Print Page | Close Window

Bulut Hakkındaki Gözlemlerim.

Printed from: Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum
Topic URL: http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=674
Printed on: 20/12/2014

Topic:


Topic author: bulut
Subject: Bulut Hakkındaki Gözlemlerim.
Posted on: 13/09/2006 12:02:51
Message:

Kendimi gözlediğimde düşüncelerimin duygularıma göre değiştiğini belirledim.Adeta çekirdek bir duygu çağrişim yolu ile çeşitli düşünceler üretiyor,düşünceler giderek daha yoğun duygulara neden oluyor.Tıpkı fraktel olarak değişen renk cümbüşleri gibi.
Bazen bir kişi ile ilgili olumsuz bir yaşantı anısı çekirdek duygu üretiyor,çağrışım ve kurgulama sonucunda o kişi ile ilgili oldukça olumsuz duygular geliştiriyorum.
Kendimi gözlediğimde artık olumsuz çekirdek duyguların ayırdında oluyor,onları kolayca avlıyor,tuzaklarına düşmüyorum.
Gariptir ya bu çekirdekler çoğaldı,ya da ben usta avcı oldum.Avladıkça keyif alıyorum.

Replies:


Reply author: bulut
Replied on: 13/09/2006 12:33:00
Message:

Bazen niye dibe vurduğumuzun kendimce farkına vardım.Bir kanal bilgisi bu konuda bana yardımcı oldu.Orada öğretmeni ile öğrencisi karşılıklı konuşuyorlar.Sonuçta öğretmen öğrencisine özünü kavramaktan korkma nedeni olarak,o özel farkındalığın esrime halini yitirip tekrar 3b ortamının katı duyumları ile başbaşa kalmak,olarak ifade ediyor.İşte bu korku bizi bloke ediyormuş.Hapisaneden kurtulan birinin tekrar hapisaneye dönme olasılığından korkması gibi.
Biz ucundan kenarından tadını aldığımız(acaba)özel duyumlardan sonra pat diye somut ortamı algılamaya başlayınca küsüyor,geri kayıyoruz.O tada tekrar ulaşmak için okuyor,yazıyor,çiziyor,çalışıyoruz.Doğal olarak her zaman o tada ulaşamıyoruz.
Ben çare olarak yaşadığım ortamdaki tatları arayıp bulmaya karar verdim.Bazı özlemlerimi canlı tutmakla birlikte çevremi farklı bir anlayış ve gözle değerlendireceğim.az çok bunu yapıyordum ama belli bir amaç için gözlerini açmak danışanlarımı bile olabildiğince bütün olarak algılamamı sağladı.Meğer ayırdında olmadığım ne renkler,ne sesler,ne yaşamlar varmış?


Reply author: agnia
Replied on: 13/09/2006 12:51:56
Message:

Kendimi gözlediğimde artık olumsuz çekirdek duyguların ayırdında oluyor,onları kolayca avlıyor,tuzaklarına düşmüyorum.
Gariptir ya bu çekirdekler çoğaldı,ya da ben usta avcı oldum.Avladıkça keyif alıyorum.


Çok hoş


Reply author: bulut
Replied on: 15/09/2006 14:59:18
Message:

Hayırdır inşallah,dün gece rüyamda kötü bir varlıkla yaka yakaya tutuşmuşuz.Önceleri olsa korkudan buzkeser pat diye uyanırdım.Yine korkuyorum ama yakasını da bırakmıyorum.Neyse iş bundan nasıl kurtulabilirim sorusunun yanıtına gelince hatlar karıştı.Doğrusu dua ve korunma ritüelleri yağmur gibi belleğime üşüştü.Birinden ötekine geçtim.Sonuçta varlığın yüzünde hüzün gibi bir esinti saptadım.Ona sempati duydum.Korku duygularının acı bir fren yapması beni uyandırdı.
Bu gün öğlen şöyle bir gezineyim havası ile aylak aylak turlarken gözüm bir kitapçı vitrinindeki kitaba takıldı.Hemen girip satın aldım.Haa kitabın adı mı?IŞIĞI ARAYANLARIN KARANLIK YANI Debbie ford...


Reply author: Mehtap
Replied on: 15/09/2006 18:03:50
Message:

Sevgili bulut. Bir paylaşımım var. Korkulu rüyalar bir dönem yakamı bırakmaz olmuştu. Gerçekmiş gibi yaşıyordum, hatta bir parça gerçek olduklarına inanıyordum. Sanki negatif bir şeyler benimle uğraşıyordu. Yakın bir dostuma durumu aktardığımda,kurtulmak için "pirim sensin" sözünü söylememi istedi. Bir alevi dedesinin talibiydi. Ve alevi dedesini pir olarak kabul ediyordu. Pirim sensin sözünü dededen yardım dilemek olarak algıladım ilk önce. Ama ben o alevi dedesine yakınlık duysumda, talibi değildim ve onu pirim olarak kabul etmiyordum. Sonuçta bu sözün beni kurtaracağına da inanmıyordum. Aradan zaman geçti o söze sonra aydım. "pirim sensin" korkunun öğreticiliğini kabul etmekti. Korkuyu kabul ediyor ve ona izin veriyordun. Bana öğreteceğin şeyler var, hoşgeldin diyerek. Onu uzaklaştıran da bu kabul oluyordu, direnç değil. Ve sen de sanki benzer birşey yapmışsın. O korkutucu varlığın yüzündeki hüzün esintisini yakaladığında, sempati ve sempatinin getirdiği kabulü sunmuşsun. Sevgi ile kal.


Reply author: reikim45
Replied on: 15/09/2006 18:49:42
Message:

Sevgili bulut harika bir kitap 2 dafa okudum..sevgilerreikim45


Reply author: bulut
Replied on: 20/09/2006 11:02:31
Message:

Rüyalarımızdan çokşey öğreniyoruz.Bir rüya defteri tutmakta gecikmemeliyim.Çünkü gördüklerimin ve söylenenlerin çoğunu unutuyorum.Çok yararlı olacağını sandığım bazı bilgileri unutuyor,kendime kızıyorum.Bazılarını da deneme ortamı ve olanakları sınırlı.
Dün gece gördüğüm bir rüyayı yine rüyamda düşünüp yorumladım.
Paylaşımlarda bulunduğunuz forumda haftalık çalışmalar planlamanız çok güzel.Bir bakıma bundan sonraki yaşamlarınızı planlama yeteneğinizi kullanmayı seçmek gibi kutsal.Böylece yaşamlarınıza dokunabileceksiniz.Çünkü bundan sonraki yaşantınız özellikli ve deneysel olacak,bundan kaçınmanız olası değil.Tempo yükseldi,nutuk çekmenize gerek yok,ama adam gibi yaşamalısınız.Ki birşeylerin değiştiğini çevreniz sezinlesin.
Yani sabah kalktığınızda aynaya bakmanızdan,akşam yattığınızda rüyalarınızı organize etme isteğinize kadar hepsi özellikli ve yaşanacak deneyimler olmalı adeta.


Reply author: bulut
Replied on: 28/10/2006 17:10:26
Message:

Bu bayram aralığı bana çok iyi geldi.Hem dinlendim,hem de kendime daha çok zaman ayırdım.Hint müziğini severim,new age müziğini de.Nağmelerin üzerine atlar,ritime uygun bir salınımla gidebildiğim kadar uzaklara giderim.Yolculuğum içderinliğime mi,uzaya mı ayırdında olamıyorum.Az buçuk ayırdında olduğum gerçekten müthiş varlıklarız.Genişlemiş halimizde bizi kapsayacak kapasite yok gibi.Ama daraldığımızı hissettiğimizde bizi yerden kazımak gerekiyor.Eskiden yerden kazınacak durumda olduğumda,gocunur kendime acırdım.Şimdi karanlık yanımı olduğu gibi,zelil yanımı da kabulleniyor rahatsız olmuyorum.İlginç olanı o yönün de söyleyeceği sözleri var,kulak vermeli.En önemlisi"tesir aksi tesire denktir"fizik yasasi gereği ileriye gidebilmek için gerilmek,gerilemek gerekiyor.Galiba olgular ne olursa olsun,kendimiz için,yorumlamada farklı düşünmek tekamül anlamına geliyor olabilir.Yaşam eskisi gibi yoğun acıtmıyor artık.Bu, duygusal kütlükten daha çok bakış açısının değişmesi ile ilgili.Yüzümde anlamı pek belli olmayan yayvan bir gülümseme,gitmiyor ama derinleşebiliyor.Hatta bayramda kamuoyunu çokça meşgul eden seri kaatiller bile görünüşümü değiştiremedi.Ancak rollerini oynayıp kulise çekildiler düşüncesi yaşamlarını yitirenlere bir haksızlık olabilir mi sorusu zihnimde çakılı kaldı.


Reply author: bulut
Replied on: 14/11/2006 11:47:31
Message:

Rüyamda tanımı zor deneyimler yaşadım.Erselik insan deneyimleri gibi,belki de değil bilmiyorum.Ben bu rüya yaşantılarını,ender yakaladığım bir farkındalıkla,biryandan yorumluyordum.Yorumumun en canalıcı yerinde bir olağanüstülük hissettim.Ama tedirgin edici bir histi.Yoğun bir enerjiye hedef oldum.Önce korktum,panikledim.Sonra farkındalığımı güçlendirip bu enerjiyi anlamak istediğimi düşündüm.Korkuya rağmen bu isteğimi güçlendirdikçe,etki giderek azaldı ve sonunda gitti.

Sabahleyin bilgisayarda sitelerimi taradığımda Kırmızıçember.org'da(Sevgili Mehtap onları forumumuza aktarıyor,ilgiyle okuyorum,sağolsun)Saint Germain'in(Bir yazıda onu bizlerin daha çok HIZIR AS.olarak bildiğimizi okumuştum.Umarım yanılmıyorumdur.)insanların bir kısmının erselik insanı deneyimleyebileceklerini,ama eski enerjiye dahil,eril enerjiyle beslenen insan bilincinin,bu deneyim sahiplerini rahat bırakmayacağını,bazen korkutarak,bazen hiyle ile akıllarını çelerek mücadele edeceklerini ifade ediyordu.Bu zamanlama bana bir kanıt gibi geldi.Siz ne dersiniz?


Reply author: oe_
Replied on: 15/11/2006 00:50:42
Message:

Erselik/hermafrodit/'çift cinsiyetli' olma hali aslında bir bütünlüğe işaret eden bir nokta.

Biz sadece erkek veya sadece dişi olarak, aynı zamanda diğer yarısını özleyen (karşıt kutbu özleyen ona ihtiyaç hisseden) yarımlar olmuş oluyoruz.

Yarım oluşumuz, yani çift kutuplu üreme prensibi; varlıkları eksik, birbirine ihtiyaç duyar tarzda yaratarak, onların daha fazla karşılıklı ilişkilere girmesini sağlamak ve böylece derslerini öğrenmesini hızlandırmak amacını da güdüyor.

Ve bu derslerde ilerleyen varlık, artık giderek de daha az yarım olmaya başlıyor denebilir. Bir insan fizik beden olarak gene aynı kutupta kalsa da; hem akıl olarak, hem de bedeninde dolaşan enerjilerin yin/yang dengesi olarak daha dengeli hale geliyor. Böylece iki kutuptaki enerji aynı bedenin içinde bütünlük kurup, kendi içinde bu enerjileri birlikte deneyimliyor denebilir. Bir çeşit 'içsel sevişme'.

Aziz mertebesine ulaşan birçok insanda dış cinsel dürtülerin durması, aslında bedenin enerjilerinin dış/karşıt kutbu bedenin içinde yaratarak/dengeleyerek, bu iki kutuplu enerji dansını dışsaldan içsele çevirmiş olmasından dolayı olabilir.

Ama tabii buna bakarak cinselliği bastırmak üzerine bir bakışın çağlar boyunca ruhsal geleneklerde oluşması gibi bir durum da ortaya çıkmış olabilir. Ancak ikisi farklı hatta zıt durumlar.


Reply author: bulut
Replied on: 15/11/2006 09:13:13
Message:

Sevgili oe,

Rüyadaki hislerin tam ayırdında olup anlamlandırmak oldukça zor.Bunları ifadelendirmekte ön bilgilerimiz önemli öiçüde rol oynuyor.Ancak bize rağmen bir süreç üzerimizde işlem yapıyor gibi.
Diğer paylaşımcıların deneyimlerinden de anladığım kadarıyla önce bilgi ile rastlaşıyor sonra deneyimliyoruz.Bu da sevgili İdea'nın dediği gibi delirmemizi değil dirilmemizi sağlıyor.Sevgilerimle...


Reply author: bulut
Replied on: 28/11/2006 17:27:32
Message:

Rüyaların yaşamımız üzerindeki etkisini hem kitaplardan öğrendim hem de kendim bizzat rüyalarımdan etkilendiğimi izledim.

Öteden beri rüyalarımı anımsamaya ve edindiğin sonuçları kendimce değerlendirmeye çalışırım.Belli niyet ve ön hazırlıkla uyuduğumda bazı esintiler aklımda kalıyor.Sonra toparladıklarımı açan veya geliştiren devam özelliğinde rüyalar görüyorum.Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.Çünkü paylaşmayınca akış ve gelişme duraksıyor.

Yazdıklarım bireysel arayış sonuçları olarak kabul edilmeli.Ancak uygulanması sonucunda yarar sağlanırsa sevinirim.

Dört Aşamalı Meditasyon

1-Hareket:

Özel hazırlanmış bir salonda,uygun giysilerle hareket.Ancak vücudu bir kurala bağlanmadan özgürce devindirmek.Sonuçta vücut yorulmamalı ama hafif esnemeli.Amaç vücudun devinme gereksinmesini karşılamak.Beş dakika sürmesi uygundur.

2-Düşünme:

Hareketten sonra yine bir kurala bağlı olmadan düşünme.Hatta zihin eski alışkanlığına uyup dingin kalsa bile düzünce zinciri kurulmalıdır.Elbette amaç zihnin düşünme gereksinmesini karşılamaktır.Bu da beş dakika sürebilir.

3-Duygulanma:

Yine bir kurala,bir nedene bağlı olmadan duygulan.Öfkelen,kederlen,kork,sevin, heyecanlan.Bu duyguları tetikleyecek yaşantı kesitlerinden yararlan.Amaç psişemizin duygulanım gereksinmesini karşılamak.Karşılayalım ki içe yönelme halinde zamansız takılıp uyumumuzu bozmasınlar.

4-Tam Meditasyon:

Hareket,düşünme ve duygulanımdan sonra özbenliğimiz kendiliğinden dinginliğe kavuşacaktır.Alışık olduğunuz odaklanma biçimini uygulayarak beş dakika özel durumda kalınız.Sonuçta dinlenmiş,kendinizi yenilemiş olarak beş dakika sonra gündelik yaşantınıza geçersiniz.



Reply author: oe_
Replied on: 29/11/2006 00:44:26
Message:

Sevgili Bulut,

Anlatımından benim anladığım, biz istesek de istemesek de bizim fiziksel, düşünsel, duygulanımsal ihtiyaçlarımız var. (Belki şuna benzetilebilir damardan besleniyor olsak bile canımız birşeyler tatmak isteyecektir gene.) Ve biz bunları günlük olarak beslemeyi ihmal edersek bunlar bir şekilde anlamlı/anlamsız, yerli/yersiz kendilerini ileri sürecekler ve bizden gerekli ilgiyi koparacaklar. Yani eğer yeterince aç bırakırsak 'duygu'yu, o an hiç anlam veremesek bile kendi kendine birtakım duygular yaşamaya başlayacağız. (Hani yeterince yalnız ve sessiz kalan kişi kendi kendine konuşmaya başlarmış ya. Veya yeterince süre gözleriniz kapalı oturursanız gözünüzün önünde imajlar oluşmaya başlar ya.) Ve bu bizim belki de başka bir şeye ayırdığımız zaman içerisinde ve uygun olmayan şartlarda ortaya çıkacak.

Veya bedenin hareketinin çok ihmal edilmesinde olduğu gibi kaslarımızı yavaş yavaş yitirmeye ve hastalık/kısıtlamaların ortaya çıkmasına yol açacağız. Bel, boyun ağırları, romatizmalar, eklem rahatsızlıkları vs.

Yani nasıl ki günlük belli bir fiziksel egzersiz ihtiyacı varsa, günlük bir duygulanım ve düşünüm ihtiyacı da olabilir ve bu karşılanmazsa kendi sorunlarını ve tıkanıklıklarını davet ettikleri gibi, örneğin 'tam meditasyon' yapıp diğer şeylerden sıyrılmaya çalıştığımızda da borcun ödenmesini takip eden alacaklılar gibi yakamıza yapışabilirler.

Teşekkürler yeni bir bakışı seslendiren paylaşımın için.


Reply author: bulut
Replied on: 15/12/2006 15:27:04
Message:

Herkes önümüzdeki şubat ayını bekliyor.Enke aracının açıklanması,Vestel'in bor minerali ile yaptığı pil ve açıklamayı şubata bıraktıkları diğer ses getirecek araştırma sonuçları.

Kanal mesajları da şubat ayını işaret ediyorlar.

İsviçre'deki Cern laboratuvarlarında madde hızlandırıcısı ile maddeyi aşırı bir hızda ve defalarca çarpıştırıp yapay "bing beng"i oluşturacaklar.Sonuçta tanrının zerrecikleri dedikleri anti maddeyi üretecekler.

Aşırı odaklandığımdan mı nedir,madde hızlandırıcı silindir rüyalarıma giriyor.Sözde,araştırma başarılı oluyor.Ama hızlandırıcının ilgilileri titreşimle rezonansa girip paranormal görüntülere şahit oluyorlar.Yani 3b nin ötesini görüyorlar.Fakat ben ne gördüklerini birazcık görebiliyorum.İnsanlar cennet misali bir ortamda ibadet edip ağaçlardaki güzelim meyvelerden yiyorlar.

Rüyama göre bu durum araştırmanın amaçları arasında olmadığından "beklenmeyen sonuç" olarak niteleniyor.


Reply author: bulut
Replied on: 21/12/2006 11:15:36
Message:

Rüyamda,şehirler arası bir yoldayım.Oto stop yapıyorum.Nihayet yepyeni ve dolu bir yakıt tankeri duruyor.Kısa bir konuşmadan sonra tankere biniyorum.

Yolun bir yerinde bir işim nedeniyle araçtan inmem gerekiyor.Tanker sürücüsü de,seni beklerken dinlenmiş olurum diyerek aracı rampa biçimindeki tali yolun başına getirip araçtan iniyor.

İşimin olduğu bina, ileride yana dönen yolun hemen virajının altında,yeşillikler içinde.

Tanker sürücüsü birlikte gidelim diyerek bana sesleniyor.Ona doğru döndüğümde,yolun başındaki tankerin aşağı doğru kaydığını görüyorum.Sürücüye sesleniyorum.Zavallı panik içinde sanki elleriyle tankeri durdurabilcekmiş gibi hamle yapıyor.Ben dehşet içinde çekil oradan öleceksin diye bağırıyorum.Bana, farketmez şu anda ben zaten ölüyüm diye yanıt veriyor.

Tankeri durdurma olasılığımız kalmayınca aşağıya koşuyoruz.Çünkü tanker yolu dönemeyip benim işimin olduğu binanın üstüne düşüp patlayacak ve bir faciaya neden olacak.Bari bunu önleyelim istiyoruz.

Ancak rampanın düzleştiği bir yerde,araç yavaşlıyor.Binip aracı kurtarayım istiyorum.Çünkü olanlardan kendimi sorumlu tutuyorum.Ama ehliyetim yok,sürücülük yapamam.Sürücü zihnimden geçenleri sanki anlayıp araca koşup üstüne atlayıp, kapısını açarak direksiyona geçiyor.Müthiş bir vites gıcırtısıyla araç önce duraksayıp sonra geri geri gidiyor.Nihayet tepede gerçek yönüne dönüp duruyor.

Nasıl ferahladığımı anlatamam.Sanki dünyalar benim oldu.Defalarca"Tanrım şükürler olsun."diye avazım çıktığı kadar bağırıyorum.Tabi bu bağırtı beni uyandırıyor.


Reply author: agnia
Replied on: 21/12/2006 11:51:21
Message:

Hayrolsun, müthiş bir rüya bu sevgili Bulut.
Doğrusu bu rüyanızın çözümlenmesini çok arzu ederim.


Reply author: bulut
Replied on: 21/12/2006 15:13:04
Message:

S evgili agnia,

Ben rüyamı, sorunlarım çözülecek,açmazlarıma yanıt bulacağım diye yorumladım.Ayrıca bıçak sırtında bile sorunun çözülmesi için son bir yol vardır,bilgisini edindim.Dahası için paylaşacak yorumlarınız varsa sevinirim.Sevgi ve saygılarımla.


Reply author: bulut
Replied on: 21/12/2006 15:30:50
Message:

Öğlen arasında bir tv kanalının oniki haberleri gözlerimi yaşarttı.

Hayvanat bahçesine giden bir neyzen kafesindeki dişi aslana ney çalar ve bunu ısrarla yineler.Aslanın dinlediği müzikten etkilendiğini gözleyince altı ay süreyle çalar.Artık aslan ona zarar vermeyeceği görüntüsünü verince cesaretle aslanın kafesine girer.Aslan ona sarılır,hem de bir aşığın sevgilisine sarıldığı gibi sarılır.Hatta neyzenin arkadaşları aslanın ona aşkla bağlandığını söylerler.Gözlemim odur ki ikisinin sarılışı aşktan da öte birşeydir.Aslan için insan gibi demek hafif kalır.

Ancak dişi aslan son vedalaşmalarda boyutsal ayrılığı hissetmişcesine neyzenine hüzünle,acılı gözlerle el(pençe)sallar.Nihayet aslan ölür.Neyzene önceki deneyimlerine benzemeyen bir ayrılık acısı bırakır.


Reply author: oe_
Replied on: 21/12/2006 16:04:25
Message:

Sevgili Bulut,

Aslan ve neyzen ile ilgili yazıyı gördükten sonra biraz araştırdım ve aşağıdaki linkleri buldum.
Haberi göremeyecek olanlar en azından bunları görebilir.

Sayenizde bu güzel sahneleri görmüş oldum, teşekkürler ve sevgiler...


http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=253022
http://www.neyustasi.com/site/page.asp?dsy_id=154 (Bu linkte resimler var)
http://www.netgazete.com/detay.aspx?nID=614850


Reply author: bulut
Replied on: 21/12/2006 16:24:24
Message:

Sevgili kardeşim oe,

Bundan daha değerli hediye paketi olamaz.Çok teşekkür ediyorum.Hani deniyor.İYİKİ VARSINIZ...


Reply author: agnia
Replied on: 21/12/2006 19:47:23
Message:

İnanılmaz bişey bu! İnsanın ölümüyle kucaklaşması böyle bişey demek ki. Gerçekten de sevgide inançlı olmak aslanla kucaklaştırıyormuş.

Rüyanıza gelince sevgili Bulut evet biraz daha derin inceleme ile daha detaylı ipuçları bulabiliriz sanıyorum. Vaktiniz olursa birlikte araştırırız. Sevgilerimle


Reply author: bulut
Replied on: 12/04/2007 16:03:16
Message:

Üzerinize afiyet bugünlerde gribal enfeksiyon durumları var.Çocukluğumda geçirdiğim kabakulak,kızamık gibi hastalıklardan başkası kırkta bir geçirdiğim griptir.Bu nedenle içtiğim aspirin sayısı bile bellidir.Enjeksiyon deseniz okullarda kaçardım da askerdeyken yakalayıp bir iki kez vurmuşlardı.

Önceden yine grip olmuştum.Amirlerim ayakta geçirip aksırman betimize gidiyor korkaklığı bırak da bir iğne vurun geçsin gitsin dediler.Akıllarına uyup yaptırdım.Son anımsadığım koltuğuma yığılmam olmuştu.Gözlerimi ambulansta açtım.Diğer taraftaki yarenlerimin,bu ne ya daha çok vakti vardı, nerden çıktı bu,serzenişlerine hiç girmeyeceğim.

Baharları migrenim veya yarım başağrım tutar.Fazla sıkışırsam hanımın coraspirinlerini yürütüyordum.Bir iki kez de arkadaşlardan ağrı kesici istedim.Baktım olacak gibi değil sağlık karnemi alıp tıp merkezine gittim.Doktor bir bana bir de daha sayfası açılmamış karneme baktı.Coraspirinle majezik yazdı.

İlaçları ilk kez yuttuğumda düşündüm.Oğlum artık senin gerçeğin olan basit bir başağrısı için hap yutuyorsun.Vücudun yuttuğun hapları hastalık habercisi olarak algılayıp bir araba hasta olsun da gör dedim.Valla düşündüğün biraz yavaş gerçekleşseydi iyi olurdu.Ya da şaka demiştim canım.

Sabah işi kırmayı düşündüğümü itiraf etmeliyim.Tarihimde bir ilk olacaktı.Ama inanın körkütük hastaydım.Birden fırladım.Nedensiz olarak hasta moduna girdin gerçekten hasta oldun.Hastayım diyerek işi kırarsan mazallah ölürsün dedim.Yanılmıyorsam ölüme biraz var,hem de aldığım his yaşamdan sıkılacak kadar.Ama nemelazım ben işi garantiye alayım dedim.Şu an işteyim ve şükürler olsun turp gibiyim.


Reply author: Tsunami
Replied on: 12/04/2007 16:29:21
Message:

Sevgili bulut,

gözlemlerinizi ilgiyle ve gülümseyerek okudum bununla da yetinmeyip ben de tsunamiyi gözlesem mi diye düsündüm

Son yazdiklariniza harfiyen katiliyorum. Hastalik moduna bir girdiniz mi, gerisi corap sökügü gibi

Ilaclardan nefret ederim, Allah düsürmesin Benim en kuvvetli ilacim Aspirindir, arada basagrim tuttu mu ona direnmem. Kendimi ne zaman hasta hissetsem, "ben iyiyim, bir seyim yok" diye yüksek sesle bedenime uyarilar yollarim Ona göre yani...hastalik mastalik cikartmayin basima der gibi

Hastalik düsünmeyerek kendimi bir nebze olsun gecistirebiliyorsam da, kizima karsi asiri pimpirikli olusum basima is aciyor Biraz öksürse solugu doktorda aliyor, biraz terlese bastan asagi üstünü degistiriyor, suruplar ,ilaclar derken 8 yasindaki kizimi hastaliktan kurtaramiyorum

Üstelik bunu ben yapiyorum, ya hastalanirsa diye düsüne düsüne onu galiba hasta ediyorum

Zavalli, meleklerini cagiriyor, sifa diliyor, ben hasta degilim diye diye ortalarda dolasiyor ama kötü annesinin cagirdigi negativite ne yapip edip yakasina yapisiyor.

Anneler cocuklari icin felaket senaryolari üretmek zorunda midir heeep


Reply author: bulut
Replied on: 12/04/2007 17:07:38
Message:

Sevgili Tsunami kardeşim,

Sevimli kızınızın hastalığı konusundaki yargılarınızı sakın yabana atmayın.Hafif esrimiş bir bedene hastalandı davranışı yapmanız onu hasta edecektir.Çünkü kollektif bilinç kazı koz anlıyor.Dualarda eksikleri istemek yerine olanlara ve olmuş gibi kabul edilenlere şükretmenin dinamiği burada.Sevgiler


Reply author: agnia
Replied on: 14/04/2007 10:22:28
Message:

Geçmiş gitmiş olsun sevgili Bulut.
Bu aralar yoğun biçimde virütik bi haberfleşme var sanıyorum. Neredeyse beş senedir faranjit olmuyordum, birbuçuk ay arayla ikinci kez oldum ve antibiyotik kullanmak durumunda kaldım. Bedenimizde bi ihtiyaç olmasa virüs kervanı bizim fakiranede dinlenmezdi, geçip giderdi diyorum
Kış girmeden önce eczacı kuzenim, grip aşısı yaptırmam için çok ısrar etti, sözde bu sene mutlaka yaptırılmalıymış. Ben de şimdiye kadar hiç yaptırmamıştım. O kadar çok söyledi ki bi gün eczaneye gidip sordum, bitmiş! (gönülsüz köpeğin gözsüz çocuğu olurmuş), yaptıramadım.
Ben bu grip virüslerini arılara benzetiyorum nedense


Reply author: bulut
Replied on: 14/04/2007 14:36:36
Message:

Sevgili Agnia,

Geçmiş olsun.Hastalıkların ve hasta edenlerin farklı değerlendirilecek yanını,bir haberleşme türü olarak ifadeniz bana yararlı oldu.

Ayrıca ifade etmem gerekirse sorun medikal ilaçlarda ya da müdahalelerde değil,bedenin bunu kabullenişinde.Yoksa en hızlı geliştiğimiz tıp alanıdır.Bu da rastgele değil.

Hani at sahibine göre kişner derler.Ayrıca ilaçların plesebo etkisini unutmamak gerekir.Birini zımba gibi yapan ilaç beni bayıltıyorsa,benim at farklı kişniyor demektir. sevgiler.


Reply author: scieno
Replied on: 09/07/2007 23:40:27
Message:

yazılarda ayrıntılar bazen ortam havasını değiştiriyor.
ti'ye almak değilde espri yönünü mutlaka kullanırım.

bulut rüyasını anlatırken, araç kullanmasını bilmediğini ifade etme olarak "ama ehliyetim yok" demesi beni çok güldürdü. ('')

çevrede polis mi vardı dostum, sizi tereddüte düşüren.
iş başa düşünce elinizde "yetkililer" tarafından verilmiş bröveniz mi olması gerekiyor?('')

Kendinizin amacınızı bilmeniz ve çabanız önemlidir sadece. ölçümüzü bilmek kaydıyla.

örnekleme yaparak,,
birisine ilk yardım gerektiğinde "bildiğiniz kadarını kullanmak kaydıyla" yardımcı olmaya mı yönelirsiniz, yoksa yetkili bir sağlık personeli mi gelsin dersiniz?

ve bilin ki öyle bir durumda size mutlaka yardım edilir. siz bile şaşarsınız hiç bilmediğiniz birşeyi nasıl yaptığınıza.
yeter ki duru bir gönülle yaklaşın.
...

bütün sorular ve cevaplar sizde meknuzdur.
kendinizi gözledikçe gerçeğe yaklaşır sonsuzluğa doğru yola çıkarsınız. tabi kendinizle kavga etmeden...


Reply author: bulut
Replied on: 10/07/2007 16:11:08
Message:

Sevgili Sciano,

Valla rüyanın mantığı olmaz diye özetleyeceğim.Bir de kendi değerimiz ve gücümüz konusunda yeterli inancımız yok yargısına katıldığımı söyleyeceğim.Sevgiler.


Reply author: scieno
Replied on: 10/07/2007 18:54:08
Message:

doğru rüyanın mantığı yoktur.
ben bir dost meclisinde nasıl gülersek öyle güldüm zatı.

yargı dediğin, gözlemlerin aslında. bazı kullandığımız kelimeleri netleştirmek önemli ölçüde netleştiriyor anlama ve kavramayı.

yargınız hiç olmasın. yüce yaratıcı dahi insanı yargılamaz. İnsanın en sahte durumunda dahi "hınzır ben bilirim senin aklından geçenleri" demez, insan kendisini sergiler.

Yargı'da öyle veya böyle suçlayıcı etken vardır.
bilinçaltında olabilir ve farkında olmadan "barışık"olma sürecimizi uzatır. kelime frekansları, -- sanıyorum izliyorsunuz-- insanı etkiler.

gözlem ve değerlendirme bir nüansla ayrılır yargıdan.

kimi yazarlar insan için savaşcı tanımını kullanırlar evrenselliğe olan yolculuklarında.
yerleşik kültür nedeniyle savaşçı ifadesini benimsemekte zorlanırım.

Avcı" daha uygun bir ifade. buradaki avlamak, çözüme ulaştırmak olarak görüntü bana. literatürde savaşçı ile yerini değiştirdim.
kulağa daha güzel geliyor şimdi...

evet böyle yakalıyoruz gelişim aşamalarında yapı malzemelerini.teşekkürler..

bu arada yeni yakaladıklarımdan birini iletmek isterim. frekansların nüanslarla ayrıldığı zaman ne denli çok şey anlattığı yönünde bir farkındalık.

"zorunluluk" ve "sorumluluk" bilinci ile iş yapanlar.

güncel yaşamında belki de en çok örneği bu ülke insanının gözlemlediği bir durum.

işini sorumluluk bilinci ile yapan, emir verilmeden söylenmeden önlem alabiliyor, uyarılarda bulunuyor, ya da kendi davranışlarını kontrol ediyor.

zorunluluk bilinçi ile yapan, ancak bir yasak varsa ona uyuyor, kendisine söylenilirse yapıyor, ya da ceza görmiyecekse kendisini kontrol altına almıyor.

insanın gelişim aşamalarında önemli fazlardır bunlar.

bu ülke bir evrim beşiğidir. hiç bir şeye öfkeyle nefretle ve de kınamayla bakmayalım. ilkel gördüğümüz her varlık gelişim için bir çaba içerisinde ve inanıyorum kendi çapında/bulunduğu boyuta göre kayda değer aşama yapanlar yeni bir boyutta tekrar gelmek için ayrılıyorlar dünyadan.

bilmeyenler için görünen tabi çok farklı ifade edilir. cehalet ve bilinçsizlik olarak.
oysa içerisinde bu da olsa gerçekten aşama yapanları ayrımsamak gerekir....


Reply author: Qaan
Replied on: 10/07/2007 22:02:34
Message:


quote:
Originally posted by scieno
.
.
kimi yazarlar insan için savaşcı tanımını kullanırlar evrenselliğe olan yolculuklarında.
yerleşik kültür nedeniyle savaşçı ifadesini benimsemekte zorlanırım.

Avcı" daha uygun bir ifade. buradaki avlamak, çözüme ulaştırmak olarak görüntü bana. literatürde savaşçı ile yerini değiştirdim.
kulağa daha güzel geliyor şimdi...
.
.




Sevgili Scieno,

Çözüme ulaştırmak, gitgide ustalaşmakla paralel bir durum diye düşünülüyor.
Siz de ustalaşma yolunda ilerleyen bir "avcı" olarak mı görüyorsunuz/tanımlıyorsunuz kendinizi?


Reply author: bulut
Replied on: 13/07/2007 14:21:01
Message:

Yoğun bir tercih dönemi geçirdiğimiz için düşünmeye pek fırsat bulamıyorum.Bu bende birşeyleri eksik bıraktım duygusu uyandırıyor.Oysa suçluluk,yetersizlik ve diğer negatif duygu ve düşüncelerin integral kişiliğime verdiği zararı biliyorum.Bu nedenle bir yanım,rehberim ya da diğer varlıklardan özellikle sabahları bir tamamlanmışlık duygusu alıyorum.T


Reply author: bulut
Replied on: 13/07/2007 14:25:53
Message:

Tabi bu bende bir mutluluk ve güven duygusu uyandırıyor.Arada pek hakim olamadığım yabancı bilgisayarlarda başıma gelen kazalara tebessüm edebiliyorum.


Reply author: scieno
Replied on: 14/07/2007 19:30:44
Message:

estağfurullah dersem yanlış olmasın. kendimi usta görmek için daha çok uzun yollar var. Ki zaten bu yolda ilerledikçe hiçliğe doğru yol alırsınız. Kendinizi usta görmek "küçüklük" olur.

Sadece farkındalıktır söyleyebileceğimiz. Kendimizin yavaş yavaş daha bi farkına varmak.

Doğru yönde gidiyorsanız her an yeni sınavlarla karşı karşıyasınızdır. Sizdeki gücü gören dostlar yardımlarını peşine ekleyerek sizin ilerlemenizi hızlandırırlar.

Aslında bu bir otomatizmadır. Ama biraz kontrollu çünkü siz hızlanırken sizin yok olup gitme riskiniz de vardır. Bu nedenle kontrolludur ve izlenirsiniz.

Artık bildiğiniz öğrendiğiniz yollarda aykırılıklar yaparsanız anında cevabını alırsınız. Artık "çocuk" değilsinizdir çünkü.

Ama bunlar sizi yıldırmasın, ve bunların da sizin hızınızı kesmemesi için olduğunun farkına varın.

Bu girift yumak gibi programda, diğer taraftan, dünyaya gelişi itibariyle hiçbir ahlâki bilinci olmayan nesnel beden de kendi bilinci ile kendi varlığını sürdürmeye çabalar. Siz öğretmediğiniz ölçüde onun doğru yanlış kavramı yoktur çünkü.

İnsanları yanıltan bir tuzak diyebileceğimiz göreceli bir ifade olan "herkesin doğrusu kendi doğrusudur" ya da "doğru yanlış yoktur" gibi ifadeler nesnel bedenin tanımlamalarıdır.

Sabahları kalktığınızda kendinizi iyi hissetmenizin nedeni uykuda iken bütün salgılarınızın normale dönmüş olması, nesnel bedenin isteklerinin uykuda olmasındandır.

Uyanırsınız, her şey adeta mükemmel,,

Başlarsınız,
önce bir sigara yakarsınız, bedensel salgılar olumlu veya olumsuz başlar. Kalbiniz daha hızlı çarpar. Mekanizma hızla değişim gösterir.

Uyandığınızda çıktığınız kızı hatırlarsınız ve aslında pek de sevmediğinizi hissedersiniz.

O arar veya siz ararsınız. Duyum ve düşünceler harekete geçer, nesnel olarak, gizliden gizliye arzu dürtüsü sizi ona yöneltir.
Duyduğunuz sözcükler ihtiyacınız olan sevgi duyumunu ateşler. Bir de bakarsınız çoşku içersindesiniz.

Oysa ertesi sabah aynı şeyleri hissedebilirsiniz. Çünkü gün içerisinde gelişenler nesneldir, arzu kaynaklıdır.

ya da tersine, anlaşmazlığınız olan birini hatırlar, telefon eder görüşür, görsel ve duyumsal olarak algıladıklarınız, anlaşmazlık konusu ile birleşir bir yığın olur.
gün bir kâbusa dönüşebilir.

Halbuki sabah kalktığınıda "canı cehennneme" demeye bile gerek görmeyen siz değilmiydiniz?

Gün içersinde gelişen diğer olayları da siz irdeleyin.

Burada, nesnel beden düşmanınız gibi görünür. Kimimiz onu "gerçek şeytan" diye tanımlar.

Oysa hayır. O, biz ona insan olmayı öğrettiğimiz ölçüde insan olacaktır.
Hiç bir şey bilmeyerek kendi bilinci ile gelmiştir dünyaya çünkü. O bir nesnel mekanizmadır.
Çok çok gelişmiş bir "Deha ürünü bir moleküler yapıdır, o.

Acıkır, doyurulmak ister. Görür sevişmek ister.
Ne yapsın? Toplum kültürüne göre bir değerlendirmesi yoksa.

Kendimizle barışık olmak budur. Bize bu dünya yaşamını zevkli yaşanabilecek hale getirecek olan bizim onunla barışık olmamız ona insan olmayı öğretmemizle mümkün olacaktır.

Çünkü dünyada bulunma amacımız budur.
...

bu vesileyle,
bir ışık gördükçe yazmaya çalışıyorum.

Eğer kendinizi geliştirmek istiyor daha keyifli yazılar görmek istiyorsanız, sizlere önerim;

yazılarınızda ya da tarışma ortamlarınızda,

"size katılıyorum" "size katılmıyorum" (her ikiside) "yanlış düşünüyorsunuz"
"doğru düşünüyorsunuz"
gibi ifadeleri, rezistif olmayı bırakmanız, sadece öğrenmeye yönelik olarak konuları irdelemenizdir.

Karşınızdaki bir yazı, veya insan, size karanlık bir duvar görünebilir.

Kendinizi geliştirme bilincini kavrayamamış iseniz inisiyaki bir korkuyla bu aşamayacağını düşündüğünüz, karanlık diye göremediğiniz duvarı yıkma telaşına düşer, saldırır yok etmeye çalışırsınız.

Oysa ondaki parıltıları, kıvılcımları görmeye çalışın. Yok diyorsanız, muhtemeldir ki siz göremediğinizdendir.

Tabii ki öğrenmeye ilerlemeye istekli olan için bu sözlerim.

Maksat muhabbet olsun diyorsanız, onlar bu sözümüz dışında.

Hiç bir şeyi küçümsemeyin.
Küçümsediğiniz her şey yerli yerinde kalır. Siz küçültemezsiniz onu.
Ama siz küçümsediğiniz ölçüde küçülür, kendinizi küçültürsünüz.
...


Reply author: Qaan
Replied on: 16/07/2007 00:02:06
Message:


Sevgili Bulut,

Sizin başlığınızı farklı iletilerle doldurduğumuz için kızmazsınız umarım. Yazışmalar burada geliştiği için öyle oldu, kusurumuza bakmayın lütfen.




Sevgili Scieno,

Umarım yazdığım satırlardan, küçümser bir tarzda baktığım anlamı çıkarmadınız. Yani son cümleleriniz bu nedenleyse, estağfurullah, asla öyle bir niyetim yoktu. :)

Size daha açık olarak şu şekilde sorayım:
Tekamül sürecinde, bu yaşamınızdaki bilinçli seçiminiz, 'kendine hizmet' ya da 'başkalarına hizmet' yollarından hangisidir?


Reply author: scieno
Replied on: 17/07/2007 12:05:07
Message:

tabii hayır. olabildiğince yorumsuz yanıtlamaya çalışıyorum.
insan insana hizmetle görevlidir/sorumludur. Ama kendine hayrı olmayanın başkasına hayrı olmaz. Bunu da unutmamalıyız.

Kimi yazdıklarım fikrimi kabul ettirmek değil, gözlemler sonucu, insanların neler kaybettiklerini gördüğüm için farkına varmalarını sağlamaya çalışmaktır.

İlk başta somurtan yüzlere, tepkilere alışkınımdır. Sonra sonra o yüzlerdeki somurtkanlık kaybolur, hep mutlu yüzler görür olursunuz...


Reply author: bulut
Replied on: 17/07/2007 16:06:16
Message:

Kendi düşünceme göre,bu paylaşımlarda, yüzümü asmaya bir neden göremiyorum.Aksine yeni bilgiler öğreniyorum.Yeni bakış açılarının farkında oluyorum.Kendi sitesinde yer nedeniyle açıklama yapan güzel insanları duyumsuyorum.Daha ne olsun?


Reply author: scieno
Replied on: 17/07/2007 22:31:59
Message:

genelleme de gördüğüm için söyledim dostum. sizler de görüyorsunuzdur güncel yaşamınızda.
insanlar pek sıkıntıya katlanmayı sevmezler, günü geçiştirdikleri sürece yapay da olsa yüzeysel güzel kolay sözler dinlemeye yöneliktirler.

ben insanlara şikayet etmek yerine çözüm üretin, üretme çabasında olana siz de katılın derim.

örneğin nitelik kavramını yükseltme yönünde, yanınızdaki arkadaşınıza yolda trafikte, konuşurken tepki veriyormusunuz yoksa, şimdi muhabbeti bozmayalım mı diyorsunuz,

ya da bir iş bağlantınız varsa önce onu mu düşünüyorsunuz,
hal böyle ise durumun vehametinden şikayete hakkınız yok, bunda öncelike sizin katkı payınız vardır,, derim.

Hatta, ortalıkta her şey pahalı ve kalitesiz ise,
neden o pahalı ya da kalitesiz yere gidiyorsunuz? Neden verdiğiniz para karşılığında kalitesizliğe uygun bir tepki vermiyorsunuz? Kavgaya, sert ifadelere hiç gerek yoktur böyle durumlarda.

Sadece size çıkarken, yine bekleriz diyen görevliye, işletmecye "hayır teşekkür ederim, bir daha gelmiycez çünkü servis ve/veya çayınız çok kötüydü demeniz dahi etkindir.
Bir kaç kişinin tepkisi bir şeyi değiştirmez mi?

Oysa bir kaç kişi, birkaç kişi eklenince üç beş, sonra sekiz on, şeklinde büyümezmi?

Mutlaka devletten bir yerlerden şikayet etmek mi gerekiyor, insanın gelişimi, kalite faktörünü yükseltmek için. meydanlara da ihtiyacınız yok.

İnsanca yaşamak istiyorsanız, çaba göstermelisiniz. Kavga sadece diğer tarafın savunma mekanizmasını geliştirir.İşinizi zorlaştırır.
Oysa bireysel yayılım çok kolaydır.

Ve aslında dikkatle bakarsanız, o kalitesizliği sergileyenler çok da güçlü değillerdir.
En azında kaybetmemek için kaliteyi yükseltmek zorunda kalırlar.

bunları çoğaltabiliriz tabi. bir konuşma sırasında hiç beğenmeseniz katılmasanız da sonuna kadar dinliyormusunuz, yoksa katılmadığınızı, yanlış olduğunu ifade ederek, tepkinizi mi ifade ediyorsunuz. ne gerek var ki?

tepki yerine, yalın olarak görüşünüzü söyleyin.
ya da, hiçbir şey söylemeyin. bu şekilde katılmadığınızı ifade, inanıyorum ki daha güzeldir, saygınlık göstergesidir.

Bugünkü sınırlı internetin defalarca yaptığım telefon görüşmelerinden sonra (tam söylediğim şekilde olmasa da) gerçekleştiğini biliyormusunuz?
(Olmasını istediğim, sayaç ile insanların kullandıkları kadar ödemesi idi. Limitlide olsa o ay 4 yerine 1 mb'de kalmışsak neden 3 fazla ödeyelim?)En azından sadece gelen postalarına bakmak isteyenler neden sınırsız için para ödesinler tepkisi ile başlamıştı.

Buyrun lutfen sizler devam edin. Bu yolda olmanın, evrimin gereği budur. İnsan insana hizmetle sorumludur'un bir tarifi de budur.

Okulda iken, başlattığımız bir değişimin, okulun bitmesiyle heyecanımızı yitirdiğimizden ilgilenmediğimizden bitmesi gerekirken, birlikte olduğumuz hocam 17 yıl çabalayarak sonuca ulaştı.
Ve kişisel yüceliğinden hep bize maleder bu başarıyı.
Oysa ben için için, okulun bitmesiyle işin ucunu bırakmış olmanın rahatsızlığını duyarım.
Yukarıdaki sözlerim o nedenledir.

Örneğin, en azından bu forumlara yazan insanlar en azından bir parça bunun bilincinde insanlar olarak bu toplumun, insanların gelişiminde bir parça pay sahibi olsunlar.

Bizim topluma karşı görevimiz budur. Burada bilgi alışverişi için bulunurken topluma insana hizmeti de benimsemeliyiz. Ama önemli bir ayrıntı; Hiç bir zaman kimseyi aşağılamadan!
ve daha önemlisi, şirin görünmeye de çalışmadan, çok incelmeden. Sadece esas olan saygılı yani efendice davranıştır.

Sizlerin, parmak hareketi kadar çabanız, Tanrı tarafından bilemeyeceğiniz kadar desteklenir.
(yukarıda sözünü ettiğim hocamın çalışmaları buna en iyi örnektir. normal bir insanın bütün bu çalışmalara yetişmesine imkan yoktur).

İnsanların gelişimi, çevreye iyi yansımak için mistik, spiritüel kitaplar okumak gerekmiyor. Çünkü işin gerçeği, kalite faktörünü yükseltmektir.

Bu bütün dünyada böyledir ve imrenerek baktığınız toplumlar insanca yaşamayı bu şekilde gerçekleştirmişlerdir.

Konu dağılmış gibi görünmesin. Halâ, Bulut'un açtığı "kendimizi gözlemleme" çevresinde dolaşıyor.

Buyrun bugün en yakınımızdan başlayalım, ne dersiniz?..


Reply author: bulut
Replied on: 26/07/2007 12:33:44
Message:

Ben yine çekirge'sine Zen ustasının dediği "Önceleri dağlar dağ gibi,nehirler nehir gibiydi.Ben Zen'le ilgilendikçe dağlar ve nehirler bana farklı görünmeye başladı.Usta olunca baktım yine dağlar dağ gibi,nehirler nehir gibi."sözünü anımsatacağım.

Tekamül hareketli bir hedef tahtasına benzetilmiş.Hakikaten izlenip farkında olunması zor.Bir de guru olmaya çabalamayın çok sıkıcı olur,sözünü çok sevdim.Son günlerde mucizevi bile görünse olayları,gelişmeleri,bilgileri kılı kıpırdamadan karşılamamın hareket noktasını anlamış oldum.

Geçişleri hissedip hissetmemek kişiye kalmış.Fakaat dağlar ve nehirler tütüyor.Sıcağın etkisi mi ne?



Reply author: bulut
Replied on: 20/08/2007 14:14:24
Message:

Gelişmenin en güçlü belirtisi rüyalarda görülüyor.

Çok önceleri rüyamdaki korku simgeleri iri, güçlü ve görkemliydiler.Giderek boyları kısaldı,görkemleri gitti,siyah renkleri açıldı.Korkutsalar bile onlara yanıt verince sinmeye başladılar,hatta çoğu zaman yakarır gibi bakmaları içimi burkuyordu.

En yakın zamandaki rüyamda tanıdık korku simgelerimi pek eciş bücüş gördüm.Yine de bazıları gibi içlerinden geçip gidemedim. Bu beni kızdırdı.Gelecek rüyamı iple çekiyorum.Fakat bir yandan da kendim ürettiğim formlarımın kalbine,sanırım,kazık çaktım.Çok beklerim gibime geliyor.


Reply author: bulut
Replied on: 24/01/2008 09:53:04
Message:

Agnia'nın Venüs Bağlantısı adlı eserini okuyorum.Sonsuz us.com da bölümler halinde yayınlanıyor.

Öteden beri boyut farkı olan farklı bir yaşamın nasıl olabileceğini düşünür dururdum.Yazarların fikir üretirken bulundukları durum sanırım farklı bir yaşam türü.Zihinde olanların üç boyuta inmesi ya da inmemesi çok önemli değil gibi.

Yazarın anlattıkları ile şimdilik düşüncelerimi özgür bırakmayı ve farklı açılardan bakmayı öğrendim.Öğrendiğimi hemen denemek isterim.Bu amaçla komşunun köpeği ile öncekilerden farklı bir iletişim kurmayı denedim.Köpeğin verdiği yanıt,öyle bilgisayar programı ile çözüme gerek bırakmayacak kadar net geldi bana."Aklın estikçe hatırımı soruyorsun,bencillik bu,sıkıldığımı,bir dosta gereksinmem olduğunu biliyorsun."Diyordu.

Verilen yanıt klasik gibi görünse de,köpeğin gözlerine baktığımda sözcüklerin zihnimde dijital bir sıralanışla belirmesi pek bilinir değildi.Köpecik bana değil Agnia'ya teşekkür et.


Reply author: bulut
Replied on: 10/02/2008 11:18:53
Message:

Okuduğum metafizik literatürde ülkemizin vazifedar bir misyonunun olduğuna hep rastladım.Doğrusu milletimizin tarihe girişi,geçirdiği süreç bu savı destekler nitelikte.

Asimovun kitaplarında bir bilimden söz edilir.Buna psiko tarih adını vermiştir.Anladığım kadarıyla, toplum bilincinin geçmişi yorumlaması,anı değerlendirmesi, geleceğini oluşturmasına neden olur gibi bir temel savı vardır.

Asimov her psikolojik ve sosyal olaya belli matematiksel değerler vererek geleceğin varsayılabileceğini savunmuştur.Hatta kitaplarında yönetici kadroların, toplum davranışlarını,duygu ve düşüncelerini manipule ederek beşyüz yıl sonrasını,hatta yirmi bin yıl sonrasını istemleri doğrultusunda oluşturduklarını varsaymıştır.Bunu gerçekleştirirken olayların matematiksel değerlerini kullanarak formüllerle ifade edilebileceğini savunmuştur.

Doğal olarak Asimov kitapları bilim kurgudur ve kendisi de bilimkurgu yazarıdır.Ancak zamanında Jül Vern'e de aynı gözle bakıldığının altını çizmek gereklidir.Jül Vern sonradan bir dizi bilimsel buluşun fikir babası olmuştur.

Ben şahsen psiko tarih anlayışından bazı çıkarımlar sağlayabileceğimizi düşünüyorum.

1-Her yönetici yönetilenleri belli sonuçları sağlamak için manipule edebilir.

2-Yönetilenler bilinçleri gücünde seçimlerine ve içgörülerine uygun olmayan itilimlere direnç gösterebilirler.

Bu çıkarımlara göre yönetici planlar dünyamızı,üzerindeki bazı ülkeleri ve varlıkları hesabedilen bazı oluşumları gerçekleştirmek için görevli kılmışlardır.

Şu aşamada görevli olmak sonradan görevlendirme yapabilme derecesinin ilk basamağıdır,bizi küçültmez.Kaldı ki serbest seçim ilkesine göre varlık inisiyatif sahibidir.

Vazifedar ülkem her türlü devinimiyle ileriye doğru akmaktadır.Hislerimiz belli bir dönemeç sonucunda bizi ve ülkemizi pozitif bir konumda göreceğimizi fısıldıyor.Kuşkularımızı yatıştırıyor.

Farkında olduğumuz her anımızda sevgili yurdumuzun ve insanımızın
birliği,beraberliği,diğer ülkelerle sağlıklı entegrasyonu,kritik dünya bilinci ile uyumu için şükredelim.


Reply author: indigo kubi
Replied on: 10/02/2008 14:18:17
Message:

bazı eski dertler,sorunlar yıllar sonra gene çıkar.hem de çok ciddi bir etki ile.aslında onlar bizim karşımıza artık onları aşma vaktinin geldiğini,o konuda son dersi öğrendiğimizi görürüz.bazen sorular çok ağır olabilir,ama cevabı geldiğinde ona göre bir puan verilir.

güzel ülkem,canım ülkem.hayırlısı olur inş.


Reply author: bulut
Replied on: 16/02/2008 15:45:08
Message:

Tobias'ın en son mesajını okudum.Psikologlar,danışmanlar ve öğretmenlere çok ince önerileri var.Psikolojik sağaltımda birçok yaklaşım ve yöntemler vardır.Ama bize Hacettepede öğretilen hümanist yaklaşıma bağlı Roger'yan metottur.Bu metodun pirleri Roger ve Maslow köklerinin 13.cü yüzyıla,Anadoluya,Yunus Emre ve Mevlana'ya uzandığını söylerler.

Yukarıda ifade ettiğim ustalarıma bir de Tobias eklendi.Valla kendi payıma al onu çıkar kürsüye(ya da yöntemiyle)birgüzel, danışmanlara teknik ve alan dersi versin.

Danışman ve danışanın karşılıklı güveni,hoşgörüsü,koşulsuz kabulü,empati anlayışı bize öğretilen gibi.Hatta transferanstan korunmayı,filtrelemek olarak ifade ediyor.Çözüm bulmak başka,danışanın problemlerini sempatiyle üstlenip arada kendini yitirmek başka diyor.

Zamanında rahmetli Ruhselman,sonra Muhammer bilge hoca metapsişik araştırmaların üniversitelere girmesi için çabalamışlardı.Çünkü zamanlarında özellikle Birleşik devletlerdeki üniversitelerde konu ile ilgili lisansüstü eğitim öğretim veriliyordu.

Neden yazdım.İlgilendiğim konu geçmişi,şimdiyi ve geleceği.hatta öte boyutları birleştirdi.Bu birleşme şimdilik bazılarımızın kafasında ama gerçekten hakikat...


Reply author: bulut
Replied on: 27/03/2008 11:04:37
Message:

Herşeyden önce bir rüya bu.Ancak rüyada bazı ortamların özelliklerini gerçek gibi deneyimleme olanağı buluyoruz.Rüya ortamlarının hepsine "rüya ülkesi" demek açıklayıcı olabilir mi bilemiyorum.
Özellikle rüyalar çok daha özel ve bireysel.Rüyanın bu özelliği özgürce anlatıp yazabilme rahatlığı veriyor.Sonuçta,bu benim rüyam,duyduklarım,gördüklerim,hissettiklerim beni ilgilendirir diyorum.Diyorum ama yine de yazdıklarıma son derece dikkat ediyorum.Çünkü bir sorumluluğu var.Okuyan zihinlerde yanlış fikirler oluşmasın istiyorum.Bir yandan da bu yeni enerjide bireysel bile olsa düne göre değişik deneyimleri paylaşmanın ortak bilicimiz açısından daha hızlandırıcı olacağını kabul ediyorum.

Dün gece rüyamda farklı bir ortamda olduğumu hissediyorum.Farklılık fizik görünüşte değil,hislerde.Birkere bu ortamdaki yaşantımın uzakta kaldığı hissini duyuyorum ve yoğun bir özlem duygusu hissediyorum.O anda bile yaşam ortamının kıymetini yeterince bilemediğim,oradan uçmak için acele ettiğim sonucunu çıkarıyorum.

Kendime,ölmüş olabilir miyim diye soruyorum.Herşey öylesine tanıdık ki,fizik olanlar aynı,farklılık hislerde.Öbür taraftaki sevdiklerimin yanına gitmek istiyorum.Çabalama,olanaksız diyerek vazgeçiyorum.
Mutluluk,sevinç,sevgi duygusu titreşimimi hızlandırıyor,hafifliyorum.Sıkıntılar titreşimimi düşürüyor bunalıyorum.Orada hisleri denetlemek,yönlendirmek olası ama biraz çaba gerektiriyor.
Orada büyük bütün beni mutlu etmek için adeta çabalıyor.Ama ben burada edindiğim bilinçle denetimi ele alıyorum.Herşey mantığa bürünüp somutlaşıyor.

Sabah şu çıkarımları yapıyorum:
1-Yaşamın kıymetini bilip,olur olmaz şeylere takılıp kalmamalıyım.
2-Mutlu olmayı. sevgi dolu olmayı,pozitif olmayı sürdürmeliyim. Öbür bedenlerimin besini bunlar.Başka yolu,yöntemi ritüeli yok.Düzgün bir nefes bile dünyalara değer.
3-Bilincin çeşitli ortamlara yeterli değilse,büyük bütün,seni anne gibi kucaklayıp gözetiyor.Bebek gibi koruyup kararlarını senin yerine veriyor.Ama bilinçliysen,bir bakıma otonomsan kararların kabul görüyor.Ancak sonuçlarına katlanmak durumunda oluyorsun.
4-Gerçek o kadar doğal ve sade ki, biz anlaşılmaz,içinden çıkılmaz hale getiriyoruz.


Reply author: safran
Replied on: 27/03/2008 17:25:51
Message:

sevgili bulut ,

çıkarımların oldukça güzel !

özellikle < Düzgün bir nefes bile dünyalara değer > diye yazmışsın ya , evet hakikaten dünyalara değer çünkü bunu bile yapamayanlar var :(((

sevgilerimi yolluyorum


Reply author: ivrin
Replied on: 27/03/2008 17:47:26
Message:

Of yaaa, işte budur diyorum:))
Uzun zamandır anlatmaya çalışıpta bir türlü başarılı olamadığım ama anlatmaktan da yorulmadığım şeyi, bir dostumdan duyduğumda ki mutluluğu sınırsızca yaşıyorum şu an. "Gerçek o kadar doğal ve sade ki, biz anlaşılmaz,içinden çıkılmaz hale getiriyoruz." demişsin ya canımın içi, işte budur diyorum. Nasılda o sadelik içerisinde her anın tadını çıkarabilme lüksümüzden alıkoyuyoruz kendimizi. Lüks evet lüks oluyor yarattığımız sınırlar sayesinde asıl yaşamamız gerekenler. Takılıyoruz bir takım başkalarına ait bilgilerin peşine nefes almayı bile bilmiyoruz evet. Göreceli ahlak kavramlarıyla, günah sevap skalalarıyla, egomuzun önermeleriyle neleri kaçırıyoruz şu güzel yaşamda.
Canımsın Bulut arkadaşım böyle böyle silkeliyoruz benliklerimizi ve kendimize dönüyoruz ve farkına varıyoruz her zerrenin bizi nasıl onore ettiğinin. Yaşam en güzel armağan bir gün vahdet e ulaşacağız elbette ama bugün bilmek de yeter:)
İyi ki varsınız sevgiyle canlarım..


Reply author: bulut
Replied on: 28/03/2008 10:32:31
Message:

Sevgili Dostlarım,

Yazdıklarımızın sadece bir yere yazmakla kalmadığını anlamaya başladık.Bazı dinamikleri etkiliyor.Bu hem bir sorumluluk hem bir dinamizm kazandırıyor.Bu forumun metabilgi gelişmemde katkıları önemli ölçüde.Bunları yazan sizlersiniz.Eğer aldıklarımı geriye yansıtmakta başarılı oldumsa ne mutlu bana.Sevgilerimle.


Reply author: bulut
Replied on: 06/05/2008 10:59:57
Message:

Rüyalarımdaki korku ögelerini anladığımı düşünüyorum.Bu anlayışta spiritüel bilginin, yeni çağ ve enerjisi bakış açısının önemli rolü var.En yakın deneyimi dün gece yaşadım.Rüya yaşantısı içinde birileri ile bir yere gidiyorken bir sokak köpeği grubuna rastladım.Onları gözlerken köpeklerin eski rüyalarımdakilere göre küçük, çelimsiz ve az korkutucu olduklarını değerlendirdim.Rüyamın farkına varma aşamasına gelince,öncekilerde olduğu gibi,uyanıverdim.Zamanla rüyada olduğumu bile bile devam etmeyi başarabileceğimi biliyorum.

Sanırım yeni duygu,düşünce,tutum ve davranışlarımızın ne işimize yaradığının paylaşılması önerisi yapılmıştı.Gerekirse o başlıkta tesbitlerime devam edebilirim.Çünkü edindiğimiz spiritüel bilginin bizi camdan bir kuledeymişiz gibi bir his duyurduğunu kabul ediyorum.

Eğer yeni değerlendirmelerim ve bakış açılarım olmasaydı, başladığım bu günde, kendimi çok mutsuz hissederdim.Uzak doğuda kasırga felaketini,bu felekette yaşamlarını yitiren otuzbin varlığı farklı değerlendirir, olayı belki çok anlamsız bulurdum.Temel gıda maddeleri başta olmak üzere spekülatif fiat artışlarını ve karları milyardolarları bulan enternasyonal şirketleri sadece korkunç bir medya haberi olarak değerlendirirdim.

Dünya anayı sadece tepe tepe kullandığımız bir moloz yığını olarak ğörürdüm.Onun farklı bir yapıya kavuşma çabalarını,bu çabalara bir ivme kazandıran enerji dönüşümlerini anlayamazdım.

Sabah görevime geldiğimde birbirleri ile itişen danışan öğrencilerime sadece bağırır,zaten çevrelerinde ve zihinlerinde olan negatif etkilere yenilerini eklerdim.

Aldığım nefesin kıymetini bilmeye çalışıyorum.Sıkıntılarım olsa da onların nedenini,başetme yollarını ve sonuçlarını anlamaya gayret ediyorum.Sağlığımın mutluluğumun yaşam enerjimin hızını benden alan dinamizmini bütün gücüyle hissediyorum.

Birin içinde serbest seçimleri olan özgür ve güçlü bir varlık odağıyım.Bu bilinci kazanmamda etkili olan her varlığa ve bilgi odağına teşekkür ediyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 17/05/2008 09:36:35
Message:

Öteden beri hedeflediğim rüyayı görmeyi ya da rüya gördüğümün farkında olup rüyamı yönlendirmeyi amaçlıyordum.Ama öyle aman aman çalıştığımı söyleyemeyeceğim.Dün konu ile ilgili bir yazı okuyunca akşam yatmadan önce rüyamın bilincinde olmayı isteyerek uyuyacağımı aklımdan geçirdim.

Uykuya geçmeden önce bilinçaltının çok alıcı,bilincin çekinik olduğu bir ritimde rüyamın farkında olacağım niyetimi yineledim.

Rüyamda farkında olamadığım bir yığın serüvenden sonra yayan yapıldak tanımadığım bir şehrin kenarında buldum kendimi.Of ya yorgunluktan ölüyorum şehrin içine dönmek için onca yolu tekrar nasıl yürürüm diye söylenindiğimde,sanırım duygusal enerji gündeme gelince birden bilincim, yok ya ne yorulması sen şimdi rüyadasın yanıtını verdi.Şaşırarak duraksadım.Adeta nefes almaktan korkarak rüyadan çıkmayı istemedim.Çünkü bundan evvelki bir deneyimde heyecanlanıp uyanarak bir çuval inciri berbat etmiştim.

Rüya durumunun devam ettiğini görünce yavaş hareket ederek kendimi ve bulunduğum ortamı inceledim.Ben dahil çevremdeki her şey bildiğim gibiydi farklı bir yanı yoktu.

İsteklerimi oluşturmayı düşündüm,ilk aklıma gelen uçabilmek oldu.Doğrusu önceleri rüyamda uçtuğumu anımsıyordum.Öyle olmasını istedim.Tıpkı bisiklete binmeyi öğrenir gibi acemice bir iki tüyledim,nihayet birden ayağım yerden kesildi.İnsanların içinde biraz tepelerinde uçuyordum.Kimsenin umurunda değildi.Ya uçmak rutin bir işti ya da beni görmüyorlardı.Nihayet ayağım birinin kafasına taak diye vurdu.Ben vurma hissini bütün özellikleriyle algıladım ama vurduğum delikanlı hiç tınmadan yoluna devam etti.Belli ki beni algılayamıyordu.O zaman aynı ortamı çeşitli paralel evrenlerde paylaşmanın ne demek olduğunu anladım.Benim bedenimin içinden komşu bir evrenin uçakları geçebilir düşüncesi beni gülümsetti.Gülümseme yani mutluluk beni daha hafifletip uçmamı rahatlattı.Canımı sıkan bir yaşam bölümünü anımsayınca ağırlaştığımı hissetttim.Aman ha mutluluk ve karamsarlık en seri şekilde bizi etkiliyor.İyi ve kötünün bizim için anlamının ne olduğunu anlar gibi oldum.

Süpermen gibi ellerim ilerde uçmayı başaramadım.Aksine ayaklarımı ileri uzatarak uçabiliyordum.Hızım ağır ve hantaldı.Hızımı artırmak için hızlanmayı istedim biraz farketti ama yine yeterli değildi.Bilincimi yüksek tepelere odaklamayı denedim,ben oraya gitmiyor tepe bana doru geliyor gibiydi.Çevremi değişikliğe uğratır gibi olmak filmi durdurdu.Rüyadan çıktım ama bu çıkış ani değil ağır bir süreç içinde olmuştu.Çünkü kendime geldiğimde vücudumda uçma hissinin kalıntıları hala mevcuttu.

İyice uyanınca içimi bir genişlik bir mutluluk kaplamıştı.Tekrar başarırsam mesafeyi biraz uzatmayı isteyeceğim.Öyle birden Newyorka hele hele uzak yıldızlara gitmek sakıncalı olabilir,bunu hissettim.Bir de istemek ve zihinsel olarak düşünmek gerçekten çok güçlü yanımız.Öyle ki etraf hareket ediyor,ritim ve akım değişiyor.Bilgi ve tekamülde aşama çok önemli.Ayrıca her türlü duygunun hemen üzerimizde işlem yapması adeta kaçınılmaz.Aman iki eliniz kanda bile olsa gülün,güldürün ve sevin,korkmadan...


Reply author: oe_
Replied on: 17/05/2008 12:55:47
Message:

Sevgili Bulut,

Çok güzel bir deneyim olmuş. Ben rüyamda bunun farkına varmadım ama bir kez uçtuğumu hatırlıyorum. Benim uçuşum da garipti. Sırtüstü ve geri geri. Aslında denizde paletle sırtüstü yüzmeye alışkınım, sanırım oradan kopyaladım, şimdi farkediyorum.

Yazını okurken merak ettiğim iki şey oldu. İzninle aklımda iken belirtmek isterim. Şimdi o kafasına çarptığın adam kendisine çarpıldığını algılamadı ama sen çarpma hissini hissettin ya. Acaba çarpma sırasında adamın kafası sarsıldı mı? Yani hareket etti mi az da olsa?

İkinci aklıma gelen de, nerelerde gezdin. Gezdiğin yerler bu dünyada olan yerler miydi? Bildiğin bir yere gitme gibi bir şansın var mıydı? Acaba bildiğin bir yere gitsen ve oradaki bir ayrıntıya dikkat etsen, uyanınca o yere gidip o ayrıntıyı test etmek mümkün olur muydu? Bildiğimiz uzay ve bildiğimiz zamanda mıydın acaba? (bazan mekan aynı gözüküp ama zaman diyelim 10 yıl öncesi veya sonrası da olabiliyor sanırım)


Reply author: Qaan
Replied on: 17/05/2008 13:09:19
Message:


Çok güzel bir deneyim yaşamışsın, Sevgili Bulut. Bir de o öyküsel anlatımın olunca, "keşke hemen bitmeseydi" diye, ben -sadece- okuduktan sonra bile dedim. Sanırım sen de daha uzun olmasını isterdin. Umarım tekrarları olur ve güzel anlatımlarını yine okuruz. :) Bu arada Oe'nin sorduğu iki sorunun yanıtını ben de merak ettim.


Reply author: Tsunami
Replied on: 17/05/2008 13:19:51
Message:

Bir soru da ben ekleyeyim :) Ortam nasildi, buraya benziyor muydu?Özellikle renkler, canlilik vs.. Benim deneyimlerimde yasadigimiz dünyadan daha farkli bir yer oluyor. Yani daglar, ormanlar vs var ama soluk, kasvetli bir atmosfer. Renkler bildigimiz gibi canli degil. Yesil; yemyesil, canli , piril piril degil mesela.Yesil veya ormanin verdigi bir duygu yok sanki..sadece varlar..yesil ve orman olarak. Sende de böyle mi, cok merak ettim :)


Reply author: bulut
Replied on: 17/05/2008 15:22:28
Message:

Sevgili dostlar,

Öncelikle bu paylaşımın yazılması gereğini kuvvetli bir itilimle anladım.Gelişimimiz ve bir anlamda somut örnek olduğu için böyle gerektiğini düşünüyorum.

Sorularınızın yanıtlarına gelince:

Kafasına ayağımı çarptığım delikanlıda herhangi bir sarsılma algılamadım.Hatta havada durumu değerlendirdim.Sanırım benim zihnim çarpmayı hissetmeye odaklanmıştı.Ya da ben farklı bir ortamda temasın ne olduğunun ayırdında değildim.

Farklı yerlere gitmek aklıma geldi ama uçuşum bunu başaracak düzeyde hissettirmiyordu.Sonra içimden bir his yağma yok,geliştikçe mesafe uzayacak diyordu.

Ortam ve şehir önceden gitmediğim bir dünya şehriydi.İnsanlar binalar,kırlar ve bayırlar bildiğimiz gibiydi.Güneşin varlığını bizzat görmedim ama ısı ve ışığı farklı değildi.

Sanırım herşey hakkında zihninde ne taşıyorsan gördüğün izlediğin yaşadığın o gibi.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 23/05/2008 09:15:53
Message:

Sevgili Dostlar,

Dün gece yine rüyada olduğumun farkına vardım.

Kemeraltı ya da kapalıçarşı gibi kalabalık bir alışveriş merkezindeyim.Çevremdeki insanların çoğu bayan ve siyah örtü örtünmüşler.Bayanların yüzlerinin görülebilen kadarıyla esmer tenli olduklarını farkediyorum.Bir ara bir his bölünmesi gibi kendimin incik boncuk sattığımı hissediyorum.Öte yandan müşterilerin arasında geziniyorum.Aynı anda iki farklı durumda olmak beni aydırıyor.Bu ancak rüyada olabilir diye düşününce rüyamın farkına varıyorum.

Artık rüyada olduğumun farkında olmayı olağan karşılıyorum ne korku ne de telaş var.

Kalabalık ile birlikte yürürken benim tanımadığım ama satıcı vechemin tanıdığını varsaydığım çok genç bir kız bana yakınlık gösteriyor.Çekinmeden ona sarılıyorum.(Ne görüp hissettiysem ne eksik ne fazla sizlerle paylaşmaya kendime söz verdim.)Bir yandan böylesine kapalı bayanların bulunduğu bu yerde sarılmamın çok tehlikeli olabileceğini değerlendiriyorum.Bu düşünceme bir yanıt olarak kulağıma Hint müziği nağmeleri çalınıyor.Böylece müzikten ve esmer tenlerden Hindistan'da olduğumu farkediyorum.

Rüyamda bu rüyamı yorumluyorum.Sanırım Hintli vechem bu yanlış hareketi sonucu cezalandırıldı ya da yaşamına son verildi.Şimdi ben de onun yaşantılarını deneyimleyeceğim.Ama korkar ya da canım yanarsa rüyadan çıkıveririm diye pişmiş aşa su katıveriyorum.Çünkü bu düşünce zihnimden geçince gerçekten rüyadan çıktım.Anladım ki rüyayı seçerken ve yönlendirirken düşüncelerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor.Aksi halde öğrenim yarıda kesiliyor.Bir de uyanınca neden uçmayı tekrar denemedim diye hayıflandım.Ama üst benimiz seçimlerini zevk için değil öğrenim için ayarlıyor,bu benimin işine gelsin gelmesin.Sevgiler.


Reply author: Qaan
Replied on: 24/05/2008 02:26:31
Message:


Sevgili Bulut,

Sanki çok etkileyici bir öykü kitabının ilk sayfasını okuyup, devamını merak eder durumda kaldı sanırım benim gibi herkes. Herhalde deneyimler arttıkça daha mümkün olabilecek, görülenleri istenildiği kadar devam ettirebilmek. :)

Sevgiler


Reply author: zer-zivi
Replied on: 24/05/2008 17:29:59
Message:

Cümlelerim bitmeden nasıl olduysa yazı foruma tıklandı eyvah dedim giti onca yazdıklarım ama görüyorum ki kayda geçmiş.Birde uykuya dalmadan önce birden kulağıma bir gök gürültüsü sesi patlayarak irkilip uyanıyorum öyleki bu irkilmeyi eim bile hissederek uyanıyor sen çok kötü sıçradın ne oluyor diyor ben buna hala anlam veremedim ama bu günki gökgürültüsüyle eş olduğunu anladım.Meditasyonlarda ve rüyalarda uçtuğumda kendime geldiğimde başım gün boyu dönüyor bunuda anlayamıyorum tam bir tanım koyamıyorum bilen varsa bildiğini paylaşırsa gerçekten çok sevinirim.Ve bir sorunum olduğunu düşünüyorum bu aralar sıklıkla olmaya başladı,birileriyle birarada konuşurken konuşulanı algılayamıyorum zaman zaman dikkatlice dinlemeye çalışıyorum ama olmuyor diyorum bari tek tek duyduğum kelimelerden bir anlam çıkarabilirmiyim oda olmuyor bozuntuya vermeden gülenlerle gülüyorum ama bir sorsalar ne dedik neye gülüyoruz inannın cevap veremezdim.Kendimi salak gibi hissetmeye başlıyrum,sağır duymaz uydurur böyle bir deneyimden çıkmış olsa gerek ve kendime gülüyorum.Bunların neden olduğunu anlayamıyorum belkide işitme testine girsem iyi olacak.Tüm bunları yazdığıma inanamıyorum durup kendime çıldırıyormuyum diyorum,lütfen bana yardımcı olun,bildiklerim yaşadıklarımı açıklamaya yetmiyor.Bir karar aldım yüksektepe derneğine üye olacağım orda verilen derslere gireceğim.Öğrenmekten zarar gelmez aksine bütünlüğümü tamamlayacak gibi sezinliyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 24/05/2008 17:37:44
Message:

Hakkın hakkı üçtür.Aynı durum yeniden oluştu ben bitirmeden kendiliğinden tıklanıyor yazı.Sevgili bulut isteğin dışında sayfana korsan dalış yaptım çok özür dilerim. Dediğim gibi gönlün arzu etmiyorsa koy kapının önüne :) seni ve diğer bütün dostları vede varoluşun en küçük zerresinden en büyük zerresine hakça seviyorum... sevgilerimle...


Reply author: bulut
Replied on: 24/05/2008 18:07:59
Message:

Sevgili zer- zivi,

Rüyalarını bizimle paylaşman büyük incelik.Kızılderili büyük şefin beyazların başkanına toprağın sahibi görüşünü aktaran yazısını anımsayınca,senin yer konusundaki endişen beni gülümsetti.

Birkere yeni düşüncelere henüz hazır olmayan insan bilincinin eğitilmesi gereken yanı var.Bazı bilinç odakları çekirdek ya da aşılanmaya uygun bireyler olarak mızrağın ucu görevi yapıyor.Bu bireyler diğerlerinin aynı.Ayrıca mızrağın sonu başka yere eyrılıp gitmiyor.

Düşündüm rüyasının farkına varma konusunda arkadaşlara nasıl yardımım olur diye.Önceleri bir yazımda lpg'nizi depolayın demiştim.çok heyecanlandığınız,çok korktuğunuz ya da sevindiğiniz,hatta canınızın yandığı bir zamanda enerji,yaşam gücü,ki, ne derseniz deyin açığa çıkar.Hemen bu enerjimi rüyalarımı anımsamakta kullanacağım deyin.Gündüz aklınıza gelince rüyanızı anımsama niyetinizi yineleyin.Yattığınızda uykuya geçmeden önce yine hatırlayın.Sanırım samimiyetle çok istemek ama kendini odaklayıp kasmamak etkili oluyor.Rüyanızı anımsarsanız seçimler size kalmış. iyi uçuşlar.

Bazı yeni enerji yaşantılarını gıdım gıdım yaşamınıza sokmak için mutlaka melek gibi olmanız gerekmiyor bana göre.B iz tekamül konusunu biraz zora sokuyor gibiyiz.Ancak sevmek,derinden ve gerçekten sevmek çok farklı birşey.Sevgiler.

Bir de bizdeki bilincimizin bizde ve daima bizim olması biraz egoistlik gibi.Serbest bırakmak gezinmesinden korkmamak,özerk ve nev-işahsına münhasır olmanı engellemediği gibi,diğer parçalarının farkında olmanı şimdilik azıcık sağlıyor.Birliği tamamı ile kavramak,başarılır mı bilmem ama müthiş birşey.


Reply author: bulut
Replied on: 24/05/2008 18:25:41
Message:

Sevgili zer-zivi,

Farkında olduğumuz rüyalarda,başarabilen için deneysel olarak, astral bedenimizle geziniriz.Bir nedenle vücuda ani giriş yapmak kafamızı döndürüp vücudumuzun dengesini bozabilir.Başka nedenleri de araştırmak gerekir.Sevgiler.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 25/05/2008 01:22:53
Message:

Teşekkürler paylaşımların için sevgili bulut,
ancak sevmek, derinden ve gerçek sevmek çok farklı birşey sözünün derinliğini ve gerçekliğini anladığımı bilmeni isterim.Tanrısal sevgiye ulaşmanın sonsuz basamakları var tırmanmaya devam,bazen bir basamak inip bir kaç basamak çıkılıyor.Sevginin gerçekliği,derinliği her varlığın algısıyla sınırlı.Ben algımın kapasitesini deneyimlerimle genişlettikçe sevgi daha bir yüce akacaktır yüreğime,zihnime,bedenimin her hücresine ve varlığımın her zerresine...
Bilinçli rüyaya dalmakla ilgili uygulamayı uyumadan önce onaylayacağım,paylaşımın içinde yüreğinden sevgiyle öpüyorum...


Reply author: bulut
Replied on: 18/06/2008 11:02:21
Message:

Artık rüyalarımızda çok farklı biçimde bilgilendiğimizi kabul ediyorum.Uyanıkken bizi geçen bir bilgi ile yüzleşirsek ya o bilginin farkına varamayız ya da değerini bilemeyiz,gibime geliyor.

Dün gece rüyada olduğumun bilincine varamadım ama bir bakıma kendi kendimi kritik ettim.

Şimdilik bir ben var,bir hintli incik boncuk satıcısı,bir de daha genç,çaylak diyeceğim biri var.

Dün geceki ben yeni evli şirin bir kızı olan,karısına aşık ama onun etkisinde görünen çekingen biri.Hem onu yaşıyorum,küçük kızını sevgi ve özenle kucaklayışını,onu uyutuşunu,karısının nazlanmasına duyduğu sempatiyi,hem de hakim ben olanın duygularıyla o çaylağa kızıp sinirleneneni yaşıyorum.

Sanki bilincim bu iki ben arasında gidip geliyor.Dikkatimi hangi bene yöneltsem onun hisleri,bilgileri,kabulleri hakim duruma geçiyor.Örneğin çaylak benin durumunda olsam bu yazıların bilincinde olup yazamam.Onu yaşayınca sanki ışıklar azalıyor.Sevgi ve babalık duygusu açısından benden çok ilerde ama ürkek tedirgin.Onu fizik ya da psişik saldırı etkileyebilir.Ama şu andaki ben daha dirençli,sanırım bunu da bilgi sağlıyor.Böylece, bilgi korur,söylemini bizzat yaşayarak deniyorum.

Çeşitli alem ve ortamlarda sayısını bilemeyeceğim farklı benlerimiz var.Hepsi deneyimlerini sürdürüyorlar.Ama bilincimiz veya patron tarafımız herhangi bir nedenle birine odaklandığında onun gerçeğini hissedebiliyoruz,gerçek benimizi kaybetmeden,sanki bir ikinci kişi gibi.

Bir an düşündüm bu bilgi aslında birliğin ne anlama geldiği konusunda soluk bir izlenim veriyor.Ayrıca dingin olmanın ve fizik ya da psişik saldırıya uğramanın dinamiği bizim içimizde.Saldırıya olanak tanımak parçalarınıza fazla dağınık olmakla ilgili gibi.O zaman uygun olunuyor,çünkü doğa boşluğu kabul etmiyor,boşluk bir şekilde dolduruluyor.Bilginin koruyuculuğu aslında enerji olan bilginin gerçek anlamda bir kalkan oluşturmasıyla ilgili.

Anda yaşamanın yararını da bu rüya ile bizzat kabul etmiş oldum.Çünkü bize kendini sunmaya çalışan binlerce deneyim türü var.Hatta bazıları olabildiğince negatif,bizi zorlayabilir.Bilincimiz düzensiz ve denetimsiz olarak gezindiğinde,flu olan benlerimizi ve onlara ait olan deneyimleri canlandırabiliyor.Ve o deneyimler sana hiç yabancı değil biraz garipsemekle birlikte kendine ait olduğunu kabul ediyorsun.

Anda olmak,diğer deneyimleri geçip onların özüne ulaşmak anlamına geliyor.Bir de medidatif olarak odaklandığında hissettiklerinin tanımı yok.


Reply author: bulut
Replied on: 01/07/2008 13:27:40
Message:

Tatıldeyım,bu yazıyı bir cafeden yazıyorum.

Yine rüyamdan uyanır uyanmaz kaydedecek bir araç aradım ama bulamadım.

Bugünlerde danışanlarma pratik bir çözüm olabilecek terapi yöntemi üzerinde duruyordum.Rüyamda bir yöntem üzerimde uygulamalı olarak açıklandı.

Rüyamda hissettiklerimle yazdıklarım arasında bir etki farkı var,neyi atladım bilemiyorum:

Bizi okumlu ya da olumsuz etkileyen her olgu gerçekleşmeden önce bir tür haber veya sinyal verir.Bir ağrı,ısı değişimi,duygusal yoğunluk,organlarımızda bir etki gibi.Kendini iyi analiz eden biri bu haberlerin ne ifade ettiğini çözebilir.İşte bu habere odaklanıp seçip ya da seçmemek kişinin elindedir.Olup geçmiş travmaları bile sonradan medidatif halde anımsayabilir,onların haber verici sinyallerini yakalayabilir,odaklanarak seçimimiz olmadığını düşünebiliriz.Sonuçta bu travmanın etkilerini silmiş gibi oluyoruz.



.


Reply author: ivrin
Replied on: 04/07/2008 05:01:15
Message:

quote:
Originally posted by bulut

Tatıldeyım,bu yazıyı bir cafeden yazıyorum.

Yine rüyamdan uyanır uyanmaz kaydedecek bir araç aradım ama bulamadım.

Bugünlerde danışanlarma pratik bir çözüm olabilecek terapi yöntemi üzerinde duruyordum.Rüyamda bir yöntem üzerimde uygulamalı olarak açıklandı.

Rüyamda hissettiklerimle yazdıklarım arasında bir etki farkı var,neyi atladım bilemiyorum:

Bizi okumlu ya da olumsuz etkileyen her olgu gerçekleşmeden önce bir tür haber veya sinyal verir.Bir ağrı,ısı değişimi,duygusal yoğunluk,organlarımızda bir etki gibi.Kendini iyi analiz eden biri bu haberlerin ne ifade ettiğini çözebilir.İşte bu habere odaklanıp seçip ya da seçmemek kişinin elindedir.Olup geçmiş travmaları bile sonradan medidatif halde anımsayabilir,onların haber verici sinyallerini yakalayabilir,odaklanarak seçimimiz olmadığını düşünebiliriz.Sonuçta bu travmanın etkilerini silmiş gibi oluyoruz.



.



Sevgili Bulut; ne demek istediğini net anlıyor biliyor uyguluyorum ama anlatamıyorum. Bu durum bende, rüyalardaki uyarıların dışında, gün içerisinde bir adımı atmadan önceki gelen tüm mesajlarla hepsi ama hepsi seçenekler sunuyor, lakin ben bunu yakaladığımda ve hatta doğruluğunu dahi bildiğimde de yanlış seçeneği tercih edebiliyorum!.. İşte çünkü orada, istediğimiz kadar odaklanalım o anda zihin-bilinç alttan devreye girebiliyor (yüzyıllardır özgür kalmasının alışkanlığı ile)! Ve onunla üretilen tüm zihinsel diyalog ve monologlar yeni duygu üretimine, dolayısıyla yeni otomatik düşüncelere, ve tabii ki eylemlere (hatalı seçimlere)sebep oluyor ve işleyiş (kontrol edilebilir kısır döngü) kontrol dışında ise hatta bir anlık bir sapmayla bile yanlış seçim yapılabiliyor.. ya da medidatif durumda iken geçmişe dair haber verici sinyallerini yakalasak ve onların seçimimiz olmadığını düşünsek bile, alttan zihnin otomatik önermeleriyle yanlış yönlenebiliyoruz.. o katmanlar halinde önermelerini sunmaya devam ediyor. Her ne kadar yakaladığımızı düşünsek bile alttaki katmanların farkına varamadığımız çok oluyor, o sessizlik içerisinde bile farkedilemeyen katmanlar var, bu önermeler ancak ruh bedenin tepkisiyle (duygular) tesbit edilbilir. Aksi takdirde travmanın etkilerini silmek yerine daha karışık halede sokabiliriz. Ama bunu ruh bedenin yanıltmayan tepkileriyle sağlamasını yaptığımızda ve ruh bilinç ile seçeneğimizi seçtiğimizde ise, duygu üretimi yerini huzura terk ediyor ve bu huzur sinyali ile doğru seçime yönelebiliyoruz. Rüya veya uyanık halde gelen mesajların doğru uygulanmasına dair mutlaka ruh bedenimizin tepkilerine kulak vermemiz gerektiğini ve düşüncelerimizi de bu yönde yönlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum nacizane.. yani bu durumda yegane rehber huzur oluyor. Aksi takdirde haber verici sinyalleri yakalamamızın pek de bir önemi kalmıyor, sadece biliyorsun ama bu kez de "bildiğim halde neden yanlış olan seçimi yaptım" demekten de kendini alamayacağın boyutlara gelme riskini taşıyorsun. Odaklanarak seçimimiz olmadığını düşünebilmek için doğru seçimin tesbitini yapmak gerekiyor bu durumda da ruh bedenin tepkilerini dikkate almak gerekiyor diye düşünüyorum. Medigatif halde olduğumuzda onun tamamen sessizleştiğini düşünmek büyük bir gaf olur kanaatindeyim o sessizlik içerisinde alınan kararın doğru seçimle alakalı olup olmadığının ancak huzur ile sağlamasını yapabiliriz ve bu huzur aldığımız karar ile ilgili olmalıdır madidadif halden kaynaklı anın huzuru ile ilgili değil, seçimlerle ilgili karara dair huzurdan bahsediyorum.

Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Yani anlatmaya çalıştığım aslında elimizde çok değerli bir rehberimiz var sadece bunu kullanmak gerekiyor. Doğasına aykırı hareket edemeyen bu değerli rehberimiz bence bizim en büyük servetimiz. Sevgiyle kalın..


Reply author: bulut
Replied on: 05/07/2008 13:23:04
Message:

Sevgili ivrin,

Düşündüğümün tamamını anlatamamanın sıkıntısını hep duymuşumdur.

Ben ötesi psikolojisinin ayak seslerini duyuyor gibiyim.Sanırım bu psikolojinin ilk neferleriyiz.Ama sizin içrek açıklamalarınız kapsama baya dokunuyor gibi.

Son zamanlarda yürüyen dönüştürücü merkezler olduğumuz düşüncesini iyice edindim.Fizik mental ve ruhsal,hatta enerjisel etkileri algılayıp bizim ve bağlı olduklarımız için dönüştürüyoruz.Gerçi primitif ve halen uykuda hallerimiz bazen zorunluluktan bazen kurnazlıktan etkilenmiş.Yaşadığımız yer buna çok uygun,her yiğidin harcı değil.Yarı doğrulup gözlerini uğuşturmaktan şimdilik mutluyum.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 07/07/2008 15:42:36
Message:

Sol diz kapağım zaman zaman ağrır ve eklem işlevi sırasında kıtır kıtır ses çıkarırdı.Geçen gün aynı sıkıntı yine kendini hissettirdi.Ben de rüyamda edindiğim bilgiyi uygulama açısından bu ağrının nedenini sorgulamak için ağrı ile yüzleşmeyi denedim.Her zamanki gibi tam iletişim kuramadığımı düşünürken benliğimi yabancısı olmadığım bir sıkıntı kapladı.Kendi kararımla güzelim rahatımı bozmuştum.Bu sıkıntıyı tatil nedeniyle gittiğim kafede duyuyordum.Burada henüz sigara yasağı uygulanmadığı için ister istemez dumanaltı oluyordum.

Tatilim bitti,o kafeye gidemiyorum.Tahmin ettiğiniz gibi dizimdeki ağrı şıp diye değil ama diderek azalmakta,umarım geçecek.

Tabi insanın dizi yaşlılıktan ve başka fizik nedenlerden dolayı ağrıyabilir.Ama o ağrıyı düşününce o anda sözkonusu olmasının olası olmadığı bir sıkıntının pat diye duyulması ilginçti doğrusu.Birisi oraya gitmeme tepki veriyordu.


Reply author: safran
Replied on: 07/07/2008 19:02:55
Message:

sevgili bulut ,

bazen vücudumuz biz bilmeden tepki verir, aynı senin ayağındaki ağrı gibi !
bedenin kirli havaya dahil olmak istemiyor ve oraya gitmemen içinde ayağında ağrı başlıyor olabilir elbette ağrının kaynağı bir çok sebeptende olabilir ama benim yazdığım gibi de olabilir ...

bunun dışında sen yinede iletişim kurmaya devam et,olmazsa bana mesaj at
( reiki için )bende yardımcı olmaya çalışayım ne dersin ?

geçmiş olsun ....


Reply author: ivrin
Replied on: 07/07/2008 19:53:28
Message:

Sevgili bulut, benim de midem hassastır ve ruh bedenim düşüncelerime duygu ile verdiği tepkilerde, eğer olumsuz yönde duygu üretmiş isem (hastalıklı düşünceler sonucu:P), ilk önce gastro intestinal salgılarım devreye girer ve ben hatalı yerde, konumda ya da düşüncede olduğumu hemen anlarım. Eğer kulak asmazsam işte o zaman mazallah değişik anksiyetelere varan tembelliğimin sonucu yaşadığım bir sürü sıkıntılar zincirine de meydan vermiş olurum. Ben de mesela gürültülü kalabalık, uğultulu seslerin olduğu yerlerden hoşlanmam.. ve nedense bunların arasındaki yapay sesler ve telepatik gelenler (özellikle samimiyetsiz olanlar) beni olumsuz etkiler. Ve başlar midem asid salgılamaya kulak asmam, bu kez yanmalar kramplara dönüşür, yine kulak asmazsam bu kez de gerilim aksiyeteleri v.s. zincirleme bir sürü tepki ile tembelliğimin cezasını çekerim. Özellikle telapatik iletişim konusundaki hassasiyetim yüzünden düşünsel olanlar da oldukça gürültü yarattığı için, benim daima uyanık ve tetikte olmam şart, ama malumunuz hepimizin yaptığı gibi tembellik işte:) Diyorum ya sevgili dostlarım en büyük rehberimiz daima bizimle ve hiç durmadan uyanışımız için uyarılarını vermeye devam ediyor, neyi takip edersek edelim o bizi doğru sonuca götürüyor yeter ki tembelliği bırakıp takibe başlayalım yani hiç bir şeyin tesadüf olmadığını bilip gereken sorumluluğumuzu alalım. Bir şey söyleyeceğim ama gülmeyin artık takip konusunda öyle ustalaşmışım ki atıyorum bir kas seyremesi bile söz konusu olduğunda hemen yanlışımı bulup doğru olana yönlenmek için o değerli rehberimin huzur üretimi sergileyene kadar durumumu sorguluyorum ve arkadaşlarım artık bana gülüyorlar "dikkat edin arkadaşın gözü seyredi, bir hata yakaladı şimdi gardını alacak" şeklinde benimle şakalaşıyorlar:) Ayrıca takibin en güzel yanı ne biliyor musunuz arkadaşlar hep anda kalıyorsunuz yani hep gerçeğin içinde.. düşünsenize elinizi yıkıyorsunuz ve suyun dokularınızla hissettirdiğinin tadını çıkarıyorsunuz ya da attığınız her adımda ayak tabanlarınızdaki canlılığı:) hele nefes alışımızın hazzını size anlatamam bir de derin derin çekmeye başladığınızda kaval kemiklerinizden yukarı doğru yayılan o süptil enerji var ya daha ne olsun sevgili dostlar öyle değil mi ya;)

Sevgiyle..


Reply author: bulut
Replied on: 08/07/2008 11:20:25
Message:

Sevgili Safran,

Yardım etme teklifiniz için çok teşekkür ediyorum.Gerçekten dizkapağımdaki ağrının nedeni bedenimin bir tepkisiymiş.Tamamen geçti gibi.
Eğer birbaşka nedenle yardıma gerek duyarsam iletişim kuracağım.Sevgiler.


Reply author: ivrin
Replied on: 11/07/2008 15:18:00
Message:

Sevgili Bulut; bir de genelde acil durumlarda geliştirip uyguladığım bir çözümden bahsetmek istiyorum. Ben de sigara içilen ortamlara girince hastalanan biri olarak, yıllarca nefes yollarımda büyük sıkıntılar yaşadım. Sigara içilen ortamdan çıktıktan sonra her nefes alışımda, göğüsümde sızı ve boğazımda yanmalar olurdu.. ve ardından mutlaka iltihabi bir durum yaşar antibiotik v.s. tedavilere başvurmak zorunda kalırdım. Sonra düşünce sistemini tanıdıkça, bunların da hatalı yaşantımıza yönelik ruh bedenin mesajları olduğunu kavrayınca yeni bir yöntem geliştirdim. Çünkü sigara içilen ortamlarda bulunmak zorunda olduğum anlar vardı ve olmaya da devam edecekti.

Yaptığım şey şu oldu; Ne olduğumu bilip gücümü sonuna kadar kullanmayı denemek!
Bu nasıl gerçekleşti; bu tür ortamlara giderken, ne olduğumu bildiğimi hatırlamayı seçmeye başladım. Dünyasal hiç bir olumsuzluğun benim yüce realiteme zarar veremeyeceği gerçeğini bildiğimi. Oradaki içime çektiğim nikotinin bir toz olduğunu ve yıkanınca akıp gideceğini, ve benim şifa yeteneğimle tortularını dahi kazıyacağımı bildiğimi hatırlamak. Nikotin bana zarar veremezdi!

Hani o sağlığımız için doğasına en uygun tepkiyi veren ruh bedenimiz var ya, işte ona ne kadar büyük ve güçlü olduğunu arada hatırlatmak gerekiyor sanırım ya da bu gerçeğin daima orada kalmasını sağlayan inanca dönüştürmek. Gerçi inanç sakıncalı ve inanca dönüşmesi taraftarı değilim ama en azından her seferinde ona bunu hatırlatmak inan çok işe yarıyor.

Benim artık nefes yollarımda iltihabi her hangi bir olay yaşamam söz konusu dahi ol(a)muyor.

Belki bunu denemek size fayda sağlayabilir sevgili Bulut.

Eskiden bu hassasiyetimi bilipte şimdi bunu görenler nasıl bir tedavi uyguladığımı soruyorlar, anlayabilen dostlarıma açıklıyorum anlayamayacak olanlara ise biraz ironik ama gerçeğe en yakın olan cevabı veriyorum "benim ışın kalkanlarım var" diyorum;)

Sevgiyle kal..


Reply author: bulut
Replied on: 16/07/2008 14:06:22
Message:

Sevgili İvrin,

Yoğun tercih çalışmalarımdan zaman bulup önerini okuyabildim.Gerçekten bedenimize aldığımız şeyler hakkındaki bilgilerimizi geçerek arzuladığımız etkiyi samimi ve tutkulu bir istekle bekleyebiliriz.Bunu deneyeceğim.

Şu sıralar zihinsel olarak ortak temamıza zaman ayırmakta zorlanıyorum.Doğrusu bu beni rahatsız ediyor.Ama gün gün hissettiğim bütünlük ve kendiliğindenlik hissi beni sevindirip mutlu ediyor.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 08/08/2008 15:58:15
Message:

Bu günün bizim için önemine uygun olarak kaliteli(ne demekse)rüyalar görmek için kendimi hazırladım.Doğrusu başta yuva olmak üzere boyutlararası seyahati umuyordum.Tabi ne haddine demenizi önermem,çünkü kendikendimize koyduğumuz en yenilmez engel budur.
Neyse bu beklenti ile akşam uykuya daldım.Önceki rüyalarımda aktardığım gibi bizim paralel evrenlerde farklı varyasyon kişiliklerimiz var görülüyor.Rüyada bu kişliği sergilemekle birlikte,esas kişiliğin hep baskın kalıyor.Bırakın rüyayı,tamamen uyanıkken bile,kendimize, bu ben miydim,sorusunu sorduğumuz oluyor.
Paralel evrenin birinde(paralel evren mi,duygusal bir yoğunluk mu bilemeyeceğim)eşim ve ben yönetime karşı büyük bir suç işlemişiz.Yönetim eşimin idamına karar veriyor.Ağır bir ceza gibi görünüyor ama benim cezam daha ağır.Eşim infaz edildiğinde ben de kendimi infaz edeceğim.Hem de,bazı memurların kullandığı,küçük notların yazılı olduğu kağıtların toplandığı çivili tahta ile, tam kalbime saplayacağım.
Biliyorum sizi bunalttım ama yazmaya söz verdiğimi anımsatacağım.Ölüm korkusu ve acısı ne demek ben rüyalarımda öğrendim.hem bu tema belli aralıklarla yineleniyor.Ancak ölümü kabullenişim ve o korkunç hamleyi yapmaya hazırlanışım çok öğreticiydi.Umarım bu yaşamımda aynı tercihi yapmama gerek bırakmayacak derecede dersimi öğrenmişimdir.


Reply author: ivrin
Replied on: 08/08/2008 16:20:02
Message:

Sevgili Bulut; öğrendiğiniz kadarıyla o öğretilerin sizdeki sonucunu bizimle paylaşır mısınız? Deneyimlerimiz ortak bir sonuç elde etmemize yardım ediyor, özellikle ölüm korkusuna dayalı yani o gerçekleştiremediğimiz teslimiyet hakkında, bir hayli tarife ihtiyacımız olabiliyor. Bunu sunmak size kalmış sunduklarınızdan almak ta almak isteyenlere, ama ben kendi adıma bu öğretiden özümsediğinizi öğrenmek isteğindeyim, karar tabii ki sizin her ne olursa saygıyla..


Reply author: bulut
Replied on: 08/08/2008 17:21:41
Message:

Sevgili İvrin,
Biryerde ortak deneyimlerimiz olarak düşündüğüm için rüyalarımı paylaşıyorum.Bence ortak bilincin zorlamalarını böyle böyle göğüslemeyi öğrenebiliriz.
Uzun uzadıya geçmiş yaşamlarımı bilinçli olarak anımsadığımı söyleyemem.Ancak rüyalarım onların bilinçaltımdaki etkilerinden esinleniyor olabilir.Ya da belirtmeye çalıştığım gibi yaşamlarımızın sayısız varyasyonlarına,paralellerine rüyalarımda dalışlar yapıyorum.
Sanırım bu yaşamlarımdan birinde uzun uzadıya,sindire sindire ölümü beklemişim.Bu yaşantıyı tekrar tekrar yaşıyorum.Burada bir eksiği tamamlamaktan daha çok,ölüm olayına bakışım ve kabullenişim ilgimi çekiyor.Ancak açıkyüreklilikle yazmalıyım ki zorlu bir süreç,insan çeşitli duygular arasında gidip geliyor.En korkağından en cesuruna kadar.Biryerde insanın duyması gereken tüm duyguları yaşıyorsun.
Şunu da eklemeliyim.üçüncü boyutta kanlı canlı olmanın kıymetini bilmeliyiz.Onu yitirmek üzere olmak bilgisine şükrediyorum,minnet duyuyorum.
Bir de sevgili İvrin,çok güçlü olduğunu söylemeliyim.Sevgiyle


Reply author: ivrin
Replied on: 08/08/2008 18:38:37
Message:

Sevgili dostum, ben de bu duyguları ölüme teslimiyet deneyimlerimde çokça yaşıyorum ve ne kadar güçlü olduğunu ben de söyleyebilirim. Ve evet bende sizin gibi kanlı canlı olmanın kıymetini yeterince bilemediğimizi düşünüyorum. O sebebeple istedim ki 08 08 2008'den itibaren benim öncelikle kanlı canlı olmamın kıymetini anlamam gerekiyor. Beslendiğimiz ortak bilinç bizleri rüyalarımız veya deneyimlerimizle bir araya getiriyor.

Dün bir arkadaşıma bu konudaki kararımı bildirdim ve dedim ki; geleni yaşamak konusunda acı-tatlı, iyi-kötü ayırımı yapmadan tanrısallığımın bu giysi içerisindeki tüm seçimlerinin tadını çıkarmalıyım. Ağlamam gerektiğinde bağıra bağıra ağlayıp yürğimdeki acıyı doyasıya yaşamalıyım, bu saliverme enerjimi tüketmez ama direniş tüketir.. gülmem gerektiğinde de sonsuz kahkahalar atmalıyım.. bunlar seçimlerim ise sınavlara takılı kalmadan öğrendiklerimle yetinip tadını çıkarmalıyım. Sınavlarla zorlamak kendi özgür irademe dayatmadır, sınav var ise tamam onuda öğrenme amaçlı yaşamalıyım, zorlamamalıyım böyle yapmak yerine kabulden geçirip sevgi ile salıvermeliyim. 08 08 2008 benim için bu kararın başlangıç günüdür, nasıl girdiğimize önem veriyorsak artık zorlamanın alem yok. Zaten sanırım ölüme teslimiyet gerçekleştiği gün yani yaşarken ölmek nötrleşiyoruz, o halde varolanları yaşama fırsatımız kalmıyor. Evet deneyimlemeye devam etmek ya da rüya ile gelenleri bilmek güzel yanı olabilir ama zaten olacak olanı deneyimleme fırsatımız saklı öyle değil mi, o halde olacak olduğunu bilmediklerimizi deneyimlememiz gerekiyor. Tabi bu benim kararlılığım ama gelişme adına değişebilir sabit değil, yani bugünkü kararlılığım. Belki bundan sonraki ölüme teslimiyet deneyimlerimi bir tanışma ve bir sorumluluktan öte bir heyecan ve merak giderme oyunu olarak gerçekleştirebilirim;) nasılsa beslendiğimiz ortak bilinç sunumlarına devam ediyor. O güçlü duygunun heyecanını hatırlıyorum ki siz de yaşıyormuşsunuz, mesela bunun eğlenceli olduğunu bilmek;) zamanı geldiğinde sadece olanı yaşamak. Hep ölüm dendiğinde aklıma Sokrat'ın infaz edilirken uyku ilacını ret edişi geliyor, diyor ki ben ölümü deneyimlemeliyim, onu yaşamalıyım, ölümden sonra yaşam varsa da yaşamalıyım yoksa da yaşamalıyım ö halde uyutulmak istemiyorum. Mesaj çok açık; her anı sadece yaşamak!

Sevgiyle..


Reply author: ivrin
Replied on: 09/08/2008 08:44:41
Message:

Sevgili Bulut; eğer izin verirsen senin konu başlığın altında kendi rüyalarımla alakalı bir kaç soru sormak istiyorum. Ben çocukluğumda rüyalarımla oldukça net mesajlar alırdım, sonra bu mesajlar giderek azalmaya yani ben sanırım gördüğüm rüyaları hatırlamamaya başaldım. Çünkü bildiğim kadarıyla rüya görmeme şansımız yok, görüyoruz ama hatırlamıyoruz öyle değil mi? Sizce ben artık rüyalarımı neden hatırlamıyor olabilirim? Bir ara geri dönmüşlerdi çok kısa sürdü ve artık yine hatırlamıyorum. Acaba gördüğüm rüyalardaki mesajlar çok kritik ve değerli olabilir ve bunların hatırlanması zarar verebilir nitelikte olabileceğinden, yüksek bilinçliler tarafından bir çeşit engellenmeye tabi tutulmuş olabilir miyim ne dersiniz bu konuda fikriniz nedir? Kişi neden rüyalarını hatırlamaz ve yeniden hatırlamak için ne yapmalı? Bu konu sizin uzmanlık alanınıza giriyor diye düşündüğüm için rahatlıkla soruyorum cevap verip vereme özgür iradenize kalmış saygı duyarım.

Sevgiyle dostum..


Reply author: bulut
Replied on: 09/08/2008 12:41:09
Message:

Sevgili İvrin,

Psişik,özellikle metapsişik bilgilerin denetlenmeleri zor olduğu için insan bu konularda kesin konuşamıyor.Lütfen yanıtlarımı değerlendirirken bunu gözönünde bulundurun.Yoksa yararlı olduğuna inandığım her bilgiyi,belli oranlarda kişiye özel olanlarını bile sizlerle paylaşırım.
Genellikle rüya gördüğümüzü sanıyorum.Biryerde rüyasız uyku bana daha zor geliyor.Yaşın küçükken daha çok anımsaman duygu ve düşüncelerinin saflığıyla ilgili.Büyüdükçe parazitlerin çoğalması anımsamayı engelliyor.
Bir de bizim gayretlerimize karşılık ilahi bir irade,bizim seçimlerimizi hassas bir dengede denetliyor sanıyorum.Yani senin seçimine rağmen bir bilginin ertelenmesi düşüncenize de dikkat etmek gerekir.
Rüyalarımızı yönlendirmek,etkilemek ve daha çoğunu anımsamak için uykuya geçmeden önce bilinçaltını programlayınız.Malum uyku öncesi bilinçaltının,bilincin zayıflaması nedeniyle,telkinlere açık olduğunu biliyoruz.Bir aynadaki görüntünüze bakar gibi kendinize bakın.Öyle bir duygusal bağ oluşsun ki,bunu yaşayıp hissedin. kıvama geldiğinizde isteklerinizi bilinçaltına bir bir ifade edin.Sonra aynadaki görüntünüzün gözleriyle kendi gerçeğinize bakıp önerileri sevgiyle aldığınızı ifede edin.Bu arada zaten uykunuz gelmiş olur.Renkli rüyalar.Sevgiler.


Reply author: ivrin
Replied on: 09/08/2008 13:49:56
Message:

Evet haklısınız, sanırım zihinsel doluluk, yani boş alanımız yok ki hatırlayalım buna katılıyorum. Denetlenme konusu şimdilik bende şüpheli, çünkü özgür irade yasası var. Ama tabi bir de özgür iradeye saygı duymayan negatifler var:( her neyse ben sizin önerinizi dikkate alıyorum şimdilik zihinsel doluluk olarak bakıp bakalım bu tespit ile sorunu çözebilecek miyim, en kısa zamanda deneyeceğim. Çok teşekkür ederim sevgili Bulut:)

Sevgiler..


Reply author: bulut
Replied on: 18/08/2008 17:23:17
Message:

Bu sıralar rüyalarımı kaydetmeyi aksattığım için,gördüğüm rüyaların ayrıntıları neyse de,rüyalarım hakkındaki,yine rüya içindeki yorumlarımı aynen anımsayamıyorum.Şu anda bile asıl hissettiğimi tam olarak anlatamamanın üzüntüsünü duyuyorum.

Geçenlerde rüyamda evimizdeki odamda birtakım bulutumsu figürler belirdi.İnsan yüzleri,kediler,köpekler ve diğerleri.Uyanıkken de görmeyi istadiğimi anımsayıp korkmadım.

Bu görüntülerin nedeni konusuna odaklandığımda, anımsadım,bir celsede kasyopyalılar bunu aura kayması veya taşması olarak yorumluyorlardı.Ya da ben öyle algılamıştım.

Bu rüyamı yazsam iyi olur diye düşündüren bir gazete haberi oldu.Sanırım Edirnede bir adamın uçtuğunu görmüşler,korkup mevlüt okutmuşlar.

Bu görüntünün bir aura geçişi olduğunu düşünüyorum,eğer bir başka amaç için uydurulmamışsa.Rüyamda aynen düşünmüştüm.Böylesi görüntüler artık bizi korkutup şoka sokmamalı.Ben rüya deneyimi ile biraz etkilendim. Çünkü yeni enerjiler ve geçiş portalları,boyutlar arası eşiklerde pasaport kontrolünü oldukça kolaylaştırdı gibi.Vize de gerekmiyor.


Reply author: bulut
Replied on: 01/09/2008 11:59:29
Message:

Artık bir rüya ülkem ya da şehrim olduğunu adım gibi biliyorum.Bir diğer bildiğim de şehrim bütün özellikleriyle bildiğimiz şehirler gibi ama hiçbiri değil.Çünkü rüya konusunda ne kadar hatırlayabilirsem o kadar geriye gittim.O şehirler benim mantalitemle doğrudan illşkili. Yani benim zihinsei kapasitem ve atmosferim neyse şehirlerim ona göre dizayn oluyor.

İlk şehirlerim oyun ve eğlence ağırlıklıydı.Parklar ve bahçelerle doluydu.Daha sonra sinema ve spor kompleksleri ağırlık kazandı.Şimdilerde şehrim okul ve deney ağırlıklı ama eskileri kadar güzel değil.Sanki kasaba gibi,daha kırsal.

Yaratım sözcüğü üzerinde düşünmeliyiz.Şimdiye kadar daha çok bizden ayrı,bize rağmen,yargılayıcı yaradan fikrine odaklandık.Gerçi inanç akaidlerinde yaradan varlık ilişkisi açıklıkla vurgulanmışsa da,inanç baronları yararlanma ve kolay yönetme amacıyla dikkatimizi bu gerçekten uzak tutmuşlardır.

Mevlana zamanında Şems ile ilişkisi açısından,zamanımızda engin hoşgörüsü bakımından aynı amaçla eleştirilmiştir.

Rüyalarımda sezinlediğim kadarıyla oluşum, bir zihinsel projeksiyon.Çevremiz,bir dereceye kadar eterik çevremiz bile insan mantalitesinin bir ortak yansıması.Ama ortak bilinci oluşturacak olan insan varlığı da mutlak bilincin bir yansıması.Yaradan imajinatif yaratımlar üzerinde mutlak bir hakimiyete sahip,insan varlığı ise bu hakimiyete sonsuza kadar ulaşmaya çalışacak.

Rüyamda bu şehrin bana ait olduğunun farkına vardım.Rüyada olup olmadığımın ayırdında olmak için klasik yöntemi uygulayıp,dilimi ısırdım,ama acıyı hissettim.Ha rüyada değilim ama bu şehri de rüyalarımda görüyordum diye fikir yürüttüm.Neredeyse rüyasız bir anım olmadan,sanki normal bir yaşam süreciymiş gibi,sabah uyandım.Tabi kafan karıştı.Ben rüya ile gerçeği nasıl ayıracağım?


Reply author: bulut
Replied on: 21/10/2008 17:43:00
Message:

Bazı rüyalarımı içerikleri nedeniyle kötü bulur,beğenmezdim.Kötü diye nitelediğim rüyalarımın bazılarından uyandıktan sonra belli bir amaçlarının olduğunu düşünmeye başladım.
Bilinçaltı ifadesi veya önalgı özelliği olanlar elbette bilinen yararları için analiz edilirler.Ancak bazıları içeriklerinin özelliği nedeniyle "ŞOK"yapmak amacını gözetiyor olabilirler.Tıpkı düşünce düzeni karışanlara tokat atmak gibi.
Rüyalarımızda astral olarak çalıştığımızı biliyoruz.Bazen astralimiz amacı gereği farklı ortamlara gidip farklı düzeyde titreşiyor gibi.Bu haldeki astralin bedenine yerleşmesi bir uyum sorununa neden oluyor olabilir.Tıpkı bir uçağın hava alanına inişindeki güvenlik gibi.İçeriği nedeniyle şok rüyaları astralin ritmini daha kısa sürede düşürüp onun bedene ve boyutumuza uyumunu sağlıyor sanırım.Bu olasılığı düşünmek, bazı rüyalarımız için bizi huzursuz edecek analizlerden kurtarabilir düşüncesindeyim.


Reply author: bulut
Replied on: 26/10/2008 09:55:28
Message:

Yeni çağ bilgisinin,yeni enerjinin, bedenime,benliğime ve mantaliteme yaptığı olumlamaları görmemek hissetmemek olası değil.Kendimi daha sağlıklı,daha enerjik ve motive olmuş hissediyorum.
Doğal olarak,bir danışman olduğum için psikolojik ya da enerjisel sağaltım teknikleri üzerine daha çok odaklanıyordum.Önce kendi üzerimde,çakra dengeleme diyemesem de,fizik,duygusal ve mental yanlarımın farkında olup dengelemeyi denedim.Sonra Duygusal Özgürlük Tekniğini uygulamaya çalıştım.Hem kültürümüz hem de benim danışanlarımın küçük öğrenci oluşları çalışmalarımda umduğum verimi almamı engelledi.Ancak aradığımı buldum sanıyorum.
İçeriğine ilgi duyduğum bir forumda bir doktorun uyguladığı çok ilginç bir tekniği anlatan bir yazı okudum.
Pasifik adalarında bir akıl hastanesi.Hastalar ağır ve saldırgan.Personel sürekli saldırı endişesi altında.Bu nedenle ilgili personel kaçıyor veya istifa ediyor.
Sözkonusu psikiyatrist burada çalışmayı istiyor.O çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra hastalar sakinleşiyor.İlaç tüketimi azalıyor.Hastaların ayaklarındaki prangalar çözülüyor.Personel bu güzelim adada çalışmanın keyfini çıkarıyor.
Doktorun başarısını merak eden ünlü bir yazar doktora soruyor:Nasıl başardın?Doktor yanıtlıyor.
Önce peşinen kabul ettim ki hastanın hastalığı ne olursa olsun o hastalığın temel nedeni bende vardı.Bu hastalığa ben neden olmuştum.Bu nedenle kendimdeki hastalık arazlarına yöneliyor,önce kendimi tedavi ediyorum.Sonuçta hastalar tedavi olmuş oluyorlar.Ayrıca hastaların dosyalarını alıyorum,açıyorum,onları sevdiğimi söylüyor,ortaya çıkan bu hastalık durumu için özür diliyorum.
Artık biliyorum ki bu sağaltım şeklini alışılmadık ve mucizevi yapan benim kabullerim.Oysa birlik bilincini,holografik evren yapısını,kuantum düşünce biçimini düşünürsem,asıl uygulanan birbirinden kopuk yöntemlerin sonoçları alışılmadık gelmeliydi.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 26/10/2008 11:54:24
Message:

Evet çok güzel bir yaşanmışlık sevgili bulut.Düşünsene bizi hiç kimsenin sevmediğini ve neler hissederdik dünyaya karşı!Acı içte öyle büyürdüki, bizi sevmedikleri için kendimizide sevemezdik ve madem böyle tüm dünyaya negatif duygularla isyan ederdik zarar verirdik.Ama biri çıkıpta seni anlıyorum ve seni çok seviyorum dediği anda(ancak bu gerçek titreşiminde söylenir ise) ne hissederdik!Önce yadırgasakta kabullenmemek için dirensekte içimiz kıpır kıpır olur, sevginin titreşimleriyle huzuru ve mutluluğu duyumsardık ve ardından kendini sevmeye ve kendine emek vermeye başlar insan.Katillerin ve delirenlerin en büyük sebebi sevgisizlikten başka hiç bir şey.Ama insan başkalarının sevgisine dayanmadanda kendini sevmeyi ve kendine emek vermeyi öğrenmeli.


Reply author: bulut
Replied on: 26/10/2008 15:04:31
Message:

Sevgili zer-zivi,

Evrenin yapısını ve bu yapı içinde varlığın konumunu dikkate alırsak, insanın kendisi hakkındaki her hareketi,tutumu,duygusu ve düşüncesi, bütünedir.Bence özet budur.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 26/10/2008 15:09:00
Message:

Güzel bir özet:)............


Reply author: bulut
Replied on: 04/11/2008 14:38:48
Message:

Önceden yazdığım gibi işim gereği terapi haber ve bilgilerine daha bir dikkat ediyorum.Doğrusu değişik amaçlı bile olsa değişik yöntem ve teknikler çok işime yarıyor.
Kendim için olmasını istediklerim arasında,sıkıntılara göre uygulayabileceğim sağaltım teknikleri var.Bu tekniklere yeni enerji ve quantum düşünce alanında çok sık rastladım.
En son öğrendiğim teknik Havaii'li bir psikiyatristin uyguladığı opopono tekniği.
Rehberlik edeceğim öğrencimin resmini önüme alıyorum.Kuvvetli olarak sevgi temelli duygusal bir bağlantı kuruyorum.Bağlantının gücünü hissettikten sonra,sözkonusu aksaklık konusunda bana aynalık ettiği,bendeki bu düzensizliğin farkında olmamı sağladığı için ona teşekkür ediyorum.Ayrıca bu düzensizliğin onda tezahür etmesine neden olduğum için ondan özür diliyorum.Böylece neden olan ve etkilenen karşılıklı bir'leştirilmiş oluyor.
Bazı teknik,yöntem ve ritüellere gereken dikkati vermekte zorlanırdım.Ama bu yöntem bana o kadar yakın ve tanıdık geldi ki anlatamam.İçimdeki kabullenişi anlatmak olası değil.
Şimdilerde en sıkıntılı öğrencilerim çevremde fır dönüyor,öğretmen arkadaşlarım,veliler, olumsuzluk bekledikleri öğrencilerdeki sağduyulu tutuma aaaa diyorlar.Ya biz basiti ne kadar zora sokmuşuz anlamak çok zor.


Reply author: Tsunami
Replied on: 04/11/2008 22:44:59
Message:

Ben bu teknigi, karsilikli sorun yasadigim kisiler icin deneyecegim sevgili bulut. Fakat merak ettigim sey, ögrencin ve senin arandaki iliski mi sifalaniyor (degisiyor, cözümleniyor) yoksa resmi üzerinde calistigin kisi mi? Ilginc bir yöntem, denemek gerekli.


Reply author: bulut
Replied on: 05/11/2008 09:53:31
Message:

Sevgili Tsunami,

Ho'oponopono uygulaması hakkında yazdıklarım, benim anladığımı uygulamamın sonuçları.Ancak iyi sonuç aldığımı söylemeliyim.

Aslında sağaltılması gereken tabii ki danışan.Ancak birlik bilincine göre danışan ve danışman aslında bir.Buna göre danışman danışanını hiç görmese bile gizil yanlarını irdeleyip,danışanını rahatsız eden özellikleri sorgulama olanağına sahip.Bu nedenle danışanıma sorunun ayırdında olmamı sağladığı için teşekkür ediyorum.Ve devamla bende de olan bu sorunun danışanımda baskın hale gelmesine neden olabileceğim için özür diliyorum.

Bu uygulamaların hissedilir bir sevgi ve birlik iletişiminin içinde yapılması gerektiğini hadi yine söyleyeyim.

Siz de yapacağınız uygulamaların sonuçlarını paylaşırsanız sevinirim.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 22/11/2008 15:28:47
Message:

Yanılmıyorsam çekim dalgaları sarmal veya helezon şeklinde salınıp bütün evreni kaplıyorlar,aklımda öyle kaldı.Bunu ben düalitenin birbirine bağlı olarak devamlılığı şeklinde yorumluyorum.Sonsuzluk simgesinde olduğu gibi.
Bu bağlantılı süreci yaşantımda da izliyorum.Hatta, yukarıda olan aşağıda olan gibidir,ifadesini sarmal biçime göre yorumluyorum.Aksi halde bir kesilme,bir kopukluk olurdu.
Ancak panoramik olarak baktığımızda gen dizilişinin ifade edildiği sarmal merdiveni görebiliriz diyeceğim.Kısmen bakmış olsak bile düalitenin iki kutbunu bir bükümde görmek olası.
Bir zen ustası,"dağlar dağ gibi,nehirler nehir gibi.zen'e başlayınca değiştiler,usta oldum,yine eskisi gibi oldular,der.Bu da sarmal sürecin değişik bir ifadesidir.
Zaman zaman bloke olduğum olmuştur.o zamanlarda edindiğim her bilgi ve deneyim bana anlamsız görünür.Her türlü duyguyu özellikle olumsuz olanları çoklukla hissederim.Bu durumumun farkında olduğunda edindiğim bilgi ve deneyimleri acımasızca sorgularım.Sonra kendimi toparlayacağıma,varsaydığım çeşitli ölçütlere göre yaşayacağıma söz veririm.Ne yazık ki ne zaman kuvvetle,tutkuyla kendimi kasarsam sorguladığım yaşantılarım daha çok olmuştur.
Deneyerek görmüşümdür ki,ne zaman söz ve yaptırımlardan uzak kalmışsam taşlar yerine oturmuştur.Şimdilerde endişe,korku,kararsızlık gibi bazılarının besini olarak nitelenen negatif enerji kaynakları kurumuş gibi.Zaten bütün bunlara kendimin izin verdiğimi iyice anladım.Sarmalın iki tarafı olmasına rağmen istemediğim kısmı varlığını sürdürüyor fakat benim için ifadesini dengeleyebiliyorum.


Reply author: damdam
Replied on: 22/11/2008 20:30:45
Message:

Sevgili bulut

Çekim dalgalarının helezon şeklinde salındığı doğrudur ve yaşantılarımızdaki salınımı ise kendi deneyimimde tespit edebildiğim kadarıyla şöyle;

Herhangibir şimdiki anda canımızı sıkan, negatif deneyimleri ardarda yaşamaya başlıyoruz ve eğer dikkat edilirse deneyimler birbirine benzer oluyor ve tamda bu durum çekim dalgalarının yükselmeye başlayıp negatif deneyimi realitelerimizde yaratmaya başladığımız anla aynı tip negatif deneyimlerin yaşandığı süreç dalganın tavan yaptığı ve en çok yükseldiği zaman dilimi oluyor...

Bu anda tüm farkındalığımızla çekim yarattığımız dersimizin duygusal dengesini bulup arınma yapılması gerekiyor..

Sonrasında çekim dalgası en tepeden yavaşça alçalarak inmeye başlıyor, bu süreçte negatif deneyimin dengelenmesindeki idrak düzeyine göre yaralar sarılmaya başlıyor, normale dönüyoruz...
Ve dalga zemin noktasına geldiği anda süreçte edinilen dengenin notuna göre ödüller veriliyor...
BU tarif etmeye çalıştığım süreç kişinin astrolojisi ile de uyumluluk gösteriyor..

Aynı döngü tekrar başka bir negatif blokaj yaratım alanına gelene kadar yada başka bir deyişle yeni bir çekim dalgası ve helezon yaratana kadar gelinen zemin noktası rahatlık ve rutinin yaşandığı yaratım alanımız oluyor..

Bunlar da benim gözlemlerim, ve önemli bir ayrıntıyı unutuyordum, blokajlar temizlendikçe helzonun zemin ve tavan noktası dengeleniyor ve dinginlik halinde oluyoruz ...


Reply author: bulut
Replied on: 23/11/2008 08:41:30
Message:

Sevgili Damdam,

Sarmal çekim dalgalarının bizzat yaşantınız üzerindeki etkisini,bir anlamda denge ve kontrolünü ne güzel ifade etmişsiniz.Zaten ezoterik ve içrek bilgilerin pratiğe dönüşmesinde deneysel bir yeteneğiniz olduğu belli.Ben yaptığım danışmalarda başta eft olmak üzere diğer çalışmalarınızı da uygulamaya çalışıyorum.Bu fırsattan yararlanarak çok teşekkür ederim.Sevgiler.


Reply author: damdam
Replied on: 23/11/2008 12:10:52
Message:

Rica ederim:)))


Reply author: bulut
Replied on: 28/11/2008 09:28:31
Message:

Bir kitapta,"içsesimize nasıl güvenebiliriz?"sorusuna verilen yanıtları okumuştum.Bazen bu soru benim de aklıma takılır.Test edilmesi gereken birçok bilginin bulunduğu bu sıralar,iç sesimizin güvenilirlik özelliğini ister istemez aklımıza getiriyor.Çünkü güvenebileceğimiz en yakın ve güvenli kaynak iç sesimiz.

Doğrusu dün akşam aynı soruyu zihnimde taşıyarak rüya deneyimlerine gittim.Farkına vardım ki,rüya deneyimindeki herşey, ya denetlendiklerini bildikleri için, ya da zihnimdeki takılma nedeniyle bana karşı tedirgin ve çekimser gibiydiler.

Sabaha yakın uyandığımda rüyalarımı gözden geçirirken,farkında olma niyetinin her bilginin yutturulamayacağı hissini kuvvetle hissettim.Aynı zamanda kasılmaya neden olup akışı engellememesi için uyanıkken "Sessiz sesinin derinliğinden gelen"ifadesi adeta zihnime çakıldı.

Sessiz sesin derinliğini iki şekilde yorumladım.Birincisi sessizliğe bürünüp içe yönelmek,ikincisi iki ses arasındaki sessiz zamanı ustalıkla yakalayıp iç uyarıları değerlendirmek.

İki ses arası oluşturulabilir.Önce bir mantra,nota ya da yüksek içerikli bir ifade söylenir.sonra susulur aynı ifade belli bir süre sonra yine söylenir.Kendinde farkındalığın yükseldiğini hissettiğin bir arada sessizliğin sesine kulak verebilirsin.Bakalım ne diyecek?


Reply author: bulut
Replied on: 07/12/2008 22:20:44
Message:

Rüyamda tam farkında olmadan bir markette alışveriş yaptığımı gördüm.Tam farkında demem o ki,bazı rüyalarımı.rüya olduğunu bile bile yaşarım.
Markette çeşitli ürünleri öylesine inceledim.Bazılarının üstünde alarm düzeneği vardı.İçimden bu ürünü habersiz dışarı çıkarsam alarmı öter diye geçirdim.
Sonuçta birşey almadan marketten çıkmak istedim.Ancak kapıdaki görevli dedektörle üstümü aradı,birden dedektör alarm verdi.Ayakkabımın altından düzenek çıktı.Herkes yüzüme hayretle bakıyordu.Kılığımdan, kıyafetimden, yüzümden aşırıcı olabileceğimi çıkarmakta güçlük çekiyorlardı.Bense önce derin bir utanç duydum.Karmakarışık duygular içindeydim.
Sonra duygularım yatıştı.Durumu muhakeme etmeye başladım.Rüyada olmama rağmen bu durumdaki beni kendimin bir veçhesi olarak yorumladım.Çok farklı bir yanımın duygularını hissettiğim için şükrettim.
Rahat ve halimden memnun tutumum çevremdekilerin dudaklarını bükerek oh ooh diye kınamalarına neden olmuştu.Ancak güvenlik görevlisi "yahu bu adamda sadece alarm aleti var,bağlı olduğu ürün yok.buna biri eşek şakası yapmış"dedi. En çok ben şaştım.Olsun ya, aşırıcılığın deneyimini aradan çıkardım diye düşündüm.


Reply author: pandora76
Replied on: 08/12/2008 03:30:08
Message:

Rüyalarınızı okuyorum ve hep okuyorum çünkü bende gecenin bir saati uyanıp rüyalarımı yazıyorum bazen.Annem kimseye anlatmamalısın diyor bazı rüyalarım için ve anneler ne söylerse iyi söyler diyorum:)Ama açıkçası bende rüyalarımı anlatabilmeyi çok istiyorum.

Doğum günümde rüyamda İsa olduğu söylenen birini gördüm.Şüpheciyim ya,rüyada bile inanamıyorum:)Hatta o da bana"şüphe duyuyorsun benden,biliyorum"diyor."Çarmıha gerildinmi" diyorum ona;sonrasında Meryemi görüyorum.Ben dindar değilim ve hatta dini inancım bile yok benim.Nasıl inanabilirim.
Bana bazışeyler anlatıyor.Ona reikiyi soruyorum ve Meryem olduğunu söyleyen kişi reikinin şifa olduğunu ama kendilerinin daha farklı biryöntem uyguladığını söylüyor ve sonrasında yeşil ve anlamadığım bir bitkiyi verip onu yememi söylüyor.Bu bitkiyi yerken uyanıyorum.

Bir iki gün sonra rüyamda suyun çok üzerinde küçük tüneller görüyorum.Ben ve diğer pek çok kişi sıralanmışız ve birbirimize çok yakınız.Tünelin başında kapalı bir yer ve orada bir yılan varmış.Her yıl oradan çıkarak bir kişiyi alırmış.Ben"ozaman biz neden buradayız,gidelim"derken yılan çıkıyor.İşin garip yanı yılan yeşil renkte ve herkes benim adımı söyleyerek"onu alacak"diyor.Ne olduğunu anlamadan yılan geliyor ve beni yutuyor!Bu neydi böyle!
Üstelik yılanın beni yuttuğunu görebiliyorum.

Aslında pek çok kereler ilginç bazen beni donduran rüyalar görüyorum ve anlatmaya bile çekiniyorum,ancak internette anlatma cesaretini gösterebiliyorum.Hoş zaten yakınımdakiler hemen hiç bilmez rüyalarımı,yakınımda oldukları için:)
Özelliklede doğum günümden beri,anlayamadığım rüyalar görüyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 08/12/2008 11:11:43
Message:

Sevgili pandora76,
Öncelikle hayırlı olsun diyorum.Bence rüyalarda önemli ipuçları var.Hem bilinçaltının ifadesi,hem de farklı frekans ortamlarının hissedilmesi açısından.Aradaki kalite ve anlam farkını tam bilemiyorum ama,şu yaşantımda yanından bile geçeceğimi düşünemediğim veçhelerimin duygularını enikonu yaşadım.Şu anda aklıma gelen bazılarının etkileri fizik yaşantım kadar güçlü.Sanıyorum bir ömürde çeşitli yaşamları sürdürüyoruz.Bir de tekrar doğuşları düşünecek olursak,ohoo.Sevgiler.


Reply author: Tiversonus
Replied on: 08/12/2008 11:29:22
Message:

Sevgili bulut,
Sizin rüyalarınızı ilgiyle okuyorum, gerçi bütün mesajları okuyorum ya neyse :))) Bence rüyalarda görülen şekil, ses, imge v.s bunların o anda taşıdıkları enerjileri okumaya çalışırım ben, yani diyelim ki iki ayrı rüyamda da "elma" görsem bunun "iki ayrı yorumu" olduğunu düşünürüm hep. Sizden esinlenerek bende rüyalarımı yazayım dedim ama sonra ritük2ü düşündüm ve ayrıca benim çıkardığım mesajlardan başka daha değişik mesajlar çıkarılabilinir diye açıkçası çekindim: Yoksa uzay gemisindeki maceralarıma ben bile ayıktıktan sonra sansür koyuyorum:)))

Selamlar, Sevgiler...


Reply author: pandora76
Replied on: 09/12/2008 16:46:36
Message:

Sevgili Bulut;
Bazen neredeyse gerçek diyeceğim rüyalar görür ve uyanırım.Hatta "aslında uyanıkkenmi rüya görüyordum"gibi bir soru sorduracak kadar gerçek.Sonra onu yazarım ve yeniden uyuduğumda yine böyle bir rüya veya bazende önceki rüyamın devamını görürüm.Sonra yine uyanırım sonra ve sonra...
Bazı insanlar rüya görmediğini söyler(oysa hepimiz rüya görüyoruz bildiğimiz gibi,sadece anımsamıyoruz)bense aksine pek çok rüyamı hatırlarım.
Bu farklılığın nedeni ne diye düşünürüm?

Bilinçaltı evet ama birde geleceği haber veren rüyalar var.
Ben üniversitede iken,birgün ağzımda ciddi yaralar çıkmıştı,ailemden uzakta olmaya henüz alışamadığım ozamanlarda,sıkıntıdan.Annem beni arayıp"Kızım seni rüyamda gördüm,ağzında yaralar vardı,uzakta olmayada alışırsın"diyerek ağlamaya başladı!Bu nasıl birşey böyle!Anne kalbi hissediyor,ayrıcalıklı belkide ama ya gerçekleşen diğer rüyalar?
Mesela rüyada gördüğümüz bir felaketi sabah uyandığımızda tv de izlemek?Gibi...
Bendende sevgiler..


Reply author: Tiversonus
Replied on: 09/12/2008 17:02:41
Message:

Sevgili pandora,
Bence "bu rüyadır bu ise değildir" ayırımı yanlış, hepsi birer "gerçeklik" ama boyut ve/veya evren farklılığından dolayı aralarında bir "dil veya lehçe" sorunu oluyor.

Şimdi bu sizin okuyacağınız yazı ise riya olabilir:))) Tabi bir geçiş ile başka bir realiteye uyanırsanız:))


Reply author: Tiversonus
Replied on: 09/12/2008 17:04:34
Message:

riya=Rüya olrak düzeltirim<:)))


Reply author: pandora76
Replied on: 09/12/2008 17:16:48
Message:

Dün gecede rüyamda büyük bir binaya,merdivenlerini kullanarak çıktığımı gördüm.Her katta bir başka oda vardı ve tek tek odalara baktım ama beğenmedim.Sonra binanın en üst katına kadar çıktım.
Buna benzer bir rüyayıda kısa bir süre öne yine görmüştüm ama bu sefer asansörle çıkıyordum.
Aldım başımı gidiyorum,beni durdur sevgili bulut:)


Reply author: pandora76
Replied on: 09/12/2008 17:21:40
Message:

Aklıma şimdi geldi.Rüyalarımız üzerinde çalışarak,bilinçaltımızda gömülü kalmış sorunları çözümlemek ve daha sağlıklı bir ruh haline kavuşmak mümkün yada en azından bu tür çalışmalar yapılıyor.Okuduğum bir kitapta örnekleriyle anlatılıyordu ve ilgi çekici bulmuştum.Rüyaları yazmak,bu bağlamda iyi olabilir diye düşünüyorum.


Reply author: Tiversonus
Replied on: 09/12/2008 17:25:43
Message:

Benim de şimdi aklıma geldi, sitede yazılan rüyalara bakıyorum da; yazılanlar dini bir tv kanalı gibi benimkiler ise playb. gibi acaba dedim; bende bir problem mi var yoksa herkes bi şeyler mi gizliyor:)))


Reply author: pandora76
Replied on: 09/12/2008 17:42:23
Message:

Birde...Diyelimki yaşamdan bir kesit,birkaç dakika görüyoruz rüyamızda.Ertesi gün uyandığımızda tamı tamına aynı şeyleri yaşıyor ve hatta aynı şeyleri hissediyoruz.Ve hatta en sonunda"Ben bunları rüyamda görmüştüm"diyoruz,şaşkınlıkla.Bu tür şeylerde olabiliyor.Yani semboller değil söz konusu olan,bir yaşam kesitimizin tamamen aynısını yaşıyor olmak.İşte bu durumda kişinin uyku esnasında, böyle bir niyeti olmasada dahi,kendi isteği dışında astralseyahat yapmış olduğu söyleniyor.Zaten uyku esnasında,bir anda sanki yüksek bir yerden düşüyormuşuz gibi bir hisle uyanmakta astralseyahat anlamına gelebiliyormuş.

Sayfanızı çok meşgul ettim.Bazen ilgimi çeken birkonu olduğunda,dile gelirim,o suskunluğumdan eser kalmaz,üstelik susturmak kolay olmaz:)
Sevinçle kalın...


Reply author: Tiversonus
Replied on: 09/12/2008 18:45:49
Message:

Bir "akrep" ile "koç" un diyaloğuna şahit oldum az önce; "körler ve sağırlar" diyaloğu bu olsa gerek :)))

Hoşçakalın


Reply author: bulut
Replied on: 09/12/2008 20:51:56
Message:

Sevgili dostlar bence rüyalar diğer boyutlarla ilgili sezgilerin can damarı.Göremeseydik o ortamları anlamamız olanaksız olurdu.Ayrıca biryere gitmeye gerek yoksa,bütün ortamları içimizde taşıyorsak,o kadar havale rüya gibi olmalı ki taşınabilsin.
Bir sürü rüya görüyoruz ama yazılmaya değer olanlar üzerinde kafa yorduğumuz metafizik ve mistik konuların ifadeleri.Ayrıca görenler farklı birileri değil,insan bilincinin gönüllü işçileri.Sadece kameralar belli yöne zoomlanmış.Ayıp,günah,hatalı ve noksan hepimizin.Sadece bu bütünlüğün farkında olmaya çalışmak,şöyle düşününce baya sevindirici.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 09/12/2008 23:11:49
Message:

Tiversonus;inanmayacaksınız belki ama,bazı zamanlar hiçbirşey hissetmiyorum ve hissetmemmi gerekiyor diye düşünüyorum?Madem bu kadar iyi öğrendiniz astrolojiyi;ozaman akreplerin ne düşündüklerini çoğu zaman söylemediklerinide bilirsiniz.
Neyse...Bunu yapmak sizi mutlu ediyorsa,yapmaya devam edin.Tebessümle:)

Sevgili bulut;kusuruma bakmayın kişisel sayfanızda kişiselleştiğim için.
Birde lucid rüya tekniği var.


Reply author: bulut
Replied on: 10/12/2008 10:40:30
Message:

Sevgili pandora76,

Bu sayfa hepimizin,ayrıca düşüncelerinizi belirtmeniz bizi bilgilendirir.Hep söylerim en son söylenenler değerli olanlardır.Bir de kişisel ve arkadaşça yapılan doğal paylaşımlarda bazen çok değerli bilgiler çıkabiliyor.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 10/12/2008 11:07:52
Message:

Sevgili bulut;
İlk kez rüyamı paylaştığımda gece saat 3.30 du.Yani benim gibi rüyalarını yazan birini görünce,bende rüyalarımı paylaşmak istemiştim.İnternetin güzel yanı bu.Paylaşımlarımız olur elbette.
Bu bayram günlerinde güzel zamanlar geçirmek dileğiyle.


Reply author: bulut
Replied on: 10/12/2008 13:34:58
Message:

Sevgili pandora76,

İyi dileklerinize teşekkür ediyor,aynen size yansıtıyorum.Yani siz size iyi dilekte bulunmuş oldunuz,sövgünün işlevi de aynı.
Lucid rüya istemli rüya görmek anlamına geliyor sanırsam.Eh ben de bunu başarmak için çalışıyorum.Sonuçlarını paylaşacağım.Sevgiler.


Reply author: agnia
Replied on: 10/12/2008 13:56:38
Message:

Merhaba, rüyalar konusu benim de ilgi alanıma girdiği için sohbetlerinize kulak misafiri oldum.
http://sibelatasoy.com/?p=144
Ben bu adresteki teknik ile bu konuda klavuzluk etmekteyim. Eğer ilginizi çekerse, dilimin döndüğünce sorularınıza yanıt bulmaya çalışırım, sevgi-selam


Reply author: bulut
Replied on: 19/12/2008 09:25:39
Message:

Dün gece uykuya geçmeden önce rüyamın farkında olmayı dahası rüyamı yönlendirmeyi istedim.Ancak konsantrasyon o kadar yoğun değildi.Zaten gevşemiş haldeysem gözlerimi yumar yummaz rüya görmeye başlıyorum bu sıralar.

Rüyamda kendimi aynaya bakarken gördüm.Önce aynadaki basbayağı bendim,ben ne yaparsam o da aynısını yapıyordu.Sonra aynadaki yüzler benden esintiler taşımakla birlikte farklı renk ve şekillere giriyordu.Beyaz yüz,kızıl yüz,oval yüz,uzun yüz.Birinde baya uzadı,aynı komik aynalardaki gibi.Hatta aynayı elimle kontrol ettim,dalgalı bir yapısı olur da bu değişikliklere neden olur diye.Ama ayna dümdüzdü.

Bu kontrolden sonra aynadaki ben benim yaptığım hareketlere hissettirmeden eklemeler yapmaya başladı.Ben durumu anlayınca,olan oldu gibilerinden,yüzler otonom davranmaya başladı.Ne garip,bir bakıma hazırlıklı olmam nedeniyle hiç şaşırmadım,hatta içimi bir huşu duygusu kapladı.

Sanırım tam kıvama geldiğim anlaşılınca aynaya bir yüz geldi.Yüksek benliğim mi desem,çabamı sürdürürsem ulaşacağım üstat görüntüm mü desem.Bir sitede(dikte 2005)kanal bilgilerinden haberdar olduğumuz üstatların resimlerine çok benziyordu.Yüz bana benziyordu,hatta oğluma daha çok benziyordu.Yana bakıyordu,çok ciddi görünüyordu,hatta sert bir yüz diyeceğim.Bana baksa dondurur diyeceğim.Fakat öyle tamamlanmış görünüyordu ki,dünyaya ait hiçbir zorluk ve problem onun için bir anlam ifade etmezdi.Bütün soruların yanıtlarını biliyor görünüyordu.

Gayet olağanmış gibi uykudan uyandım.Sıcağı sıcağına yorumlamalarımı yaptım.Tabi uykusuz kaldım.Kendi kendime zorda kalırsam o yanımı takınırım diye düşündüm.İlk gün ufak tefek farklılıklar hissetsem de kaleme gelir şeyler değil,abartmamalıyım.

Şu anda o halimden en ufak bir eser yok dostlarım.ama düşünüyorum da yolumuz çok uzun ve zorlu çok çalışmamız gerek çok...


Reply author: Tsunami
Replied on: 20/12/2008 02:15:54
Message:

Yastigin altina bir kac santim capinda bir dag kristali koymak, rüyalari berraklastiriyor ve akilda kalici oluyor. Denemeye deger.


Reply author: bulut
Replied on: 20/12/2008 09:49:49
Message:

Sevgili Tsunami,

Önerin için çok teşekkür ediyorum.Gerçekten gereksinmem var.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 25/12/2008 10:29:31
Message:

Bu rüyayı göreli üç gün oldu.Yazıp yazmamakta tereddüt ettim.Anadolu kırsalından gelen,toplumsal anlayışın derin etkileriyle uzun süre kendimle mücadele ettim.Sonuçta, kaleme gelen,kendimin ve dostlarımın bilgi ve his dağarcıklarına birşeyler katan rüyalarımı hemen yazıyorum,bu rüyamı da yazmalıyım kararına vardım.
Uzunca rüyamın öncesini ve sonrasını gerçekten anımsayamıyorum.Bu nedenle sevgili Tsunaminin yastık altı kristali uygulamasını yapmalıyım.Neyse nedendir bilemedim,rüyamda kadınsı duyguların nasıl olabileceği düşüncesi zihnime takıldı.Şu anki erkek benliğim bıraz geriye gitti.Duygu ve düşüncelerimi kadınsı anlayış ve hisler kaplamaya başladı.Rüyada bile olsa gerçek benliğimin farkındalığını yitirmeden hissettiklerim bende önce panik sonra tepki yarattı.Bu nedenle uyandım.
Uyandığımda her anlamda birlik duygusuna hazır olmadığım,belki bazı yaşam deneyimlerimde yaşadığım,aldığım eğitimde erselik özelliğim olarak öğretilen veçheme hoyratça davrandığım,hata bir anlamda magandalık ettiğim için üzüldüm.
Eşim de dahil, sevgili hanımlar muhteşem varlıklarsınız.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 25/12/2008 11:29:27
Message:

Sevgili bulut,senin adına sevindim.Ne güzel dişil yanını keşfetmişsin.Bende rüyalarımın bazılarında eril yanımı görürüm.Aslında kadınlar anaerkil düzenden bu yana hep fedakarlık etmiş ve bu fedakarlığını, eril düzen zorunlu görevi olarak dayatmış ve bu baskı altında kadın ben olmayı unutur.Öyleki çok yönlü düşünmeye itilir. Temizlik, bulaşık,çamaşır,ütü,ne yemek pişirilecek,çocuklar doyurulacak,çocukların derslerine yardımcı olunacak,aman çocuklar sıkı giydirilmeli,market alışverişi,pazar alışverişi, misafir gelir;hizmetini görmekten sohbete bile katılınamaz,heleki yeni doğmuş bebekse sabahlara kadar uykusuz uykusuz ayağında salla uyut,evde tamirat,tadilat yap,faturaları zamanında öde ve üstelik birde çalışıyorsa bak sen şu işe :(( Korkunç derecede dikkat gelişiyor ama sosyal yanımız eksik kalıyor.Zaten erkeklere ne iş düşüyor sadece para kazanıp,akşam evde yemeğini ye,haberleri izle vs :))


Reply author: rinda
Replied on: 25/12/2008 11:40:37
Message:

İçinizdeki dişi enerji uyanmış...


Reply author: Tiversonus
Replied on: 25/12/2008 11:42:09
Message:

Şimdi biz erkekler (rüyalarımızda bile olsa) dişil yanımız ile yüzleşmekten korkuyoruz(!), yani bende; acaba kadınlar eril olmaktan neden bizim kadar çekinmezler (bu bir gözlemim), kadaınlar bizden faha da mı cesaretliler yoksa başka bir "güçleri" mi var? Çok mu düşünüyürum nedir?


Reply author: zer-zivi
Replied on: 25/12/2008 16:01:27
Message:

Sevgili Tversonus kadın olmak zayıf olmak anlamındadır toplumumuzda. Korunması, gözetilmesi, kontrol altında tutulması(çünkü kadın zayıftır,yanlış yapar mantığından kaynaklıdır bu da)sahiplenilmesi(mülkleştirilmesi) gereken varlıktır.O yüzden erkekler dişil yanlarıyla yüzleşmekten korkarlar,zayıflık olarak görürler.Oysa kadınlar erkek dünyasında var olmak için eril taraflarıyla kendilerini ifade etmeye çalışırlar.Fark burdan doğuyor diye düşünüyorum.Eskiden :) kadınlar aileden olmayan erkeklerle konuşmaktan sakınırlardı,konuşurken göz temasında bulunmazlardı;halada sürüyor bu durum.Feodal bir aileden geliyor olmaktan ötürü bende göz temasından kaçardım utanarak,sonra bunun utanılacak bir şey olmadığını ve toplumun değer yargılarının baskısı olduğunu idrak ettiğimde rahatlıkla erkeklerin gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladım.Bir de ne göreyim :) bu sefer onlar gözlerini utanarak kaçırır olmuşlar:)) Tabiki bu herkes için geçerli değil.Farkındalıkla alakalı durumlardır bütün insan ilişkileri.Ha ben çokmu farkındayım! :)) Yeterince olmasada farkındayım:))


Reply author: kurby
Replied on: 25/12/2008 16:09:27
Message:

Kadın şeytandır.Erkek ise tanrı.Şeytan tanrı rolüne soyunur, ama tanrı şeytan rolüne soyunamaz.İşte bütün mesele bu!:)))))Şaka bir yana!"karı gibi gülme!" ikazıyla büyüyen bir erkek, nasıl dişil yönünü keşfedebilir ki!Aynı şekilde" erkek kızım benim!" diye yetiştirilen bir kadın, eril yönü pohpohlandığı için, eril enerjiyle daha barışık gibi geliyor bana.:))))


Reply author: pandora76
Replied on: 03/01/2009 22:13:33
Message:

Annem yine bir gün beni rüyasında görmüş.Ben bir trene binmişim ve uzun bir tünelden geçip gitmişim.Biri anneme:"Kızın uzak bir yere gidicek ve uzun bir zaman yanında olmayacak ama korkma,yeniden geri dönecek"demiş.

Bu rüyayı anlattıktan kısa bir süre sonra,üniversiteye girmeye hak kazandığımı öğrendim ve uzun bir yolculuğa çıktım.
Daha sonraları,bende rüyamda trene bindiğimi gördüm birgün ve annemin rüyasını hatırladım."Acaba yolculuğamı çıkıcam"dedim kendime.Kısa bir süre sonra,eve değil ama başka bir şehire gitmek üzere yola çıktım.
Annemin bu rüyasından sonra,pekçok kereler rüyamda tren yada otobüse bindiğimi görmemin arkasından"acaba yolculukmu var dedim"ve arkasından yolculuğa çıktım.

Belkide...Anneler çocukları için olacak olanı hissetmekte daha yetenekliler belkide.Ve daha sonra annemin rüyasındaki treni,yolculuk olarak yerleştirdim aklıma.Bu nedenle,tren yada otobüs rüyalarını "yolculuk"olarak yorumladım ve arkasından yolculuğa çıktım.
"Rüya yorumlayanındır"
Treni yolculuk olarak kabullendiğim içinmi yolculuğa çıktım,yoksa yolculuk yapacağımı hissettiğim içinmi treni görüyordum.Kuantum düşüncesindeki gibi.

Yada şöyle birşey var:
Masama baktığımda bardağı görmemin nedeni bardağın orada olmasımı yoksa orada bardağın olduğuna inanmammı?


Reply author: pandora76
Replied on: 28/01/2009 04:44:35
Message:

Rüyamda bir okuldan çıkmıştım ve kar üzerinde yürüyordum.Ama kar çok güzeldi.Ve hatta mükemmeldi.Olağanüstü bir huzur duyuyorum içimde.Hatta uyandığımda uyandığıma pişman oldum:)Sonra bir arkadaşımı görüyorum bankta ve yanına gidip elini tutuyorum.Bu bana kendimi çok iyi hissettiriyor.Keşke aynı rüyayı yine görebilsem.


Reply author: bulut
Replied on: 28/01/2009 09:22:35
Message:

Bulunduğumuz boyutun kaba fiziksel yaşamını çok değerli ve ayrıcalıklı buluyorum.Ancak sevgili pandora76, belirttiğiniz rüya ortamı hazzını da yaşadığımı sanıyorum.Kafa karıştırıcı gibi ama nerede olursan ol, farkında ol,çözüm gibi geliyor bana.Sevgiler.


Reply author: Süvari
Replied on: 28/01/2009 09:52:03
Message:

Biraz değişikte olsa yaşadıklarımız bir birine yakın gibi Sevgili pandora76 nın gördüğü vizyonlara benzerlerini bugün bende gördüm belki büyük bir kısmını uyanınca hatırlayınca kopukluk olmazssa sorun olmuyor.

Vizyonun içindeyken zihin çok gerilerde olduğu için bilinç tıkır tıkır işliyor ve her imaja mantıklı olsun yada olmasın saniyenin çok az bir sürelik bölümünde çok sayıda anlam yüklenebiliyor sorgu yapanda olmayınca her şey güllük gülüstanlık gibi görünüyor kişiler hep tanıdık sanki sizden biri. Ve olması gereken oluyor sabaha karşı bütün görüntüler hafızalardan siliniyor. Fakat uyumadan önce bir şart koyduysanız, gecenin bir yarısı uyanıyorsunuz yarınız bir yerde yarınız başka bir yerde bankta elinizi tutan arkadaşınızı çok iyi tanığınız halde kim olduğunu hatırlayamıyorsunuz.Herşey kopuk kopuk, ilmek ilmek bir araya getirmekte Beyininiz zorlanıyor nefesiniz daralıyor. Bugün sabah erkence "Bedenin sürücüsü" başlığında hissetteklerimi aktarmaya çalışmıştım. Ne tesadüf pandora76 ile yaşadıklarımız çok yakın ama bir farkla kendi kendime dedim ki hayır bir daha gece uyumadan önce hatırlamak için kendi kendime telkin vermeyeceğim. O güzellikler orda kalsa daha iyi gibi.. Yeni yeni dengelenmeye çalışıyorum.

Sevgiler


Reply author: pandora76
Replied on: 28/01/2009 14:54:11
Message:

Yakın şeyler yaşamışız evet ve güzel tesadüfler bunlar.

İşin benim açımdan asıl ilginç olan yanı,arkadaşımın bana:"Seni rüyamda gördüm,uyandım,yeniden uyudum.Rüyamıydı gerçekmiydi anlayamadım,rüyamda hep seninleydim ve çok güzeldi"demesi.

İşte bu nedenle çevremdeki ailem dışındaki insanlarla pek fazla paylaşmıyorum rüyalarımı.Bazı istisnalar oluyor tabi ve hatta kendimi en fazla ifade ettiğim yerde,internet ortamında bile hepsini paylaşmıyorum.

Şu an rüyamı yoksa gerçekmi?O kadar gerçek gibi ve güzeldiki o kar üzerinde yürümek.Kendimi öyle huzurlu ve mutlu hissediyordum.
Sevgiyle ve mutlu kalın.


Reply author: pandora76
Replied on: 28/01/2009 14:58:42
Message:

Rüyamızda gördüğümüz arkadaşımızın aynı gün bizi rüyasında bizim onu gördüğümüz gibi görmesi telepatik bişey olabilirmi diye düşünüyorum.
Bakalım rüyalar konusunda ne kadar aşama kaydedicem.


Reply author: pandora76
Replied on: 28/01/2009 20:54:22
Message:

Bizim 4-boyutlu evrenimize karşın Takyon evren 7 boyutlu olabilir. Bu 7-boyutlu evreni göz önüne getirmeye imkan yok. Bu tür bir algı bize verilmiş değil. Ama belki de rüyalarda 7-boyutlu evrenle bir etkileşime girmemiz mümkün.....


Sevgili Haberin yazılarını okurken,bunu hatırlamış oldum.Acaba bunu yaşadıkmı?Astralseyahatmiydi yoksa?Bu rüya bilmecesini düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.


Reply author: Süvari
Replied on: 28/01/2009 22:52:58
Message:

Sevgili Pandora76;

Belkide her yerde bir parçamız var gördüklerimiz bizden ayrı değil.

Farkındalık sanırım bizim onlarında farkında olmamızı sağlyordur, emin değilim.


Reply author: pandora76
Replied on: 31/01/2009 03:19:07
Message:

Sevgili hocam,Bulut,bir başlıkta anlattıklarımızın yanlış anlaşılması olasılığından bahsetmişti.Yanlış anladıysam affola.

Şimdi düşünüyorumda sevgili Süvari,sizinde sözünü ettiğiniz vizyon konusu yanlış anlaşılmışmıdır?Rüyalarda vizyon alınırmı?

Yada vizyon olarak tanımlanan rüyaların dışında,rüyalar yoluyla olmayan yollarla vizyon alıp dünyaya yardım etme konusunda çalışmalar yapılabilirmi?Birileri vizyon almıştır ve dünyaya yardım etmek istiyordur ve vizyonları gereği bizede vizyonlarını iletmişlerdir ve bizde onlar vasıtasıyla vizyonumuzu öğrenmişizdir?

Mesela tarot kartları Tanrının emir ve yasaklarını anlatıp insanlara doğruyu gösteren,nasıl tekamül edebileceğimizi gösteren,anlatan bir araç,bir yol haritası;yani bizim aktaracağımız bir vizyon olabilirmi?

Kılıç dokuzlusuydu sanırım yada onlusuydu galiba.Semboller üzerinde durmadığım için çokça,çok da dikkat etmemiş ve yanlış anımsamış olabilirim kartı.
"Ölüm,felaketler" anlamına gelen bu karttan sonra yakınlarımızı kaybetmişizdir belki ama ölen yakınımızın halamızmı yoksa dayımızmı olduğunu söylememiştir,sadece ölüm kartıdır ve halamız değilde dayımızı kaybetmişizdir.Bu kart,Tanrının emir ve yasaklarını,dünyaya nasıl yardım etmemiz gerektiğini,vizyonumuzun ne olduğunu söyleyebilirmi acaba?


Reply author: pandora76
Replied on: 31/01/2009 03:46:44
Message:

Sevgili süvari;
Yanlış anlaşılmalar silsilesinde umarım sizde beni yanlış anlamamışsınızdır ve hatta sadece düşüncelerimizi anlatıyor iken bile,tek bir kelimeyi unuttuğumuz için dahi yanlış anlaşılıp deli diye nitelendirilebiliriz bence.Bu nedenle dikkatle anlatmak gerekiyor sanırım.

Siz vizyon deyince,bu konununda yanlış anlaşılmalara ne denli açık olabileceğini söylemek istedim.

Rüyamda karda yürüdüğümü gördüğümü söylemiştim ve bunun anlamı hastalıklardan kurtulmak, menfaat; mevsiminde yağan kar ise üzüntü ve kederden kurtulmak,kışın görülen kar rüyaları ise,güzel günlerin yaklaşması, dertlerin sona ermesini,vs... haber verirmiş.Ben kar rüyasını gördükten sonra,rüya yorumunu okudum,olumlu yorumu düşündüm ve sonrasında bana biri yardım etti,menfaat gördüm.

Şimdi geleceğimizi işaret edebilen bu rüyalarımızı anlattığımızda,deli olarak nitelendirilebilirmiyiz?
Öyle ise eğer,Tanrı ispat edilemediği halde ona inanmakta bir çeşit delilikmidir?Metafizik nedir?


Reply author: Süvari
Replied on: 31/01/2009 08:20:14
Message:

Sevgili dostum rüyalarını herkes anlatıyor. Benim yaşadığım hani cd ye kayıt yapmak için PC proğram verileri yazmaya hazırlar ya ... sanırım bu aşamada kopukluk oldu.. Rüya yorumlarını okurum ama ben nedense sahne ötesindeki kıpırtılara daha çok dikkat veriyorum bu yüzden de her şey kopuyor sahnede olanlardan bihaberim işte..:) Deli diyen desin..:)))

Çaresizliğin resmi Mevlevinin dönüşü elbetde bitmiş resme bakmak gerek fırça darbelerine değil.


Reply author: pandora76
Replied on: 02/02/2009 04:49:03
Message:

Sevgili süvari;
Deliyle veli arasındaki fark ince bir çizgi olsa gerek:)
İşin trajikomik yanı,bendeki kuzey düğüm ikizler etkisinden olsa gerek,iyimserlik duygusu ağır basıyor ve bu nedenle sezgilerimin hissettirdiklerini görmezlikten geliyorum çoğu kez:)
Sevgiyle.


Reply author: bulut
Replied on: 06/02/2009 10:19:49
Message:

Sanırım tekamülümüzün en önemli mihenk taşı korkularımız.Engelimiz diyemiyorum çünkü böyle bir genelleme yaptığımda korkularımızın güvenliğimize olan katkılarını gözardı etmiş olurdum.
Rüyama giren,hatta yarı rüya durumunda bana sıkıntı veren korku objelerim oldu.Kaynakları ve amaçları konusunda pek birşey diyemeyeceğim.Ancak içimden bir his,korku unsurlarının en azından çoğunun,doğrudan kendimle ilgili olduğunu duyuruyordu.Bu nedenle korkuyu denetim altına almanın sorunu büyük ölçüde çözeceği inancındayım.Bize rağmen korkutucular olma olasılığı da var ama onlarla başaçıkmanın yolunu forumumuzda anlatan dostlarımız var sağolsunlar.
Önceden söz etmiştim ama yeri geldi.Rüyamda gördüğüm vahşi hayvanlardan korkmadığımda,daha sonraki rüyamda korkutan hayvanın yaldızlarının döküldüğünü gördüm.Dahası önceleri beni baya korkutan korku varlığının yakasına cesaratle yapıştığımda yüzünde izlediğim zavallılığı aklımdan gitmez.
En etkili korkulardan biri de yaşamını yitirme korkusudur kabul edersiniz.Rüyamda yaşamımı yitireceğim korkusu nedeniyle uyandığım çok olmuştur.Fakat geçenlerde rüyamda aynı sorunla karşılaştım.Bu sefer eğilimime uygun olarak kendimi etkilemem sonucunda geçişi büyük bir tevekkülle kabullendim.Ancak bu hiç de kolay olmadı itiraf edeyim.Bu kabulleniş öğrenmem gereken bir bilgi olsa gerek,yaşamımda bir metafora neden oldu gibi.Şimdi yaşama daha sakin bakabildiğimi değerlendiriyorum.


Reply author: agnia
Replied on: 06/02/2009 11:59:49
Message:

Harika bir deneyimi paylaşmışsınız sevgili Bulut. Sanırım zaten mesleğiniz de gereği rüyaların önemi hakkında tam bir fikre sahipsiniz. Bu konuda yardımcı olabileceğim bir durum olur ise lütfen beni aramaktan çekinmeyin.
Ben de son zamanlarda Jung ile ilgili bilgilerimi tazeliyorum, aradan geçen bunca senede ona olan hayranlığımın kat be kat artmış olduğunu görmekle kalmıyor, adeta onunla aynı nefesi aldığımız fikrine bile kapılıyorum bazen. Neden olmasın? Zaman ve mekandan bağımsız bir varoluşa adım atmıyor muyuz?


Reply author: bulut
Replied on: 06/02/2009 13:04:36
Message:

Jung benim için de gizemli bir psikologdur sevgili agnia.Ancak öğrenciliğimde ya ben atladım ya da yeterince öğretmediler.Sonradan Freud'un libidoya bağlı olarak ölüm enerjisiyle ilgili araştırmalarını yarım bıraktığını söylerler ama ben bilimsel tutuculuktan korktuğunu sanıyorum.
Sonraları Jung'un bakış açısından esinlenen çoğu psikolog,öncelikle pirlerim Maslow ve Roger Harrigel'in batıya tanıştırdığı Zen düşüncesine değer verip,uluslararası toplantılarına katılmışlardır.Hatta Maslow'un kendini gerçekleştirme ve mutlu olma kriterleri arasında mistizme inanma da vardır.
Elbette rüya konusunda bilgi ve deneyime gereksinme duyarsam sizin değerli bilgi ve görüşlerinizden yararlanacağım.Sevgiyle


Reply author: zer-zivi
Replied on: 06/02/2009 22:27:43
Message:

Sevgili bulut,bende rüyalarımda hayvanları görürüm hemde çokca:) Rüya değil hayvanat bahçesi :)
Ama korktuğum sürece biliyorum ki aşmam gereken korkularım var.Hatta karabasan derler ya onunda korkulardan kaynaklı olduğunu düşünüyorum.Epeydir korkulu yüyalarım yok.Hatta bir rüyamda toprak üzerime döküldü ve ben nefes alamıyordum.Çıldıracak gibiydim korkudan ve uyandığımda "oh be rüyaymış" dedim.Belkide geçmiş yaşamlardan bir kesitte olabilir kimbilir ama toprak altında kalma korkumu yendim.Hem ölmek fikri değilde acı çekme süresi insanı korkutuyor fikrimce.Çünkü ölmek değil ,acı çekmek beni korkuturdu.Sonra düşündüm en fazla acı çekerek ne kadar dayanabilirim! Ve her ölme biçimini düşündükçe kendimce dayanma sürelerini düşündüm.En fazla dakikalar sürer ve sonrası kurtuluş:) Annem kanserden öldüğü içinde kanserden korktum bir ara.Sonra dedim kaderde yazılıysa dayanmaktan ve çekmekten başka seçenek yoksa yaşayacağım madem,kabulleniverdim. Korkularım yok oldu kabullendiğimde tüm azaplı biçimleri!


Reply author: bulut
Replied on: 07/02/2009 10:07:59
Message:

Bir haber insan beyninin tanrıya inanmaya programlı olduğunu duyuruyor.Hiçbir dini eğitim almamış çocukların görünmeyen arkadaşlara inanıp edinerek tanrı inancına yöneldikleri izlenmiş.
Bu haberi neden rüyalarımızda korkutucu hayvanları görürüz sorusunu düşünürken okudum.Birlik bilincine ve holografik yapı gerçeğine göre varlığın bazı gizil güç ve donanımlarla yüklü olmasından daha doğal birşey olamaz.Buna göre bilgiyi anımsıyor,gerçeğe uyumlanıyoruz.Korkusuz yaşama uyumlanmamız için korku gerçeğini tanımamız gerekir.Öğrencilerime hep derim.Problemlerinizden korkmayın,başınıza geldiğinde onu tanıma fırsatı olarak değerlendirin.Depresyonu psikoloji kitaplarından öğrenemezsiniz.Eşekten düşen birinin yardım için eşekten düşen kişiyi araması boşuna değildir.
Sanıyorum korkuyu deneyimleyeceğimiz en önemli kaynak hayvanlar gibime geliyor sevgili zer-zivi.Bu nedenle daha çok onları rüyalarımızda görüyoruz.Ancak dersimizi öğrenip ödevimizi yaparsak onlar da bizim için geçerliliklerini yitiriyorlar.Kişi için ölümden öteki köyler de kapsama alanına giriyorsa korku objesi sıkıntısı çekilebilir.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 08/02/2009 08:45:18
Message:

Gördüğüm rüyayı anımsayamıyorum.Rüyadan uyanmak da öyle farklı değildi.Ancak ne alaka, zihnimde bir Madagaskar düşüncesi,sonra dilimde teranesi.Hayırdır inşallah dedim tekrar uykuya daldım.
Sabah işyerime gelip haberlere baktığımda Madagaskarda askerlerin otuz kişiyi öldürüp üçyüzden fazla kişiyi yaraladığı haberini okudum.


Reply author: pandora76
Replied on: 08/02/2009 15:45:32
Message:

Biz hayvanları yiyebiliyorsak "yakaladığımızda",başka boyuttan varlıklarda bizi yiyebilir sanırım"yakaladığında"
Hayvanlar bilinçli varlıklar değil ama insanlar bilinçli.Biz hayvanları bu nedenle yiyebiliyoruz peki bilinçli bir varlık olan insan?
Hayvan,insanın elinden kaçarak"besin olmama özgürlüğüne" sahip olsa gerek(bilinçsizcede olsa) ama olsa olsa içgüdüsel birşey olur bu.
Fakat insanda öylemi?Düşüenbiliyoruz öyleyse "besin olmama"yı içgüdüsel bir şey olarak değil,düşünerek/düşüncelerimizle seçebiliriz.

3 boyutlu insanın canavarların,yaratıkların,vs...karşısında son derece aciz olduğunu düşünmek,düşünebilen insanı küçümsemek olurdu bence.Evrende kimse diğerinden daha fazla hakka yada ayrıcalığa sahipmiki?Ra bile anlatmış:"Eğerki inanıyorsan,dağları bile devirebilirsin."

Bu bilgiyi insanlara vermiş,ne demek istemiş?Birazda, dağları bile devirebilecek kadar gücü olan insanın,yaratıklardan korkmaması gerektiğinimi söylemek istemiş?

Bence insanın içindeki potansiyelin,tanrısallığın diğer boyutlardan fazla olmadığını anlatabilmek istemiş bir yerdede.3 boyutlu varlık mucize adam,tıp otoritelerinin yapamadığı birşeyi yapabiliyor ve iyileşebiliyorsa,gücümüzü elimize almak için,daha üst boyutlara geçmeyi beklemeye gerek yok sanırım.

Korkunun üzerine gittiğimizde korkarak tüm gücüyle saldırmasının nedenide bu:"korku"Korku sadece bilgisizliğimizin yarattığı birşeyden gelir.Evliya saf zihine açabildiği için kendini,suyun üzerinde yürüyebileceğini bilir ve bu yüzden suyun üzerinde yürümekten "korkmaz".

Hocam rüyasında geleceği hissedebilmiş,madakaskar sözcüğünü duyması ve bugün madakaskarda olanlar.


Reply author: pandora76
Replied on: 08/02/2009 16:07:58
Message:

Benim gördüğüm rüyada,birsürü canavar biraradaydı.Cehennem gibi bir yerdi ama ben rüyamda bile o cehennem gibi yerde,önce biraz irkilsemde,sonrasında o canavarlardan hiç korkmuyordum.Korkmadığım içinde bana hiçbirşey yapmıyorlardı.Sonra arkamdaki bir insan bana yaklaşıp forum üyelerinden birini gösteriyor ve o"kendini sadece hizmet etmeye adamış,ışık için yaşayan biri"diyor.
Tabi rüyalarımız bilinçaltımızda olabildiğine göre,okuduklarıman etkilenmiş ve böyle bir rüya görmüşde olabilirim.

Dün gecede büyük ama muhteşem bir ev gördüm yine.Çok büyük saray gibi bir evdi.Önceki günlerde gördüğüm evden çok daha büyüktü.Ne denirdi?Hayra yoralım,hayrolsun.


Reply author: bulut
Replied on: 08/02/2009 16:09:38
Message:

Süreç halen kafamı kurcalıyor sevgili pandora76.Rüyamın içeriği ve genel psikolojik durumum konu ile hiç bağıntılı değildi.Kaldı ki ilginç rüyalarımdan başka bir duyarlığım da yok.Özel olarak odaklanıp kilitlenmenin ötesinde,bölgedeki bilinç haykırışlarının benim duyarlığıma yansıması diyeceğim.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 08/02/2009 16:21:25
Message:

Ben bu konuda yeterli bilgiye sahip değilim ama yaşadığınız şeyin çok ilginç olduğunu düşünerek,şaşırmış olabileceğinizi zannediyorum.
Bu mantık yollarıyla açıklanamayan durum için,yine mantıksal verilerle açıklanamayan astrolojiye bakarsanız; oda bu durumla alakalı bazı yorumlar getiriyor gördüğüm kadarıyla.Sonuçta bilinçaltının işi olmamalı madakaskardaki birşeyi hissetmeniz ve bugün gerçektende madakaskarda olan şeyden sonra bunu düşünmek ne kadar doğru olurki.
Haritanızda 12.ev güçlü ise,12.evle alakalı yazıya bakarmısınız?Bu ev kollektif bilinçdışı olduğu için,kişi dünyanın öbür ucundaki acıları bile hissedebilir.
Ayrıca belki astralseyahat yaptınız ve anımsamıyorsunuz tam olarak?Belki rüyalar konusunda çalışmaları olan Agnianın bilgileri bu konuda bize farklı bir fikir verebilir.Sevgiyle kalın bulut.


Reply author: agnia
Replied on: 08/02/2009 18:50:30
Message:

Rüyalarda "birleşim Noktamız" kayıyor, bu sebeple bilinçli bulunduğumuz noktadan farklı gerçeklik seçeneklerine kolaylıkla (ve acısız/tehlikesizce) seyahat edebiliyoruz. (Birleşim noktası için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=900 ). Bildiğiniz gibi rüyalarımızın çoğu kişisel bilinçaltı bölgemizden geliyor ve bunların sembol lisanını çözerek mesajı bilinçli alana aktardığımızda farkındalık alanı artmış oluyor. Rüyaların bir kısmı ise daha alttaki kollektif bilinçaltından geliyor ki bunların- Pandora'nın bahsettiği gibi- çok zengin bir olasılıklar perspektifi var. Burada Sevgili Bulut'un rüyası gibi haberci rüyalar, kozmik rüyalar diyebileceğimiz çeşitlilikler mevcut. Bu bölgeden gelen rüyalarda arketip (özresim)leri de iyi tanıyıp mesajı çözmek lazım, bazen çok net oluyor fakat bazen de pek ustalık gerektiriyor.


Reply author: pandora76
Replied on: 14/02/2009 02:59:47
Message:

Rüyamda bir anda etrafımda,tanımadığım ama benim dostum olan insanlar beliriyor.Beyaz giyinmişler ve çok iyi görünüyorlar.Sonra beni bir havuza götürüyorlar.Ama havuzun suyu çok güzel,tertemizdi.Zaten beni etkileyen rüyalarım bunlar.Onlar havuza girerken benide çağırıyorlar ama ben sadece onları seyrediyorum.O havuzun berraklığı hala aklımda.


Reply author: bulut
Replied on: 14/02/2009 12:28:23
Message:

Danışmalarımda rüyalardan yararlanırken danışanın aktuel durumunu dikkate alırım.Ayrıca duygu ve düşüncelerini öğrenmek isterim.Rüyalar çoğunlukla öğrendiklerimle ilgili simgesel bir anlam ifade ederler.Klasik,herkese uygun gelen rüya tabiri çok sınırlı ve dikkatli kabul edilebilir bana göre.Bunda da Jung'un temel arşetipleri konusunda bilgili olmak koşulunu düşünüyorum.
Sevgili pandora76,rüyan için öncelikle hayırdır inşallah deyip ruhsal ailenle arınma çabalarını kutluyorum.Sevgiler.


Reply author: Tsunami
Replied on: 14/02/2009 14:21:42
Message:

Harika yeni deneyimleriyle hayat, berrak bir havuz gibi icine dalman icin seni bekliyor. Yaklasan mutlulugun farkindasin ama biraz daha güven ve cesaret , diyorum ben de kendi yorumumla. Bulut Hocam daha iyisini bilir , diye de ekleyerek sevgili pandora, hayirlara ciksin rüyan:)


Reply author: pandora76
Replied on: 14/02/2009 15:30:29
Message:

Bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim dost.Bana gerçekten çok iyi geldi.
Umarım sizi üzmem sözlerimle,yaranızı deşmem ama babanızı gördüğünüz rüyaları okurken içim ürperdi.Hem dayım hemde teyzem,yeğenleri içinde en çok beni sever,beni daima kayırırlardı:)Benimde en sevdiğim akrabalarım onlardı.Hatta dayım çocuklarının yanında dahi"yeğenim,tüm yeğenlerimden ve hatta hepinizden ayrı bir yerdedir benim için"dermiş.Bunu bana onu kaybettikten sonra,inanamadığım için yemin ederek anlattılar.Keşke daha önceden anlatmış olsalardı.Dayım şımartmayı sevmezdi:)

Teyzem ise hepimizin içinde açıkça "en çok seni seviyorum yeğenlerimin içinde" derdi ve ben,dayım ve teyzemi kısacık bir arayla kaybederken,her ikisinide görmek istemedim.Hatta teyzem yerde yatarkende,ambulansla götürülürkende onu görmemek için başımı çevirdim,onu son haliyle hatırlayabilmek için.Öleceğini biliyordum çünkü ve inanın bendede bu kabullenememezlik,sanki ölmemişler duygusu bir süre devam etti.
Yanlış hatırlamıyorsam,psikolojide buna inkar deniyor.Kişi yakının öldüğüne inanmıyor.Hatta camdan baktığımda pencerede herzamanki gibi teyzemi göreceğimi düşündüm bir zaman.Birgün bir anda pcmin başında iken ne olduğunu anlamadan teyzem geldi aklıma ve ben ozaman onların öldüklerini idrak edebildim.Tuhaf ama böyle oldu.Sanırım bu doğal bir süreç.Yas süreci.
Dilerim güzel rüya yorumunuz gibi,sizinde kalbiniz berrak bir huzura kavuşsun.

Beni bilgilendirdiğiniz için çok sağolun hocam.Ben ruhsal ailem olabileceğini düşünmemiştim çünkü.Bilgilendirmeseydinizde,böyle bir olasılığı düşünemeyecektim.Rüyamda hissettiğim tek şey,çok mutlu ve huzurlu olduğum,her ne kadar o kar üzerinde yürüdüğüm rüyadaki kadar olmasada.
Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 14/02/2009 16:39:23
Message:

Sevgili Tsunami;umarım sizi üzmemişimdir bunu anlatarak,hatırlatarak.Sadece sizinle yakın zamanlarda yakınlarını kaybeden biri olarak,benzer bir durumu yaşayan biri olarak,yaşadığım yas sürecini anlatırsam,belki bu size yardım edebilir diye düşündüm.

Daha öncede söylediğim gibi.Siz güçlü bir insansınız.İnanın bu laf olsun diye söylediğim birşey değil,yazılarınızda gördüğüm bir gerçek.Çocuğunuzun gözlerinden öpüyorum.


Reply author: Tsunami
Replied on: 14/02/2009 17:38:34
Message:

Sevgili pandora, icin rahat olsun, beni hic üzmedin, bilhakis konustukca (burada yazdikca) rahatliyor insan. Sanirim konustukca, farkinda olmadan üzerini örtmüs oldugumuz pek cok duygu aciga cikiyor, yani saliniveriyor bu da bizi hafifletiyor.

Dostlarla sohbet ettikten sonra, "eh icimizdeki zehiri akittik, artik daha rahatiz" derim sakayla:) Gercek payi da yok degildir. Insan birine kizgin oldugunu bile bir baskasina anlattiginda, saskinlikla kizginliginin gectigini görüyor.Acilarimiz, hayal kirikliklarimiz,korkularimiz da öyle.Farkina varip dillendirdigimiz anda enerjiyi serbest birakmis oluyoruz. Sanirim ho'opo da böyle isliyor, benim kanimca. Tamamen saliverme ve serbest birakma olayi.

O yüzden bu forumun hepimizin hayatinda önemli bir islevi oldugunu düsünüyorum.

Sevgiyle:)


Reply author: pandora76
Replied on: 14/02/2009 20:06:57
Message:

Sözlerimin sizi üzmemiş olmasına çok sevindim.Çok hassas konularda pek konuşmam aslında ama sizinle yakın zamanlarda yaşadığımız bu kayıplardan sonra,paylaşmak geldi içimden ve evet,bunları konuşmak önce acı versede,inkar ettiğimiz acıyla yüzleşmek aslında iyibirşey sanırım yada kendi adıma bunu söyleyebilirim.
Size yazdıktan sonra,teyzemi dayımı yadettim,düşündüm.Neyse işte.
Sevgiyle kalın.


Reply author: pandora76
Replied on: 23/02/2009 17:39:34
Message:

Rüyamda bulunduğum yerde başka insanlarda var ve çok büyük,siyah,yüzünde bize anlamlı ve anlıyormuş gibi bakan iri gözlerini görebildiğim,sanırım yüzü yeşil renkte,bir çeşit canavara benzeyen bir yılan gördüm.Hepimizi korkutan acayip birşeydi.

İnsanlar kaçarken onlara"yılanı öldürelim"diyorum.Sonra gizlendiği yerden yine çıkıyor ve sürünerek üzerimize geliyor.Mücadele ediyoruz ama sonunda elimdeki büyük bir bıçakla onu ikiye kesiyorum ve ölüyor.Tam o sırada,içeride onun yavrusunu görüyorum.Yavru yılana üzülüyorum ama "yoksa bizi öldürecekti" diye düşünüyorum.

Gerçektende başka bir boyutmu acaba rüyalarımız ve ben başka bir boyutta yılanmı öldürdüm dün.Hayrolsun diyeyim.


Reply author: pandora76
Replied on: 24/02/2009 02:15:40
Message:

Aslında mücadeleden kastım bu değildi.Onun korkutuculuğunu gördüğümüz anda kendimizle başlayan bir mücadeleydi daha çok ve daha çok bendim herşeyin içinde olan,sonrasında yılanı öldüren.Çok etkilendim ve hala aklımda o yılanın bize bakan o yüz ifadesi var.İnsanlarda bile böyle bir yüz ifadesi gördüğümü anımsamıyorum. Birde o neredeyse bir kılıca yakın boyuttaki bıçakla biranda gövdesini ortadan ayırıyor olmam.Çok acayipti.
Bazı rüyalarım aklımdan çıkmıyor böyle,o kadar gerçek geliyor.Acaba bu rüyaları görüyor iken,aslında ne oluyorda böylesine gerçek geliyor ve etkiliyor.


Reply author: bulut
Replied on: 24/02/2009 12:55:19
Message:

Ben de dün gece çok rüya gördüm.Rüyalarımızı hatırlama gücümüz arttıkça çok rüya görüyoruz gibi sanıyoruz.Ayrıca yarı uyur rüyanın sürmesi gibi bir durum oluyor.
Dün gece rüyamada bir çınlama duydum.Dünyanın sesi olarak yorumladım.Sonra siyah takım elbiseli ve siyah gözlüklü ajan kılıklı birileri bulunduğum okulu sarıp öğrencileri topladılar.Korku ve heyecandan bütün vücudum titreşti.Sonra kendimi güvende hissedip rahatladım.
Yeri gelmişken eski bir rüyamı anımsadım.Yunan tiyatrosu gibi bir yerde varlıklar önemli sandığım bir toplantı yapıyor.Varlıkların bazıları çok ürkütücü formda ama gayet zeki ve duygulular.Kimse onları yadırgamıyor.Hatta insan görünümlü biri,uzunca, pullu derili korkunç diyeceğim bir varlığa, çok yer kapladığı için çıkışıyor.O varlığın verdiği sıkıntı nedeniyle diğerlerinden özür dilemesi anlatılamaz.Sonradan acaba negatiflerin bir manipülasyonu muydu dedim ama hiçbir negatif benim de çok yoğun hissettiğim sevgi ve birlik ortamında bulunmaya dayanamazdı diye değerlendirdim.Yani bana göre varlığın şekline bakıp hizmet gurubu hakkında karara varmak yanıltıcı olabilir.Amaa bir negatif manipülasyon olasılığı artıyor gibi.Tabi bu durumda sezgilerimize ve dikkatimize büyük iş düşüyor.Hemen şimdi aklıma bebek yüzlü Joe ile noterdamın kamburu geldi.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 24/02/2009 13:08:12
Message:

Sevgili bulut,bende dün akşam uyumadan önce sol kulağımda çınlama duyuyordum.Kızıma sordum sen bir çınlama duyuyormusun diye hayır dedi.Aklıma endubasi dostumuzun söylediği bir şey geldi ama hatırlayamadım.Sağ ve sol kulak çınlamalarının,pozitif yada negatif varlıklardan kaynaklandığını yazmıştı bir yerde:) Sonra pozitifseniz kalın,negatifseniz üzgünüm gidin dedim:) Huzurlu bir uyku uyudum ama hiç bir şey hatırlamıyorum rüyamda.Birde uyumadan önce gözlerimi karanlığa diktiğimde minik ışık huzmeleri görüyorum.Dün daha yoğun ışık parçacıkları vardı.Acaba diyorum giderek perde inceliyormu ki!


Reply author: bulut
Replied on: 24/02/2009 13:24:30
Message:

Sevgili zer-zivi,birşeyler hızla oluyor gibi,ister farkında olalım olmayalım.Bizlere düşen, sevgili dünyamızın, insanlarıyla hakettiği yere gelmesi için olumlu düşünmek.Sevgiyle.


Reply author: pandora76
Replied on: 24/02/2009 22:05:41
Message:

Benim gördüğüm yılan özür dilememişti ve saldırıyordu etrafına.Yavrusu olan bir yılan olsada,ölmemek için öldürmek zorundaydık yoksa ölecektik.Zaten yavrusu olduğunuda sonra gördüm.Bir yılan yavrusu olsa dahi yılandır.

Fakat yılanı öldürdüğüm bu rüyadan sonra,pek çok korkumun hızla kaybolmaya başladığını hissediyorum ve belkide yılan korkuyu temsil ediyordu yada yorumlamam gereken bir işaretti.
Açıklayıcı paylaşımlar için teşekkür ederim.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 25/02/2009 10:48:26
Message:

Sevgili pandora76,
Negatife odaklanmama eğilimim zaman zaman beni rahatsız eder.Kurban olarak boynunu uzatma olasılığı huzurumu kaçırır.Ayrıca iyi ve kötünün varlığı hakkında yanıtlamakta zorlandığım sorularım var.Rüyaların bence gözden uzak tutulmaması gereken en önemli özellikleri kişiye özel olmaları.Ayrıca nefsi müdafa diye bir tutum sizi haklı çıkarıyor.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 25/02/2009 22:27:59
Message:

Aslında ben negatifi"kabullenmek"ve negatife "odaklanmamayı" farklı nitelendiriyorum hocam.
Hani Tanrıya inanmıyorum diyebiliriz ama bizim ona inanmıyor olmamız,Tanrının olmadığının göstergesi değildir.Tanrıya inanmasakta o bize inanıyor:)
Ben kendimdeki negatif yanları reiki uygulaması sırasında özellikle düşünüyorum ve "kendimi pozitif ve negatif yanlarımla kabul ettiğimi söylüyorum".Çünkü istemediğimiz yanlarımız görmeyi reddettiğimizde,iyi-kötü bizi oluşturan herşeyi,bütünümüzü görmüyoruz demektir ve buda bizi sadece görmek istediğimiz iyi yanlarımızdan oluşan,eksik insanlar yapar bence.Ama bu uygulamadan sonra,benim canımı yakan kötü yanlarımıda kabullendiğimi söyleyip,onlardan bana artık zarar vermemesini istiyorum.

Rüyamda gördüğüm yılanla ilgili en ilginç an,ondan hiç korkmadığım andı zira o anda,kocaman yaratığı,bir anda öldürebilecek gücü bulmuştum.Korkum tamamen dağıldığı an,benden güçlü ,canavar gibi bir yılan (normalde gücümün yetmesi imkansızdı)karşımda bir darbeyle öldü.

Sizin yazınızdan sonra negatifleri düşündüm ve aklıma şu geldi.Negatifler bizimle uğraşıyor olsalar bile,onlara izin vermemeyi seçmekten başka bir alternatifim yok.Onların yaşadığı yere gidip,onları öldüremeyeceğime göre(tabi belkide rüyamda bir negatif yanımı öldürdüm,benim için soru işareti)

Bende sizin gibi iyi ve kötüyü kesin çizgilerle ayıramıyorum herzaman.Mesela rüyamdaki yılan,belkide yavrusunu korumak istiyordu ve bizim ona zarar vereceğimizi düşünerek bize zarar vermişti belki(yavrusunu savunmak,nefsi müdafa) ama biz yavrusu olduğunu dahi bilmiyorduk ve sizinde söylediğiniz gibi,nefsi müdafa hakkımızı kullandık.Bununla birlikte,belkide yavrusunu korumak maksadıyla(herkes yavrusunu korumak ister ve bu kötü birşey değildir sonuçta)bize saldırmış olsa bile,bizlerde kendimizi korumak maksadıyla onu öldürmek zorundaydık.

Tabi rüyamdaki yılan,korkunç birşeydi ve yavrusunu korumak maksadıyla hareket etmiş olabileceği,rüyamda gördüğüm birşey değildi o sadece saldırıyordu ama ben bir örnek ararken rüyam üzerinden bir yorum yaparak yeni bir hikayeyle örneklemek istedim iyi-kötünün içiçe girdiğini.

Veyahut,bazen kötü şeyler,aslında iyi şeylere vesile olmuyormu yaşantımızda?
İyi ve kötü bencede,sizinde anlatmak istediğiniz gibi herzaman net tanımlanabilecek kavramlar değil.

Çok sağolun sevgili bulut,bilgilendirmeniz herzaman olduğu gibi bana yine yardımcı oldu.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 26/02/2009 10:10:53
Message:

Hep söylerim yaşayanların duygu ve düşünceleri en değerli olandır diye.İfade edenlerden biri olsam bile yazdıklarımız aktuel ve şimdiye ait.Kendi gerçeğimizi görüp değerimizi bilmeden yanayım.Çünkü bu konuda çekincelerimiz var.
Dikkat ediniz lütfen ruhsal gelişimimizle ilgili kişisel analizlerimize.Nereden nereye,aklıma gelmezdi.
Bana göre eleştirilecek yanlarımızdan biri umarı dışımızda aramamız,geleni gideni çok önemsememiz.Kakavanlık asla önermiyorum ama bir evren bilgisini taşıdığımızı da gözardı etmemeliyiz.


Reply author: pandora76
Replied on: 28/02/2009 16:04:28
Message:

bir evren bilgisini taşıdığımızı da gözardı etmemeliyiz.
----
Çok güzel söylemişsiniz hocam.İnsanın kendisiyle iyi bir ilişki kurabilmesi mümkün ve bir evren bilgisini taşımasına karşın,buna göre davranmaması kendi Tanrısallığını küçümsemek olur.

Rüyamda suda yüzerken,yanıbaşımızda küçük kertenkeleler belirdi ve bende havuzdan çıktım.Kertenkele takibindeyim sanırım[:)
Günleriniz sevinçle geçsin hocam.


Reply author: owi
Replied on: 28/02/2009 21:26:54
Message:

Sevgili Pandora bizim evin yanında boş bir arazi var, içi botanik bahçesi gibi ama vahşi bir ortam ve kertenkelelerle dolu.Her geçtiğimde karşımdalar.Zaten eskiden de bunlarla uğraşırdım ve birisi gece karanlık bir yolda paçamdan içeri girdi ama anında icabına baktım:)
İşte şimdi anlamlandırıyorum bu kertişleri ben..Tevvekeli değil heryerdeler!

Bu arada sevgili Bulut Hocam, çocukluğumun en bakir günleri hep köy öğretmenlerinin yanında köylerde geçtiği için sanırım size akan hissiyatım ayrı bir sıcak:)Yazılarınızı bu hissiyatla zevkle olumaya çalışıyorum..Hele de içinde Sevgili Pandora ve Sevgili Zer-Zivi de olunca su gibi..


Reply author: pandora76
Replied on: 28/02/2009 22:24:21
Message:

Bahçemizde,karada,suda, havada...kertişler artık heryerde ve hatta şimdide rüyalarımızdaAma yok,kertiş değillerdi,basbayağı bizim kertenkeleler gibiydi.
Rüya yorumuna göre ise "sevmeyenlerin takibi" demekmiş,sevmeyenim var demekmiş.Beni sevmeyen ölsünmü diyolardı
Sevgilerimle.


Reply author: owi
Replied on: 28/02/2009 22:28:45
Message:

sevsekte sevmesekte ölmeyecekmiyiz, en iyisi sevelim..mümkün olan en derin yerden.Artık öyle bir bilinç düzeyine geliyor ki insan pandora, sevmeyenle sevenin farkı, beyin kimyamın tepkimesi kadar..farkına varınca onunda şansı olmuyor.


Reply author: bulut
Replied on: 01/03/2009 08:37:19
Message:

Sevgili Dostlarım,

Yıldız Kenter'in" Ben Anadolu "adlı tek kişilik gösterisini anımsattınız.Üç beş Anadolu köşesini gezdik şükürler olsun.Bu kadarı bile bulunduğum yeri önemsetiyor.Duygulandım doğrusu.Sevgili Owi aramıza hoşgeldin.


Reply author: owi
Replied on: 01/03/2009 12:59:28
Message:

Sağolun Hocam..

Öyle anlamlıdır ki aslında Anadolunun uzak köşeleri,köyleri..Bir başkadır oraların havasından nasiplenmek,o güzel insanların kavramların içine sıkışmayan o saf o temiz yüreklerini yaşayabilmek..Ne söyleyim Hocam, bir Anadolu çocuğu olarak çok başkadır o köylerde olmak, çok başkadır o köylerde ÖĞRETEN olmak ÖĞRENEN olmak.Çok sıcaktır çoookk

Özlüyorum hem de çok...


Reply author: bulut
Replied on: 20/03/2009 11:06:14
Message:

Oldukça yürekten farketmez diyebileceğini düşünmek sevindiriyor.Bir çeki odun yiyip bir katre tat almak gibi.Adeta keçiboynuzu yiyorsun.Ya da yürüyor yürüyor bir arpa boyu yol gidiyorsun.
Bir katre tadı veya bir arpa boyu yolu yanlış değerlendirseydim umutsuzluğa düşebilirdim.Kendini tanıma bilgilerini,anasını bekleyen yavru kuş doyumsuzluğuyla değerlendirseydim sürekli bekleyen ve talep eden durumunda olurdum.
Düşününce, bir katre tadın yoğunluğu insanı şaşırtıyor.
Kolay hasta olmazdım.Burnum akar,bir iki öksürür,başağrısı ile geçiştirirdim.Yakın zamanda bütün ilgililerim hasta olacağım konusunda kesin uyarılarda bulundular.İnatla dikkafalılığımı sürdürdüm.Sonuçta bal gibi hasta oldum.
Hastalık tuhaf geldi tuhaf gitti.Sonradan gelişini düşündüm,gelmese şaşırtıcı olurdu.Gidişini düşündüm,hani öylesine bir düşünce değil.Kendim hakkımdaki bütün düşünce tutum ve davranışlarımı analiz ettim.O mantalitede o hastalığın tutunması şaşırtıcı olurdu.
Arasıra enerji akışının ve auranın değişmesi iyi oluyor.Şimdi köy görününce kılavuz gerekmiyor.Yürüdüğün yolda seçim ve sonuçlarını somut olarak gördüğünde haa oluyorsun.
Ektiğimizi biçtiğimiz söylendiğinde kolayca benimsiyoruz da iş yaratıma gelince genlerimize dokunuyor.Bir engeli de sevgili agnia'nın verdiği bir yanıtta gördüm.Güneşin batıdan doğmasını istemek için,genel kabul ve beklentiden farklı bir isteğin olması gerçeği,yaratımı zora sokuyor.


Reply author: alemtac
Replied on: 21/03/2009 00:30:29
Message:

Sevgili Bulut;

Keske daha once bilseydim, neden bukadar gec kaldim FARKETMEZ diyebilmek icin...

Farketmez


Reply author: bulut
Replied on: 21/03/2009 09:19:01
Message:

Sevgili alemtac,

Gerçek anlamı ile farketmez diyebiliyorsun,ne güzel.

Acele ettiğimde bazı düşünce ve davranışları ertelemem hissini daima almışımdır.Demek zamanı henüz gelmişti.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 21/03/2009 18:43:00
Message:

Dün rüyamda bir karabasan geçirdim. Ne zamandır olanların en kötüsüydü ama daha öncesinde üniversiteyi bitirip yeni bir üniversiteye başladığımı gördüm. Bunun anlamını biliyorum. Hayırlısıyla.


Reply author: bulut
Replied on: 22/03/2009 08:37:03
Message:

Benim kendime ve başkalarına önerim şöyle sevgili pandora76.Enson geçirdiğim günü olabildiğince ayrıntıları ile anımsıyorum.Tutum,duygu ve düşüncelerimi analiz ediyorum.Gereken yerde olguları tekrar yaşamaya gayret ediyorum.Tıpkı yaşam filmini geriye sarmak gibi.İbre biryerde takılıyor.Orada daha hassas hissediyorum.Olmazsa bir gün daha geriye gidiyorum.Engramı buluyorum.Problem ortadan kalkıyor. Zamanı geriye sarıp yanlışları düzeltmek gibi.Sevgiler.


Reply author: pandora76
Replied on: 22/03/2009 15:35:15
Message:

Çok sağolun hocam. Karabasandan önce sevgili Agnia yla biraz tartışmıştık. Yani ben:) Heralde sizin söylediğiniz yöntemi uygular isem,ibre o ana denk gelicektir.
Ben kendisini çatıştığımız zamanlardada sevmekteyim. İlginç ama bu böyle. Herkesle bunu yaşamıyorum. Belki numerolojik bir uyumumuz vardır ya da astrolojik veya başka bir neden bulmam gerekmiyor. Zaman sevgili hocam. Zaman hepimizin öğretmenidir.


Reply author: pandora76
Replied on: 22/03/2009 16:27:19
Message:

Bilimsel yönü dışında...

Karabasanın,insanın uyanışı esnasında fiziksel,eterik ve astral bedeninin aynı zamanda biraraya gelmediklerini ve birinin dışardayken(tam olarak bedene girmemiş halde) diğerinin bedene dönmüş olduğunu biliyorum. Odayı hisseder,görürsünüz,hatta dokunduğunuzu da hissedersiniz,yatakta olduğunuzu da...

Fakat bağırsanız sesiniz çıkmaz,çünkü astral bedeninizle bağırıyorsunuz,fiziksel bedeninize aynı uyarıyı gönderemiyorsunuz. Aynı şekilde bu sebepten ötürü fiziksel bedeninizi hareket ettiremezsiniz.

Alıntıdır.


Reply author: bulut
Replied on: 25/03/2009 10:16:38
Message:

Karabasanın şimdiye kadar okuduğum en gerçekçi açıklaması.Yani bazı durumlarda metefizik bilgi olmasa,bilimsel bilgi oldukça yetersiz kalıyor.
Artık bilgi birliğini parçalara ayırmamalı.Peşin yargılar yerine üzerinde düşünülen ve yararlı olan bilgi olarak değerlendirilmeli.Yargı ve değer konusunda bireysel farklılıkları anlayışla karşılamalı.
Bilgi beklenti ve anlayışa bağlı olarak çok hızlı gelişip bazen değişebiliyor.Durum böyle olunca insan kendi düşüncelerini bile izlemekte zorlanırken başkalarından tartışmasız anlaşılmak ve onay beklemek,bazen anlamakta zorlanabileceğimiz tartışmalara neden olabiliyor.
Birleşik insan bilincindeki yeni bilgi filizlerinin hayatiyet kazanması için insanın ruhsal gelişmesi koşutluk içermiyordu.Ancak durum değişti.Dikkatli bir izleme ile kritik kütleyi gececek sayıda insanın,gizlemeye çalışsalar da,uyandığını görebilirsiniz.
Dünya ve varlıkları müziklerini bestelediler.Artık konser vermemiz zamanı geldi.


Reply author: agnia
Replied on: 25/03/2009 11:00:20
Message:

quote:
Originally posted by bulut

olabiliyor.
Birleşik insan bilincindeki yeni bilgi filizlerinin hayatiyet kazanması için insanın ruhsal gelişmesi koşutluk içermiyordu.Ancak durum değişti.Dikkatli bir izleme ile kritik kütleyi gececek sayıda insanın,gizlemeye çalışsalar da,uyandığını görebilirsiniz.
Dünya ve varlıkları müziklerini bestelediler.Artık konser vermemiz zamanı geldi.



Allah ağzınızdan duysun


Reply author: pandora76
Replied on: 25/03/2009 15:09:23
Message:

Tartışmasız anlaşılmak ve onay demişsiniz ve güzel söylemişiniz hocam fakat benim ihtiyacım olanda bu. İnsanların onayını almak ve anlaşılmayı "istemek":) Ben bunu öğrenmeye çalışıyorum,anlaşılacak kadar anlatmayı. Sanırım herkesin itiyacı farklı.

Karabasan belki de bu nedenle uyku felci denilebilir. Acaba karabasandan dolayı ölen varmıdır?
Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 01/04/2009 10:10:36
Message:

Freud'un topoğrafik kişilik kuramına göre bireyde üç özellik vardır.İd.kişinin ilkel yabansı yanıdır.Ego,kişinin mantıklı ve realist yanıdır.Süperego,kişinin üst ve idealist yanıdır.
Ego kişiliği dengeler.Öncelikle yeri id ve süperegonun arasına girerek,bir dengeye neden olur.Kişi ne kuralsız doymanın peşinde ne de insan olmanın ötesinde olamaz.
İnsanda bu özelliklerin baskın olduğu zamanlar vardır.İnsan bazen ciddi bir konferansın ortasında türkü söylemek ister.Bazen sırtına melek kanatları takmak uğraşındadır.Akıl ve mantık bunlara belli bir oranda olanak tanıyıp özellikleri mutlu etmek ister.Çünkü kendi mutluluğu da onların mutluluğuna bağlıdır.
Holografik yapıya göre insanla bir kuruluş arasında fark yoktur.Hatta evreni de böyle düşünebiliriz.
Sevgili kurumum,canım sitem Budur Forumu böyle değerlendiriyorum.
şu sıralar belli bir özelliğimizin öne çıkması diğer özelliklerimizin varlığını etkilemiyor.Bu organizmanın dengeyi sağlayıp yoluna güvenle gideceğine adım gibi eminim.Sevgiler.


Reply author: bulut
Replied on: 01/04/2009 11:43:14
Message:

Sevgili oe,

Değerlendirmelerinizi severek okudum.Kendi adıma çok yararlandığımı söyleyebilirim.Bu satırları burada yazmak bana daha uygun geldi.Teşekkür ediyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 17/04/2009 17:00:48
Message:

Şimdilerde insanlari neden bulut gibi düşündüğümü daha iyi anlıyorum.
Hani eskiler ismiyle müsemma demişler ya o hesap.
Kendimi de buluttan bir adammış gibi düşünüyorum.Hani sahne gösterilerinde renkli renkli dumanlar püskürtülür.Dumanın renklerini duygularım belirliyor.Sevgi doluysam mor ve pembe dumanlar,kızgınsam kırmızı dumanlar,hüzünlüysem sarı,güvende hissediyorsam mavi dumanlar gibi.
Bazen bütün renklerdeki dumanlar devinerek dolanıyor.Bazen bir rengin oranı diğerlerine göre artıyor.Renklerin birer notası olduğunu biliyoruz.Sanırım güzel bir müzik dinlediğimizde havamızın değişmesi bu yüzdan.Ya da kendimizi biraz etkileyip bir rengin varlığını hissedip çoğaltsak güzel bir müzik dinlemiş gibi oluruz.
Zevkler ve renkler tartışılmazmış derler.Belki insanda şiddet,kızgınlık,korku gibi duyguları düşündüren renkleri sevip çevresinde çoğunlukla onların olmasını isteyenler vardır.Bu nedenle insanları etkileyip duruyorlardır.Buna karşılık eflatun,mor rengi sevip onları görmek isteyenler de vardır.
Gökkuşağını düşünürüm.Güneş rengi kırıldığında yedi rengi yansıtır.Bu farklı gibi görünen renkler hızla karıştırıldığında beyazlaşır.Ben titreşim hızının bunun için gerekli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca renklerin insanların duygularını etkileyip şifa vermesini buna bağlıyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 30/04/2009 11:07:20
Message:

Duygu ve düşüncelerimin ayırdında olup kendimi nitelemekte zorluk çekiyorum.Sanırım bu durumum önceden ifade ettiğim,buluta benzediğimiz savıma uygun düşüyor.
Metafizik psikoloji mi denir,spiritüel psikoloji mi denir,yeni bir psikoloji anlayışına gereksinme var gibi.Gerçi "Benötesi Psikolojisi"diye anlayışlar var ama daha başlangıçta bazı sınırlamalar akışını engelleyebilir düşüncesindeyim.
Bireysel ülke ve dünya sorunlarına duyarsız değilim ama duygusal anaforu içinde kaybolup çözümsüz kalmıyorum.Neredeyse bazı görevlerimi ihmal ediyorum endişesine kapılacak derecede görevlerimde seçiciyim.Kendim ve çevredekiler için faydalı olanlara öncelik tanıyor rutin kural gereği ve alışılmış olanları öteliyorum.
Bazı arkadaşların kendini anımsama çalışmalarından bizlerle paylaştıklarını okuyunca ortak bir süreç olduğunu kabul ediyor kendimi eleştirmekten vazgeçiyorum
Bir de son zamanlarda söylediğimiz her sözün,sesin,duygunun;bizim dışımızda bizi ilgilendiren ya da ilgilendirmeyen olguların derin anlamlarına ulaşabileceğimiz hissini duyuyorum.Yani madde nasıl holografik bir yapıya sahipse hisler,sesler,renkler,duygu ve düşünceler de holografik bir yapıya sahip.Bu nedenle ho'opopono yöntemini anlıyorum.Yani durumu kabul edip iyi gözlemlersem gözümdeki bir segirme ile Irakta bombalı saldırıda ölenlerin ruhsal acısının ilgisini görebilirim.
Gereğine uygun olmasını ve birin hayrını dilemek kaydıyla kutuplardaki beyaz ayının sağlık ve esnliğindeki sorumluluğumu anlayabilirim.
Kesinlikle yeni bir psikoloji anlayışı gerek.Davranış sorunları olanları akıl hastanelerine kapatıp,otitik çocukları problemli diye niteleyip çeşitli ilaçlarla uyuşturmayı içermeyen bir psikoloji gerek.


Reply author: bulut
Replied on: 13/05/2009 15:03:46
Message:

Gerçekten farkına vardım artık.İnsan hazır olmayınca ona bilgi verilmiyor.Verilse bile o an için yararlı değerlendirmeler yapılamıyor veya eksik yapılıyor.
İnternette siteler,piyasada bulunan kitaplar,gündelik yaşamdaki olgular,tutum ve davranışlar ve diyaloglar yeri geldiğinde önünüze çıkıyorlar.
İlk Kryon kitabını incelediğimi anımsıyorum.Ruhsal konulara yakınlık duymama rağmen kitabın cafcaflı kapağı bana,içeriğinin özelliği nedeniyle garip gelmişti.Okuduğumda bende bir açılım yapmasına rağmen yeterince anlamadığımı sonradan tekrar okuyunca anladım.Sanki ilk okuduğum metinde olmayan farklı bölümler vardı.Bu nedenle vaktime uygun düşen oranda ilgi duyduğum yazı ve kitapları tekrar okuyorum.
Birkere farklı grup,kitap ve anlayışları zamanım oranında okuyor kendim bir karara varıyorum.Çünkü egonun boyutumuzadaki gerçeği bunu gerektiriyor.
Bu sıralar uyku düzenim bir garip uyuyup uynıyorum.Ertesi gün uyku düzensizliğinden başım ağrıyor.Rüyada olduğumu bazen farkediyor ama yönlendiremiyorum.Bilinçaltının ürünleri yanında yanyana geldiğinde işe yarama olasılığı olan bilgiler zihnimi dolduruyor ama anında ve sabah anımsayıp yazamıyorum.Sonra bazı bilgileri elde etmek için acale ettiğimi,bu konudaki sürecin bir kuralı olduğunu düşünüp kendimi otomatiğe takıyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 29/06/2009 11:44:04
Message:

İlginç bir rüyamı paylaşmalıyım.
Sanırım rüyamda uzaylılarla iletişim kurdum.

Anılarım içinde olmayan bir okulun bahçesinde öğrencilerimle birlikteyim.Koşup oynayan öğrencilerimi izliyorum.Hava aydınlık,gökyüzünde tek tük beyaz bulut yumağı var.Bu bulutlardan birine şöyle bir bakıyorum.Sonra tekrar öğrencilerime yöneliyorum.
Bir süre sonra bulut tekrar ilgimi çekiyor.Ben buluta dikkatle bakınca bulutun rengi açılıp disk şeklindeki uzay aracına dönüşüyor.
Hiç şaşırmıyorum,sanki böyle bir görüntü gayet doğal geliyor.Ben uyarmasam da öğrencilerim de baktığım yöne dikkat ediyor.Bunun üzerine araç bir yunus balığına dönüşüp bir süre şirin şirin süzülüyor.
Bize doğru yaklaştığında üstü açık bir otomobile dönüşüyor.İçinde dört insan ğörünüyor.Yüzlerini seçecek kadar yaklaşıyorlar.Hazırlıklı ve doğal olarak onlara el sallıyorum,elimle öpücük işareti yapıyorum.Onlar da aynı şekilde karşılık veriyorlar.
Dört kişiler üç erkek bir kadın.Orta yaştalar,ikisinin gözlükleri var.Sanki pazar gezmesine çıkmış gibiler.
Onlara yanınıza gelebilir miyim diye telepatik düşünce gönderiyorum.Önce bu girişimime sevinip yüzleri aydınlanıyor.Ancak bir süre sonra tedirgin tedirgin birbirlerine bakıyorlar.gönülzsüce istersem gelebileceğim davranışı gösterdiler.
Yavaş yavaş onlara yaklaştıkça özellikle yüzleri değişmeye başladı.Yüzlerinin şekli insan olmayan bir varlığa benzedi.Bu değişime gösterdiğim korku ve panik duygusu onlarda bir hayal kırıklığına neden olmuştu.Üzüntülerini hissedebiliyordum.
Sonra bir his olarak onların "Bizi olduğumuz gibi kabul edebilmelisin.Size,artık sahte davranmak zorunda kalmak istemiyoruz"
dediklerini duyumsadım.
Durumu değerlendirirken uyandım.Kendime,acaba negatif varlıklar mıydı,diye düşündüm.Ama o süzülen yunus balığı,sempatik yüzlü insanlar aldatmak için olamazdı.


Reply author: agnia
Replied on: 30/06/2009 10:01:37
Message:

Hayrolsun, çok güzel bir rüya görmüşsünüz.


Reply author: bulut
Replied on: 01/07/2009 12:44:54
Message:

İyi dileklerin için çok teşekkür ederim sevgili Agnia,bu arada ilginç bir bağdaşımı paylaşmak istiyorum.Bir komşum sabaha karşı evinin balkonuna çıktığında bir ışık kümesi ile karşılaşır.Bu ışık kümesi bilinen açıklamaların dışındadır.Verdiği tarih benim o rüyayı gördüğüm sabahtı.


Reply author: agnia
Replied on: 01/07/2009 14:45:46
Message:

Bu da ilginç tabi. Belki de giz, sana söyledikleri cümle içindedir: "Bizi olduğumuz gibi kabul edebilmelisin.Size,artık sahte davranmak zorunda kalmak istemiyoruz"


Reply author: bulut
Replied on: 17/07/2009 11:11:18
Message:

Gördüğüm rüya ile ilgili,uzun süre düşündüğüm, yorumlarımı paylaşmak istiyorum.
Değişik boyut varlıkları birbirlerini etkileyebiliyorlar.Üst boyut varlıklarının altboyut varlıklarını etkilemeleri kabul edilmesine karşılık,alt boyuttakilerin üst boyuttakileri etkilemesi gözden kaçıyor gibi.
Üçüncü boyutta olmak peşin peşin zayıf ve etkiye açık olmak anlamına gelmiyor.Elbette bu boyut varlığının başı da göğe ermiyor.
Üçüncü boyut maddi kalıpları,sonsuz potansiyeli olan psişeyi sınırlamasına karşılık,bu boyuttaki düşünceler yaman katalizörlerin duygusal ateşlemeleri sonucu katları kolayca aşabiliyor.
Yeni denemeler sonucu ışık hızı üçyüz kat aşıldığına göre dünya dışıların biz sizin atalarınızız,sizler,bu andaki bizlersiniz demelerinin mantığı ortaya çıkıyor.Yani bizler ne kadar tekamül etmek durumundaysak onlar da ilahi yasalara uygun davranarak bizim tekamül gereğimizi haklı çıkarmak zorundalar.
Boyutu ne olursa olsun kimsenin tuzu kuru değil.
Yaradanın muhayyilesindeki varlık yaradanın öngördüğü macerayı sürdürme durumunda.
Rüyamda gördüğüm rüya uzaylıları önce babacan ve sempatik görünüşlüydüler,sevgi duygusu yayıyorlardı.Ben bunların negatif olma olasılığı da var düşüncesini zihnimde yoğunlaştırınca şekilleri değişmeye, alışılmadık yaratık görünüşü almaya başladılar.Bu durumda hissedilen sevgi yoğunluğu biraz geri plana gitmekle birlikte,ciddi,bilimsel bir ağırbaşlılık ön plana çıktı.Dediğim gibi,
bizim bu görünüşümüze de alış,seni temin etmek için ortayaşlı ton ton kişiler olma durumunda olmak artık bizi sıkıyor,hissini kuvvetle duydum.
Yani bundan sonraki hertürlü olasılığın düzenleyicisi biziz.Serbest seçimden öte başka bir olsılık şahsen göremiyorum.


Reply author: alefte
Replied on: 17/07/2009 16:49:01
Message:

sevgili bulut
bende rüyanla ilgili küçük bir yorum yapmak istiyorum.

yunus bildiğim kadarıyla sirius u simgeliyor rüyanda. mesaj onlardan gelmiş.
değişen sensin bulutun değiştiğini görüyorsun . ve göreceğin şeyden memnun olmamaktan korkuyorsun. ama mesaj şu ki kendini olduğun gibi kabul etmelisin. ayrıca 3 erkek ve 1 kadın olması denge için çalışman gerektiği, eril kısmın yoğun olduğu gösteriliyor.
sevgilerimle


Reply author: bulut
Replied on: 18/07/2009 09:56:38
Message:

Sevgili Alefte,önerilerin üzerinde düşüneceğim.Katkıların için çok teşekkür ediyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 10/08/2009 16:20:00
Message:

İnsanın yaşamında gelgitlerin olduğu ifade edilir.İfade edilmesinin yanında bizzat yaşanır.Böyle bir gelgitin dibe vurma durumunda olduğumu varsayıyorum.Varsayıyorum,çünkü yaşamlarından zorlandıkları bölümleri bizimle paylaşan dostlarıma ayrıntıyı yazsam dudak bükerler.Hem de zamanınızı almayayım.
Bu dibe vurmayı hazmetmekte bir fark var.Eskiden acıların hüzünlü büyüsüne kapılır,acılarımın tadına varamazdım.Şimdilerde tanımı zor bir metanet duruşum var.Çevremdekiler danışanlarımın sıkıntısına çare olurken kullandığım bilginin kendimin de işime yaradığı düşüncesindeler.Onlara hak veriyorum,ama asıl nedenin, olayları yorumlarken gözönünde bulundurduğum aşkın bilginin olduğunu kabul ediyorum
Televizyonda uzak doğuda olan kasırga ve sel felaketlerini izlerken duygulanım açısından nötr durumda olduğumu sezdim.Hatta kendimi test etmek için çamurlu suyun içinde olanlardan biri olma olasılığını düşündüm.Sadece tekamülümde iyi bir yerde olamamanın sonucu olursa üzülürdüm.Diğer olasılıkları kaldırabilirim umarım diye düşündüm.


Reply author: Qaan
Replied on: 11/08/2009 00:46:59
Message:


Hepimizin farklı zayıf yönleri ya da almamız gereken farklı derslerimiz var. Birimizi çokça yıpratan bir şeyi diğerimizin "dert ettiğin şeye bak, asıl benim şöyle şöyle bir sorunum var" yorumuyla karşılaması olağan karşılanabilecek bir durum. Dibi yaşarken; "bunun yaşanması gerekiyormuş ve buradan almam gereken dersi almalıyım, nasılsa bundan sonrası hep çıkış" diye bakabilirsek belki biraz daha iyi hissederiz. Ya da ben kendi açımdan ciddi olumsuzlukla karşılaştığımda böyle yapmaya çalışıyorum.

Gerçi farkındayım, bunlar hep bildiğimiz şeyler ama yine de bir iki cümle yazmak istedim.


Reply author: bulut
Replied on: 11/08/2009 10:07:41
Message:

Sevgili Qaan,

Aramızda zaten var olduğuna inandığım manevi bağ böylesi yönelişlerle bir işe yarıyor.Sözlerini sevgiyle düşünce dünyama katıyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 11/08/2009 21:06:31
Message:

Neden dudak bükelim ki sevgili bulut. Hepimizin öğreneceği farklı dersleri var.Yaşanan küçük yada büyük hepside çok değerlidir. Belki birmiz küçücük bir olayda büyük bir ders öğrenir,kimimiz büyük bir olayda küçük bir ders öğrenir. Ve hiç bir ders birbirinden önemsiz değildir.


Reply author: bulut
Replied on: 12/08/2009 10:20:24
Message:

Demek istediğim katalizör şovalyelerinden böylesi destek yanıtları almak iyi hissettiriyor.Teşekkür ederim zer-zivi.


Reply author: oe_
Replied on: 12/08/2009 22:49:51
Message:

Sevgili Bulut,

Şimdi burayı okuyunca kendimi diğer tarafta mutluluk hakkında ahkam kesmiş gibi hissettim. Dipler hakkında şöyle bir düşüncem var. Aslında dip diye birşey yok. Biz nereye kadar götürebilirsek, yani ne kadar üzülebilirsek/üzülebiliyorsak o bizim dip noktamız oluyor sanırım.

Bana sanki olaylara/sorunlara tarafsız yaklaşmanın bir noktada kendini sorunlardan soyutlama yetisi kazandırdığı, ama bunun belki uzun vadede sorunları hissetme/yaşama yeteneğini azaltması gibi birşey mi (ki hissedilen şey aynı derecede yaralayıcı kalmaya devam ettiği halde), desem, anlatması zor, fakat aklıma böyle birşey geldi. Bir cerrahın sürekli önemli operasyonlara girmesi, ama kendisi veya çok yakını biri için, daha az kritik bir operasyon için dahi daha fazla endişe duyması gibi birşey belki.

Anlamlı mı konuşuyorum, yoksa saçmalıyor muyum çok emin değilim. Şu sıralar kafamı gene denge kavramına takmış durumdayım. Yani aslında "mutluluk bir seçimdir" şeklinde yeni yazdığım şey dahi gündemimde değil gibi şu aralar. Tekrar dengeyi deniyorum ve farklı anlamları üzerine düşünüyorum. Bir an onu bütünlük sandım. Yani denge kavramının orjinalinin bütünlükten geldiğini düşündüm. Sonra bütünlüğün parçalılığa biraz uzak düştüğü, oysa dengenin dengesizliği daha iyi kapsadığını ("tümüyle dengeli bir denge dengesiz olurdu. O yüzden denge biraz dengesizlik içermeli ki, dengeli olabilsin" gibi birşey). Sonra başka anlamlar geldi; çeşitlilik ve köprü olmak gibi. Denge çeşitliliği sağlayan şey ve zıt uçlar arasında köprü olan şey. Bilinç ve bilinçaltı, sonlu ve sonsuz, sorun ve çözüm. Uçlar birbirine uzak düşemez bu sayede.

Epey çok sayıda kez, kendi enerji dengelerimi bozduğumda, başımı ağrıttığımda vb, bu denge kavramını hatırlayıp aklımda tutarak iyileşebildim (yani tekrar dengeye döndüm). Olasılıkla kendim birşey becerebildiğim için değil. Yaptığım sadece dengeyi hatırlamak ve dengesiz hissettiğim şeyleri zeki sonsuzluğa işaret etmekti. Gerisini sanırım o hallediyordu. Nasıl yapılacağını/yapıldığını bilmeden olacağına güvenmek gibi. Madem ki sonsuzdu bu akıl, nasıl yapılacağını biliyor olmalıydı.

Peki neden bizim ona dengesizliği işaret etmemiz gerekiyordu? Çünkü toplam denge, her nasıl olursa olsun kusursuz; bütünsel olarak bakınca bir kusur bulamayız, o da bulamaz. O yüzden birşeyleri 'parçanın bakış açısından' işaret etmek gerekiyor sanırım (ki bu da birşeyi 'zorlamadan yapmanın' (veya yapılmasına/olmasına aracı olmanın) bir yolu olsa gerek).

Bu aynı zamanda onunla aramızdaki bir iletişim şekli ve onun varlığını hissetmenin bir yolu olsa gerek.

---

Aklıma şu an bunlar esti, yazmak istedim.

Sevgiler.


Reply author: agnia
Replied on: 13/08/2009 09:46:36
Message:

"katalizör şovalyesi" hoşuma gitti, herhalde daha önce konusu edilmiş bir şeye atfen yazılmış.
Denge konusunu ben de hep önemsemişimdir. Hatta kendimi bu konuda epey gözlemlemiş, fiziksel dengemin biraz zayıf olduğuna karar vermiştim. Bu hassas durumu kuvvetlendirmek için denge sağlayıcı uzak doğu sporlarından yararlanmak istedim hep ama kısmet olmadı. Gün içinde aklıma geldikçe yüksek sesle "kendim" olan bütüne sesli olarak dengeye gelmesi talimatını/ricasını veririm.Hatta bi de tekerleme icat etmiştim: Denge denge dengelen, dengelen dengelen... gibi bişeydi. Malum sözlerin müzikli biçimde sarfedilmesinin etkisi daha büyük oluyor :)


Reply author: bulut
Replied on: 13/08/2009 09:56:33
Message:

Sevgili oe,
Sık sık aklına essin de böyle yazılar yaz.
Öncelikle dip'in tanımı hakkında söylediklerin bana uygun geldi.Zaten bireyin kendisi için bile zorlanmalı yaşantıların anlamı değişiyor.Öyle ki zorlanmalarım hakkında olası yazacaklarımı aklımdan geçirince dudak büktüm.
Denge konusuna gelince,hakikaten dibe doğru yaşatılarımız olmasaydı zirveye doğru olanları nasıl anlamlandırabilirdik.Ayrıca bütünün parçaların birleşiminden ayrı birşey olduğunu denge ayrımı ile anlatmış gibisin.Çok teşekkür ediyorum.


Reply author: alefte
Replied on: 13/08/2009 13:38:22
Message:

ilginizi çekerse,

kabalistik ağaçta denge sütünu vardır. sağ yanında merhamet sütunu , sol yanında haşinlik sütunu. sağ ve solu yani ying ve yang ı ortada dengede birleştirdiğin zaman mesih bilincine erer ve doğuluların söylediği kundaliniyi uyarır ve taca yani aydınlanmaya ulaşırsın.
bu sütuna ulaşmanın özeti şöyle söylenebilir.
1- bilgiyi idrak etmek -- sağ bilgidir sol idrak denge; idrak edilmiş bilgidir yani farkındalık
birinciyi gerçekleştirmeden diğerlerinin hiçbiri ulaşılamamaktadır.
2- gücünü , sevgi ve merhametle kullanmak. yani gerçek güç sevgi ve merhamettir. (sağ sevgi, merhamet ; sol korku ve haşinlik, güç)
ikinci şıktaki dengesizlik zalimlik, yıkım,katılık ,açgözlülük,diktatörlük getirmekte
3- madde aleminde doğruyu ve bütünlüğü bulmak. yani herşeyin hepimiz için olduğunu ve sözümüzün en gerçek güç olduğunu idrak etmek.
burda dengeyi bulamamak yalancılık, şehvet ve hırs getiriyor.
bu en zor denge sağlanan yer. peygamberlerin bile bir çoğu burda sınavı geçememiş ve yükselişi gerçekleştirememişler


rabbin istediği tek şey denge ve dengeye giden yol bütünlükten geçiyor.


Reply author: bulut
Replied on: 13/08/2009 14:55:25
Message:

Kabala bilgisi tabii ki ilgimi çeker.
Görüldüğü gibi bir gerçeklik farklı bakış açılarına göre yorumlansa da benzer bilgileri içeriyor.Belki kavramı açıklayacak simge ve semboller değişebiliyor.Hatta sütun,kuş,ağaç gibi ortak semboller var.
İlk zamanlar hayvan kırallığı,bitki kırallığı gibi ifadeleri pek ciddi bulmuyordum.Yerine ne denebilir diye sordum.Bütünlük demek çok yanlış olurdu.Topluluk demek içrek anlama uymazdı.Amacı en yakın ifade edebilmek " krallık"betimlemesine yakışıyor.
Yani ifade edilen semboller hakkında daha çook düşünmeliyiz.
Kabalistik semboller için teşekkür ederiz sevgili alefte...


Reply author: bulut
Replied on: 09/09/2009 09:14:00
Message:

Birşeylerin değiştiğini görüyor,anlıyor,hissediyorum.Değiştiği yerine değişme sürecine girdi ifadesi belki daha doğru olurdu.Yaşamda bile hızlanma var.Dünyanın rezonansı ile bir ilgisi var mı bilmiyorum ama temizlik işçisi bile sokağı daha hızlı süpürüyor.Çevredeki nebatlarda,hatta saksıdaki çiçeklerde bile bir acelecilik var.
Dünya da bir telaş içinde.alelacele yenilenmek ve temizlenmek istiyor.Bunu yaparken üzerindeki canlıların zarar görmesini sürecin hesap edilmiş bir parçası olarak değerlendirip,ana yüreğini dengeleyebiliyor.
Gün geçmiyor ki dışardan ve ülkemizden bir buluş haberi gelmesin.Dikkat ederseniz yapılan buluşlar olası bir yeni çağ yaşatısında yaşamayı arzu ettiklerimiz ve yaşanacağı olasılığı diğer bilgi kaynaklarınca duyurulanlardan.
Ufolar bile ya içindeki müretebatın görünmesine izin veriyorlar ya da kırk dakika süresince görüntüde kalıp balon,yansıma ve yıldız olmadıklarını gözümüze sokuyorlar.
Şahsen belli bir tarihe odaklanma hakkında bir yorum yapamıyorum.Fakat gerek kendimde gerekse çevremde olan ve giderek bir ivme kazanan değişikliklerin kritik kütleye ulaşarak bu süreç bitti dedirteceğini sanıyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 27/09/2009 12:10:39
Message:

Spritüel bilginin psikolojik danışmanlık görevimi sürdürmemde değerli bir gelişim ve açılım sağladığını söylemeliyim.Tabi amacım bu bilginin yararını sadece danışmanlık görevime katkısını belirterek sınırlamak değil.
Bu bilgi sana ne sağladı sorusunu yanıtlarken ilk aklıma gelen,ilkel kabilelerin yerleşim yerlerinin ortasna diktikleri,aptal suratlı totemlerine artık gülümseyemememdi.Özlü sözleri,şeref yasaları,engin dünya ve evren görüşü olan,beyaz adama yazdığı toprağın gerçek sahibini vurgulayan mektubun yazarı olan,zamanımızı aşan astronomi bilgisi ve kehanetleriyle şaşırtıcı olan yerliler sandığımız gibi ilkel olamazlardı.
Zaman ve dünyamız düz bir süreçte değil.Periyotlar ve devreler var.Son periyotun ilkelleri sosyalite,psikolji ve mantalite açısından önceki gelişmiş toplumlara bizden daha yakınlar.
Bilgiyi eskisi gibi değişmez bir blok halinde beklemiyorum.Bilgi hangi ortamı ve boyutu ifade ediyor olursa olsun sürekli bir akış içinde.Şekillenmesinde ve form tutmasında,sonra dağılmasında etkili olduğumu öğrenmek şaşıttı ama ürkütmedi.Sorumluluğumu cesaretle kabullendim.
Bulut, bir bakıyorsun beyaz ve yuvarlak,sonra rüzgarın etkisiyle değişiyor,bazen kararıp elektrikleniyor.Bazen bulut özelliklerini bile yitiriyor.Ama temel özelliği hep var ve varolmaya devam edecek.
İnsan çok değerli.Giderek değeri artacak diyemiyorum.Çünkü yeterince olan değer artmaz sadece bu değeri sınırlamış perdeler kalkabilir.Çevremizde olan güçler ve enerjiler bizlerin kapasitesi ve kabullerimiz çerçevesinde işlev görüyorlar.İnsanın değerini ençok "aşağısı nasılsa yukarısı da öyledir."sözü düşündürüyor.Bu ilk bakışta şaşırtıcı ve endişe verici görünebilir.Ancak aşağıdaki, varsa kaos ve karmaşadan nasıl biz sorumluysak,nasıl biz şöyle ya da böyle duruma getirebilirsek,aynı etkiyi yukarıda da gönderebiliriz.
Holografik yapısıyla belki insanı ayırıp değer atfetmek evreni yanlış değerlendirmek olabilir.Birliğe ters düşebilir.Ama biz bize en yakın olanız,elimizin altındayız.Uzak olanı anlamaya çalışacağımıza kendimizi anlamamız en pratik olandır.
Kendimce kendimi bilmeye çalıştığımda şu sonuca varıyorum.Herşey tam ve bütün olanın imgesinde var.Bu imgeler tam ve bütün olanın varsaydıkları.Bu nedenle tam ve bütün olanın imgesel özelliklerini taşıyorlar.Ama tam ve bütün olmayı kavramaya çalışmak sonsuz zamanımı alacak.


Reply author: bulut
Replied on: 25/10/2009 12:14:11
Message:

Arkadaşların Kasyopya celseleri çevirilerini okuyorum.Son yayınladıklarında ruh bölünmesinden hatta ruhun yitirilmesinden söz ediliyordu.Ben ruhu "ruh ilahi bir lema'dır"açıklamasına uygun olarak düşünüyorum.Bu nedenle bölünmesi ve yitirilmesi zihnimi zorluyor.İlahi ışığın bölünmesi,sönmesi nasıl olabilir,diye soruyorum.
Çok önceleri "Sibıl"adlı bir roman okumuştum.Sibıl, genç bir kadının adı.Bu kadın farklı zamanlarda ondan fazla değişik kişiliğin özelliklerini gösterebiliyordu.Birinin, diğerinin varlığından haberi yoktu.Çevresindekiler bazı davranışlarını sorguladığında temel kişiliği yanıtlamakta zorlanıyordu.
Ruh bölünmesini düşününce Sibıl örneği aklıma geldi.Acaba aynı bedende ayrı ruh parçaları deneyim mi geçiriyordu?Fakat bu kişiliklerin bazıları diğerinden taban tabana zıttı.Ben ruh bölünse bile temel kişiliğin nüansları olabilir diye düşünüyorum.Bir melek kişiliğin yanında çok negatif özellik bana zor geliyor.Ya da benim bildiğim ruh, kişiliğin özü olan cevherden farklı.
Önceleri, özellikle tansiyonun yüksek olduğu iletişimlerde denetimi yavaş yavaş yitirir giderek kendime de yabancı gelen tutum,davranış ve ses tonlarını sergilerdim.Sonradan bunlar için kendimi suçlar,üzülürdüm.
Bu konuyu düşündüğüm sıralarda bir rüyam aklıma geldi.Uzaylı yaratık filmlerinden etkilenmiş olmam da olası ama farklı bir misyonu yüklenen rüya olarak yorumlanabilir."Rüyamda,sağ akciğerimin altında bir yumru dikkatimi çekiyor.Önce şöyle bir bakıp geçiyorum.Sonra içimden bir dürtü ilgimi sürdürmemi öneriyor.Elimle yumruyu sıkıyorum.Yumru canlılık belirtileri gösteriyor.Paniğe kapılıyorum ama sıkmayı sürdürüyorum.Yumru giderek uzayıp kıvranıyor.Vücudumdan çıkacak izlenimi alınca dehşetle uyanıyorum."
Çok endişelenip korktuğumu söylemeliyim.Şu sıralarda farkına iyice vardım ki,elimde olmadan yaptığım olumsuzluklukları en azından azaltmış veya dozlarını düşürmüştüm.Belki de böyle bir yorum bana korku yerine güven verdiği için işime geliyor.
Rüyamın konu ile ilgisini kurmak konuları çok iyi bilmekle ilgili.Ama,ruh gizini koruyor ve koruyacak.




Reply author: zer-zivi
Replied on: 25/10/2009 20:05:20
Message:

Sevgili bulut, bende bu gün katıldığım bir etkinlikte yaşadıklarımı düşünürken bu dünyaya dair arzuladığım başka ne kaldı diye kendimi dinledim.Ve bu soruya bir cevap bulamadım.Peki yaşamayı arzu ediyormuyum diye düşünüyorum ama yok.Bu bir karamsarlık değil,artık bu dünyadan özgür olmayı istediğimi farkettim.Kimisine sorsan henüz çocuklarım var sevdiklerim var der.Ama ben bunları bahane etmiyorum yaşamak için.Evet sanırım hayata doydum acısı ve tatlısıyla.

Mutlu olmak ve acı duyumsamak için dışımda hiç bir varlığa(çocuğuma bile) , maddi hiç bir şeye ihtiyacım yok.Tam doygunluk var ve hiç bir artı eksi duygu yok.Dünyasal zevkler ilgimi çekmiyor ve hatta dedimki acaba bir başka varlığa bedenimi devredebilirmiyim ki, bu mümkünmü!Yaşanan ne varsa dengesizlik bile bir denge içinde devam etmekte.Öldüğüm vakit bir başka dünya yoksa bile bu beni korkutmuyor.Yaşıyacağım ne varsa yaşadım aksi takdirde doymamaktan kaynaklı hala korkularım,endişelerim ve arzularım olurdu.Çok tuhaf gerçekten ne hissedeceğimi ve neyin beni canlandıracağını bilemiyorum.Hiç bir şey umurumda değil,öğrenmem gereken başka bir şey yok bunu hissediyorum.

Ülkemizde ve dünyada olan çatışma ve tepkilere bakınca anlamsız buluyorum daha doğrusu gereksiz yere enerji kaybı görüyorum.İnsanların birbirlerinden nefret etmeleri ve barışa yanaşmamaları ne verecek onlara.Ha iki insanın ha iki kardeş ırkın birbirlerinden nefret etmesi aynı.Birbirlerini bağışlamamak ve sonsuza kadar kan davası gütmekten öte bir şey değil.Ben ağbimi öldürenlere bile zerre kadar öfke, nefret ve acı duymuyorum.Bana göre tanrı tanrıyı öldürmüştür ve ölen kadar öldüren tanrıda bana aynı derecede yakın! Bunu insanlara anlatmak çok zor.Hala egosal,duygusal yanlarıyla düşünüp hissetmekte.Ruh bölünmesi insanların içlerinde duygusal bölümeleri ve bir türlü hangi duyguyla davranacaklarını bilmemekten diye düşünüyorum.Yani zihin ve yürek karmaşası,nasıl titreşeceğine karar verememesi!

Bu ara yaşadığım bir durum gereği haklıyken haksız görülmekteyim.Ama önemsemiyorum.Bana kim haklı kim haksız diye soranlara boş verin, ben kendimi size karşı savunma hakımı kullanmıyorum,size anlatsam ne olacak,ne değişecek. Birilerini kendime taraftar yapsam,karşımdaki kişide kendisine taraftar yapsa ne olacak sorunmu çözülecek,hayır. Çünkü kişi kendisini hangi duygu ve önyargıyla proğramlanmışsa bana karşı, ha bire çatışma sürüp gidecek.Ve onlara "kötü olan benim,haksız olan benim başka söylenecek bir şey yok" deyip noktayı koydum.Ne gereği var haklılığımı anlatmak için enerji ve kutup kaybetmeye öyle değilmi:) Ben beni bildikçe gerisini boş verin gitsin!

Sevgiler en derinden.......


Reply author: bulut
Replied on: 27/10/2009 09:00:47
Message:

Sevgili Zer-zivi,

Aslında boyut farklarını tam bilememekle birlikte üçüncü boyutta aşkın boyutları deneyimliyorsun diyeceğim.Düalite senin için etkisini yitirmiş gibi.Ruhsal gelişim bilgilerinden biraz haberdar olmayanlar için yazdıkların endişe verici olabilir.Ama haberli olanlara derinliği olan yazılar.Bence,öbür taraf yaşantısı olmasa bile,demek özgürlüğü ve tanımsızlığı ifade ediyor.Tanımsızlık sözün,şeklin,düşüncenin,imajinasyonun olmadığı hal.Hali "öyledir"diye özetliyorlar.Sayın Başmanı tekrar yazmayı düşündüren yüksekten uçan özgür varlığın hali.Sevgiler.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 27/10/2009 19:47:34
Message:

Sevgili Bulut, tembelliğimden Ra kitaplarını bir türlü okuyup bitirmedim:) Ama bu gün Ra bilgileri 2 kitapta tam aradığım yerde kalmışım onu farkettim.42 Celsede ki sorular bulunduğum ruh haline aynen uyuyor.Umursamazlık kelimesini yanlış kullandığımı farkettim! Umursamaz değilde yaşanılanları olduğu gibi kabulleniş,rıza gösterme durumu.Evet kelimelerin bile derinliğini irdelerken çok dikkat etmeli farkında olunmalı.Dünya da bunca kaosun zaten birbirimizi anlamak için kulandığımız kelimelerdende çokca kaynaklandığına inanıyorum. Bu dualitede olmak zor zanaat:)) Ve sevgili Başman'ında kalmasına ayrıca sevindim.Varolan her zerre aynı hakka ve seçime eşit şekilde sahip.

Ve dediğiniz gibi "Öyledir". Teşekkürler ve sevgiler en derinden...


Reply author: bulut
Replied on: 06/11/2009 15:29:29
Message:

Edindiğim bilgilerin,özellikle özümseyip kullanabileceğim halde olanların yaşantımı ne ölçüde etkilediğini sık sık analiz etmeye özen gösteririm.
İnsanın kendi kendini denetlemesi bence çok önemli.Hem ara değerlendirmeler yapmak her tür bilgilenmede temel koşul.Ayrıca bireysel irdelemenin yanında elde edilen sonuçları başkaları ile paylaşmak,hem emin olmak hem de yardımcı olmak açısından yapılabilir.
Yeni çağ düşüncesini irdelemenin sonucunda bazı bireyler bütün öğrendiklerini reddetmeye yakınlaşmaktan tutun da,bu bilgileri misyonerlik çabaları ile karıştırmaya kadar varan yargılarını bizimle paylaşıyorlar.
Kendi değerlendirmemi yüksek sesle yaparak paylaşmak istiyorum.
Özellikle eski ve köklü olana yeni aşılamalar yapmak acı verir.Eğer söküp atmak istenirse acı daha da katlanır.Dahası eğer yeni olana gerekli hazırlık yapılmazsa boşluğun ne ile dolacağı denetlenemeyebilinir.
Kişisel gelişim gibi saygı duyulması gereken bir çabayı emeğin karşılığı dışında,aşırı ekonomik kazançlara kurban etmeyi onaylamak olası değil.Bu çabayı manipule edip ticari rekabet haline getirmek hiç uygun değil.
Kryon ile Mevlananın söyledikleri uyuşur.Çoğu kanal aktarımlarının içeriği ile Yunusun,HacıBektaşın,Pir Sultanın şiirleri bağdaşır.Sufi bilgeliği ve islami tasavvufun söyledikleri arasında kuantum fiziğinin espirisini bulabilirsiniz.Çok değerli felsefe zaten insanların şaşkınlığına yanıt bulmaya çalışmıştır.
Kendimi yalnız ve değersiz bulmuyorum.Çevremdeki herşey benim,herşeyde ben varım.Negatifin amacını ve illimünatinin kurnazlığını biliyorum.Çünkü onlar da bana ait.Bilincim daha sonraki süreçler hakkında,2012 de dahil,en hayırlı olgular için kritik kütleye katkıda kapasitesini değerlendiriyor.
Çalışmaya, bezginlik duymadan,istekli ve dinç geliyorum.Ailem,arkadaşlarım ve öğrencilerimle sevgi,anlayış ve saygıya dayalı iletişim kuruyorum.
Sağlığım ve psikolojimle ilgili denetim ve düzenlemelerde belli ölçüde inisiyatif kullanabiliyorum.
Bir öğrencim var,yaramaz,yaramazın feriştahı.Dosyadan resmini açıp
bu olumsuz durumuna bilerek veya bilmeden yaptığım etkiler nedeniyle ondan özür diledim.Öğrencilerime yapabileceğim olası olumsuz etkilerimi anımsattığı için teşekkür ettim.İnanın pes artık daha bir saat geçmeden odamın yanındaki boş sınıfta belki iki saat ara vermeden çalıştı.Çalışmasını bana göstermek için gösterdiği çaba beni duygulandırdı.


Reply author: elek
Replied on: 06/11/2009 17:46:02
Message:

Bulut çok güzel söylemişsin. Mevlanalar,Yunuslar günümüze ışıklarını bırakmışlar. (dünyaya enerjilerini bırakmışlar.) Geçmişten günümüze ışık olmuşlardır. Geçmiş güne ışık gün geleceğe beşik.


Reply author: bulut
Replied on: 02/01/2010 09:58:33
Message:

2010 Yılı ile ilgili çeşitli paylaşımlar var.Güçlü ve etkili bir yıl olacağı söyleniyor.
Kişisel olarak bu yıl hakkında bazı hislerim sonucunda bazı düşüncelerim oluşuyor.
Daha geçen yılın sonuna doğru olanları baya bir anlayışla karşılar oldum.Oysa daha önce tepkilerim oldukça kafa karıştırıcıydı.
Bu yılla birlikte anlayışım gelişiyor gibi.Anlayış derken sadece tevekkül değil,açıklaması zor bir bilme de var.Adını koyamıyorsun ama fikir sahibisin.
İnsan kendisi,çevresi,ülkesi ve dünya olayları hakkında bir hazırbulunuşluk içinde,sanki olması gereken oluyormuş gibi.
Dünyanın diğer ucundaki bir olayın kendin üzerindeki neden ve sonuçları hakkında düşünebilmenin anlayışı ve elde ettiğin sonuçlar dikkat çekici.
Belki elde ettiklerimizin gelişip,koyulaşıp belirginleşmesi bile çok şey ifade ediyor.Dahası insanı ürpertiyor,tarihi o kadar önemli değil.


Reply author: bulut
Replied on: 24/03/2010 10:26:58
Message:

Dün derki'de editör ve önde gelen yazarlarının Mısır'a yaptıkları geziyi anlatan yazılarını okudum.Mısır'ın egzotik havasını başarıyla duyurduklarını söylemeliyim.Ancak asıl ilgimi çeken, büyük piramitin bazı kısımlarında hissedilen enerji nedeniyle çoğu ziyaretçinin endişeyle piramiti terketmesiydi.Dahası, piramitin kıral odasında bulunan lahitin üzerine uzanınca görülenlerin paylaşımı anlamsız kılacak derecede önemli olmasıydı.
Görülenler hakkında birşey söyleyemem ama hissedilen enerji anaforunu belki hissettiğimi sanıyorum.Kasyopyalıların ifadesi ile saldırı olarak ifade edilebilecek bir rüyamda karanlık bir varlık ya da enerjinin yarattığı anaforda hissettiklerim aklıma geldi.Ama daha önce gördüğüm,sevginin toplayıcılığı içindeki birlik titreşimini öğreten başka bir rüyamı daha iyi yorumlamamı sağladığını kabul ettim.


Reply author: bulut
Replied on: 30/05/2010 14:23:49
Message:

Erman keskin forumlarını Saffet Güler'i araştırırken tesadüfen tanıdım.Orada Erman Keskin'in el alıp dağıttığı ve diğerlerine el verdiği "Kurtuluş Yolu Enerjisi" hakkında bilgi edindim.Kendimce açıklamaları verilen sembolleri uygulamaya çalıştım.Doğrusu çok etkilenmediğimi el almamaya bağladım.Ancak son günlerde yoğun başağrısı hissettim.Ağrı kesici ender kullanırım.Bu nedenle hemen etki eder.Bana etmemeye başlandı..O zaman benim ağrımın enerjilerin dengesiz kullanımıyla ilgili olabileceğine karar verdim.
Kurtuluş Yolu Enerjisi ile ilgili sembol açıklamalarını tekrar ve dikkatlice okuduğumda Erman Bey'in bazı sembolleri yanlış kullanıp sıkıntı çekeceğimiz uyarısına dikkat ettim.Şimdi başağrılarım zaten önceden hissettiğim düzeye indi.Artık dengeleyebiliyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 30/05/2010 14:39:44
Message:

Sevgili Bulut ben her enerji kanallarını açtığımda "sevgiyle akmasını,sevgiyle arındırmasını, sevgiyle dengelemesini ve sevgiyle tezhür etmesini" niyet ediyorum. Birde akşam başucuma mutlaka bir bardak su koyuyorum,odayı arındırması ve koruyucu kalkan oluşturmasını, ayrıca tüm varlığımı arındırmasını dileyerek uyuyorum. Ve epeydir kabus görmüyorum. Hatta bazen bulunduğum kalabalık ortamlarda pozitif enerjiler için portal açılmasını bile niyet ediyorum yada her kimle karşı karşıya isem karşılıklı dengelenme ve arınma diliyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 09/08/2010 15:20:51
Message:

Yaptığım bir yanlış nedeniyle kendimi yargılayıp aşırı yüklenmem enerji kaybına neden oluyor,bunu kabul ediyorum.Tamam, bütün yaptıklarımızı hoşgörüp vurdumduymaz olmamalı,ancak, insan kendine yanlış yapma özgürlüğünü de tanımalı.
Bazen yaptığım bir davranışı, söylediğim sözleri ikinci bir kişi gibi şaşkınlıkla karşıladığım,pek benimmiş gibi kabullenemediğm zamanlar olmuştur.Bunun daha çok kendimi enerjisiz hissettiğim zor zamanlarımda olduğunu söylemeliyim.
Dün gece rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı bir yaşantım sözünü ettiğim duruma bir açıklama gibiydi.
Rüyamda sırtıma yapışık bir ağırlık hissettim.Sanki sığınmak isteyen asalak bir varlık hissi veriyordu.Doğal olarak uyandım,ancak agırlık hissi devam ediyordu.Haşarı bir vechem mi,yoksa ayrı bir varlık mı bilemiyorum.Soğukkanlılıkla kendimin henüz gelişmekte olduğumu,bir varlığa katkı sağlamamın olanaksız olduğunu fısıldadım.Sevgi ile gitmesini önerdim.Sanırım gitti.
Acaba bazen asalaklar ya da vecheler bize rağmen bedenimizi kullanıyorlar mı?


Reply author: bulut
Replied on: 15/10/2010 10:20:36
Message:

Yukarıdaki sorumu yineleyecek bir rüyamı paylaşacağım.

Olayların nedenini ve detaylarını bilemeyeceğim.Daha genç ve hırslıyım.Saldırgan hissediyorum demek çok daha iyi.Genç bir kız arkadaşım var.Motosikletli,iriyarı kel kafalı biri bizi kovalıyor.

Bizi kovalayan yarmadan kaçarken kendimi ikinci bir şahıs gibi değerlendiriyorum.Ölümcül olarak görünen bu olay karşısında bugüne göre daha cesur,dengeli ve soğukkanlıyım.
Ağaçlık bir yerde motor kolayca gidemediğinden kız arkadaşımla kurtulduğumuzu düşünüyoruz.Ancak motorlu birden karşımıza çıkıp saldırıyor.Çeviklikle kendimizi yana atıyoruz,ama ben etkili bir darbe alıp sendeliyorum.Bu beni çok sinirlendiriyor.İçimdeki duygusal patlamayı dışardan şaşırarak izliyorum.
Elime nerden geçti bilmiyorum,metal sapı çelik zinciri olan,kolayca savurduğum bir gürzü adamın sırtına yapıştırıyorum.Motordan düşüyor.Yere uzanıyor.Bana şaşkınlıkla bakan gözleri gözlerimle karşılaşıyor.Hiç düşünmeden gürzü adamın suratına savuruyorum,yüzü yamyassı oluyor.Pürtleyen gözlerindeki dehşete hiç kıpırtısız bakıyorum.Ama ikinci kişi bu vahşetin bana ait olmadığını haykırıyor.
Uyandığımda ve şimdi yazarken bile zangır zangır titrediğim bu yaşantının içinde olan ve kenardan bunu değerlendiren bendim.Şimdi yine soruyorum:Ben eski bir reankarne yaşantımı bir nedenle izledim mi?Ya da bir veçhem bana rağmen bu yaşantı için beni kullandı mı?



Reply author: secretdream
Replied on: 15/10/2010 12:05:01
Message:

bu konularda yetkin birisi olmasam da,fikrimi belirtmekte sakınca yoktur sanırım.
bana göre, bu tip yabancı varlık hisleri,kendinizin,şu anki/bugünkü,varlığınıza yabancı olduğunuz,kabul etmediğiniz yönlerinizin,kişiliğiniz tarafından yorumlanması olabilir. yabancılık yüzünden,"diğer" varlık gözünüze,korkunç görünüyor olabilir...
benim bu yorumumun reenkarnasyonu dışlamadığını da belirteyim. asıl öz,tüm olarak varlığımız,tüm yaşantılarımızın bütün halinde ifadesi olabilir.


Reply author: bulut
Replied on: 15/10/2010 13:39:54
Message:

Sevgili dostum,
Öncelikle düşünceni paylaştığın için teşekkür ederim.Söylediğin kişilik analizi dikkat çekici.Bir de böylesine aşkın konularda bir düşünceyi yargılamak gerçekten zor.Sonuçta ortak bilincin ben bilincine eğitiminin bir örneği olarak bakıyorum.Sevgiler.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 16/10/2010 12:52:05
Message:

Sevgili Bulut,

Siz ve kız arkadaşınız eril ve dişil yanınızın temsili olabilir. Bir konuda dişil yanınızla değilde eril mantığınızla karar vereceksiniz. Elde silah bir gücü gerektiği yerde kullanacağınız anlamına geliyor.Bu da sizi ne kadar haklı olsanızda yinede rahatsız edecek bir durum bana göre elbette ki siz yinede kendiniz yorumlamalısınız.Sevgiler...


Reply author: bulut
Replied on: 16/10/2010 13:47:35
Message:

Sevgili Zer-zivi,

Yapılan davranışı şimdiki benliğim bir türlü kabullenemiyor.Eylemcideki hırs ve saldırganlık,bunu ben nasıl yaparım,ama yaptım,düşünce dizilerine neden oldu.Bir yerde de eski yaşantılarınızın ve veçhelerinizin yaptıklarını kabullenmekte çok zorlanacaksınız ifadesini okumuştum.
paylaşımın için teşekkür ediyorum.


Reply author: pandora76
Replied on: 16/10/2010 17:49:51
Message:

Merakımdan soruyorum. Bunların eski yaşantılarınız olduğunu nereden biliyorsunuz? Rüyayı görürken mi hissediyorsunuz eski yaşantılarınız olduğunu?


Reply author: JCA
Replied on: 16/10/2010 20:10:30
Message:

Bende merak ettim. Aydınlatınız :)

@pandora76

Maillerine hiç bakmıyorsun. :( :D


Reply author: pandora76
Replied on: 16/10/2010 20:56:17
Message:

Seni gördüğüme sevindim Jca. Gerçekten sevindim.

Aslında nete eskisi kadar sıklıkla girmiyorum. Evime kısa bir süre önce geldim çünkü ve kısa aralıklarla başka yerlere gitme durumum da olabilir ve dışarıdan nete girmek istemiyorum çok zaman. Girdiğimde ise,tüm hesaplarıma bakıyorum bir kez.

Konu ilginç geldi bana zira gördüğüm kimi rüyaların geçmiş yaşamlarla alakalı olduğunu düşünse idim,belki bunun yararı olabilirdi. Veya eğer geçmiş yaşamlarımıza ait olabiliyorsa,ben neden hiç böyle birşey hissetmedim diye düşünmedim değil. Belki reenkarnasyonla önceden beri ilgilenmediğim için işin bu noktasına dikkatim çekilmedi.

Ama bir keresinde,bir filmde ,giyotinle öldürülen bir kadını izlemiştim ve bu beni çok ama çok etkilemişti. İdam edilen,kafası kesilen vs...ürkütücü sahne hiç mi görmedim. Elbette gördüm . Ama bu sahne gerçekten de çok etkileyiciydi benim için ve sonraki zamanlarda bu sahneyi hep düşündüm. Sanki bunu yaşamışım gibi hissettmiştim çünkü... Fransada yaşamışmıydım? Bilmiyorum ama bir şekilde,içimden bir ses bunda bir gariplik olduğunu söylüyor. Bir süredir ekminezi denilen yöntemi düşünüyorum. Acaba hipnoz altında ne sonuçlar çıkar diyorum kendime. Bu nedenle buluta bu soruyu sordum. Hatta bir zaman önce bir hipnoterapistle konuşmuştum ve yeniden arasam mı diye düşünüyorum bugün. Ama şüphecilik konusunda son derece iyi olduğum için,aklıma takılan o giyotin sahnesini,bilinçaltım ortaya çıkarır diye de düşünüyorum,aslında geçmiş böyle bir geçmiş yaşamım olmasa bile:)


Reply author: pandora76
Replied on: 16/10/2010 21:35:55
Message:

Ruh, varlığını bilinçdışı sürdüren kolektif vicdanı harekete geçirir. Bu kolektif aile vicdanı bir aile, grup ya da topluluğun birleştirici gücüdür; ailedeki herkesin eşit derecede katıldığı ortak amaçlar doğrultusunda hareket eder.

İlk amaç, grubun hayatta kalmasını sağlamaktır. Bu yüzden topluluk vicdanı asla gruptan birinin dışlanmasına, unutulmasına izin etmez. Bu vicdan hem hayatta olanları hem de ölmüşleri içine alır. Ait olduğumuz topluluğun hayatta olmayan bireylerinin ortak bilinç yoluyla yaşamlarımıza damgalarını vurmalarının altında yatan dinamik de budur.

Topluluğumuzun ölmüş bireyleri yaşamımıza her anlamda etki ederler. Bilinçaltı aile vicdanı veya kollektif vicdan, ailede birisi unutulduğunda, dışlandığı veya trajik bir olaya, bir haksızlığa maruz kaldığında, karşı durulamaz bir güç olan denge-telafi gereksinimini harekete geçirir. Bunun sonucu da, sonraki kuşaklardan birisinin "aile resminin" dışında kalmış bu bireyi yaşamıyla temsil etmesi ve onun alın yazısını izlemesidir. Süreç, bilinçaltının karanlığından gün yüzüne, bilince çıkarılana dek kuşaklar boyu sürebilir; etkileri zincirleme yayılan kilitlenmelere yol açabilir.


Bu da ilginç bence ama giyotinle öldürülmüş bir fransızın ailemle ne işi olabilir ki,eğer geçmiş yaşam dersem bu şeye,beni etkileyen bu giyotinle öldürülen kadın sahnesine? Alakası olurmu bilmem ama,soyumdan biri Fransaya gitmiş ve bir Fransız kadınla evlenmiş. Bilmiyorum..Belki reenkarnasyonla tamamen alakasız,aslında hiçbir anlamı olmayan birşey bu hissettiğim şey ama doğrusu o giyotin sahnesini hiç aklımdan çıkaramadım/yaşamışcasına korku duydum ve belki de sadece etkilendim,reenkarnasyonla bir alakası olmadığı halde ama buradaki yazılar merakımı uyandırdı yine.


Reply author: JCA
Replied on: 16/10/2010 21:50:50
Message:

@pandora76

Hatırlama konusunun kolay olmadığını düşünüyorum. Tam anlamıyla hipnozda ortaya çıkıyor sanırım Ama sezgisel flaşlar alabilir insan bilinçli zihni faal haldeyken. Senin anlattığın durum benim epeydir düşündüğüm bu duruma uyuyor.

Şurda şuydum burada buydum diyen bir çok insan var. Özellikle sosyete çevrelerinde çok duyuyorum. Nasıl oluyorsa hepsi de önemli kişiler oluyor önceki hayatlarında. Bence bu tipler aylak bi hayalci :D



Reply author: pandora76
Replied on: 16/10/2010 22:16:54
Message:

Genelde kadınlar önceki yaşamlarında Kloepatra olmalı:) Tabi aslında Kleopatra bendim,onlar değil:)

Genelde hep önemli kişilerin enkarnasyonu olduğunu söyleyenler konusunda sana hak veriyorum zira herkes mi geçmiş yaşamında önemli rollerdeymiş;diyorum haliyle. Belki bilinçaltındaki birşey,geçmiş yaşamında önemli biri olma isteğidir?

Ama Hataydaki reenkarnasyon öyküleri çok ilgi çekici geliyor bana. İstersen biraz bak. Reenkarnasyona dair çok öykü var. Daha doğrusu,içlerinde kaza/cinayet gibi olaylar çok ama kadınların hepsi de Kleopatra değil.


Reply author: JCA
Replied on: 16/10/2010 23:07:00
Message:

@pandora76

Hataydakilerini biliyorum.Hataylı bi arkadaştan duymuştum. Bazılarının söylediğine göre, bazı bilinçler ait olduğu bütüne dönemeyip tekrar bedenleniyormuş. Bu şekilde açık açık anımsamanın tehlikeli bi durum olduğunu söylüyorlar. Unutmanın 3. boyutun zayıf öz bilincinin getireceği şok bakımından gerekli olduğunu söylüyorlar. Ne kadar doğru o da tartışılır. :)


Reply author: zer-zivi
Replied on: 16/10/2010 23:46:13
Message:

Bu yaşamda bile unutmak istediğimiz onca acı,azap ve utançlarımız varken geçmiş yaşamları hatırlamamak bizler için bence çok iyi bir durum.Belli bir bilince ulaşmadan geçmiş yaşamları hatırlasaydık kesin intihar ederdik.


Reply author: pandora76
Replied on: 17/10/2010 00:16:16
Message:

Gerçekten de şok olabilir,geçmiş yaşam deneyimlerimiz ama insan merak etmiyor da değil. Ruhların yolculuğunu okumadıysan mutlaka oku derim ben. Zira geçmiş yaşamlar üzerinde çalışarak pek çok sorunun üstesinden gelinmiş ve bu kitabın yazarı psikoloji eğitimi almış ve tesadüfen regresyon çalışmaları yapmaya başlamış yani özellikle bunu yapmamış. Kendisi atesitmiş ve tabiki ille de inancının olmaması gerekmemekle birlikte, bunun benim için önemi,ölüm sonrası yaşama inanmayan birinin bu şeyi terapileri sırasında görmesini belki psikolojik olarak daha inandırıcı bulmam. Yani şüpheyle baktığım için,ölümden sonra hayat olduğuna inanan birinin çalışmalarını inancına göre yorumlamış olabileceği olasılığını düşünebilirdim.

Mesela bu yaşamında duygularını ifade etmeyen,sevgi dolu yaklaşımlar karşısında soğuk tavırlar takınan,kendince çok mesafeli ve böylece mutlu olduğunu zannedip ömrünü tüketen bir adamın aslında geçmiş yaşamında annesini terkettiğini ortaya çıkarıyor ve adam seninde söylediğin gibi seans sırasında şok oluyor/ağlıyor ama daha sonrasında sevecen yanı ortaya çıkıyor ve zamanla değişiyor/mutlu olduğunu hissediyor.

Benim regresyondan çekinmemin nedeni seninde söylediğin gibi şok etkisi yaratması ihtimali ama bir de güvenlik duygusunu hissetmek için,bir dostumun yanımda olmasını istiyor olmam fakat daha sonrasında ,geçmiş yaşamlarımı dostum bile bilmesemeydi acaba;diye düşünürmüyüm düşüncesi. Kısacası ne çok şey düşünüyorum bir tek regresyon konusuna dair ve bu nedenle çekimser kalıyorum:)
Bakalım neler olacak.Sevgilerimle Jca.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 17/10/2010 01:05:31
Message:

Hipnoza birlikte gitsek fena olmaz aslında:)

Reiki hocamla ekminezi çalışması yaptığımızda bazı acı olaylarla ilgili yaşamlarımı hatırladığımda çoğu beni etkilemedi. Reiki hocamla yaşadığımız bir hayattı anımsadığımda ben hiç acı çekmedim ama hocam acıyı duyumsadı,gözlerinden yaşlar döküldü. Beni sadece acıtan ve ağlatan tek bir anı oldu.Oda geçmiş yaşamlarımdan birinde annem olan varlığın beni bırakıp gitmesiydi.

Birde yıllar önce psikoloji üzerine okumaya karar verdiğimde,benden yaşça çok büyük bir dostum psikolojiden önce sosyoloji okumamı önermişti. Yoksa bu senin psikolojini dengesizleştirir demişti. Ama psikolojiyi okumuş kadar bir hayat yaşamak ve başka hayatlara tanık olmak bu isteğimi tamamlamış oldu.


Reply author: bulut
Replied on: 17/10/2010 09:16:42
Message:

Rüyamın bir geçmiş yaşam olabileceği düşüncem sadece bir varsayım.Kendimi başka ülkelerde,başka özelliklerde gördüğüm çok oldu.Hem hep önemli kişiliklerde değil.Marketten eşya çalıp alarmı biplettiğim bile oldu.
Bir de ikinci kişi gibi olayı değerlendirmem öyle düşündürdü.Klasik psikoloji bilgim, ortak bilinçaltından gereksinmeme ve yakın zaman yaşantılarına göre,bilgi çekmem.EGO gerçeği hep önemli kişilikleri seçmemizi zorluyor olabilir.
Bir de düzgülü düşünce tarzını bırakıp olasılıkları düşünmemiz gerekiyor gibi.Bilgimizi her zaman sağlam kazıga bağlayamıyoruz.Gerçek yüzdeliği(bize göre)yardımcı olabilir.


Reply author: pandora76
Replied on: 17/10/2010 13:18:47
Message:

Birlikte ekminezi çalışması? Neden olmasın dostum,hatta çok iyi olur zira beni anlayacak/frekansı bana çok yakın birisin.
Düzenli reiki uygulaması yapmıyorum uzun zamandır ama reiki sırasında duygusal anlamdada kendimi kötü hissettiğim ve niye kötü hissetmediğimi bilmediğim zamanlar olmuştu. Bu durum,sadece fiziksel bedenin değil,geçmişteki olumsuz duygularında kendini ortaya çıkarması/salıvermesi olarak adlandırıyordu sanırım.

Rüyalarımızda olanın geçmiş yaşamlarımız olup olmadığını hissedermiyiz; sorusu benim için önemliydi zira bundan sonra bu açıdan da değerlendirebilirim. Bilgiyi daima sağlam kazığa bağlayamayız tabi ama reenkarnasyona inanmayan bir ateistin tesadüfen geçmiş hayatlara inmesi,spritüel sözcüklerle şu an ki biliminsanlarının kanıtlarla anlattıklarına yakın şeyler söyleyen Maharaj'ın zamanın olmadığı yerde değil ama zamanın olduğu yerde tek olanın kendini yeniden ifade etmek için tekrar tekrar bedeni imgelemesi yani reenkarnasyona dair sözleri,diğer bazı reenkarnasyon öyküleri vs...Yani reenkarnasyona da yine kendime göre sağlam deliller bulduğum için,bana göre sağlam yollarla,uzun süren bir araştırma ile inandım,birkaç bilgi okuyup hemen"evet,doğrudur bu"diyerek değil. Rüyalar ise sözkonusu olan,geçmiş yaşamlarımız olabileceğini düşünmek iyi bir fikir.

Kendimi savaşların içinde gördüğüm oldu rüyalarımda ve bunlara bir anlam veremezdim veya arap ülkelerine,ortaçağ avrupasına gittiğimi görüyordum bazen ve buna da bir anlam verememiştim. Tabi ille de anlamı olmak zorunda da değil.
Bir adam,bir anda eski ibraniceyi konuşmaya başlamış. Musevilerle hiçbir bağlantısı olmayan bir adamın hem de eski ibraniceyi konuşması şaşırtıcı birşey.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 17/10/2010 23:43:19
Message:

Bu günlerde yeni evimde bazı yaşadığım anları sanki öncesinden biliyormuş gibi yaşıyorum.Bir an durup hatırlamaya yoğunlaşıyorum. Yani rüyalar hem geçmişe hem geleceğe dair mesajlar verebilir.

Bundan üç yıl öncesi rüyamda bir yengeçle çekirge konuşuyorlar. Hayvanlarda bir telaş vardı. Çekirgeye soruyorum neler oluyor diye. Çekirge "evrensel sır sevgi açıklanıyor,küçükten büyüğe her varlık bunu birbirine söylemekle yükümlü" gibi bir şeyler söylüyordu.Ve o rüyanın geleceğe dair bir mesaj içerdiğini hayvanlarda ki gelişimleri farkettikçe anlayabildim ancak.

Daha önce anlatmışımdır babam rahmetli ağbimi rüyasında görüyor ve abimin üst dudağı yarık.Babam abime soruyor oğlum bu ne diye. Abim babama "Baba bilmiyormusun ben doğduğumdan beri böyle dudağım yarık" diyor. Ve kızkardeşim abimin adını oğluna doğmadan önce koymuştu ve yiğenim doğduğunda üst dudağı yarık doğdu. Çok şaşırmıştık.İki yaşlarına geldiğinde yiğenim abimin resmini gösterip "bu benim" diyordu,oysa kimse ona bu sensin demediği halde.

Herşeyi bilmemek bence güzel yoksa ne tekamülün ne özgür iradenin anlamı olmazdı. Arada sırada ufak ufak geleceğe yada geçmişe ait vizyonlar görmek normal.Açıkcası artık eskisi kadar geleceği merak etmiyorum sadece sabırla geleceği planlamadan anı yaşamak en güzeli. Süpriz olsun değilmi,herşey istediğimiz gibi gitseydi yaşam çok sıkıcı olurdu,bir yerde bıkardık.




Reply author: JCA
Replied on: 05/11/2010 19:29:11
Message:

quote:
Originally posted by pandora76

Gerçekten de şok olabilir,geçmiş yaşam deneyimlerimiz ama insan merak etmiyor da değil. Ruhların yolculuğunu okumadıysan mutlaka oku derim ben. Zira geçmiş yaşamlar üzerinde çalışarak pek çok sorunun üstesinden gelinmiş ve bu kitabın yazarı psikoloji eğitimi almış ve tesadüfen regresyon çalışmaları yapmaya başlamış yani özellikle bunu yapmamış. Kendisi atesitmiş ve tabiki ille de inancının olmaması gerekmemekle birlikte, bunun benim için önemi,ölüm sonrası yaşama inanmayan birinin bu şeyi terapileri sırasında görmesini belki psikolojik olarak daha inandırıcı bulmam. Yani şüpheyle baktığım için,ölümden sonra hayat olduğuna inanan birinin çalışmalarını inancına göre yorumlamış olabileceği olasılığını düşünebilirdim.

Mesela bu yaşamında duygularını ifade etmeyen,sevgi dolu yaklaşımlar karşısında soğuk tavırlar takınan,kendince çok mesafeli ve böylece mutlu olduğunu zannedip ömrünü tüketen bir adamın aslında geçmiş yaşamında annesini terkettiğini ortaya çıkarıyor ve adam seninde söylediğin gibi seans sırasında şok oluyor/ağlıyor ama daha sonrasında sevecen yanı ortaya çıkıyor ve zamanla değişiyor/mutlu olduğunu hissediyor.

Benim regresyondan çekinmemin nedeni seninde söylediğin gibi şok etkisi yaratması ihtimali ama bir de güvenlik duygusunu hissetmek için,bir dostumun yanımda olmasını istiyor olmam fakat daha sonrasında ,geçmiş yaşamlarımı dostum bile bilmesemeydi acaba;diye düşünürmüyüm düşüncesi. Kısacası ne çok şey düşünüyorum bir tek regresyon konusuna dair ve bu nedenle çekimser kalıyorum:)
Bakalım neler olacak.Sevgilerimle Jca.



Tekrar geldim. Oha bunu görmemişsim. Özür olsun. :)

Ben de çekiniyorum yalan olmasın. Pek iyi şeyler çıkmayacağını içten biliyorum çünkü. :) Kafamın da hafif karışık olduğu bi dönemden geçerken anlamsız olacağına inanıyorum.


Reply author: pandora76
Replied on: 08/11/2010 21:30:40
Message:

Ne özrü,sorun değil:)
Çekinmemin bir nedeni de,regresyon sırasında istemediğim telkinler almam ihtimali.


Reply author: pandora76
Replied on: 09/11/2010 22:59:14
Message:

Geç cevapladığım için bu seferde ben özür dilerim genç dostum..
Bulutun sayfasını çok fazla işgal etmedim umarım,laf lafı açınca bir konu üzerine,uzuyor. Özür dilerim bulut.
----

Benim çekincem tamı tamına bu Jca. Belki şüpheci olmamak gerek çok ama yine de tanımadığım bir insanın beynime "git şunu öldür"komutları vermeyeceği ne malum? Temkinli olmak ve yanıma güvendiğim birisini almak en iyisi.
----

Mail konusuna gelirsem..Burada kayıtlı mail adresimi hiç kullanmadım Jca,dediğim gibi sadece foruma üye olmak amacıyla açmış ve sen söylediğinde şifresini bile unuttuğumu görmüştüm. Oraya hiçbir mail gelmedi,bilgin olsun. Belki adresimi kullanmadığım için uzun zaman,sorun oluşmuştur ve mailler gelmiyordur?

Foruma ben üye olmadan daha önceleri bazı sorunlar yaratabilecği düşüncesiyle iletişim engellenmiş. Bunu mantıklı ve haklı buluyorum çünkü sorunlar oluşabiliyor ama benimle aynı ruh ailesinden olduğunu hissettiğim sen bana mail attığını ama maillerin gelmediğini söylediğinde,Jca yazarak facebookta ve google da aradım seni bir zaman ama bulamadım. Yani dostluğunun karşılığı olmadığını düşünmeyesin Jca,verdiğin mail adresini aldım. İstersen iletişim adresini sil. Sevgilerimle ..


Reply author: Qaan
Replied on: 10/11/2010 02:36:30
Message:

quote:
Originally posted by JCA

@pandora76

O da var doğru. O aklıma hiç gelmemişti doğrusu. Özellikle bu işlerle uğraşanların bir kısmı garip tipler. Güven olmuyor.

Bu arada sen foruma verdiğin maili kullanıyor musun? İletişim aksaklığı olmasın yahu. :) Bari şu adresime kullandığın maili postala. :)




* FORUM KURALLARINA AYKIRI OLAN E-POSTA ADRESİ KALDIRILDI *


İlgili Forum Kuralı:

- 22.05.2007 tarihinden itibaren, kötü niyetli kullanımlara engel olmak amacıyla, forum genelinde ve profil bilgilerinde MSN adresi vermek, e-mail adresi vermek ile benzeri iletişim bağlantılarıyla birlikte telefon ve adres bilgileri vermek yasaklanmıştır. Daha önceden üyelik kaydı yapan kullanıcıların profil bilgilerinde bu türden MSN adresi ve e-mail adresi bulunduranların bu bilgileri en kısa sürede kaldırması/silmesi gerekmektedir. Forum bir arkadaşlık sitesi ya da reklam/yönlendirme alanı olarak değil, bilgi paylaşım platformu olarak düşünülmüştür.




Merhaba JCA,

Kaydolurken forum kurallarımızı okumanız ve değerlendirmeniz istenmişti. Forum kuralları ile ilgili bir sorununuz olmayacağı şeklinde yanıtlamışsınız. Lütfen forum kurallarını baştan sona dikkatlice okur musunuz?

http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1085

Size daha önce bir başka konuda uyarıda bulunmak için kayıtta kullandığınız e-mail adresinizden de ulaşmaya çalıştım ancak geri dönüşünüz olmadı. Üstelik yukarıda verdiğiniz adres, kayıtta kullandığınız e-posta adresinizden ve belirttiğiniz MSN adresinizden de farklı. Ve bu durumda size nereden ulaşacağım konusunda emin olamadığım için, buradan uyarmak zorunda kaldım.

Budur.com genel forum kurallarından başka, kendine özgü kuralları da olan bir forumdur ve tüm kullanıcılar bu kurallara uymayı peşinen kabul etmiş sayılır. Yani aklımıza esen her şeyi yazmak konusunda hiç birimiz serbest değiliz. Lütfen forum kurallarına uygun davranalım.

http://www.budur.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=1085


Reply author: Qaan
Replied on: 11/11/2010 01:06:07
Message:


Merhaba Bulut,

Başlıklarda konu dışında akış olması bir forum ortamı gerçekliği. Bu tür iletileri silerek kaldırmak da yaşanmışlığı yok etmek anlamına geldiği gibi forumu da delik deşik ediyor. Kalındığı yerden devam etmek dileği ile... :))


Reply author: bulut
Replied on: 16/03/2011 11:10:19
Message:

Dünyanın bir silkelenme sürecinde olduğu çok açık.Son Japon'ya depremi ve oluşturduğu tusunami bunu belirtiyor.
Bir kişinin gözlemi benim çok ilgimi çekti.Deprem sırasında ortalık karışırken yaşlı bir amca umursamaz bir şekilde çiçeklerini suluyormuş.
Nuh tufanı ile ilgili aklımda kalan dini bir öyküyü artık farklı değerlemdiriyorum.Tufanda yeryüzü sular altında kalmışken,yaşlı bir kadın, neler hissettiğini soranlara:"ineğimin tırnaklarına biraz çamur sıçramıştı."diye yanıt verir.
Elbette olgular sırasında toplu halde geçiş yapanları onurlandırmak, dünya ananın tepkilerinin içinde yer almamayı seçmeye bir engel değildir.Olgu aynı olduğu halde onun bir dram unsuru olarak seçilmemesinin olası olduğunu,her yoğunluktaki varlıklar ifade ediyorlar.
Bu periyot nasıldevam eder.nasıl ve neye dönüşür bilemiyorum.Biraz farkında olduğum ise karar verip uyguladıklarımızın önce sanal bireyselliğimizi sonra birlik ve bütünlüğümüzü etkilediği.


Reply author: bulut
Replied on: 05/07/2011 10:06:22
Message:

Yine bir zen üstadının sözünü kendi yaşantımdaki sürece bağlı olarak yineleyeceğim.Önceden dağlar dağ gibi,nehirler nehir gibiydi.Benim farkındalığım kıpırdadıkça dağlar ve nehirler değişti.Bende bana göre bazı ivmeler oldu.Şimdi yine dağlar dağ gibi,nehirlernehir gibi.Yani başlangıca döndüm gibi,eee ne oldu sorusunun yanıtı ise tanımsız.


Bir de şunu ekleyeceğim, ünlü guru Sai Baba'nın ortaya çıkan serveti, ondan çok aydınlanmayı satın almak isteyenlerin zayıflığının kanıtıdır.Ayrıca kendinden başka guru aramak düşüncesi üzerinde yeniden durulmalı gibi.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 09/07/2011 23:30:51
Message:

Sevgili Bulut,sözlerinizle meslektaşınız olan bir dostumun anlattıkları geldi aklıma.

İçteki guruya ulaşmanın yollarından biri dıştaki gurudan geçiyor gibi. Çünkü herkes doğuştan içteki guruyla direkt temasta değil yada direkt iletişimde değil,kopuk.Özelliklede çocuklar ve gençlerin.Arkadaşım,okul idarecileriyle yaşadığı sorunlardan ötürü mesleğini bırakmak istediğini söyledi.Bulunduğu okul belalı bir okul,sorunlu çocuklarla dolu. Okulun kaba dayısı sayılan,ıslah evinde yatıp çıkmış bir öğrencisini bütün öğretmenler,sırf okuldan mezun olsunda kurtulalım diye geçer not vererek,mezun etmişler. Bu çocuk sonralarında öğretmen arkadaşı ziyarete gelmiş. Kendisi bu ziyaretten çok duygulandığını söyledi. Ona mesleğini bırakmamasını,ona ihtiyacı olan pek çok öğrencisinin olduğunu dile getirdim.Ne kadar sorunlu,belalı olsada öğrencisi, saygı ve sevgi duyacak izler bırakmış olmalı ki öğretmenini ziyarete geliyor. Bu çok güzel bir şey,umut vadeden bir şey.

Dıştaki gurular sadece içteki guruya ulaşmak için birer rehberlerdir. Hem öğrenmek hem öğretmek için en kutsal mesleğin de öğretmenliğinizin olduğunu söylememe gerek varmı sevgili Bulut...


Reply author: bulut
Replied on: 11/07/2011 17:16:55
Message:

Öğretmenlik mesleği için düşünceleriniz gerçekten duygulandırıcı sevgili zer-zivi.
Birşeylerin sırı silindikce saydam kısımda hayal meyal birini görüyorum ve bana çok tanıdık geliyor.Kim olabilir?


Reply author: zer-zivi
Replied on: 11/07/2011 21:22:30
Message:

Sırlar ifşa oldukça kendimizi daha net görüyoruz,daha yalın daha sade daha benliksiz olmak güzel şey gerçekten.Ben kelimesini kullanmakta zorlandım biliyormusunuz,burda yazarken.Ben demenin yerine ne konulabilinir bilmiyorum. Bu kelime, kullanmakta en zorlandığım kelime haline geldi,bütünlükten ayrı olmaya işaret bir şekliyle.


Reply author: bulut
Replied on: 14/09/2011 15:54:48
Message:

Uyumadan önce ders verici rüyalar görmeyi,bu rüyalarımı ayrıntılarıyla anımsamayı istedim.
Rüyamda bana tanıdık gelen çoğunlukla rüyalarıma giren bir ortamda geziniyordum.Bir ara farklı bir enerji hissettim.Bu beni tedirgin etti.Çevremi araştırırken eli yüzü düzgün genç bir delikanlı olarak göründü.Bildiğim bir duayı okuyarak onunla başetmek istedim.Bu tutumum varlığın benim için cık cık çekmesine neden oldu."yine aynı tutum"dercesine bana dudak büktü.Ayrıca aynı duayı o da okuyup bana doğru üflüyordu.Bu bana komik geldi,uykumda kahkahalarla güldüm.Ama bu kahkaha ders niteliğindeki rüyamdan uyanmama neden olmuştu.
Rüyam üzerinde düşündüm.Farklı enerji ve varlıkları daha tutarlı incelemeliydim.Herzaman korku bazlı iletişim iletişimsizlik demekti.Ayrıca onun beni korkuttuğu gibi ben de onu korkutmuş olabilirdim.Korkan ve korkutan her zaman aynı olmayabilirdi.Bu birliğin bir ifadesi gibi görünüyordu.


Reply author: bulut
Replied on: 11/10/2011 12:17:33
Message:

Şu an hastanedeyim.Annem yoğun bakımda yatıyor.92 yaşında,felç geçirdi.Edindiğim bilgilerin yoğun yararını görüyorum.Annem beni anlıyor.Geçişe çok yakın,askerin şafağı beklediği gibi özlem içinde yüzünde bir tabessüm.
Dua ve desdeklerinizi bekliyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 11/10/2011 13:37:44
Message:

Sevgili Bulut, en hayırlısı ne ise o vuku bulsun. Sevgi ve ışıkla kolaylaşsın geçişi. Sevgiler...


Reply author: secretdream
Replied on: 11/10/2011 21:17:13
Message:

Huzur ışık ve sevgi sizlerle olsun...


Reply author: bulut
Replied on: 12/10/2011 13:00:09
Message:

Çok teşekkür ediyorum.Sevgili ailem.


Reply author: Qaan
Replied on: 12/10/2011 13:31:46
Message:


Böyle durumlarda uygun bir dilek bulmak dahi çok zor Sevgili Bulut. Kalben de olsa yanındayız. Sevgiler.


Reply author: oe_
Replied on: 12/10/2011 21:11:34
Message:

Son zamanlar önemli (gerek bir insanın, gerek bir yoğunluk derecesinin olsun). Bazan birbirimizi özgür kılacağımız fırsatlar. Bazan insanın beklentisizce kendine birkaç şey daha katmasının en berrak fırsatları.

Hep bizimle olan ışık ve sevgiyi hep hissetmemiz dileğiyle...


Reply author: bulut
Replied on: 13/10/2011 15:23:54
Message:

İçimdeki genişliği anlatamam,yine sizin bu genişliğe katkılarınızı anlatamam.Sadece iyi ki bazı şeyleri sizinle paylaşmışım diyeceğim.


Reply author: pandora76
Replied on: 15/10/2011 11:26:37
Message:

Şehir dışında iken bir ara bakayım demiştim foruma ve yazdıklarınızı gördüm. Evime yeni geldim ve evimde olmanın rahatlığıyla birşey söylemek istedim.

Anneler dünyanın en kıymetli varlıkları benim için, bu nedenle çok etkilendim , kendi annemi düşündüm , birşeyler söylemek isterken söylemenin zorluğu bu nedenle idi. Aklıma okuduğum eski gerçek bir öykü geldi. Bir yogi , annesinin rahatsızlandığını haber alıyor ve onun yanına giderek , ona en sevdiği şarkıları söylerken , dua ediyor onunla birlikte. O bu hayatı terkettiğinde öpüyor ve veda ediyorken onu mutlu eden şey , annesinin huzurla diğer yaşama geçişini izlemek oluyor. Ve o , zamanı geldiğinde annesiyle yeniden karşılaşacağını bilerek , bunu kendisine hatırlatarak yaşadığı yere huzurla geri dönüyor.

Ben , bazen de , acısını görmemek için kendisinden önce bu hayattan ayrılmayı isteyecek kadar çok sevdiğim annem için bunu yapabilir miydim bilmiyorum yani demesi kolay ama yapması zor ,annem sözkonusu olduğunda daima yenildiğim için fakat bu şeyi paylaşmak istedim, kalben yanınızda olduğumu söylemek için. Sevgimle kalın sevgili bulut.


Reply author: bulut
Replied on: 16/10/2011 09:08:46
Message:

Annemin yaşı nedeniyle geçiş düşüncesi bana doğal geliyor sevgili pandora.Ancak yaşamın her şeklini saygıyla karşılamak seçimi anneme ve R.İ.M e bırakmamı hissettiriyor.Bu arada son günlerdeki yaşantımın katkıları nedeniyle, sonsuz olana, saygı ve şükranlık hisleri duyuyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 21/10/2011 11:58:20
Message:

Sevgili Bulut, son durumlar nedir blemiyorum ama dilerim herşey huzur ve sükunet içinde seyrediyordur.Sevgi ve ışıkla...


Reply author: bulut
Replied on: 26/10/2011 09:35:11
Message:

Annem yuvasına kavuştu.
Dünya yaşantısı da kutsal ve ayrıcalıklı olunca çok şey söylenemiyor.Bakış açım için şükrediyorum.Annemin yolculuğunun tüm aşamalarının ,olabildiğince farkında olmayı, nasıl başarırdım?Ağır koma durumunda bile elimi sıkı sıkı tutup anlamlı tebessümünü nasıl karşılayabilirdim?
Duygularımı paylaşan dostlarıma teşekkür ediyorum.


Reply author: zer-zivi
Replied on: 26/10/2011 11:44:37
Message:

Sevgili Bulut,ışığı bol olsun. Sabırlar diliyorum. Sevgiler...


Reply author: Qaan
Replied on: 26/10/2011 18:23:23
Message:


Üzgünüm Sevgili Bulut. Baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.


Reply author: oe_
Replied on: 26/10/2011 21:41:36
Message:

Eve dönmek, yorucu bir iş gününün sonu gibi.

Bugünlerde her gece ölüp her sabah yeniden doğuyormuşum gibi düşünmeye başladım. Böyle bakınca ölüm o denli uzak ya da üzücü gözükmüyor. Dünkü ben çoktan öldü. O ne yaptı? Hiçbirşey yapmadan mı öldü. Bir kelebek kadar kısaydı hayatı. Ve şimdiki bana, yapmadıklarını miras bıraktı.

Bir de şunu düşünüyorum. Çok konuşulmuyor ama, iki özel anda, doğumda ve ölümde, yeterince dikkatle incelenirse; doğumda bir varlığın/ruhun bir yerden geldiğinin (bebeğin sıfır karakterle doğmadığının), ölürken de o ruhun bir yere gittiğinin (yokolmadığının) izlerini görmek mümkün olur diye düşünüyorum. Ölmeden 3-5 gün öncesinden, iki alem, ölecek kişi için birleşmeye başlıyor genelde. Normalde göremediği şeyleri görmeye başlıyorlar sanırım. Çoğunlukla da biz onları teselli etmeye çalışırken (veya yanlarında olup destek olmaya çalışırken), onlar bizi teselli ediyor tavırlarıyla, gideceği yeri yaklaşık olarak görüp anladıkları için. Bizim için durum daha bilinmez veya inanca dayalı.

Umarım hayatını, geliş amaçlarının doyurulmasının rahatlığıyla tamamlamıştır. Umarım hepimiz aynı şansa sahip oluruz.


Reply author: bulut
Replied on: 27/10/2011 09:06:51
Message:

Sevgili dostlarım hepinize teşekkür ediyorum.

Sevgili oe,tıpkı yazdığın gibi.Ancak son anda anamın yanında değildim.Sanırım doğru olan buydu.


Reply author: pandora76
Replied on: 28/10/2011 04:24:08
Message:

Sevgili bulut; size ne mutlu , ki bunu yapabildiniz. Anneniz eminim ki mutludur çünkü sizin sevginiz bunu hissettirmiştir.

Size sevgimle kalın demiştim çünkü sevgi yollamıştım . Yanınızda olmak , yalnız olmadığınızı hissetmeniz için. Sevgiyle kalın.


Reply author: bulut
Replied on: 28/10/2011 08:42:28
Message:

Sevgili pandora76,

Gönderilen duyguları hissetmemek olası değil.Tek sorun ne kadarının kimden geldiğini bilememek.Tabi bu işin şakası.Durup dururken kendini çok farklı hissetmenin yanıtı sanırım burada.


Reply author: secretdream
Replied on: 28/10/2011 14:02:11
Message:

sevgili bulut, başın sağolsun. umarım,eve dönmenin huzuru ve rahatlığı ile çıkmıştır son yolculuğuna.


Reply author: bulut
Replied on: 30/10/2011 12:23:38
Message:

Çok teşekkür ediyorum secretdream,bu paylaşım şekli de olağanüstü.


Reply author: bulut
Replied on: 30/12/2011 09:33:14
Message:

Gönderilen bir video kasedi izledim.Biri bir iyilik yapıyor,o kişiye, bu iyiliği başka birine iyilik yaparak karşılayabileceğini söylüyor.Bu zincir devam ediyor.Sonuçta bumerang etkisiyle başlangıç kişisine geri dönüyor.
Bu birliği sevgi ile hissettiren zinciri, iyilik yaparak başlatabileceğimiz gibi, başka şekillerde de yapabiliriz.Örneğin bir lirayı birine veririz,bu bir liraya bir lira ekleyerek başka birine vermesini öneririz.Parayı elinde bulunduran acil ihtiyacı varsa harcar,ancak uygun zamanında bir lira ekleyerek birine devreder.Tutar taşınamayacak duruma gelirse bir bankanın kasasına konur.Eklenen bir lira ile birlikte kasanın şifre bilgileri de o kişiye aktarılır.Ne dersiniz?


Reply author: zer-zivi
Replied on: 30/12/2011 12:05:05
Message:

Güzel bir şey ama insanlar açgözlülüğüne çözüm bulmadıkça bu zor gerçekleşebilecek bir istek. Keşke olabilse..

Eşim kendi işini yaptığı zamanlarda çok iyi kazanırken abisinin düğün masraflarınıda karşılıyor. Abisine yüklüce birde harçlık vermiş. Kendisinde bozuk para olmayınca sigara almak için ondan sigara parası kadar bozukluk istemiş. Adam ne dese beğenirsiniz! "Yok veremem", "niye" demiş eşim. "Ben nişanlı adamım,para biriktiriyorum" deyince abisine "o cebindeki paraları sana veren ben değilmiyim peki,iki lirayımı esirgiyorsun kardeşinden" deyince abisi "Sen enayisin,sen verirsin" demiş. Bu lafı bilir eşim,unutmaz ama kinde duymaz.. Yinede sıkışsa koşar yardımına, ama abisimi hiç aldırmadı bile bizim yaşadıklarımıza!

İşte sevgili Bulut bunu en yakınımızdan yaşıyoruz. Keşke herkes emeklerini,gönüllerini ve bilinçlerini birleştirebilseler...


Reply author: bulut
Replied on: 26/02/2012 09:12:24
Message:

Üzerimizde farklı veçheler veya arkatipler taşıdığımıza kani oldum.Önceden de olmuştu.Rüyamda sırtımda bir ağırlık hissettim.Onu sırtımdan atmak için sarstım.Düşmemek için adeta iki elleriyle yapışma hissini hissettim.Ancak birsüre sonra ısrarıma dayanamayarak indi.Önce bir sis yumağı şeklindeydi sonra formu netleşip güzel bir bayan şekline büründü.
Onu sahiplenmem için kurnazca bir taktik olduğunu düşündüm.Sinirli ve tehditkar tutumunu zamanla bıraktı.Dostça sohbet ettik.Sonuçta onu taşımamın enerji kaybıma neden olabileceğini anlattım.Anlayış gösterdi,yüzü mutsuzlaştı.Formu giderek zayıflayıp dağıldı.Gönlümde bir burukluk bırakmıştı.


Reply author: bulut
Replied on: 16/06/2012 12:05:33
Message:

Öğrencilerim SBS sınavına girdiler.Girmeden önce sınav stresiyle nasıl başaçıkabiliriz diye sorular yöneltmişlerdi.Ben de bilinen öneriler yerine, stresi yaşayın,onun farkına varın,ötelemeyin demiştim.En kıdemli panik öğrencilerim bile sınavın ortasında hoşgeldin panik,şuraya buyur,birazdan karpuz keseceğim demişler.Sonuç onlar için çok verimli olacak gibi görünüyor.
Ben parapsikolojik danışmanlığı çok seviyorum ya,kaybettiğim eşeğimi yeniden buldum.Yaşasın.


Reply author: bulut
Replied on: 17/06/2013 15:31:49
Message:

Biraz önce Davit WİLCOC'un rüyalarını okudum.İfşaat olarak özetlenen olgunun yaklaştığını görmüş.
Zaman ve olgunun gerçekliği konusunda birşey diyemem ancak benzer rüyaları dün gece ben de gördüm.Ancak paylaşmak aklımdan bile geçmedi.Şimdi yüreklendim.

Bir yazıda toplu inişten önce BİR gösterinin olacağını yazıyordu.Ben rüyamda devasa bir kız bebeğin yüzü aşağıya dönük durduğunu gördüm.Figür sıcak va gülümseticiydi.Sanki biraz sonra olacak olayın doğallığı ve basitliği vurgulanmak isteniyordu.Sonra gökyüzü birden ana gemilerle doldu.Star Wars filimlerindeki gibi...


Reply author: bulut
Replied on: 06/10/2013 10:09:02
Message:

Son zamanlarda zihnimi denge konusu çok meşgul ediyor.Bu zamana kadar hep bir yanı düşündüğümü biliyorum.Öbür yana endişelenerek baktığım bir gerçek.Gerçekten tercih ettiğim,yaşamımda belirleyici olmasını amaçladığım yan, bütünün temel özelliğini daha çok ifade ediyor.Zaten alternatif olan diğer yan, bütünün temel özelliğinin özümsenmesi için var.Yoksa temell özellik tam anlamıyla duyumsanamazdı.
Bir yanı bütün özellikleriyle kabul edip diğer yanı ötelemek ilk anlamda insanın özgürlüğünü sınırlıyor.Bu sınırlı özgürlüğün üstelenmesini,bazı doğu anlayışları,enkarnasyon döngüsüne kapılmak olarak değerlendiriyorlar.
Çağdaş düşüncede de mutlu ve başarılı insanın temel özelliğinin, kendini olduğu gibi kabul etmesinin olduğu ifade ediliyor.Olduğu gibide her iki taraf özelliğinin de kabullenilmesi anlamı gayet açık.
Bazı özelliklerimi rahatsız edici bulur,yolculuğumda engel olarak görürdüm.Onlarla mücalede eder,gitmeleri için kendi kendime sözler verirdim.Ama o özelliklerin alışkanlık olanları çok çetinler, ısrarlı başkaldırıları ile insanın direncini kırıyorlar.
Denge konusu bu durumda bana çok yardımcı oldu.Var olan bir özelliğini itelemek,fizik kuralı gereği karşıt bir direnç ile karşılaşmana neden oluyor.Oysa bu özelliği tanıyıp kabullenmek peşinen çatışmayı ortadan kaldırıyor.
İnsanın onlarca vechesinin olduğundan bahsediliyor.Tabi bunların bazıları öbür yandan.Ö zelliklerle savaşmak onların ifadesi olan vevheleri de ötelememize neden oluyor.Oysa dengede olmak için bütün vechelerimizi çağırıp kabullenerek bütünleşmemizde yarar olduğu kuşkusuz.Yoksa kendi içinde bütünleşme sağlanamazsa bir'in bütünlüğüne nasıl ulaşılır.


Reply author: burake
Replied on: 07/10/2013 18:04:44
Message:

Öte taraf ve bu taraf konusunda ben de bazen şunu düşünüyorum. Bu tarafın gerçek anlamını kazanması için bir şekilde öte taraf olgusunun da farkında, ayırdıdnda olmak gerekiyor. Ölüm gerçeğiyle yüzleşmeden yaşam gerçeği de bizden saklı kalıyor...Bu arada konuya alakasız olacak ama beni çok meşgul ediyor: bu aralar boyun, boğaz bölgemde bir dengesizlik var. Fiziksel rahatsızlığa yol açıyor... Hangi çakraya denk geliyorsa artık..Nasıl dengelenecek bilioyor musun sevgili Bulut?


Reply author: bulut
Replied on: 10/10/2013 08:46:00
Message:

Taraf konusundaki fikirlerinize katılıyorum sevgili Burake koşullanmış korkudan,manipulasyonlardan,öbür taraf sürekli bizi uğraştırmış.Bu tarafı olabildiğince es geçmişiz.Şu satırları yazarken bile zihnimizi meşgul eden çerçöpe karşılık aczimiz bu varlığa hiç yakışmıyor.
Uygulamalı kendini geliştirme konusunda yeterli bilgim yok.Bu nedenle yardımcı olamayacağım için üzgünüm.Segilerimle...


Reply author: bulut
Replied on: 16/03/2014 10:27:09
Message:

Birşeyler olduğunu ya da bildiğini varsayıp tekrar başa döndüğünü düşünmek insanı üzüyor.Ancak ilerleyişteki spiral yolu düşünecek olursak bugünkü başlangıcımız bir yığın önceki yüklülüğün potansiyelini taşıyor.Ayrıca yeni birikimleri almak için öncekilerin özümsenip fazlalıkların atılması bir gerçek.
Sanırım istediklerimiz,beklentilerimiz ve elde ettiklerimizin öz eleştirisini sık sık yapmalıyız.Bana göre beklentilerimiz bizden çok önde gidiyor.Bu bizi hem kasıyor hem de çevremizdeki dikkat dağıtıcılara dalmamıza neden oluyor.Sadelik ve netlikten uzaklaşıp karmaşaya düşüyoruz.
Biz üzerimizde tüm olanı taşiyoruz.Dünyayı dolaşıp dünyalık aramanın bir anlamı yok.Üzerinde oturduğumuz sandığa hiç bakmıyoruz.Belki de sandığa bakma bilincine ulaştığımızda bulduklarımızın bizim için bir anlamı kalmayabilir.
Bireysel değerimiz ve potansiyelimiz bütünün değer ve potansiyeli.Bu bize söylendiğinde paniğe kapılıyoruz.Kristal vazonun tozlu fesatası olmamak için kendimizi hohlayıp parlaklığımızı ortaya çıkarmalıyız.


Reply author: bulut
Replied on: 10/05/2014 10:33:44
Message:

Rüyalarım gerçek yaşantılarım gibi bir potansiyel kazandı sanırım.Düşünmeyi ya da meditasyon yapmayı başaramıyorum.Birçok dost bu iki halde değişik aigılarından söz ediyorlar.Adeta imrenmiyor değilim.Şükür ki rüyalarım bu açığı kapatırcasına yoğunluk kazandı.Başucu rüya kayıt defteri tutmayı gerektirecek derecede yoğunluk.Ayrıca rüyaların içinde serpiştirilmiş değerli bilgiler de var.Eğer farkında olursam.Tıpkı aşağıdaki rüya gibi:

Rüyamda,daha doğrusu rüya süreçlerinde değişik inançlara ait şeyler ve semboller görüyorum.Bazılarını hiç aklımdan geçirmedim bile.İlk bakışta bana ait olmayanlar da var.Ne alaka diye düşündüğüm,bazen tedirgin olduğum da oluyor.Ancak bu evrenin holografik yapısını düşününce,bende her inancın kaydının bulunabileceğini kabul ediyor,inanç çatışmalarının komikliğini düşünüyorum.


Reply author: bulut
Replied on: 16/11/2014 09:11:00
Message:

Sitedeki yazılarımı gözden geçirince "evrenin holografik yapısı nedeniyle herşeyin bende izi var.Bu nedenle inanç çatışmalarını anlamakta güçlük çekiyorum."ifademe takıldım.Buna göre her açmazın çözümü bizde,her bilgi yanımızda,gerçeğinin daha çarpıcı olarak farkında oldum sanırım.
Aynı cümleden hareketle içe yönelme çalışmalarimda da biraz yol aldığımı kabul ettim.Çünkü bu çalışmalarda enerjileri alma kabul etme pratikleri de yapıyordum.Bir zaman sonra özellikle esrik süreçlerimde vücudumun ısındığını,bu ısının kaşıntıya neden olduğunu gördüm.Bu beni rahatsız etmişti.
Enerji, bir kaldırma kapasitesini gerektiriyordu.Fazlası zarar verebilirdi.Topraklama denilen uygulama aklıma geldi.Çalışmalarımda bunu gündeme aldım.Problem sona erdi.
Burada asıl söylemek istediğim, enerjilerden dıştan gelenlerden çok içimizde taşıdığımız öz'enerjinin dayanılmaz olduğuydu.Farkında olmadan o gücü taşımak inanılmaz doğrusu.


Budur.com - Spiritüel ve Metafizik Forum : http://www.budur.com/forum/

© 2004 Budur.com

Close Window