pozitif birşey midir?

Bu şu anlama gelir:"Rüşvet verebilirsin yani amacın için gerekirse bunu bile yapabilirsin,öyleyse eğer,amacına ulaşmak için kh araçları bile mubahtır".
Ben böyle algılıyorum ve bu bana göre kayısı ağacı isterken,erik ağacı dikmek gibi birşey.
Kayısı ağacını kayısı ağacı yapan kayısı fidanı ise eğer,erik fidanı dikip"ama bu fidan kayısı ağacı olacak"demek neyi değiştirirki?

Rüşvet vereceğim,kötülük yapacağım ama yine de ve hala bh olacağım? Nasıl olacak bu?
Rüşvet vererek işini yaptırmak "kurnazca bir yol"değil midir?

Ra:Pozitif kutbiyet her şeyde sevgiyi görür. Negatif kutbiyet ise kurnazdır.
----

Ayrıca bu nasıl bir hırstır ki işini yapabilmek/amaca ulaşabilmek için "rüşvet vermek "bile önerilebiliyor?

Hırs negatif yolun özelliklerinden değil midir?

Bir "yolun sonunu" belirleyen,"yol-cu-luk" değil midir?
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 07/07/2010 :  21:44:10  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by bozadi

merhaba rinda. 4BH'nin bir parçası olduğunu bildirmekten sevinç duyduğum Tiversonus'un açıklamalarına ek olarak bazı fikirlerimi söylemek ve ilgili materyallerden birkaç veri sunmak istiyorum.

kasyopya celselerinde kendilerine "kasyopyalılar" adını veren bu varlıkların kasyopya takımyıldızı civarında yerleşik veya o bölgede yaşayan varlıklar olmadıklarına dair aşağıda çeşitli celselerde verilen bilgiler sıralanıyor:

1- C: Sizin bulunduğunuz yerden görüldüğü şekliyle Kasyopya takımyıldızının 300 ışık yılı arkasındaki pulsardan dolayı Kasyopya'dan dünyaya olan güçlü sinyal yayını
açıklığını kullanıyoruz. Bu, 6'ncı yoğunluktan 3'üncü yoğunluğa bir temiz kanal aktarımı olanağı sağlıyor.

2- S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.

3- S:(S) Pleyadeslilerle aynı gruptan mısınız?
C: Aynı. Pleyades'teyken Pleyadesliler, Kasyopya'dayken Kasyopyalılar. Işık varlıkları.

4- S: (L) Neredensin?
C: Oradan değiliz ama siz Kasyopya olarak biliyorsunuz.

5- S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya'daki yayın kaynağı yoluyla bağlantı kuruyoruz.

6- C: Antareanlar, Arkturuslular ve Kasyopyalılar gibi ifadeler, kalınan bir yerden ziyade kanal oluşumuna yönelik bir transfer noktasına referansta bulunuyor.

7- C: ...Kasyopya olarak bildiğiniz yer aracılığıyla yoğunluk bağlantı çevrimi yapıyoruz!!

8- S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya üzerinden aktarım yapıyoruz.


ra bilgileri'nde, dünyadaki falanca bir negatif şahsın 4. yoğunluğa mezun olduktan sonra Kasyopya takımyıldızı bölgesindeki bir yere gitmeye karar verdiği söylendi diye, "kasyopya takımyıldızının" adının geçtiği bir kaynağı okuma zahmeti göstermeden "negatif" olarak damgalama tutumunda problemli bir yaklaşım gözlemliyorum şahsen. kendini kasyopyalılar olarak tanımlayan bu varlıklar ra'dan haberdar, ra'yı onaylayan, doğrulayan, hatta ra'nın "yoğunluk" ve "kh-bh" terimlerini aynen kullanan varlıklar, eğer negatif varlıklar olsalardı ve insanları saptırma, iyice negatife sürükleme amacı taşıyor olsalardı, kendilerine verecek isim olarak ra bilgileri'nde negatif bir varlığın gitmeyi seçtiği bir takımyıldız bölgesinin adını kullanmak gibi bir hata yaparlar mıydı?

celselerde bununla ilgili verilen vurucu yanıtlardan biri şuydu:

