| Author |
Topic  |
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 01:02:00
|
BAĞIŞLAMAK KARMAYI KÖKÜNDEN HALLEDER
---------------------------------------------------------------------------
SORU: Dün, bağışlamanın karmayı kökünden yok ettiğini söylediniz. Karmanın tümüyle silinebilmesi için gerekli dengeli bağışlamanın yalnız başkalarını değil, kendini de bağışlamayı içermesi gerektiğini düşünüyorum. Haklı mıyım?
RA: Evet, haklısınız. Açıklığa kavuşturmak amacıyla, bu idrak üzerinde biraz daha geniş kapsamlı olarak duracağız. Diğerlerini bağışlamak, kendini bağışlamaktır. Bu konudaki idrak, bilinçli düzeyde hem kendini hem diğerlerini bağışlamayı şart koşar, çünkü her şey Bir'dir. Tam bir bağışlama da, bunun kapsamına kendimizi sokmamışsak, mümkün değildir.
SORU: Teşekkür ederim, çok önemli bir nokta idi. .....
(Ra Bilgileri 1 s.241,242)
-----------------------------------------------------------------------------
Çıkan Sonuçlar:
1. Bağışlama, karmayı kökünden halleder. 2. Tam bir bağışlamada bunun kapsamına kendimizi sokmalıyız.
Hep birlikte öğrenmek amacı ile paylaşmak istedim.
Selamlar, Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 01:21:31
|
| Teşekkürler sevgili Tversonus,aslında yıllar öncesinden (spiritüel bilgilere bilinçsizce sahipken) yaşadıklarımı analiz ederken vardığım sonuçlarla kendimce yöntemler geliştirirdim.Bu gün ne kadar isabetli bir yol izlediğimi kanal bilgilerinden öğrenmek,bir bilinciyle kendime güvenimi dahada arttırdı,demek sandığım kadar tembel değilmişim:)) |
Edited by - on |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 01:39:57
|
| Sevgili zer-zivi, sizinle ve diğer arkadaşlarla birlikte olduğum için ben teşekür ederim. Bazıları bu işe "sanal" dese dahi, ""dostluk ve sevgi" nasıl sanal olbilir, bence günlük hayatımızda insanların birbirlerine oynadıkları hayat oyunu "sanal"...Teşekür ederim "gerçek" dostlara...Herkese iyi geceler... |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 01:47:16
|
| Dostluk deyince anda derinliğine hissettim samimi,sıcacık dostluğunu teşekkürler, aslında varoluşu oluşturan hepimiziz, bunu unutmuş ,bir birimizi incitmekle meşgulüz sadece... |
Edited by - on |
 |
|
|
patikA
Kehribar
  
35 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 03:37:04
|
Ra'dan inciler, pek guzel. Lakin eksik kalan aciklamalarin pek yeterli olacagi kanaatinde degilim. Bagislamaktan kastedilen nedir mesela? Seni affediyorum, bagisliyorum falan demek degildir elbette. Burada Ra, nabza gore serbet vermis biraz.
Bagislamak; bagislanacak bir seyin olmadigi, olamayacagi idrakine ulasildiginda meydana gelir. Yani bagislanacak bir kisi veya kendinizle ilgili bir olayin olmasinin soz konusu dahi edilemeyecegi anlasildiginda 'bagislama' meydana gelir. Bu konuyla ilgili en onemli ayrintidir bu, olmazsa olmazidir. Yoksa hep eksik kalir. Onu bagisliyorum,sunu bagisliyorum, kendimi affediyorum diye etrafta debelenip durmaya ama icsel olarak bir arpa boyu yol alamamaya neden olur eksik bilgi. |
Edited by - on |
 |
|
|
damdam
Elmas
    
581 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 11:02:27
|
Sevgili Patika
Hepimiz dünyasal formda bedenliyiz, ve dualite içersindeyiz... Aydınlığı ve karanlığı her 'an'daki seçimlerimizle yaratıyoruz, yani her an bir şey yapmaya veya yapmamaya karar veriyoruz... Tamda bu karar verme noktasında bizi etkiliyen birçok 'neden' i içimizde barındırıyoruz... Bunlar, gelenekler, alışkanlıklar, toplumsal etkenler, vs. ile tabiki karma olarak adlandırılan geçmiş yaşamlarımızın (neden-sonuç ilişkisi) bilinç altımıza ektiği korku tohumlarıdır...
Tüm bu etkenler bizleri her an yaptığımız seçimlerimizde genellikle negatif olarak etkiliyor yani her seçimimiz içimizdeki korkuyu yaratıyor hala ...
Bu nedenledirki biz hala birilerine kırılıyoruz, suçluyoruz, ve inciniyoruz... Bu birinci aşama... Eğer affetme niyetinde olursak herhangi bir nedenle, buda hemen olmaz insan bilinci içersinde... Çünkü affetmenin nasıl yapılacağını bilmiyoruz... İçinde hala öfke, kırgınlık vs. varsa asla gerçekten affedemeyiz... Negatif duygularımızdan özgürleşmeden affedemeyiz, affetmeyiz, sadece affettik zannederiz... O yüzden 'bağışlama bağışlanacak bir şeyin olmadığı idrakine ulaşıldığında meydana gelir' aşamasına gelebilmek için öncelikle,
yaşadığımız herşeydeki sorumluluğu kabul etmek ve karşımızdakini 'suçlamamayı' bilmek ve özümsemek, bunun içinde her ne yaşarsak yaşıyalım duygularımızla yaratanın kendimiz olduğunun bilincinde olmak ve önce kendimizi affetmeyi farkedebilmek gerekir evvela... Dediğiniz gibi onu şunu bağışlamanın nasıl olduğunu, bağışlamanın çıleli yollarını bilemediğimizdedir asıl zorluk vesselam....
Sevgiyle kalın...
|
Edited by - on |
 |
|
|
patikA
Kehribar
  
35 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 12:43:05
|
Gercektende damdam.. Ayni seyden bahsediyoruz. Yukarida verilen eksik bilgiyi tamamlayici nitelikte oluyor bu aciklamalarimiz, ve istedigimiz de budur.
Ancak 'cileli yol' varsayimina katilmam soz konusu olamaz. Yani 'sey'lerin idraki icin ille de zorluklar deneyimlemek, caba sarfetmek gibi kavramlar benim anlayisimda yok. Ben oyle is gormem. Benim bakis acim; hicbir seyin zor olmak gibi bir zorunlulugunun olmamasi yonundedir. Zaten onu zor yapan, ille de 'zor olmasi gerektigini sanmak' tir. Bunun disinda bir zorlugu yok.
Hal boyle iken hal den hal'e girer metanet. Neyse..
'Kapinin ziline eli yapismis gibi zili duvara tekrar monte etmeye calisan arkadas her kimse sabahin korunde; bu inatlasmanin kapinin acilmasi yonunde olumlu bir etki etmeyecegini hatta itfaiye veya cevik kuvvet ekibiyle gelmesi gerekecegi sonucuna ulasmasina neden olacaginin farkinda olmadigi cok acik.' Cumlesinden de anlasilacagi uzere..
Sevgilerimi sunuyorum, nefretim de cabasi.. |
Edited by - on |
 |
|
|
damdam
Elmas
    
581 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 13:59:02
|
Bağışlamanın çileli yolları;
Eğer nasıl bağışlıyacağını bilemezsen çilelidir o yollar...
Ve krayon'un celselerinde dediği gibi 'sevinçle Tekamül' bizim yeni paradgimamız ise işte o zaman yüksek farkındalık noktasında olmamız gerekiyor ki her seferinde bağışladık sanıp aynı kısır döngü içinde çile çekmiyelim diye...
Benim kişisel yolum budur acizane...
|
Edited by - on |
 |
|
|
patikA
Kehribar
  
35 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 14:23:27
|
Cok hos ifade etmissiniz. Sevincle gelen farkindaliginizi kutlarim.
Nese'niz bol olsun, gonuldense ne âlâ.. |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 14:47:18
|
| Tekrar hoş geldin keçi yolu :) umarım cüretimi bağışlarsın :) yani hemen direk samimiyet kurmamı hoş karşılarsın.Evet aktarımların doğru ama bize ulaşana kadar sanki senin fikrinin tersine inanıyormuşuz gibi az biraz sert çıkışıyorsun gibi algılıyorum seni:) Niyetim kesinlikle egomu :) tatmin etmek değil,gerçekten katılıyorum herkesin yeterince gücü var ve sadece buna inanmaları gerek.Neye anlam ve inanç yüklüyorsan mutlaka gerçekleşir.Duygu ve düşüncelerle ürettiğimiz fikirlerle plan yaptığımızı farketmiyoruz çoğunlukla. Kanal bilgileri sadece hepimizi bir noktaya kadar getirecek bilgidir,ordan sonrasında herkes kendince yollar arayıp,geliştirir diye düşünüyorum. Bağışlamak konusundada aynen katılıyorum zaten bu konuda bahseden arkadaşlarda daha derinliğini bilmekte.Yalnızca özet olarak değiniyoruz.Öyle olunca eksik algılanıyoruz.Bol bol kavga etmek dileğiyle :) (bana istediğin gibi hitab edebilirsinde :)) |
Edited by - on |
 |
|
|
patikA
Kehribar
  
