Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ruhsal Kanal Bilgileri
 Genel Kanal Bilgileri Tartışmaları
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Previous Page | Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 29

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 02/03/2009 :  19:25:27  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Yukarıdan aşağıya bir şey işte:)))

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/03/2009 :  19:31:02  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Negatifler tanrının bilinciyle bağlantı kuramazlar,olsa olsa en fazla 6.negatif yoğunlukla bağlantı kurabilirler diye düşünüyorum!

Özgür irade yasası bir varlığın diğer varlığa kötülük edebilmesine izin verebilir(diğer varlığada kendini savunma özgürlüğü vermiştir)ve bu durumda kişi kendi gücünden fazlasını kullanamaz(bunada sonsuz zekanın "bir kısmını" kullanmak derim o da tamamı değil fakat sonsuz zekayla temas kurmak demem)ama çekim yasası kişinin "kendi gücüyle" alakalı birşey değildir.
Çekim yasasını kullanan kişi,"kendi gücüyle" birşey yapmaz,"çekim yasası" birşey yapar ve kötülüğe kullanmayı bir deneyelim dememin nedeni bu.
Çekim yasası bizim için birşey yapar iken;7 mevsimin olmaması,zamanın geriye akmaması gibi bir sistem dahilinde çalışır.Bu nedenle çekim yasasını kullanabilmek için,bizimde sistemle uyumlu çalışmamız şarttır.
Konu çekim yasası değil,sadece buradan,evrensel yasalardan yola çıkarak sonsuz zekayla nasıl temas kurabileceğimiz-kuramayacağımız.
Ayrıca üst boyutlar bu yasaların dışındamıki bize serbestçe diledikleri kadar kötülük edebiliyorlar(karşılaştıkları zorluklar kısıtlıyor tabi ve bu zorluğun tek nedeni yasalar değil benim düşünceme göre) ve hatta 8.boyuta kadar çıkarak bu kötülüklerin yapmaya devam edebiliyorlar?Sevgiler.

Edited by - pandora76 on 02/03/2009 19:33:40
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 02/03/2009 :  19:37:40  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili pandora üst boyuttakiler bize kötülük yapamıyorlar sadece tercihlerimizi özgür irade yasasına göre yönlendiriyorlar.Yine onlara kanıp kanmamak bizim tercihimiz olduğundan onlar bize kötülük yapmıyorlar biz kabul ediyoruz bilgisiz ve sevgisizliğimizin eksikliğinden. Birde Yoğunluk olarak negatifler altıncı yoğunluktan sonrası geçebilecekleri bir yedinci yoğunluk yok. Yedinci yoğunlukta tanrının saf bilincinin birliği var sadece ve bu da demek oluyor ki Kh'lilerin yedinci yoğunluğu yok.

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/03/2009 :  19:43:46  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Üst boyutların bize kötülük yapmalarından kastım,bizi kötülüğe yönlendirmekti zer-zivim.Teşekkür ederim emeğin,zahmetin için.
Sevgilerimle.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 02/03/2009 :  19:48:02  Show Profile  Reply with Quote
Ne demek gülüm benim sadece kelimelerle ifade etmek epey zahmetli bir şey bu yoğunlukta.Bir üst yoğunluğa geçtiğimizde belki yazmaya,harflere bile gerek olmadan birbirimizi anlayacağız mutlaka. Sevgiler derinden her ne kadar derinse.......

Edited by - zer-zivi on 02/03/2009 19:48:27
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/03/2009 :  20:02:08  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Belki şöyle bir sorun yaşıyoruz.Kelime farklılığı.Ben temas kurmak derken,saf zihni yada 8.boyutu kastediyorum ve sonsuz zekayı bilgi olarak düşünürsem,bu bilginin bir kısmını kullanmak(bir kısmıyla temasta diyebilirim ki zaten varolan herşey bilgi ise,hepimiz bilginin bir kısmını zaten kullanıyoruz bu da kişin kısıtlı enerjisi )evet ama saf zihinle kh için temas(saf zihnin yol göstermesi,tüm bilginin kullanılabilmesi,vs...)olmaz diyorum.Temelde aynı şeyi söylüyoruz dostum.
İyi geceler.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 02/03/2009 :  20:11:48  Show Profile  Reply with Quote
Kusura bakma gülüm benim ben bu gün yanlış anlamak gibi bir durumdayım sanırım,özür.Hem sen söylemiştin Bana bir kaç mesaj öncesi,sağolasın :) Benim bu gün kafam kazan gibi:)) Tabi kızımı sabah matematik yazılısına çalıştırdım ondandır:)) Sevgiler derinden.....

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/03/2009 :  20:40:41  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
Canım benim,kelimeleri yanlış yerde kullanıyorum bazen.Sonsuz zeka demişim saf zihin diyeceğim yerde,herşey karışmış birbirine.Yani bendende kaynaklanıyor.
Öpüyorum balım.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 02/03/2009 :  21:40:31  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bilim mi Varoluşu Oluşturmuştur Yok Sa Voroluş Gözlemlenerek Bilim mi?

Enegram batıya girmeden doğulu sufilerden alınan bilgilerden batıya taşınmıştır. Yakın geçmiş böyle biliniyor. Belki de insanın kurduğu Mu ve/veya Atlantis medeniyetinden günümüze gelmiştir.

Enegramı bilenin bir çok "sırra" vakıf olacağı söylenir. O bir şifrelemedir. O bir matematiktir.