S: (L) Eğer siz Oryon KH olsaydınız ve size kim olduğunuzu sorsaydık Kasyopyalılar olduğunuzu söylemez miydiniz?
C: Hayır. Pleyadesliler olduğumuzu söylerdik. Popüler olduğu için aldatıcı.

kasyopya celselerinde bilgi veren varlıkların kendilerini geçici olarak ve belirli bir nedenle "kasyopyalılar" olarak tanıtmakta olduklarını defalarca belirtmiş olmaları bir yana, yer adına göre pozitiflik-negatiflik atfetmekte ayrı bir sakat anlayış vardır. falanca takımyıldız bölgesinde negatif varlıkların mevcudiyetine dair genel kabul gören bir bilgi varsa, orada pozitif varlıkların olamayacağını düşünmek, "tek boyutlu" (at gözlüklü) düşünmeye örnek olarak gösterilebilecek bir düşünce şeklidir.

örneğin adı neredeyse negatiflikle eşdeğer görülen "orion takımyıldızı" bölgesinde pozitif ve negatif varlıkların mevcudiyet oranı yarı-yarıya olarak belirtilmiştir kasyopya celselerinde. böyle birşeyin mümkünlüğünü hatta doğallığını anlamaya direnmek sorunludur.

"isim" meselesiyle ilgili olarak son örneği ra'dan vererek konunun bu yönüne bir nokta koymak istiyorum:

RA: Konsey üyeleri Konfederasyon'dan gelen temsilciler ilsizin iç katlarınızın titreşim düzeylerinden gelen -ve sizin üçüncü yoğunluk derecenizle ilgili sorumluluk taşıyan- varlıklardır. İsimler önemsizdir, zaten isim yoktur. Sizin akıl/beden/ruh bileşimleriniz isim talebinde bulunurlar, bunun çin de birçok durumda her varlığın kendi titreşimlerine uygun olan isimler kullanılır. Ama, isim kavramı Konsey'e ait değildir. Eğer isim talep ediliyorsa vermeye çalışacağız. Ama her birinin seçilmiş isimleri yoktur.

aslında kasyopya celselerinde verilen bilgileri negatif varlıkların verdiği iddiasında olanların bu beyanlarda bulunmalarına neden olan başlıca faktör, celselerin bir kısmını okuyup acıtıcı gelen bazı gerçeklik olasılıklarını gördükten sonra hemen bu etiketlemeyi yapma gereği hissetmeleridir. şimdiye kadar hesaba katmadıkları, perspektiflerini zorlayan şeylerle karşılaşır karşılaşmaz bunu hemen kötülemeye yönelik bir eğilim. newage literatüründen biraz fazla etkilenmiş bir eğilim.

kasyopyalıların bir soruya yanıt olarak "hem kendime, hem de başkalarına hizmet ediyorum" yanıtına kurbağalama atlayıp, "bakın bunlar açık açık negatif eğilimleri olduğunu da itiraf etmiş oluyorlar" şeklinde bir sonuç çıkaranların durumu da oldukça problemlidir. söz konusu yanıt, ra'nın da doğruladığı, 6. yoğunluk bilinç seviyesinin doğal bir yansımasıdır.

ra bilgileri'nde bunu doğrulayan bazı yanıtlar:

47. celseden:
RA: ...Çünkü pozitif/negatif kutbiyet, altıncı yoğunluk derecesinde artık tarihe karışır.

1. celseden:
RA: ...akıl/beden/ruh bileşiminiz vasıtasıyla yaptığınız dansın bir noktasında uyum içine girilerek kutbiyetler kaybolacak­tır.

7. celseden:
RA: ... Ama, aslında başkaları­na hizmet, sonuçta kendine hizmet demektir.

RA: Eğer Bir'in Yasası'nın özünü anlamışsanız, kendine hizmetle başkalarına hizmetin, aynı şeyi söylemenin ikili bir yöntemi olduğunu da anlarsınız.

bir'in yasası'nın mükemmel farkındalığına erişilen 6. yoğunluk bilinç seviyesinin doğal bir sonucu olarak ra bunları söylerken, kasyopyalıların aynı 6. yoğunluk perspektifiyle söylediği benzer bir yanıt insanlara neden negatif bir şeyin itirafıymış gibi geliyor acaba?

ra bilgileri'nde de dünya insanlığının negatif eğilimli olarak tanımlanabileceği ve çoğunluğun 4. yoğunluğa geçemeyeceği gibi "acıtıcı bazı gerçeklikler" veriliyor. yakında hep beraber bir altın çağa giriyoruz diyenler için acaba RA'nın da bu tür bilgileri vermesinde de bir negatiflik mi aramak gerekiyor acaba?

16. celseden:
SORU: O halde bu pencere dengelemesi, Koruyucuların, ko­ruyucu perde (karantina) vasıtasıyla Orion temasını tama­men bertaraf ederek kendi pozitif kutuplaşmalarını zayıflat­malarını da önlüyor, öyle mi?

RA: Kısmen doğru. Aslında, dengeleme eşit oranda pozitif ve negatif akımlara izin verir, bunlar da toplumsal bileşimi oluşturan varlıklar tarafından dengelenirler. Sizin gezegeninizde ise toplumsal bileşiminizin daha çok negatif eğilimli ol­masından dolayı, daha az negatif bilgi ya da dürtü gerek­mektedir.

13. celseden:
RA: Bu, son uzun sorunuz olsun. Dördüncü yoğunluk derecesinin yaklaşması, yakınlaş­ması, bir saatin vuruşları kadar düzenlidir. Güneş sistemini­zin uzay/zamanı, bu gezegenin farklı bir titreşimsel yapısı olan bir uzay/zamana doğru bir spiral çizmesine olanak ver­miştir. Bu da gezegen küresinin bu yeni sapmalar tarafından
şekillendirilebilmesine neden oluyor. Ancak, bu geçiş devresi sırasında insanlarınızın düşünce-formları öyle ki, hep birlik­te ibreyi kavrayıp pusulayı tek bir yöne döndürmeleri gere­kirken, hem bireyler hem de toplumlar yelpazenin her yeri­ne dağılmış durumdalar.

Bunun için de, sevgi titreşimine ya da bazılarınızın de­diği gibi idrak titreşimine girişiniz, mevcut toplumsal bileşi­miniz için etkili olamamaktadır. Onun için de öyle bir hasat olacak ki, çoğunuz üçüncü yoğunluk devresini tekrarlamak zorunda kalacaksınız. Gezginlerinizin, öğretmenlerinizin ve üstatlarınızın tüm enerjisi şu anda haşatı çoğaltmak üzerin­de toplanmıştır. Ama hasat edilecek pek az varlık var.

17. celseden:
SORU: Başka bir deyişle, dördüncü dereceye hasat edilecek varlıklar içinde daha çok sayıda pozitif ve daha az sayıda ne­gatif varlık bulunacak. Öyle mi?
RA: Evet. Ancak, insanların büyük bir çoğunluğu üçüncü yo­ğunluk derecesini tekrarlayacaklar.

31. celseden:
Cinsel enerji aktarımları ve tıkanıklıkları çok daha aslî ve önemli bir şeyin tezahürleridir. Siz insanlar kavgacılık ve sahip olma hırsına açık hale gelince ve bu eğilimler giderek
fâzlalaşınca, bu sapmalar da akıl ağacı yoluyla süzülüp be­densel ifadelere sızmaya başladılar; cinsel ifade de beden bi­leşiminin temelini oluşturduğundan, oraya da eriştiler. Bu yüzden, bu cinsel enerji tıkanıklıkları, her ne kadar Orion tarafından etkilenip yoğunlaştırılmışlarsa da, esas olarak varoluşun, insanların özgür iradeleriyle seçtikleri bir ürünü­dür.

ra bilgileri'nde bu paralelde başka yanıtlar da okuduğumdan eminim ve yeri geldikçe bunları örnek olarak verebilirim.

bu konuda söyleyeceklerim şimdilik bunlardan ibaret. 4bh ekibi olarak, sadece kasyopya verileriyle sınırlı kalmayıp, daha geniş, bir'in yasası'nın anlayışına yönelik, ihtiyaç duyduğumuz pozitif kutuplaşmaya da hizmet edeceğine inandığımız şeylerin arayışındayız ve elimizden geldiğince kısa süre içinde karşınıza bunlarla çıkmaya çalışacağız.

Go to Top of Page
Page: of 29 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.45 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits