Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Home | Profile | Register | Active Topics | Members | Search | FAQ
Username:
Password:
Save Password
Forgot your Password?

 All Forums
 Gizem ve Varoluş
 Ruhsal Kanal Bilgileri
 Genel Kanal Bilgileri Tartışmaları
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 29

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 05/05/2008 :  18:06:03  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
merhaba arkadaşlar.

özellikle şu sıralar ra ve kasyopya bilgileri başta olmak üzere kanal bilgileriyle ilgili tartışmalar forumumuzda ciddi bir ilgi gördüğü için, kanal bilgileriyle ilgili her tür bilgi, fikir, yorum ve soru paylaşımı için genel bir başlığın işimize yarayabileceğini düşündüm.

kanal bilgileriyle ilgili genel ve karşılaştırmalı fikir ve sorularımızı bu başlık altında tartışmamız daha verimli olabilir. saygılarımla.

Edited by - on

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 06/05/2008 :  06:41:13  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Merhabalar...

Değerli Bozadi, ilk mesaj bana nasip oldu gene.Lakin öyle bir sormuşsun ki.Şimdi hangi kaynaktaki, hangi bilginin, neresinden söz edeyim şaşırdım.Bi konular açılsın, tartışılsın bende onun üzerine düşüncelerimi söylerim o zaman.Şimdi "Nato kafa, nato mermer" durumu.:)

Sevgi ve Işık ve Bilgiyle buyrun arkadaşlar.Merakla takip edeceğim...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  11:08:09  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese Selamlar,sevgiler
Son günlerde bazen direkt değindiğimiz,bazende ucundan bulaştığımız ;psişik saldırılar,(bilgi korur) gibi konular hakkındaki düşüncelerimi aktarmak isterim...

Arkadaşlar inanın pazar gününden beri (et) yiyemiyorum...Youtube de gri/insan melezinin otopsisini(5 part) izlerken,yantarafta bir videoya bastım:Çinlilerin kedi köpek katliamını seyrettim/seyredemedim,sonra önüme gelen yemeklerde et görünce iğrenmeye başladım...Barbar Cinliler dedim,sonra kendime bir çinli çokıp deseki;(kardeşim sizde koyunları aynı şekilde tüketiyorsunuz); ben buna ne cevap verecektim?...(Çinlilerin Kedi Köpek Katliamı adı altında youtube upload ettim.

Bir görüntüden bu kadar etkilenebiliyorsak; psişik saldırılardan,korkutmalardan,vizyonlardan,korkutcu yazılardan vb. ne kadar saldırıya açık olduğumuzu farkettim...Evet saldırıya açık olan biziz,bilincimiz,algımız vb.

Sonra Kasyopya celselerinde,laura (bunlar iğrenç) dediğnde 6b ne diyor?, (iğrenç subjektif,..önemli olan beden değil RUH,..,ACI ÖĞRETİR,..VS)

Bunların üzerinde düşünmeye başladım,e kolay tabiki fizikselliğin bizim boyutumuzdaki gibi olmayan,belki bir ışık beden yada daha az yoğun beden(bedensel yok olmayan) bir varlık için bunları söylemsi kolay.E bir de sevdiklerimizden (3B de) ayrılmak veya fiziksel acı çekmek var, sanki buradan başka veya bu bedenden başke bir şeyde varolamayız gibi algımızda eklenince, off korkutmalar bayağı bizi etkiliyor...Sorun sanırım algımızda...

Psişik saldırı,korkutma yapana (Dur be kardeşim ben senin korkutmalarına gülüyorum,git gidebildiğin kadar ışığına,sana da dualiteden dolayı sadece teşekür ediyorum) diyebilsek, ASIL OLAN RUH'un olduğunu bilerek veya maddeslliğin bizim boyutumuzda bir illizyon olduğunu bilsek demiyorum, biliyor ama bu bilgiyi uygun kelimeyi bulmakta zorlanıyorum, tam içselleştirmiş olarak davranabilsek; sanırım,sanıyorum,KORKMAYACAĞIZ, illizyona yenilmeyeceğiz...

Selamlar,sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  12:38:23  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese selamlar,sevgiler

Kasyopya celselerini yeniden okumaya başlyınca üzerinse yeterince durmadığım/duramadığım bazı bilgileri; gerek bilivermek gerkse de bili alabilmek,derinleştirmek için sizlere başvuruyorum.

1.Dünya’nın başın geleler ;KARMA,neyin karması na cevaben de:ATLANTİS’in karması,( (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?)’ın cevabıda ,( C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.).

2.Sahte anılar verebiliyorlar.

3. (C: Uzaydan saldırı yakında. Dört ila altı yıl arasında.) gibi deneyimlemediğim bilgiler verebiliyorlar(?).

4.Zendar veya Zindar konseyi nedir?Bilgisi olan arkadaşlar lütfen cevaplasın.
5.’’Brezilyalı Çocuklar’’ hangi anlamda kullnılmış,bunuda bilen arkadaşlara soruyorum.

6.Oryonlular ve Federasyon arasıbda savaş başlamış,yarın veya 18 yıl sonra buraya ulaşacakmış..Sanırım savaş kavramı bizim anladığımızdan farklı.

Selamlar,sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 06/05/2008 :  13:14:45  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
selam arkadaşlar.

Tiversonus, yazın ilginç ve değerli bazı tartışmaları gündeme getiriyor.

1. ve 2. yoğunluk varlıklarını beslenme amaçlarımız için kullanıyor olmamız gerçekten pozitif birşey değil. ama bu konuyu bireysel olarak almamanı tavsiye ederim. kasyopyalılara göre bu belki de 300.000 yıldır devam eden birşey. yani cennetten düşme olarak tabir edilen bh'den kh'ye geçiş süreci sonunda kendi kendimizi düşürmüş olduğumuz bir durum. ve elbette daha üst kh güçlerinin dayatmaları da var. bu kh özelliklerimizin o kadar çok yansımaları var ki, daha alt bilinç seviyesindeki varlıkları onların rızasını sorgulamaksızın veya umursamaksızın kullanıyor olmamız, bu durumun yansımalarından sadece biridir. tek başına bunu çok gözünde büyütmemeni tavsiye ediyorum.

ayrıca sadece hayvanlar değil, bitkisel varlıkları da tüketiyoruz ve onların da canlı olduklarını hatırlarsak ve bizimkinden çok daha ilkel olsa da bir yaşama iradeleri olduğunu düşünürsek, o iradenin "yenmekten" zevk aldığını sanmıyorum. kasyopyalıların vurguladığı gibi, özgür irade yasası, varoluşun en önemli yasasıdır. ve biz görmek istemesek bile, bitkilerin bile duyguları vardır ve yenmek yerine doğal ömürlerini sonuna kadar kullanmayı tercih ederler. gördüğün gibi olay basit bir olay değil.

işimize gelmese de yaşam koşullarımızda kh'nin baskın olduğuyla yüzleşmek zorundayız. kh ile bh'nin en temel farklarından biri özgür iradeye gösterilen saygıdır. şimdi bitkileri ve hayvanları da bir kenara bırakalım, bir insanın hayatının başından sonuna kadar deneyimledikleri şeylerle, özgür iradeye saygısızlığın birkaç yüz ciltlik ansiklopedisi yazılırdı herhalde.

aslında bunlar bir yönüyle ihlal, diğer bir yönüyle ise, tüm bu koşulların içinde ne işimiz olduğuyla ilgili bilinçaltı ruhsal bilgilerimiz nedeniyle kabullenegeldiğimiz şeylerdir.

kısacası kh'yiz. ama bu, kh'nin iyice göbeğine gidiyoruz demek değil. bence insanlık adem-havva hikayesinde betimlendiği gibi, kendisinden daha güçlü bir kh gücünün manevralarının da başarısıyla kh'ye giriş yaptı ama bu deneyimi çok sevdiğini, çok benimsediğini iddia edemeyiz. insanlığın azımsanamayacak kadar çok sayıda üyesi tekrar bh'ye yönelme iradesini çeşitli düzeylerde taşıyor bence.

kasyopyalılara göre kh'ye girişimiz, 4 kh ile kurduğumuz bağlantı neticesinde, 300.000 yıllık son büyük döngünün başında gerçekleşmiş ve 2012 civarında ise bu döngü sona eriyor ve yeni bir döngü başlıyor. ve insanlığın 300.000 yıllık kabusuna son verme fırsatı doğuyor. ve görünen o ki gerçekten de, yeni döngüde insanlığın kh'yle olan bu berbat macerası sona erecek. kolay olmayacak ama olacak.

olayı tekrar ortamımızdaki daha düşük bilinç titreşimi yoğunluğunda bulunan canlıları özgür iradelerini umursamaksızın kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda kullanıyor olmamız konusuna getirecek olursak, bu husus, 300.000 yıllık negatifliklerimizin yansımalarından sadece biridir. insanların kendi kendilerine ve birbirlerine ne kadar çok özgür irade ihlalinde bulunduklarını, hayatlarımızın hep bu koşullarda sürdüğünü anlamamız gerek.

ama elbette yapmamız gereken şey bu karanlık tablo üzerinde durup saçımızı başımızı yolmamız, çaresizlik içinde çırpınmamız değildir. hakikaten burada sakinleşip bunun hiçbir belirli birey, grup veya insan kitlesiyle ilişkili veya sınırlı birşey olmadığını, tüm insanlığı içine alan bir durum olduğunu ve dahası bizim dışımızda varlık gruplarıyla da ilgili olduğunu anlamamız gerek.
bizim dışımızdaki varlık grupları derken sadece kh gruplarını değil, aynı zamanda bh gruplarını kastediyorum. kh'nin bizi kh'de tutma mücadelesindeki aşırılıklarını bh dengeliyor ve bize bu dramın çıkışı ile ilgili rehberlik sunuyor.

psişik saldırılar vs hakkında da çok endişelenmenize gerek yok. sanki her anımızda varlığımız tamamen 4 kh'nin insafındaymış gibi bir durum yok yani. evrenin özgür irade yasaları, ve bizzat kendi ruhunuzun üst seviyesi, kendinizi belirli bir koruma içinde tutmanızı sağlar. tüm bunları öğrenmek ve kendimizi geliştirmek için yaşıyoruz! ne kadar ilginç değil mi... ve asli varlığımız hiçbir kh gücünün gerçek manada tehdidi altında değil. öyleymiş gibi hissettirmeye çalışıyorlar. özellikle mevcut kh hayatlarımızın berbatlıklarının biriken negatif enerjisinin etkisiyle zaman zaman çok zayıfladığımızda, bu tür duygu ve düşüncelerle bizi iyice pasifleştirmeye çalışıyorlar. ama yapabilecekleri bundan ibarettir. varlığınız her zaman devam eder ve öğrenmeye devam edersiniz.

yılanlarla dolu bir kutunun içine bırakılmış bir fare değiliz yani... :)))

ve asıl olan gerçekten ruh. bu konuyla ilgili duygu ve düşüncelerimizi paylaşmanın hepimiz için çok değerli olduğunu düşünüyorum ve teşekkür ediyorum.

[bu yazdıklarım, sondan bir önceki mesajınla ilgilidir. son mesajınla ilgili görüş ve düşüncelerimi de paylaşacağım.]

Edited by - bozadi on 06/05/2008 13:26:50
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 06/05/2008 :  13:43:01  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by Tiversonus


E bir de sevdiklerimizden (3B de) ayrılmak



sevdiklerimizden gerçek manada ayrılmak diye birşey söz konusu olmadığını düşünüyorum. ölüme yakın deneyim yaşayan çok sayıda insanın, spatyomun girişinden çevrilmeden önce ölmüş sevdikleriyle karşılaşıp onlardan destekleyici ve güven verici ilhamlar almaları olayları çok yaşanan olaylardır. türkçe'de de çeşitli kaynaklarda hakkında bilgi verilen bu ve benzer nitelikte olayların bir hayalden ibaret olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde?

bununla ilgili tüm belirsizliklerimiz, korkularımız da 300.000 yıllık kh maceramızın neticeleridir. ruhsal manada evimiz 5. yoğunluk, yani spatyom. (bu konuyu ayrıca tartışmak gerek) ders seviyemizi temsil eden 3. yoğunluk alemi içinde kendimizi içinde bulduğumuz madde beden sadece bir kostüm, varlığımızın kendisi değil.

bir düzeyde bunu herkesin bildiğini biliyorum, ama sadece iyice hatırlamaya ihtiyacımız olabileceğini düşünüyorum.

Edited by - bozadi on 06/05/2008 14:02:26
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  13:51:13  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Selam sevgili Bozadi,,

İşre bu,hepsi bu...Dengeye geliyorum,bununda ötesin de dengeye gelme olayında formül buluyoruz,zaten o yüzden kendimden verdiğim örnekte olduğu gibi;et yemenin (iğrençliğinden),daha dikkatli,farkında olarak neyse yemeğe devam edebilir duruma tekrar geliyorum,yeni bir dengeyi nasıl kuracağızı ÖĞRENİYORUM/ÖĞRETİYORUM...Bilgi sadece fiziksel olarak korumuyor;
ruhsal ve akıl olarak ta KORUMA fonksiyonunu yerine getirebiliyor...
Selamlar,sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 06/05/2008 :  14:04:47  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
evet, beslenme biçiminizde kendinizi ciddi bir değişime zorlamanızın ne kendinize, ne de insanlığa önemli bir katkı sağlayacağını sanmıyorum. tam tersine olayların özüne, yani ruhsal ve bilinçsel yanına, şu anda olduğu gibi, eğiliyor olmamız, tüm insanlıkla birlikte giderek daha az zararlı bir varoluşa yönelmemizi sağlayacaktır eminim.

Edited by - bozadi on 06/05/2008 14:07:11
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  14:08:37  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Ek olarak:Halısahada maç yaptıktan sonra eve geldim,yemek yemeyeceğimi belirtip,güzel bir meyva tabağı bitirdim.Sabah annesine gidecek olan eşim erken uyudu.Ben bir arkadaşıma verdiğim söz gereği,acayip uykum olmasına rağmen,geçtim bilgisayarın başına ,bir şeyler hazırladım,bir kaç sigara yaktım,işim bitti,sözümü yerine getirmenin rahatlığıyla yattım..O da ne bir çuval kum yere düşer gibi bir ses ,sola baktım eşim yok,algımda yok,kafayı yastığa koydum..Bir kaç dk sonra ses ile görüntüyü algıladım.Kalktım eşimi yerde gördüm...Algım yeterince çalışmıyor,onu kaldırıp banyoya götürmek üzere yerden tuttuğumu hatırlıyorum...4/5 saat sonra ,nasıl gittiğimi hatırlamadığım,5-6 metre uzaktaki kapının dibine yığılmışım.Kapının altından gelen hava ile sanırım veya(!) uyandım eşim hala sürüklediğim yerde yatıyor....Hastane ve burası..

O gündenberi ben eski ben değilim:Daha neşeliyim,daha farkındalık içindeyim,enazından bir farklılık varda duyguları kelimeler e sığdıramıyorum, herşey farklı,ama tam ifade edemiyorum..Aslında güzel de bir şey...


Edited by - Tiversonus on 28/11/2008 15:16:23
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 06/05/2008 :  14:19:58  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
quote:

1.Dünya'nın başın geleler ;KARMA,neyin karması na cevaben de:ATLANTİS'in karması,( (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?)'ın cevabıda ,( C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.).

2.Sahte anılar verebiliyorlar.

3. (C: Uzaydan saldırı yakında. Dört ila altı yıl arasında.) gibi deneyimlemediğim bilgiler verebiliyorlar(?).

4.Zendar veya Zindar konseyi nedir?Bilgisi olan arkadaşlar lütfen cevaplasın.
5.''Brezilyalı Çocuklar'' hangi anlamda kullnılmış,bunuda bilen arkadaşlara soruyorum.

6.Oryonlular ve Federasyon arasıbda savaş başlamış,yarın veya 18 yıl sonra buraya ulaşacakmış..Sanırım savaş kavramı bizim anladığımızdan farklı.



bir kerede 6 soru sorduğun için seni tebrik etmek istiyorum Tiversonus. :)))))))))))))

her ne kadar bu hususların hepsini aynı süreçte tartışamıyor olsak da, önemli bulduklarını daha sonra tekrar tekrar gündeme getirmekten çekinme gerçekten.

kasyopyalılar güneş sisteminde bulunduğunu söyledikleri gezegenleri sıralarken, bizim satürn adını verdiğimiz gezegeni Zindar olarak isimlendiriyorlar. dolayısıyla Zindar Konseyi'ni Satürn Konseyi olarak da düşünebilirsin. Satürn Konseyi ismi sana tanıdık geliyor mu? (bkz: ra bilgileri)

Edited by - bozadi on 06/05/2008 14:24:35
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 06/05/2008 :  14:29:13  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Selamlar
Sevgili Bozadi, bu başlığa ihtiyacın olduğu Kasyopaya Celselerinde belirtmiş ve pek çok katılımcıda destek olmuştu fakat yine size kısmet oldu ve önderlik ettiniz bize. Çok Teşekkürler.Desteğimiz hep sizinle. Katılımcı olmak kolayımıza geliyor galiba:)

Sevgili Tiversonus;
1.Dünya'nın başın geleler ;KARMA,neyin karması na cevaben de:ATLANTİS'in karması,
( (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?)'ın cevabıda ,
( C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.) alıntısına hatırladığım kadarıyla;

Atlantisliler bizlerin şuanki seviyelerinden hem teknolojik açıdan hemde ruhsallık açısından daha üst seviyeler ulaşmışlardı ve insan yaratma(klonma)ya çalıştıkları ve başardıkları hatta daha da ileri gidip Tanrı(cılık) onamaya çalıştıkları için lavedildiler ve sonuç olarakta büyük bir karmaya sebebiyet verdiler. Bugüne baktığımızdada aynı durumla karşı karşıyayız. Önce koyun Dolly ardından insanın klonlama çalışmaları ve genetik bilimindeki ilerlemeler. (her ne kadar ilerlemek gibi gözüksede Atlantiste olduğu gibi çöküşe hazırlamak durumları olabilir.) İnsanı klonlayabilirler fakat o yaratığa ruhu(canı) kim üfleyecek [(ABD veya saygıdeğer bilim adamlarımı(kendini tanrı sananlar)]. 5.KH inde yapmaya çalıştığı bu değil mi? Ruhumuzu anlamaya çalışmıyorlar mı? Kasyopya celselerinde de bahsedilior, kaçırılma sebeplerini bununla açıklıyorlar. Sonuç olarak bizler de bu karmaya ya dolaylı ya da doğrudan bulaşmışız ki bugün bu durumu temizlemeye çalışıyoruz gibi bir sonuç çıkıyor ortaya. Kesin bu sebele burdayız demekte doğru olmayabilir fakat bir olasılık bence.

2.Sahte anılar verebiliyorlar.

Kasyopya celselerinde bu oyunun 309.000 yıldan beri oynandığı belirtiyor. Bu durum harbiden böyleyse beni ürpertiyor ve sahte olanlar hiç hoşuma gitmiyor fakat subjeftik olarakta derslerden ibaret olduğu aklıma geliyor.

Diğer başlıklar hakkında ne bilgim var ne de fikrim.
Bu başlangıç için teşekkürler Tiversonus.

Beni de takıldığım noktalar var Kasyopya Celselerinde
-Sigara ve uyuşturucu madde hakkında söylenenler.
Edindiğim bilgiler dahilinde sigaranın insanın kanallarını tıkadığını, alkol ve uyuşturucu maddelerinse kanalları açtığını biliyordum bugüne kadar. Hala da öyle düşünüyorum ve ruhsal bilgilerle tanıştığım andan itibaren alkolden uzak duruyor sigarayı malesef tabiri uygunsa içmiyo yiyorum.(Her ikisinden uzak durmalı e nefsimize hakim olmalıyız tabi kendi adıma. Akolü bir anda kestim ve kendi kendime 'Ayık olmalıyım ve zihnimi açık tutmalıyım dedim' inşallah birgün sigara için de aynı şeyleri söyleyebilirim.

Bir de ilgilenenler varsa Enoch'un Anahtarları hakkında ve James J. Hurtak hakkında; 'örtülü gerçeklik ve kodlanmış bilgi' aynı zamanda her bilginin kodlandığını da belirtiyorlar celselerde(7 Mart ve 18 Mart 1995 tarihli celseler). Bence faydası olabilir. Yanlız ingilizcem yeterli olmadığı için yeterli bir şekilde faydalanamadım. Celselerde iki yerde geçiyor ve dikkate değer bence, bu konu hakkında bilgisi olan varsa paylaşımışlarını bekliyorum. Bi ara Hermes-Enoch-İdris-Hızır-Merkür (kendi aralarında bir bütünlük teşkil ediliyor) araştırmasını yaparken bir türlü erişemediğim kilitli kaldı Enoch'un Anahtarları.:(

SEVGİLER SAYGILAR

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  16:34:01  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili ''Budala'',
Öncelikle cevaplardan kendi adıma nemalandığımı söyleyeyim ve önerilen kaynaklar bir uzanıp bakıyorum.SİGARA ve ALKOL hakkında ,Kasyopyalıların ne demek istediği hakkında ,zamanında çık düşünmüş birisi olarak ne anladığımı belirtmek istiyorum.Sözkonusu celselerin(sigara,alkol vb) geçtiği zamanlalrda tam da sigarayı bırakmanın üzerinde düşünüyordum,içimde ki sese soruyordum:tık yok..(O zaman hangi marka diye) bir soru vardı,burada kızılderililerin içtiği gibi ''tütün''içmenin tavsiye edile(bilinir) olduğunu,bir sürü birşeye batırılmış sigaranın içilmemesi gerektiği/önerisi ni hatırlıyorum.Ben pipo mu içeyim derken,şimdi sadece titün içiyorum,sarma makine ile...Alkol olayını ve diğerlerini bende hatırlıyorum ancak sonralarda,bir kişiden bahsedilirken;alkoldenlsd den dolayı ''DENGE''yi kaybeden birisinden bahsedilir...Yani uzun vadede dengeyi bozucu etkisi vurgulanır..Yasklanan,yasaklnmayanlar... v.b.
Bedeni pek fazla önemsemeyen bir üst boyutdan anladığım buydu.

Aynı, benzer şekilde bende haftanın 6 günü alkol alırdım,kanım kaynardı..Bie zaman sonra ''bilinci kapatan her şey den uzak durma'' yı kendi kendime ilke edindim,omega3,keten yağı ve lavanta yağı ile tanıştım.Masada bir alkol olsa,su kadar bana nötr geliyor artık...İçmek içimden gelmiyor...Kendimi zorlamıyorum.Bazende yurtdışına gittiğimde iyi içiyorum.Artık bana nötr duruyor...Ha bide uyku için melotonin almıştım,birkaç günsonra orada,dolapta unuttum,şimdi aklıma geldi:Muazzam bitkisel yağlar var,sağlıklı,bilinci açık tutan ve kanlları açan,,neyse...Derin düşünceyle,bilginin AKIL ağacının köklerine kadar ulaşıp buradan,BEDENİ yüceltmesi ve sonra da RUH adokunması,formulü bana daha uygun geliyor,kanalları açmak için,diğer maddeler birer araç gibi...

Selamlar,sevgiler...

Edited by - Tiversonus on 06/05/2008 16:48:13
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 06/05/2008 :  17:04:15  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus;
sigara ile ilgili kısmı tekrar okumadan aldığım notlardan yola çıkarak aceleyle yazdım ve sigarayla sonradan söylenenleri sizin yazdıklarınızı okuyunca hatırladım. Sağolasın.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 06/05/2008 :  21:08:45  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese Selamlar, Sevgiler...

Kasyopya celselerini tekrar okumaya başlayınca;üzerinde fazlaca duramadığımı/durmadığımız bazı konuları dile getirmek istiyorum...Sanırım hızlı gitmiyorumdur...Yoksa yavaşlayabilirim..

(((S: (L) Koruma için yapabileceğimiz başka herhangi birşey var mı?
C: Öğrenin, meditasyon yapın, okuyun. )))

Konu meditasyon konusu,bilmiyorum bunun üzerinde yeterli durulmalı mı?

Ra Bilgilerinden Meditasyon ile ilgili bazı notlarımı aktarmak isterim:

---------------------------------------------------------------------
Meditasyon Yaparken;

1.Zihni olabildiğince boşaltmak mı?
2.Bir KONU veya NESNE üzernde konsantre olmak mı?

daha yararlı sonuçlar doğurur?

ZİHNİN TAMAMEN BOŞALTILMASI (Pasif Med.)
İnsanın AKIL faliyetinin özelliği olan bu zihinsel karmaşanın boşaltılması ; Yaratan’ı dinleyebilecekleri İÇSEL bir HUZUR ve SESSİZLİĞE kavuşmak isteyenler için uygundur.
Tefekküre dalma veya dua etme yöntemleri ile karşolaştırıldığında; genelde; en yararlı med. tipidir.


HAYALİNDE CANLANDIRMA—İMGELEME

-----Hedefi Med.Kendisi değildir..!
-----Bu yön. USTALARIN ARACI’dır.
------İçsel bir konsantrasyon gücü geliştirmektedirler.
-----Bu güç onların; CAN SIKINTISINI ve HUZURSUZLUĞU aşmalarını sağlayacaktır.

Bu gelişip,sabitleştikten sonra (ustada);
O ustanın; DIŞSAL EYLEMLER OLMADAN DA;

BİLİNÇTE KUTUPLAŞMASI mümkündür;
Böylece GEZEGENSEL BİLİNCİ ETKİLEMİŞ olur.

Beyaz büyücü denen varlıkların varoluş nedeni budur.Sadece Gezegen titreşim düzeyini bilinçli olarak yükseltmek isteyen bu varlıklar; bu imgeleme yöntemini, özellikle doyurucu bir meditasyon tipi olarak görürler.
---------------------------------------------------------------------
Ra bilgilerinden sonra da burada da meditasyon önerisi verilmesi;ban ilginç geldi...Önemli olduğunu hissetmesem bu boşlukta sadece bekler ,tartışmaya sonra katılırdım....

Herkese Selamlar,Sevgiler...

Edited by - Tiversonus on 06/05/2008 21:14:22
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 07/05/2008 :  06:00:06  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Merhabalar ve sonsuz sevgiler.

Bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum, naçizane.Ve elbette yanlızca benim düşüncelerimdir.

Sevgili Tiversonus,
Daha önce başka bir başlıkta değindiğim gibi, cansız madde yoktur.Siz eğer, et değilde ot yeseydinizde, bu yine bir canlıyı yemek olurdu.Bu yanlız bildiğiniz anlamda bir yemek yemekte değildir.Herşey canlıdır ve bir duyguyu, bir enerjiyi tüketiğinizdede, yine olan aynı şeydir.Siz tüketmektesiniz.Varlık tüketir.Yanlız Yokluk var eder.Başka yerlerde değinilen "Yarat(lar)"ın yaratımlarıda bir tüketmedir, sizin bilmediğiniz bir şeyin yok edilmesidir.Ve var etme değil, en yakın itibariyle şeklinin, oluşunun değiştirilmesidir.Varlık var edemez.Yanlız Yokluk "Var" eder.Ve tüm Varlığı içinde barındırır.Velasıl burda Eckhart Tolle'nin balık örneğini hatırlatmak istiyorum;

"Siz akvaryumunuza bir balık alıyorsunuz.Ve ona, örneğin john ismini veriyorsunuz.Ona, sizin açınızdan bir "Benlik" kazandırıyorsunuz.Onunla bir duygusal bağ oluşturuyorsunuz.Ve o, bir süre sonra ölünce üzülüyorsunuz.Okyanusta, doğduktan birkaç saniye sonra ölen varlıklar var.Sizce buradaki amaç nedir? Burda ne doğmak, ne ölmek (Nede bir şeyi yemek) var.Olan sadece moneküllerin dansıdır.Algılarınızı değiştirin."

Kasyopyallarda o soruya verilen (İğrenç) cevabına (İğrenç subjektif ve size göre) demişlerdir.Ve sürekli aktardıkları gibi yanlız "Bakış açınıza göre" böyle olduğunu söylemişlerdir.Son olarak Sevgili Halil Cibran'nın "Ermiş" isimli yapıtından, bu konuyla alakalı bölümü aktarmak istiyorum.Önemli olduğunu hissettiğim için hepsini yazdım...
------------------------------------------
Yemeye ve İçmeye Dair

Sonra yaşlı bir adam, bir hancı, dediki, bize Yemek'ten ve İçmek'ten Söz et.
Ve o dedi ki:
Keşke toprağın rayihasıyla yaşayıp, yerin üstündeki bitkiler gibi ışıkla beslenebilseydiniz.
Fakat değil mi ki yemek için öldürmek, susuzluğunuzu gidermek için yeni doğandan ana sütünü çalmak zorundasınız, o halde yiyip içmenizi bir tapınma eylemine çevirin.
Ve sofranız bir sunak olsun, o sunakta ormanların ve ovaların saf ve masumları, insanın içindeki daha saf ve masum olana kurban edilsin.

Bir hayvanı öldürdüğünüz zaman gönlünüzde ona deyin ki:

"Seni öldüren o güç beni de öldürendir ve ben de tüketileceğim.
Çünkü seni benim elime teslim eden yasa, beni de daha güçlü bir ele teslim edecek.
Senin kanın ve benim kanım cennet ağacını besleyen özsudan başka bir şey değildir."

Ve dişlerinizle bir elmayı parçalarken ona gönlünüzde deyin ki:

"Tohumların benim bedenimde yaşayacak.
Ve senin geleceğinin tomurcukları benim yüerğimde çiçek açaçak,
Rayihan benim nefesim olacak,
Ve birlikte sevineceğiz bütün mevsimlerde."

Ve sonbaharda bağlarınızı bozup cendere için üzüm toplarken, gönlünüzde deyin ki:

"Ben de bir bağım ve benim meyvalarım da cendere için toplanacak,
Ve taze şarap gibi sonsuzluk küplerinde saklanacağım."

Ve kışın, şarap alırken, her tas için yüreğinizden bir şarkı geçsin
Ve o şarkıda hazan günlerinin, bağın ve üzüm cenderesinin anısına yer olsun.

------------------------------------------
Ah ah! İşte gerçek bir İnsan ve gerçek bir Üstat.Ona burdan sonsuz sevgilerimi ve sonsuz saygılarımı gönderiyorum.Ruhun şad olsun.Okuyanlar hatırlamıştır.Şu an, bu konuda daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok.Üstat söyledi zaten...

Korku konusunda birkaç şey söylemek istiyorum.Bir keresinde, bir sohbet esnasında, elektrikler kesilmiş ve arkadaşlarımdan biri şöyle sormuştu;

"İnsan niye korkar anlamıyorum.Hiç düşündünüz mü bunu, insan neden korkar."

Ben söze girip şöyle cevaplamıştım;

"İnsan bilmediği şeyden korkar, eğer korkucak bir şey olmadığını bilseydin, korkmazdın."

Arkadaşım "Anlamadım, ne dedi şimdi bu" demiş.Bir diğeride "Felsefe yaptı" diye eklemişti.:)

Sizin anlayacağınızı temenni ediyorum.Lakin sözlerim göz ardı edilebileceği için.Yine, burda büyük derya Mevlana'nın korkudan bahsettiği bir bölümü aktarıp, noktalayacağım.Üstat;

"İnsanda olması gereken tek korku, Allah korkusudur.Allah bir insana "Kork" dediğinde, bu "Korkma" demektir.Artık insan, ne denizden korkar, nede köpükten.Korku, korkusu olmayan adamındır.Dert burda dönüp dolaşmayanındır..."

Diyor.Ve banada başka söz düşmüyor...

Şu an öyle bir haleti ruhiyeye girdim ki, burda kesmek istiyorum.Oysa satır satır, tüm yazılanlar hakkında paylaşmak istediğim düşüncelerim vardı.Başka sefer paylaşırız artık napalım.Okuma sabrı gösterenlere teşekkür ederim...

Hepinize Sonsuz Sevgi ve Işık ve Bilgi diliyorum arkadaşlar...

Edited by - Qui-gon jinn on 07/05/2008 06:45:14
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 07/05/2008 :  12:42:34  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
Tiversonus, atlantis ile ilgili bahsedilen karmanın özellikle abd'yi bağlayıcı nitelikte olduğunu düşünüyorum. çünkü abd "yeni atlantis"i temsil ediyor. atlantis'e zaman içinde 4 kh nasıl bulaştıysa, abd'ye de aynı şekilde bulaştı. kasyopya celselerindeki negatif betimlemelerin çoğunun abd ile ilgili olduğundan eminim. ama 4 kh'nin abd üzerinden dayatmakta olduğu yeni dünya düzeni karşısında diğer tüm milletler de bir sınava tabii tutulmuş oluyor sanırım. yani bu sadece abd'yi ilgilendiren bir husus denemez. çünkü abd aracılığıyla bütün dünya tesir altında bırakılıyor.

meditasyon, hemn ismen hem de kavramsal olarak insanlara biraz eğreti gelmesi sebebiyle herhalde, bir türlü hakkında net bir anlayış geliştirilemeyen birşey. aslında son derece basit bir faaliyeti ifade ettiğini düşündüğüm bu kavram, kh koşullarının egemenliği nedeniyle nitelikli bir şekilde ele alınamıyor.

sanırım meditasyonu tanımlama ifadelerin biri şu olabilir: dış dünya tesirlerinden periyodik olarak uzaklaşarak bu tesirlerin içsel olarak muhasebesinin yapılması, dengelemelerin yapılması, kaybedilen enerjinin psişik olarak yeniden toparlanması, tekrar dış tesirlere açılacağımız zaman ne tür seçimler yapılacağına, nasıl bir yol izleneceğine dair yüksek benlikten, yani bireysel ruhun en bilinçli tepe noktasından rehberlik alınması... hatta bir'den ve çeşitli üst seviye varlıklardan yardım ve rehberlik talep edilmesi...

benim meditasyondan anladığım şey yaklaşık olarak bu. meditasyonun tanımının bununla sınırlı olması düşünülemez elbette. çünkü meditasyon bir tür trans koşulu da meydana getirdiği için, bu yolla yüksek benlikle veya diğer üst seviye varlıklarla kurulacak temasla yapılabilecek şeylerde sınır yoktur herhalde. ben kendi tanımımda somut gerçekliklerimiz itibariyle pratik bulduğum bir tanım yapmaya çalıştım. ama acaba ruh, yüksek benlik, bilinçli bir bütün olarak evren, rehberlik talep edilecek üst seviye bh varlıkları... bunların ne kadar somut ve pratik kavramlar olduğu epeyce tartışma götürür tabii. yaşam koşullarımızda kh'nin çok etkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda bu tür kavramların neden insanlara çekici gelmediğini anlamak zor değil.

budala, kasyopyalılar sigara, alkol, esrar reklamı yapmadı netice itibariyle. alkol ve esrarın kullanımının bazı psişik faaliyetlerin etkinleşmesine neden olduğunu, ama mevcut kh koşullarında bunun faydalı bir şekilde kullanılmasının zor olacak olması ve muhtemelen negatif bir bağımlılığa dönüşecek olması nedeniyle laura ve grubunun insanlara bunları tavsiye etmelerinin makul olmayacağını ima ettiklerini hatırlıyorum.

sigara, alkol ve esrardan biraz farklı bir yerde. ve sanırım bu konuda söyledikleri de şu; bazı insanlar, özellikle de işlenmemiş, bozulmamış tütün ürünlerinden epeyce yararlanabilecek bir özelliğe sahip. nikotin'in kırmızı kan hücrelerini arttırma, psişik direnci yükseltme, sindirim sisteminin hızlanması gibi etkileri olduğunu iddia ediyorlar. nikotinin bu işlevinden fayda görecek nitelikte olan insanların ise zaten sigaradan vazgeçmeyi imkansız bulan insanlar olduğunu söylediler. sigara kullanmayan bir insan olmama rağmen bunun doğru olduğuna inanıyorum. olay bundan ibaret.


Qui-gon jinn, senin mesajın benim de aklıma marlo morgan isimli kadının "bir çift yürek" isimli kitabında betimlenen "gerçek insanların" beslenme ile ilgili bazı davranışlarını getirdi. avustralya'nın çöllerinde çeşitli durumlarda hayvansal gıdalar tüketmek zorunda kalan bu insanlar, yemek yemeleri gerektiğinde birlik'e sesleniyorlar. ve bunun üzerine çevredeki bazı canlılar da bu insanların karşısına çıkarak kendilerini onlara besin olarak sunuyorlar.

belki pek çok insana absürd görünebilecek olmakla birlikte, bu kitabı okurken bunun bana absürd gelmediğini söylemem gerek. herşey bizim perspektifimize uymuyor gerçekten.

Edited by - bozadi on 07/05/2008 12:47:24
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 07/05/2008 :  13:38:52  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Teşekürler sevgili Bozadi,
doya doya sindire sindire okudum...Sizi yoracak,zamanızı alacak,cevap doğuracak şekli enazından şu an istemiyorum.Okuduktan sonra şunu düşündüm:Her şeyin Bir olduğu yerde(?!),bu kadar basitlikte;ne kadar da çok kargaşa yaşıyoruz veya algılıyoruz...

Selamlar,sevgiler...

Edited by - on
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 07/05/2008 :  18:35:45  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Bozadi,
Önce Tiversonus sonrda siz açıklayıcı bir şekilde tütün ve alkol soruma yanıt verdiğiniz için teşekkürler. Celseleri okurken tuttuğum notlar yanılttı beni.Aceleci davranıp celseleri tekrar taramalaydım. Yine de her ikisinden de uzak durmaya çalışıcam. Bu arada meditasyon konusunda sadece kanal bilgisini veren varlıklara takıldım. Açıklamalarınızla içimden keşke siz ve bu gruptaki değerli üyelerle birlikte Laura ve grubunu bilgilendirseydiniz diye geçirdim:)
Sevgiler Saygılar

Edited by - budala on 07/05/2008 18:37:04
Go to Top of Page

zhouenali
Kehribar

Turkey
55 Posts

Posted - 07/05/2008 :  22:20:38  Show Profile  Visit zhouenali's Homepage  Reply with Quote
Gurdjieff'in öğretisi daha kasyopyalılar Laura ile konuşmadan önce düşünülmüş bir öğreti, bazen kontrollü deneylere dayanabildiği halde tamamen bilimsel bir felsefe değil. Bunun yanında bize çok faydalı olabileceğine inanıyorum. Hem hangi felsefe tam anlamıyla bilimseldir ki? Genelde hepsi beyin hücrelerimize biraz egzersiz yaptırmak için çok yararlıdırlar; bu felsefeye de mutlak doğru olarak değil beyin egzersizi olarak bakalım.

Devamlı biz 3. yoğunluğuz, hayvanlar 2. diyoruz ama bunlar ne demektir? Niye bu konuya eğilmeliyiz diye de düşünebilirsiniz. Benim inancıma göre kendi yoğunluğumuzla 4. yoğunluk arasındaki farkı anlamanın en iyi yollarından biri 2. yoğunlukla 3. yoğunluk arasındaki farklara bakmaktır.

Burada bir parantez açıp bir konuda kendi bakış açımı anlatmak istiyorum:

Tartışıldığı gibi kertenkeleler bize nasıl davranıyorsa biz de hayvanlara öyle davranıyoruz ama başka şansımız yok çünkü şu anda KH'ız. Birisi kertenkeleler dediğinde korkmalı mıyız? Gerçekten bir tehlike var ama saldırının arkasındaki gerçek niyeti anlamak önemli. Biz de şu anda KH olduğumuz için onları anlayabiliyoruz ama BH nitelikli olduğumuzdan hem kendimizin, hem onların hatalarının farkına varabiliyoruz. Bu iki yoğunluk arasındaki farkı tanımlamak için 2. yoğunluğu kullanmanın güzel bir örneği. KH'ı bırakmanın en iyi yolu da KH'ın bütün niteliklerini anlayıp onu kendimizle karşılaştırmak.

Anlatmak istediğim şu: KH bizi yiyor o yüzden KH olmak istemiyorum demek BH nitelikli olmak değildir. BH nitelikli olmak kendi yaşamını sürdürmek için başka bir canlının varlığına müdahale etmemektir ve benim içsel vicdanımda BH yolu seçilmesi en doğru yoldur. Hiyerarşi basamaklarına tırmanıp uğraşmak istemediğiniz için BH'ı seçerseniz bu tam bir seçim olmaz. KH evrenindeki hiyerarşik bir ilerlemede başkalarını ezdiğinizi farkettiğiniz ve bundan rahatsız olduğunuz zaman BH nitelikli olursunuz. Bence bir insan, ben BH olmak istiyorum diyorsa ne dediğini, ne seçtiğini, neden seçtiğini iyi bilmeli.

Parantezi kapatalım ve konumuza dönelim.

Bu karşılaştırmalar aynı şekilde zaman ve boyut için de yapılıyor. Gurdjieff'e göre hayvanlar iki boyut görüyor, bir küreyi daire gibi görüyor. Onlar için 3. boyut zamanda akışkan bir şey. Bir sümüklüböcek de 1. boyutta deniyor bu öğretilerde. Kalan iki boyut yine akışkan ve bunu bizim algıladığımız gibi algılayamıyorlar.

Yine bu öğretiye göre zaman kavramımız da hayvanlardan çok farklı. Bir horoz güneşin yükselmesini gidip geri gelmesi olarak değil, bir güneşin doğup diğerinin ölmesi olarak yorumluyor. Yani sabah doğan güneş akşam batan değil, gece boyunca yeniden oluşturulan bir güneş. Biz nasıl bir gün bitti yenisi başladı diyorsak, hayallerim başka bahara kaldı diyorsak onlar da güneşin öldüğünü sanıyorlar. (Gün aynı gün, bahar aynı bahar, bitmedi yeniden geldi, herşey dairesel olarak yeniden geri geliyor tıpkı büyük döngü gibi)

Sonuçta çok da farklı değilmiş aslında. İki tarafın da göremediği şeyler var. Ama biz şanslıyız ki bir nebze de olsa göremediğimiz şeylerin farkındayız. Daha arasak kaç türlü farklılık ya da benzerlik buluruz. Tartışmak isteyen veya gözüne bu tarz benzerlikler çarpan var mı?

Not: Kasyopyalılar sizden yukarıdaki seviyelere bakın diyorlardı ama bence bu konu önemli çünkü bizi de anlatıyor. Bizden aşağıyı tam algılayamadan 4. seviyede bizi nelerin beklediğini nasıl anlayabiliriz ki? Hem faydasız bilgi yoktur, bunların hepsi öğrenme sürecinin bir parçası.

Edited by - zhouenali on 07/05/2008 23:05:27
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 08/05/2008 :  01:26:03  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese selamlar,sevgiler...

MATEMATİK ÇALIŞMAK

---------------------------------------
S: (L) Pekala, birkaç soruyla başlayalım. İlk sorumuz: Sümerler kimdi?
C: Matematik çalış.

S: (L) Matematik mi çalışayım? Cevap bu mu?
C: Evet.

S: (L) Kimin matematik çalışması gerekiyor?
C: Sen.

S: (L) Matematikte, bana onların kim olduğunu gösterecek birşeyler mi var?
C: Evet.

S: (L) Sümerler hakkında birşeyler okudum ve Sitchin'in yazdıklarını da okudum...
C: Biz Sitchin değiliz!

S: (L) Sümerler sanki bir hiçliğin içinden bir anda ve o kadar kapsamlı bir medeniyeti nasıl oluşturdular?
C: Yapbozun tüm olası eksik parçaları için matematik çalış!!! Uygun bilgisayar programlarından yararlan. Artık tüm yanıtları doğrudan bizden istemek yerine biraz inisiyatif kullandığınızda, öğrenmek gücünüzü onkat daha fazla arttıracak!!!---------------------------------------------

Bilgisayarda cevaplarda (Biz) kelimesi aramaya başladım,sonuçlar ilginç gözükmeye,daha doğrusu bir bütünlük içinde gözükmeye başladı.Ayrıca ''Sümer'' ve ''Sitchen'' kelimelerini de aradım,öncelikle Laura'nı ayrı günlerde çapraz sorularını görünce ,ona hayran kaldım,bayağı ciddi yaklaşmış olaya...Beni etkileyenbir BÜTÜNLÜĞÜ görememiş olmamdı.

---------------------------
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
----------------------------
Buradaki 309000 yabancı gelmedi,KH süresi ile ilgili..

-----------------
S: (L) İsa dünyadışı bir varlık mı?
C: Bizden biri.
------------------
S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?
C: Evet.
-------------------
S: (L) Musa öldü mü?
C: Hayır.
S: (L) Onu kim aldı?
C: Biz.
--------------------
S: (L) F___'nin zihni programlandı mı?
C: Evet.

S: (L) Kim tarafından?
C: Biz.
----------------------
S: (L) Cennet halinin kaybedilmesiyle Kertişler insanlığın yönetimini ele mi geçirdi?
C: Evet.
S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.
-----------------------
S: (L) Siz beni hiç kaçırdınız mı?
c: Hayır. Üç yaşında seninle temasa geçtik. Biz kaçırmayız.
-----------------------
S: (L) Quroum ile Kasyopyalılar arasındaki ilişki nedir?
C: Bizimle düzenli olarak iletişim kuruyorlar.
-----------------------
S: (L) Musa, bilgisini nereden elde etti?
C: Bizden.
------------------------
S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında kendimizi oldukça çaresiz hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?

S: (L) O karşamada bize yardım edebilir misiniz?
C: Evet.

S: (L) Peki edecek misiniz?
C: Size bağlı.
---------------------------
S: (L) Tüm kasyopyalılar hem erkek hem de dişi mi?
C: Evet.

S: (L) Herhangi bir şekilde ürüyor musunuz?
C: Biz ışığız.
----------------------------
S: Bir gece bir sandalda başka bir deneyim yaşadığımı hatırladım şimdi. O olay neydi?
C: Benzer.

S: Bu iki olayın kaynağı neydi?
C: Biz.
S: Peki, meditasyon sırasında yaşadığım diğer bir olay vardı ve bir süre şiddetli bir ağlama yaşadım. Bu olay neydi?
C: Ruhsal arınma.

S: Kaynak?
C: Seni karanlık etkilerden temizliyorduk
--------------------------------------


Aslında en hoşuma giden bölüm ise burası:
--------------------
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak, 3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.

S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Arzuya dayalı düşünmenin nasıl olduğunu biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil, başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
------------------------------------------
S:(L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in
saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.

S:(L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.

S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.

S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.

S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
---------------------------------
S: (L) Elkins, Rueckert ve McCarty tarafından yazılan Ra Bilgileri hakkında bilgi almak istiyoruz. Ra Bilgileri nereden geliyor?
C: Bizden.

S: (L) Ra Bilgileri'nin temiz bir kanaldan geldiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.

---------------------------------

S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.

S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.

S: (L) Yani Nefilimlerle uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış.
-------------------------------------------

S: (L) Önceki gece bizim kanallama yaptığımız sırada kızım A___ ona yakın bir yerde ayakta duran ruhsal bir varlık gördüğünü söylüyor. Gerçekten de yaşlı bir kadın figürü gördü mü?
C: Evet.

S: (L) Peki o varlık kimdi?
C: Biz.
--------------------------------------

S: (L) Öbür gece Mars ile Jüpiter arasında bulunan ve parçalanarak asteroit kuşağını oluşturan bir gezegen olduğunu söylemiştiniz. Bu gezegende yaşayan varlıklar var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu gezegenin yok olmasına neden olan şey neydi?
C: Psişik enerji.
S: (L) Bu gezegende yaşayan varlıklar nereden gelmişti? Orada mı geliştiler?
C: Hayır.
S: (L) Onlar da bizim gibi yaratılmışlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Onları kim yarattı?
C: Aynı.
S: (L) Kasyopyalılar mı?
C: Evet.
S: (L) O varlıklardan hiç gezegeni terk edip Dünya'ya gelen oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Kimdiler? Bizim gibi miydiler?
C: Sarı saçlı, mavi gözlü soy.
S: (L) O gezegenin insanları Dünya'ya nasıl geldiler? Gezegenlerinin parçalanacağını biliyorlar mıydı?
C: Bazıları biliyordu ve Kertişler tarafından götürüldüler; Anunaki.

----------------------------------------

S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?
C: Sizin çok eski ruhsal atalarınız.
S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?
C: Geçici yolcular.
S: (L) Bu 'geçici yolcular' nereden geliyorlar?
C: Bu kanalda açıklamak çok zor; uzun.
S: (L) Esas Tanrı'ya/Yaratıcı güce en yakın olarak bildiğiniz yaratıcı kim?
C: Diğer bilgi kaynaklarına bak. Bilgisayar.
------------------------------------------------





Celselerin başında Matthew 24 ve Luke 21'deki(google tr'den okunabilinir) gibi bir olayaın gerçekliği soruluyor ve (Yakın) cevabı veriliyor,ayrıca Sümerliler ile ilgili soruların da çokluğundan hareketle;sorgucuların;eski ahit/yeni ahit deki Yaratılış ve Sümer(Atlantislilerin) kaynaklı Dr.Z.SİTCHİN'in arştırmaları temelli olarak;olaya,sorgulamaya başlamışlar gözüküyor.

Celselerin celseler olarak birebir değilde sanki birer konu bütünlüğü içerisinde anlamaya çalışmalıyız diye düşünüyorum.Bilmiyorum,doğru mu düşünüyorum?

Selamlar,Sevgiler...

Edited by - Tiversonus on 08/05/2008 02:07:46
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 08/05/2008 :  02:22:37  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
(Devam) Dr.Sitchin'in çalışmaları ile ilgilibazı bilgiler:

((Sitchin ve 12. Gezegen

Bu kitaba ve içindeki teorilere kısaca bir göz gezdirelim şimdi. Sitchin ilk olarak şu noktaya dikkat çekiyor: uygarlık dediğimiz şey, sanki dünyada birden bire ortaya çıkmıştır. Yani insanoğlunun gelişimine bakıyorsunuz ve aniden yapmaya başladıklarında bir zıplama oluyor. Sitchin de bunun cevaplarını merak ediyor. Doğal olarak da sıkça bilinen en eski uygarlık olan Sümerlilerden örnekler veriyor. İnsanoğlunun aniden MÖ 3800 yıllarında bir ileri uygarlığa sahip olduğuna dikkat çeken Sitchin, şöyle yazıyor: "buradaki en şaşırtıcı olan şey, bilginlerin bu güne dek Sümerlilerin kim olduklarına, nerden geldiklerine ve uygarlıklarının nasıl ve niçin ortaya çıktığına dair hiçbir bilgiye sahip olmayışlarıdır."

Sitchin, o zamana kadar ilkel göçebe avcılar ve yiyecek toplayıcılarını, önce çiftçilere ve çömlekçilere, derken şehir kurucularına, mühendislere, matematikçilere, gökbilimcilerine dönüştüren şeyin ne olduğu sorusunu soruyor. Bu soruya cevap ararken de eski yazıtlarda geçen tanrıların kim olduğuna da bir cevap getirmeye çalışıyor. Bunu cevaplayabilmek için de eski Sümer kelimelerinin anlamlarına değiniyor.

Örneğin Sümer hikayelerine göre tanrıların yarattığı ilk model insan olan "Adapa"dan bahsediyor ve bunun daha sonra kültürümüze "Adama" olarak geçtiğini söylüyor. Yani bildiğimiz Eski Tevrat'taki Adem. Tanrılara ve insanlara yaşam veren olarak Ninhursag'dan Ana Tanrıça olarak bahsedildiğini ve takma isminin "Mammu" olduğunu söylüyor. Bu da günümüze İngilizcede anne anlamına gelen "mamma" kelimesinin orijinini oluşturuyor diyor. Yorumlarına devam eden Sitchin, daha sonra bazı kelimelerin roket veya uçan bir cisim anlamına geldiğini de söylüyor ve böylece tanrıları gök ile özdeşleştiriyor. Yani böylece tanrıların gökten geldiği teorisi çıkıyor.

Sitchin bundan sonra bu tanrıların kim olduğu konusuna daha ayrıntılı bir biçimde bakıyor. İlk olarak yaratılış destanı olarak bilinen "Enuma Eliş"i inceliyor. Vardığı yorum da bu destanın aslında güneş sistemimizin yaratılışını anlattığıdır. Kısacası, bu destanda işte bilmem ne tanrısı şuna vurdu denince, Sitchin bunu bir gezegenin diğerine çarpması olarak niteliyor. Sonuç olarak da Sümerlilere göre güneş sistemimizin için de 12 adet gezegen olduğundan bahsediyor. Bu hesabın içine ay ve güneşi de ilave ediyor. Bizim bildiğimiz 9 adet gezegen olduğu için, doğal olarak bizim hesaplarımıza göre bir gezegen eksik kalıyor. İşte bu gezegen de 12. gezegen diye bahsedilen.

Sitchin yine hikayelerden vardığı sonuçlara göre, bu 12. gezegenin eliptik bir şekilde döndüğünü ve güneş sisteminin dışından içeri doğru 3600 sene süren bir yörüngesinin olduğunu söylüyor. Daha sonra yaptığı yorumlarda da Sümerlilerce tanrı olarak bilinen varlıkların bu gezegenden gelen uzaylı varlıklar olduğunu söylüyor. Hepsi bu kadarla kalsa tamam, ama dahası da var. Bu tanrılar ilk dünyaya geldiklerine insan daha ilkel bir canlı. İnsan gücüne ihtiyacı olan uzaylılar (isimleri Annunakiler bu arada), bu ilkel yaratığın evrimiyle oynuyorlar ve bazı genetik deneyler yapıyorlar. Sonunda başarılı olup ilk insanı, yani "Adapa"yı yaratıyorlar. Yorumlara göre bu ilk Homosapien insan olabilir.

Zamanla insanlar ve tanrılar bir arada yaşamaya başlıyorlar ve bu da Tevrat'tan bildiğimiz bir hikaye. Daha sonra bazı tanrılar bu durumdan rahatsız oluyor Sümer hikayelerine göre. Bu aynı hikaye Tevrat'ta da yer alıyor ama tabi tek tanrılı bir şekilde anlatılıyor. Uzaylılar bir tufan vesilesiyle insanların yok oluşuna tanık olmak istiyorlar, ama arlarındaki bir tanrı insanlara karşı bir sevgi beslediği için onları kurtarmak için bir tanesine durumu anlatıyor. Bu Sümer hikayesi de neredeyse son cümlesine kadar Tevrat'taki Nuh hikayesi ile aynı.

Sitchin'in Annunaki teorisi biraz insanlara ters gelebilir. Ve hatta onun bazı Sümer kelimelerini yanlış yorumladığını belirten bilim adamları da var. Ancak Sitchin yine de çok güzel ve kesin ortada olan bir gerçeği gözler önüne sermiş oluyor: Tevrat'taki yaratılış ve tufan hikayeleri gibi bazı şeyler tamamen Sümerlilerden çıkma. Orijinal hikayede her şey mantıklı, ancak bu hikayelerin bazıları daha sonra tek tanrılı bir dine adapte edilmeye çalışınca absürt bir durum ortaya çıkmış. Yani resmen bu hikayeler biri tarafından editör gibi tek tanrılı bir dine uyarlanmaya çalışılmış ve bu apaçık ortada.

Böylece olaya uzaylılar yönüyle yaklaşan Sitchin, Tevrat'taki bazı dini metinlerin büyük ihtimalle insan tarafından yazıldığını ortaya koymuş oluyor. Bu da tabi dindar kesim tarafından kabul edilmemek istense de çok net bir şekilde belli oluyor. Türkiye'de de son zamanlarda bu olguya destek veren kitaplar da basıldı. 2012 Marduk'la Randevu ve Tevrat'ı Kim Yazdı kitapları bu yönden Sitchin'le aynı düşüncede. Tabi cevaplayamadığımız tek soru, bu yazıtlarda ismi geçen tanrıların gerçekten uzaylılar olup olmadığıdır. Eğer Sitchin'in bu hikayeleri yorumlayışı yanlış ise, o zaman farkında olmadığımız çok güzel bir açıklaması olması lazım. ))

Alıntıdır.

Edited by - on
Go to Top of Page

bozadi
Elmas

307 Posts

Posted - 08/05/2008 :  16:53:59  Show Profile  Visit bozadi's Homepage  Reply with Quote
"yapbozun tüm olası eksik parçaları için metematik" çalışma önerisi, laura'ya o anki sorgulama seviyesi için yapılıyor. yani bunun da, olan biteni anlamak için hepimizin yapması gereken birşey olduğunu düşünmüyorum. hele dönüşüme bu kadar yaklaşmışken.

kasyopyalıların "biz" kelimesini hemen her durumda "6. yoğunluk varlıkları" anlamında kullandığını düşünüyorum. zaten "kasyopyalılar" tabirinin geçici bir tanımlama olduğunu söylemişlerdi. burada kasyopyalılar 6. yoğunluk varlık gruplarının son derece eşgüdümlü ve uyumlu bir çalışma içinde olduklarını ifade ediyor bence. yoksa kendilerini geçici olarak "kasyopyalılar" olarak tanımlayan 6. yoğunluk grubu ile örneğin ra grubu aslında aynı grup değildir diye düşünüyorum. ama biz her ne kadar onları zaman zaman rakipmiş gibi karşılaştırsak da, aslında bizim algılayabileceğimizin ötesinde bir birlik anlayışları var. 7. seviyenin dibindeler! o yüzden "biz" kavramını bu şekilde kullanıyor bence.

300.000 yıl ifadesi pleiades öğretileri ve kasyopya celselerinde aynı şekilde verilen bir rakamdır. son büyük döngünün başlangıç zamanı. kertenkele ırkının bizimle dansetmeye başladığı vakit. fiziksel bedenlere girmeyi seçtiğimiz vakit. cennetten düştüğümüz vakit.

insan ırkının mühendisleri konusu üzerinde durmak gerek. bu konu yine pleiades öğretileri ve kasyopya celselerindeki bazı belirgin ipuçları ile kavranabilir.
özellikle pleiades öğretileri'nde uzun bazı açıklamalar var. benim anladığım kadarıyla 6. yoğunluk varlıklarının deneyimlerinin bir parçası da yeni varlık türleri oluşturmak. işte insan ırkının "asıl" mühendislerinin kendileri olduğunu söylemeleri bununla ilgili. yalnız kasyopya celselerinde verilen bir bilgiyi önemli buluyorum:


"...evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden, fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak, evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.

yani 6. yoğunluk varlıkları tarafından varlığımız şekillendirildiğinde madde anlamında fiziksel değildik, ve cennetten düşüş öncesi fiziksel değil "eterik 3. yoğunluğu" deneyimliyorduk. işte bu gerçekten çok ilginç, üzerinde epeyce tartışılabilecek bir husus. yani bu iddiaya göre 1'den 7'ye kadarki yoğunlukların baştan sona eterik olarak deneyimlenmesi de mümkün ve muhtemelen varoluşun belki de yarısı bu şekilde deneyim sürdürüyor. ama işte eterik 4. yoğunluğa yaklaşırken, kertenkele denen varlıklar bir şekilde bizi fiziksel kulvara geçmeye teşvik etmiş ve sonunda bunu başarmış. cennetten düşüş, eterik uzun dalga döngüsünden, yarı-fiziksel kısa dalga döngüsüne geçiş kararını ifade ediyor. yarı-fiziksel derken, enkarnasyon döngüsü kastediliyor. yani deneyimlerin yarısı fizik beden içinde, diğer yarısı ise ölüm molalarında spatyom denen ortamda gerçekleşiyor. atalarımızın böyle bir halt yerken belki niyetleri çok kötü değildi ama şu halimize bakın. burada atalarımızın kaçırdığı nokta, bizi fizikselliğe teşvik edenlerin "kh" olduğu ve fizikselliğe geçişimizi kendi amaçları doğrultusunda istiyor olmalarıydı. simgesel adem-havva ikilisinin yaptığı sazanlık buydu işte. bu arada fiziksel kulvara geçiş bile mutlaka kh niteliğinde olmak zorunda değildi bence. yani bence fiziksel bh 3. yoğunluk deneyimi de mümkün ve mevcuttur ama bizim o olaydaki koşullarımız ve seçimi gerçekleştirme biçimimiz "kh" niteliğine geçişimizi kaçınılmaz kıldı. görünüşe göre kertenkeleler fiziksel zevklere bağımlı hale getirmişler bizi bir şekilde. elbette istemesek bu sürecin istediğimiz noktasından geri dönüş yaşardık. ama şu anda belki tam olarak bilmediğimiz sebeplerle, kertenkelelerin de büyük hinlikleriyle giderek bu fiziksel zevk olayının içine girmişiz ve bir de bakmışız ki artık dünyanın eterik alanında değil, doğrudan katı fizikselliği içindeyiz. yani evet, düşmeden önce de yine dünyanın enerji alanı içinde bir yerlerdeymişiz, ama düştükten sonra doğrudan fiziksel parçası haline gelmişiz.

ayrıca içine girmeye sevk edildiğimiz bedenler, genetik olarak bu kertenkele varlıkları ve onlarla ilişkili bazı gruplar tarafından oluşturulmuş ve zaman içinde de bu genetik yapıya müdahalelerde bulunulmuş. kısacası bedenlerimiz bize hapishane haline getirilmiş.

yani bizim mühendislerimiz kim dendiğinde, asıl varlıksal mühendislerimizin 6 bh varlıkları, fiziksel insanlık deneyimimizin mühendisleri ise 4 kh varlıkları denebilir. ingilizce'de insan anlamında kullanılan "human" kelimesi ile, toprak anlamına gelen "humus" kelimesi aynı kelimedir. o yüzden onların kullandığı manada "insan" kelimesi doğrudan bedenli insanlık anlamındadır ve negatif bir çağrışımı vardır. çünkü 4 kh tarafından hazırlanan ve kontrol altında tutulan fiziksel bedenli varlıkları kastetmektedir. ama muhtemelen fizik bedene giriş öncesi enerjitik varlığımız da hümanoit / insanımsı denen "tip"teydi. hatta kasyopyalılar bir celse de kendilerini "hümanoit ışık formu" olarak tanımlamışlardı. burada "human" kelimesi ile "hümanoit" kelimesi aynı anlamda değildir elbette. "hümanoit" kelimesi adeta geometrik bir şekli ifade etmektedir. ama insan anlamındaki "human" kelimesini humustan, yani topraktan, yani madde bedenli varlık anlamında kullanıyorlar çoğu durumda.

zaman içinde tüm bu tartışklarımızı iyice netleştirebiliriz umarım.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 08/05/2008 :  21:17:34  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
İçerisinde Yaşadığımız Dünya Deneyimi ve Geçiş Hakkındaki Düşüncelerim:

Güneş sistemimizi,gezegenleri ile birlikte bir alt-logos kabuldersek,yani yaşamın tek merkezinin veya birincil kaynağının olamayacağından hareketle;samanyolu gökadasınında bilindiği kadarıyla 200 milyar yıldız bulunduğunu düşünerek,samanyolu gökadasının bir alt logosu olduğunu(güneşimizin gezegenleri ile birlikte) söyleyebiliriz.Dünyadan 1.5-2 milyon ışık yılı uzaklığındaki,boy ve biçim olarak bizim gökadamıza(samanyoluna) benzeyen ve yaklaşık olarak 300 milyar yıldız barındıran Andromeda’da bir Logostur.Samanyolu gökadası gibi milyonlarca gökadanın bulunduğu sanılmaktadır...Son zamanlarda bazı gökadaları kendine çeken başka bir gökada grubu tesbit edilmiştir ki,buna uzayın büyük çekim merkezi adı verilmiştir ve Samanyolu ve Andromesa gökadalarıda buraya doğru çekilmektedir.Evrenimiz,bir ışık noktası şeklinde başladığında,bu ışık noktası başka bir ışık noktasının,o da bir başka ışık noktasının böylece;sonsuz sayıda genişlemiş ve daralmış muazzam-algımızaında ötesinde bir yapıyla karşılaşmış oluruz.İşte bu enküçük parçasında dahi,bilinç taşıyan,Sonsuz Zeka,kendini deneyimlemek üzere,bazen kutuplıluğun(dualitenin) olmadığı,,bazen de kutupluluğun olduğu Logoslar yaratır.Enerjinin frekansını düşürerek maddi illizyon(tersine evrim)oluşturması ve sonrada frekansını artırarak(1,2,3,4,5,6,7B) gibi tekrar Bir olmaya doğru evrimleşmesi ve bunu yaparkende gün/yıl/3600/75000 gibi döngüler takip etmesi sözkonusu…Enerji Zeki özelliğini icra eder….Ra Bilgilerinde geçen şu soru ve cevap üzerinde düşüülmesinde fayda var diye düşünüyorum:

------------------------------------------------
Soru:Ben tekamül sürecini şöyle anlıyorum:Bizim gezegenimiz halkının tekamül etmek için belirli bir süresi vardır.Bu süre genelde 75.000yılın sonunda gezegenin kendisi de tekamül eder.Her devrenin böyle kesin rakamlarla saptanmasını gerektiren durum nedir?


RA:Satürn Konseyi tarafından yönetilen,küçücük evren parçasını meydana getiren—dışarı doğru patlayan ve sonra içeri doğru (kendi üstüne doğru) yoğunlaşan- enerjiyi gözünüzde canlandırmaya çalışın.Bu sürecin ritmini görmeye devam edin.Bu canlı akım,sizin zaman devreleriniz gibi kaçınılmaz bir ritim yaratır.Gezegeninizdeki varlıkların herbiri,bu enerji bağı,bu ortamda akıl/beden/ruh bileşimlerinin yaşamasına uygun bir durum yarattığı zamandan itibaren ;ilk devrelerine başladılar.Böylece, gezegeninizdeki varlıkların her biri, sizin deyiminizle farklı bir devresel programa sahiptir.Bu devrelerin zamanlaması,zeki enerjinin bir bölümüne eşit ölçüdedir.Bu zeki enerji,bir çeşit saat sunar.Nasıl bir saat ,her saat başında, hassasiyetle çalıyorsa; devre de aynı hassasiyetle ilerler.Böylece; saat çaldığı anda şartlar ne olursa olsun; zeki enrjiden sonsuz zekaya giden kapı açılır
.


--------------------------------------------------------------------


Görülüyorki;dünya için saatin çalmasına az kaldı..Benimde bazen zaman zaman içine düştüğüm konu; aslında olayın bütününü görerek,3B maddi illüzyonuna takılarak/boğularak olaylara bakmamız.KH yönünde kutuplaşmış ve icralarda bulunan Bir’in parçalarının; evet onlarda Bir’in parçaları ve hatta 6B demi 7B demi çokta önemli değil biraraya gelip;kutupluluk olmadan kavuşacağımız,başta zaten Bir olduğumuz bilinç parçaları değilmi?Olaya bu bütünlükte bakarak; korkulardan,nefretten,üzüntüden kurtulmak ve böylece de BH konusunda aday olmaktan çıkıp bizzati BH olmak için bu bakış açısı eysik mi?Celselerde, BH konusunda uzmanlaşmış varlıkların,bazen (niye onları vurmak istiyorsun?) gibi yaklaşımlarının arkasındaki farkındalık nedir?

Cennetten düşüş(tersine evrim) le ilgili bir düşünce var aklımda;insan atalarımız mı bu hata(?) yı yaparak,maddi illüzyona geçtiler yoksa; ruh bölünmesi ve enkernasyonla ilintili olarak; yapılan iş , şimdiki bize mi ait?Bu şöyle bir şeye benzer ;hayatında düşmemiş bir adamın yere düşerek bu düşmeden dolayı,düzgün yürümeyi veya acı çekmeden yürümeyi öğrenmesi, öğrenmesi…Büyükler söyler ya oğlum,kızım sobaya elini vurma;ama sobaya elini vurmanın güzelliği,sobaya elini vurmamayı ÖĞRENMEKTİR…Hayat derslerden ibaret değil midir?
Kasyopyalı kardeşlerimiz bazen diyorlar ya:(gelecekteki siziz-boyut anlamında) herhalde O’nlarda tekamülsüz o seviyeye gelmediler?

Selamlar,sevgiler…

Arkadaşlar Kasyopyalıların mücadelenin baştan zaten bizim tarafından kazanılacağını/Kertişlerin kaybedeceğini vurgulamadan olmaz diye ek yapıyorum:

(((Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.)))

-----------------------------
C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek; 1: Irklarını sürdürülebilir halde tutumak, 2: Sayılarını arttırmak, 3: Güçlerini arttırmak, 4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak. Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.
S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Arzuya dayalı düşünmenin nasıl olduğunu biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil, başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
------------------------------------------------------


Edited by - Tiversonus on 08/05/2008 23:37:15
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 09/05/2008 :  18:10:15  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese selamlar,sevgiler..


Kendine Hizmetleri Sevebilmek('?) Hakkındaki ,düşüncelerimi paylaşmak isterim.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------
C: Üçüncü yoğunluk ortamınızın, sizin ölçümünüzle 309.000 yılı aşan bir süredir, sadece kendine hizmet etmeye çalışan güçler tarafından tamamen kontrol altında tutulduğu konusunda sizi bilgilendirmeye çalıştık. Siz, mevcut yaşamınızda çok, pek çok kez, BU ortamda bireylerin faydalı veya diğer türlü varoluşları, bu varoluşu sürdürmenin avantajları ve dezavantajları ve bununla ilişkili hususlar hakkında sorular üzerinde düşündünüz. Ve sonunda bunun temel olarak negatif bir deneyim olduğu doğru sonucuna ulaştınız. Negatif bir deneyimden iyi şeyler meydana gelmeyeceğini söylemiyoruz, ama bunun negatif bir deneyim olduğu yönündeki temel gösterge size, bunun, Kendine Hizmet içeren bir komuta zinciriyle ilişkili bir deneyim olduğunu göstermiş olmalı. Kendine Hizmet açık bir şekilde iyi bir eylemden ziyade manipülatif bir eylemdir. Genişleyen bir hareketten ziyade içe çekilen ve alan bir harekettir. Ve bu ifadeler size, yalnızca bir kimyasal bileşikle ilgili basit soruların değil, varoluşunuzun niteliği ile ilgili soruların da yanıtlarını sağlayabilir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Yaşadığımız şu zaman diliminde;dünya insanlarının gerek kendilerini ve gerekse diğer canlı türleri ile birlikte Dünya’yı içine düşürdükleri sevgisiz,kendine hizmet durumu ve buradan çıkış,kurtuluş durumu üzerinde ki fikirlerimi paylaşmak isterim.Buradan da olası-beklenen 2012 veya yakın tarihte olası GEÇİŞ dönemine dair farkındalık haline geçmemizi (4B BH) sağlayacak ipuçlarını bulabiliriz diye düşünüyorum.

Ruhsal Kanal Bilgileri (aslında ruhsal olmayan bir şey var mıdır?) veya üst boyut bilgilerinden anlayabildiğimiz kadar,şunu anlıyoruz,içinde bulunduğumuz güneş sistemi,onun içinde bulunduğu samanyolu gökadası,uzayımız, uzay/zaman ve zaman/uzay herşey ama enküçük parçalaına kadar, herşey ; sanki TEK bir organizma gibi yapıya sahip,sonsuz parçalardan oluşan,bir yapı olarak kendini gösteriyor.İnsanlara üst boyutlardan gelen yazılı,sözlü bilgiler olan dinlerin de bahsrttiği,özünde bu değil miydi?Dinlerde mesaj getirenlerin,yardım edenlerin ve bunlara karşıda KH yönünde yerli(insan) işbirlikçilerin karşı koyuşları ve kontrol amaçlı korku yu egemen kılarak veya farkındalıkları düşürerek,köleleştirilmemiz;sevgiden uzak,korkularla,savaşlarla maddi tüketime dayalı,artık kendini,diğer canlıları ve dünyayı tüketecek bir yere gelmemiz;işte dünyanın son kayıtlı tarihi sadece ve sadece bunun üzerinedir.Günlük yaşamsal ihtiyaçlarının kat ve kat ötesinde, ikinci,üçüncü,onikinci evim olsun?Peki neden?Olsun da mutlu olayım.Dolar milyarderi olayım,peki neden?Olsunda mutlu olayım.Peki bunlar ne pahasına olacak,diğer insanların ve hatta hayvanların yaşamları ellerinden alınarak veya onları köleleştirerek.İnsanlık Tarihimiz bu değil mi?Gerçi bununda Bir’e ulaşmada, belli bir yere kadar sanırım 6B olacak,bir yol olduğunu üst boyut dostlarımız söylüyorlar;işte ironi burada sevgisizlikle sevgiye nasıl varılabilinir?Sanırım bu şöyle bir şeye mecaz olabilir, ( adam öldürerek adam sevmeyi öğrenmek),aslında sanırım enerjinin işleyişi ile ilgili bir durum bu…Zor bir öğreti karşımızda,sanırım bu da 3B maddi illüzyonuna boğulmamızdan kaynaklanıyor.Kasyopya celselerinde bilgiveren 6B BH varlıkları,İsa’ya Musa’ya biz bilgi verdik diyorlar.Yine 6B BH varlıkları Mısırda Akinaton a TEK YARATAN ile bilgileri biz verdik diyor,Kryon’du sanırım,Musa dağa çıktığı zaman yanar döner bir çalı olarak gördüğü varlık biz/bizden di ve bizi görebilseniz bir ev büyüklüğünde bir ışık olarak görünürüz diyor,sevgili Kryon.

3B da bazen öyle anlarda,dar,kısıtlı,süreli anlarda SEVGİ duygusnu deneyimleriz,’’her anda sevgiyi aramak’’,’’sevi/ışık ışık/sevgi’’ gibi kelimeleride birleştirerek nedir bu sevgi diye düşünmeye başladım,şunu gördüm:Herşeyle Bir olmak,herşeyle bütünleşerek aynı frekansta titreşerek,dans ederek,kaynaşarak Bir olmayı istemek,Bir olduğunu tüm varlığınla hissetmek,sevdiğini varlığınla içine almak,varlığınla sevdiğinin varlığının içine girmek,Bir’in içerisinde bir frekans olduğunun farkına varmak,var olan herşeyle Bir olma frekansına/titreşimine/duygusuna geçmek…Geçenlerde bu sitede okuduğum sevgili Tobias’ın (Alıp Kabul Etme Nefesi) yazısında (O alip kabul etme nefesini aldiginiz zaman, Tum enerjileri aktive eder, Bilinc, notr halde dinlenen ve bilincten gelecek emirleri bekleyen, enerjinin uyarilmasini saglar.),aevginin enerjiye ne yaptığını, (Bilincten gelerek kristalinden gecer, sonra maddeye, oradanda, sizin bilinen gercekliginize girer.),gücünü hissettim.

Ra Bilgilerinde geçen şu sözler;

---------------------------------------------------------------------
RA: Bir'in Yasası, sözcüklerin sınırlamasını çok aşar ama
yaklaşık olarak şöyle tarif edilebilir: Her şey "bir'dir, kutup­
luluk yoktur, doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur, uyum­
suzluk yoktur, sadece tek bir kimlik vardır. Her şey "bir"dir,
o da sevgi/ışık, ışık/sevgi, Sonsuz Yaratan'dır.
Bir'in Yasası'nın başlıca sapmalarından biri şifadır. Bir
insan, varlığının derinliklerinde Bir'in Yasası'nı hissettiğin­
de ve idrak ettiğinde; yani uyumsuzluğun, kusurun olmadığı­
nı, her şeyin tamam, bütün ve mükemmel olduğunu idrak et­
tiğinde şifa gerçekleşir. Böylece, bu varlığın içindeki sonsuz
zekâ; beden, akıl ya da ruha ait illüzyonu (yani içinde bulun­
duğunu sandığı şekli-biçimi) yeniden düzenleyerek onu Bir­
'in Yasası'yla uyumlu hale getirir.

--- Her şey "bir'dir
---- doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur
--- kutupluluk yoktur,(ayrılık,farklılık, illüzyondur)
---,uyumsuzluk yoktur (herşey uyumludur)
--- sadece tek bir kimlik vardır
--- Her şey "bir"dir,
--- o da sevgi/ışık, ışık/sevgi, Sonsuz Yaratan'dır.

---Bir insan yukarıdaki gibi HİSSETİĞİNDE, (ama tüm varlığı ile), yani uyumsuzluğun, kusurun olmadığı­ nı, her şeyin tamam, bütün ve mükemmel olduğunu idrak ettiğinde;

Enerjiye nasıl bir hareket/oluş verdiğini düşününce sevginin /ışığın gücünü ,mucizevi(!) gücünü hissediyorum.İçinde bulunduğumuz sancılı geçiş günlerini de atlatmaını ve tekamül etmenin 4 BH veya daha üst, felsefenin içerisinde Bir’de bulunduğunu ve KH olarak karşımıza çıkan ,hiyerarjik/örgütlü sinsi güçle de ancak bu şekilde ;Bir’in felsefesi içerisinde başedebiliriz diye düşünüyorum.Yoksa,KH in kurallarına göre savaşmaya başlarsak, CENNETLERDEKI SAVAS TA olduğugibi Başmelek Mikailin durumuna düşeriz..

Selamlar,sevgiler…

Edited by - Tiversonus on 09/05/2008 18:22:29
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 10/05/2008 :  16:32:05  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Selamlar herkese,

Biraz uzunca bir kısmı aldım,kusura bakmayın, bu celselerin can alıcı bölümlerinden biri ,uzatmadan;

":(L) Bilmiyorum. Bu ilüzyonların bize nasıl zorlandığından, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?
C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına ulaşmadan önce, kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?

S:(L) Altın neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya cezbolma.

S:(L) Kapı neyi simgeliyor?
C: Sınırlanmaya açılış.

S:(L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?
C: Yılan nedir?

S:(T) Kertenkeleler? (J) Tehlike. (L) Tamam, kapıyı kim açtı? (J) Biz.
C: Hayır.

S:(L) Kapıyı açan biz değildik, doğru mu?
C: Evet.

S:(T) Kapıyı kim açtı?
C: Kertenkeleler.

S:(L) Yani resmen... (T) Yılan kimdi? (J) Kertenkeleler, tehlikeyi...
C: Hayır!

S:(L) Yılan kimdi?
C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.

S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim olmanın sonucu... (L) Yani diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.

S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!

S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.

S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.

S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.

S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?
C: Ummak yanlış fikir.

S:(T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.

S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.

S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.

S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.

S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!

S:(T) Yani hala altın küpüne mi bakıyoruz? Burada önemli birşey var... (L) Şimdi biraz geri dönüp şu şekilde soralım: Bu olay öncesinde insanoğlu...
C: Öncesinde mi?

S:(L) Öncesi değil. Herşey aslında eşzamanlı olmasına rağmen biz hala bir anlamda tarihsel bir olaydan bahsediyoruz. Döngünün bir noktasındaki bu olayda insanoğlu...
C: Geri gidiyorsunuz.

S:(T) Sorduğumuz sorular isabetli değil.
C: Yakın. Düşünce dalgalarıyla birlikteydiniz. Bu konuyu TR'ye bıraksan daha iyi olur belki.

S:(L) Tamam, çenemi kapatacağım. Devam et TR. (T) Tüm yardımınıza ihtiyacım var. (L) Zor bir konu. (T) Bu konu, Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili.
C: Evet, devam et.

S:(T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın, algıladığımız şey değildi. 3'üncü yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi. Kapı Kertenkeleler tarafından açıldı.
C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve kırmızı terlikleri hatırlıyor musunuz?

S:(T) O kapıdan içeri adım atmadan önce BH'ydik. İçeri girmek zorunda değildik. (F) Bir saniye, yanılıyorsam düzeltin ama TR kapıdan girdiğimizde onların bizi ele geçirdiğini söylediğinde Kasyopyalılar... (L) Hayır dediler... (F) Altın her zaman oradaydı. (J) Seçmeseydik, özgür irademiz ihlal edilemezdi. (T) Onlar hiçbirşey yapmadılar, sadece kapıyı açtılar. Kertenkeleler kapıyı açtı ve içeri girip girmeyeceğimiz tamamen bizim kendi seçimimizdi. (J) Bana göre, kapıdan içeri adım atmakla, özgür irademizin sınırlanmasını seçmiş olduk... (T) Kapıdan içeri girmemizle birlikte Kertenkeleler bize birşeyi uygun bir şekilde sunmuş oldular. Tek yaptıkları kapıyı açıp bize göstermeleriydi...
C: Sunmak? ! ?

S:(L) Onlar sunmadı... (J) O hep vardı... (T) Her zaman oradaydı... (J) Hala orada...
C: Evet, kırmızı terlikleri düşünün. Glenda Dorothy'ye ne söyledi?

S:(J) İstediğin zaman eve gidebilirsin. (L) Her zaman eve dönme gücün var...
C: Evet.

S:(L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücümüz var mı? 3'üncü yoğunlukta bile mi?
C: Evet.

S:(L) 3'üncü yoğunluk BH varlıkları nasıl bir hayat yaşıyor?
C: Keşfedin.

S:(T) Kapı benzetmesine dönmek istiyorum. Kapı her zaman oradaydı. Cezbedicilik her zaman orada duruyordu...
C: Altına gittiğinizde, Kertenkelelere "Merhaba" dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.

S:(T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.
C: Hayır. "Açmak" demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.

S: ... (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altına gitmekle KH olduk çünkü altına gitmek KH.
C: Evet.

S:(T) Ve bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.
C: Evet.

S:(T) Çünkü onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları ve 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak bizden çok daha fazla yetenekleri var.
C: Bundan önce 4'üncü yoğunluk BH varlıklarının saflarındaydınız.

S:(T) Ve 3'üncü yoğunluk BH'ydik. Ama altına gitmekle kendimizi 4'üncü yoğunluk KH'nin etkisi altına soktuk.
C: Evet.

S:(T) Bunu yapmakla 4'üncü yoğunluk KH'ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?
C: Yakın.

S:(T) Yani bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?
C: Yakın.

S:(J) "Seçmedikçe özgür iradenize müdahale edilemez" demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak, özgür irademizle BH'den KH'ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.
C: Ama bu sürekli tekrarlanan bir sendrom."

Evet çok şey açıklanıyor, hatta benim yüzde otuzu aşan tesbitimin üzerinde, bir zamanlar "Aktrus Bilgilerini " okurken şunlar dikkatimi çekmişti,

Soru soranlar kaçırılma konusu üzerinde biraz da sitemkarca sorularını yönelttiklerinde cevaben,
"Biz hiç kimseye özgür iradesi dışında birşey uygulamayız"
şeklinde cevap vermişlerdi ve birkaç suçlayıcı israrlı soruya karşı aynı cevabı vermişler ve ben kaçırılma konusuna maruz olanların insan formunda enkarne olmuş aktrus sakinleri şeklinde neticeye varmıştım.

Yanılmışım, hepimiz mişiz ,yani dünyada bedenlenen herkes kh manüplasyonuna aday..

Başınıza dikkat edin arada bir karıncalanma hissediyor musunuz..

Bu vesileyle bize bu bilgileri aktaranlara tekrar teşekkürler..


Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 10/05/2008 :  17:40:02  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese selamlar,sevgiler
Bugün sabahtanberi şunu düşünüyorum:Bir kütüphanede bulunan kitapları okuyan herhangi bir kişi,o kitaplardaki bilgileri yazan yazarın ama her kitabın-yazarının düşüncelerini (sana ayıp olmasın diye) hepsini kabul etse; nasıl bir durumla karşılaşırdık?Veya (hiç bir fikrine katılmıyorum) diyerek hiçbirine katılmıyorum dese;o insan hangi duruma düşer?Veya (bazılarına katılıyorum da bazılarına katılamıyorum) dese, eyvah herhalde benim durumuma düşerdi,herhalde...Eyvah çünki bu 3. durum diğerlerinden en karmaşık olanı çünki;birincisinde hepsini kabul etme rahatlığı ve ikincisinde de hepsini ret etme rahatlığı ama üçüncü durumda; hangi terazi ile ,hangi ölçüyle,hangi kriterlerle; bilgileri sınıflayacacağız??

Kanlların doğruluk oranın %30 kabul etsek (neye göre? onuda bilmiyorum ya); 3 kanal bulsak ortak kümesini bulsak,farklılığını bulsak;yapsak,etsek,yahu bunlar nicelik(rakamsal) değil ki?

BH olmayı seçsek ;doğruluğuna veya yanlışlığına aldırmadan ,boşver versek kanalları ne olur?(acayip kafam ağrıyor...)

Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 10/05/2008 :  18:22:37  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Kozmik kıyametin sıkıntıları bunlar,akan bilgi yüzdeleri de saçma,hangi birine inanalım,

Burada bazı konuları anlamada geri de kalsak (benim gibi) neticede aynı noktaya gelip tıkanıyoruz..Özellikle manüplasyona açık,kh saldırılarının etkisinin yoğun olduğunu bilmek bize kasyopyalıların önerdiği gibi farkında olmaktan fazla bir seçenek bırakmıyor.

Öze bakalım diyelim ,özümüz de bilgi ve yorumlarla karışmışsa ne yapacağız,öz karışmaz denir,
ama devamlı pozitıfi çıkaran öz eninde sonunda aklın negatif etkisiyle veya yanlış bilgi ve yorumlarıyla şaşırmışsa nasıl düzelteceğiz ,bu da büyük bir uğraşıya girişmek ve kendini akışa bırakmak gibi muğlak yolların yolcusu olmak demek..

Sonuçta iş zor..

Edited by - on
Go to Top of Page

budala
Kehribar

62 Posts

Posted - 11/05/2008 :  02:40:27  Show Profile  Visit budala's Homepage  Reply with Quote
Selamlar
Sevgili tgur, Celselerden alıntınız için teşekkürler, uzun oldu dediniz ama gerçekten çok iyi oldu.
Evet başımda sürekli karıncalanma oluyor,özellikle spiritüel bilgileri okurken bi de derin düşünceye daldığımda oluyor. Bazen sol bazen sağ bazende ensemde oluyor karıncalanma.Pek çok açıklaması vardır mutlaka, bizleri aydınlatırsanız çok mutlu oluruz(en azıdan kendi adıma) Saygıdeğer büyüğüm Tgur.
Çıktığımız bu Evrensel yolculukta siz deneyimli büyüklerimizin tecrübelerinden yararlanmak birlikte hepimize fayda sağlayacağına inanıyorum.
Umudunu yitirmemiş, duyarlı gençler ve deneyimli büyüklerimizle yolumuza çıkan her engelden birlite kolayca aşmak dileğiyle;
Saygılar Sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 11/05/2008 :  13:08:55  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili budala,

Aslında o karıncalanma işini latife ,espri olsun diye koymuştum,ancak hakiki tarafları da var,
En azından siz böyle şeyler duyuyor hissediyorsunuz,

Bu karıncalanma ,küçük bir pervanenin baş etrafında dönmesi hissi gibi şeyler bana yabancı gelmiyor, çok kişiden de böyle haller geçirdiğini duydum,

Hatta bir kısmı, spiriütel konulara zihnen dalınca uyuklama ,esneme gibi hisler de duyarlar veya ben bu konuları açıklar olduğumda özellikle konuya yabancı ama ilgi duyan kişilerde hala esnemeler görürüm, görüyorum.. Bunu henüz hazır olmayan beynin kendini koruma faaliyeti olarak nitelendiriyorum , o an ağır gelen konulara karşı tabiri caiz ise beyin geçiçi olarak şalterlerini kapatıyor, onun için dikkat ederseniz kutsal kitaplarda bilgi tedricen yahut şifreli halde verilmiş zaman içinde gelişen insanlık bunları çözmüş mesela islamiyette tasavvuf böylece doğmuş ,ama bilirsiniz ki obsede bilinçler Tasavvuf başka din başka ,Mevlana başka din başka diye red ve bağnazlıklarını sürdürmekteler her neyse bu konulara fazla dalmayalım.Sitenin ruhuna aykırı.(Evet bu sitenin de bir ruhu var)

Hiçbirşey tesadüf değil, nekadar doğru ben de sabah bu kertişlerin saldırı türü nasıl cereyan ediyor ,bir derin araştırma yürüteyim demiştim kendimce..Hatta bu hususta aktaran ve inceleyen başka arkadaşların bir inceleme sonucu varsa açıklamalarını isteriz ,hazıra konmuş oluruz..Bu saldırı şeklinin rontgenini çekebilirsek en azından gelen, alınan bilgilerin tümünün kabulü üzerinde biz de bir taktik ,usul geliştirip korunma yöntemlerimizi çizeriz.

Mesela aklıma hemen gelenleri sıralayayım;

Düşünce üzerinde oynama yapıyorlar mı ,yani bir kanalmış gibi düşüncemiz dışında bir sesleniş ile insanlara ulaşabiliyorlar mı , yoksa sadece başka saptırma gösterileri ile düşüncemizi başka yöne mi çekiyorlar,

Sahte vizyon veya rüyalara girip zihinsel karışıklık mı yaratıyorlar,böyle güçleri var mı,

Sadece olaylar mı yapıp üzerinde karar vermemizi mi istiyorlar,

Ritüellere mi karışıyorlar, veya sahte ritüel stilleri mi öneriyorlar,

Araştırmayı bitirmeden herhangi bir tarz gelştirmeyi eksik görüyorum zira tutunacağımız her yol bunların emellerine uygun bir yol olur diye düşünüyorum.

Bütün bunların yanında bilgi yollarının böyle ümitsiz bir neticelere gelmiş olduğunu sergileyip hayatın baharında olan sizlerin de önünüzü karartmayı istemem , her şey araştırma ,gayret ile mutlaka çözülür ,yeter ki şu obsedasyon batağında kalmayalım,ve hiç kimseyi hiçbir bilgiyi tabulaştırmayalım derim bana sorarsanız.

Baksanıza yaşamımızın uzunluğu halinde bile biz araştırmaya ,bilgilenmeye açığız, yetmişbeşbin yıl boyunca zamanda ileri ve geri giderek neler yapmış bu kertişler, mesela monoteizm çıkarmışlar..Ve ben monoteizm yolundan yukarılara bir bakış açısı açmak isterken tepki aldığımı hissettim,oysa maksadım bir sarmaşık gibi bir yerlerde takılıp olduğu yerde dönen sarmaşığın ipini sonsuzluğa bağlamaya çalışmak idi ,zira yerinde kalan her şey çürümeye, bozulmaya mahkümdur..Eğer benden nasihat isterseniz tecrübemle ile ilgili, sadece bunu verebilirim acizane;
Sarmaşığı devamlı bulunduğu yerden yukarı doğru asın.

Bir başka anlatış ile ,her yeni bir bilgi veya anlayışı Galile olarak kabul edersek;
(Galile ,dünyanın yuvarlak olduğunu, düz kabul edenlere sunmuş,zindana kapatmışlar)

Zindancı değil, Galile olalım..

Sonsuz sevgi ve saygıyla..


Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 11/05/2008 :  13:34:18  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili budala,
Konunun içine dalınca şu karıncalanma işi üzerindekileri kaçırdım,
Bunu, bence eksilmiş olan dna diziliminin bir kısmının yerine gelmesi olarak düşünüyorum,yani implant takma için değil,onu kaçırma işini uygulayıp rahat bir çalışma şeklinde yapıyorlar,
Bu karıncalanma ,ensedeki hassasiyetler ,kasyopyayı sorgulayanlarda da olmuş ve bilinç açılımı ile ilgili bizim yaptığımız şeyler veya bu mealde birşeyler şeklinde cevap vermişlerdi.
Tetkiki yoğunlaştırırsak buluruz.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 11/05/2008 :  15:43:45  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese Selamlar, Sevgiler

Genel Kanal Bilgileri Hakkında Düşüncelerim

Uzaylı lar mı Melekler mi?

Eric von Danieken yazdığı ilk kitaplarındaki görüşüne destek olamak için bir çok kaynak göstermiş ;sonunda yazdığı (Yoksa Yanıldım Mı?) da uzay araştırma merkezlerinin ve uzay kentlerinin binlerce yıldır varolduğunu ve uzaylılarca ziyaret edildiğimizin konusunda kanıtlarını ortaya koyarak; kendi kendini çürütmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.Ünlü Sümerolog Dr. Z.Sitchin ise yazdığı onlarca kitapta Sümerlilerde (Tanrılar) olarak adlandırılan varlıkların Uzaylular olduğunu (Anu,Anuaki,Enlil,Enkil,Ra/Marduk vb.), (Sitchin: Elimizdeki bilginin Sümerliler´e ait olduğu kanıtlanmıştır ve 6.000 yıllık olduğu kesindir. Hiç merak etmiyorlar mı, bugünün buluşlarının oralarda nasıl yer aldığını? Genetik mühendislik ve Adem´in nasıl üretildiği, Enki mitinde açıkça anlatılır, Enki´nin simgesi olan birbirine dolanmış iki yılan, günümüzün tıbbının da simgesidir ve aynı zamanda DNA´yı simgeler yani DNA´nın çift sarmalını. Teleskopları ve Voyager gibi uzay araçları olmadan, Neptün´ün bir su gezegeni olduğunu nasıl biliyorlardı? Bunlar beni ilgilendirmiyor, ben Sümerliler´e herşeyi öğreten Anunnaki´nin nereden geldiğinin peşindeyim; Sümerliler "Nibiru"dan geldi..." diyorlardı….) söylüyor ve bilimsel delillerle desteklemeye çalışıyot.Sümerliler ise bu varlıklara (Tanrı/Melek) gibi kavramlar takıyorlar.

Ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinden çeşit-çeşit kanllama yapanlar var:

Kırael, Fred Sterling
Başmelek Mikael, Ronna Herman
Başmelek Ariel – Isaac George
The Grup, Steve Rother
Solara, Solara
Kryon, Lee Carroll
Poseidon,
İsa/Sananda, harridas melchizedek
Tobias, Geoffrey Hoppe
Yeshua,
Ramtha, J.Z.Knight
Ra, Don Elkins; Carla Rueckert; James Allen McCarty.
Silver Birch, Maurice Barbanell
Kuthumi, John Armitage
Metatron, reniyah wolf
Maitreya, Margaret Birkin - harridas melchizedek
Djwhal Khul, Terri newlon
P'taah, Jani King
Bartholomew - Mary-Margaret Moore
Ashtar Sheran - Peer Grubunun iki medyomu
Pleiades, Barbara Marciniak
White Eagle, Grace Cooke
Amona, Mark Dewey
Abraham, Jerry and Esther Hicks
Lazaris, Jake Pursel
Gaia, Pepper Lewis
Tabi üsta Ruhselmanı söylemeden olmaz.Bu listeyi ona katlayacak yayınlar olduğunuda söylemeliyiz.Kasyopya celselerinde söylenen;( S: (T) Bu bilgiler birleştirilmesi için parçalar halinde farklı insanlara mı veriliyor? C: Yakın.) fikrinden hareketle veya daha önce öyle düşünüyordum ; sitede Yükseliş kitabından önemli bazı yerleri aktardım.Burada :

((onlar yükseliş olayını biraz farklı biçimde deneyimleyecekler, kendilerine uzaylı kardeşleriniz değil melekler eşlik edecek. Gördüğünüz gibi ikisi arasında küçük bir fark var ya da hiçbir fark yok!)) Yoksa insanlık tarihi bu (küçük) farkın farkındamı?

Birde Kasyopya celselerinde geçen şu paragraf


S: (L) Matthew 24 ve Luke 21'deki İsa'ya atfedilen,
İsa'nın çağın sonunu ve dönüşünü bildirdiği pasajlar, bunlar gerçek mi?
C: Yakın.

----------------------------------------------------------------------------------------------

Google dan raştırmaya başladım ve burada olacaklara (YAKIN) dedikleri nedir diye baktım#61516;(( `Güneş kararacak, ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek, ve göksel güçler sarsılacak.'

30 «O zaman İnsanoğlu'nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler
31 Kendisi, güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek ve onlar, O'nun seçtiklerini, göklerin bir ucundan öbür ucuna kadar dört yelden alıp bir araya toplayacaklar.
Ve daha okudum gördüm.
Bütün bu (tabii benim takip edebildiğim kadarıyla) Kanal bilgilerinde şu kanıya ulaştım:Kanallama yapanlar Professör gibi adamlar iseler onların diline uygun bilgiler veriliyor veya kanallama yapanların dini orjinlerine göre melekler gibi mesajlar veriliyor:Bilgiyi alanların yapısı önemli olduğu kadar bilginin verildiği grup/kitleninde (kaldırabileceği,özümseyebileceği)şekil de bilgiler veriliyor…Nerede yeni bir din çıksa oldum olası ürpermişimdir,sonunda ‘’Topraklar’’ elden gidecek diye…Ne dersiniz karşımızda uzaylılar mı yoksa melekler mi olacak?
Bide şunu düşünmüşümdü (NEDEN bilimadamı kanallamayı yaparken,isayı,musa yı görmez veya melekleri çağıran bir grup neden evrenin çekim,boyut,zaman kavramı ile ilgili spesfik bil gi almazlar?
Bu kanalların ‘’Gölge Hükümet’’ ler tarafından yayılabileceği olsılığınıda düşünmüşümdür ancak olamayacak kadar da dar bir kitleye ulaşmıştır.
Sonuçta bilimsel bir olasılık olarak,Dünya’nın bir değişimde olduğu ve Samanyolu Galaksiisnde veya diğer galaksilerde de başka yaşamların olduğunu ve bunların artık ‘’ortaya’’ çıkma hazırlığında olduklarını düşünüyorum…Siz ne dersiniz havada bir uzay gemisi görebilecek miyiz?

Edited by - Tiversonus on 11/05/2008 15:53:01
Go to Top of Page

zhouenali
Kehribar

Turkey
55 Posts

Posted - 11/05/2008 :  16:22:46  Show Profile  Visit zhouenali's Homepage  Reply with Quote
sevgili tgur,

birkaç saldırıya uğramış biri olarak rastladıklarımı ve duyduklarımı söylemek istiyorum. 4KH gerçekten akıllı ama onun da çok önemli zayıf noktaları var. Oralara da geliriz ama başlamadan önce şunu söyleyeyim anllattığım şeylerden fazla korkmayın, farkında olun ama korkmayın çünkü korku onların işlerini kolaylaştırıyor. Şimdi başlayalım:

En temel saldırı şekli insanların diğer insanlarla ilişkilerine çomak sokmak. Yani yararlı olan bir bağlantı kurulma aşamasındayken eğer bu bağlantı kertenkelelere tehlike arz edecekse süreci yavaşlatmak veya durdurmak istiyorlar. Bunu yapmanın bir yolu direk düşünceleri olmasa da ruh halini değiştirmek. Mesela ben iyi bir anımda gülüp geçeceğim bir hakarete biraz canım sıkkınken aşırı tepki gösterebilirim. Bu tarz şeyler hafif saldırı çeşitleri. Bilmiyorum çok öfkelendiğinizde nasıl hissediyorsunuz ama ben kendimi bazen normalden daha güçlü hissediyorum. Bu güçlülük hissini verenler de onlar. Öfkenin iyi bir şey olduğunu ve sorunlarınızı çözeceğini düşünmenize neden oluyorlar. Gerçeği görene kadar da iş işten geçmiş olabiliyor.

Bu tarz saldırıları tanımayı başarabilirseniz artık düşünce değiştirme düzeyine geçebilirsiniz. Burada bir parantez açıp bunu bilgi yayma sürecine girmeyenler için kullanacaklarını düşünmediğimi söylemek istiyorum. Yani bir hata yapıp suçu kertenkelelere atmak da ayıp değil mi? Günah keçisi mi onlar? Düşünceyi onlar oraya koymuş olsa bile-koyuyorlar demiyorum olsa bile diyorum- davranışlarınızdan siz sorumlusunuz. Bu saldırı çeşidini bilin ve hazırlıklı olun ama karşılaşacağınızı sanmam.

Eğer bunu da aşabildiyseniz(aşmış olmak demek bu tarz tüm saldırıları göğüsleyebilmek değil sadece bir saldırıyı aşmak) artık inancınızla oynamaya başlayabilirler. Malum şüphecilik spiritüel yolda sahip olunması gereken en iyi yöntemlerden biri. Benim burcum da şüpheci karakterdedir mesela, o yüzden bu saldırıya fazlasıyla açığım. Bu saldırı bana nasıl geldi?İnternette kasyopyalılarla ilgili bir araştırma yapıyordum. Daha önce girdiğim bir siteyi arıyordum ve bir sürü yolla ulaşabilecek olmama rağmen google'ı tercih ettim. Yani ortamı hazırlamış oldular. Orada Kasyopya karalama kampanyasıyla karşılaştım ve az daha ikna oluyordum ama aklıma bizden bir söz geldi o sırada "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz". Gerçi aynı gün bozadi'nin söylemiş olduğu "inancımızı hedef alacaklar" sözünü hatırlamamın da katkısı büyüktür. Bu karalamayı yapan adamın sözleri mantıklıydı(Her KH gibi) ama sunuş şekli açıkça hakaretti ve bilgi yayma sürecine katkı sağlayan adamlardan biri olarak saldırıya uğradığı açıktı. Ben de bu semptomları farkettim çünkü ben de yaşamıştım. Sonuçta bunu da aşabildim ama kendi yeteneğimden çok yukarıdan yardım aldığıma inanıyorum.

Rüyalar konusunda pek yardımcı olamayacağım çünkü genelde hiçbir rüyamı hatırlamam. En son sınav gününün akşamı sınav konumla ilgili deney yapıyordum rüyamda. Öyle rüyadan ilahi mesajlar alan biri değilim yani.

Benim en hoşlanmadığım saldırı şekli etrafınızdaki diğer insanları kullanarak size saldırmaları. Geçen gün iki arkadaşım aralarında şakalaşırken itirazlarıma rağmen beni de şakaya dahil ettiler, beni yere düşürdüler, bileğimi incittim. O noktadan sonra ben de saldırıya açık hale geldim, bağırdım, çağırdım, bağırdıkça kendimi güçlü hissettim. Yani biriyle başlayarak diğerlerini de kullanabiliyorlar. Bu arada bana yapılan saldırı fiziksel olsa da hepimiz biliriz ki en güçlü saldırılar zihinsel saldırılardır. Mesela sevdiğim bir dostuma Celselerden bahsetsem o da bana saçmalama derse bu daha güçlü bir saldırı olabilirdi.

Korunma yöntemi çok basit tabii: Bilgi korur.

Şu an benim görebildiğim kadarıyla bilginin üç şekli var. Biri okuyarak bu konular hakkında bilgi edinme. İkincisi akıl süzgecinde geçirme ve felsefi düşünme ve üçüncüsü ilahi bilgi, meditasyon. Hayatta yaşanan olaylar da buralardan geçip Yaratıcıya deneyim olarak dönüyor.

Hoş bir şey değil, kendi düşüncenizin kendinize ait olmadığını deneyimlemek. Ama herşeyin olduğu gibi bunun da bir aydınlık noktası var. Başta 4KH'lar için akıllılar ama zayıf bir noktaları var demiştim. Bu zayıf nokta da KH'ların bir saldırıyı hazırlarken, gönderirken bütün resmi görmedeki beceriksizliği. Bunun bize katkısı şu: İnsanı yolundan alıkoymak için yapılan her saldırı aşıldığı takdirde çok önemli bir dersi açığa çıkarır. Size yapılan saldırıyı yeterince güçlü olarak bir deneyime dönüştürebilirsiniz, bu da spiritüel yola daha sıkı bağlanmanızı sağlar, sizi 4. boyuta yaklaştırır. Evren derslerden oluur derken kastedilen bu dersler ve şu an bulunduğumuz konumda(KH dünyasında, KH kontrolünde yaşayan BH nitelikli insanlar) ruhsal evrimimizin en hızlı olacağı yerde olduğumuza inanıyorum.

Saldırılar boyut geçişi olana kadar bitmeyecek ve ne kadar ilerlerseniz o kadar güçlü saldırılar gelecek ve ne kadar çok saldırı aşarsanız o kadar güçleneceksiniz. Böyle bir döngü...

Bunları korkalım diye değil, hazır olalım diye anlattım ama şu düşünce değiştirme konusu biraz korkutucu, bunu ben de kabul ediyorum. Bu konuda benim tavsiyem bozadi'nin 5. yoğunlukla ilgili tartışmasını ilerletmemiz. 5. yoğunluk korkunun olmadığı yoğunluk olarak tüm bu saldırıları görmemize yardım edebilir ve güzel potansiyeller sunabilir. Bence 4. yoğunluğu yenmek için yukarıdan yardım almak-evimizi aramak- yapılabilecek en iyi şeylerden biri. Kendi adıma onun bu düşüncesini destekliyorum ve yapılan tartışmalar sonucunda ortaya ne çıkacağını çok merak ediyorum. Bu saldırıların etkisini azaltmayı isteyen herkesi de o tartışmalara katılmaya davet ediyorum.

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 11/05/2008 :  17:11:12  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili zhouenali, benim yaşadığım,üzerime başka bir kişinin,alakasız,ilgisiz,bir kişinin saldırısını kendi kendime anailiz ederken, ki o zamanlar Ra Bilgilerini etrafıma yayıyordum veya potansiyelim vardı, saldırıdan sonra aynı yorumu(psişik saldırı) yapmıştım; yani bu kanaat bende taa ozaman çok net oturmuştu...Okuyunca, kendi kendime şimdi tek değilmişim diyorum...Teşekür ederiim,bahsi açtığınız için...

Selamlar,Sevgiler...

Not.şunu ilave etmeliyim ,özgür iradelere bu davranışlar,cazip gösterilip,seçtiriliyor,yani tam korunmasız değiliz....Ayrıca ortamdaki bir değişik enerjiyi hissediyorsunuz,ifadesi zor ama hissedebilitorsunuz...Ayrıca (zamanda oynamaları) üzerindede bayağı düşünüyorum,geçmişi düşünerek,ancak,başkasına açıklamanın çok zor bir durum olduğunu da kabul etmek gerekir,psikolojik hasta yapılması tehlikesiyle bazı şeyleri paylaşabilmek imkansızlaşıyor...

Edited by - Tiversonus on 11/05/2008 22:53:49
Go to Top of Page

Kozmik Yolcu
Kehribar

47 Posts

Posted - 11/05/2008 :  23:09:11  Show Profile  Visit Kozmik Yolcu's Homepage  Reply with Quote
Herkese sevgi ve saygılarımı iletiyorum
Dikkatimi çekti genelde yurt dışı kaynaklı kanal mesajları sohbet konusu olmuş gibi oysa ülkemizde de çok şeçkin çalışmalar mevcut.Hatta bazıları batıdaki çalışmaların kat kat üzerinde spirituel persfektiflere sahip.Bazıları henüz gün ışığına çıkmamış olsada.Ulaşılabilenler bile bence araştırıp incelemeye değer bilgi hazineleri.

Edited by - on
Go to Top of Page

masterphidias
Kehribar

Turkey
36 Posts

Posted - 12/05/2008 :  12:40:38  Show Profile  Visit masterphidias's Homepage  Reply with Quote
Şu "psişik saldırı" meselesi hakikaten son derece ilginç bir meseledir.Hiç bir yerde rastlamadığım bir konuyu burada sizlere de sormak isterim: Acaba kara büyü gibi uygulamalar -varlığını tartışmak bile bence gereksizdir-hakkında ne düşünüyorsunuz? Ramtha ve özellikle Kırmızı Çember'de Tobias mesajları insanın bu dünyada başına gelenlerden sadece insanın sorumlu olduğunu iddia ederler.Ne yaparsanız sonucunu deneyimlersiniz ve isterseniz değiştirirsiniz derler.Özellikle Tobias'ın herşeye verecek ve sizi suçlu çıkaracak bir cevabı mutlaka vardır.
Oysa kendi deneyimlerimden,başıma gelenlerden ve gözlemleyip tanık olduklarımdan biliyorum ki kötülerin elinde insanın özgür iradesini ve kaderini belirleme yeteneğini elinden alan ve ona hayatı cehennem eden "kara büyü" gibi bir araç var ve gerçekten çok etkili kullanılabiliyor.Kansere filan yol açarak öldüren çeşitleri var.Şimdi böyle bir araç devreye girince sprituel kannalların hep söyledikleri o "özgür irade ve hayatı hislerinizle değiştirebilirsiniz" gibi şeyler çok havada kalıveriyor çünkü bütün o istediğin hayatı gerçekleştirme rituelleri ve kendini iyi hissetmek,imagine etmek vb hiç bir işe yaramıyor...en arzu etmediğin şeyler geliyor yaşamına veya hiçbir şey değişmiyor...

Edited by - on
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 12/05/2008 :  13:25:49  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Selamlar,sevgiler
Daha sonra daha detaylı fikirlerimi-bilgilere dayalı izah etmeye çalışırım...Yalnız şunu söylemek isterim:Karamsarlığa hiç gerek yok;tüm yaratımların arkasında bir''bilinç'' ve ''düşünce'' vardır o sebeple farkındalık sahibi olunarak,dengelenerek,bilgilenerek, korunma mümkündür,ayrıca herşey denge üzerine kuruludur,enerji dengesini arar...KH veya negatiflik bir sapmadır(hastalık) zaten,gücü sınırlıdır zaten veya bizim ''güçsüzlüğümüz'' kadar güçlüdür zaten...Yakın zamanda çinli bir kadın ,tiyatro salonunda elinde bir tabak içinde çiğ bir balık var; seyircilerin gözü önnde bu balık pişmeye başladı.Kadın balığı binlerce derecede olan bir fırının içerisinde olduğunu zihninde resim ediyorum diyordu...Ayrıca bu sitede Tobias'ın (ALIP KABUL ETME NEFESİ) yazısını okumanızı tavsiye ederim...
Yaratan'nımızın gücü ile sevgi içinde kalınız...

Edited by - Tiversonus on 12/05/2008 13:45:59
Go to Top of Page

zhouenali
Kehribar

Turkey
55 Posts

Posted - 13/05/2008 :  19:38:19  Show Profile  Visit zhouenali's Homepage  Reply with Quote
Sevgili masterphidias,

Bir gün bekledim, sanırım büyüklerimizin işleri olduğu için cevap vermek başa düştü ama cevabımı %100 doğru alma sakın. Sadece düşünce zincirini başlatacak bir kıvılcım olarak gör. Kararı sen vereceksin sonuçta.

Kara büyü içinde ve dışında tamamiyle bir KH aktivitesidir ve KH'a giden yolu hızlandırmada büyük bir etkisi vardır. En başından itibaren bu saldırı özgür iradeyi aşıyor gibi görünüyor.

Önce özgür irade nedir iyi tanımlamak lazım. Herkese göre değişen tanımlar var ve bizim anlattığımız duyguları değiştirmek gibi şeyler özgür iradeyi ihlal eden şeyler. Özgür iradeyi anlamak için sadece kendi açımızdan değil başkalarının açısından da bakmak, objektif olmak gerekir. Sen kaçırılmak istemiyorsun, uzaylılar kaçırmak istiyor, her iki tarafın da özgür iradesi var. Bu evrende herkesin istediğini yapmasının sebebi özgür iradelerinin olması, kara büyü de buna dahil.

Peki sen niye korunamıyorsun sorusu da çok önemli. Tam kesin bilgi veremem ama benim inancıma göre özgür irade gücü kazanılacak bir şey. Aslında senin içinde ama sen farkında değilsin. Her gün hayatını monoton yaşayan, robot gibi davranıp ruhsallığı önemsemeyen insanlar objektif olma kabiliyetleri gelişmediğinden, tek doğrunun kendileri olduğunu düşündüğünden-ben de zaman zaman bunu yapabiliyorum o yüzden hep tetikte olmak lazım- özgür irade yasasının tam farkında değiller. Adını bilip sık sık zikretselerde bu yasanın üzerinde kontrol sahibi olan insan pek yok, genelde kısmen kontrol sahibiyiz.

Güçlerin çatıştığı noktada kimin özgür iradesi daha güçlü ise o kazanır. Kendini geliştirmeye çalışmayan, böyle gelmiş böyle gider diyen bir insanın 4. seviyedekilerin özgür iradesine karşı pek bir şansı yoktur o yüzden gelişim ve bilgi alma süreci çok önemlidir. Bu yüzden kaçırılmaya, etki altına alınmaya devam ediyoruz çünkü henüz tüm özgür irade gücümüzle "bunu istemiyoruz" diyemedik.

Yukarıdaki paragrafın ana fikri şu: Bu dünyada ne kadar mekanikleşip fizikselliğe ne kadar bağlanırsan özgür iraden üzerindeki kontrolü de o kadar kaybedersin. Bu doğru diye bir şart yok ama bana göre mantıklı bir açıklama.

Bu arada kişisel görüşüm kanserin fiziksel bir hastalık olduğu ve ruhun evrimine zarar veremeyeceği. Hatta kartlar doğru oynanırsa kanserden çok ders alınabilir. Bu da daha önce söylediğim KH'ın ileri görüşlü olmama meselesi. Alınan her şey dersler ise KH'ın bize zarar verebileceğini düşünmemiz ve korkmamız pek de doğru değil. Kanserden ölünce bir şey kaçırmış olmayacağız sadece o yaşamdaki dersimizi almış olacağız.

Özgür iradenin kaba bir açıklamasını yaptıktan sonra Kendi Gerçekliğini Yaratma olayına girelim. Burada Kasyopya sitesinin alt kolu olan Kuantum Gelecek Okulu adlı kuruluşun düşüncelerini aktaracağım. Yine kesin doğru almayın. Ben bile yanlış anlamış olabilirim. Anlayabildiğim ve aktarabildiğim kadarıyla şöyle diyorlar:

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
QFS(Quantum Future School) New Age'in iddia ettiği, "pozitif şeyler düşünürsen pozitif şeyler yaşarsın" sözünü farklı algılar. Gerçekten gerçeklik ve bilincin birbiriyle ilişkide olduğunu kabul etmesine rağmen New Age tarafından aktarılan ilişkiye katılmaz.

Kuantum fiziğinde ölçüm ve ölçülen ayrılmaz bir bütündür. Yine de ölçüm daima bir gözlemciye dayanır. Evren ve insanda da bu anlayışı uygularsak, gözlemin kalitesi gözlenenin kalitesini etkiler. Gözlem ne kadar açık ve objektif ise gözlenen-gözleyen sistem o kadar düzgündür. Bunun tersi de aynen geçerlidir.

Pek çok insanın bu gerçekliği algılama ve kendisine söylenenlere inanma eğilimi dolayısıyla bu gerçekliğin şekli de değişiyor. Ne kadar nesnel(objektif) olabilirseniz o kadar iyi gözlemler yaparsınız.

Gözlemin kalitesi dışarıdaki ortama göre değişebilir. Gözlemlerin doğruluğunun en fazla olduğu anlar kaos anlarıdır. Orada en küçük bir sinyal çok büyük sonuçlar doğurabilir. Böyle bir zamanda ezoterik olarak evrimleşmiş bir grubun gözlem kalitesi bir çeşit kristallendirme yaşatıp yeni bir gerçekliğin çekirdeğini oluşturabilir.

QFS gözünde canlandırma ve diğer teknikler ile sihir ve başkalarının gerçeklik iradesine etki etmek gibi uygulamaları onaylamaz. Bu teknikler fazlasıysa öznel(subjektif) ve yaptıkları etkiler ancak çevrelerindeki psişik entropiyi ve kaosu artırmak olabilir. Evrenin düzenine katkı yapacak yaratıcı bir hareket evrenin objektif gözlenmesine dayanmalıdır, bu evrenle çelişmemesi gerekir

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

QFS böyle diyor ama inanıp inanmamak bize kalmış. Belki de pek çoğumuzun inandığı değerlerle çelişiyordur bu sözler. Görmezden gelmek, inanmamak özgür iradenizdir ve ben buna karışamam. Amacım başkalarını yalancı çıkartmak veya "siz hata yapıyorsunuz doğrusu bu" demek değil. Sadece öğretilen şeylere ek olarak böyle de bir gerçeklik var, bu tarz şeylere inananlar da var diye insanları bilgilendirmek istiyorum. Benim açımdan doyurucu bir açıklama.

Not: Yukarıda o kadar saldırı anlattım ama yazarken subjektif ile objektifi karıştırmam da ayrı bir çeşit saldırı galiba. Düzelttiği için bozadi'ye teşekkür ediyorum. Büyükler olmasa küçükler neler yapardı çok merak ediyorum şu an.

Edited by - zhouenali on 13/05/2008 20:13:11
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 14/05/2008 :  05:55:42  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Benim cevaplarım şurda,

http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=619&whichpage=3

http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1579

Ebedi Sevgi ve Işık ve Bilgiyle...

Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 23/05/2008 :  13:14:57  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Arkadaşlar,

Kanal bilgilerinde aynı konularda kesişmeler önemlidir, açıklanması fayda getiriyor,
Bir zamanlar bir kanal bilgisinde ozon deliğinin özellikle açtırıldığını,bu hususun kozmik ışın geçişi ve boyut değişimi için gerekli olduğunu okumuştum,
Kasyopya celseleri 18. Mart.1995 bölümünde ozon deliği konusunda ise,şu bölüm ilginç geldi;



"S:(J) Ozon tabakasının seyrelmesi, frekans "değişiminin" bir parçası mı?
C: Yakın.

S:(T) Kurbağa olayı da bunda kilit bir unsur mu?
C: Hayır.

S:(L) Kilit unsur, birleşen realiteler/gerçeklikler.
C: Evet.

S:(L) Dalga, gerçekliklerin birleşmesine mi neden oluyor?
C: Ve üçüncü yoğunluğu çok çeşitli şekillerde etkileyen şeylere neden oluyor; kapalı çember. Lütfen kulak misafirini uzaklaştırın.

S:(J) Kulak misafirimiz mi var? [Yan odadaki çocuk kapıdan bize bakıyor ve sonra üst kata çıkıyor.]
C: Vardı. Çocukların yakın olması kanalı bozuyor ve tehlikeli olabilir.

S:(L) Bize defalarca, celseler sırasında çocukların etrafta olmaması gerektiğini, çocukların "açık" ve biçimlenmemiş enerjileri nedeniyle bunun onlar için çok zararlı olabileceğini söylediler. Kurbağalara dönelim. Kilit nokta birleşen gerçeklikler. Çok çeşitli etkiler. (S) Belki de kurbağalar bir üst yoğunluğa gidiyorlardır? Kurbağaların ölmesi üçüncü yoğunluğu etkiliyor mu?
C: Hayır.

S:(L) Yalnızca bir belirti mi?
C: Evet.

S:(L) Yani bu, birleşen realitelerin bir semptomu. ... İkinci seviyedeki kurbağaların ölümü belki de üçüncü seviyede olan şeyin bir belirtisidir. Burada olan şeyin bir yansıması... (J) Veya bir uyarı... (L) Bu doğru mu?
C: Hayır.

S:(L) Kurbağalar ikinci yoğunluktan üçüncü yoğunluğa mı geçiyorlar?
C: Konuyu karmaşıklaştırıyorsunuz, belki de transkriptleri daha sık incelemeniz gerekiyordur. Böylece aynı şeyleri tekrar tekrar sormazsınız!

S:(L) Pekala, bu konuyu bırakıyoruz. ... Dalga, ozonun seyrelmesine mi neden oluyor?
C: Doğrudan değil.

S:(L) Dalga, insanların belirli bir şekilde davranmasına neden oluyor ve insanlar da...
C: Yaklaşıyorsun...

S:(L) Dalga, hem Kertenkelelerin, hem de iyi adamların faaliyetlerinin şiddetlenmesine neden oluyor ve bu da iki taraf arasındaki çatışmanın bir parçası...
C: Uzaklaşıyorsun...

S:(T) Kertişleri bırak... (L) Dalga, Büyük Döngü'nün kapanması için gerekli olan kadersel olayların meydana gelmesine mi neden oluyor?
C: Yakın.

S:(L) Kurbağaların ölmesi de bunun bir parçası mı? Zavallı küçük kurbağalar... Kurbağaları severim...
C: "Dünya Değişimleri" de bunun bir parçası. [ç.n.: gezegenin geçirmekte olduğu köklü fiziksel değişimler.]

S:(J) Ozon tabakasının seyrelmesi, bu denklemde dalganın işlevi için gerekli bir unsur mu?
C: Üçüncü yoğunlukta önemli.

S:(J) Yani üçüncü yoğunluktan dördüncüye doğal ilerleyişin bir parçası, öyle mi?
C: "Yansıma" kelimesini kullanmayı deneyelim, bakalım bu zihninizdeki "ampülleri yakacak mı"? Üçüncüden dördüncüye.

S:(L) Kurbağalar dördüncü yoğunluğa mı geçiyor?
C: Hayır. Hayır. Hayır.

S:(T) Dördüncüye dediniz...
C: Ve tersi.

S:(L) Şimdi kafam tamamen karıştı!
C: Eğer transkriptleri inceliyor olsaydınız karışmazdı!

S:(T) Altıncı yoğunluk KH'nin BH'yi yalnızca bir yansıma olarak dengelediği söylenmişti.
C: Şu anki konuyla tamamen ilgisiz.

S:(J) Ozon tabakası, dalganın her iki yönde yansımasına neden olan bir delik mi?
C: Hayır.

S:(L) Dünyaya yayılacak yeni kurbağalar mı yaratılıyor?
C: Tamam, dinleyin: Gelen dalga, üçüncü yoğunluktan dördüncüye bir dönüşüm. Dolayısıyla da dalganın yaklaşması nedeniyle meydana gelen olaylar, yoğunlukları ve gerçeklikleri etkiliyor! Üçüncü yoğunlukta, üçüncü yoğunluk açıklamaları olan değişiklikler göreceksiniz, ama aslında bunlar dalganın yaklaşmasının bir etkisi; siz bunları üçüncü yoğunluk olarak görüyorsunuz çünkü sizin şu andaki referans noktanız bu! Unutmayın ki herşeyin tüm yoğunluk seviyelerinde bir yansıması vardır ama aynı zamanda dalga geldiğinde de bir birleşme meydana gelir ve bu da boyut sınırı geçişidir!!!!!!

[ç.n.: orijinal metinde "realm border" olarak geçen ve "boyut sınırı" olarak çevirdiğim ifade, arada paralellik olmakla birlikte, boyuttan ziyade "yoğunluk" sınırı (3'üncü yoğunluktan 4'üncüye geçiş çizgisi) anlamındadır. boyut kavramı ile yoğunluk kavramı arasındaki ilişkiye diğer bazı celselerde değinilmektedir ve anlayabildiğim kadarıyla boyutlar daha ziyade, "dikey" nitelikteki 7 bilinç "yoğunluğu" seviyesinin her birindeki sınırsız "yatay" gerçeklik dizilimleri gibiler.]"


----------------

Bunun yanında bir süre evvel bir bilim ve araştırma dergisinde okumuştum ,Antartika da yapılan atmosferik araştırma neticesinde (kutup buzullarında sonda yapıp atmosferik etkileri tesbit etmek kolay olduğundan) ozon deliğinin bundan yirmialtıbin yıl önce yine delinmiş olduğunu tesbit etmişler..

Edited by - on
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 24/05/2008 :  11:37:24  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Merhabalar,

Kasyopya celselerine ilgimi artıran ve azaltan birkaç olguyu belirtmek istiyorum...

Birinci olay, daha doğrusu ilk zamanlarda okuduğum bilgi şudur ki, kasyopyalılar kendilerine isa ve çarmıh olayını sorduklarında oluşan ve celselere sıcaklığımı arttıran bilgidir.

Kasyopyalılar, İsa'nın çarmıha gerilmediğini ve ışıktan bir sütün içinde göğe yükseldiğini söylemekteler.Bu bilgiden sonra, soru soranlar ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir;

S: (L) İsa çarmıha gerildi mi?
C: Hayır.
S: (L) Biri çarmıha gerildi mi?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Biri çarmıha gerilip İsa'yı temsil etti mi?
C: Hayır.
S: (L) Çarmıha gerilme yoktu, üç gün sonra dirilme yoktu, bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tamam, bu konudaki gerçek nedir?
C: Uzun bir uykudan sonra dünyadan ayrıldı.
S: (L) Bu uyku durumuna ne zaman girdi? Birgün yatağına girip uyudu ve sonra bir gemi gelip onu aldı mı?
C: Yakın.
S: (L) Yani yandaşlarına ölmüş gibi göründü?
C: Böyle düşündüler.
S: (L) Gemiyle ayrılmadan önce kalkıp herhangi birine herhangi birşey söyledi mi?
C: Evet.
S: (L) Hayata geri mi döndü mü...
C: Evet.
S: (L) Ve sonra uzun meditatif uykuda gördüklerini mi anlattı, olan şey bu muydu?
C: Yakın.
S: (L) Tamam, ne oldu?
C: Kehanetler söyledi ve sonra sonunda döneceğini ilan etti.
S: (L) Bu, uzun uyku sırasında aldığı bilgi miydi?
C: Evet.
S: (L) Uykuda ya da bu yarı-ölü durumda ne kadar kaldı?
C: 98 saat.
S: (L) Ve sonra bir gemi geldi onu alıp gitti, doğru mu?
C: Evet. Bir ışık sütunuyla.

Evet, bu şekilde.Kuran'da ise bu olay için şöyle denmektedir;

"Fakat onu asmadılar ve öldürmediler, biz onu yüce bir yere yükselttik"

Evet, çokta derinlemsesine anlatmaya gerek yok sanırım.Ben, bu sözleri çok düşünmüştüm zamanında.Benim okuduğum, duyduğum, gördüğüm hiç bir kaynakta İsa'nın çarmıha kesin kez asılmadığı belirtilmiyordu.(Tabi sadece benim bildiklerim arasında yoktu.Belkide vardır.Ben bilmiyorumdur) En fazla onun yerine başkasının asıldığı söyleniyordu.Hatta çok güvendiğim bazı kişiler de, bu yönde düşünüyor ve aktarıyordu.Lakin aktardığım gibi Kuran'da "Asmadılar" denilmekteydi.Bende "Heralde denildiği gibi başka bir kişi asıldı veya asılmadan önce çoktan yükseltilmişti, Kuran onu kastediyor" diye düşünüyordum.Lakin eğer öyle bir olay olsaydı, Kuran'da belirtilirdi diye düşünmekteydim.Kuran ve diğer ulaşabildiğim tüm kaynaklar arasında bir çelişki var gibi duruyordu.Hani tabiri caizse ikisinden biri "Yalan" söylemekteydi.İşte bu noktada, kasyopya celselerinde geçen bu konuşmayı okuyunca, "Evet, işte ancak böyle olmuş olmalı ki, o zaman bu çelişki ortadan kalksın, ortada bir çarmıh olayı yoktu" dedim.Laura'da o diğer kaynakları bildiği için, "Biri çarmıha gerilip İsa'yı temsil etti mi?" diye ısrarla sormasına rağmen, yanıt yine hayır olmuştur.Ortada bir çarmıh olayı yoktur, tıpkı Kuran'nın söylediği gibi.Bu aktarılan bilgiyle Kuran'ı doğrulayan tek kaynak olduklarını düşünüyorum şu an.Ve de "Biz onu yüce bir yere yükselttik" sözünün, "Evet. Bir ışık sütunuyla." doğrulanmasıyla...

İlerleyen bölümlerde, yanılmıyorsam 20000 küsür kişinin önünde göğe yükseldiği bahsediliyor.Bu bilgiler, benim celselere olan ilgimi artırmış ve ilk başlarda geçmesinden dolayı, adeta benim için okumaya devam etmem gerektiğini belirten bir işaret olmuştur...

Efendim, son celsede okuduklarımdan dolayıda ilgimi biraz azaltan veya daha doğru tabirle beni artık sıkan bazı hususları sona bırakıyorum.Yanlız bu kasyopyalılarla ilgili değil, alıcı grupla ilişkin sıkıntılarımdır.Lakin ben şimdi, terardan celseleri okumaya başlamamdan dolayı, o an itibariyle altını çizdiğim konulara ilişkin, birkaç celse bilgisi ve bende oluşan görüşümü paylaşmak istiyorum.Okumaya devam ettikçe, ilerde belki başka husulardaki fikirlerimi paylaşabilirim...

---

S: (L) Yahudi-yanlısı görüşe sıcak bakmadığı kesin.
C: "Yanlısı" olarak tanımladığınız herşey bir takıntıdır. Ve bizim bilgimize göre takıntılar bilgiyi bloke eder ve bu da kişinin kendini negatif olaylara karşı koruma yeteneğini bloke eder. İyi bir fikir değil. Eğer olayları takip ediyor olsaydınız, şu anda Yaser Arafat'ın çok uzun bir zamandır düşman olan İsrail'lilerle barış yaparak tüm dünyayı sırtlamaya çalıştığını görürdünüz. Dolayısıyla o bir barış yapıcısı ve bilgi dağıtıcısı

[Bu kısmı okurken ilk satıra takılıp kaldım adeta.Kademe kademe küçültüp bazı görüşlerim oluştu.Şu şekilde küçültürsek, değinmek istediğim husus daha net ortaya çıkar sanırım.]

"Yanlısı" olarak tanımladığınız herşey bir takıntıdır. Ve bizim bilgimize göre takıntılar bilgiyi bloke eder"

"Yanlısı" olarak tanımladığınız herşey bir takıntıdır"

"Herşey bir takıntıdır"

"Takıntı"

[Evet, bu kısım üzerine odaklanırken kendime, kısaca şunu dedim "Tabi ya, niye bilincini varoluşun herhangi bir Oluş/Kavram/Hal (vs)'sine "Takılı" olarak bırakmaktasın, bu en büyük illüzyon değil mi? Takıntı, senin "Olan"ı görmeni engelleyen, en büyük bloke edici şey..." Kısacası bu kadar.Derin anlamlarını tabi herkez kendisi yanıtlamalı.Ben, Kendi ulaştığım manaları uzun uzadıya aktarmayı düşünmüyorum ve aktaramam da zaten.Herkez kendi görmeli.Sonuçta kasyopyalıların da herşeyi aktarmıyor, bunu kendiniz öğrenmelisiniz demiyor mu.Ancak bu şekilde olabilir çünkü...]

---

S: (L) Rudolf Steiner İsa'ya "Dünya'da var olmuş en yüce insan varlığı" diyor, bu doğru bir cümle mi?
C: Yorumlardan biri.

S: (L) Ayrıca "Mesih, evrimi süresince, Nasıralı İsa bedeninde 30 yıl yaşadı." diyor. Bu doğru bir beyan mı? İsa mesihlik ünvanına 30 yaşında mı erişti?
C: O zaman oluştu.

S: (L) Mesih varlığı o yüceliğiyle bir insan bedenine nasıl girdi?
C: Üstün, saf iman ve düşüncenin sağladığı doğal bir süreç.

S: (L) Ama daha önce İsa'nın Mesihleştikden sonra kadınlarla cinsel ilişkiye girdiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Hayır. Daha önce.

S: (L) Yani Mesih olduktan sonra hiç cinsel ilişkide bulunmadı mı?
C: Doğru.

S: (L) İsa 30 yaşındayken Mesih ruhu onun bedenine mi indi?
C: Hayır.

S: (L) Ne oldu?

[Ben burda, cevap sayfanın dışında kaldığı için kendim cevaplamıştım bi an.Şöyle;

Q: Onun içinde oluştu a şaşkın, ne olacak.İnsan zaten tüm varoluşu, tüm mevcut bilgiyi içinde barındırmıyor mu.Dışında bir şey yok ki, hepsi kendi içinde zaten.O Mesih olmak istedi ve Mesih oldu.Şaşkın kadın o kadar anlatıyorlar ama hala soruyorsun gökten mi indi diye.:) (Eckhart Tolle'ada kitabında soruyordu bi kadın, üstat anlatıyordu ama nafile.Gene diyordum bak hala ne soruyo yaa.Hayret valla.:)

Neyse, durdum ve acaba onlarda böyle söylemiş olabilirler mi acaba dedim.Kasyopyalıların cevabı şöyleydi;]

C: Onun içinde oluştu. Başkalarına hizmette bu seviyelere varan ve bu iman ve bu üstün düşünce seviyesine sahip herhangi bir insanda da oluşabilirdi.

[Bu cevapta beni mutlu etti tabi.:) Bu ve benzer durumlar celseleri okurken sürekli olmakta.Bu da beni daha derin düşüncelere sevketmekte.Yanlız yukarıda aktarılan ve başka bazı İsa'nın hayatıyla ilgili hususlar.Kendi hayatımla aşırı paralellikler göstermekteler.(3 kadın meselesi bile.;) İsa ile ilgili bir yakınlık, bir benzerlik duymaktayım sürekli.Anlayamadım sebebini gitti.Bazı Arkadaşlarım da "Bu kadar İsa'dan bahsediyorsun, çözdüm seni, sen hristiyansın" diyorlardı.Değilim ama neyse hiç açmasam mı bu konuyu.Hiç kimseye de açamıyoruz ki zaten.Dağılacaz sonunda paramparça yokluğun ortasında, o olacak...:)

(Rabbin gibi diyosun yani)
(Evet.Rabbim gibi...)

---

S: (L) Şamanistik öğretilere göre bir kişinin hayvan ruhları veya rehberleri olabilir. Bu doğru mu?
C: Kısmen. Eğer bunlara sahip olduğunuza inanırsanız sahip olursunuz.

S: (L) Eğer bunlara inanmak bunu gerçek kılıyorsa, bu inanç faydalı mı?
C: Tüm inançlar bir seviyede faydalıdır.

S: (L) Nasıralı İsa hayvan ruhlarına veya totemlere inanıyor muydu?
C: Hayır.

S: (L) Bu yalnızca New Age'in bir batıl inancı tekrar calandırması mı?
C: Şamanizm subjektiftir ve sınırlar. Kertenkele telkini.


S: (L) Kasyopyalıların evcil hayvanları var mı?
C: Pek sayılmaz.

S: (L) Peki siz eğlenmek için ne yapıyorsunuz?
C: Doğru bir şekilde algılandığında herşey eğlencedir.

[Burda gene başka başlıklar da paylaştığım "Tam inanç", "Bakış/Görüş", "Ne görürsen odur" vs. savunduğum şeylerin, bir kez daha teyit edildiğini görmek beni sevindirdi...]

---

S: (L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.

Ve

S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.

S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.

[Evet yine aynı noktalar.Daha pek çok var tabiki."Ne görürsen odur", "Bakış, inanç olayı herşey" vs. sözlerimle aynı şeyler.Ve dediğim gibi bu da beni çok ama çok mutlu etmekte.Bunlar doğru istikametlerde olduğumuza dair inacımızı arttırmakta.]

---

Efendim, gördüğünüz gibi bol bol kendimi gazlayıp, belki de kendimi kandırıp durmaya devam etim.:) Lakin daha fazla uzatmamak için örnekleri burda kesiyorum.Moralim bozulursa gene gazlayabilirim kendi mi.:) Ben ilgimi biraz azaltan veya daha doğru tabirle beni artık sıkan bazı hususları aktarıp bitireceğim.

Efendim, son paylaşılan celseyi de okuduktan sonra şöyle demiştim;

"Yav kaç celse oldu hala neler soruyorlar.Bu kadar zaman olmuş, daha İslamiyetle ilgili "Sufizim iyidir" kelimesinden başka bir şey geçmiyor celselerde.Varsa yoksa araba mı alayım, ev mi alayım, yok kredi mi alayım, şuraya mı taşınalım, buraya mı taşınalım.Başka sorularınız yok mu sizin kardeşim.Kasyopyadan arıyoruz diyorlardı, acaba yanlış numaramı cevirdiler nedir" gibisinden şeyler diyordum.

Ohh içimi boşalttım.İyi oldu.:)

(Kıskanma Qui)

Yok kıskanmıyorum kıskanmasına da.Şayet ben olsaydım, dünyadaki tüm din ve inançlar hakkında yüzlerce soru sorardım heralde.Belkide o yüzden yanaşan yok bize.:) Bu konulara, bu insanlar hristiyan olduğu için değinmiyorlar demek pek tatmin etmedi beni.Bende hristiyan değilim ama hristiyanlıkla ilgili, şu ana kadar okuduğum cevapların haricinde tonlarca soru sorabilirim.Kasyopyalarda daha ilk celselerde daha önemli konuları sorun artık diye uyarmışlar ama inatla kendilerinin yaşayıp öğrenmesi gereken şeyleri sorup durmuşlar malesef.Koskoca bir dünya dini ile ilgili bir soru sorulmaz mı hiç.Bu ne bilgisizliktir anlamadım gitti.Başka bir acıklaması olmalı, yoksa hakkaten yanlış numarayı çevirdiklerini düşüneceğim.(Bi zarfta Kaspilere atıyım bakıyım.:)

Yoksa İslamiyetle ilgili sorular soruldu ama yayınlamakta tereddüt ettikleri için mi Sevgili Bozadi ve Zhouenali, celse çevirilerini yayınlamayı bıraktılar.Düşünmeden edemiyorum.(Bozadi ve Zhouenali'ye de bir zarf.:)

Şaka bir yana, bu siteye üye olmamdaki sebepte aslında, Bozadi'nin celselerin yayınlamasını ikinciye kesmiş olmasıydı.Bende üye olup, devam etmesi yönünde destek olabilirmiyim acaba diye düşünmüştüm.Çünkü celselerin devam etmesi çok önemli.Lakin şimdi gene durdu.Ne kadar daha bekleyeceğiz yeni celse çevirilerini acaba, şahsen merak ediyorum.Celseler için burdaydım ama biz girdik bu sitede bambaşka mevzulara gidiyoruz iyi mi, bakalım nereye gideceksek artık.Neyse, umarım en kısa zamanda başlarsınız arkadaşlar.Burdan tekrar tüm emekleriniz için teşekkür ediyorum size.Umarım devam edersiniz, tek temennimiz bu...

Efendim birde şöyle bir olay varki, kasyopyalarla aynı kafada olduğumuzu düşünüyorum.O yüzden celselerin dili bana çok hitap etmekte.Güzel espiriler yapıyorlar.Hele bir tanesi vardı ki, kopmuştum resmen.Dedim "Aha bu benim gelecekteki halim olmalı, kesin.:) Eee hayatın her yönünü görebiliyoruz diyorlar.Amma velakin çevirdikleri numarayı göremiyorlar.:) Laura'ya fazla yüklenmeyeyim daha, ne olur, ne olmaz.Gönderiverirlerse ordan bir Reiki, görürüz......Neyse...:)

Efendim bilmiyorum okuyan oldu mu olmadı mı ama ben bahsetmek istediğim hususlar olursa tekrardan paylaşacağın.Şimdilik,


Ebedi Sevgi ve Işık ve Bilgi ve Neşeyle arkadaşlar...

NOT:Aslında bu metni daha önceleri yazmıştım ama başka yerde belirttiğim husustan dolayı ancak şimdi yayılayabiliyorum.Umarım beklediğim geri bildirimleri alırım...

Edited by - Qui-gon jinn on 24/05/2008 11:42:24
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 24/05/2008 :  12:12:45  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Selamlar,sevgiler..
Sevgili Qui-gon jinn,daha dün okuduğum Pleiades Öğretileri nde şu pasaj aklıma geldi ve gece de bu konu hakkında düşüncelre dalmıştım.Ne söylemek istediğimi göstermek için önce bu pasajı ekliyorum,üzerinde daha sağlıklı düşünebilelim diye:

--------------------------------------------------------
Ortadoğu birçok boyutun buluştuğu ve başka boyutlardan varlıkların
gezegene girebileceği bir kapıdır. Hassas bir nokta. Yakın
zamanlarda, son kırk elli bin yıl içinde birçok uygarlık ortaya
Ortadoğu'dan çıktı, pek çok dinsel drama burada başladı. Film
üretiminin California'da daha kolay olması gibi, holografik
eklentilerin bu bölgede üretilmesi girdap nedeniyle daha kolaydır.
Bu kapıdan sokulacak olası bir holografik eklenti, dünya dışı
varlıkların uzaydan gelişidir. Ya da Mesih'in gelişi. Ya da bir
tanrının geri dönüşü, bir kurtarıcı, herkesin belli bir düşünce yolu
izlemeye başlaması için yaratılan bir neden. Gördüğümüz gibi, bu kez
ışığın gelişi değil. Geçmişte tarihin akışını değiştirmek üzere
gezegene sokulan holografik eklentilerin bir örneği, İsa'nın çarmıha
gerilişidir. Size tarihsel olarak oynatılan drama, Çarmıha Gerilenin
oynamaya geldiği gerçeklik değildir. Bu varlığın yaşam
versiyonlarından biri, gerçekmiş gibi eklenecek ve oynanacak şekilde
holografik bir gösteri olarak biçimlendirilip tasarlanmıştır.

-------------------------------------------------------------

Edited by - on
Go to Top of Page

zhouenali
Kehribar

Turkey
55 Posts

Posted - 24/05/2008 :  13:10:15  Show Profile  Visit zhouenali's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qui,

Posta kutuma baktım Kasyopyalılara attığın zarf da bana gelmiş. Walk-in miyim neyim? :)

İlgini artıran konuları duymak hoş ve bizim de ilgimizi artırıyor ama biz azaltanlara gelelim.

Öncelikle şunu bil ki bu celseler sizin okuduğunuz halde yayınlanmayacaktı. Laura önemli kısımları alıp bunları yayınlayacakken ve kişisel bilgileri azaltacakken Frank/Freddie şahsı kişisel herşeyi içeri atıp yayınlamış. Bu konuyu acaba iyi mi yapmış yoksa kötü mü yapmış diye çok düşündüm ama hala bir karara varamadım. Son celsede bu kadar kızdıysan 1996 celselerini çevirmememiz iyi olmuş çünkü orada deyim yerindeyse kişiselliğin dibine vuruyorlar. Ben şu an onları okuyorum ve iki üç sayfalık celseleri çevirirsek size ne katkısı olur bilmiyorum. Ama bu size katkı sağlamaz o zaman bırakalım diye de bir yargıda bulunmak bize yakışmaz. Son çevirdiğim celsede Laura'nın kardeşi celseye katılmıştı ve o kadar sıkıcıydı ki 2 günde bitecek işi iki haftada yapabildim.

Şu islamiyet işinde de özellikle senin için Kasyopya sitesini araştırıp bulabildiğim bilgileri getireceğim. Biz eğer bu bilgileri kırpacak yargılama gücünü kendimizde bulsaydık tüm o gereksiz kısımları da kırpardık ama bozadi olaya saf gerçeği sunarak başladı, ben de onun yolunu destekliyorum ve saygı duyuyorum. İşin içine yargı girdiği zaman, biz "Bu okuyanların işine yaramaz atalım" dediğimiz zaman akışı sınırlandırmaz mıyız?

İleriki celseler sıkıcı dedim ama bu sadece anlık bir durum. Bunun sebebi celselerde SV diye geçen Sue Vitale adlı kızın Laura'ya yapılan saldırılara kanal olması ve Laura'nın kocasıyla yaşadığı sorunlar. Bu noktada bu kadar kişisel sorular sorulmasını yadırgamamak lazım ve biraz anlayış rica ediyorum Qui. Galiba 1996 sonu Laura kocasından boşanıyor, SV ile yolunu ayırıyor ve astrofizikçi olan Ark diye bir adamla evleniyor. Ondan sonra seyreyleyin siz cümbüşü. Daha 1995 yılındayız Qui, 2002'ye gelene kadar ne sorular sorulmuştur kim bilir.

Yeni celse çevirileri olacak mı sorusuna ben cevap vermek istemiyorum çünkü bu konuda hiçbir fikrim yok, ben o konudaki seçimi bozadi'ye teslim ettim çünkü pek sağlıklı kararlar veremiyorum. Bu arada ben celseler için buradayım sözü bizi rencide etmedi değil. Yazdığın bütün o mesajlar, ebedi sevgiler yalan mıydı Qui? Celseler olmasa bile oradaki bilgilere dayalı tartışmalar yok mu(SEVGİ diyorum başka bir şey demiyorum :)

Not: Sufizm iyidir yeterli değil mi? Sen diğer yorumlar(73 milletten biri) yanlış dememiş miydin? Kasyopya celselerinde Sizin dışınızda, sizden ayrı bir Tanrı olduğu gerçeği en büyük illüzyondur dediğine göre "Enel Hak" dışındaki yorumları onaylamadığını belirtmiş zaten.

Eğer illaki bulunduğun coğrafya ile ilgili bir yorum istiyorsan Kasyopyalılardan olmasa da:
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dünya üzerinde farklı türlerin, uzaydan gelen yaratıcı tanrıların girişini sağlayan çeşitli kapılar vardır. Dev kapılardan biri de uğruna savaş verilmekte olan Ortadoğu kapısıdır. Dünya tarihinde gerilere doğru gidecek olursanız bu kapıdan ne kadar çok din ve uygarlığın geçtiğini göreceksiniz. Çapı yaklaşık bin mil olan dev bir kapıdır bu. Ortadoğu'da bu kadar çok hareket olmasının nedeni bu kapıdır. Kertenkeleler bunu kullandı.(Bringers of Dawn, Bölüm 3)
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bana sorarsanız neden İslam bu kadar yanlış yorumlandı, niye etrafımızda bu kadar şiddet, savaş var ve insanlar bu kadar azıttı sorularının cevabı bu paragraftır. Amerika'nın Irak'a saldırmasının da sebebi bu olabilir. Savaşla ortaya çıkan korku ve nefret, Kertenkelelere kendi savaşlarını yapıp kapıyı korumaya çalıştıkları sırada enerji sağlayacak ve buradaki halkın geri kalması da bu amaca hizmet ediyor. Tarih boyunca bu coğrafyada yaşayıp bu akıbeti tersine çevirmek için eyleme geçen her insan BH savaşına büyük bir katkı yapmış demektir derim ben, siz ne dersiniz? Halk bu cahil haliyle kalsın, bilimi boşlayıp diniyle otursun diyen insanlar da BENİM inancıma göre bilerek ya da bilmeyerek KH sürecine hizmet ediyor. Bilgi korur diyor usta jedi'ımızı selamlıyorum.

not2: Sevgili Tiversonus Ortadoğu konusunda benden önce davranmış ama aynı şeyi yazmamışız. Onun yazdığı bölüm 9 ve biraz daha detaylı açıklama ama benimki de dursun bakalım...

Edited by - zhouenali on 24/05/2008 13:14:16
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 24/05/2008 :  14:26:59  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Kıymetli dostlar,

Sadece araya girip bu güzel sohbetin akışına bir ilave olarak;
Şu ortadoğu meselesinde Atatürk Türkiyesinin önemli bir rolü olduğunu , oluyor olduğunu ve olacak olduğunu düşünebilir miyiz.

Edited by - tgur on 24/05/2008 16:53:15
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 24/05/2008 :  16:12:19  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Herkese Selamlar,Sevgiler,
Sevgili (tgur),insanlığın içine düşürüldüğü,ikiyüzlü,açgözlü,vahşi,sevgisizlik dolu,korku dolu,savaş dolu fotoğrafı aklıma getirdiğim zaman; bunları aşabilmek için;tüketilmiş,kullanılmış,içeriği boşaltılarak kendine hizmet maksatlı kullnılmış kavramları ,kelimeleri kullanmanın bizi bir girdap gibi içine alacak kısır döngü beni korkutuyor.Ben sadece güzelim Türkiyemin değil ve sadece bulunduğumuz bölgenin değil ;ancak dünyamızın içersinde bulunduğu durumu aşabilmenin ki buradaki durum dünya ölçekli ve dünyadışı ilişkili bir hiyerarşi içerdiği içindir ki;genel olarak BH açısından yaklaşılması taraftarıyım.Ancak BH anlayışı ile dünyamıza enkarne olmuş ve hizmetlerde bulunmuş kişilerede teşekür etmeyi ,Bh adayı biri olarak bir borç bilirim.Dinler tüketilmiş yollar değiller midir,KH amaçlı savaşlara sebep olacak duruma getirilmemişler midir?Sanırım,Sn.Ruhselman SPOTYUM kelimesini kullnırken de bu,tüktilme,yozlaştırma,saptırma olayından dolayı ,yeni bir kelime seçme ihtiyacını hissetmişti.Geçenlerde altyazı haberinde Hugo Chavez, (yoksullar için bir fon oluşturma fikrini ortaya attı) diye yazıyordu, al ne güzel bh için bir düşünce diye aklımdan geçti.
Evimde,Atatürk posteri asmış, balkonunda ülkemizn bayrağını asmış (bunları yazarken hala oradalar),bir kişi olarak ;değişimin eşiğinde olan dünyamızın ve bizlerin bu değişimde olmak istediği yerde olabilmemiz için; bizleri kısır döngüye sokacak, şekilde ve içerikte tartışmalara girme taraftarı değilim.Dikkatli olmalıyız diye düşünüyorum.Benim naçizane düşüncem bı yöndedir.

Selamlar,Sevgiler…

Sonsuz Olan Tek Yaratan’ın Işığı/Sevgisi Sevgisi/Işığı Dünyamızın Üzerinizde Olsun…

Not:Değişimin ortasında olan ben,çoğu zaman doğru ''bildiklerimle'' şimdi düşünüyorumda,kh tuzağına ne kadar ''düşürüldüm'' diye derin derin düşünüyorum,yani Bh gibi gözüken olaylarımda ''ne kadarlık'' kh e hizmet ettirildim diye;bunu da eklemek isterim...

Edited by - Tiversonus on 24/05/2008 16:27:20
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 24/05/2008 :  16:39:55  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Diğer arkadaşlardan özür dileyerek, şu pasajdaki derinkiği gördükçe bunu buraya aktarmaktan kendimi alamadım:

----------------------------------------------------------

İsa belli bir süre bir varlıklar komitesi olarak geldi. Size anlatılan öykü dramlaştırılmış, pazarlanmış bir versiyondur -bu varlığın geçmişte ve şimdi kim olduğunun sıkı bir şekilde denetlenen bir versiyonu. Size öğretilen İsa dramasının bir kısmı holografik bir eklentiydi. İsa hakkında gelecekte ortaya çıkaracağınız şeyin bir kısmı da başka bir potansiyel holografik eklentidir. O halde uyanık olun. Çoğu insan bizim dine küfrettiğimizi, bu sözlerin şeytandan gelme olduğunu söyleyecektir. İncil’in söylediğini nasıl sorgulayabiliriz? Bütün bunları nasıl sorgulayabiliriz? Bunların hepsi ataerkil örgütler tarafından söylenip yapıldığı için kendi propagandalarını yapmışlardır. Hepsi böyleydi. Gezegene denetimi geri getirmede kullanıldılar.
------------------------------------------------------------

Selamlar,Sevgiler....

Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 24/05/2008 :  16:41:27  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Tiversonus ,

Aynı endişeler bende de mevcut,maksadım güzel ülkemizin hali hazır durumunu kısır münakaşalar içine sokup oldukça yükselmiş sandığım bilinç yoğunluğunu indirgemeye çalışmak değil,bu benim şiddetle kaçındığım bir durum..

Ben, Ortadoğuda bir kapıdan bahis geçince birden aklıma geleni aktardım ,Türkiye niye bir kapı olmasın,düşünülebilir, sadece o kadar.
Evet arkasından bir de ne dersiniz diye sorunca (Qui dostumuz,zarf atmak diyor ben de öyle söylemiş olayım) konu endişelendiğimiz taraflara uzayabilir ,lüzumsuz durum tesbitlerine v.s.kolayca kaçar.

O halde" ne dersiniz sorusunu" geriye alıyorum , yok sayın..

Sevgiler bizden..

Edited by - on
Go to Top of Page

zhouenali
Kehribar

Turkey
55 Posts

Posted - 24/05/2008 :  22:38:16  Show Profile  Visit zhouenali's Homepage  Reply with Quote
Sevgili tgur,

Kısır münakaşalar hiçbirimizin istemeyeceği bir şey ve Tiversonus'un dediği gibi BH niyetiyle yapılan düşünceler KH'a dönebiliyor ama sırf bu sebepten dolayı tartışmamak da izlenecek en doğru yol değil. Kötülüğü deneyimlemeseydik ders alamazdık, burada olmamıza gerek olmazdı. Eğer gerçekten Tiversonus'un dediği gibi kısır bir tartışmaya girseydik ve sonunda yaptığımız hatayı farketseydik BH adına güzel bir ders almış olurduk ve hangi tartışmalara gireceğimiz konusunda şu anki halimizden çok daha iyi seçimler yapabilirdik. Şu an yaşadığımız çağda ve bölgedeki kötülüğü tanımakta, gözlemlemekte yanlış bir durum yok. Eğer kısır bir tartışmaya girersek çok şükür birbirimizi düzeltecek ve düzeltenin samimiyetinden şüphe etmeyecek kadar farkındalık geliştirdik.

Bütün bu düşüncelerime rağmen ben de bunları burada tartışma taraftarı değilim. Neden derseniz birincisi forum kuralları gereği din ve siyaset içerikli tartışmalar olmamalıymış. İkincisi bizim iyi niyetle yaptığımız bir tartışma tam da Tiversonus'un dediği gibi bize pozitif olarak hizmet edebilecekken başkalarında KH niteliği oluşturabilir. Kısacası konu çok güzel ama yeri yanlış...

Edited by - on
Go to Top of Page

Qui-gon jinn
Zümrüt

Turkey
101 Posts

Posted - 25/05/2008 :  08:20:10  Show Profile  Visit Qui-gon jinn's Homepage  Reply with Quote
Sevgililer...

Ne yazmalıyım şimdi bilemiyorum, ne gelirse artık.

Sevgili Zhouenali'nın mesajına değineyim sırasıyla o zaman.

Sevgili Zhouenali, bahsettiğim sıkılma olayına neden olan durumu ve bundan vazgeçilmesini (Yani kişisel sorulardan) ben değil, kasyopyaların kendisi, daha ilk celselerde söylüyorlar zaten.Lakin malesef bu olay son okuduğumuz celseye kadarda sürüp gidiyor.Kasyopyalılar aralarda kaç kere uyarmış olmalarına rağmen, sormaktan vazgeçilmiyor.Tekrar etmem gerekirse bu sıkıntıyı, ben değil, en başta kasyopyalıların kendisi dile getirmekte, hemde defalarca.Benim bu konuda söyleyeceğim başka bir şey yok.

Efendim, islamiyetle ilgili celseleri aramanıza gerek yok, siz yapmak istediklerinizi yapınız.Benim için bir külfete giriyorsanız, lütfen girmeyiniz.Benim "İslamiyetle ilgili cevaplar yok mu acaba"dan kastım, kendim için değil, genel içindi sadece.Varsa zamanı gelince aktaracağınızı biliyorum.Şimdi benim için, kişisel bir uğraşa lütfen girmeyiniz, buna gerek yok.

Bu arada Sevgili Zhouenali, ben celseler için buradayım sözü, o an itibariyle oluşan, o an, o düşünceyle üye olmaya teşvik eden bir duyguydu sadece.Bunun size karşı hislerimle bir alakası yoktu.O sırada sizlerle de bir irtibatım yoktu zaten, hiçbirinizi tanımıyordum ki, ben sadece celseleri okumaktaydım.Yani, yoktu ki yalan olsun.Üye olup sizlerle iletişime geçtiğim o noktadan sonra olan tüm hislerim ve "Gerçek Sevgi" ile ilgili yazdıklarım da dahil geçek duygu ve sözlerimdi hepsi.İnanmadığım hiçbir şeyi, en azından o an itibariyle inanmadığım bir görüşümü, hissi mi asla yazmadım.Lütfen o sözden rencide olucak şeyler çıkarmayınız.Çünkü, gerçekten söylediğim bir söz sizi rencide ederse, asıl ben "Ebedi Üzülürüm"...


Neyse efendim ben asıl söylemek istediklerime geleyim.Sirius'lular da "Dinleriniz sonu gelmiş yollardır" diyorlar evet ama bu ve buna benzer bazı kanal vs. mesajları bence çok yanlış algılanıyorlar.Evet sonu gelmiş yollardır.lakin bahsedilen bu din, "Bizim dinimiz"dir sadece.Oluşturduğumuz yanlış kavram, yorum, anlayışlar ve vs.'irelerdir.Bu peygamberlere verilen sözleri kendileri aktarmamışlar mıdır ki, şimdi atın hepsini desinler.O zaman baştan beri bizi aldatıyor olmuyorlar mı.Şimdi niye inanayım o zaman, ileride atın hepsini bunlar sizi kötü şeylere teşvik ediyor diyeceklerse eğer.Ebedi sözler, ebediyete kadar baki kalacaktır elbet, ki aktarılanlar arasında da bu söylenmektedir.Tiversonus söylediği gibi KH amaçlı savaşlara sebep olacak duruma getiren, "Gerçek din" değil biziz, bizim "Sahte din"mizdir.Evet çoğu bozulmuş ve saptırılmıştır biliyorum ama sırf bu yüzden hepsini kaldırıp çöpe mi atalım.İçerdikleri ebedi sözler ne olacak, dedikleriniz gibi hiç değinilemeyecek mi onlara.Kasyopyalılar örneğin İncil'in %30'u doğrudur demekte.Sırf bu yüzden mesala, %70 yanlış diye hiç girmeyeleim mi incil'e ilişkin bilgilere.Burda ve başka benzer sitelerde gördüğüm bu husus beni hep üzmektedir. Tamamen kanal bilgilere odaklanılmış ve "Gerçek Din"e ait şeyler adeta çöpe atılmıştır.Ben bunu yapamam.Onları bize, herşeyi göze alarak ulaştıranlar gözüm önüne geldikçe, bunuda asla yapamayacağımı düşünüyorum.Diğer sitelerde de gözlemlediğim gibi sadece ruhsal kanal bilgilerinin baz alınması, "Gerçek Din"e ait olguların tamamen dışlanıp, zararlı görülmesi bana göre değil.Evet özellikle Kuran ağır bir sembolizma altındadır.Lakin şimdi bunları çözemiyoruz deyip kaldırıp atmak ve kolay yollara kaçmaya çalışmakta bana göre değil.Laura ve diğerleride bunu yapmaya çalışıyorlar çoğunlukla ve kasyopyalılarda bunun çok yanlış olduğunu söylüyorlar sürekli.İsa'nın dediği gibi dar olan yoldan girmek gerekli asıl.Bu yolda "Gerçek dinsel bilgilerin" tamamen dışlanıp, yerine sadece ne olduğu tam bilinmeyem runsal kanal bilgileriyle devam etmek, bana göre çok yanlış.Bu kadar güvenilen kanal bilgilerinin çoğu, güvenilmez ve KH vs. varlıklar tarafından aktarılmakta çoğunlukla.Bu husus kanal bilgilerinde de geçiyor.Örneğin kasyopyalılarda kendi bilgilerini %30'unun negatif tesirlerle bozulduğunu söylüyor.Ra bilgilerinin yanlızca %50'sinin doğru olduğu ve pek çok kanal bilgisinin sahte ve çarpıtılmış olduğunu söylüyor.Ve bu "Güvendiğim" kanal bilgilerinin de çoğu, soru soranlar sebebiyle elbette ki gereksiz ve kişisel bilgilerle dolu kanımca.Onlarıda çıkarırsan zaten geriye pek birşey kalmıyor gibi.Şimdi her ikisini de göz önüne getiriyorum ve diyorum ki kendime "Acaba sen hangi bilgileri asıl olarak baz alırdın".Bir tarafta bu kanal mesajları, diğer tarafta, hadi diğerlerini değil belki ama özellikle "Şeytan ayetleri" olarakta bileceğiniz, tamamen anlık olan bir negatif bir bilginin haricinde (Ki bu ayetler, doğru söylemek gerekirse tek satırlık bir bilgidir sadece.Ve herangi bir şekilde Kuran'da yer almamıştır) Peygamber olduktan sonra hiçbir negatif söz aktarmamış ve söylememiş olan bir insanın bize ulaştırdığı ve hiçbir negatif bilgi içermiyen (Öyle düşünen varsa doğru açıdan bakmıyordur) Kuran-Kerim var.Siz hangisini daha öne koyuyorsunuz bilmiyorum ama benim görüşüm belli sanırım.Ve hep onun ve diğer bazı "Gerçek" bazı aktarımların yönünde yazılar yazmaktayım.Lakin beni bir kaynağın yanlısı olarak da görmeyin.Söylediğim sözlerle bu olay çok farklıdır.Eğer beni şimdi bir şeyin yanlısı, savunucusu olarak göreniniz varsa şayet, neyse ben demeyeyim kasyopyalılar desin gene;

"Yanlısı" olarak tanımladığınız herşey bir takıntıdır. Ve bizim bilgimize göre takıntılar bilgiyi bloke eder (Ve sizi)"


Efendim, ben ancak bu konularda naçizane bir şeyler biliyorum ve aktarıyorum vede aktarmak istiyorum.Lakin New-age anlayışına uyan popüler bilgileri fazla bilmemekteyim.

Şimdi, asıl yöneticimiz Sevgili Qaan'a birkaç şey söylemek istiyorum burda.Efendim, bu konular site anlayışına sığmıyorsa eğer, ki size daha önce e-mail yoluyla da paylaşmak istediğim bir metni sormuştum ve sizde bunların site kurallarına uymadığı için paylaşamayacağımı söylemiştiniz.Velasıl size tekrar bir e-posta atarak şöyle sormuştum "Sitede İsa olduğunu iddia edenlerin mesajları yayınlanacak ama "İsa'nın gerçek sözleri" yayınlanmayacak mı?" Mesajımda yazan diğer hususlarla birlikte sizi ikna edemediğim ve sizin de uzun bir zaman geçmesine rağmen geri dönmediğinize göre mesajımı, tabiri caizse hiç sallamadığınız gayet ortada.O yüzden burda sormaktan başka çare bulamadım.Sevgili Qaan, benim burda asıl paylaşmak istediğim konular bu sizin kabul etmediğiniz yönde.Bunları paylaşmadan bu işler nasıl olacak onu da bilemiyorum.Benim asıl bahsetmek istediğim konular bu yönde olduğundan ve siz kabul etmediğinizden dolayı sanırım benim için artık burda kalmanın bir anlamı yok gibi.Çünkü daha öncede başka yerde bahsettiğim gibi, eğer burda değinmek istediğim meseleleri dile getiremeyeceksem, onların dışında söyleyeceklerim çelişkili, komik ve çoğu zaman saçma sözler olabiliyor ancak.Ve o çelişkili, şaçma ve komik sözleride burda aktarıp durmama bir gerek yok sanırım.Benim bahsetmek istediklerim sizin kabul etmediğiniz şeyler ve bende beğendiğiniz konularda pek bir şey bilmemekteyim.Bu zamana kadar yazdıklarıma, ki onlar da "din ve siyaset" içermekteydi çoğu zaman, müsade ettiğiniz için teşekkür ederim.Eğer kaldırmak isterseniz hepsini kaldırabilirsiniz efendim, seçim sizin.Velasıl efendim, umarım ulaşmak istediğiniz hedeflere, başarılara ulaşırsınız.Temennim bu yönde.Saygılar, sevgiler diliyorum size...


Değerli arkadaşlar sizler de kusuruma bakmayın lütfen, aktarmak istediklerimi aktaramamaktan, bir sınırlanma içinde hissediyorum kendimi, o yüzden ben artık yazamayacağım.Sizlere karşı rencide edici bir sözümüz olduysa eğer bu güne kadar, tekrar tekrar özür dilerim hepsi için.Tekrar görüşüceğizdir elbet ama şimdilik müsade istiyorum sizlerden kendim adına."İzleyen" olarak kalmak daha uygun olucak galiba benim için ve sizleri "İzleyen" olarak izleyeceğim elbette ki, her zaman.Lakin büyük konuşmayayım ama şimdi son mesajımı yazdığımı umuyorum.Değerli aktarımlarınızın ve paylaşımlarınızın devam etmesini çok arzuluyorum.Akış olsundur her zaman, siz devam ediniz lütfen.lakin "Qui-gon jinn" binayı terk etti efendim.:) Tekrar görüşebilmek dileğimle,


Ebedi neşe ve KEDERİMLE...

Edited by - Qui-gon jinn on 25/05/2008 08:56:58
Go to Top of Page

Tiversonus
Elmas

2018 Posts

Posted - 25/05/2008 :  11:57:26  Show Profile  Visit Tiversonus's Homepage  Reply with Quote
Sevgili kardeşim Qui-gon jinn; senin üzülmene gerçekten üzüldüğümü söylemeliyim.Hiç bir düşüncenin savunmasını yapmadan şunu belirtmek isterim;elbette seninde özgür iradenle,aklınla,ruhunla belirli düşüncelerin olacaktır ve hatta bir başkasının görüşleriyle de çelişkili olabilecektir,tıpkı benim de olduğu gibi…Hatta ben ütopik olarak şunu da düşünürüm;(düşüncesi-ideolojisi olmasada keşke herkes veya bir çok kişi BH olsalar veya ben olsam),olmuyor işte.Dünyamızda yaşayanların büyük çoğunuluğu,sevgi içinde mutlu olsalar da keşke ben karşı kutupta olsam(KH olsam),bu fedakarlığa razıyım.Kardeşim, biraz fedekarlık yapmak lazım.Dünya’da sevgiyi barışı hakim kılabilmek için,hiçbir düşüncemi açıklamam gerekiyorsa bunada razıyım ve hatta bulunduğum herhangi bir ortamda.Tartışmalarımıza,renk katıyorsun ve bence devamda etmelisin,ama birazcık fedakarlık gösterelim hepbirlikte.Dünya ölçeğinde bir sevgi, barış,mutluluk ortamı kurabilmek dileğiyle…

Selamlar,sevgiler..

Edited by - on
Go to Top of Page

tgur
Zümrüt

Turkey
233 Posts

Posted - 25/05/2008 :  12:36:05  Show Profile  Visit tgur's Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qui –gon,

Döngü izahını buraya alıyorum zira biraz kanal bilgileri tartışmalarına da dokunuyor,

Evvela ayrılmak isteyişini normal karşılamadım, hani kaçmayacaktın..

Doğrusu bu sitede kaçma kovalama yok ama bazı dostlar bunu otomotizmalarına bağlı yapıyorlarsa kimsenin bir şey diyeceği yok,otomatizma nedir istersen sonra açıklarım.Ama sen bizim neşemiz ,çılgın ve vazgeçemiyeceğimiz bir yorumcumuzsun yerin kolay doldurulamaz ,kararını lütfen tekrar tekrar düşün..

Şu döngü hadisesini anlatayım sorgulayan bilinçlere ayıp olmasın ;

Döngü , yaşamımızın her kesiminde önümüze çıkar,malüm saman yolu helezoni bir döngüyle sonsuza kadar hareket halindedir ,astrolojik bilgilerden hatırlarız, dna hücre içinde helezoni bir döngü halinde bulunur,genetikçiler bunun az yer kaplaması için olduğunu söylerler ama ben adenin-timin-guanidin-citozin amino asitlerini birer konfigürasyon ucu yani elektriksel bir bağlantı ucu gibi düşünür ,bu sarmalın bir bobin gibi olduğunu tahayyül ederim ve zet dna veya bilim bağnazları tarafından işe yaramaz dna diye tanıdıkları bölümün aslında başlangıçtan beri varlığın bütün kayıtlarının olduğu bölüm olarak kabul ederim ,yani dna o varlığın arşividir..Ve bu kayıtların altmışdört milyar kök hücrelerde olduğunu bilirim,aslında hücre sayımız çok çok daha fazladır ancak onlar embiryonun gastrula safhası esnasında (ki altı günlük bölümdür) organlaşmaya doğru giden bölünme olur ve bu ana kök hücreler organları oluştururken kendilerine yardımcı kopya hücreler yapar organları oluştururlar, bütün bunlar genetik bilim dökümanlarında bulunur , zet dna bölümü hariç.

Herneyse konuyu fazla dağıtmadan döngüye gelelim,

Tanrının zerreciklerini araştıranlar, yapacakları bilimsel çalışmalar sonunda atomun alt parçalarında şu anda karşılaştılar ama eğer neticelendirebilirlerse sonuçta yine döngüyle helezoni döngüyle karşılacaklar. Şu anda biliyorlar dediğim ulaşabildikleri alt parçaların karakterlerini incelerken bir noktada sabitlendiler, parçaların bir döngü içinde olduğunu anladılar ve spin diye tanımladılar, ama daha derinlerde bulabildikleri partikül/enerji diye tanımladıkları şeylerin boyutlar arası bir seyahat yaptıklarını söylüyorlar.

Kısacası maddenin neden teşekkül ettiğini araştıranlar, kuantum bilinci ile meseleyi incelemekten ve izah etmekten öteye gidemiyor ,Newton fiziği ile izah bekleyenlere somut bir netice gösteremiyorlar.Yani madde şu ve şundan oluşmuştur diyemiyor ,diyemiyecekler..

Döngünün önemli olması, madde mana birlikteliğini anlayanlarca , bilinçte de aynı kavramların etken olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.

Bilgilenmede ise, farz edelim başlangıcımız bir A noktası olsun ve biz bilgilenme sonucu bir B noktasına ulaşırız .Artık bu bilgilenme işini bir ömür mü alırsınız veya bir safha olarak mı alırsınız o size kalmış.

Bu A ve B noktalarını birleştiren çizgiyi düz bir hat değil de daire halinde düşünün ve bilgilenme sonucu siz hala A noktası bilincinden kurtulamamışsanız daireyi aynı noktada bitirmiş olursunuz bu sefer dairenin adı fasit daire olur, yani ilerleme yok..

Eğer B noktasında iken bir doygunluk ,bilinçte artış kazanmışsanız ve A noktası bilincinden yükselmişseniz daire A da tamamlanmaz ,üst bilinçtesiniz çünkü (Tiversonus dostum zorlanıyor mu yine)(Qui-gon, eser bıraktın bize ,sağol..) B de tamamlanır ve ucu açıktır, yeni akışlarla devam edecektir.

Yani dairemiz bir yukarı meyil kazanmıştır ,helezoni olmuştur,helezoni döngü..

Eğer pi sayısının virgülden sonraki rakamlarının sonsuza kadar uzandığını bilrsek ve çap hesaplarını virgülden sonra oluşan kısmını her seferinde bir artan rakamı kale alırsak çıkardığımız bu dairelerin her birinin çapı farklı olur yani büyür ,böylece helezonda olan daireler de bir genişlik kazanarak yol alır bu da kasyopya celselerindeki BH özelliğinin devamlı dışa taşımını bir şekilde izah etmiş olur ,Kh iseniz daireler ya fasit olacaktır veya bir alt bilinç illüzyonuyla kapsanmış olacak ve sonunda minimalde yok olacaktır.

Ayrıca verdiğim sözdeki , sebep=A noktası, netice=B noktası olarak alınırsa neden helezoni döngüyü anımsattığı anlaşılır sanırım.

Dinsel konulara gelelim;
Ulular,azizler , peygamberler ve beraberindeki kutsal yazıtlarla bize verilenler hiçbir zaman inkar edilemezler onlar özel yükseltici frekansları ile dini doyumumuzu tamamlatmış evrensele uzanan bir bilince doğru bizi adeta fırlatmışlardır ve her yorumlamamızda bize eşsiz doneler bahşetmişlerdir..

Sorun, an yorumlarında kilitlenmiş bilinçlerin insanlığa dayattırmaları ve yukarıda da bahsettiğim gibi gelişmeyen A bilincinde fasit dairede bizi döndürmeye zorlamalarındadır oysa özellikle son peygamberimiz “ bu günü dün gibi olanlar ,kayıptadır” şeklinde bilinç helezoni döngüsünün adeta sözle vurgulamasını yapmıştır..

Netice olarak, biz ,evvel de söylediğim gibi, her yeni bilgiyi alacağız ,kesişen yani birleşen noktalarını özümüzle yoğuracağız ve bilinç inanç sistemimizi oluşturacağız ,bilinçte ayağa kalkmak yani kıyam budur..

Sana ve hepinize sonsuz sevgi,selam dostlarım..




Edited by - tgur on 25/05/2008 12:45:23
Go to Top of Page

oe_
Elmas

671 Posts

Posted - 25/05/2008 :  12:45:00  Show Profile  Visit oe_'s Homepage  Reply with Quote
Sevgili Qui-gon,

Biliyorsun bu yol uzun soluklu bir yol. Sen ise daha çok bir parlayıp sonra sönmeyi düşünüyorsun. Bence parlamaya devam et ama yakıtını da çok hızlı tüketme derim ben. İnsan düşündüklerini aktarıp istediği karşılığı göremeyince veya aktarmak istediklerini aktarmakta sınırlandığını düşündükçe kendini böyle hissedebilir. Ama yavaş yavaş konuşarak çözülemeyecek birşey olmadığını düşünüyorum. Yeter ki biz bunda kararlı ve sebatlı kalmaya devam edelim.

Birkaç noktaya değinmek istiyorum. Dinler ile ilgili iki nokta var. Birincisi. Diyorsun ki dinlerin aktardığı sağlam bilgi varken bu negatif karışma olasılığı olan kanal bilgilerini niye o kadar öne çıkarayım?

Şöyle diyebilirim. Aslında hepsi bir şekilde bize öte taraftan gelen bilgiler. Ve bunlarda karışma olma olasılığı, gerek aktarılırken gerek uygulamada herzaman vardı. Geçmişte negatif etki karışmasına karşı farkındalık veya önlem olmayınca bu daha da büyüyen bir olasılık.

Öte yandan bu bilgiler sembolizmanın yoğun etkisi altında. Ben sembolizmanın birinci veya ikinci düzeyden ötesine anlam yüklemenin çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü artık istediğiniz gibi eğip bükebileceğiniz kadar yumuşamış/esnek hale gelmiş oluyorlar. Şu da var, tamam hakeden bunlara ulaşabilsin ama yanlış yorumlanmasını da istemeyiz değil mi? Eğer ki 3. dereceden anlamı doğru yorum olacak ve önceki ikisi tümden ters anlamlara yol açabilecek ise, bu durum biz üçüncü yoğunluk derecesindeki varlıklara gerçeği aktarabilmek adına alınan risk çok büyük olmaz mı? Herneyse, bu konu tartışmaya açık. Ama sembolizma olayının giderek terk edildiğini görüyoruz, belki o çağ için daha gerekliydi, ama şu an giderek daha az kullanılan bir teknik. Ve ben de zaten düz anlamıyla anlattıklarında anlamakta çok zorlandığım birşeyi, bir de sembolizma kılıfıyla vermelerini istemem şu anda, amaç öğretmek ise.

Öte yandan forumda dinler üzerine tartışma yapılmasını engelleyen şey forum değil. Tam tersi dinlerdeki dogmatik/tartışılamaz yapı. Dinler tartışmaya açık değil ki, onu burada tartışabilesiniz. Tartışılamaz/dogmatik olarak görülen bir yapının tartışılmaya çalışılması sonucu ortaya verimli/faydalı birşey çıkmadığı görüldüğü için konmuş bir kural bu. Kişiler aktarmak istediklerine sadece taraf olduklarında ve tartışmaya kapalı olduklarında bundan pek iyi bir sonuç çıkmıyor.

Fakat siz aktarmak istediklerinizin özünü tartışmaktan alıkonulmuş değilsiniz bana göre. Çünkü kavramlar veya bilgi, dinlerden veya kitaplardan bağımsızdır. Yani bir bilgi veya kavramın hangi kitapta hangi şekilde geçtiği bizi onu tartışmaktan alıkoymuyor. Dini elbisesini çıkararak da aynı kavramı verimli olarak tartışılabilir hale getirebilirsiniz. Ki bunu yapabilecek yetenekte olduğunuzu görüyorum.

Bu aslında dini bilgiler ve kanal bilgileri arasındaki bir ayrılık değil kanımca. Gerçek tektir. Ve onun türlü çeşitli yansımaları heryerdedir. Kitaplarda ve hayatın kendisinde de. Hiçbir din veya kitabın olmadığı yerde, insan bunları zaten hayattan okuyacaktır doğrudan. Bu açıdan birbirine karşı veya çelişen bir şey yok. Tek fark bunları dogmatik olarak ele alıp almamakta. Dogmatik olarak düşünmüyorsanız zaten aktaracağınız şeyin hangi elbisede olduğunu da önemsemiyorsunuz demektir. O halde onu çıplak olarak ortaya koymakta da bir sakınca yok. Ne de olsa parmaklara değil güneşe bakmaya çalışıyoruz.

Lütfen parlamaya devam edin.

Sevgiler...


Edited by - oe_ on 25/05/2008 12:48:00
Go to Top of Page
Page: of 29 Previous Topic Topic Next Topic  
Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum © 2004 Budur.com Go To Top Of Page
This page was generated in 0.8 seconds. Powered By: Snitz Forums 2000 Version 3.4.04
Google
 
Web www.budur.com
Detayonline Gizli
Gerçekler
oyun komedi sohbet
Visitor Counter by Digits