35 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 15:09:19
|
| Samimi durust davranisin nedeni ile beni savunmasiz birakiyorsun ,) Yapmacik sozlerden uzak, oldugun gibi gorundugun icin minnettarim. Kavga ederiz elbet, dur hele bir cay koyayim ,) |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 15:14:40
|
| Bekle bende çayı ısıtayım ,karşılıklı sanal çaylarımızı içerken sarhoş oluruz kim bilir,bir bakarız kafa göz yarmışız :) |
Edited by - on |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 15:46:52
|
Karma Nedir?
---------------------------------------------------------------------
SORU: Teşekkür ederim. Karmayı tanımlar mısınız?
RA: Bizim anlayışımıza göre karma'yı atalet* olarak tanımlayabilirsiniz. Varlıklar tarafından başlatılan eylemler, yönetici ya da daha yüksek bir prensip tarafından durduruluncaya ya da sizin deyiminizle frenleninceye kadar dengeleme yollarını kullanarak devam ederler. Eylemin ataletinin (bir doğru üzerindeki hareketinin) durdurulmasına bağışlama ya da bağışlanma olgusu yol açar. Bu iki kavram birbirinden ayrılamaz.
SORU: Bir varlık, enkarnasyonu sırasında bir karma geliştirirse, o zaman, belli katalizörlerle karşılaşması ve bunlar sayesinda belli bir bağışlama noktasına ulaşarak karma'yı hafifletmesi için -bazen sonuca ulaşan- belli bir programlama da var mıdır?
RA: Genelde, evet. Ama hem varlığın kendisi, hem de olaylara katılan diğer varlıklar, idrak, kabul ve bağışlama süreci vasıtasıyla, herhangi bir anda bu kalıpları düzeltebilirler. Bu, enkarnasyonun herhangi bir noktasında gerçekleşebilir. Yani, bir eylemi başlatmış olan bir varlık, kendi kendini bağışlayabilir ve bu hatayı bir daha asla yinelemez. Bu aynı zamanda karma'yı da durdurur ya da frenler.
' Atalet: Bir cismin başka bir kuvvetin etkisinde kalmadıkça önceden çizilmiş bir doğru üzerinde hareketine devam etmesi (Ç.N.)
(Ra Bilgileri 2, s.70,71) ---------------------------------------------------------------------
Atalet : Bir hareketin, hareketine devam etme isteği.
Hep birlikte öğrenmek amacı ile paylaşmak istedim.
Selamlar, Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 12/11/2008 : 15:47:34
|
Arkadaşlar, internette RA-KA ve kara kaplı kitap/Sultanların kitabı gibisinden bir tebliğ dizisi ile karşılaştım.Okudum ancak dili oldukça ağır!:))Kanal olan kişinin dili sanırım.:))Sembolizmalardan nefret ediyorum.:))Kısa bir bölümünü buraya aktarıyorum, ancak bana pek iç açıcı gelmedi.Ne bileyim, içimden hep "tabii, tabii" şeklinde alaycı bir ifade hissettim.Sizinle bunu paylaşmak istiyorum.
"TEBLİĞLER
RA-KA KAYIT PROGRAMI
KASET:1 02/01/2008
Sizi hak ettik ve buradayız. 2008 Yılının ilk toplantısında sizinle olmak Mutluluğuna erişebildik. Muhakkak ÖZ'ün sözünü söyleyen sizlere, bizim vereceğimiz bilgi çok ama çok önemlidir. Şu anda Kutsal Işığınızın geçiş sayfasındayız. Kabine burada, hepimiz buradayız. Muhteşem bir dönem için ilk çalışmayı başlatıyoruz. Sizler de liyakatiniz nedeniyle buradasınız.
ALLAH'ın Tohumları’nı Kutsal Gün’ün gücüyle yeşertmek sizin için zor değildir. Bizim için de öyle. Koruyan, hukuki bir daimiyette her yüreği korur ve korunmaktayız. Sizinle bu çalışmaya geçmek İlmin hakkıdır. Onurluyuz çünkü bugün sizinleyiz.
Umutsuzluğunuz yok. Köprü açıldığı andan itibaren sema seslenmeye başlar. Sema seslendikçe, ışık seslenir, yoğunluk artar ve Kutsal Gün güçlenir. Ayın Devreleri’ni görebiliriz. O devrelerde güçlü Yürekler vardır. Ve herkes bilmelidir ki bu yürekler, güçlü ışıkları barındırır.
Bedenin insan için önemi çoktur. Her nesil, kendini tabiatın gücü olarak bilir ve dinler. Eğer bedeniniz güclüyse, yüreğiniz de güçlü olur. Sayfa sayfa kontrol kurulur ve tohumlar kutsanır. Emin olunuz ki bilgi kayıtlarına dahil olmadan görev taşımanız mümkün değildir. İkna olunuz ki göle güç vermek için göl olmak gerekir. İkna olunuz ki sonsuz ışığın, sonsuz gücü vardır. Ve bu güç, bütün kütlenin aydınlatılması için, geçiş sayfaları olan kapıları açtığınız sayfalar olur ve o sayfalar da bütün kütleyi aydınlatır.
ALLAH dedi ki “ALLAH için çalışın da hak edin.”
7 Doğumun en sonuncusu olan bugünkü çalışma; bütün kodlarımızın gücüyle yapılacak. Ayrı gayrı gözetmeden yapılacak olan bu çalışmaya Birlik Kodları’nızla dahil edildiğinizi biliniz. Türkiye sorgulamasında sizin dahilinizde bulunan bir kaç Yücenin bugün buraya gelmek istediğini gördük, ve söz alıp dedik ki, “onlar gelmemelidirler.” Çünkü geliş sayfaları Kuran okunan sayfalarsa, Ak Tohum yeşermez. Ve engellendiler.
Bugün, bu meclise çağırdığınız herkes, kantar'ın çok güçlü bir yoğunluğunu, sayfa sayfa gerçekleştirmek üzere buraya alındı. Emin olunuz ki dünya; tevkiflerini size göndermekte ve size sunmaktadır. Şansınız var ki burası, Turkuaz Göz'ün gücünün, teşkilat olarak yaptığı çalışmayı dilleyebilen bir yerdir. Amin...
Size şunu da söylemek isterim; yazı yazarken çok dikkatli yazınız. Vereceğiniz her bilgi, çok büyük değer taşır. Buyrun alın bilginizi, emekleriniz boşa değildir. Büyük güçlükleri aşarak bu boyutlara ulaştınız. Ulaştığınız bu boyutlar, bütün kütlenin aydınlatıcısı olan boyutlardır. Halkınızın çoğunu sayfa sayfa dinledik. Herkesin bildiği, aşağı düzeydeki bilgileri silmekte olduğunuzu izledik. Keşke ATLANTA tabiatının gücünün, aşağı boyutlarındaki o yoğunlukların üstü olan, Türkiye Çobanları’nın güçlerinin, buraya dahil edilmeleri imkanı olsa! Biz bunu çok isteriz.
Ekip olarak yapılan her çalışma, bütün Kutsal Güneşler’in gücü için yapılmaktadır. 7 doğumun en sonuncusunda size geri döndük. Üzerinizdeki yoğunluk arttı. Çıkıp indiğiniz birleşenlerimizin hepsi; kerim olup sevgiyle size indiler. Eski topluma ışık yakmak için güçlü olunmalıdır. Beden sayfa sayfa okunduğunda gözler bilir ki dirilik artar."
|
Edited by - kurby on 12/11/2008 17:12:40 |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 18/11/2008 : 21:32:29
|
NASA: Güneşin Manyetik kalkanı gittikçe zayıflıyor, Joyouschee tarafından 15.Kasım.2008- 12:07 de sunulmuştur.
NASA Makalesinden alıntıdır: Eylül-23-2008: NASA Merkezinde bu günün bir brifingi içinde, Güneş Fizikçileri, Güneş Rüzgarlarının gücünü kaybettiğini haber verdi. Teksas, San Antonio Güneybatı Araştırma Enstitüsünden Dave McCornas, “1990 ortalarından bu yana, ortalama Güneş Rüzgarı basıncı % 20 den daha fazla düştü” diye söylüyor.”Bu, Güneş Rüzgarlarını gözlemlemeye başladığımız neredeyse 50 yıldan bu yana oluşan en düşük değerdir.” “Güneş Rüzgarları, artık eskiden olduğu kadar, Heliosferi şişirmiyor”, diyor McCornas. “Onun anlamı, Kozmik Işınlara karşı daha az korumadır.” Güneş Rüzgarlarına İlaveten, “Yanısıra, Ulysses, 1990 ortalarından bu yana Güneşin temelini oluşturan Manyetik Alanın % 30 dan daha fazla zayıflamış olduğunu keşfediyor.” Diyor Posner.”Hatta bu, doğal korumadan daha fazla düşüyor.” İlginç bir biçimde, Kryon en son kanallığında bundan bahsediyor: “Siz, son zamanlarda Gezegenin Manyetiklerine dikkat ettinizmi? Şimdi, tamı tamına ızgaranın nereye gittiğine değil, yanı sıra siz, Manyetiklerin zorlamasının gücüne dikkat ettinizmi? O, nerede olmuş ile değil, bundan başka, zayıflama nasıl olmuş ile ilgili.Ne tesadüf! O, 2012 den önce tam olarak daha zayıflayacak görünüyor.Ne kadarınız, Güneşin bunu yaptığının farkında? Gidin, Heliosfere bir göz atın. O, Güneş Sistemi için Güneşin doğal manyetik niteliğidir.O, asla şimdi olduğu kadar zayıflamadı. Sahip olduğunuz Manyetik Koruma, çok, çok zayıflamaya başlıyor.Bu tehlikeli değil, ve siz iyi olacaksınız, fakat o ne anlatmak istiyordu?.” İngilizce Makalenin tamamı ve Bilimsel açıklamaları için aşağıdaki linke gidebilirsiniz:
ÇN: Süleyman Kaya |
Edited by - on |
 |
|
|
damdam
Elmas
    
581 Posts |
Posted - 18/11/2008 : 23:06:59
|
Çok sevdiğim bir söz var....
Bindik bir alamete Gidiyoruz kıyamete...
Allah sonumuzu hayr etsin
Amin... |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 18/11/2008 : 23:36:11
|
| İyi de, bu ölçümler daha yeni yapılabiliyor, daha önce de bu tür şeylerin olup olmadığını bilmiyoruz ki!Belkide heliosfer düzenli olarak zayıflanıp, güçleniyor.:)))Kim bilebilir ki! |
Edited by - kurby on 18/11/2008 23:36:59 |
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 05:37:04
|
Sevgili 4BH, en sondaki fotoğraf sayfaya büyük gelmiş ve diğer iletilerin okunmasını zorlaştırmış. Sanırım en fazla 800x600 boyutlarındaki fotoğraf uygun düşer. En sondakini biraz küçültsek mi, ya da nasıl yapsak ki?
|
Edited by - on |
 |
|
|
safran
Elmas
    
612 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 17:21:31
|
| evet bu durum biraz kötü olmuş , okurken zorlanma yaşanıyor :-( |
Edited by - on |
 |
|
|
4BH
Zümrüt
   
155 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 22:21:36
|
| Sevgili safran, 16:30 itibarı ile ilgili resmi epey bir küçültmüştüm, halen mi sorun var ? |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 22:38:23
|
| Diğer resimleri de birazcık küçültsen iyi olacak, sanırım.:))) |
Edited by - on |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 22:46:51
|
| Hiç uğraşmayın arkadaşlar, bütün mesajlar (yazılar) otomatik olarak büyümüş, bende denedim -diğer başlıkta- , çıkardığım sonuç bu. İlk yüklerken dikket etmeliymişiz |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 19/11/2008 : 23:26:24
|
| Resimleri çıkartmak yeterli olurmu ki düzelmesine! |
Edited by - on |
 |
|
|
Qaan
Yönetici
    
1248 Posts |
Posted - 20/11/2008 : 00:16:29
|
Şu an sorun kalmamış görünüyor bende. Umarım herkeste öyledir. Teşekkürler 4BH. :) |
Edited by - on |
 |
|
|
safran
Elmas
    
612 Posts |
Posted - 20/11/2008 : 01:31:56
|
6 ve 7 .ci sayfada sorun var onun dışındaki sayfalar düzgün ayrıca diğer topiktede aynı sorun oluşmuş ...
eeee gülü seven dikenine katlanır :)
okumak isteyen o şekilde okusun başka seçenek yok , resmi kaldırıp küçültüp yeniden eklemek kolay değildir ayrıca zaman alır ! |
Edited by - safran on 20/11/2008 01:41:33 |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 12:27:52
|
Herkese günaydın!:))Bu aralar harika kitaplar elde etmiş bulunmaktayım, okumadayım.:))
-Tarih öncesi evrensel uygarlık MU/Bilim araştırma grubu -Bülent Kısa'nın bir kaç kitabı
Kafam iyice karışmış durumda, daha doğrusu bulanık, seçebildiklerim ise, birilerinin bizleri ilahi bir yola sürmek adına kandırdıkları.:( Bülent Kısa, astral yoğunlukları anlatırken, ışık yiyenlerden bahsediyor (ışık varlıkları), bunların söylediklerinin yarısı yalan, yarısı doğrudur diyor.:))Keza, soru cevap celselerinde dikkat ederseniz, bir soru tekrar sorulduğunda bir önceki yanıttan farklı cevaplar alınabiliyor. Mu ise, tam anlamıyla, şu an hasır altından bizlere empoze edilmeye çalışılan dinin ortaya çıktığı yer.5.devre kök nesil olan bizler(sanırım, çünkü bu (güneş taşı)aztek taşında da bu şekilde işleniyor.Rampa'nın üçüncü göz isimli kitabında da bu bilgi vardı ve Mu araştırmalarında da aynı bilgi var.Hep, ortak kültür-ortak dil olarak algıladığım geçmişimize yeniden ulaşma çabalarını görüyorum.Evet, samanyolu bir takım değişimler yaşıyor, bu bilgileri, bilim adamlarından alıyoruz.Demekki, 5 kök ırkın 6. kök ırka dönüşmesinin zamanı geldi, ama gene de bir yerlerde birşeylerin eksik olduğunu düşünüyorum.Bu kadar tebliğ, bu kadar bilgi bizlerin kafasını karıştırmak için olmasın sakın!:)Gerçekleri sunuyoruz diye, bizleri hayal dünyasına çekmeye çalışıyor olmasın!Zaten şu anki yaşamımızın ağırlığı, bizleri bu tip kaçışlara kolaylıkla itecek durumda.Bunları, herhangi bir yargılama için yazmıyorum.Sadece zihnim oldukça sisli!:))Bilgileri birleştirmeye çalışıyorum. Notlar: 1.Mu'nun başkenti Şalmali II, Şalmali I'in dünya dışında olduğu iddia ediliyor.Şalmali, bizim Şambala olarak bildiğimiz uygarlığın adına ne kadar benziyor değil mi? 2.Prof.Rameau de Saint-Sauver, Mu'nun beyaz sakinlerinin "Berenis'in saçı" denilen bir takımyıldızından geldiğini söylüyor.(Berenis=Betelgeuse)Betelgeuse, Orion takımyıldızındadır. 3.Mu uygarlığını diğer kıtalara taşıyan Nagalardan bahsediliyor.Bunlar, yeraltı uygarlığı, ve yılanı ırkı.Naga, agarta olabilir mi acaba?
Kesin kafayı yiyorum ya, çaktırmayın!:)) |
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 12:33:15
|
| Arkadaşlar siz bu konularla yakından ilgilisiniz gördüğüm kadarıyla, Kırmız Çember-Tobias nereye gitti bilen var mı? Kasım oturumunu hiç bir yerde bulamıyorum. |
Edited by - agnia on 21/11/2008 12:33:50 |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 13:13:24
|
Kanal Bilgilerinin Kafa Karışıklığı Yaratması
Kanal Bilgilerini takip ederken kendimce geliştirdiğim bir yöntem var. Böylece zihnimde “fırtınalar kopmasına” engel olabiliyorum. Örneğin bir kanal da “agartha” yer altı uygarlığının varlığı doğrulanırken başka bir kanal bilgisinde bunun “efsaneleşmiş bir bilgi” olduğundan bahsediliyor. Şimdi benim zihnime yapılacak en büyük “zarar” verilmiş oluyor. Yollara düşüp varmı yok mu diye arayamayacağıma göre bence üzerinde düşünülecek bir konu olmadığı etiketini yapıştırarak “arşivime” iki bilgiyi de kayıt ediyorum.
Büyük resme bakmaya çalışıyorum genelde ve resmin genel hatlarını belirlemeye çalışıyorum.Basitçe şunlar benim çıkarmalarım ve olmazsa olmazlarım, tabi bu beni bağlayan bir fikir, sizde kendinizce bir yol bulabilirsiniz, yoksa “nöronlar” zarar görebilir )))
1. Dualite evreninde yaşıyoruz, yani ışık ve karanlık güçler var. 2. Işık ve karanlık arasında “gri” renkler olabilir. 3. Boyutlara (Bir’e yakınlık bakımından) inanıyorum ve 7 tane olduğuna inanıyorum. 4. Özgür İrademe saygı var mı ona bakıyorum, buyurucu, zorlayıcı, emredici bir yol var ise bu bana göre değil diyorum ve bir “f”arkındalık” ile okuyorum, veri olsun diye. 5. Hiyerarşi var mı buna bakıyorum, ağa, paşa, bey gibi ünvanlar ve insanları hiyerarşiye koyan bilgi var ise yine okuyorum “farkındalık” ile veri olsun diye. 6. Farklı bilgiler arasında kesinlikle kıyaslamayı aşağıdaki kritere (2) göre yapıyorum, yanılma payını da koyuyorum, kanllığın yapısından ve dualiteden dolayı.
Sonuç: Özgür İradeye Saygı ve Hiyerarşi olayı benim için “kilit” önemde iki unsur. Bunlar benim seçimlerimdir. Sizde kendinize göre seçim kriterleri oluşturabilirsiniz.
Not: "aryanon.blogspot" aratılırsa tobias mesajlarının yayınlandığı adres çıkıyor |
Edited by - Tiversonus on 21/11/2008 13:20:47 |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 13:24:43
|
İlahi Tiversonus, ben kanal ilgilerinin güvenilirliğini, araştırdığım-okuduğum diğer kaynak kitaplarla bütünlüğünü de ele almaya başladım.Büyük resmi kafamda derlediğimde, hep bir çelişki ortaya çıkıyor.İşin ilginç yanı da ha bire bilgi yığılıyor, ne yapacaksam tüm bunları?:))Ama Mu ile ilgili araştırma kitabında(ki bu tüm araştırmaların bir derlemesi) ortaklar dikkatimi çekti.Bunu paylaşmak istedim.:))Ama isterseniz paylaşmayada bilirim.(hava kapalı, hasssaslaştım mı ne?) Sadece puzzleın parçaları ne kadar çok olursa, büyük resimi o kadar iyi anlarız diye düşünüyorum.Her kanalı da okumuyorum, en azından göz atıyorum ve sonra kafam basmazsa bırakıyorum.:)))Kendimide zorlayamam bu konuda.:))Söz konusu olan kanal bilgileri değil, tüm bilgiler. Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 13:44:15
|
Sevgili kurby,
Benzer şeyleri yaşadığım için "ne kadar sancılı" olduğunu bildiğim için devreye girmek istedim. Yoksa her şey paylaşılır tabi. Sorun bu değil ki. "Kafa karışık" ken ben önce "kafayı çözüyorum", yoksa çıkarımlarda kafa karışıklığı olur. Kasyopya celseleri bile % 73 doğrudur denimiyolar mı kasyopyalılar?
Burada "tehlikeli" olan bir durum, bunun bir "zayıf saldırılabilinir" noktaya gelebilmesi, ben bunu yakın dostumda gördüm ve itiraf etti, son zamanlarda yatarken hiç korunma duası yapmamaya başladım, oysa eskiden "kafam karışık" değil ken hep korunduğumu hissediyordum dedi, belki de o şimdi beşinci yoğunluğu seçti...Ben "tehlikeli" bulduğum nokta bu, yoksa benim kardeşim hayatta kanal bilgisi okumadığı için çok rahat ona hiç bir eleştiri yapmıyorum. Ama aradki durum "nihai vuruşa" açık veren bir durumdur ve bunu yazmak istedim.
Arada kalmak çok tehlikelidir diyorum...
Selamlar, Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 14:02:48
|
Aslında tam da arada değilim Tiversonus, sadece resme bakmak için uzaklaştığımda ortalık sisleniyor.:))Eskisi gibi karmakarışık değilim.Bazen kendimi sorgucu gibi hissediyorum.Sürekli zihinsel sorular sorarken yakalıyorum kendimi.Ama paylaşmaya devam edeceğim, paylaşılmayan bilginin -her kadar önemli olursa olsun- bir değeri yoktur.:))Teşekkürler! Sevgiler...
Not:Ama şu var, saldırı için erkek kardeşim kullanılıyor.Babamın, rüyasında bana kızdığından falan bahsetmeye başladı(babacığım kızının ne kadar deli olduğunu bilen akıllı bir adamdı).:))Oysa rüyalar kişinin kendi bilinçaltının yansımasıdır.:))Bunu söylemedim daha, ama şiddeti arttırırse söylemeyi düşünüyorum.:)))) |
Edited by - kurby on 21/11/2008 14:05:16 |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 14:11:17
|
Sevgili kurby,
Fizikçiler ne yapsınlar; bir tarafta kuvantum fiziği diğer tarafta Einstein fiziği, bunun ikisi birleştiremiyorlar, hemde kaç fizikçi, sakın bunları birleştirmeye/uyumlamaya çalışma tamam mı?:))) |
Edited by - on |
 |
|
|
safran
Elmas
    
612 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 15:13:40
|
sevgili agnia ,
henüz kasım ayını ekleyemedim , site yenileniyor !
< Sevgili Kırmızıçember’ciler, yeni bir sisteme geçiş yapıyoruz. Bir kaç gün sürecek > deniliyor ....
elime geçer geçmez mutlak aktarırım , sevgilerimle
|
Edited by - on |
 |
|
|
agnia
Elmas
    
1198 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 15:45:09
|
Evet orayı ben de buldum hatta üye olup mesaj da bıraktım, henüz bir hareket/tepki yoktu. Teşekkürler Safran  |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 16:51:20
|
"S: (L) Simyanın "temel maddesi" nedir? C: H2O.
S: (L) Ne? (A) Su çeşitli hallerde olabilir. C: Ağır su.
S: (L) Ağır su nedir? (A) Normal hidrojen yerine iki nötronlu hidrojen atomları. Atom tesislerinde kullanılıyor. (L) Tamam, eğer temel madde buysa, felsefi civanın bunda yeri nedir? C: Yanlış "iz."
S: (L) Doğru iz nedir? C: Birkaç yanıt öncesi.
S: (L) Bu soruyu yanıtlamak da mı eterik olarak yanlış? C: Hayır, ses Laura, ses! Leed Skallen'i araştır.
S: (L) Bu ses nasıl üretiliyor? C: Parçaları verdik; şimdi "parçaları birleştir."
S: (L) Temel maddenin Tanrı tarafından yaratıldığını ve içte, yani insanda olduğunu, ve onsuz varolunamayacağını söylemiştiniz. Ben de temel maddenin kan olduğunu düşünmüştüm. Bunun da hemoglobin molekülüyle ilişkisini düşünmüştüm... C: İnsan bedeninin %77'sini teşkil eden şey nedir?
S: (L) Su... C: Bingo!
S: (L) İnsan bedenindeki suyu nasıl ağır suya dönüştürür? Bu vücut üzerinde ne tür bir etki yapar? C: Önceki yanıtlara bak!
S: (L) Bir kişi bedenindeki suyu nasıl ağır suya dönüştürür? C: Önceki yanıtlara bak!
S: (L) "Omm" sesiyle transa girmek kadar basit birşey mi bu? C: Doğru iz üzerindesin ama hedefi yeniden gözden geçir."
Ölümsüzler/ Başka Bir Evrene Geçiş-Jacques Bergier ..... Gizli bilimler alanında uzmanlaşmış kişilerin arasında da doğum tarihi bilinip, ölüm tarihi bilinmeyenler çoktur.Buna sivil hayatım oturmuş olduğu ülkelerde ve modern çağlarda dahildir.Meyrink bir şiirinde bazı tabuttlar açıldığı zaman bunların içinde ceset değil, temsili bir kılıç bulunduğunu söyler.Dediğine göre kılıç kristalleşmiş dermir-demir oksidinden(manyetit) yontulmuştur.Burada da ilgi çekici bir simgeleme vardır. ...... Normal ve ağır sudan değişik türde daha birçok su çeşidi yakın geçmişte keşfedilmiştir.Bunlar arasında hidrojen3 atomundan iki ve okdijen atomundan bir taneyle molekülü oluşturan süper-ağır su ve polimerize suyu sayabiliriz. Bu çeşitli su moleküllerinin arasında bir yerde fiziksel ölümsüzlüğün sırrı da bulunmaktadır.Normal su bile evrenle ilişki içindedir.Piccardi suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerinin zamanla değiştiğini göstermiştir.Bu değişimlerin dünyanın uzaydaki bazı belirli bölgelerden geçişine bağlı olduğu sanılmaktadır. Dünyanın yörüngesi "helicoidal"dir.(dünyanın güneş etrafındaki yörüngesiyle güneş sisteminin Vega'ya kayarken izlediği yolun birleşimi) galaksi alanını değişken bir açıyla keser ve bu da suyun yapısına yansır.
Alıntı
|
Edited by - on |
 |
|
|
safran
Elmas
    
612 Posts |
Posted - 21/11/2008 : 16:52:22
|
bişey değil agnia ,
aslına bakarsan bana başka kaynaklardan elime ulaşıyor, bir kaç gruba üyeyim orada paylaşım yapıyoruz ...
senin yazdığını okuyunca ana kaynaktan buraya ekleyim dedim ama olmadı :((
sağlık olsun , anlayacağın bekleyeceğiz :)
|
Edited by - on |
 |
|
|
tgur
Zümrüt
   
Turkey
233 Posts |
Posted - 22/11/2008 : 17:28:24
|
Herkese selam,
“
: (L) Ne söylediğinizi anlamıyorum. Büyük piramit ya 10643 yıl önce inşa edildi, ya da 6000 önce. C: Acelecilik aptallığı arttırıyor.
S: (A) Bu kaynakta... C: Oluşturuldu / inşa edildi... Bu ikisi aynı şey mi??
S: (L) Oluşturulmadan önce mi inşa edildi? (A) Ra bilgilerine göre Büyük Piramit hiçbir zaman inşa edilmedi, düşüncelerle oluşturuldu.... C: Eğer 5555 Malibu Caddesi'ndeki eviniz yeniden modellenirse, o zaman yeni bir form alır. Şimdi söz konusu cümleleri tekrar, dikkatli bir şekilde okuyun.
S: (L) Siz, "Büyük Piramit Atlantisliler tarafından 10643 yıl önce inşa edildi" demiştiniz. Bu cümledeki sorun, bir spesifiklik eksikliği... C: Hayır Laura, hayır hayır hayır!!!!!
S: (L) Eğer evin 1998'de yeniden modellenirse, bu onun inşa edildiği yıl mı olur? C: Ne zaman inşa edildiğiyle ilgili değil. Metinden aldığın cümlede "Atlantisliler" mi deniyor?
S: (A) Evet, önce ne zaman yapıldığını sormuş, sonra da kim tarafından... C: Atlantisliler değil, Atlantislilerin torunları tarafından!!”
Burada casyopyalılar önemli bir konuyu ortaya çıkarmaktalar,zira bilgilerde üzerinde durulmayan bazı ayırıntılar gözardı edilmesi bilgilenmede büyük resmi anlamaya çalışanlarda kopukluk yaratır. Büyük piramidin oluşturma yılından çok, kimler tarafından inşa edilmesi konusu yani torunları tarafından olması başka bilgi kapıları açmakta;
Atlantisliler değil de torunlarının yapması konusu neden önemli olabilir,
Önemlidir ,çünkü torunları tarafından yapıldığı dendiğinde ,Atlantisin üç defa batırıldığı, rahiplerden bir kısmının Cebelitarık üzerinden Mısıra geldikleri ve inisiye faaliyetlerine başladıkları ,firavun medeniyetinin doğduğu gibi geniş bir bilgi gerçekliği yerine oturmuş olmaktadır. Sadece Atlantislilerin yapması bilgisinde kalması ,arada uzun seneler geçmiş ve birçok şeylerin olmuş olmasına rağmen böyle eksik haliyle kafa karışıklığı yaratmaktadır.
Neticede Lemuryadan Atlantise oradan Firavunlar ve Aztek medeniyeti ,Dinler programı ve günümüze kadar gelen kronolojik sırayı anlamaya çalışıyoruz, Ama zamanda ileri ve geri giderek manüplasyonlarını ,illüzyonlarını bize kabul ettirmeye çalışan KH gurubunun kirletişlerinin ne kadar etken olduğunu da unutmamamız lazım. Hatta ve hatta bu kasyopyalıların çok değişik ve inandırıcı maniplasyonlarının da olabileceğini göz önünde tutarak..
O zaman neye inanacağız ,
Şüpheler denizindeki sezgi adacıklarına sığınmaya.. |
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 22/11/2008 : 20:48:16
|
| Sevgili tgur fikirlerine katılıyorum.Ekiptekilerin celseleri yaptıkları vakit enerji düzeyleri pozitif yönden düşük olduklarında KH'lilerlede iletişim kuruyor olabilirler.Celselerde verilen bilgilerin içimde yankı bulup bulmadığını soruyorum. Bana neden uymadığını bilirsem nedenlerini,nedenlerinin nedenlerini soru cevap şeklinde sorarak devam ediyorum.Garipsediğim bir konuda rüşvet verilmesini önermeleri.Yani üçüncü boyutta alışmışız ama kasyopyalıların bulundukları boyuttan bunu önermeleri komik:) Geçmiş tarihte beni pek ilgilendirmiyor.Her ırkın geliş noktası aynı kök değilmi.Tanrıdan geliyorsa özümüz daha bu kök araştırmasına ne gerek var.Odaklanılması gereken ruhun gelişimiyse bilinmeyen tarihle kafa karıştırmanın,zaman ve enerji harcamanın anlamı yok diye düşünüyorum. |
Edited by - on |
 |
|
|
tgur
Zümrüt
   
Turkey
233 Posts |
Posted - 22/11/2008 : 21:29:26
|
Ozaman ,bir ara sıraladığım dörtlüğü affınıza sığınarak tekrar sunuyorum,
Harabeye ,tarihe ,eskiye dikkatli bakın Ama tarihi tekerrür ettirmeyin sakın Bilin ki ileriye atacağınız her yeni bir adım, Size tarihten çok çok daha yakın.. |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 22/11/2008 : 21:42:43
|
Sevgili Tgur, teşekkürler.Tarihi bilmeyenin geleceği yoktur.Özellikle de bizlere nakdelin tarihin, gerçek tarih olmadığını biliyorsanız, araştırmaya dört koldan yapmakta yarar vardır.:))
İlginçtir ki, benim celseler hakkındaki şüphelerim arttığı anda 4BH'nin bahsettiğiniz oturumu yayınlaması idi.:))Cevap alınmıştır.
Ayrıca, yukarıda aktardığım kitapdan alıntıda, su ve ağır su ile ilgili bilgilere daha çok ağırlık vermeye başladı.Dünya üzerine bu kadar çok enerji akarken, özellikle suyun enerjiyi tutma ve dönüşme yapısı hakkında düşünmeye başladım.Bedenimizdeki değişimi gerçekleştirecek olan da su olabilir mi acaba?Zaten sudan çıkmadık mı?:)) |
Edited by - kurby on 22/11/2008 21:44:50 |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 22/11/2008 : 23:13:52
|
| Tabiki ayrıştığımız yerde olacaktır sevgili tgur :)tarihler hep güç savaşlarıyla doludur beni ilgilendiren kısmı savaşlar,fetihler, ayak oyunlarıya kazanlımış topraklar değil.Beni ilgilendiren insanlığın tarihteki kültürel gelişimidir. İnsanlığa kattığı değerleridir.Şimdi diplomalı tarihçiler bile bilemezken, kasyopya celselerinden öğrenilenlere delil olmadan kalkıp asıl tarih bu diyemezler Laura ve ekibi.Onlar bu gün öyle bir tarih yazarlarsa bin yıl sonra bu gün yazdıkları tarih eski belge niteliği taşıdığından belkide kabul edilecektir büyük olasılıkla. Yakın tarihi elbetteki irdelersin ama bu bilinmeyen tarihler çokta önemli değil fikrimce. |
Edited by - zer-zivi on 22/11/2008 23:19:24 |
 |
|
|
tgur
Zümrüt
   
Turkey
233 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 12:20:10
|
“S: (L) Bir anlamda dalgayı bizim yarattığımızı mı söylüyorsunuz? C: Ve tersi.”
Kasyopyalılara yüklensek de bazı konularda oluşan gerçeklere kendimizi teslim etmemiz lazım, Evvela bu celseleri bize yoğun uğraşıyla bize kotarıp sunanlara takdir ve minnet duygularımızı tekrar tekrar sunmamız lazım ,sağolsunlar ,ellerine sağlık..
İkincisi ,kasyopyalılar da pek aldırıp etkilenmeseler de teşekkürlerimize layık, Zira bilinçlenmemize pik yaptıracak açılımlara maruz bırakıyorlar,
Şu alıntıdaki anlama bakın, Burada sayfalar dolusu yoruma açık anlatım var, Biz dünya merkezli yaratımlarla (mevcut donelere bağlı kalarak) konuları anlamaya çalışırken onlar bir soruya verilen cevapla o tanrısal düşüş dediğimiz 3, 2, 1 boyutların tarifini kolayca yapıvermişler,
Konu ,bu düşüşün daha başka yoğunlukardaki açılımları zenginleştirip anlayabilme mantığı ile dördüncü boyutun minimalde arayışlarıyla ilgili olduğunu ve bu maksatla devreye sokulduğunu, dolanıp gelen döngü ,dalga özelliği ile toparlanacağı ,ve eninde sonunda, yani deneyimden tatmin olmamış kh yaratımlarının kök noktalara dokunup sonunda tatminle sonuçlandıktan sonra başka daha ne var diye baktıklarında bh den başka yol olmadığını anlayıp de bh e döneceği gerçeğini bize anlatmış oluyor.
Bu yorumu evvelden yine başka bir anlatım ile yapmıştım ve bazıları yapmıştı sanırım,
Ancak biz geçmişi unutup şu yenilenen soru cevaplarla yeni ve toparlayıcı bir tekrar yapmaktayız ve maksadım ,kasyopyalılara yüklenmekte biraz haksızlık yaptığımız düşüncesini sergilemektir.
Şunu da ilave etmeliyim, Bu toparlanış ,daha doğrusu bilgi ve yaratımdaki çeşitliliklerle zenginlik sağlanarak toparlanış, sadece dördüncü yoğunlukta bh lerin işi bitirmeleri değil ,diğer yoğunluklara ve yukarılara doğru ,sonsuza doğru yaptıkları yolculuğu anımsatıyor.
Yine bir çığlık attım galiba..
Herkese selam..
|
Edited by - on |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 15:33:11
|
| Elbette ki kasyopyalılara tamamen haksızssınız demekte yanlış.Onlardan öğrendiğimde çok ama herzaman için hep sorgulanmalı.Pozitif yayın yapıyorlarsa:) kabulediyorum,içimdeki pozitif yanıma negatif olarak yansıdığını hissediyorsam sorgulamam gerektiğini biliyorum.Ve sizinle söyleşmekte çok güzel sevgili tgur,daha ne güzellikler var yüreğinizde kimbilir... Sevgiler... |
Edited by - on |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 16:39:04
|
"İçimden Onaylamalar İle Veriyi Bilgi Kabul Ediyorum" Herzaman Doğru mu?
Spiritüel yola girmiş olanlardan sıkça duyduğumuz bir kelimedir: "içimden onaylamalar ile kabul ediyorum" söylemi. Bu her durumda geçerli olabilir mi? Bence burada dikkat edilmesi gereken bir durum, daha doğrusu bir tehlike var. İçsel "sezgimizi" devre dışı bırakan bir durumdan bahsetmiyorum, elbette o sezgiyi kullanacağız, başka türlüsü düşünülemez. Ancak "sezgi" nin "bilgi" ile yani objektif bilgi ile subjektif onay alması gerekecektir. Bilgisiz bir insan pekala bir başkasını katlederken de bir içsel onay veriyor olmalı kendine, doğru yaptığını düşünüyor olmalı, öyle değil mi? Peki neye güveneceğiz? İşte ortaya "bilgi ile desteklenmiş sezgi" nin değeri ortaya çıkıyor. Bu aynı "kovalar dolusu sevgi" ile negatifliğe/kh e karşı durmanın içine düşebileceği aciz manipüle edilebilir durumun ortaya çıkmasına benzer. Sevgi BİLGİ İLE DENGELENMEDİKÇE veya desteklenmedikçe, insanı mahvına sebep olabilecek durumlara sokabilecektir. Aynı durum "sezgi" durumun da da aynıdır: Sezgi bilgi ile desteklenmelidir, benim düşüncem bu yönde.
Kasyopyalıların standart sözü : "Bilgi Korur" dur. "Sezgi korur" değildir, bilakis, sezgi nin iş yapabilir duruma gelmesi için bizzat bilgi ile desteklenmesi gerekecektir. Bence "bilen ancak sezebilir, işaretleri okuyabilir" . Aslında varoluşta herşeyin dengesini araması gibi sadece birini değil ancak ortalanmış dengeli durumunu düşünmeliyiz.
Kasyopyalılar şunları söylüyorlar:
-----------
30.ÖĞRENİN: ÖĞRENME RUHUN İLERLEMESİ İÇİN GEREKLİDİR.
29.BİLGİ KORUR: BİLGİYLE FARKINDALIK ARTAR,FARKINDALIK KARŞILAŞILAN DURUMLARLA BAŞEDEBİLMEDE, HATTA BAZI DURUMLARIN DÜZELTİLMESİNDE TEMEL OLUŞTURUR.
28.FARKINDALIK İÇİNDE OL; KENDİNE HER SEFERİNDE SOR, BU YAPTIĞIMI NEDEN YAPIYORUM? BUNU GERÇEKTEN BEN Mİ YAPIYORUM, YOKSA YAPMAYA PROGRAMLANDIM MI?
21.FARKINDALIK, BİLGİ’ DEN SONRA GELİR; VARSAYIMLAR, YANLIŞ BİLGİYE NEDEN OLABİLİRLER, VARSAYIM EGZERSİZLERİNDEN SAKININIZ.
11.ÖĞRENMEK SINIRSIZ YARDIMCIDIR.
7.YANLIŞ BİLGİ, BİLGİSİZLİKTEN DAHA KÖTÜDÜR.
5.NE KADAR BİLGİ ÖZÜMSEMİŞSEN; O KADAR ÇOK ÖZGÜR İRADEN OLUR.
6.BİLGİ VE FARKINDALIK ÖZGÜR İRADENİN FARKINA VARMANI SAĞLAR.
4.YOL HARİTASI İSTEME.
-------------------------------
Burdan benim anladığım, birincil olayın "bilgi ve öğrenmek" olduğu bu olduğu zaman "k"aliteli bir sezgi" zaten gelişecektir veya farkındalık durumu.
Sonuç olarak, kasyopyalılar zamanda bir ileri bir geri gidebilen bir Kh negatif uygarlığın manipülasyonundan bahsediyorlar ve son celse de Laura "bak meksika da hiç ufo görmedik" diyebilecek kadar, bir inanç durumunda, ama kasyopyalılar bak biz biliyoruz demiyor, buna ldanma diyor ve "tarafsız bir hipnoz" yaptırmasını söylüyor...Buradan çıkabilecek çok dersler mevcut bence ve bunu biz insanların keşfetmesi gerekecek, yoksa kasyopyalıların söylemesi ile değil.
Aslında kasyopyalıların en çok benimsediğim özellikleri şu: Onlar bize "HEP SİZ" diyorlar, yani "BİZ" demiyorlar. Şimdi kasyopyalıları onaylıyorum derken ortaya ilginç bir ironi ortaya çıkıyor: Olayın çözümü "BEN" .
Bir de şu fikrimi belirtmek istiyorum, evren dualite evreni olduğu için arada derede kalmadıktan sonra iş biraz kolaylaşıyor, o da BİZ NE OLDUĞUMUZUN FARKINA VARMAMIZ DOLAYISI İLE. Bence de "Bilgi korur" ve o bilgi ile ben kendimi korurum.
Selamlar, Sevgiler... |
Edited by - Tiversonus on 23/11/2008 17:30:36 |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 19:08:29
|
Konu edilen "sezgi"içimizden gelen her ses değil...Tanrının sesidir.İçimizden gelen sesin "O"na ait olup olmadığını hissederiz.Bu "O"nunla bizim aramızdadır.Hepimize ayıracak zamanı vardır.Bize yanıtları verecektir.Bunu keşfetmekte bizim işimizdir çünkü hepimizle ayrı ayrı ilgilenmektedir.İstediği tekşey bunu istememizdir... diye düşünmekteyim.
Karşımıza pek çok bilgi çıkar ve bilginin bize uygunluğunu yada uygunsuzluğunu kim "O"ndan daha iyi bilebilir,kim daha iyi bir rehber olabilir? "Neyi ararsan onu bulursun"gibi birşey denmiştir sanırım.
Sevgili Agnia nın "Yeni Dünyada Olmasını İstediklerimiz"adlı başlığın ilk maddesi:Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz Bunu okuduğumda çok etkilenmiştim.Bunu yazan sanki bendim. Farklılıklar kişiyi zenginleştirir ama benzerlerini görmenin mutluluğu apayrı.
Bir cevap yazmıştım: Kuşlar özgürce uçabilmek için kanatlarından daha fazlasına ihtiyaçları olmadığını bilirler. Ne yapmaları gerektiğini başkalarına sormazlar.Sadece kanatlarını kullanır,kanatlarına güvenirler. İşte bu yüzden özgürdürler...
"Tanrı" benim kanadımdır....
|
Edited by - pandora76 on 23/11/2008 19:33:47 |
 |
|
|
tgur
Zümrüt
   
Turkey
233 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 19:35:41
|
Teşekkürler sevgili zer-zivi ,o sizin kalbinizin güzelliği..
Ve sevgili Tiversonus,
Yine sevgi,bilgi,sezgi üçgenine döndük, Burada sezgi ve sevgi tamam ,benin en içteki merkez tezahürü , ama şu bilgi meselesinde olanlar oluyor, zira bulunulan yoğunluktaki bizlerin, özellikle üçüncü boyutta yani dualite evreninde evrimle ,duygularla ve maalesef manüplasyonlarla dolu açık yumuşak karnı var.
Bu durumda saf ve sağlam bilgiyi almak ve farkındalığa ulaşmak için yaşayarak veya kendimizi korku ,şartlanmışlık tutkallarından kurtararak sağlayabilme gibi mecburiyetler altındayız.Ve bu maniaları aşabilmek için bazen bol enkarnasyonlu hayatlar geçirmemiz bile gerekiyor , İşte şüphelerin sergilenmesi ve her aktarılana marazi olmasa da bu şablonu unutmadan tatbik etmek alışkanlığını edinmek ,bizi saptırıcı negatif varlıkların tehlikelerinden korur demekteyim.
Ancak bunun da her zaman uygulama ,şüphe boyutuna obsede olmamızı sağlar. Hiç mi itimat etmeyeceğiz..Eskilerde buna biat derlerdi ,biat et başka şey düşünme.. Bu da ters ve Bir’in bizde yansımasına ve karakterine uygun değil.
Ama ne olursa olsun büyük bir bilgi ve analiz yeteneği olan, aktaran dostların bol olması bizim bilgi yollarında kesişen doğru bilgi noktalarını farketmemize ve özümsememize yardım ettiklerini bilmek ferahlık ve emniyet veriyor.
Sevgi ,saygı ile..
|
Edited by - tgur on 23/11/2008 19:52:42 |
 |
|
|
Tiversonus
Elmas
    
2018 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 20:05:45
|
Sevgili tgur,
İşyerinde bir elektronik terazi var ve onu her açtığımda o bir şekilde "daralanır" ve görev yapmaya başlar, yani tartar, görevini yapar. Söylemek istediğim yaşadığımız boyutun bir hayli -diğerlerine göre- farklı olması durumu olduğunu düşünüyorum. Yani bu üçüncü yoğunluk boyutunun "kritik" zorluklarının bulunması durumu. Onbeş belki yirmibeş yılını vermiş olan Laura'nın neler düşündüğünün (şüphe ile ilgili) kırıntılarını yayınlanan celselerde görünce bizlerin yaşadığı durumlar pek şaşırtıcı gelmiyor doğrusu. Gezegene gelmiş avatarların, ermişlerin hikayelerinde de bu durumlara değinen ipuçları var bence. Demek ki bu durum "üçüncü yoğunluğa özgü" bir durum. Burdan şu sonuç ta çıkabilir; ödülü de büyük olacaktır. Ayrıca "öğrenmek eğlenceli" moduna girilmesi bence bu nedenle önemli ve biraz da "neşeye kaynak ayırmak" tabi ki.
Yazınızı ilgiyle okudum, paylaşımlar için teşekür ederim tabi kendi adıma.
Selamlar, Sevgilerimle...
|
Edited by - on |
 |
|
|
pandora76
Elmas
    
815 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 21:02:49
|
Kasyopyalıların celselerindeki şu maddeyi beğendim:
4.Yol haritası isteme.
Biz insanları,kasyopyalıları yaratan Tanrı dan başka hiçkimseden yol haritası isteme.
Kalbini "O"na aç ve işaretleri izle.
|
Edited by - pandora76 on 23/11/2008 21:03:46 |
 |
|
|
zer-zivi
Elmas
    
Turkey
953 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 21:29:15
|
| Evet sınırsız ve korkusuz,teredütsüz,tam güven içinde tek ruhumuzu teslim edebileceğimiz bir tek ooooooo............ |
Edited by - on |
 |
|
|
kurby
Elmas
    
Turkey
1049 Posts |
Posted - 23/11/2008 : 22:16:22
|
| İyi de arkadaşlar, O biziz.:))Bu bir paradoks olmuyor mu?Sığınacağımız, kalbimizi bir başkasına açacağımız bir o yok!O, biziz! |
Edited by - on |
 |
|
Topic  |
|
|
|