Dolayısı ile "7 ler kanunu bilen "kimyagerler element cetvelinde olması muhtemel elementleri keşif yapmadan, atom ağırlıklarını, elektron sayılarını tesbit etmişler. Sonra elementi aramışlar. Son ra da keşfetmişlerdir.

Dolayısı ile "7 adet yoğunluk vardır" bilgisi bence önemli. Bu sayfayı okuyanların yanlış yönelmemeleri adına bildiğimi söylemek ise benim görevim. Bilmek daha çok sorumluluk getirir.

Bir gazete sayfasını 8 kez bükemezsin ortadan. Bunu deneyebilirsiniz. Yoğunluklar ise 7 tanedir.

8yoğunluk var demek 7'nin üstünde bir mimari var, bir bilinç var demektir, bu yaşadığımız varoluşu gözlemeleyen bilim açısından "yanlış veri" dir. Kaynağını da bilmiyorum. Ama 8. boyut olsa idi ki son durak asal olmalıdır, bizler ve varoluş olamazdı.

Yani 7 adet yoğunluk vardır.

Beraberce öğrenmek adına paylaşmak istedim.

Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

pandora76
Elmas

815 Posts

Posted - 02/03/2009 :  21:48:26  Show Profile  Visit pandora76's Homepage  Reply with Quote
"cassiopya.org u takip edenler varmı" diye bir başlık var forumda.Şimdi tam yerini hatırlayamadım.

Kasyopya celseleriyle,ra bilgileri arasındaki bu boyut sayısıyla alakalı bilgi farklılığıda tartışılmış.Hangi kanalın söylediği doğru yada aynı şeyi farklı bir dillemi söylemişler bilmem ama başlıkta buna değinilmiş.

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 02/03/2009 :  21:53:28  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Benim kanal bilgilerinden algıladığım şey, 8.yoğunluk başka bir gerçekliğin başlangıcı ya da Bir'in kendini yinelemesi.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 02/03/2009 :  22:12:42  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Dostlar,

"Beyaz ışın spektrumunda 7 renk oluşur."

Eğer 7 üzerinde bir yoğunluk ve/veya bilinç olsaydı, bu yoğunluktaki atomlar böyle olamazlardı ve tabi insan da: içaçıları toplamı 500 derece olan bir üçgen gibi bir şey olurdu.

Merkezde yoğunlaşıp çepere doğru yayılan tesirler, 'Onikiler' olarak tanımlanan ışınlardır.

Kozmos'un hareketleri, 'Yediler' denen çemberlere veya planlara yol açar.

Işınların daralan açıları teğetsel hareketleri başlatır. Bu hareketler birbirlerine zıt düştüklerinde, asal atomlar ortaya çıkar.

Atomlar farklı açılardaki yolculuklarında, birleşik atomları oluştururlar. Birleşik atomlar ise santrifüj kuvvetinin etkisiyle değişik planlara dağılırlar.

En dıştaki planda toplanan birleşik atomlar, daha ileriye gidemeyecekleri için merkeze dönerler. Bunlara 'gezgin' atomlar adı verilir. Belli planlarda yerleşen atomlar ise statik atomlardır.

Böylece, 'Merkezi Durgunluk' bölgesinde hiç bir atoma rastlanmaz; sadece asal Kozmik kuvvetler yer alır.

Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 02/03/2009 :  22:19:24  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
İşte buna sebep ve benimde anladığım 8.yoğunluk bir "yineleme" olabilir! Ya da her türlü bizsel bilimsel bilgiye rağmen bambaşka birşey! Çünkü Ra 7 den sonrası için " kendileri için bile gizem" olduğunu söylüyor

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 03/03/2009 :  01:50:43  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Kasyopya Celseleri'nden Seçmeler

S: (L) Kaç tane yoğunluk derecesi var?
C: 7.

S: (L) Yedinci seviyeye ulaştığınızda, 1'inci seviye ışık olarak mı tanımlanıyor?
C: 7'nci seviye varoluşun çekirdeği.

S: (L) Eğer yedinci yoğunluk varoluşun merkezi ise, bu, 1'inci yoğunluğun varoluşun dış kenarı olduğu anlamına mı geliyor?
C: Taban.

S: (L) 7'inci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Big bang.

S: (L) Big bang 7'nci seviyede mi?
C: Yeterince yakın.

S: (L) Yani hepimiz 7'nci seviyeye ulaştığımızda hep birlikte patlayacak mıyız? Hepimiz bir olacağız ve herşeye baştan mı başlayacağız?
C: Yakın.

S: (L) Bu pek hoş bir düşünce değil!
C: Neden? Zaman diye birşey yok, orası ebedi ikametgahınız. 7'nci yoğunluk, bedenin ölümü sırasında gördüğünüz ışık.

S: (L) Ölüp bedenini terk ettiğinde yedinci seviyeye mi gidiyorsun?
C: Görüyorsun.

C: Dezenformasyon güvenilir gibi görünen kaynaklardan gelir. Sahte bilgi toplamamanız sizin için çok ama çok önemli çünkü sahte bilgi, bilgisizlikten daha fazla zarar vericidir. Unutmayın, bilgi korur, ihmal ve bilgisizlik tehlike yaratır. Bahsettiğin bilgi T___, sana bilinçli olarak verildi çünkü sen ve J___ ve diğerleri, 4'üncüden 7'inciye kadar olan yoğunluk seviyeleri konusundaki yoğun ilginiz nedeniyle hedef seçildiniz. Birer "tehdit" olarak belgelendiniz bile.

S: (L) Boyut perdesinin tanımı nedir?
C: Kendini açıklıyor. Düşün.

S: (L) Boyut perdelerinden bahsederken, aynı yoğunluk içindeki bölümlerden mi bahsediyoruz?
C: Belki.

S: (L) Boyut perdeleri aynı yoğunluk seviyesindeki boyutları birbirinden ayırıyor olabilir mi?
C: Evet.

S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?
C: Evet.

S: (L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade ediyor.... Bu değişime neden olan şey nedir?
C: Doğa.

S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?
C: Deneyim.

S: (L) Bu, atomlar veya kuantum fiziğiyle veya atomların hareketleriyle ilişkili mi?
C: Evet.

S: (L) Tamam. Bir atom 3'üncü yoğunlukta. Bu atomu 4'üncü yoğunluktaki bir atomdan ayırt eden şey nedir?
C: Gerçeklik.

S: (L) Bir boyutu başka bir boyuttan ayırt eden şey nedir?
C: Varsayım. (Assumption)

S: (L) Varsayımı belirleyen şey nedir?
C: Deneyim.

S: (L) Bizim varsayımımıza göre atomlar katı maddeyi oluşturacak şekilde birleşiyorlar.
C: Varolan herşey sadece bir derstir.

S: (L) Tamam, bize doğru gelen dalga, bize varsayımlarımızı değiştirecek bir deneyim mi yaşatacak?

C: Madde 22: Bir yarısı şu ki; dalgayı pozitif şekilde deneyimlemek için varsayımlarınızı değiştirmeniz gerekiyor.
S: (L) Bu boyut sınırı, bir gerçeklik ile başka bir gerçeklik arasındaki sınır mı?
C: Evet.

S: (L) Yani bir boyut perdesi.
C: Evet.

S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?
C: Ya da "bir" Dünya. Herşey yalnızca bir derstir ve tekrarlıyoruz, bundan fazlası değildir.

S: (L) Benim deneyimlerime göre dersler genelde acı verici oluyor. Bu boyut sınırı geçişi veya bu birleşme deneyimi bizim 3'üncü yoğunlukta acı verici olarak tanımladığımız bir şekilde mi gerçekleşecek?
C: Bekle ve gör.

S:(TR) Ve ayrıca 5'inci, 6'ncı ve 7'nci yoğunluk seviyeleri var. Tüm bunlar da zamanın mevcut olmadığını ve ilgisiz birşey olduğunu gösteriyor. Bu, sonsuz sayıda yolla gösterilebilir.
C: Evet.

S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.

S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.

S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.

S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.

S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.

S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.

S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.

S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.

S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.

S:(T) Ay'da 7'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7'nci yoğunluk, Bir ile birliktir.

S: (L) Hiç yoğunluk tanımı yapmış mıydık TR? (T) Sadece yedi seviye hakkında. (L) Peki, yoğunluk tanımı nedir?
C: Bilgi tabanınızı kullanarak inceleyin; aranızda.

S: (L) Yoğunluktan ne anlıyoruz? (T) Yedi yoğunluk seviyesi var. (L) İlk yoğunluk seviyesi taşlar, mineraller, bitkiler. O seviye içinde bir farkındalıkları var. Taşlar bile büyüyüp hareket edebiliyor, ama bunu o kadar yavaş bir şekilde yapıyorlar ki, biz algılayamıyoruz. İkinci seviye hayvanlar krallığı. Bu yoğunluktaki farkındalık geometrik ilerleme ile ilgili. İlk seviyedeki farkındalık düz bir çizgi şeklinde. İkinci seviyenin farkındalığı ise çizginin kendine dik hareketle bir alan oluşturmasına dayalı, yani düzlemler. Üçüncü yoğunlukta insanlar var ve düzlemin kendine dik açıyla hareketine dayalı bir farkındalığı var, ama bunu hiç tam olarak deneyimleyemiyoruz. Herşeyi yalnızca üç boyutlu olarak görüyoruz çünkü hafıza ve bilgiye dayalı bir ilüzyon yaratıyoruz. Baktığımız herhangi birşeyin öbür tarafını veya içini bilemiyoruz. (J) Heinlein'ın kitabındaki denekler, bir yapıya farklı açılardan baktırıldıkları halde, sorulduğu zaman yalnızca soru anında görebildiklerine göre yanıt veriyorlardı... (L) Üçüncü yoğunluk böyle birşey. Herşeyi kendi algımıza göre bilebiliyoruz. Yani birinci yoğunluğu ikinciye, üçüncüye ve dördüncüye uygulayarak dördüncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta herhangi bir cismi aynı anda tüm yönlerden görebiliyorsun. (T) Her yoğunluk, kendi altındaki yoğunlukları da kapsıyor, yani dördüncü yoğunluk, ilk üç yoğunluğa yeni bir yoğunluğun eklenmiş hali. Buna göre beşinci yoğunluk da, dördüncü yoğunluğun kendine dik açı yapan hali oluyor. Aynı şey altıncı yoğunluk ve Kasyopyalıların "Bir" olarak isimlendirdikleri yedinci yoğunluk için de geçerli. Tamamlanma noktası. (L) Tüm bu şeyleri nasıl ifade edeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bize Boyutötesi Atomik Remolekülerizatörlerden bahsettiler, öyle birşeyi nasıl yapabileceğimizi sorduk. Oturup bir iki gün boyunca onları dinleyip notlar alacak vaktimiz olup olmadığını sordular. (RS) Benim var! Benim var! (L) Evet, biz de öyle söyledik ama gerekli parçaları nereden bulacağımızı sordular. (RS) Bu tıpkı Roma devrinde elektronik cihazlar yapmaya çalışmak gibi... (T) Veya bir köpekten bir kol saati yapmasını istemek gibi. ... (RS) Algımızın ne kadar aldatıcı olduğu konusu, deniz kabuklarıyla bilimsel olarak kanıtlandı. Bunu sizinle konuşmuştuk değil mi? (T) Evet. (RS) Üçüncü seviyede, boyutun değerinin mevcut enerji ile değiştirildiği veya birimin değerini değiştirmek için enerjinin kullanıldığı doğru mu?
C: Bu kavram yoğunluk sınırını aşıyor; üçüncü seviye ile sınırlı değil.

S: (L) Yedinci yoğunluktan sonra döngü yediden altıya mı devam ediyor, yoksa yediden bire mi?
C: İkisi de değil.

S: (L) Yedinciden aynı anda tüm yoğunluklara mı?
C: Yakın.

Edited by - Tiversonus on 03/03/2009 01:54:08
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 03/03/2009 :  12:59:10  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
HAYVANSAL OLMAYAN, YANİ HAYATTA KALABİLMESİ AÇISINDAN GEREKLİ OLMAYAN BAZI İHTİYAÇLARI OLDUĞUNU DA FARK EDİLMESİ- YÜZDE 54’ÜN ANLAMI NEDİR?





SORU: 75.000 yıllık devre başladığında, ortalama insan ömrü yaklaşık olarak dokuz yüz yıldı. O devredeki reenkarnasyon (tekrardoğuş) programlama mekanizması ve süreci nasıl işliyordu? Üçüncü yoğunluk derecesi madde alemine yapılan enkarnasyonlar arasındaki zaman, varlıkların tekâmülüne ne gibi bir katkıda bulunuyordu?

RA: Bu sorunuz birçok sorunuzdan daha karmaşık. Baştan başlayalım. Üçüncü yoğunluk derecesine yeni giren bir akıl/ beden/ruh bileşiminin enkarnasyon düzeni karanlıktan başlar; çünkü, kendi yoğunluk derecenizi bir uyuma ve unutma durumu olarak düşünebilirsiniz. Bu kat, tek unutma katıdır. Üçüncü yoğunluk derecesi varlığı için unutmak şarttır. Ancak bu şekilde, karışıklık mekanizmaları ya da özgür irade, yeni bireyselleşmiş bilinç üzerinde etkili olabilir.
Böylece, bu yoğunluk derecesine yeni giren varlıklar tüm masumiyetleriyle hayvansal davranışlara yönelmiş varlıklardır; diğer varlıklar onlar için sadece kendi benliklerinin birer uzantısıdırlar ve onları tümvarlık (tek varlık)’ın korunması ve devamı için araç olarak kullanırlar. Ancak varlık yavaş yavaş, hayvansal olmayan, yani hayatta kalabilmesi açısından gerekli olmayan bazı ihtiyaçları olduğunu da fark etmeye başlar. Bu ihtiyaçlar; arkadaşlık ihtiyacı, gülme ihtiyacı, güzelliğe duyulan ihtiyaç, çevresindeki evreni tanıma ihtiyacıdır. Bunlar ilk ihtiyaçlardır.

Enkarnasyonlar birbirine eklendikçe, başka ihtiyaçlar da keşfedilmeye başlanır; değiş tokuş (alışveriş) yapma ihtiyacı, sevme ihtiyacı, sevilme ihtiyacı, hayvansal davranışlarını daha evrensel bir bakış açısına yükseltme ihtiyacı gibi... Üçüncü yoğunluk derecesi devrelerinin başlangıcında enkarnasyonlar otomatiktir ve fiziksel bedenin ölümünün ardından yeniden, ara vermeden gerçekleşirler. Enkarnasyonun deneyimlerini gözden geçirmek ve sarsıcı etkilerini iyileştirmek için fazla bir ihtiyaç duyulmaz. Ancak, sizin deyiminizle, enerji merkezleri yüksek düzeyde harekete geçirilmeye başlandığında, enkarnasyon sırasında yaşanan deneyimlerin içeriği daha çok sevgi dersleriyle ilgili olmaya başlar. Bu suretle, enkarnasyonlar arasındaki zaman uzatılmaya başlar; böylece, bir önceki enkarnasyon sırasında edinilen deneyimlerin gözden geçirilmeleri ve etkilerinin şifa bulabilmesi için gerekli süre sağlanmış olur. Üçüncü yoğunluk derecesi aşamasının bir noktasında yeşilışın merkezi harekete geçirilir (faal hale getirilir); bu noktadan itibaren enkarnasyon otomatik olmaktan çıkar.



SORU: Enkarnasyon otomatik olmaktan çıkınca, varlık artık kendi öğrenimi için yararlı olacak biçimde ne zaman enkarne olması gerektiğine kendisi karar verebilir diye düşünüyorum. Peki anababasını da kendisi mi seçer?

RA: Evet.



SORU: Şu anda, yani devrenin sonuna doğru enkarne olan varlıkların yüzde kaçı kendi seçimlerini yapmaktadır?

RA: Yaklaşık oran yüzde elli dörttür.






(Ra Bilgileri 1, s.273,274,275)



Buradan Çıkan Sonuçlar:

1. Enkarnasyonlar başta otomatiktir, sonra seçimlidir.
2. Üçüncü yoğunluk derecesi varlığı için unutmak şarttır.
3. Yeni giren varlıklar tüm masumiyetleriyle hayvansal davranışlara yönelmiş varlıklardır.
4. Nufusun yüzde 46'sı hala/henüz "otomatik" enkarnasyon sürecindedir. İhtiyaç algılaması da buna göredir.

Edited by - on
Go to Top of Page

owi
Elmas

Turkey
302 Posts

Posted - 03/03/2009 :  17:23:18  Show Profile  Visit owi's Homepage  Reply with Quote
Bu da bize etrafımızda günlük yaşamın içinde neden bazı insanların hala " bir hayvanın içgüdüleri" ile hareket ettiklerini ve bazen bir köpeğin saf sevgisinden bile yoksun olduklarını açıklıyor sanıyorum.Benim yaşam alanım etrafında öyle sağlam iki örnek var ki çözümü bu çıkan sonuçlarda yakalıyorum.İşte o yüzden " sevmek" biraz da zorunluluk gibi duruyor.Zaten oradaki "masumiyet" kelimesi anahtar kelime.Ancak eylemler öyle gözükmemekte ki bunun ayrımını işte ancak sağlam bir farkındalık bireye anlatabilir.

Paylaşımlar İçin Sağolun!

Edited by - owi on 03/03/2009 17:23:55
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 03/03/2009 :  23:00:40  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Varoluşun içerisindeyiz. Bu dualite/ikilik/kutupluluk evrenidir. Bu evren içerisinde bir akıl/beden/ruh bileşimiyiz. Yoğunluk deneyimini bir fiziksellik içerisinde deneyimliyoruz. En önemli fizikselliğimiz ise "bedenler" imizdir. Bedenlerimiz kimyasallar üretirler. Beden ile ruh ikilem içerisindedir.

Yoğunluk deneyimimizde katalitik olaylar karşısında, duygusal(kimyasallar ile bağlantılı) tepkiler veririz, duyguların bastırılmaları yerine onlar ile pozitif etkileşime girebilmek için kişinin kendi bedenini tanıması, kendini gözlemlemesi ve biraz da pratik gerekiyor.

Belki ideal bir akıl/beden/ruh dengelenmesi yerine, olabildiğince bir yeterli dengeleme yapılabilinir ve gereklidir de.

Denge hali "tepkisizlik" olamaz, o ancak pozitif tepki durumu olmalıdır.

Bugün eksik olduğunu düşündüğüm alıntıyı kısmet olursa yarın burada paylaşmak niyetindeyim. Beraberce öğrenebilmek adına.

Herkese Selamlar, Sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 03/03/2009 :  23:55:48  Show Profile  Reply with Quote
Bir arkadaşım yeni bir eleman aldı yanına ancak çocuğun algısı normalden düşük.Çocuk onyedi yaşlarında ve arkadaşın işi gereği yararlı olamayacak kadar kapasitesi düşük.Ama yüzünde öyle bir aydınlık varki çok masum bir çocuk. O yokken arkadaşımla konuştuk biraz onun hakkında.İçine kapanık,henüz saflığı bozulmamış ve türkçeyi düzgün bile konuşamıyor.Lise birden okulu bırakmış. Mükelleflerin telefonla bıraktığı mesajları bile doğru olarak yazamamakta.Email yazacağına emeze,muhasebe yazacağına mubabese vs gibi yanlış yazmakta. Arkadaşım işi gereği çocuğu işten çıkarması lazımken, merhameti gereği yapamıyor da! Diyor yaradan onu öyle yaratmış,öğretebildiğim kadar öğreteceğim diyor. Kim bilir belkide bizim arkadaş onun koruyucu meleği olmakla görevlidir!
Bir arkadaşım çok eskiden " Bilenler bilmeyene borçludur" demişti ve şimdi bu duruma denk düştüğünü anlıyorum! başka bir yerde işe başlasaydı kimbilir çoktan çıkarılmıştı.Masum ve korunmasız olanlar sevginin merhametine sahip olanlara emanettir diye düşünüyorum!

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:11:24  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
Aziz Nesin okuyup, kendini geliştirdiği için hep kendisini bu millete borçlu hissederdi. Aslında düşünürsek doğrudur, okuduğumuz o okulların tahta sıralarında bile okuyamamış ve okumamış kitlelerin emeği, katkısı vardır.
Ama yine de şunu merak ediyorum, söyler misiniz sevgili zer-zivi diyelim arkadaşınızın yanında çalışan çocuğun aynı (fiziksel ve ekonomomik) şartlara sahip bir sınıf arkadaşı vardı, ama o şartlarını daha farklı şekilde zorladı (belki karmik dersleri gereği) ve şu an tamamen başka bir yerde. Onun da diğer arkadaşına dediğiniz anlamda bir borcu var mı ?

Edited by - gregorsamsa on 04/03/2009 00:18:11
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:18:43  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Merhamet "affedici sevgi", yani sevginin türevidir. Belki koruyucu sevgi anlamında "şevkat" denilebilinir.

Sonuçta varoluşun her katı/yoğunluğu ve boyutu deneyimsel bir sahadır. Her olaya hizmet potansiyeli var ya da yok olarak bakış kazanmak "dengeli" kişinin davranışıdır. Böylece varlık tekamül/gelişim sağlayabilir. O sevgili arkadaş kendisine çok iyi hizmet etmiş aslında. :))

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:25:15  Show Profile  Reply with Quote
Olabilir belkide ancak arkadaşım diye demiyorum, herkese çok sevgi ve adaletle yaklaşır tanıdım tanıyalı.Tanıdığım en pozitif ve sevgi dolu bir insan, spiritüel konuda hiç ilgisi olmamasına rağmen.Birde insanların bir birlerine yardımcı ve destek olmaları için illaki karma borcu olması gerekmiyor diye düşünüyorum.Kimileri bu dünyada karmik dersleri gereği bulunuyor, kimileride görevli olduğu için bulunuyor.Bh gurubu pozitif eylemliliği uygulamak durumunda değil mi!

Edited by - zer-zivi on 04/03/2009 00:27:04
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:28:30  Show Profile  Reply with Quote
Kendine hizmet ettiği kanısına nerden vardın sevgili Tiversonus !!:)

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:31:05  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Kendine tekamül/gelişim anlamında bir katkı, bir iş olarak...

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:31:44  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
Sevgi hizmetle, merhametle, iyilikle, şefkatle ifade edilir. Sevgi, şartlar ne olursa olsun yardım etmek demektir, benliği unutmak demektir. Tüm yapabileceğiniz örnek olmak ve diğerlerinin sizi izlemesini ummaktır. Yeryüzünde sevgi nefretin yerini aldığında, şefkat zulmü kovduğunda, merhamet ve hoşgörü çoğunluğun yaşam biçimi olduğunda dünyanızı sürekli kemiren kötülüklerden kurtulmuş olacaksınız.
---SİLVER BIRCH---RUHSAL ALEMİN IŞIĞI

Elini en ufak bir çıkar gözetmeden,yaptığın iyiliğin rehavetine kapılmadan, bir başkası gibi görünen 'sana'uzatabilmek gerek kendine uyanma yolunda.Tekamül ancak sevgiyi aklın ve duyguların yol göstericisi yapabilirsek söz konusu olacaktır.Yani yukarıya doğru evrilmek, aşağıyı ve yukarıyı ve her yanı bir yapabilmek ve yaşayabilmekle olacaktır.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:34:28  Show Profile  Reply with Quote
Senin bir huyun var ya insanın cenazesi kalkar vallaha:) Cümlelerin içinde neyi hangi niyetle algılasam diye şaşırıp kalıyorum.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:39:01  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
"Atlamadn önce bak" ma lısın ve bugün okuduğum "Ruhun Yolculuğu" kitabının etkisindeyim birazda. Öğretmen Karla'nın da öğretmeni var...Öğretmen bir anda öğrenci oluveriyor işte:))

Bir de "otomatik tepki" yerine "farkındalık tepkisi" yani:))

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:39:08  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
Bana kalırsa bu tanımlama yeterli değil, birine balık verdiğinizi veya balık tutmayı öğrettinizi veya daha ileri gidelim balık tutmayı öğrenebileceği şartları "engellemediğinizi" düşünün ve bunların üçünü de "En ufak bir çıkar gözetmeden,yaptığın iyiliğin rehavetine kapılmadan" yapma ihtimaliminiz var, hangisi en işlevsel ve bütünsel hizmettir ?

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:48:29  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Elbette potansiyel olarak "balık tutmayı" öğretmek ve o öğrenenin de başka birine hizmet yapmayı ve böylece üssel bir olaya neden olmak.

Tabi bunlar evrensel yasalara yani (özgür irade ve 1. derece karmik dersler, beklentisizlik/kendi için bir şey istememek) aykırı olmamalı. Genelde potansiyel bu üçünün sınırlandırmasında değil ise hizmet yapılmıştır ve en iyisi de yapılamaz da değildir.

Sevgili gregorsamsa bu konuda seninle hemfikirim...

Not: Sevgili Aziz Nesin'ni de sevgiyle anıyorum, o devletlere model olabilecek bir hizmet örneği sergilemiştir.

Edited by - Tiversonus on 04/03/2009 00:53:37
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  00:49:30  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
Bana kalırsa işlevsel yada bütünsel hizmetin hizmetten sayılabilmesi için çıkarsız olması ve özgür iradeye ters düşmemesi gerekir.Tanımlama size yetersiz gelebilir, anca bu yetersizlik yol alabilmenin önünü en açık tutan şey değilmidir zaten. Siz de size yeterli göründüğünce katkı yaparsınız başkasıda kendine göre.yol bitmez bitmesin de zaten.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:00:28  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili gregorsamsa, bu çocuğun henüz idraki yok ise bu idraki verebilecek insan o arkadaşımdır.Çünkü yetersiz olduğum konularda bana çok iyi öğretmen olmuştur kendisi:) O çocuk diyelim tekamül için ezilmeyi horlanmayı yaşamak zorunda.Peki şefkatle yaklaşarak tekamülüne yardımcı olabilecek hiç insan olmamalımı! Bir insan sürekli aşşağılanarak,horlanarak ancak neyi öğrenebilir.Ben demiyorum ki benim arkadaşın yaptığı doğrudur,yanlışta olabilir.Ama bu dünyada şefkatle ve gerçekten saf iyi niyetle ne kadar insan birbirine yakın davranıyor.Ben iyiliğin ne kadar saf yapılabileceğini idrak etmiş durumdayım bunu nasıl anlatayım bilmiyorum.Kendini iyi hissetmek için yapılan bir iyilik değil inanın ama o çocuğun ihtiyacı olan tekamül araçlarından biride şefkat ve merhametle öğrenmesine yardımcı olmaktır diye düşünüyorum.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:05:30  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili kolomet çok doğru söylemişsiniz yol tükenmez diye.

Genç bir çocuk eski zamanlarda geldi bir iş istedi. Anne ve babasının olmadığını söyledi. Sokakta kalmasına ve rezilliğe düşmesine gönlüm razı olmadı. Hem iş verdim ve hemde iş yerinde yatacak bir yer. Bayramda(kurban) eve ailemle birlikte yemeğe de götürüyordum. Askerden getirdiğim picamalar, battaniyeler ve bir de tv verdim, yani ne gerekiyorsa. İşyerine sabah gelince, benim yemediğim işyerindeki yiyecekleri yiyerek çöplerini açığa atmaya başladı, halbuki çöpe atsa kimse farkına varamaz dı. Bir 7-8 ay sonra bir adam geldi, bu çocuğun dayısıyım dedi, babası da var annesi de dedi, bu ahlaksız şekilde devamlı evden kaçıyor dedi v.s.

Bozuldum, kendimi kullanılmış hissettim. Bir yıl sonra yine çıktı geldi, tam bir serseri olmuştu bu kez, hiç bir şekilde yüz vermedim bu kez.

Yani hizmeti de iyi hesaplamak gerekiyor!

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:09:18  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
sevgili kolomet,
"bana kalırsa tanımlama yetersiz" dediğim husus, hani kimya ve biyolojide de vardır ya, "gerek" şartlar ve "yeter" şartlar. Söylediğiniz "en ufak bir çıkar gözetmeden,yaptığın iyiliğin rehavetine kapılmadan" şartının bir gerek şart olduğunu ama yeter şart olmadığını söylemek istemiştim --tabii kendimce--.
Kanımca bizlerin de en çok zaman ayırmamız, zihin cimnastiği yapmamız gereken konular da bunlar (ruhsal gelişimlerimiz uyarınca), hangi kanal bilgisinin daha doğru veya 2012 de hangi felaketlerin olacağından daha çok zaman ayırmamız gereken (ki bizzat kendimin de tonlarca vakit ayırdığı şeyler).

Edited by - gregorsamsa on 04/03/2009 01:10:28
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:11:21  Show Profile  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus eğer başarıya ulaşamadıysan birine yardımcı olmakta bu o insanın eksiği olduğu kadar seninde eksiğindir. Herkese iyilik etmeyelim ve el birliğiyle dinamitleyelim dünyayı:) Kurunun yanında yaşta yanar sözünü unutmayalım.

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:13:11  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
O çocuğa yaptığınız iyi davranışlarınızın sonucu kandırılmak ve kullanılmak olsada sanırım olan olayın ardından sizde ortaya çıkan duygu ve düşünceye odaklanmanız gerekiyor, bence. Çünkü yaşadığımız herşey bizi bize göstermek için bir ayna vazifesindedir.Hiçbirşey boş va manasızlık içinde öylece olup bitmez.Hayatınızın o döneminde o insanla neden karşılaştınız, sizde ortaya nelerin ortaya çıkmasına sebep oldu. En iyi öğretmenlerimiz en kötü görünümlerle gelirler.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:17:00  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Yapılan "hizmeti" alanın bunu "Kendine Hizmete" dönüştürmediğine dikkat etmeli ve/veya bunu gözlemlemeliyiz belki de sonuçta KH ye çalışıyor oluruz, o na kutbiyet kazandırmış oluruz. Buna dikkat etmeliyiz.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:18:21  Show Profile  Reply with Quote
Sonuç ne olursa olsun insan insana elini uzatmalı ve eğer bir iyilik yapılıyorsa karşılığında zararını görmek olsa bile pişmanklık duyulmamalı.Ve çiçekler yüzünü güneşe dönerler eğer birine yaptığımız iyilik saf niyet,koşulsuz sevgi içeriyorsa ki kişi yüzünü dönecektir bize!

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:21:31  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
O çocuğa yaptığımız iyi davranışlarımızın sonucu kandırılmak ve kullanılmak işin en önemsiz kısmı. Önemli olan en iyi hizmeti verebilmek. Zaten "olan olayın ardından bizde ortaya çıkan duygu ve düşünceye odaklanmamız gerekiyor" ise KENDİMİZE HİZMET ediyor oluruz.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:23:33  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Tabi biraz eski bir olay (10 Yıl) filan olmuştur. Ve bugünkü bilinç yapısında değildim. Elbette tesadüf yoktur.

Sonuçta en maksimum davranış tarzını çıkarmak adına paylaştım. Yani hangi kriterlere dikkat etmeliyiz ve bunun sonuçlarını şimdiki bilinç seviyesi ile tam Başkalarına Hizmet'e döndürebilmek açısından şimdi ne yapabiliriz. Sonuçta Kendine Hizmet tuzağına düşmeden, insanlara hizmet esastır. Bu kendine hizmet bizim için dikkat edilmesi gereken bir durum ve hem de karşı taraf için!!!

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:25:03  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
Sevgili gregorsamsa,
2012 yi baz alarak değil elbette yarın ölecekmişiz gibi yaşamamız gerektiğine inanıyorum.Kişisel gelişimimizi herşeyi 'bir' tutabilecek bir bakış açısını odak alarak yapmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum elbette.Kalben hesaplamalar yapmamamız gereken davranışlar sergilersek yeterli olan her neyse ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.Tabi düşünceler gelişmek içindir ve her gelişim fırsatına açığım.

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:36:06  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
...olan olayın ardından bizde ortaya çıkan duygu ve düşünceye odaklanmamız gerekiyor" ise KENDİMİZE HİZMET ediyor oluruz.
İfade etmeye çalıştığım şey kendini yaşadığın herşeyde gözlemlemek, farkındalığını canlı tutmak.Ortaya çıkan düşünce ve duygularda kendini görmek, yani kim olduğunu anlamak için kim olmadığını bilmek.Başımıza gelen her ne ise o durumun ardında duygusal ve zihinsel tuzaklara düşmemeye çalışmak.Kendine hizmet haz, bencillik, bireysel arzular vs. barındırıyorsa kendine hizmettir bana göre. Ama yaşanan her anda kendi farkındalığınızı edinmeye çalışarak ışığı tutmaya demirlemeye çalışmak bazı açılardan kendine hizmet gibi görünen başkalarına hizmettir aynı zamanda.

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:41:16  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Kolomet,

Ben de herşeyi 'bir' tutacak bakış açısının söylemde kulağa güzel gelsede bir sonraki dersimiz olduğunu düşünmüyorum, bir başka deyişle çarpım tablosunu anlamadan doğrusal olmayan denklemleri çözemeyiz, ya da Newton fiziğini bilmeden, bunu çöpe atıp Kuantum fiziğini göklere çıkaramayız. Öncelikle kendine hizmet ve başkalarına hizmet yapılarını, felsefelerini çözmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu hem sezgisel hem de çok analitik bir şey. Ve bizler içinde yaşadığımız yoğunlukta tam bilincinde olmadan her ikisini de (çoğunlukla da KH i) uygulayageldik.

Edited by - gregorsamsa on 04/03/2009 01:42:03
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:47:40  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Kendini memnun etmeye çalışmak, iyi hissettirmeye çalışmak evet çok doğru Kendine Hizmet davranışıdır. İşte bilgi, bilgi, bilgi...Yani bu kavramları anlamaya ve farkındalık oluşturmaya başlamak bilgi nin katalizörlüğünde oluşuyor. İnsanın kendisi ile mücadelesi başlıyor, önce bu...Sonra potansiyel olayları arıyor, yani her olaya KH tuzağına düşmeden nasıl yaklaşabiliriz...

Hadi soralım: Forumda sadece alanlara, okuyanlara hizmet sunmak emek vermek ne kadar BH veya tam BH mi? Ne yapılabilinir? Sonuçta biraz da beklentisizlik hali ile yapıldığın da karşının durumuna pek bakmıyorsun...Yani zor karar verebilmek...Diğeri ego mu olur, yani alan da versin demek, gerçekten zor, karar vermek...İşte o yüzden herhalde yüzde 51 gibi bir oran ve üstü yeterli gözüküyor...

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  01:54:06  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
Elbette, haklısınız gregorsama, içinde bulunduğumuz yoğunlukta her ikisinide uygulayarak yaşadık/yaşıyoruz çünkü bu durum gerekliydi.Öğrenme sürecimizde kh yoğunluğu içinde kh davranışları sergiledik.Tekamül sürecimizde bize hizmet etti.Ancak resme daha uzaktan bakabilmek gerekli bence ki o zaman bahsettiğiniz kh ve bh yapılarını algılayabilelim. Aksi taktirde resmin sadece bi kısmıyla muhattap kalacağız ve korkarım ki oda binlerce yıldır gördüğümüz parçası(KH) olacak.

Edited by - on
Go to Top of Page

kolomet
Kehribar

Turkey
32 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:00:31  Show Profile  Visit kolomet's Homepage  Reply with Quote
Sevgili tiversonus,
hali hazırda ne yapıyor olursak olalım, ne yaşıyor ve düşünüp davranışlar sergiliyor olursak olalım evet, hep bu sorunuz karşımıza çıkacak.verirken almak amacındaki güdümüzü ne kadar şifalandırabildik, henüz cevaplaması zor.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:01:32  Show Profile  Reply with Quote
:))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:04:48  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili zer-zivi,
Bir fıkra anlatsan da Kendimizi iyi hissetsek:)) Acaba bu KH tavrı mı olur:))

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:07:19  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bence kuvvetlerin "bileşkeler"i ne göre yapıla bilinir yani bir miktar KH ye göz yumarak yüksek miktarda BH nin bileşkesi...Sonuçta fiziksellik içerisinde KH dünyası burası:))

Edited by - on
Go to Top of Page

gregorsamsa
Kehribar

Turkey
70 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:10:01  Show Profile  Visit gregorsamsa's Homepage  Reply with Quote
Bilmeden sevmek olur mu ? Ben buraya neden geldim (budur'u kastetmiyorum, elbette budur da bir parçasıdır), körü körünedogmatik bir şekilde bir şeyleri sevmeye zorlanmaktan ya da bir şeylerden korkmayı reddettiğim için geldim. Dolayısıyla önce bilmek sonra bildiğin şeyi sevmek.

not: ne güzel gülümsemişsiniz sevgili zer-zivi, ruhunuzun gamzelerini görmek güzel.

Edited by - on
Go to Top of Page

zer-zivi
Elmas

Turkey
953 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:17:34  Show Profile  Reply with Quote
Sohbet dışı kaldım birden,bari sadece gülümseyeyim dedim:) Gayet güzel sohbettesiniz sevgili dostlar.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 04/03/2009 :  02:19:17  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Bugün Ruhun Yolculuğu nu okurken 5. yoğunlukta öğretmeni Karla olan bir kişi ve Karla nın da öğretmeni var.. Yani öğretmen ne yapar ki? Öğretir! Ne öğretir "bilgi"... Demek ki "bilgi" olmadan hiç bir şey olmaz, olan ise olduğu zannedilen bir alt aşamadır.

Herkese İyi Geceler...

Edited by - on
Go to Top of Page
Page: of 29 Previous Topic Topic Next Topic  
Previous Page | Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.34 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits